0:00 Halkssın işte. Halsın. O ne halk olduğunu anladığında gerçek haline dönüyorsun. Bizim inanın arkadaşlar biz ezbermatik, doğmatik insanlarız. >> Doğduğumuzda amaydık. Hoş geldiniz arkadaşlar. Doğduğunuzda amaydık. Ama bilmiyorduk. >> Gel Hakan. Buyurun. Hoş geldiniz arkadaşlar. Buyurun. Hoş bulduk. Merhaba. >> Merhaba. Hoş geldin. Oturun. Daha sonra görüşürüz. Arkadaşlar eee doğduğumuzda ağaydık. Hiçbir şey bilmiyordunuz. Bana içinizden bir tanesi çıksın. Ben doğduğumda biliyordum kendimi desin. Yokt yoktunuz işte orada. Yoktunuz. Sade
0:46 ama demek bilmeyen, idrak edemeyen, analiz edemeyen. Henüz orada bir bilinci iyi veya kötü bak bir bilinci oluşmamış insan demektir. Göremeyen insan demektir. Gör bu gözle değil. Hani bilinç gözüyle göremiyor. Orada olmuyor işte olmadığınız yer orasıydı. İşte ama olduğumuz bu aleme annemizden bu doğduğumuz yerde. Ondan sonra bak en baştan aldım bak barışın sayesinde. Yoksa demeden aldık gidiyorduk demin. Eee ondan sonra anamız babamız ilk rablerimiz devreye girdi. Rab öğretici öğretmendi. Bunu biliyorsunuz. Ve ilk Rablerimiz devreye girdi. Çevren, öğretmenler, anamız, babamız ilk
1:33 olarak onlar çevreyi ve bizde eee kimlik oluşturdular bizde. Bizim gerçek kimliğimizin olmadığı henüz daha bilmiyorduk ki. Bizim gerçek kimliğimiz oydu. İlk zannımız yani ilk zannımız, ilk bilincimiz öyle oluştu. Ama bizim bilimci seçtiğimiz bir bilinç değildi. Öğretilendi. Doğmatik ve ezbermatik bir ikisi de aynı şey arkadaşlar. Ayrı ayrı söylüyorum. Öyle bir bilinçti bu bizde. Biz ergenlik çağına gelesiye kadar hep onların güdümüyle güttük. Onun için kimimizin nüfus geldinde Hristiyan yazdı. Kimimizin nüfus geldi İslam yazdı. Kimimin Yahudi yazdı kimimizin Türk yazdı. Kimimizin Fransız yazdı. Kimimizin Ermeni yazdı. Çünkü biz
2:18 doğduğumuz kültürle şekil aldık. Bunu bunu yani bu yok yani bu böyle ve eee oyunun kuralı bu. Eğer bir oyun diyecek olursak dünyayı yaşay oyunun kuralı yani hepimiz bir kimlikle yani biz verilen kimlikle işte eee dedim ya Fransız, Ermeni falan filan eee kimliği verildi bize. İslam Hristiyan kimliği verildi bize. Biz bu kimliklerle yol aldık ta eee ergenlik çağına kadar. Ergenlik insanı ilk kimlik arayıştır arkadaşlar. İlk kimlik orada işte o ben bizim Cem diye anlattığımız bir e yer var. Şuur var işte aslında o benin ayak uc ayak sesledirdi. Ergenliktek ben
3:03 bilirim karışmayın ben kendim varım. İ insanın ilk kimlik arayışı ben bilince orada başlar. Çünkü isyanları başlar. Öğretilenlere isyan başlar. kimliğini isyan başlar olması gereken ilk ergenliktir. Ve biz ergenlikle iyi kötü kendimiz karar vermeye öğrendik. Anlarım ya karışmayın ya. Bir beni rahat bırakın öğrendik ister istemez. Hepinizin çocukları vardır. Hepiniz ergenlerle baş başasınızdır ki olduk. Biz onları şey gördük. Hep böyle hani zor gördük. Aslında onlar için çok zordu. Bir kimlik arayışıydı. İnsanın doğasında var olan bir kimlik arayışı. Hani sen bana bunu bunu ded ama tamam durun artık gel. Ben bir karar vereyim bak. İnsanın doğasına içdüsel gelen bir şeydir. Ve bu çocuk
