0:00 geldi çatlı bu dönemin son yazılısı fizikteki 4üncü konumuz enerjiydi ve bu enerji kavramlarının içinde iç enerji, sıcaklık, ısı, ısı ile alakalı ne gibi değişikliklere maruz kalıyoruz? Bunları konuşmuştuk. Şimdi sana hızlı bir şekilde bu videoda bu ünitenin tüm kavramlarından bahsedeceğim ve hemen ardına da bizi bekleyen yazılı çalışmamızı, yazılı probamızı çözmüş olacağız. Ancak ben size bir söz vermiştim bir önceki derste. Yıl boyu size anlattığım haftalık derslerde dedim ki soru çözüm istiyorsanız bana söyleyin. Çoğunuz da soru çözümü istediğini söyledi. Şimdi ne yapacağız? Hemen hızlıca plandan bahsediyorum. Bu videoyu tamamlayacağız. Tamam mı? Isı, sıcaklık, enerji, her kavramı konuşacağız bunda. Sonra hemen peşine bizi bekleyen bir test soru çözümümüz
0:45 olacak. Biraz fazla soru seçtim. Uzun bir video olacak. Orada test sorularına nasıl yaklaşmamız gerektiğini öğreneceğiz ve sonrasında da yazılı provamız gelecek. 10 12 soruluk bir yazılı provası açık uçlu sorulardan oluşmakta. MB Maarif Modele uygun bir şekilde hazırladığım bir de onlar üzerinden de yapınca artık bence hiçbir eksiğimiz kalmayacak bu döneme dair. Sizler beni hiç yalnız bırakmadınız. Bu yolculukta beni belki de en motive eden sınıf 9. sınıflarımda. O yüzden dersin başında hepinize bir teşekkür etmek istiyorum. Önümüzdeki seneler adına da şimdiden arka planda fizik finito ekibi olarak çok güzel çalışmalarımız var. Hem deneyler hem simülasyonlar önümüzdeki sezon bizi bekliyor olacak. Şimdiden bunun da sizlere duyurusunu yapmış olayım. Hepinize destekleri için çok teşekkür ediyorum. Videoyu beğenmeyi, kanala abone değilseniz muhakkak abone
1:30 olmayı unutmuyorsunuz. Çünkü önümüzdeki sezonun duyurularından geri kalmanızı istemiyorum. Hepinizi çok seviyorum. Başarılar diliyorum. Öyleyse son üniteye son bir kere daha baştan sona şöyle bir göz atalım. Şimdi aslında senin bu ortaokulda gördüğün kavramlardan oluşan bir ünite. Bazı arkadaşlarımız hiç anlamadığını falan söyledi. O yüzden biraz üzüldüm. Şimdi sana nasıl kolay yorumlaman gerektiğinden bahsedeceğim. İç enerji adı üstünde bu bir enerji ama oturup da ben sana iç enerji hesaplamasını sormayacağım. Sadece bilmeni istediğim kavram şu ki iç enerji nasıl değişir? Nasıl artar? Nasıl azalır? Hemen söylüyorum. Eğer ki bir cismin kütlesini artırırsam iç enerjin artar. Bir diğeri de eğer ki dışarıdan bir ısı verirsek
2:17 dışarıdan aldığımız ısı bizim iç enerjimizi artırır diye yorum yapmamız. Çünkü iç enerji işin özünde maddenin sahip olduğu tüm enerjilerin toplamı demektir. Yani hem bu maddenin molekülleri nasıl titreşiyor? Bu titreşimlerinden kaynaklı kinetik enerjileri hem de bu moleküller birbirlerine nasıl bir ölçüde duruyor? Yani nasıl bir molekül yapısı var? O da potansiyel enerjilerini veriyor. Bağ enerjilerini. Bunların hepsinin toplamı bize o maddenin iç enerjisini tanımlamakta. Dediğim gibi oturup da bunu bir sayısal değer olarak sormayacağız. Eğer ben maddenin miktarını artırırsam, daha fazla atomdan oluşmasını sağlarsam yani bir kalemde ya da bir bardak suydu bir kavanoz dolusu su yaptım. Bir oda dolusu su yaptım. Ne oldu? Miktar arttığı için dolayısıyla
3:03 onu oluşturan molekül sayısı arttı. Dolayısıyla iç enerjisi arttı. Veya ben bir bardak suya dışarıdan bir ısı aktardım. Ocağın üstüne koydum. e bir enerji akışı oluyor. E bu enerji de iç enerjisini artırıyor diye yorum yapmanı istiyoruz. İç enerjinin hepitopu bundan ibaret. Öğretmenin sorarsa da bir maddenin sahip olduğu atom ve moleküllerinin kinetik enerjileri ve potansiyel bağ enerjilerinin toplamı diye cevaplıyorsun. Gelelim sıcaklığa. Biz günlük hayatta sıcaklığı enerji gibi bir konuşuyoruz. O yüzden burada bir afalıyoruz. Sıcaklık bir enerji değil aslında. Sıcaklık bir değer. Hatta bunu ilk ünitelerde seninle konuşmuştuk. Kısa muz diye kodladığımızda bir sıcaklık diye bir terim vardı. Ve kendisine temel büyüklük demiştik. Aynı zamanda skaler bir büyüklük demiştik hatırlarsan. Temel büyüklüklerimizden bir tanesi sıcaklık.
3:48 Nedir temel büyüklük? Yani niye temel olarak aldık? Çünkü her madde 0 kelvinin üzerinde bir madde formunda. Yani bizim konuştuğumuz evrende etrafımızda incelediğimiz tüm maddeler 0 kelvin sıcaklığının üzerinde. Biz bu 0 kelvine zaten mutlak 0 noktası diyoruz. 0 kelvinin altında veya 0 kelvin değerinde bir madde formundan bahsedemiyoruz. Yani bir madde varsa o maddenin kesinlikle sıcaklığı da var. Bu yüzden temel olarak adlandırıyoruz. Maddenin atom ya da moleküllerinin ortalama kinetik enerjisinin bir ölçüsü. Şimdi burada haklı olarak öğrenci şöyle diyor: "Ya hocam kinetik enerji diyorsun ama işte diyorsun ki bu enerji değil. Kinetik enerjisinin ortalama bir değeri, sayısal bir değeri olarak ele alıyoruz. Enerji olarak ele almıyoruz. Bu var olan kinetik enerjisinin ortalaması gibi
4:35 sayısal bir değer olarak ifade ediyoruz. Büyük T harfiyle gösteriyoruz. Saydaki birimi kelvin. Fakat biz günlük hayatta tabii ki Celsius gibi veya Amerika'da yaşıyorsan Fahrenheite gibi farklı derecelendirme, farklı birimlendirmeleri de konuşabiliyoruz. Ancak sana öğretmenin sorarsa SI'daki birimine sen de diyeceksin ki hocam uluslararası standartta sıcaklığı Kelvin olarak tanımlıyoruz. Temel ve skaler bir nicelik. Termometre ile ölçüyoruz. Enerji türü değil asla. Al sana bak güzel bir şaşırtıcı kısım. neresi? Bunu hemen altını çizdim. Uzun süre aynı ortamdaki ısıl dengedeki maddelerin sıcaklıkları aynıdır. Hani dedik ya ortalama kinetik enerjisinin bir ölçüsü. Eğer uzun süre aynı ortamdaysak masam, kalemim, tabletim, ben her şey, sandalyem, halım uzun süre aynı ortamdaysak sahip olduğumuz moleküllerimizin bu kinetik enerjilerinin ortalama değeri de aynı. Yani sıcaklığımız da aynı. Şunu
5:22 diyebilirsin ya hocam ama ben birine dokunuyorum farklı hissediyorum. Birine dokunuyorum farklı hissediyorum. Yani biz normalde seninle, "Aa bu sıcakmış, a bu soğukmuş di" diyoruz aynı ortamda olmasına rağmen. Bunun sebebi sıcaklıklarının farklı olması değil, Isı iletim hızlarının farklı olması. O da eğer dersleri ayrıntılıyı dinlediysen zaten anlattık. Yoksa da bu dersin en son kısmında bahsedeceğim sana. Uzun süre aynı ortamdaysak kesinlikle sıcaklıklarımız aynı dedik. 0 Kelvin maddenin moleküllerinin durduğu teorik sıcaklık değeridir. Mutlak 0 noktasıdır olarak belirledik. Şimdi sıcaklığımız termometreyile ölçülüyor ya. Nasıl termometreler karşıma çıkacak? Birincisi metal termometre. Metaller sıcaklığı böyle dokunduğunda hani aynı ortamdasın bir tahta sandalye var bir de metal sandalye var. Öyle hayalet. Metalde daha böyle sanki sıcakmış gibi hissediyorsun değil mi? İşte o yüzden aklına oradan gelsin. Metaller yüksek sıcaklıkların
