E-Ticaret'e Başlamak - Temel Atıyoruz

Kısa Özeti

Bu video, izleyicilere gerçek dünyada sürdürülebilir gelir kaynakları oluşturmanın yollarını öğretmeyi amaçlıyor. Hazır taktiklerle kısa yoldan zengin olma hayalleri yerine, gerçek iş kurma süreçlerini aktarıyor. İçerik, dijital pazarın dinamiklerine, sinyalleri okuma becerisine ve doğru stratejiler belirlemeye odaklanıyor.

  • Gerçek hayatta para kazanma yöntemleri
  • Ürün satma yerine anlam satmak
  • Sinyalleri okuma ve pazar analizi üzerine bilgiler

Giriş ve Gerçekler

Video, izleyicinin kafasındaki karmaşayı ve mevcut sahte vaatleri eleştirerek başlıyor. Para kazanma konusundaki gerçekleri vurguluyor ve kısa yoldan zengin olma hayalinin yanıltıcı olduğuna dikkat çekiyor. Gerçek bir gelir kaynağı oluşturmanın, uygulamayı ve stratejiyi gerektirdiğini söylüyor. İzleyicilere, videoyu adım adım takip etmeleri gerektiği mesajını veriyor.

Fırsat ve Teknolojik Eşitlik

Bu bölümde, fırsatların günümüzde nasıl değiştiği ve teknolojinin bu fırsatlara nasıl eşitlik sağladığı aktarılıyor. Herkesin aynı kaynaklara erişimi olduğu belirtiliyor, bu nedenle başarılı olmanın yolunun kendi hikayesini kurgulamakla ilgili olduğu vurgulanıyor. Müşterilerin aslında ürün değil, anlam aradığı üzerinde duruluyor.

Ticaretin Üç Kuralı

Dijital ticarette başarılı olmanın üç temel kuralı belirleniyor: mühimmat, hedef ve vuruş. Bu kuralların her biri, ticaretin nasıl işleyeceği açısından hayati öneme sahip. İyi bir strateji geliştirmek için bu unsurların doğru bir şekilde belirlenmesi gerektiği ifade ediliyor.

Mühimmat: Ürün Seçimi

Mühimmat seçerken, ürünün piyasa açlığını karşılamak için seçilmesi gerektiği belirtiliyor. İnsanların ne istediklerine odaklanılması gerektiği vurgulanıyor. Gelişen teknoloji ile birlikte, tedarik süreçlerinin nasıl olması gerektiği ve dijital satıcıların bu süreçteki rolü üzerinde duruluyor.

Veri Okuma Becerisi

Müşteri davranışlarını ve pazar trendlerini anlamak için veri okuma becerisine ihtiyaç duyulduğu aktarılıyor. Kısa videolar ve sosyal medya analizlerinin önemli sinyaller sunduğu belirtiliyor. İzleyicilere, kitlelerin yönelimlerini veya beklentilerini anlamanın yolları öğretiliyor.

Test Etme Süreci

Bir ürün veya hizmet sunmadan önce test etmenin önemine vurgu yapılıyor. Mümkün olan en az riskle veri elde etmenin yolları anlatılıyor. Bu bölümde, ticaretin karanlık taraflarına düşmemek için nasıl bir yol izlenmesi gerektiği vurgulanıyor.

Hedef Belirleme

Hedef kitleyi belirlemenin gerekliliği ele alınıyor. Başarılı bir pazar stratejisi geliştirmek için rekabet analizi yapmanın yolları anlatılıyor. İzleyicilerin, pazara girmiş rakiplerle rekabete girmekten kaçınmaları ve niş pazarlara odaklanmaları öneriliyor.

Başarı İçin Sürekli Gelişim

En son bölümde, ilk ürünün başarısının ardından öğrenmenin devam etmesi gerektiği aktarılıyor. Ürün ve pazarlama stratejileri üzerine sürekli geri bildirim almak, mevcut durumu değerlendirmek ve yeni fırsatları gözlemlemek önemlidir. Ticaretin sürekli gelişen bir alan olduğuna ve başarısızlıkların deneyim kazandıracağına değiniliyor.

Summarize any YouTube video in seconds

Get summaries like this one for any video, in your language, with the free Summ app.