3:50 iyi veya kötü kültüre göre bazen çok yanlış seçimler yaptı. Bazen çok doğru seçimler yaptı. Anne baba burada çok müdahil olamadı zaten. İzin vermedi erken. Ve eee eğer gerçekten çok alan açan bir anne baba varsa daha doğru seçimler yaptı. Kısıtlayan bir anne baba varsa daha zor seçimler yaptı. Belli bir yaşın üzerine geldik ama hala haayız. Hala çevresel kimliklerle görüyoruz ki bir eee kendimizi eee biz burada kendimizin karar vermesini kazandık ama yine artık burada ne devreye girdi? Bizim bilinçaltımız devreye girdi. Bilinçaltı derken bugüne kadar bize öğretilenler devreye girdi. Biz kendimiz karar veriyoruz. zanı olursa da bizim annemizin, babamızın bize verdikleri, çevremizden
4:35 aldıklarımız bizi yönetiyor. Orada artık o çocuk 30 yaşına da gelse sanıyor ki ben kendi hayatımı kendim yönetiyorum. Hayır, hala ezberometik ve doğmatik gidiyor. Sadece artık seçimleri ben yapıyorum. Ama seçimleri neye göre yapıyor arkadaşlar? Bilinçaltına göre yapıyor. Verilere göre yapıyor. Çevreye göre yapıyor. Yediği yemekler bile çevreye göre. İşte buralarda diyorlar ki sen yoksun. Sen varsın. Buralarda varsın ama hala ezber doğmatiksin. Yani kendinin farkında değilsin. E kendinin farkında olman gereken ki Evet. Şimdi burada ben bir tanak açıyorum. E zaten varlık hakkın varlığıysa var olan
5:21 biz hepimizin çoğunuz burada %80 dinsel bir arayışla buradasınız. İnançsal bir arayışla buradasınız. bize yani bize kendimizi sorguladan inanç sistemimiz. Kafamız yatmadı, gönlümüze uymadı. Oradan başladık sorgulamaya yetmedi bize anlatılanlar uyumadı. Oradan başladık. Bir de burada inanç sistemi de devrendi. 3040 herhangi yaşta arıyorsanız kendinizi, başladıysa bu arş bir inanç sistemi devreye girdi burada. Ondan sonra olduk biz böyle bu buz bulanık böyle kafamız karman çorman. Biz ben kimim? Ben neye inanıyorum? Allah nedir? Muhammed nedir? Yani İslam nedir? Bir de bunlar girdi devreye. Biz bunlarla arayışa başladık ama neyi aradığımızı da bilmiyoruz. Biri yazmış bir arkadaşım
6:07 bugün ben Allah'a aşığım. Kim Allah'a aşık? Kim Allah'ı arıyor? Kimi kendini arıyor? Kimi cevap veremediği sorularına cevap arıyor. Çünkü tatmin değil. Mutmain değil orada. Mutmain bir hali yok. Huzursuz. Bu mu İslam diyor inanç sahibi hani Allah nerede diyor. Allah varsa diyor bu kadar katliameden ne oluyor diyor. Soruyor da soruyor. Doğası gereği soruyor. İşte bu tam bu noktada biri geliyor. Eee eee karşınıza bir sürü hocalar çıkıyor, anlatanlar çıkıyor. Biri geliyor. Zibidinin biri sen yoksun ki diyor.