6:09 ölçümünde kullanılmaktadırlar. Düşük sıcaklıklarda hassas ölçüm yapamıyorlar. Endüstriyel alanlarda, termostatlarda, fırınlarda yapılan ölçümlerde biz bu metal termometreleri kullanıyoruz. Bu arada bir de şunu söyleyeceğim derse böyle coşup başlamadan önce söylemem lazımdı. Bu PDF'leri de zeduva.com'dan alacağını biliyorsun. Benimle birlikte üzerine notlar alarak gidersen senin adına daha yararlı olur diye düşünüyorum. Onu da söyleyeyim. Geldik şimdi sıvılı termometrelere. Sıvılı termometrelerde renkli bir sıvı, kılcağı bir boru ve hazne kullanıyoruz. Sıvının donma ve kaynama sıcaklıkları arasındaki ölçümleri yapıyor o kullandığın sıvıya dair. Genellikle vücut sıcaklığı yani ortalama sıcaklıklar için sıvılı termometreyi tercih ediyoruz. Genellikle vücut sıcaklığı ve ortam sıcaklığını ölçmek için kullanıyoruz. Hasta termometreleri ve laboratuvar termometreleri genelde sıvılı termometreler. Hemen bizim muhatap olacağımız sıvılı termometrelere bir
6:55 bakalım. Normalde bunun sayısal işlemi yok. Ancak bazı arkadaşlarımızın yorumlarından görüyorum ki ya sınavlarda, denemelerde artık bilmiyorum ya da test kitaplarında ya da bu yazılılarda sanırım öğretmenleriniz matematiksel de hesap yaptırıyor size. Dediğim gibi bu Marif Modelde yok, MEB kitabında yok. O yüzden ben çok sayısal sorulara dahil olmadım. Ama derseniz ki hocam sayısal soru da çözelim ona göre bana kesinlikle bildirin. Ben de gerekirse yazılı provasına gerekirse o soru çözümlerimizi eklemiş olayım. Bütün termometrelerimiz aynı sıcaklığı ölçüyor. Aynı ortamda maddenin sıcaklığını ölçüyorsam aynı sıcaklığı ölçerim. Fakat farklı birimlerle ifade ettiğim için sayısal ifadeleri farklı olabiliyor. Hemen bilmem gereken üç termometreyi yazıyorum. Celsius, Fahrenheite ve Kelvin. Bu da herhangi bir X termometresi. Herhangi bir sıvıyı kullanarak sen yeni bir termometre
7:42 ölçeklendirmesi yapabilirsin. Şimdi arkadaşım Celsius Fahrenit Kelvin dedik. Üç tane termometre çeşidimiz var. Ve bu sıvılı termometrelerde ne dedik? Kullandığımız sıvının donma ve kaynama noktalarına göre değerlendiriyoruz, ölçeklendiriyoruz dedik. Burada da suyu tercih ediyoruz. Su 0 S derecede donar, 100 S derecede kaynar. Suyun 0 s dcesi kelvin termometresinde 273 Kelvine'e eşitken 100 S dce kaynama sıcaklığı 373 Kelvin'i göstermekte. Fahrenheite'da bu değerler 212 32. Yani şu değerleri bilirsek aslında biz bunların arasında birbiriyle alakalı dönüşümler yapabiliriz. Peki hocam ben bu dönüşümü nasıl sağlayacağım? Aslında benzerlik yapacağız. Mesela burada herhangi bir Celsiusüus değerim olsun. Tamam mı? Buradaki Celsiusüs değerim Fahrenhe neye
8:29 tekabül ediyor? Bunu öğrenmek istiyorum. Sen de diyorsun ki hocam bak ne yapacağım. Selüst değerimden benim suyumun donma noktasını çıkartacağım. C - 0. C - 0 olarak yazdım. Sonra da suyun kaynama ve donma noktası arasındaki bu mesafeyi ölçeklendirip buna böleceğim. 100'den 0'a 100 birim var. Fahrenheit'ta bu durum ne? Fahrenheit -32 - 32'den 180'i oranlayarak bulunur. Kelvin'de bu ne? Kelvin - 273. 373 - 273'ten 100 birim olarak değerlendirilir. Yani herhangi bir sel su üst değeri mesela sallıyorum 50 S D Fahrenhe da neye tekabül ediyor dedim. Sen de dedin ki hocam 50/100 F -32/180 sonra işte gerekli sadeleştirmelerini yaptım 1/2 dedim. Buradan geldin 2F - 64
9:16 = 180 dedim. Bunu karşı tarafa attın 2'ye böldün. Fahrenite da 50 S derecenin kaça tekabül ettiğini görmüş oldun. veya ben sana dedim ki işte 50 celsiyü sant d kelvin de neye tekabül ediyor? Geldin yazdın hocam 50/100 = k - 273/100 aa dikkatimi bir şey çekti. Kelvin ve Celsiusa bu ölçeklerin sayısı aynı değil mi? İkisi de 100. O zaman hemen şunları sadeleştirdin. Kelvin'i yalnız bıraktın. Bunu bu tarafa attın. 273 ile 50'yi topladın. Yanlış yapmadıysam 323 demek. Ha hocam demek ki 50 s derecede Kelvin'i okumak istiyorsam Kelvin'de bunu 323 olarak okuyormuşum. Aslında yine aynı sıcaklık değil mi? 50 S d ama Kelvin ölçeğinde bunu farklı sayılarla ifade ediyorum. Çünkü oradaki değerlerin
10:02 farklı, ölçüm birimlerin farklı. Buna göre de öğretmenin senden herhangi bir sıcaklık değerini buradaki seçeceği herhangi bir termometrede okumanı isteyebilir. Bununla alakalı yorum yapmanı isteyebilir. Orada da bilmen gereken formül, skalamız, şu üçü. Bunları bildikten sonra sadece yerine yazıp matematiksel işlemini yapmak kalıyor. Geriye hikaye bundan ibaret. Burada sana belki söyleyebileceğim şey hani daha yeni dedik ya sıcaklıkta bizim SI unit birim sistemimiz neydi? Kelvin olarak tanımlanmıştı. O yüzden mesela öğretmenin yerinde olsam sana şu soruyu sorarım. Bunu bilmeni isteyebilirim. Derim ki arkadaşım 40 S derecenin yarısı 20 S derecedir derim. Sen de atlarsın. Evet hocam bak yarı yarıya. Ben de derim
10:49 ki hayır hani es unit birim sisteminde kelvindi buna böyle diyemezsin. 40 kelvinin yarısı 20 kelvindir diyebilirsin. Çünkü gel bak 40 S dereceyi şu denklemde yerine yaz. Sonra 20 S dereceyi şu denklemde yerine yaz. Kelvinlerin arasındaki oran 1e 2 değildir. Yani ben özellikle yarısı, 2 katı, 1te 3'ü gibi bir oran yapacaksam her türlü o sıcaklık değerimi kelvine çevirmek zorundayım. Anlaştık mı? Ve 0 kelvin maddenin artık konuşulmadığı yerdi. O yüzden sana şunu da sorabilirim. Derim ki ya bir madde var elimde -10 Kelvin. Mümkün mü? Sen de dersin ki yok hocam. Çünkü biz daha 0 kelvini bile gözlemleyemedik. -10'u nereden gözlemleyelim? Ama -20 s dereceyi gözlemleyebiliyorsun. Çünkü bunu Kelvin'e çevirdiğinde aslında büyük bir değer olduğunu görebilirsin. Sıvılı
11:35 termometrelerde bu üç termometrenin değerlerini bildik. Şuradaki formülü aklımıza yazdık. Geldik gazlı termometrelere. Bak metal termometre ne yapmıştı? Yüksek sıcaklıkları ölçmüştü. Normal sıvılı termometrelerim ortalama sıcaklık değerini ölçtü. Gazlı termometreler de bu durumda düşük sıcaklıkları ölçecek. Düşük sıcaklıklar ve küçük sıcaklık değişimlerinin ölçümünde kullanılır. Yani daha hassas bir ölçüm yapabiliyoruz burada. Gazlı termometreler laboratuvarlarda özellikle tercih ediliyor. Bir kelvin gibi çok düşük sıcaklıkları bile ölçebilmektedirler. Tabii burada daha çoğaltabiliriz. İşte dijital termometreler, şöyle termometreler, böyle termometreler. Bizim için en çok bilmemiz gereken, fiziksel anlamda anlamlandırabilmemiz gereken kısımlar bunlardı. Sıcaklığı termometre ile ölçtük. Maddelerin sahip olduğu taneciklerin kinetik enerjilerinin ortalamasının bir göstergesi dedik. Şimdi gelelim ısıya. Çünkü sıcaklık
12:21 enerji değildi. Doğru mu? Isı ama ne? Isı. ısı için bak ne olur şunu anla. Isıdan bahsetmeni istiyorum ben senin. Sen de diyeceksin ki hocam bir kere iki madde olacak elimde. Yani iki farklı şey olacak ve bunların sıcaklıkları da farklı olacak. Isı yüksek sıcaklığa sahip olan maddeden düşük sıcaklığa sahip olan maddeye doğru akışın kendisidir. Anlaştık mı? Yani ısı bir maddeyle konuşulabilecek bir kavram değil. Sıcak cisimlerden soğuk cisimlere doğru aktarılan enerjiye biz ısı diyoruz. Bir enerji türü kendisi. Q sembolü ile gösteriyoruz. Sıdaki birimi jou. Ancak bazı yerlerde kalori olarak da görürsün. Bu da farklı bir birimlendirmesidir. Kalorimetre kabı ile yapılan ölçümler sonucunda hesaplanır. Bu kalorimetre kabıyla yapılan ölçüm şu
