Kısa Özet
Bu video, 15 Temmuz darbe girişimi sırasında MİT'in rolünü ve suç örgütlerine silah dağıtması iddialarını ele alıyor. Ayhan Bora Kaplan davasında yargılanan Muhammed Kaplan'ın mahkemede "silahları MİT verdi" şeklindeki ifadesi üzerine, bu konunun yeterince tartışılmadığı ve üzerinin örtülmeye çalışıldığı vurgulanıyor.
- MİT'in 15 Temmuz'daki rolü kritik ve aydınlatılması gereken bir konu.
- Darbe girişiminin baştan sona bir MİT prodüksiyonu olduğu iddia ediliyor.
- Olayın aydınlatılması için ulusal ve uluslararası mutabakatın gerekliliği vurgulanıyor.
Giriş
Ahmet Dönmez, 15 Temmuz darbe girişimi sırasında MİT'in suç örgütlerine silah dağıttığı iddialarını ele alacağını belirtiyor. Ayhan Bora Kaplan davasında yargılanan Muhammed Kaplan'ın mahkemede verdiği ifadeye değinerek, bu ifadenin medyada yeterince yer bulmadığını ve konunun üzerinin örtülmeye çalışıldığını ifade ediyor. Süleyman Soylu'nun TRT binası önünde Ayhan Bora Kaplan ve çetesiyle birlikte olduğu fotoğraflara da değiniliyor.
Muhammed Kaplan'ın İfadesi ve Önemi
Muhammed Kaplan'ın mahkemede verdiği ifadede, bir komiserin "15 Temmuz'da silahları nereden aldınız?" sorusuna "Milli İstihbarattan aldık" cevabını verdiği belirtiliyor. İfade sırasında yaşanan diğer olaylar ve kopukluklar da değerlendiriliyor. Bu ifadenin önemi, ilk kez içeriden birinin silahları MİT'ten aldıklarını itiraf etmesi olarak vurgulanıyor. Geçmişte bu yönde spekülasyonlar olmasına rağmen, mahkeme huzurunda tutanaklara geçecek şekilde bu ifşanın yapılması dikkat çekiyor.
Hatırlanması Gerekenler
Sedat Peker'in 15 Temmuz'da dağıtılan silahlarla ilgili iddiaları, AKP İstanbul Gençlik Kollarından birilerinin arabalarında çıkan silahlar ve Selim Temurci'nin "çok pis oyunlar oynandı" şeklindeki açıklamaları hatırlatılıyor. O gece bir yerlere yerleştirilen keskin nişancılar, kimin silahından çıktığı belli olmayan mermilerle şehit edilen siviller ve görgü tanıklarının anlatımları da anımsatılıyor. Ayrıca, Nihal Olçok'un açıklamaları, meydanlardaki cihatçı tipler ve Fatih Tezcan'ın İHH'dan birçok insanın silahlarıyla sokaklara indiği yönündeki iddiaları da hatırlatılıyor.
MİT'in Rolü ve Organizasyon
MİT'in 15 Temmuz'un her yerinde olduğu ve organizatör rolü üstlendiği belirtiliyor. Darbe hazırlığının haber alınması, görev alacakların devşirilmesi, an be an her şeyden haber alınması ve olayın kontrollü bir şekilde patlatılması tamamen bir MİT prodüksiyonu olarak nitelendiriliyor. 2017'de yazılan bir yazıya atıfta bulunularak, bu görüşün uzun zamandır savunulduğu ifade ediliyor.
İhbar Düzmecesi ve Kontrollü Darbe
15 Temmuz olayının erkene çekilmesinden başlayarak, halkın sokaklara dökülmesini organize etmek, insanların ölmesine sebep olmak ve sonrasındaki rejim değişikliği gibi olayların bir MİT prodüksiyonu olduğu vurgulanıyor. O gün TRT'ye giden grupların Süleyman Soylu ile birlikte hareket etmesi, MİT'in silah verdiği kişilerin Soylu ile bağlantılı olması dikkat çekiyor. MİT'in bu kadar küçük bir detayın içinde bile olması, daha büyük olaylarda da dahli olduğunun işareti olarak değerlendiriliyor.