6:53 Sen zaten asıl varlığınla varsın. Farkında değilsin. Yok olan bir varlık yok. Sadece varlık kendi varlığının farkında değil. Ne yapacaksınız? Ne yapacağız burada? O varlığı farkına vardıracağız. Bu kadar. Diyeceğiz ki sen kendini mi arıyorsun? Sen Allah'ı mı arıyorsun? Hı. >> Sen ne arıyorsan o senden ama sana bu kadar bilinçaltında doldurdukları için ezber sen bunlarla kurtulamadığın için sen kendi varlığının farkında değilsin. Onun için ben uyanışa karşıyım. Farkındalığa varım. Çünkü uyanış adı altında insanlara
7:39 bir yok sen uyanamazsın. Sen uyanırsın bak sen iyi ol. Sen kötü yol sen yoksun. Sen zandasın, sen varlık böyle diyerek kafalar allak bullak oldu. Arkadaşlar bugün buradan çıktığınızda ben İstanbul'a kadar ben böyle arkadaşlar gerçekten İzmir dışına gitmem. Bu getirdi beni. Eee, >> evet. Şimdi bu kelama döktü de ama bir sürü arkadaş var çağıran. Onu biliyorum. >> Ben de çağırdım. >> Ve ben kalktık. Hakan sağ olsun Hakan teşekkür ederim. Hakan arkadaşı bizi aldı buraya getirdi. Akşam dedim benim bulacağım bulacağım yerlerde. Ben burada olursa kaybolurum. Neyse yani. Sağ olsun teşekkür ederim. Bir sürü arkadaş önak oldu. Geldik biz buraya. Buradan çıktığınızda ne olur? Net olur. Benim
8:27 hep anlatmak istediğim bir şey var. Kendinizden emin olun. Kendinizden emin olun. En azından arkadaşlar o anki halinizden emin olun. Ya o anki şuurunuzdan emin olun. Ya belki daha çok anlayacak bilgi vardır, şuur vardır ama o an halinizden bir mutmain olun. Ya bizim kendimize en büyük yaptığımız zulüm ne biliyor musuz mu? Kendimizden emin olamamak ve kendimize hiç ehemmiyet vermemek, hiç ihtimal vermemek. En büyük zulüm bu. Rabbinize yaptığınız en büyük zulüm bu arkadaşlar. Kendi sistemimize sırt döndük ve biz dışarılarda bir varlık aradık. Dışarılarda bize kendimize çevire yani bize arayacak bulacak bir şey vardır
9:13 aslında. Dışarıdaki ne? Seni sana gönder gösterecek bir ayna. Ben ne yapabilirim? Anca siz si siz kendinize gösterebilirim. Siz k yüzünüzü kendinize çevirebilirim. Hakan gelsene buraya. >> Buradayım. >> Biliyor musun? Burada ol. Gel bir sandalye al buraya. Kitabımızın mimarı. Şimdi e burada yapılacak tek şey vardı. Kendinizi size gösterecek projekte bir ayna. Bu olur bu olur. Ama en Hoş geldin kuzum. En görüşeceğiz. En kolay yoldan size kim aynı diyorsa size yolunuzu en kolaylaştıran odur. Çünkü
10:01 size bir şey öğretilmeyecek. size sadece siz tarif edilecek. Kendi aslınız tarif edilecek. Zaten hepimiz bir mayayız. Bir ruhtan geldik. Fıtratlarımız ayrı. Ne sen bana benzeyeceksin ne ben sana benzeyeceğim. Fıtratları ayrı. Suretlere tevhit dediğin şey birlemekti. Ama neyi biliyor musun? Kendimizi. Ya ben hepinizi nasıl birleyeyim? Bak hepiniz ayrı dünyalar, ayrı insanlar, ayrı bilinçlersiniz. Ben sizi birleyemem. Birleyeceğim tek şey var sizde. Aynı ruhtan geldiğimiz. Bu bu bunu birleyebilirim. Derim ki hepimiz aynı nefes alıyoruz. Aynı mayadan geldik. Burayı bir yoksa suretler fırda asla birlenmez. Ama birlenecek tek şey var hakikatte. Ben manam, maddem. Ben
10:48 tek bir birim. Birimin varlığıyım. Zahir olan da benim, batın olan da benim. Evvel de benim, ahir de benim. Çünkü benim ruh boyutumun evveliyatı yok. Beden boyutumun evveliyatı var. Bilmem kaç bilmem kaç sene. Ama bu varlığın şekil bulmuş hali. Peki varlığın aslanın evveliyat var mı? Bilinmiyor. Sonu var mı? Bilinmiyor. Ama şöyle bir şey diyor. Diyorum ben zahirim ve batınım. Zahirim demek ben görünürüm. Bak şekle büründüm. batınım demek. Bak ben bir nefesten, bir ruhtan, bir enerjiden şekil aldım demektir. Bu mana boyutunuzdur. Manayı, maddeyi birlediğinde
11:34 sen tevhit etmiş oluyorsun. Rahman ve Rahimin Arapça çok canınız yaktı bu kelimeler. Rahman ve Rahimin sizin görünen ve görünmeyen açığa çıkan bak rahman rahimiyet hitap edelim. Birinci anlam açığa çıkan demektir. İkinci anlam sonuç demektir. Ben bir yemek yaptım. Soğanı fasulye hırsızı topladım. Bir kuru fasulye yaptım. Tabağa koyulmuş. Sonuç rahimiyet. Anladınız mı? Rahimiyet bu. Tabak yemek. Ama nelerden oluştu? Bak bir sürü malzemelerin birleşim rahimiyet. Rahimiyet açığa çıkan sonuç demektir arkadaşlar. Hem görünen demektir hem sonuç demektir. Rahmansa onu oluşturan altyapı demektir. Onları birleştiren birim demektir.