13:06 kalemin ısısını ölçmüyor. Bu kalemin ortama verdiği ısıyı ölçüyor. Ona dikkat edelim. Isı birimi kalori olarak da kullanılır. Kalori ve j arasında böyle bir ilişki vardır. Ama dediğim gibi bir matematiksel hesap yapmayacağımız için buna gerek yok. Bir cismin ya da sistemin ısısından bahsedilemez. Isı enerjisi alınırken ya da verilirken ölçülen bir enerji değeridir. Isı bir enerjidir bu durumda. Yani şu an iç enerji, ısı, sıcaklık. Bunlardan hangileri enerji? İç enerji ve ısı. Hocam sıcaklık enerji değil diye yorumlamanı istiyoruz. Şimdi bu ısı ne dedik? Yüksek sıcaklıktan düşük sıcaklıktaki maddelere doğru aktarılan enerji dedik. Isının etkilerini ele alıyoruz. Isının etkilerini inceliyoruz. Isı alan ya da veren maddelerde belli değişiklikler meydana gelir. Bizim
13:51 bodozlama cevaplayacağımız şey, hocam ben dışarıdan nasıl ısıysam sıcaklığım artar değil mi? Ezbere bir bilgiyle evet diyoruz. Evet bu bunlardan bir tanesi. Sıcaklık değişimi mümkün. Isının etkilerinden biri bu. Ancak hal değiştirirken maalesef sıcaklığım değişmiyor. Yani ben enerji almaya devam ediyorum fakat sıcaklığım aynı kalıyor. Orada da artık hal değişimi gerçekleşiyor. Yani diğerleri hal değişimi ve genleşmedir. Boyu hacimci benim genleşmem demektir. Ancak biz genleşmeyi seninle marif model sınırında konuşmuyoruz. Isılın etkilerinden bir sıcaklık değişimini iki hal değişimini inceleyeceğiz. Anlaştık mı? Bir sıcaklık değişimi, iki hal değişimi. Bunların da formülleri var. Q'yu tanımlamıştık ya ısı demiştik ya. Q'yu MC C delta T olarak sıcaklık değişimi ile
14:36 ilişkilendiriyoruz. Ya da hal değiştirirken sıcaklığı sabit olduğu için M x L hal değişimi olarak ele alıyoruz. Şimdi bazı arkadaşlar bana isyan etmişlerdi derslerde. Ya hocam şu formülleri bana bir anlat diye. M ne? Benim kütlem. C ne? Öz ısı dediğim kavram. Birazdan konuşacağız. Delta T ne? Sıcaklıktaki değişim. Yani diyor ki arkadaşım ben diyelim ki sana 100Q 100 kalori enerji verdim. Q burada senin kütleni biliyorum. Öz ısını biliyorum. 100 kalori de verdim ya. Sallıyorum şurası 50 gelmiş olsun. O zaman sıcaklığındaki değişim 2 S D olur. Bunu söylüyorum. Anlatabildim mi? Yani Q = MC delta T. Bana diyor ki aldığın veya verdiğin ısı artık her neyse senin kütlen var. Artık hangi madde olduğunu da biliyoruz. Özellikle bu C değerini sana zaten sorularda veriyoruz. Sıcaklık
15:23 değişimini buna göre hesapla diyoruz. Ben dışarıdan ısı aldıysam benim sıcaklığım artıyor. Dışarıya ısı verdiysem benim sıcaklığım azalıyor. Anlaştık mı? Yani sıcaklığımda bir değişiklik meydana geliyor. Hocam peki hal değiştirirken ne oluyor? Hal değiştirirken de madde diyor ki ya ben mesela daha yen sudan bahsetmiştik ya. Su 0 S derecede donuyor, 100 Sig derecede kaynıyor demiştik ya. Diyelim ki buz vardı elimizde. Buz da 0 S derecede. Dışarıdan da enerji veriyoruz. Ocağın altını yaktım ben. Dışarıdan enerji veriyorum ve bu 0 S derecedeyken diyor ki ya arkadaş dışarıdan da ben hala ısı alıyorsam ben artık hal değiştireyim ya katıdan sıvıya geçeyim diyor. Tamam mı? Peki bunu nasıl yapacak? sıcaklığını sabit tutuyor. Yani o maddelerin hani titreşim hareketleri, kinetik enerjileri söz konusuydu ya sıcaklığı konuşurken. O kinetik durumu
16:09 sabit kalıyor. Bu sefer katıdan sıvıya doğru bir geçiş gerçekleşiyor. Yani madde hal değiştirdiği için maddenin o molekül yapısındaki bağ enerjileri değişiyor. Anlaştık mı? Bu yüzden sıcaklığı sabit m x l hal değişimi diye bir değerle verilen veya alınan ısıyı konuşabiliyoruz. Peki bu hal değişimi L'si ne demek? Hal değişimi ısısı demek. Bu da tüm maddelere has bir durum. Yine senin ezbere bilmene gerek yok. Bana şunu diyecekler. Yani bir su erirken L erimesi nedir? L donması nedir? Her maddenin hal değişimi ısısı L'si kendine has bir değerdir. Anlaştık mı? Bunu verecekler. Ben de diyeceğim ki aynı daha yeni dediğim gibi sallıyorum. 100 kalori enerji verdim. Elimde de elimde
16:55 de mesela hal değişimi ısısı 100 olan bir cisim var diyelim. Diyelim ki bir maddem var. Hal değiştirme ısısı 100'müş. Ne kadar gramını değiştirebilirim hal olarak dedim. Sen de dedin ki hocam burası 100, burası 100. O zaman elinizdeki maddenin ancak 1 gramını işte bu 100 hal değişimi mesela erime hal değişimi ısısı olsun. Tamam mı? Erime ısısı olsun. Sen de dersin ki hocam siz 100 kalori verirseniz benim de bu madde olarak erime ısım 100 o zaman 1 gram mı eritebilirsin? Ancak sen buraya 1000 kalori verirsen 100lük erime ısısı olan bir cisme o zaman sen ne yaparsın? 10 gram maddeyi eritmiş olursun. Anlatabildim mi? Yani hocam ısının etkilerinden benim hepitopu konuşmam gereken sıcaklık değişimi ve hal
17:41 değişimi. Eğer bir sıcaklık değişimi söz konusuysa emc delta t olarak tanımlayacağım. Eğer bir hal değişimi söz konusuysa sıcaklığım sabit hal değişimi ısısıyla kütleyi çarparak ne kadar ısı aldım dışarıdan veya dışarıya ne kadar ısı verdim bunu konuşabilirim dedim. Peki gel şimdi bu formüldeki MC'deki şu küçük C'yi konuşmaya. Bu küçük C bizim için öz ısı demek ve tanımı çok çirkin. Bir maddenin 1 gramının sıcaklığını 1 S değiştirmek için gerekli ısı miktarı. Bak şimdi. Eğer ki sen şu MC delta T formülünü bilirsen ben istiyorum ki bu C'yi yalnız bırak. Tamam mı? Bak soru o kadar daha sözele dönüyor ki kolayca halledeceksin. Buraya 1 yaz. Buraya 1 yaz. Bu dedin ki hocam 1 gram maddemin sıcaklığını 1 stig değiştirmek için gerekli olan ısı
18:26 miktarı neyi verdi? Küçük C değerimi verdi öz ısı değerimi verdi. Mesela suyun öz ısısını 1 olarak alıyoruz. Tamam mı? Bu ne demek biliyor musun? Benim 1 gram suyum var. Öz ısısı 1, sıcaklığı da 1 değişti. O zaman 1 gram suyun 1 s d sıcaklığını artırmak veya azaltmak için gerekli olan enerji miktarı bir kaloridir diye tanımlıyoruz. Öz nasıl küçük C harfi ile gösterilir. Birimini çekmeye kalkalım. Bak MC delta T. Delta T'yi eğer santig derece olarak tanımladıysan buraya geldin kalori yazdıysan buraya geldin gram yazdıysan kalori gram/ derece bana C'yi vermiş olacak. Hocam ben kalori değil de buraya jou yazacağım. Buraya da Kelvin yazacağım. O zaman jou böl gel bunu da
19:12 kilograma çevir. Jou/ kog x kelvin olarak yazabilirsin. Yani oturup da şunları ezberlemene gerek yok. Sadece şunu bilsen mc delta t. Hocam buna gram yazdım. Buna işte santigrat derece yazdım. Buna da kalori yazdım. E o zaman ben bu C'yi yalnız bırakıp M ve delta T'yi karşı tarafa atarak birimlerimi de çıkartabilirim. Burada bilmem gereken bir diğer ayrıntı öz ısı maddelerimiz için ayırt edici bir özelliktir ve madde miktarına bağlı değildir. Mesela daha yeni dedik ya suyun öz ısısı 1 diye. Bir bardak suyun da öz ısısı bir. Bir oda dolusu suyun da öz ısısı bir. Yani madde miktarından bağımsız maddenin cinsine göre. Hatta ve hatta maddenin cinsini bırak. Maddenin haline göre bile değişiyor. Mesela bak suyun öz ısısı 1. Su buharının öz ısısı 0.5. Anlaştık mı?
