0:00 Bazı konuları nasıl daha fazla aklımızda tutuyoruz da, bazılarını hemen unutuyoruz? Bu videoda anlatılacak olan her şeyi unutursanız, şu gerçeği unutmayın: Araştırmalar, yeni bir şeyi öğrendikten hemen sonra %90’ının unutulduğunu göstermekte. Yüzde 90… En temelde hatamız şu oluyor: Öğrenme eyleminin nasıl gerçekleştiğini ve bilgiyi, kalıcı hafızaya atmayı bilmeden umarsızca çabalıyoruz. Önce bi sakin…(Kısa meditasyon müziği). Biraz, işlerin nasıl yürüdüğünü öğrenmek gerek. İşlerin nasıl yürüdüğünün bahsedileceği bu videodaki teknikleri uyguladıktan sonra iş hayatınızda ya da öğrenim hayatınızda fark yaratmanız muhtemel. Bilinçsizce bilgiyi hatırlamaya çalışmak, bir kürek olmadan çukur kazmak gibi: Elbette,
0:45 elinizle de çukur açmak için gayret edebilirsiniz. Ancak eğer doğru aracı kullanmıyorsanız, gereksiz yere yorulmanız ve zaman kaybetmeniz kaçınılmaz. Pek çok nedenden dolayı, beynimiz sürekli bir unutma süreci içinde. Öğrendiğiniz ayrıntıların çoğu, kısa süre içinde kayboluyor, çünkü beynimizin bu yeni bilgi için ayrılmış -sınırlı bir alanı- var. Beynimiz aslında hangi bilginin ileriki zamanlarda sizin için yararlı olup olmayacağını bilmiyor… bu yüzden de onu unutuyor. Unutmak aslında güzel bir şey. Eğer öyle olmasaydı, çektiğimiz acıları, sıkıntıları her daim yaşardık, bu da hayatı yaşanmaz kılardı. Yani burada hassas bir denge var. Ancak bizim burada odaklanacağımız şey unutmak istemediklerimiz. Bu konuda da endişelenmeye gerek yok, hepimiz için umut var.
1:34 Vücudumuzdaki diğer tüm kasları güçlendirebildiğimiz gibi, beynimizi daha fazlasını hatırlayacak ve her şeyi daha hızlı öğrenecek şekilde, eğitebiliriz. Fotoğrafik bir hafızayla doğmanıza gerek yok ve aslında birkaç önemli istisna dışında, neredeyse hiçbir yetişkinin fotoğrafik hafızası yok. Bilim adamları ve filozoflar en az 2000 yıldır insan belleğinin nasıl çalıştığını anlamaya çalışıyorlar ve hala yeni keşifler yapıyorlar. Örneğin, 2016'da İngiliz bilim adamları, hafıza oluşumunda ve hafıza kaybında önemli bir rol oynayan beyindeki bir proteinin keşfini sağlayan çalışmaları nedeniyle, dünyadaki en büyük sinirbilim ödülünü, yani 1 milyon Euro’yu kazandı. Anlayacağınız hala keşfedilmesi ve anlaşılması gereken çok şey var.
2:21 Ancak bugünkü bilimsel araştırmalar ışığında, hafızada bilgi işlenirken 3 aşamanın yaşandığını biliyoruz. Bunlar: kodlama, depolama ve geri çağırma. Gelin bu aşamalara birlikte bakalım ve hemen sonrasında bilgiyi hafızada nasıl daha kalıcı hale getirebiliriz onu inceleyelim. Zihinde bilgiye veya olaya yer açmanın ilk adımı KODLAMA. Bir olayı fark ettiğinizde, bir bilgi parçasına rastladığınızda, beyniniz bilinçli olarak sesleri, görüntüleri, fiziksel hissi veya ilgili diğer duyusal ayrıntıları algıladığında kodlama işlemi gerçekleşir. Örneğin, Yurtdışına ya da sıradışı bir lokasyona ilk seyahatinizi ele alalım. Bu olayla ilgili anınız, görsel sisteminiz, işitme sisteminiz veya koku sisteminiz devreye
3:11 girdiğinde olayın ya da bilginin zihninizdeki kalıcılığı artacaktır. Örneğin; görsel sisteminiz (Gittiğiniz yerde daha önce hiç görmediğiniz farklı bir mimari ile karşılaşmanız olabilir), işitme sisteminiz (Trafiğin gürültüsü veya yurtdışına gittiyseniz eğer farklı bir dilde konuşan yabancıların seslerini duymanız olabilir.) ve belki de koku sisteminiz (Denizin kokusu ya da yurtdışında restorantlarda hiç alışık olmadığınız kokuyu almanız) bunlara örnek olarak gösterilebilir. "Araştırmalar, anlamsal kodlamayı kullanarak bir şeyleri daha iyi hatırladığımızı ve anlamla ilişkilendirdiğimizde onları daha uzun süre hafızada sakladığımızı göstermektedir." İki tür hafıza var: kısa süreli ve uzun süreli. Kısa süreli veya işleyen hafıza beyninizin karalama defteri gibidir.