12:22 İşte o ne oldu? Bak Rahman ve Rahim ne kadar basit anlaşım oldu değil mi? O zaman işte ben Rahman ve Rahimin birliğiyim. Rahman mana boyut külli iradenin çıktığı alan. Rahimiyet ise cüzi iradenin kullandığı alan. Düşündüm ben bugün bir kuru fasulye yemeği yapaydım bak yapayım dedim. Rahman karar verdi. Külli irade karar verdi. Görünmüyor bak. Külli irade. Kaynaktan geldi. Ben bugün kuru fasul yapacağım. Ne lazım? Rabbime sordum. Ne lazım? Soğan lazım, fasole lazım, acak lazım, yağ lazım, tuz lazım dedi bana. Değil mi? Ben bunları ayarladım.
13:08 Cüzi irade devreye girdi. Görünen irade devreye girdi. Dedi ki, "Ben bugün bunu yapayım. Hadi geçti ocağın başına mutfağa girdi. Mutfak bilinçalanın girdi ve yaptı. Ve Rahimiyet açar çık cüzi irade görevini bitirdi. Kaynak külleden başladı. Cüziyette sona erdi. Sakın bir daha külliye irade var mı? Cüzi irade var mı? Sormayın. Döverim hepinizi. Gözünüzü seveyim. Bak burası insan oluşturma alanı. Çünkü ins boyutundan insan boyutuna gelme alanı. Size emin olun ki size kim külli irade yok veya cüzze yok derse gülün
13:54 içinizden. Gülümseyin geçin. Sakın ha tartışmayın. Anlamayanı anlatamazsınız. İnanın bana siz buradaysanız bunu çok net söyle. Emin bir şekilde söylüyorum. Siz yolun sonundasınız. Çünkü herkes buraya gelmez. Herkes beni anlayamaz zaten. Buradaysanız yolun sonundasınız. Belki arayış bitti. Belki de bitmek üzere. Aracın bitmesi değer bitmemesi size bağlı. O merak boyutunuza bağlı. O sizi çok savuruyorsa işte Ayşe böyle dedi işte İsmail de böyle diyor ya. Hakan da böyle diyor. Barış da böyle diyor. Gittiniz şeytanınız aldı savurdu sizi. Eminlik yok gitti. E biri küller
14:41 ad yok işte cüzad yok dedi ya. O ya bir de yokmuş. Ben bir yoku anlayayım. Bittiniz. 6 ay, 7 ay daha savrulma. Geleceğiniz yer buası arkadaşlar. Yok. Bak inanın ya ömür boyu bu cenderin içinde sıkışıp gideceksiniz. Ömür boyu mutmain olmadan huzursuz arayış içinde gideceksiniz ya da bunları kabul edip huzur bulacaksınız. Yapacak başka bir şey yok. Huzur kapısındasınız. Bu benim yazılarımın arkasında yazdığım huzurda huzurlu kal lafı var ya rabbimden inan bir kelimedir benim. Ben bunu böyle arayıp da bulmuş değilimdir. Ben bu yazılara başlarken bir o geldi, bir bu geldi ama bir yani eee önce
15:29 huzurda huzurla kal. Çünkü gerçekten ben bendekine yansıttığım için huzurda huzurlu yani ben hangi huzurda rabbimin huzurunda huzurluyorum ve orada kalıyorum. Bak merkezleniyorum orada. Bu ikinci bana cevaplar geldikçe akıl kullanılmıyor. Hop tekrar indi. Aklet o aklı anlat. Akl anlat sen. Sen bırak her şeyi akl anlat. O kadar çok ihmal edildim ki bak inan arkadaşlar bak. O kadar çok ihmal edildim ki o kadar üstüm örtüldü ki. Ben bunu videolarda da söyledim. Beni anlat. Benim küylerim diken diken varlığın dile gelmiş halidir bu. Onun için ben en çok beni vurgularım.