MİT'in Bilgisi ve Hakan Fidan'ın Rolü
O dönem başbakan olan Binali Yıldırım'ın darbe başladıktan sonra bile Hakan Fidan'dan bilgi alamaması, Süleyman Soylu'nun ise olaylardan haberdar olması MİT'in organizasyonunu gösteriyor. Mehmet Eymür'ün "15 Temmuz raydan çıkmış bir MİT projesidir" sözü hatırlatılıyor. MİT'in normalde cuntayı haber alıp siyasi iktidarı uyarması gerekirken, bu olayda hiçbir şeyden haberdar olmaması ve darbe başladıktan sonra her şeyi kontrol etmesi çelişkili bulunuyor.
14 Temmuz ve İhbar Oyunu
Darbe girişiminden bir gün önce Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda yapılan toplantılar ve Hulusi Akar ile Hakan Fidan'ın 6 saat baş başa görüşmesi anlatılıyor. 15 Temmuz öğle saatlerinde yaşanan ihbar olayı ve MİT'in Genelkurmay'a gitmesi, alınması gereken tedbirlerin alınmaması planın bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Dağıtılan Silahlar ve Amaç
Darbe girişimi erkene çekildikten sonra dağıtılan silahlar devreye giriyor. Muhammed Kaplan'ın anlattığı, Sedat Peker'in gündeme getirdiği ve Selim Temurci'nin itiraf ettiği silahlar farklı yerlerde ortaya çıkmaya başlıyor. Hakan Fidan ve Hulusi Akar'ın dahi ana aktör olmadığı, daha derin bir aklın ve projenin olduğu iddia ediliyor.
Dış Güçler ve İç Mutabakat
Türkiye'nin tek adam rejimine geçirilmesi gerektiği yönünde 2005-2006'larda hazırlanmış raporlardan bahsediliyor. Bu işin ulusal ve uluslararası bir konsensüsün sonucu olduğu, Türkiye'de ve yurt dışında mutabık olan grupların ve merkezlerin olduğu belirtiliyor. Hakan Fidan ve Erdoğan'ın bu projede istekli ve başarılı bir şekilde rol oynadığı ifade ediliyor.
Sadık Üstün ve Medya Organizasyonu
MİT'in etkili isimlerinden Sadık Üstün'ün o gece oynadığı rol ve Akın Öztürk'ün bir numara ilan edilmesi için yaptığı girişimler anlatılıyor. Zekai Aksakallı'nın MİT müsteşarlığından Sadık Üstün ile görüştükten sonra televizyonlara bağlanması ve diğer komutanların da darbeye karşı beyanda bulunmalarını talep etmesi MİT'in medya organizasyonunu gösteriyor.
MİT'in Resmi Açıklamaları ve Çelişkiler
MİT'in Meclis 15 Temmuz Araştırma Komisyonu'na gönderdiği raporda, teşkilat personelinin etkili silahlarla caydırıcı atışlar yaptığı ve Cumhurbaşkanlığı Sarayı, Çankaya Köşkü, Erdoğan'ın Kısıklı'daki konutu ve Huber Köşkü'nü koruduğu belirtiliyor. Darbecilerin Erdoğan'ın Huber Köşkü'nde olacağını bildiği ve hazırlıkların buna göre yapıldığı, ancak Erdoğan'ın gizlice Marmaris'e gitmesi planın bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Teyakkuz Hali ve Medya Kullanımı
MİT'in resmi anlatımına göre darbeye kadar teyakkuz halinde olmadığı, ancak o gece saatlerinden itibaren teyakkuz halinde olduğu belirtiliyor. Erdoğan'ın CNN Türk'e FaceTime bağlantısını yapmasını bile MİT'e olan Nuh Yılmaz'ın organize ettiği iddiaları hatırlatılıyor.
Zekai Aksakallı ve Komutanların Televizyona Çıkarılması
Zekai Aksakallı'nın 14 Temmuz gecesi Hakan Fidan ile uzun süre görüştükten sonra ertesi gün ortadan kaybolması ve MİT'in organize ettiği televizyon yayınlarına katılması anlatılıyor. MİT'in komutanların medyaya çıkışını organize ettiği ve bu durumun darbe karşıtı bir algı oluşturmaya yönelik olduğu belirtiliyor.