3:59 Bilgiyi ya reddetmeden ya da uzun süreli belleğe aktarmadan önce, geçici olarak depoladığı zaman kısa süreli hafıza aktiftir - örneğin, öğle yemeği için sipariş vermeden önce ne sipariş etmek istediğinizi hatırlamanız kısa süreli duruma örnektir. Yemeğiniz teslim edilip yendiğinde beyniniz bu bilgiyi bırakabilir. Uzun süreli durumda ise birkaç gün veya yıllarca tuttuğunuz anılar yer alır - bisiklete nasıl binileceği veya aşık olduğunuz ilk kişiyle birlikte yediğiniz ilk akşam yemeği gibi şeyler uzun süreli duruma örnektir. Her iki tür anı da zamanla zayıflayabilir çünkü beyin zamanla nöronlar arasındaki bu bağlantılar için kritik olan hücreleri kaybeder - ama bunu engellemenin bir yolu var. Kas gücünde olduğu gibi beynimizi de çalıştırıp dinç tutabiliz.
4:47 Ve son olarak, bir anıyı geri getirmek için beyniniz, bellek oluştuğunda oluşturulan sinir yollarını "yeniden oynatır" veya yeniden ziyaret eder. Bilgileri tekrar tekrar hatırlamak, bu bağlantıları ve anılarınızı güçlendirmeye yardımcı olur. Bu nedenle notlarınızı gözden geçirmek veya kelime kartı kullanmak gibi teknikler bilgileri saklamanıza yardımcı olur. Diğer taraftan bir şeyi hatırlarsınız. Ancak bu ilk kez deneyimlediğiniz andaki gibi ya da tam bir hatasız kopyası gibi olmaz. Çünkü mevcut duruma ilişkin kendi farkındalığınız ya da duygularınız bellekle karışır. Bu yüzden insanların yanlış anıları olabilir veya olaylara ilişkin anıları zamanla değişebilir. Artık belleğin nasıl çalıştığını bildiğimize göre, bu anlayışı hafızamızı
5:37 geliştirmek için kullanabiliriz. Güçlü bir hafıza ve daha iyi öğrenme için öncelikli olarak yaşam tarzımızı değiştirmemiz gerekecek, sonrasında ise sonrasında son derece pratik ezberleme tekniklerini inceleyeceğiz. Anlatılacak son teknikleri kaçırmamanızı özellikle tavsiye ederim. Hafızanızı güçlendirmenin kolay yolu: İyi bir gece uykusu veya yeni bir şey öğrendikten sonra kısa bir uyku. Bir araştırma çalışması, yeni yüzler ve isimler öğrendikten sonra 8 saat uyuyan insanların, uyku fırsatı bulamayanlara kıyasla daha iyi hatırlayabildiğini göstermiştir. Ve iki araştırma veri kümesinin analizinde, psikolog Nicolas Dumay (Nikılıs Dumey) uykunun beynimizi unutmaktan korumakla kalmayıp, aynı zamanda anıları daha iyi geri çağırmamıza
6:24 da yardımcı olduğunu tespit etmiştir. Peki neden uyku, bilgiyi geri çağırmak, neden bu kadar önemli? Görünüşe göre uyku beynimizi "sıfırlıyor", hafıza ve öğrenme için kritik önemde.. Eğer uykudan mahrum kalırsanız, beyninizdeki nöronlar; o kadar çok elektriksel aktiviteye maruz kalır ki yeni bilgiler veya anılar kaydedilemeyebilir. Şekerlemeleri de uykuya dahil edebilirsiniz! Yapılan araştırmalara göre bir şeyi öğrendikten hemen sonra yaklaşık 45-60 dakika kestirmenin hafızanızı 5 kat artırabileceği tespit edilmiştir. Öyleyse uykuyu sakın ihmal etmeyin. Patronunuz veya öğretmeniniz sizi uyuklarken yakalarsa, onlara bu bulguları gösterebilirsiniz:) Tıpkı uykunun hem fiziksel hem de zihinsel sağlığınız için önemli olması gibi,