16:16 Çünkü beni anlatan benim. Beni benden başka kimse anlatamaz. Beni bak o varlığın ben olmuş halini kimse anlatamaz. Ben olmuş insan anlatabilir bunu. Onun için beni anlat aklı anlat. Bir şey mi söyleyeceksin? Bir şey mi söyleyeceksin? Şimdi kaldığımız yerden devam edelim. Bana ılık şey pardon açık bir çay olur mu? Getirseniz sevinirim. Su yetmiyor. Biliyorsunuz ben sesleriyle konuşuyorum biliyorsunuz değil mi? Ona iyi bakmak lazım. Hoş geldiniz görüşeceğiz. Buyurun oturun. Şimdi nerede kaldık arkadaşlar? Hadi
17:02 bakalım. Dinlediniz mi beni? >> Beni ben bilirim diyorum. Yok o değil. Bir yerden başlamıştık. O son cümle onu onu araya girdik de geldik. Külli ve cüz kaldı. >> Külli ve cüzdiği anlattık. Aslında tam arayışın kimlik arayışının 30 yaşlarında ben kimimden orada kalmıştım. Arayışa girdin. Oraya oradan devam edelim. Arayışa girdin. İkisi karşına bir sürü insanlar çıktı. Sana yoksun dediler. Oradadık asıl orada. Peki eee sana anlatılmak istenem senin kendi varlığında. Sen varlıkla varlığı varsın. İşte bunu anlamamız gerekiyor bizim. Bu da bizim beka yaşam boyutu arkadaşlar. Bak beka diyoruz, fena diyoruz. Ondan sonra e varlık diyoruz. Rahman var. Bunlar hep hepsi Arapça kavramlar. Bunları
17:49 yüzyıllar önce hani demişler bu ilim var, varlık ilim var ama ben de sokaktan arayışa gelen ilk insanı ben bunu nasıl anlatayım? Yani düşünebiliyor mus? Bu bu ilim Hz. Muhammed'le falan değil. Bunu unutun. Sümerlerden çok eskilerden gelen bir ilimdir. Hz. Muhammed de bunu dedesinden, amcasından öğrenmiştir. Onu da söyle. Öyle laftan öyle langadak peygamberlik gelmedi ona. Bu ilimi almıştır. Bu ilimi Hazreti Ali ile ve eshabıyla paylaşmıştır. Halka da bunun işte eee hani doğru olun, dürüst olun. Bunun e şeriat yönü yani daha insanların anlayacağı dile indirgemiştir. Öyle anlatmıştır. Yani gerçekten bu onu
18:35 anlayabileceklere işte mesela ilk ayet indiğind ilk kendini fark ettiğinde ilk farkındalık olduğunda cemi yaşadığında Hz. Hatice'ye gitmiştir. Titremiştir örtüs. Çünkü kendi varlığıyla ilk kez tartışmıştık duymuştur ama henüz zaten şahit yok. İlk şahitliği Hira mağarasında gelen oku ayetiyle gitmiştir. Tirtir titremiştir. Cemi yaşayan herkes titremiştir. Titrer ve irkilir. Bir eee idrak şu patlamasıdır. O şöyle yani illa böyle şey değildir. Öyle hani hava dolayları falan değil. İlk bölüm zangadak sana inen bir şuurdur veya bir idraktır. Bir eminlik hali bir hissediş hali. Herkes de farklı yaşar bu. Ama orada bir idrak oluşur sizde. İşte bunu