20:00 Yani maddenin haline göre bile değişmekte diyebiliriz. Bak bana böyle tabloyu vermiş. Bu tablo ezber yapman için gerekli bir tablo değil. Daha yeni sana bahsettiğim öz ısı maddeler için ayırt edici özelliktir. Mesela demirin öz ısısına bak. Bakırın öz ısısına bak. Tahtanın öz ısısına bak. Yani her madden, her farklı maddemin sahip olduğu öz ısı değeri birbirinden farklı. Peki bu ne işime yarıyor? Yani öz ısı büyük olunca ne oluyor? Hemen bakalım. Öz ısı maddenin sıcaklığında oluşabilecek değişimlere karşı bir direnme özelliği gibi düşünülebilir. Yani senin öz değerin ne kadar fazlaysa sen sıcaklık değişimini çok istemiyorsun demektir. Hemen şu tabloya bir bakmak istiyorum. Öz ısısı en büyük olan madde ne? Bir
20:46 bakar mısın hocam? Su. Bu biraz şaşırtıcı değil mi? Ne oldu? Öz ısısı büyük oldu da ne oldu? Mesela dünyanın dörte ü'ü sularla kaplı ve suyun da öz ısısı büyük. Öz ısısının büyük olması bize şunu sağlıyor. Güneşten gelen enerjiyle Q miktarıyla çok fazla şekilde sıcaklık değişimi yaşamıyor dünya. Çünkü etrafı sularla kaplı. Aksi takdirde aynı çöldeki ortamlar gibi yazın, kışın, gündüz çok sıcak, geceleri çok soğuk olabilirdi dünyanın her bir konumu ve bu şartlarda da yaşam çok mümkün olmazdı. Ne demişiz? Su öz ısısı yüksek bir madde olduğundan aynı zamanda ısıtma ve soğutma sıvısı olarak da birçok yerde kullanılmaktadır. Mesela arabalarda bu
21:31 buzlanma için hani bir su sıvı sıkıyoruz ya bendeki bilgiye gel. İşte o da mesela öz ısısı yüksek maddeler kullanıyoruz ki sıcaklık değişimini en az aza indirgeyebilsin. Isıtma ve soğutma sistemlerinde veya o radyatörlerde kullanmamızın sıvı kullanmamızın ana sebeplerinden biri bu sıcaklık değişimlerinin en hızlı indirgesini işte motor donmasın, yağ donmasın diye yapıyoruz bunları. Haberiniz olsun. Öz ısı bu. Maddeye has bir şey. Küçük C değeri. Bu C değerim ne kadar büyük olursa, küçük C olarak gösterdiğim bu özsı ne kadar büyük olursa sıcaklık değişimini o kadar engellemeye çalışıyor. Sıcaklık değişimini o kadar sevmiyor. Gelelim ısı sırasına. Isı sığası da öz ısıyla kütlenin çarpımı demek ve bunu da büyük C olarak ifade
22:18 ediyoruz. Yani hocam daha yeni Q = MC delta T yerine siz şöyle yazsaydınız ne olurdu ki? Hiçbir şey olmazdı. Aynı şeyden bahsediyorum. Ancak daha yeni sana ne dedim? Öz ısı maddenin miktarından bağımsız. Yani bir bardak suyun da öz ısısı aynı. Bir oda dolusu suyun da öz ısısı aynı. Çünkü maddenin cinsiyle alakalı demiştim küçük C'ye. Şimdi büyük C'ye baktığımda kütle ile öz ısının çarpımı demek. Yani bu artık madde miktarına bağlı. Şunu diyebilirsin hocam. Daha yeni sizin bana dediğiniz örnekte bir bardak suyun ısı sığasını kıyaslarsan bir oda dolusu suyla bir oda dolusu miktar daha fazla olduğu için ısı sığası da daha büyüktür dersin. Ancak bunların öz ısılarını kıyasla dediğimde ikisinde de suyu kullandan öz ısıları aynı dersin. Anlaştık mı? Aradaki ana fark bu. Bir cismin m gramının
23:05 sıcaklığına 1 stig değiştirmek için gerekli ısı enerjisine ısı sahası denir. Isı sahası maddenin cinsine ve miktarına bağlıdır. Ayırt edici bir özellik değildir. m x C yaptığımız için büyük C harfi ile gösterilir. Kalori B/ S D veya J/ S D veya Kelvin cinsinden yazmak istiyorsan ona göre ayarlayabilirsin. Yani bizim seninle şurada konuşmamız gereken ana durum şu. Q'yu MC delta T diye yazdık. Hani daha yeni dedim ya arkadaşlar dörte üç'ü sularla kaplı dünyanın. Aslında ısı sahası çok büyük. Güneşten gelen enerji miktarımız aynı diyelim. Q'muz aynı. Isı sahası fazla olduğu için sıcaklık değişimini minimuma indirgiyor. Veya veya mesela seralarda veya Adana'daki bir domates Ankara'ya
23:51 seyahat ederken o yolculuklarda böyle bir varil su koyuyorlar. Sebebi ne? Suyun öz ısısı büyük. Suyun öz ısısı büyük olduğu için sıcaklık değişimini en aza indirgiyor. O yüzden bu domatesler böyle eriyip gelmiyor bize Adana'dan. Anlaştık mı? Veya daha büyük su kütleleriyle biz ısı sahasını artırarak sıcaklık değişimini en aza indirgeyebiliyoruz. Isı sahası bu demek. Özsı şuradaki küçük C demek. İkisini de farklı şekilde yorumluyoruz. Aslında birbirlerine de benziyorlardı. Tek fark öz ısı sadece maddenin cinsiyle ilişkili. Isı sağsı aynı zamanda bu küçük c'yi öz ısıyı kütleyle çarparak konuştuğumuz bir kavram. Eğer benim ısı saham çok büyükse sıcaklık değişimim o kadar aza indirgenmiş olur. Isı sahası kütleyle de konuştuğumuz bir kavramdır.
24:38 Şimdi ne dedik seninle? Isının etkilerinden biri sıcaklık değişimiydi. Bunda da MC delta T'yi konuştuk. C'yi öz ısı olarak, MC'yi de ısı sahası olarak değerlendirdik ve sıcaklık değişimine nasıl etki ettiklerini söylemiş olduk. Gelelim bir diğer etkisi olan hal değişimi. Bir katı madde dışarıdan ısı alırsa erir, sıvıya döner. Bir sıvı madde dışarıya ısı verirse, bak gördün mü? İki ortamdan bahsediyorum. Sıvı ve ortam olarak değerlendiriyorum. Ne yapar? Donar. Bir sıvı maddeye dışarıdan enerji aktarırsam mesela ocağa koyduğum bir su var. Ocaktan enerji alıyor. Ne olur? Buharlaşır. Buna kaynama olarak da değerlendiriyoruz. Çünkü buharlaşma her sıcaklıkta olur. Tamam mı? Sadece kaynama, o kaynama sıcaklığına ulaştığında o gürültülü fokurdamadır. Kaynama bizim için hal değişimidir. Bir
25:25 gaz maddeninin dışarıya enerji vermesi durumuyla hop yoğuşur. Daha yoğun bir hale geçer. Sıvı olur. Aynı zamanda gaz ve plazma arasında bir geçiş var. Çünkü maddenin dört formu var. katı, sıvı, gaz ve plazma diye. Gazlara dışarıdan enerji aktarılırsa gazlar iyonlaşır ve elektriği ileten bir hale gelir. Plazma bizim için iyonik gaz demektir ki buradaki hal değişimini seninle hiç konuşmuyoruz. Plazma dışarıya enerji verirse deiyonizasyon olmuş olur. Bir de katı ve gaz arasında direkt geçiş mümkün bazı maddeler için. Mesela naftalin katı bir madde. Dışarıdan ortamdan aldığı ısıyla süblimleşebilir. Direkt gaza dönüşebilir. Gaz ne yapar? ortama enerji vererek katıya dönüşüp kralaşabilir. Bunu da özellikle kışın
26:11 gözlemleyebiliyoruz. Bu hava molekülleri dışarıya enerji vererek bizim camlarımızda o buğları oluşturabiliyor. Anlaştık mı? Bunlar bizim hal değişimi durumlarımız. Hal değişimini sen aslında doğada gözlemliyorsun ki fizik doğa bilimi olduğu için aslen doğadan ilham alıyoruz. Doğadan kopya çekiyoruz diyebilirim. Bak şimdi deniz ve okyanuslarımız var. Dörte üç'ümüz sularla kaplıydı. Güneşten gelen enerji sayesinde sıvı maddem gaza dönüştü. Buharlaştı. Burada artık hava soğudu. Dışarıya enerji verdi. Yoğuştu. Yoğuşmayla birlikte gaz tekrar sıvıya döndü. Sıvıdan gaza, gazdan sıvıya. Bu hep böyle bir akış halinde. Biz buna su döngüsü diyoruz. Burada da hal değişimini gözlemlemiş oluyoruz. Saf
26:57 maddelerde hal değişimi hal değiştirme sıcaklığında meydana gelir. Yani saf bir su var. Saf bir suyun basınç ve sıcaklığını kontrol altına aldığımızda deniz seviyesinde 0 S derecede donar, 100 S derecede kaynar olarak ele alıyoruz. Hal değiştirme sıcaklıkları maddeler için ayırt edici özelliklerdir. Hal değişimi sırasında madde ısı almasına ya da vermesine rağmen sıcaklığımız sabit kalır, değişmez. Ne zaman? Hal değişimi olurken. Bak mesela nasıl ayırt ediciymiş bu sıcaklık değeri. Görelim. Su 0 s derecede eriyor, donuyor. Yani buzsa eriyor, suysa donuyor. 100 st derecede kaynama veya yoğuşma gerçekleşiyor. Yani bir 100 st derecede bir gaz buhar var elimde. Tamam
27:42 mı? O 100 S derecede ne yapıyor? Gazdan sıvıya dönüşebiliyor. Veya elimde bir sıvı var. 100 S derecede gaza dönüşebiliyor. Su baharına dönüşebiliyor. Oksijenin değerlerine bak. Alkolün değerlerine bak. Cıvanın değerlerine bak. Her biri kendine has erime donma veya kaynama yoğuşma sıcaklıklarına sahip. Ve fark ettiysen katıdan sıvıya geçme durumuna erime demiştik. Sıvıdan katıya geçme durumuna donma demiştik. Erime ve donma sıcaklıkları bizim için aynı sıcaklıklar. Yani hangi maddeden bahsediyorsan eğer o diyorsun ki 10 s derecede eriyor aynı zamanda 10 s derecede de donuyordur. Anlaştık mı? Onu demeye çalışıyorum. Her maddenin hal değişimi, sıcaklığı kendine has. Bunu da sana yine o grafikler verecek, sorular verecek. Bunu bildik. Şimdi gel bu
28:28 kaynama ve buharlaşma arasındaki ilişkiyi bir konuşalım. Su fokurtulu bir şekilde kaynar. Buna hepimiz şahit oluyoruz. Ocağımızın üzerinde kaynama olayı kaynama sıcaklığında yani atıyorum su için konuşalım 100 derecede gerçekleşirken buharlaşma her sıcaklıkta meydana gelir. Bu nedenle çamaşırlar oda sıcaklığında dahi kuyruyabilir. Çünkü orada kaynama değil buharlaşma gerçekleşiyor. Kaynama bir enerji kaynağından alınan enerjiyle gerçekleşirken buharlaşma durumu ortamdan alınan ısı ile gerçekleşebilir. Yani kaynama için dışarıdan bir enerji kaynağı şart. Buharlaşma sıvı yüzeyinden gerçekleşirken kaynama sıvının tamamında gerçekleşiyor. Fokurdama tamamında gerçekleşiyor. Buharlaşma su yüzeyinden mesela bir bardak su koy. 10 gün bekle. O suyun miktarının zamanın azaldığını görürsün. Oturup da fokurdadığını
29:14 görmezsin. Zamanın azalmasının sebebi o sıvı yüzeyinde yeterli enerjiye sahip olan moleküller ne yapıyor? buharlaşıyor. Bu yüzden de buharlaşma esnasında sıvının sıcaklığı azalıyor. Kaynama esnasında ise kaynama bir hal değişimi hocam. O zaman sıcaklığım sabit kalıyor. Bak burası benim seni böyle düşürmem için yazılıda soracağım güzel ayrıntılar. Tamam mı? Bu özellikle buharlaşma kısmını günlük hayat örneklerinde de görebil diye eğer ki bu ayrıntılı derslerimi dinlemediysem buraya da ekledim örneklerini. Mesela karpuzu güneşe bırakıyoruz soğusun diye. Ne alaka değil mi? Niye güneşin alnına karpuzu yarıp da koyuyoruz biz? Sebebi şu. O buharlaşma gerçekleşsin. Yüzeydeki o tanecikler buharlaşınca sıcaklığı azaldı. Kolonya sonrası ferahlıyoruz.