Mehmet Dişli'nin Açıklamaları ve Hakan Fidan'la Görüşmeler
Mehmet Dişli'nin Hulusi Akar'ın darbe bastırıldıktan sonra önce Binali Yıldırım'la, sonra Hakan Fidan'la görüştüğünü söylemesi, koordinasyonun MİT'te olduğunu gösteriyor. Hulusi Akar'ın 19 Temmuz'da Hakan Fidan'la bir görüşme daha yaptıktan sonra tavrının değişmesi, güncellemelerin geldiğini ve ana aktörün MİT olduğunu işaret ediyor.
Selim Temurci'nin İtirafları ve Silah Dağıtımı
AKP İstanbul İl Başkanı Selim Temurci'nin, AKP İstanbul gençlik kollarına silah dağıtıldığını ve bu durumun sadece İçişleri Bakanlığı'nın bilgisi dahilinde olamayacağını söylemesi dikkat çekiyor. Temurci'nin "kandırıldığımı hissediyorum" şeklindeki açıklaması ve darbe öncesi ve sonrası milleti birbirine kırdırmak için silah dağıtıldığını belirtmesi önemli bir itiraf olarak değerlendiriliyor.
Ümit Özdağ ve Nihal Olçok'un Açıklamaları
Ümit Özdağ'ın Sadat Başkanı Adnan Tanrıverdi'nin 15 Temmuz öncesi birliklerin ele geçirilmesi ile ilgili siviller tarafından çalışmalar yapıldığını itiraf etmesini hatırlatması ve Nihal Olçok'un eşi Erol Olçok ve oğlunun bilerek vurulduğunu söylemesi önemli iddialar olarak değerlendiriliyor.
Erol Olçok'un Şehit Edilmesi ve Üstünün Kapatılması
Erol Olçok'un şehit edilmesi olayının çözülemediği ve balistik incelemesinin yapılmadığı belirtiliyor. Olayın üzerinden 10 yıl geçmesine rağmen faillerin bulunamaması ve üstünün kapatılması şüpheli bulunuyor.
Görgü Tanıklarının Anlatımları ve Sniper İddiaları
O gün köprüde sniperlar olduğunu söyleyen görgü tanıklarının anlatımları ve sosyal medya paylaşımları hatırlatılıyor. Avukat Fatma Benli'nin "borsanın tepesine sniper yerleştirip halka ateş eder" şeklindeki tweeti ve Acıbadem'deki Telekom binasının önündeki kalabalığa ateş eden polislerle ilgili görgü tanığı ifadeleri örnek olarak veriliyor.
Ravza Kavakçı'nın Şaşkınlığı ve Organizasyon İddiası
AKP İstanbul milletvekili Ravza Kavakçı'nın, o gece herkesin olması gereken yerde olduğunu ve kimsenin belli bir yere yığılmadığını söylemesi dikkat çekiyor. Bu durumun Allah'ın lütfu olamayacak kadar detaylı hazırlıklar gerektirdiği ve birilerinin bir şeyleri koordine ettiği, sevk ve idare ettiği yönünde yorumlar yapılıyor.
Sonuç ve Değerlendirme
Dağıtılan silahlar, keskin nişancılar, şehit edilen insanlar ve rejim değişikliği gibi olayların bir arada konuşulması gerektiği vurgulanıyor. Darbeye kalkışanlar olduğu gibi, halkın nasıl sokağa çıkarılabileceğini planlayan ve organize edenlerin de olduğu belirtiliyor. MİT'in her şeyden haberi olduğu ve her şeyin bir plan dahilinde hazırlandığı, Erdoğan'ın Huber'de olacağı bilgisinin de bu planın bir parçası olduğu ifade ediliyor.
Savcıların Soruşturması ve Görevden Alınması
15 Temmuz olayını soruşturan savcıların, işin ucunun Hakan Fidan'a gittiğini görmesi üzerine görevden alındığı belirtiliyor. Ankara Cumhuriyet Başsavcıları Harun Kodalak ve Necip Cem İşçimen'in Hakan Fidan'ı görevi ihmalden dolayı ifadeye çağırmaya hazırlandığı, ancak bu nedenle görevden alındığı iddia ediliyor. Muhammed Kaplan'dan Harun Kodalak'a, Necip Cem İşçimen'den Selim Temurci'ye kadar her şeyin MİT'te düğümlendiği vurgulanıyor.