19:21 yaşadığında peki gerçek Hira mı inmiştir? Hira neresidir? >> Beden. >> Buraya bırakın. >> Burası burası. Burası burası. Hira. Hira mağara. Burası arkadaşlar burası. Bak yüzyıllardır ya. Ben psikoloji okuyorum arkadaşlar. Psikolojinin böyle dersini alıyorum bak öyle bir sevindim ki geçen de bunu bir söyet anlatmadım şey kalmaz zaten bunu neyi konuşuyorsam. Neyse bir şeyine okudum. Eee eee Sümerler zamanla bak eski çok eski tarihlerden bu tarafa daha önceleri beğinmiş sorgulan ve sonra kalp. Bu bilerek yapılmış arkadaşlar. >> Bu bilerek yapılmış. Çünkü insanları akıldan uzaklaştırmanın ilk yolu kalbe yönelme. Kalbin de anlamı ne? İyilik
20:07 yap, kötülük yapma. Zaten bunları akıllı kullanan insan da biliyor zaten. Ama yok hani sen böyle sevgi pıtırcı ol. Ondan sonra sen böyle eyvallah makamına ol. Sen yok ol dışarısa var olsun. Onlara var. Sen yordu olma. Yani bu kalbi arkadaşlar bak açın bulursunuz. Google'da vardır. Bu bilgi de düşünüyorum. Ben dersini aldım. Bu bilerek yapılmış. Yüz insanlar var ya eee eski Sümerlerden bu tarafa insanlar öldüğünde kalp beyinleri oyudur atılırmış. Kalpleri bırakılırmış. Açorganlar sade kalp bırakılır. Öyle gömülürmüş. Biliyor musunuz? Mu? Bu bilerek yapılmış bir şey. Onun için biz kalp
20:53 kalp kalp kalp nedir biliyor musun arkada? İnsanın şuur Muhammed'in şuurunun açıldığı yerdir. Kalp bu semboldür. Bak buna da bu bıç boyutu. Beden boyutu. Kalp bizim beden boyutumuz. Bedenimizi ayakta duruyor. Kalp durduğu anda yoksun. Beden boyutunu ama bu beden boyutunu yöneten bilinç boyutu burası. Onun için ve şimdi 1870'ten bu tarafa ya 1900 değildir çok yakındır. 1870 yanılmıyorsam beynin önemi anlaşılmış, komutan olduğu anlaşılmış. Beyin yoksa hiçbir şey olmadığı anlaşılmış. Kalbin de bir işe yaramadığı anla yani yaramadı derken inançsal ve idraksal boyutta bir işe yaramadığı anlaşılmış ve beyin anlarsa varsın beyin anlamazsa yoksun.
21:41 Ve bilim şunu da kanıtlıyor. Eee, öldüğünüzde eğer kalbiniz duruyorsa, kalben ölüyorsanız 72 daha beyindeki nöronlar ayakta kalmak için çabalıyor arkadaşlar. Çünkü beyin bizim zihin ve zahir boyutumuzu, algı boyutunu oluşturduğu için sen bilinçle var olduğun için bilincinin kaybolmaması için bu ayakta ve 72 saat daha direniyor. Onun için o filmlerde yapılır ya hani ruh bedeni terk eder, beden ruh kendini izler. Aslında öyle bir işte bilinç henüz bu beyin ölmediği için, beyin ölümü gerçekleşmediği için nöronlar ayakta kalmak için titreşimsel olarak hala oğan olayları görüyor. Bu gerçektir arkadaşlar. Çünkü beyin kalpte ama bir kaza geçin pak beynin dağıldı
22:28 kalp durdu. O o görüntü oluşmuyor. Onun için hani sinemalar falan yapılır da insan öldüğünü görüyor. Gerçekten kalp olarak öldümse bu şey e yassın ama bir gerçek beyin hala idrak yaşıyor ve ama y sonra gidecek yani bir şey yok yani hani şunu düşünme 72 saat e gömeyelim öyle bir şey yok. Bu nöronların çırpını çünkü beyin ölmek istemez zihin ölmek istemez. Hoş geldiniz >> arkadaşlar. Yayından sonra görüşelim. Zihin ölmek istemez. Ayakta kaç zihin seni zahir tutar bu alemde ayakta tutar. Çünkü zihin bizim bilincimizi oluşturan yapıdır. Buraya da girelim.