30:00 Kolonya sıvı. Elime döktüğüm anda neden ferahladım? Çünkü bu sıvı gaza dönüştü. Ne dedik? Ortamdan aldığı enerjiyle buharlaşma gerçekleşir. Elimden enerji alarak gaza dönüştü. Bu yüzden de benim sıcaklığım azalmış oldu. Terlediğimizde vücudumuzun serinlemesi yine sıvıdan gaza dönüş gerçekleşiyor. Ancak yüzeyden olduğu için yani bir beni kaynatmadığın için yüzeyden bir buharlaşma gerçekleştiği için yine sıcaklığım azalıyor. O yüzden serinlemiş hissediyorum. Hatta o yüzden terliyken üzerimize bir şeyler alırız üşüdüğümüz için. Toprak testide suyun soğuması yine sıvıdan gaza geçiş ancak yüzeysel gerçekleştiği için yine soğudu. Aynı güneşi karpuza bırakmamız gibi. Ateşli hastaya ılık havlu koymamızın sebebi
30:45 yine o sıvı moleküllerin yüzeyden buharlaşıp ne yapması? Sıvıdan gaza geçerek benim sıcaklığımı azaltması gibi. Anlaştık mı? Bunların hepsi buharlaşmaya örnek. Bunlar hal değişimi değil. O yüzden sıcaklık değişiyor. Buharlaşma her sıcaklıkta mümkün dedik. Ancak kaynama bir hal değişimidir. Kaynamada sıcaklığımız sabit kalacak demiş olduk. Şimdi gelelim hal değiştirme ısısına. Yani neye? L'ye. Çünkü hal değiştirirken sıcaklığım değişmiyordu. M x L olarak tanımlıyorduk. Hal değiştirme ısısını L''yi konuşalım. Maddenin hal değiştirdiği sırada aldığı ya da verdiği enerji hal değiştirme ısısı olarak tanımlanır. Birimi de kalori bölü gramdır. Çünkü şuna enerji, şuna da gram dersen yani enerjiyi kütleye bölerek
31:30 bulursun. Birim kütle başına enerji olduğu için kütleden bağımsızdır. Bak L''yi söylüyorum. L''yi. L hal değiştirme ısısı kütleden bağımsız. Mesela suyun hal değiştirme ısısı 80 kalori/ gram diyelim. Tamam mı? O zaman benim elimde ne kadar gram olursa olsun hal değiştirme ısısı suyun erirken veya donarkenki o hal değiştirme ısısının enerji miktarını verdin bana 80 diye. Benim kütleden bağımsız olduğumu söyleyebilmem lazım. Anlaştık mı? Yani L olarak yazıyoruz. Bak şimdi şuradaki L''ye bak. Ben bu L''yi yazarken aynı ısı sığasındaki gibi MC diye falan tanımlıyor muyum? Hayır. İşte bu yüzden kütleden bağımsız erime donma, buharlaşma, yoğuşma ısıları maddeler için ayırt edici özelliktir. Bak daha yeni erime, donma ve buharlaşma, yoğuşma
32:16 sıcaklıklarının da maddeler için kendine has ayır edici özellik olduğundan bahsetmiştik. Şuradaki tabloyu hatırla. Bak bunlar sıcaklığı santig. Bir de ısı durumu var. Sana verecekler soruda diyecekler ki işte elindeki madde demir diyelim. Demirin erime ısısı. L erime, L erime veya işte L donma, L buharlaşma, L kaynama, L yoğuşma. Bunlar her maddeye has değerlerdir. Bunu da bana eğer sayısal işlem yapmam istenirse soruda verirler. Anlaştık mı? Biz şu an seninle hal değiştirme ısısından bahsettik. Hal değiştirme ısısı da bizim için maddeler adına ayırt edici özelliktir. Her maddeye has dedik. Asıl hikaye ise şu grafiğimiz. Bu grafik bize neyi söylüyor? Bak sıcaklık ısı grafiği. Sıcaklık ısı değil de buraya zaman da
33:01 diyebilirdi. Çünkü diyelim ki bana özdeş bir ısıtıcıdan bahsediyorsun ve dedin ki hocam özdeş ısıtıcı var ve 5 saat zaman geçti. 1ci saatinde ben ondan 1Q kadar enerji aldıysam 5 saatin sonunda 5Q kadar enerji almış olurum. Yani illa sana buraya ısı yazmak zorunda değil. zaman da yazsa özdeş ısıtıcı olduğu için sen de buradan zamanla ısının doğru orantılı olduğunu yorumlaman istenilebilir senden. Şimdi bu grafik bana şunu söylüyor. Bak diyor grafiği okuyacaksın ya datayı okumaktır bizim görevimiz. Diyor ki arkadaşım benim sıcaklığım T1'di. Sen bana belli bir miktar ısı verdin. Q1 kadar ısı verdim ve ne oldu? Benim sıcaklığım T1'den T2'ye yükseldi. Doğru mu? -30'dum mesela. -20'ye geldim. Doğru mu? Aa, o
33:47 zaman bana burada hocam ısının ilk etkisini görüyorum. Nedir o? Hangi ısının etkisini gördün? Sıcaklık değişimi. Aa burada ben o zaman MC delta T'yi yapabilirim. Q1 = MC delta T kadar. Delta T de nedir? mct - T1. Kabul ettin mi? Anlatabildim mi? Geldin sonra T2 değerinde. A bir bakıyorsun yahu ben Q1'den Q2'ye kadar hala enerji veriyorum buna. Bu adam ne yapmış? Sıcaklığını sabit tutmuş. Aa hocam sıcaklık ne zaman sabitti? Ne zaman değişmiyordu? Hal değişiminde harikasın. A o zaman ben burada Q2 - Q1 diye yazarım. Benim aldığım enerji miktarı bu aralıkta değil mi? Q2 - Q1 kadar. Ne yapıyordum? Hal değiştiriyordum. Hal değiştirdiğim için M L hal değiştirmeyi yazarsın. Burada bir benim maddem vardı. Katı bir maddeydi. Katı maddem sıcaklığını
34:34 artırdı dışarıdan ısarak. Sonra burada katı artı sıvı oldu. Burada hepsini erittik. Burada sıvı olduk. Burada sıvı artı gaz olduk. Burada tekrar gaz olduk. Böylelikle ben şunu çok net gözlemledim. Hocam eğer ki sıcaklığım sabitse ben bu noktalarda ne yaparım? Yap. Aldığım enerji miktarı mesela şurada yazalım. Q4 - Q3. Sıcaklığım sabit olduğundan ben burada m hal değişimini yazarım. Sıcaklık sabit değişmiyor. Burada ne oluyor? Ben moleküllerimin arası mesafeleri uzaklaştırıyorum. Sıvıdan gaza geçiyorum. Yani bağ enerjimi değiştiriyorum. Mesela sana sordum. Dedim ki 4 nolu yerde iç enerji arttı mı? Sen de dedin ki hocam bir dakika dur iç enerji ne zaman artıyordu? Ya kütlemde yaşayacak artacaktı ya da dışarıdan ısı alacaktım ben hala ıs
35:20 alıyor muyum? Evet. Yani bir kere ben şu sıfırdan şuraya gelene kadar poso iç enerjimi artırıyorum. Neden? Çünkü dışarıdan ısı alıyorum. Burada sıcaklığım arttığı için iç enerjim artıyor. Burada sıcaklığım sabit ama bu sefer bağ enerjim artıyor. Katıdan sıvıya geçiyorum. Burada sıcaklığım arttığı için iç enerjim artıyor. Dışarıdan ıs aldığım için burada hal değiştiriyorum ve diyorum ki burada benim hal değişimimde sıcaklığım sabit. Ne yapıyorum artık? Molekül enerjim ve bağ enerjimi artırıyorum gibi yorumlamalar mevcut oluyor. Bana diyecek ki bu ne? Bu bir katı maddenin gaza geçişi. Dışarıdan aldığı ısıyla birlikte sıcaklık değişimi grafiği. Katıdan gaza geçiş. Bana şöyle de verebilirdi. Şuradan T4'ten çizip elimde bir gaz madde var. Bak bu sefer ne yapıyorum? Dışarıya enerji veriyorum ki sıcaklığım
36:06 azalıyor. Sonra ben burada ne yaptım? Gaz madde olarak burada artık sıvıya geçiyorum. Yoğuşma gerçekleştirdim. Sonra geldim ne yaptım ben? İşte burada sıcaklığımı iyice azalttım. Sonra geldim donma sıcaklığıma ulaştım. Donma sıcaklığıma ulaştım. Hala dışarıya enerji veriyorum. O zaman diyorum ben ne yapayım burada? Artık hal değişim noktasına geldim. Sıcaklığımı sabit tutayım. Hal değiştireyim. Dışarıya enerji vermeye devam edeyim. Sonra iyice katı olarak sıcaklığımı azaltmış olayım. Yani yukarıdan aşağı doğru iniyorsam gazdan katıya doğru gidiyorum dışarıya enerji veriyorum. Aşağıdan yukarıya doğru çıkıyorsam katıdan gaza dönüşüyorum dışarıdan enerji alıyorum. Ve burada tek tek eğer sıcaklık değişimi varsa MC delta T formülü. Eğer hal değişimi varsa ML. Ben öğretmeninin yerinde olsam sana şöyle bir grafik
36:51 verip şunu derdim. Mesela T3. T3 bu maddenin nesidir? Sen de dersin ki hocam bak T3'te ne yapmış bu madde? Hop. Sıvı artı gaz. Yani buradan katı erimiş. Sıvı olmuş. Burası ne? Kaynama sıcaklığıdır. T3 kaynama sıcaklığıdır hocam dedim. Anlaştık mı? Sana T2'yi sordum. Hocam katıydı burada eridi. O zaman T2 ne sıcaklığıdır? Katıdan sıvıya geçme erime sıcaklığıdır diye sana bunları da sorabilirim. Neden bunlara erime veya işte kaynama dedik? Çünkü burası hal değişim noktası. Hal değişim noktası da maddeye has bir özellikti. Hal değiştirme, sıcaklığı ve hal değiştirme ısısı maddeler için ayırt ediciydi. Buradan da senden bu yorumlar istenilebilir. Gelelim ısıl dengeye. Isı bir enerji türüydü ve enerji aslında her
37:38 zaman korunumlu bir büyük. Enerji bir formdan başka bir forma dönüşümüzü sağlar. Ancak burada ısıyla alakalı bir şeyden bahsediyoruz. Mesela daha yeniden beri ne diyorum ben? Ocağa bir su koydun. Ocaktan aldığın enerjiyle bu su işte gitti. E kaynadı. Bu işte su buharı oldu. Şimdi benim ocaktan aldığım enerji nereye gitti? Bana geldi, değil mi? İşte o yüzden diyoruz ki her zaman alınan enerji verilen enerjiye eşittir. Yani ocağın bana sağladığı enerji miktarı benim ondan aldığım enerji miktarına eşit. Bu durumlarda da hani demiştik ya ısı sıcaklıkları farklı iki maddenin arasındaki akıştır. Yüksek sıcaklıktan alçak sıcaklığa doğru diye. Eğer herhangi bir hal değişimi yoksa, bak bu çok doğru önemli bir bilgi. Herhangi bir hal değişimi yoksa ben ne yapacağım?