7:14 sağlığın diğer ayağı da egzersizdir. Şu anda bu videoyu izleyenlerin %90’ının düzenli egzersiz yapmadığını söyleyebilirim, ama ispat edemem. (evet ya egzersiz yapmıyoruz-vine bul) Beynimizin düzgün çalışması için oksijene ihtiyacı var. Bunun için de zengin kan akışını sağlamak gerekiyor. EE o zaman ? Egzersiz beyne giden kan akışını iyileştiriyor. Amerika’da Ulusal Yaşlanma Enstitüsü'ndeki araştırmacılar, koşma gibi aerobik egzersizin gelişmiş hafıza ile doğrudan bağlantısı olduğunu keşfettiler. Fareler, maymunlar ve üniversite öğrencileri üzerinde yapılan araştırmada fiziksel aktivitede bulunanların, bulunmayanlara göre hafızalarında çok daha büyük gelişme gerçekleştiği görülmüştür. Yine de hemen koşu ayakkabılarınızı giymek için acele etmeyin.
7:59 Yeni bir şey okuduktan veya öğrendikten sonra, beklemek faydalı olabilir. Öğrenmeden yaklaşık 4 saat sonra egzersiz yapmak, hemen sonra egzersiz yapmaktan daha iyi. Bilim adamları, egzersizi ertelemenin, hemen egzersiz yapmaktan neden daha etkili olduğundan hala emin değil. Belki de beyinlerimizin, yeni bilgileri emmek için zamana ihtiyacı vardır, kim bilir. Tüm bu tavsiyelerde anneniz veya doktorunuz gibi konuşmak istemem açıkçası, ama yaşam tarzına dayalı son öneriyi söylemeden geçmek de olmaz: Daha sağlıklı beslenin. Muhtemelen tahmin etmişsinizdir, doymuş ve trans yağlar daha zayıf hafıza ile bağlantılı. Tıpkı kalbinizin arterlerinde kolesterol birikebileceği gibi beyninizde de birikebilir. Harvard Health açıklıyor: Sağlıksız beslenme durumunda beyin hücreleri;
8:48 oksijen bakımından zengin kandan, mahrum kalıyorlar. Bu da düşünme becerisini ve hafızayı tehlikeye sokabiliyor. Özetle; sağlıklı beslenmek, çok sayıda bilimsel çalışma ile hafızayı güçlendirdiği tespit edilmiştir. Çok çaba göstermeyin. Evet yanlış duymadınız. Yeni bir bilgiyi öğrenmeye çalışırken çoğumuz çok çaba göstermenin etkili olacağını sanır. Oysa asıl ihtiyacımız olan, kısa bir süre hiçbir şey yapmamaktır. Bir şey öğrendikten sonra bir kenarda oturup 5-10 dakika dinlenin. Kafa dinleme halinde, yeni öğrendiğiniz bilgiyi çok daha iyi hatırladığınızı göreceksiniz. Bunun için kanalda yer alan videolarda bahsedilen ve sayaçlarını bulabileceğiniz pomodoro tekniği ile hem dikkatinizi artırabilir hem de daha hızlı öğrenme gerçekleştirebilirsiniz.