23:18 Buraya da girelim. Zihin yoksa yoksunuz. İstediğiniz kalbiniz çalışsın. Beyin ölümü gerçekleşenler ne yapıyorlar? Hiç yok değil mi? Bilinç yok. İşte beyin zihin yoksa böylesiniz arkadaşlar. Zihin demek beynin çalışması demek. Elektriksel üretimi bir algı boyutumuz. Algı boyutumuz yoksa biz yokuz ki. Ne ben size bunu anlatabilirim siz ne siz beni dinlersiniz ne idrak edebilirsiniz. Ama biz insanoğlu bütün hücrelerimiz öyle nöron iki ucumuz var bizim. Negatif ve pozitif alanımız var. İşte zihin zihin ne sizi bugüne kadar kötülükleri negatif aland zihnimizin öbürü. Bir de bizim zihnimizin bizi hizmet eden ben şu anda size zihnimle sesleniyorum pozitif alanı var bizi hizmet ediyor. İşte biz onları
24:05 fark ettiğimizde zihnimiz bize niye negatif alanda hizmet? Çünkü bizim veri tabanımız çöplük. Çünkü biz hep ezber mat öğretil bize bugüne öğretilmiş algılarımız olduğu için onlarla yaşadığımız için biz onları yönetiyor. Bu anlatımlarını da algılayamıyoruz. İşte orayı fark ettiğimizde o negatif taraf bak işte o zaman yavaş yavaş geçmişimizle yüzleşiyoruz veya kendimizi barışıyoruz. En kolayı işte onun için demin yarım kalan yere tekrar dönüyorum. Bu fena ve beka dersleri diye anlatılan arkadaşlar bunlar bu ilmi insanlara anlatmak için bunu işte bir prosedüre koymuşlar. Demişler ki ya dışarıdan bir insan geliyor bir arayışa
24:50 giriyor. Biz bunu nasıl anlatabiliriz? Dangadak tebeden vermeden, insanı şoka sokmadan, kaçırmadan aşık nasıl anlatabiliriz? demişler. Bunu bir yola yordama sokalım. İşte fena ve beka denen bu ilminin, ledün ilminin eee sıralanışıdır bu. İşte ilk üçü fena makamları denir. Kişiye yavaş yavaş dışarıdan içeriye kaynağına götürür. Hu boyutu dediğimiz veya la mevcud illa hu yani ana kaynak okyanus derim orada ben. Hani enerjinin üretildiği alan seni oraya götürür. Doğru bir insanla bunu alırsanız o alandan sizi alır. Orada bir öyle bir
25:35 sorularla, öyle bir şey eee idraklarla sizi cem yönlendirir. Hazırsanız cem yani kendi o, eee, kaynağınızla yüzleşirsiniz orada. Hani o, o enerji boyutunuzda yüzleşirsiniz. Orayı idrak edersiniz. İdrak edersiniz, hissedersiniz. Hissetme de bir şahitliktir arkadaşlar. hissedersiniz. Oradan işte bunun İsa ruhullah denir. Oraya oraya kimseye verilmez. Mesela işte eee rehberler ne yaparlar? İnsanlara anlatırlar ama rehberlerin vermediği iki ders ve iki şuur alanı vardır. İnsanlar tarif ederler ama hani oraya şey yetkin yetki değil. Cem ve ahadiyetti iki şuur alanı vardır. Oraya kişi kendi idrakıyla, hak
26:22 edişliğiyle gelmesi gerekiyor. Hissetmesi gerekiyor. Bunlar böyle çıkılacak ve hani anlatırken böyle basamak basamak gibi görülür ama bunlar kişinin gün içinde yaşadığı idraklerinin hım bak burada kendime eminim hım bak burada böyleyim burada böyleyim değil. Gün içinde yaşadığınız şuurlardır. Sakın ha kimse şöyle hissetmesin ya ben işte orayı anlayamıyorum. O dersi anlamadım. or hayır hepiniz her şeyi yaşıyorsunuz sadece farkında değilsiniz en üst bunu bir bilin bak bunun altını tekrar çekiyorum bak hepiniz her şeyu yaşıyorsunuz farkında değilsiniz burada bir bilim burada bir eminlik oluşsunlar sadece farkında değilim yani kendinize döneceksiniz rabbim farkında olmadığım her şeyi bana fark ettir hayretim arttır