38:24 Sıcaklığımı azaltacağım. Sen sıcaklığını artıracaksın. Benden sana doğru bir akış olduğu için. Ben enerji verdiğim için sıcaklığım azalacak. Sen de enerji aldığın için sıcaklığın artacak. Eğer sen veya ben hal değiştirmiyorsak denge sıcaklığımız bizim ikimizin sıcaklığı arasında bir değerdedir. Anlaştık mı? Kimin ısı sahası daha büyükse MC değeri kimin daha büyükse ona daha yakındır. Mesela diyelim ki senin sıcaklığın 50 S D olsun. Benim sıcaklığım 30 S D olsun. Ve ikimizin arasında herhangi bir hal değişimi de yok diye biliyoruz. Sana dedim ki denge sıcaklığın nedir dedim. Sen de dedin ki hocam 50 ve 30 arasında herhangi bir değerdir dedin. Sonra sana şu bilgiyi verdim. Seninle benim ısı sağlarımız aynı. Yani MC değerlerimiz aynı. O zaman dedin ki hocam ne olur biliyor musun? Bizim ısıl dengemiz 50
39:09 ile 30'un tam ortası olan 40 S d olur. Sonra dedim ki yok dedim ya 50 sendin ya. Senin ısı sığan daha büyük. O zaman denge sıcaklığı ne olur biliyor musun hocam? 50 ile 40 arasında bir değer olur. Yani ısı sahası büyük olanın maddenin sıcaklığına daha yakın olur. Denge sıcaklığı. Ancak hal değişimi varsa ne olur hocam? Mesela su ve buzu ele alalım. Tamam mı? Su ve buz ikisi de 0 s dcede görebildiğimiz şeyler. Su 0 s dcede buz olabilir. Buz 0 s derecede su olabilir. İşte bu şartlarda diyelim ki bir kabın içinde suyun var. Sen de geldin içine buza attın. Buzun da 0 S dce. Su olarak da ben 10 S dereceyim. Ben ne olacak? Akış kimden kime olacak? Bir söyler misin hocam? Şimdi sıcaklığı
39:54 büyük olandan düşük olana doğruydu. Sudan buza doğru bir enerji akışı gerçekleşecek. Ancak bu sıfırda ben erimeye hazırım diyor ya. Ben de enerji miktarımı bilmiyorum. M bilmiyorum yani. Ne kadar kütle buz var elimde, ne kadar kütlem suyum var. Hiçbir şey bilmediğim için diyorum ki bunların denge sıcaklığı 0 S D olabilir. Yani su enerji verir, verir, verir. Sıcaklığını azaltır. Ancak suyun verdiği enerji buzun hepsinin erimesine vesile olmayabilir. İkisi de 0 S derecede su buz olarak kalabilir. O yüzden diyoruz ki hal değişimi varsa denge sıcaklığı T1 veya T2'ye eşit olabilir. Anlaştık mı? Yani bir hal değişimi var. Daha yeni ne oldu? Buz erimeye karar verdi. Ancak buzun kaçta kaçını erittik? Hepsini eritebildik mi? bilmediğimiz için denge sıcaklığı birine 10 S D diyelim birine 0 S D diyelim
40:42 denge sıcaklığım 0 S D olabilir. Bunu demeye çalışıyoruz. Ancak hal değişimi yoksa biri 10 biri 0. Hal değişimi yok diye bir bilgi geldi bana. O zaman diyeceksin ki hocam ısı sahaları aynıysa bunların denge sıcaklığı 5'tir. Kimin ısı sahası büyükse ona daha yakındır diye yorumlayacaksın. Uzun süre aynı ortamda ve termal dengede olan bütün maddeler aynı sıcaklıktadır. Bunu artık biliyoruz. Gelelim son kısma. Basıncın hal değişimine etkisi. Şimdi şuradaki sözel biliyorum senin canını aşırı sıkıyor. Tamam mı? Mesela bak şurayı bir okumayalım. Şurası bir kalsın. Su, Bizmut ve Antimonum. Biz sen de Bizmut ve antimonu hiç görmeyeceğiz. Belki kimyada ilerleyen senelerde görürsün. Su dünyanın, ekosistemin var olması için çok önemli bir özelliğe sahip. Normalde genelde tüm maddeler erken, tamam mı?
41:29 erirken hacmi artıyor yani. Tamam mı? Bir mesela demir var elinde. Bu demiri erittin. Daha büyük bir hacme yayılıyor. Ancak suda böyle bir şey değil. Elimde bir buz var. Bu buz eridi, su oldu. Hacmi küçülüyor. Veya sen şöyle aklınıda tut. Bir su şişesine ağzına kadar suyu doldurup da buzluğa atmaya annen babana izin vermez. Neden? Çünkü su donarken her şey donarken büzüşü su donarken genişliyor arkadaş. Böyle bir olay söz konusu. Bunun ayrıntılarını artık marif modelde anlatmıyoruz. Normalde grafiğiyle, öz kütlesiyle, hacmiyle yorumluyordu. Şimdi o kadar ayrıntıya girmeyeceğiz. Su gibi bizmut ve antimon da erirken hacmi küçülen maddeler. Bu maddelerde basıncın artması erime ve donma noktasını düşürüyor. Şimdi tamam sadece suyu buzu ele alalım. Hocam elimde bir buz var. Bu buzağa basınç
42:16 uyguladığımda, sıktığımda bir kart topuğu varsayalım. Şip şıp damlamaya başlıyor. Erimeye başlıyor. Normalde buz hangi derecede eriyordu? 0 Sig derecede. Ama ben sıktığımda çatır çatır erimeye başlıyor. Ne oluyor? Aslında ben erime ve donma noktasını 0 S dereceden çat çektim. -20'ye çekmiş oluyorum. Yani ben basınçla birlikte hani demiştik ya bu işte kaynama noktaları işte o sıcaklık değerleri de maddeye has diye belli. Yani mesela su su 100 Sig derecede kaynıyor. Başka bir saf madde yok 100 Sig derecede kaynayan. Veya işte su 0 S derecede donuyor. Başka bir madde yok 0 S derecede donan. Ancak ben bu suyun donma noktasını elimdeki buzu sıkarak düşürebiliyorum. basınç uygulayarak değiştirebiliyorum. Basınç artarsa buz kola erir. Su ise daha zor donar. Çünkü
43:01 artık -20 derecede dondurman gerekir. Yani erime ve donma noktası 0 S derecenin altına iner. Bu su için geçerli. Erirken hacmi küçülen maddeler için. Gelelim suyun yüzeyindeki basıncı artırmaya. Normalde ne demiştik? Su 100 Sig derecede kaynar demiştik. Doğru mu? Yani sıvıdan gaz hale geçmesi 100 S derecede mümkün. Eğer ki bir önceki ünitemizden, akışkanlardan hatırlarsam dağın tepelerine çıktıkça ne oluyordu? Basıncımız azalıyordu. Basınç azalırsa ne oluyor biliyor musun? 100 S derecede değil de 95'te de kaynamaya başlıyor. Bak rakımı artırdık. H arttı, P azaldı. Basıncın azalmasıyla birlikte suyun kaynama noktası 100'den 95'e düşmüş oldu. Yani ne oldu? Aslında artık daha kolay kaynamaya başladı. Ya da üzerine basınç artırsaydın deniz seviyesindesin.
43:48 Daha yüksek bir basınç uyguladın. Mesela düdüklü tencereyi hayal edelim. Düdüklü tencerede suyun kaynama noktasını 100'den 130'lara çıkartıyoruz biz basınçla. Daha çok basınç uyguluyoruz. Kaynama noktasını artırıyoruz. Daha zor kaynatıyoruz suyu. Anlaştık mı? Böyle bir örnekler silsilesi. Ancak burada biliyorum hepiniz için kafa çok karışıyor. Tamam mı? Ben ne yaptım sana? Şurayı özetledim. Su için ele alalım dedim. Erime ve donma noktası. Eğer basıncı artırırsan, kartopunu sıkarsan erime ve donma noktası düşer. 0 S derecenin altına düşer. Mesela sallıyorum -20 s dceye. Dolayısıyla buz 0'dan -20'de erimeye başladığı için daha kolay erir. Su 0ırda donacaktı. Şimdi -20'de donacak. Daha zor donar. Veya gelelim kaynama noktasına. Kaynama noktası basınç artarsa düdüklü tencere.