9:35 Öğrenme sırasında düzenli ara vermek ve bu aralarda hafıza oluşumunu sekteye uğratmamak için beyni meşgul edecek herhangi bir şey yapmamak gerekiyor. Telefona, internete bakmadan yapmadan beyni dinlendirmek… Örneğin; “Tüm matematik konularını bitireceğim” değil de “25 dakika konsantre şekilde matematiğe çalışıp, ara vereceğim.” diyebiliriz. 25 dakika sonra ara verip, kendimizi küçük bir yürüyüş, bir sohbet veya minik bir çikolata ile ödüllendirebiliriz. Bu, sadece öğrenciler için değil, hafıza kaybı, demans gibi hastalıklar için de önerilen bir yöntem. Yapılan deneyler, daha önce farkına varılmayan bu yöntemle öğrenme ve hatırlama kapasitesinin arttığını göstermektedir. Zihin Sarayı veya Lokus Yöntemi olarak da isimlendirilen Hafıza sarayı tekniği, bilginin
10:25 hafızada yer etmesini sağlayan önemli bir araç ve bu nedenle bu yöntem için ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Sherlock Holmes dizisini izleyenler muhtemelen bu yönteme aşinadır. Antik Roma ve Yunan tarihinde hatipler tarafından icat edilen hafıza sarayı tekniği, yapmanız gereken konuşmayı hatırlamak, üzerinde çalıştığınız bir proje veya bir alışveriş listesi için kullanabileceğiniz hem etkili hem de zevkli bir yöntem. Ortalama bir hafızaya sahip olduğunu iddia eden, dört kez Amerika Hafıza Şampiyonu olan (Nelsın Delis)) Nelson Dellis, "Hafıza sporcularının, en iyi kullandığı bir numaralı teknik hala ve her zaman hafıza sarayı olacaktır. Birisi bir şey öğrenmek istiyorsa, bu teknik, hafıza sarayı olmalı."
11:10 demiştir. Hafıza sarayı tekniği ile, dairenizi, büyüdüğünüz yeri; işe ya da okula gittiğiniz rota gibi aşina olduğunuz bir konumu; hatırlamaya çalıştığınız öğelerle ilişkilendirirsiniz. İşe yarıyor. Çünkü hatırlamak istediklerinizin temsillerini zaten güçlü anılarınızın olduğu yerlere görsel olarak asıyorsunuz. Bu tekniği daha detaylı incelemek isterseniz, 2016 Dünya Hafıza Şampiyonası galibi Alex Mullen'ın (Alex Malının) hafıza sarayı tekniğiyle, kelimelerin nesnelere ve konumlara nasıl "ekleneceğini" ayrıntılı olarak anlattığı video linkini açıklamalar kısmında bulabilirsiniz. 6. Parçalama ile Daha Fazlasını Hatırlayın Parçalama veya Bölümleme Tekniği, büyük miktarda bilgiyi akılda daha kalıcı hale getirebilecek başka bir anımsatıcı araç. Bu tekniği belki de farkında olmadan kullanıyor olabilirsiniz.
11:59 Örneğin bir telefon numarasını hatırlamak için rakamları gruplandırırsanız hatırlamanız daha kolay olacaktır. Bu rakamları "8 8 8 5 5 5 0 0 0 0 . " bu şekilde ezberlemeye çalışmak yerine, bu şekilde "888" "555" "0000" ezberlemeye çalışmak hiç şüphesiz çok daha kolay olacaktır. Araştırmalar, insan beyninin kısa süreli olan çalışma belleğinde ortalama 4 farklı öğe tutabildiğini göstermektedir. Ancak, bilgiyi daha küçük kümeler halinde gruplandırırsak, işleyen belleğimizin sınırlarını aşabilir ve böylece daha fazla bilgiyi hafızamıza kaydedebiliriz. 7. Görsel (ve Belki Çirkin) Yeni Bağlantılar Kurun Bilginin hafızada yer etmesi amacıyla oluşturduğunuz görüntüler ne kadar canlı ve hatta saçma olursa hafızanızda sabitlenmesi o kadar kolay olacaktır.