27:09 denir ya bazen işte hani eee fark olduğum hali fark etme halidir bu yoksa Siz dışarıdan hiçbir başka bir hale bürünemeyeceksiniz. Hani uyanmak kadar çok merak edilir ya işte bir uyansam. İnsanlar şöyle zannediyor ya ben hemen farklı bir hale bürüneceğim. Farklı bir şu bir yere atlayacağım. Bir yerden eee ne gökleri yükseleceğim falan filan. Böyle şeyler yok arkadaşlar. Her şey burada ayaklarınızı yere basarak yaşayabilirsiniz hissedebilirsiniz. İşte bu cemden sonra işte kendinizle barışma. Bizim bilinçaltımız, veri tabanımız dedim ya bir buzdağı gibi. Hepimizin bir sürü travması var. Ne yapacağız
27:58 şimdi? İşimiz gücümüz yok zaten. Belli bir sınır önünüz var. Ha gidip oraları mı değişeceğiz? Ne yapacağız yani? Ha bunun çalışmaları var yapabilirsiniz. Ama bunun kabul etmek diye bizim bir kocaman bir anlayışımız var. Her ne yaşadıysan yaşad. Kabul et. Kabul enerjisi lafla değil. Gerçekten kabul etme ve kendini kucaklama, kendinle barışma. Her ne yaşadıysam yaşadım. Bilmiyordum. Yaşadım. Bitti. Kendini bağışlamak, kendini kabul etmek, kendinle kucaklaşmak diye bir şuur alanımız vardır arkadaşlar. Onun için şu anda hepinize sesleniyorum. Ne olur kendinizi olduğunuz gibi kabul
28:45 edin. Değişemezsiniz. Geçmişinizi değiştiremezsiniz. Geçmişe gitseniz yine orada kavga edersiniz. Ha geçmişe gidip o anı başka türlü canlandırma çalışmaları vardır. Bunu yaptırırlar eğitimler vererek bir sürü. Ama size söylüyorum. Orada yaşanmış bir olay var. İstediğiniz kadar değiştirmeye çalışın. anayı silemezsiniz ki. O geçmişten kurtulmanın tek yolu üzerine yeni idraklar, yeni bilinçler koymak. O anı fark edip o anda barışıp kabul etmek ve hiç oraya kavga etmemek. Bak oraları güzel anlatır bu. Kabul etmeme. Oraları kabul etmek ve oradan da
29:32 barış içinde barış imzalayarak kendine çıkmaktır arkadaşlar. Ondan sonra yürüyeceksin. Yaşam devam ediyor. Yaşam devam. Bu yaşamın içindesin. Keşke keşke keşkelerle geçmişte uğraşacağımıza şimdi ne yapabilirim? Nasıl çözebilirim? Nasıl devam edebilirim diyerek yaşama devam etmekte. Sen nasıl devam edebilirim? Nasıl çözebilirim dedin ya işte sistem senin önüne daha kolay nasıl çözülür? Daha kolay nasıl yapılır önünüze çıkaracaktır. Hoş geldiniz arkadaşlar. Görüşürüz. Hoşuz >> sohbet bittiğinde görüşürüz arkadaşlar.
30:19 Şimdi burada bir mola verelim. Ben bu çayımı içeim. Soru varsa alalım. Bak geldik. Nereye kadar geldik? Yaşam yolu. Cem'i bile geçtik. Bak buradan buradan devam edelim. Ben bu çayımı içeyim Gülfem. Şeker kullan >> yok kullan. Ben şeker >> ayıracak mısınız hocam? Burada daha yeni geldik burada. Önce merhaba diyelim. Hoş geldiniz. >> Hoş bulduk. Hoş bulduk. Hoş bulduk. Çok arkadaşlar onlar katkınız var efendim. [kahkaha] Evet. Evet. >> Evet. Öyle bir diplerdeydik. Çok şükür. >> Çok şükür. Çıkmasın ne güzel. >> Elhamdülillah. İnşallah bir adam duymak güzeldir yani. Ben bir yerden çıktım sizler demirsiniz hocam. Ben çok yakaladım hocam. Bir arkadaşım geldim.
31:07 Kitabınızı almak istiyorum. >> Tamam Hakan. Kitap zamanı. What?