44:33 Düdüklü diyelim sana buraya. Düdüklü tencere de ne oldu? Basıncı artırdık. Basınç arttığı için kaynama noktası 100 S değil. Mesela sallıyorum 110 S D oldu. Arttı. Eğer basınç azalırsa ne oldu? Denizin seviyesinden yukarıları çıkarttın. Dağın tepelerine çıkarttın. Kaynama noktası ne oldu? Azaldı. 95 S D oldu. Bu su için geçerli bir durum. Şurası ilk baştaki paragrafa bakalım. Su bizmut ve antimonun dışındaki tüm maddeler erirken bizim günlük hayatta alışık olduğumuz sistemde hacimleri artıyor. Bu maddeler üzerinde basıncın artması yani daha çok basınç uygulama erime ve donma noktasını yükseltiyor. Basınç artarsa bu maddeler daha zor eriyor, daha kolay donuyor. Yani suyun tam tersi olmuş oluyor. Ben bunu aklımda
45:19 tutamıyorum. Sadece su örneği kafamda çok net oturduğu için direkt su üzerinden ilerliyorum. Son durum yine bir önceki üniteyle bağdaştıracağınız mesela rüzgarlar var. Rüzgar varsa aklıma kim geliyor? Bernolli. Bernolli ne diyordu? Her zaman bizim bu eee akışkanlar akış halindeyse basıncı az diyordu. Hatırladın mı? Basıncı azalır diyordu. Yani durgun bir halde basınç daha yüksek. Rüzgarlı havada basınç az ise şayet basınç az olunca ne oluyordu? Kaynama noktası bir bakar mısın? azalıyordu. E bu durumda rüzgarlı havada çamaşırlarımız işte bu yüzden daha çabuk kuruyor. Çünkü hocam onun buharlaşması daha kolaylaşıyor, kaynaması daha kolaylaşıyor gibi aklında tutabilirsin. Bir diğeri bu noktaları değiştiren şey
46:05 saflık. Farkındaysan hep yukarılarda saf maddeler dedik. Her saf maddenin işte ne dedik? Kaynama noktası, erime noktası. Bu sıcaklıklar kendine hastır dedik. Eğer saflığı değiştirirsen yani bir su değil de bir tuzlu su olursa elinde saflık da hal deşimin sıcaklıklarını etkilemekte. Buz için atılan tuz buzun erimesini kolaylaştırır. O yüzden de kışın karlı havalarda belediyeler tuzlama yaparlar. Neden? Çünkü tuz buzun erimesini kolaylaştırıyormuş. Yani daha kolay erimesini sağladı. Biz de artık o buzlu yollardan kurtulduk. Erime sıcaklığını düşürdü. Yani normalde 0 s derecede eriyecekti. -20 dere kolay erimiş oldu. Suyun içine tuz katıldığında normalde su 100 derecede kaynar mesela 100 derecede. Eğer tuz
46:52 eklersen 110 cm derecede kaynamaya başlar. Yani kaynama noktası yükseğir. Kaynamayı zorlaştırır. Yani öğretmenin sana şunu sorabilir. Hal değişimi sıcaklıkları maddeler için ayırt edici mi? Evet hocam ayırt edici. Hal değiştirme ısıları maddeler için ayırt edici mi? Evet hocam ayırt edici. Peki ben bu benim hal değişim noktalarımı değiştirebilir miyim? Evet hocam mümkün. Neyle değiştirebilirim? basınçla veya saflığımı değiştirerek. Ne yazmışım? Tuz buzun erime noktasını azaltır. O yüzden karlı havalarda, buzlu havalarda tuz dökülür yollara. Aynı zamanda tuz suyun erime noktasını yükseltir. O yüzden mesela biz özellikle makarna aşlarken ben her zaman ne yapıyorum? İlk önce suyun kaynamasını bekliyorum. Sonra tuz atıyorum. İlk başta tuzlu su yaparsam normalde 100 derecede kaynayacakken ben daha da kaynama sıcaklığını artırdığım
47:39 için daha uzun beklemek zorunda kalacağım diye. Sonra kaynama gerçekleştikten sonra suyu tuzluyorum diyebilirim. Bunlar da çok güzel örneklerimizdi. Geldik en en son kısma. Enerji iletim yolları. Isı bir enerjiydi. Biz bu ısıyı üç farklı yöntemle aktarıyoruz. Birincisi iletim, ikincisi konveksiyon, üçüncüsü ışıma. Hemen özetleyeceğim. Sen bunları ayrıntılı bir şekilde de dinleyebilirsin. İletim katı tanecikler arası gerçekleşiyor. Özellikle mesela çay kaşığına dokunduğumuzda, çay bardağının içindeki çay kaşığına dokunduğumuzda neden elimiz yanıyor bu kadar çabuk? Çünkü katı olduğu için, metal olduğu için ısıyı çabucak iletti bana. Özellikle bu ısının iletim yolu katılarda gerçekleşti ve bu yüzden ben de o ısıyı alabilmiş oldum. Kendi elime
48:25 temas ettiğimde o aktarımı gözlemleyebilmiş oldum. Konveksiyon özellikle sıvı ve gazlarda mesela evlerimizdeki petekler geldi havaya dışarıya enerji veriyor. Dolayısıyla havanın ısısı ne oldu? Dışarıdan ısı aldığı için sıcaklığı arttı. Mesela kalorifer sistemi ne oldu? Bir ısı aktarımı gerçekleştiriyor odaya, odadaki havaya. Bu ısı aktarımı gerçekleşince hava moleküllerinin sıcaklığı arttı. Sıcaklığı arttığı için öz kütlesi azaldı. Öz kütlesi az olanlar da yukarıda durdu. Öz kütlesi fazla olanlar yani yoğunluğu daha fazla olanlar aşağıda. Bu sefer hala benim kaloriferim odama enerji aktarıyor. Buranın sıcaklığı arttı. Öz kütlesi azaldı. Yukarı çıktı. Yoğun olan aşağıda. Yukarı aşağı yukarı aşağı. Bir konveksiyon dediğimiz durum aslında devir daim
49:12 durumu. Işıma da her an gerçekleşen elektromanyetik dalgalarla yani ışıklarla söz konusu. Özellikle ben bu örneği şimdi sana şuradan vereceğim. Isının iletim yolundan bahsettik. Çaydanlık tencereler. Isının konveksiyon yolundan bahsettik. Şimdi şurada görmeni isteyeceğim. Isının ışıma yoluyla alakalı kısmı. Hani demiştik ya maddeler her madde 0 kelvinin üzerinde diye. 0 kelvin sıcaklığından daha fazla olan her bir madde kızıl ötesi ışıma yapıyor. Yani bugün sen, ben her şey sıcaklığından dolayı etrafa bir ışın yayıyor. Işıma yolu dediğimiz durum bu. Bu kızıl ötesi ışımalara ısı dalgaları adını veriyoruz ki dalgalar ünitesini seneye senene ayrıntılı ve çok güzel göreceğiz. Yani ısının bu yolla yayılması için maddesel bir ortama
49:58 ihtiyaç yok. Mesela ne dedik? İletim yolunda katı maddeler. Konveksiyonda sıvı ve gaz maddeler özellikle. Ancak ısının ışımayla aktarılması için maddesel bir ortama ihtiyaç yok. Mesela güneş. Güneş uzay boşluğunda ve bizden t kilometrelerce ötede. Ne oluyor? O elektromanyetik dalgalar, ışımalar sayesinde bize enerji aktarılmış oluyor. Yani boşlukta da ışıma yoluyla ısı aktarılabiliyor. Termosın iç yüzeylerinin parlak olması ısının yansıtılarak ışıma yoluyla uzaklaşmasını önlemek içindir. Termal kameralar ışıma yoluyla yayılan ısıyı tespit ederek görünür hale gelir. Gelelim asıl hikayeye. Bir şömineye yaklaştın. Tamam mı? Bir şöminenin etrafında neler gerçekleşiyor? Sen bu şömineye yaklaştığında, elini şöyle şömineye yatay bir şekilde tuttuğunda o ısıyı
50:45 hissedebiliyorsun, değil mi? Ondan bize aktarılan o enerjiyi hissedebiliyorsun. Bu neyle sallanıyor? Aslında ışıma yoluyla. Hocam eğer ki üstten tutarsam ne olur? Üstten tuttuğunda da konveksiyon yoluyla olur. Mesela şuraya bakalım. Konveksiyon neydi? Devirdim. Buradan ısıyı aldım. Buradaki moleküllerin sıcaklığı arttığı için hacimce genleşti. Öz kütlesi azaldı. Yukarıya çıktı. Yoğun olanlar aşağı indi. Bu devir daim hep böyle devam etti. Burası konveksiyon. O yüzden sen getirip elini buradan tuttun. Aslında konveksiyonla ısı sana aktarıldı. Ancak yandan tutsan bu ışıma yoluyla aktarılacak sana. İletim bir ocağın üstündeki metal bir tava olsun. Bu tavanın da metal sapı olsun. Onu tuttuğunda o ısının iletim yoluyla nasıl
51:32 aktarıldığını gözlemleyebiliyorsun. Şimdi ta dersin başında seninle sıcaklık kavramını konuşurken demiştik ya elimizde bir tahta masa var, bir tane de demir masa var. Ancak biz demire dokunduğumuzda kendimizi daha farklı hissediyoruz. Sanki sıcaklığı farklıymış gibi. Oysa uzun süre aynı ortamdalarsa bunların sıcaklıkları aynıydı, değil mi? Harika. Neden ben demire dokunduğumda daha farklı hissediyorum? Çünkü demirin ısı iletim hızı, demirin tahtaya göre ısı iletim katsayısı daha fazla. Yani bana hemen cikileti veriyor. Sebebi bu. Yani sıcaklıklar aynı fakat bunların da artık ısı iletim hızları farklı. Burada yine sözeli var. Ben senin için güzelce özetledim. Bak benim böyle kıymetimi bilmeni istiyorum. Yani sen sözeli okumayacaksın. Şu sözeli okuyup da