12:45 Görselleştirme bu işin anahtarıdır desek sanırım yanlış olmaz. İsimler ve sayılar soyut oldukları için hatırlamak zordur ve beyinlerimiz onları kolayca kavrayamaz ancak görüntüleri çok daha kolay depolar ve hatırlar. İsimlerin sesini resimlere çevirin: Bir yabancı, "Merhaba, ben Bartu" dediğinde ve siz hemen "Merhaba Bartu" derseniz, puf! Bu kişinin adını unutursunuz, çünkü bu kelimeyi o kişiyle ilgili hiçbir şeyle gerçekten ilişkilendirmediniz (belki kısa süreli hafızanızda saklandı, ama muhtemelen de kalıcı olmadı). "Bartu"yu başka bir şeye bağlamalısınız. Hafıza sarayı ve diğer ezberleme teknikleriyle birlikte uygulanacak en iyi strateji; soyut
13:31 bir şeyi sesli ve görsel bir temsile dönüştürmektir. Kelimeyi bir resme dönüştürmek için kelimedeki sesleri kullanın. Bartu..."Bartu" durumunda, Dart oyununu düşünebilirsiniz. Veya Leman ismi için Limon sıkan bir resmi hayal ederek hatırlayabilirsiniz. Bu noktada ne kadar saçmalarsanız, hafızada o kadar etkili oluyor. Ardından, ikinci adım, o görüntüyü hatırlayacağınız yere sabitlemektir. Yeni arkadaşınız Bartu’nun alışılmadık derecede yuvarlak bir yüzü varsa, yüzünü bir dart tahtasına benzetebilir ve okları sanki o dart tahtasına atıyor gibi düşünebilirsiniz. Görüntüleri canlandırın: Bu görüntüleri ne kadar canlı hale getirirseniz o kadar
14:18 iyidir. Bunu yapmak, beyninizde bu kelime veya sayı ile bir resim arasında daha güçlü, yeni bağlantılar oluşturur. Mümkün olduğunca çok sayıda duyunuzu meşgul edin: Başta bahsedilen, beynin duyularınız aracılığıyla kodlama sürecine nasıl başladığını hatırlayın. İşitme, tat ve koku alma duyunuza dokunursanız isimler ve sayılar gibi soyut şeyleri daha çok hatırlayacaksınız. Eğer Sayılar söz konusu ise benzer teknikler geçerlidir. Uzun sayı dizilerini daha iyi hatırlamanıza yardımcı olacak şekilde 0-9 arasındaki sayıları resimlerle ilişkilendirebilirsiniz. 0, örneğin bir halka olabilir; 1 bayrak direği olabilir; 2 bir kuğu olabilir. 210 sayısını hatırlamak için, o zaman, bir
15:08 çörek almak için bir bayrak direğinin önünden geçen bir kuğu hayal edin. Bu mantıkla yapacağınız canlandırmalar, hafızanıza seviye atlatacaktır. Bilgisayarınızı kaldırın. Elle yazdığınız notları hatırlama olasılığınız daha yüksek. Konu bellek olduğunda bilgisayarınızı kullanmak yerine el yazısının tercih edilmesinin birkaç nedeni vardır. İlk olarak, fiziksel yazma eylemi, (RAS) yani retiküler aktive edici sistem adı verilen, beyninizin tabanındaki hücreleri uyarır. RAS tetiklendiğinde, beyniniz şu anda ne yaptığınıza daha fazla dikkat eder. El ile yazarken beyniniz, her harfin aynı tuşlarla temsil edildiği bir klavyede yazmaya
15:53 kıyasla her bir harfi oluştururken daha aktiftir. Ayrıca araştırmalar, insanların bilgisayarlarına not aldıklarında dersleri kelimesi kelimesine yazıya geçirme eğiliminde olduklarını göstermiştir. Tersine, elle not alırken, bilgiyi kendi kelimelerimizle yeniden düzenleme eğilimindeyiz ve bu da daha aktif bir öğrenme sürecini yaşatır. Belki daha iyisi öğrenmekte olduğunuz konular için, yazarak zihin haritaları oluşturmaktır. Görsel unsuru hatırlayın, beynimiz resimlere kilitlenir - el yazısıyla yazılmış kelimelerle birleştirir. Buraya kadar izleyenleri tebrik ederim. Bence en önemli madde bu. Yeni bir şey öğrendikten kısa bir süre sonra hemen unutulduğundan bahsettik.