52:17 kendin şuraya şunları yazmayacaksın diye bunlara kadar yazdım. O yüzden hala videoyu beğenmediysen kalbim kırılır haberin olsun. Yani nankörlük yapmayacağınızı biliyorum. Videoyu beğenerek, kanala abone değilseniz abone olarak izliyorsunuz. Vallahi gebertirim. Isı iletim hızı nelere bağlıdır? Eğer yüzey alanı artarsa ısı iletim hızı artar. Mesela soğuk bölgelerde veya uçakları hayal edelim. Yukarı kısımlarda uçaklar uçuyor. Uçakların camları veya böyle işte kutuplarda iglolar var. Böyle kardan evler. Orada neredeyse hiç cam yok. Uçaklardaki camlar küçük. Sebebi ne biliyor musun? Yüzey alanını azaltıyor. Isı iletim hızını azaltıyor. Yani uçağın içindeki veya o igloların kardan evlerin içindeki ısıyı dışarıya aktarmayı istemiyoruz. daha yavaş aktarılsın istiyoruz. O yüzden yüzey alanını camların küçültüyoruz. Alan artarsa ısı
53:05 iletim hızı daha fazla olur. Sıcaklık farkı artarsa içeri ve dışarı arasında sıcaklık farkı artarsa ısı daha çabuk soğuk kısma doğru akmaya başlar. O yüzden mesela kışın evlerimizi ısıtmakta daha da zorlanırız. Çünkü sıcaklık farkı çoktur. Ben burayı ısıttıkça, buraya enerji verdikçe buradaki enerji de dışarıya doğru akmaya başlar. Isı iletim katsayısı daha yeni dediğim gibi demir ve tahta arasında maddenin cinsine göredir. Isı iletim katsayısı ne kadar fazlaysa ısı o kadar çabuk hızlı bir şekilde iletilir. Demire dokunmak ve tahtaya dokunmak. Demirin ısı iletim katsayısı daha fazladır. Kalınlık artarsa da ters orantılı yani azalır. Ne kadar kalın bir sistem yaparsan buradaki ısı dışarıya giderken daha yavaş iletilir. Anlaştık mı? Bütün hepitopu
53:50 ısı iletim hızı da öğretmene soracak olursa şu kutucuktan ibaret. Gelelim ısı iletim katsayısına. Dediğim gibi mesela daha yeni demirden bahsettik. Bak demirin 67'ymiş. Isı iletim kat sayısı maddenin ısıyı ne kadar hızlı ilettiğini açıklar. Isı iletim katsayısı maddenin cinsine bağlıdır ve maddeler için ayırt edici özelliktir. Mesela bak şuraya bak. Yine bunu bu tabloyu ezberebilmen için değil yorumlaman için koyuyoruz. Ne dedim daha yeni? Demir. Tahta da var mı şurada? Tahtaya bakayım. Tahta yok ama tahta katılar arasında ta nerededir kim bilir tahtayı merak ettim biliyor musun? Taş yününe bakalım mesela. Taş yünü 0.043. Demirin 67. Ne dedik? Isı iletim katsayısı ne kadar büyükse ısıyı o kadar hızlı iletir dedik. O yüzden demire aynı
54:37 sıcaklıkta demire dokunmakla taş yününe dokunmak arasında hissettiğin o fark ısı iletim katsayısından kaynaklı. Anlaştık mı? Ne demişiz? Aşağı indikçe ısı iletim katsayısı azalıyor. Bir kere hepsi azalmıyor. Şurada metallerde şurada bir artış var. Keşke bunu şuraya koymuş olsaydık. Ondan sonra azalıyor diyebilirdik. Isıyı zor iletenler yalıtım malzemesi olarak kullanılır. Mesela bu taş yünü, poliüretan köpük. Biliyorsunuzu ofisleri sanayinin içinde. Geçen de böyle bu dersi anlattıktan sonra baktım böyle aa poliüreten malzemeler falan. Dedim ya benim buraya girmem lazım. Çünkü bu poliireten köpük dediğinin bakar mısın ısı iletim katsayısına? Çok çok düşük. İşte bunlar bizim için bu yapı malzemeleri aslında ne biliyor musun? Isı yalıtımı yani ısı iletim katsayısı ne kadar azalırsa benim
55:24 ısı yalıtımı yapmamı sağlıyor. Çünkü çok yavaş iletiyor ısıyı. Bu sayede bunları biz yalıtım malzemesi olarak kullanıyoruz. Dediğim gibi şurayı yukarıya alırsak aşağıya doğru ısı iletim katsayısı azalıyor diye yorumlayabiliriz düzenleyerek. Yani burada işte taş yüğünü, fiberglass, beyaz çam, pencere camı hatta bak şuna bak. Hava havanın ısı iletim katsayısına bak. Bu evlerimizdeki camlarda pimopenlerde çift cam vardır. İçi de hava. Neden böyle bir şey yapıyoruz, değil mi? Niye tek cam yapmıyoruz? Çünkü hava sayesinde ısı yalıtımı yapıyoruz. Çünkü ısı iletim hızı havanın çok daha düşük. Bilerek çift cam yapıyoruz. İçeride de hava var ki ısı yalıtımını sağlamış olalım. Kışın sen evini ısıttığında dışarıya hızlıca akmasın enerji diye havadan yararlanıyoruz.
56:10 Hemen şuna baktım. Kuşlar kışın ısı iletim hızını azaltmak için tüylerini kabartıp havayla doldururlar. Çünkü havanın ısı iletim katsayısı azdı. Peteklerin girintili çıkıntılı olmasının sebebi yüzey alanını artırmak. Yani dümdüz bir yüzey olmaktansa girinti çıkıntı yapıp yüzey alanını artırıyorlar. Çünkü yüzey alanı artarsa ısı iletim hızı artardı. Petekten de bana sıcak orası sıcak ben soğuğum. E işte o daha hızlı gelsin diye gerinti çıkıntı yakıp yapıp yüzey alanını artırıyoruz. Ancak mesela uçaklarda camların yüzey alanını küçük yapıyoruz. Neden? Bu sefer de içerideki ısının dışarıya ısılacakmasını istemiyoruz. Anlaştık. Oradaki sebebe iyi dikkat et. Neresi sıcak, neresi soğuk? Isı nereden nereye gidecek ona göre belki öğretmenin senden hadi bana bir ısı iletim katsısını ya da ısı iletim hızını azalt veya artır diye isteyebilir. Geniş yüzeyde tanecik sayısı fazla olduğundan
56:56 enerji kaybı daha hızlı olur. Soğuk bölgelerde bu yüzden pencereler küçüktür. Soğuk havuza tek ayak veya iki ayakla girdiğinde o enerji iletimini çok net gözlemleyebilirsin. Tek ayakla daha tahammül edebilirsin. İki ayakta yüzey alanını artırdığın için ısı iletim hızı daha çabuk olmuş olur. Kışın kalın kazak giyerek kalınlığı artırarak ısı iletim hızını azaltırız. Ters orantı vardı şu solda hatırla. Hop şurası. Dışarısı ne kadar soğursa ev ısıtmak o kadar zor. Çünkü sıcaklık farkı ne kadar fazlaysa o kadar ısı iletim hızı fazla oluyordu. Doğru orantılı demiştik. Son durum bence güzel şaşırtmalı bir soru olabilir. Palto kaban kazak eldiven çorap bunları hep kışın giydiğimiz için bunlar bizi ısıtıyor yağ diyoruz. Halbuki bunlar biraz ısı kaynağı değil. Bunlar neyi sağlıyor? Isı yalıtımını sağlıyor diyebiliriz. Bu giysiler bizi ısıtmaz.
57:42 Isı kaynağı değildirler. Soğuk havayla vücudumuz arasında ısı yalıtımı sağlar. Mesela havayla doldururuz aslen içimizi. Aynı o kuşların, kışın tüylerini kabartması gibi. Veya kalınlığı artırarak ısı iletim hızını azaltırız. vücudumuzla hava arasındaki ısı iletim hızını azaltmak içindir. Fakat bitmedi. Hemen şuna bir bakalım. Çünkü kimileriniz belki enerji ünitesini hiç bitirmedi. Belki 3ün üniteden akışkanlardan da öğretmeniniz soru soracak. Ben hem böyle bir hızlıca toparlayalım biz neleri işledik bir yıl boyu diye. Hem de belki ihtiyacım varsa bunların her birinin yazılı örnekleri kanalda var. Bir oynatma listesinde genel tekrarları var. Yazılı provaları var. girip hızlıca bakabilirsin. 1ci ünitede fizik bilimi ve kariyer keşfi. Böyle özellikle alt dallardan bahsetmiştik. Bizi belki en başta şaşırtan, afallatan ya niye bunları
58:28 ezberliyoruz dedirten bir durum vardı. Alt dalları fiziğin ilişkilendirmiştik. Kuvvet harekette temel türetilmiş skaler vektörel nicelikleri görmüştük. Ben bugün olsam yani şu an marif model bizden şunu istiyor. Bu yazılıda sadece enerjiyle alakalı sorular soru istiyor ama ben e yani okuldaki öğretmeniniz olsam bu kadar masum olmayabilirdim. Biraz size gıcıklık yapabilirdim. Skaler vektörel niceliklerden de sor. Ya da ısı skaler mi, vektörel mi ya da temel mi, türetilmiş mi diye sorardım. Vektörleri gördük. Temel kuvvetleri gördük. Hareket ve hareket türlerini gördük. Bu ünite bence bizim için önemli kritik bir üniteydi. Akışkanlar aslında sen bunu basınç olarak görmüştün ortaokulda. Oturup tek katı basıncı, sıvı basıncı, açık hava basıncı, bernolli ve en çok da takıldığın kaldırma kuvveti ki bu yazılı da öğretmenin sorabilir. Bununla alakalı çok güzel kavram soruları var. Önceki
59:14 yazılara muhakkak bak. Enerjide de bu dersimizde seninle iç enerji, ısı, sıcaklık farkları ne? Bu kavramlar neler? Nasıl yorumlayacağız? Konuştuk. Isının etkilerinden yola çıkarak o formüllerden öz ısı ve ısı sahasını konuştuk. Hal değişimi ve ısıl dengeyi nasıl değerlendirmemiz gerektiğini yorumladık ve ısınaklarım yollarından bahsettik. Bunların hepsi kanalda anlatım olarak mevcut. Toplam 26 videoda bir yılın hepsini yazın çalışmak istersen veya bu yazılıya çalışırken tekrar etmek istersen diye sana haber vermiş olayım istedim. hepinize destekleri için, kanalıma abone olarak izlediği için, emeklerimi göz ardı etmediği için çok teşekkür ediyorum. Dediğim gibi bu videodan sonra hem uzun bir test soru çözümü bekliyor bizi hem de yazılı provamız gelecek. Hepinizi çok öpüyorum. Hepinize başarılar diliyorum. Anlamadığınız yer olursa muhakkak dakika
1:00:00 belirterek yazın. Bay bay. Hoşça kalın.