16:39 Çünkü geçici hafıza; beynin o anda gördüğü, duyduğu şeyleri anlık olarak depoladığı kısımdır. Ve her gördüğü, duyduğu bilgiyi üzerine yazarak ilerler. Eğer bu bilgileri daha sık görmeye başlarsak yavaş yavaş kalıcı hafızaya doğru kaymaya başlar. Buradan hareketle Hermann Ebbinghaus (Hörmin Ebinghaus) yaptığı çalışmalarla “öğrenme eğrisi” tekniğini geliştirmiştir. Gelin bu tekniğe birlikte bakalım: Bu teknikte tanımlanan öğrenme eğrisi bir kişinin bilgiyi ne kadar hızlı öğrendiğini gösterir. En keskin artış ilk denemeden sonra gerçekleşir ve sonra eğri, yavaş yavaş düzleşir. Yani her tekrardan sonra, gittikçe daha az yeni bilgi depolanır. Unutma eğrisi gibi öğrenme eğrisi de hızlı ve büyük bir şekilde düşer.
17:27 Gördüğünüz gibi, ilk günden itibaren öğrendiğimiz bilgiyi hızlı bir şekilde unutmaya başlıyoruz. İlk gün öğrendiğimiz bilgiyi %100 olarak varsayarsak, ikinci gün aklımızda kalan bilgi %80’dir. İkinci gün bu bilgileri tekrar edersek oranı tekrar %100’e çıkarırız ve bu sefer bir günde değil, iki günde %80’e düşer. Yani günler geçtikçe tekrar edeceğimiz aralığı artırmış oluruz. Tekrar günlerini 2, 4, 7, 14 ve 30 olarak belirlediğimizi düşünelim. Bu günlerde tekrarımızı yapmışsak 30.günden sonra bilgi, büyük oranda kalıcı hafızaya yerleşecektir. Aralıklı tekrar yöntemini kullanarak çok fazla bilgiyi minimum vakitte öğrenebilirsiniz.
18:17 Son olarak, "bir şeyi öğrenmenin en iyi yolu onu başka birine öğretmektir." Yapılan araştırmalarda deneklere en sevdikleri ezberleme ve öğrenme tekniğinin ne olduğu sorulduğunda, çoğu insan yeni öğrendiği bilgileri öğretmekten, açıklamaktan ve başka birine bahsetmekten keyif aldıklarını dile getirmiştir. Bilim insanlarına göre bu durum, daha önceki pek çok araştırmanın sonucuyla da uyumlu. Bir konuyu başkalarına öğretmek veya öğretiyormuş gibi yapmak, bunu sesli olarak yapmıyor ve sadece bir kağıdın üzerine neler hatırladığınızı yazmaya çalışıyor olsanız bile son derece etkili bir yöntem. Bu yöntemin başarılı olmasının nedeniyse, öğrenilen bilgiyi tekrar ortaya koymaya çalışma eyleminin, beyinde o bilgiye dair daha güçlü bağlantıların kurulmasını
19:05 sağlaması. Yani bir dahaki sefere bir konuyu öğrenmeye çalıştığınızda soru çözme yöntemine ve tekrar tekrar aynı konuyu okuyarak ezberlemeye çalışmak yerine, öğrendiğiniz kadarını kendi kendinize anlatmayı deneyin. Anlatımınızın zayıf kaldığını düşündüğünüzde de konunun o kısmına geri dönün ve sonrasında aynı yöntemi tekrar deneyin. Bunu yaparak daha hızlı ve etkili bir öğrenim sürecine girdiğinizi kendiniz de göreceksiniz. HASILIKELAM İnsan beyni inanılmaz. Nöronlarımız aynı anda birçok anıyı depolayabildiğinden, zihinsel depolama kapasitemiz yaklaşık 2,5 petabayt (milyon gigabayt) aralığında- Bu şu anlama geliyor. Bu kapasite ile üç yüz yıl boyunca aralıksız televizyon dizilerini depolayabilirsiniz.
19:50 Hafıza bizim için hala bir gizem olabilir, ancak araştırmalar bu videoda anlatılan tekniklerin öğrendiklerinizi daha fazla zihninizde tutmanıza yardımcı olacağını göstermiştir. Fotoğrafik hafızanız olmayabilir ve bazen anahtarlarınızı ya da çoraplarınızı nerede bıraktığınızı hatırlamakta zorlanıyor olabilirsiniz , ancak bu teknikleri kullanarak hafızaya müdahale etmeye başladığınızda, bilginin kalıcılığının arttığını göreceksiniz. En azından, daha az şu cümleyi kurarsınız: "Pardon, isminiz neydi?"