Download on the Apple Store
Get it on Google Play

Transkript

YouTube Transcript Generator

0:00 Muhtemelen şu an kafan çok karışık. YouTube geçmişinde de sen uyurken sana para kazanmayı vaadeden birbirinin kopyası binlerce video var. Hepsinde sayılar havada uçuşuyor. Bunu böyle inşa et, bunu buradan al, buraya sat, böyle kolay, şöyle falan diye. Dışarıdan bakınca sanki bir bilgisayar oyunu hilesiymiş gibi hissettiriyor bunlar. Ama sana acı bir gerçeği söyleyeceğim. Eğer bu videoya gelirken de birkaç tane adamı robot gibi izleyip yarın sabah kalktığında da mükemmel bir banka hesabı görmeyi bekliyorsan çok büyük hayal kırıklığına uğrayacaksın. O yüzden hiç video izleme daha iyi. Ama eğer gerçekten bir gelir kaynağı inşa etmek istiyorsan, bunun gerçek hayatta bir karşılığı olduğunu bilmek istiyorsan o zaman bu videoyu adım adım izle. Çünkü videonun sonuna geldiğin zaman tam olarak ne yapman gerektiğini, gerçek dünyada nasıl para kazanabileceğini öğreneceksin ve bunların hiçbiri onu al buraya sat, iki günde zengin olacaksın şeyleri değil. Çünkü anlatacağım

0:46 şeylerin tamamı gerçek hayatta test edilmiş, gerçek hayatta para kazandıran, uyurken de zengin ol, şunu yaparsan böyle para akacak gibi şeyler değil. gerçekten uyguladığım, test ettiğim yüzlerce insan tarafından da şu an uygulanan stratejileri içeriyor ki buraya birkaç tane de örneğini koyacağım. Bu sistemleri izleyerek para kazanan insanları o yüzden adım adım izlediğine ve videonun sonuna geldiğine emin ol. Eğer gerçekten bir iş kurmak istiyorsan. Şimdi bir acı gerçeği daha söyleyerek devam ediyorum. O kopyala yapıştır taktikleriyle başlanan ve saman alevi gibi yanıp sönen kazançların devri bitti. Zaten onların devri hiç başlamamıştı da. Bizim seninle konuşacağımız şey bu değil. Biz gerçekten para kazanmaktan bahsediyoruz. Ben sana burada heves öğretmeyeceğim. Ben gerçekten akşamları yastığa başını rahatça koyabileceğin, yarın acaba çökecek mi bu sistemin biri tarafından çalınacak mı demeyeceğin ve sürdürülebilir ve büyütülebilir şekilde

1:32 kuracağın bir ekonomi inşa etmekten bahsediyorum. Aslında yapacağımız işin matematiği çok basit ama basit olması kolay olduğu anlamına gelmiyor ki. Bence birçok insan burada karıştırıyor veya burada yanılgıya düşüyor. Bizim yapacağımız şey aşırı basit. Sadece çok kolay değil. O yüzden sen de herkesin gitmeye çalıştığı o kolay gibi gözüken yoldan gidip duvara toslamak istemiyorsan dikkatlice kulaklarını aç ve dinlemeye başla. Çünkü sadece oyunun kurallarını değil oyunun kendisini konuşacağız bugün. Herkes sana fırsatlardan bahsediyor değil mi? Ama fırsatın nasıl gözüktüğünden kimse bahsetmiyor. Fırsatın kendisi eskiden milyon dolarlık bütçeleri olan holdinglerin yapabileceği işi bugün bir internet ve bir bilgisayarla yapabiliyor olmamız. İşte biz buna teknolojik eşitlik diyoruz aslında. Ama burada da başka bir tuzak daha var. Çünkü teknolojik eşitlik sadece holdinglerle

2:17 bizi eşitlemedi. Herkesi eşitledi. Çünkü herkesin elinde aynı silahlar var. Peki herkesin elinde aynı silah varsa biz bu savaşı nasıl kazanabiliriz? Cevabı çok basit. Hikayeyi kurgulayarak. Olayın özü şu: Dünya ürün dolu. Her yerde ürün var. Müşterilerin de ürüne ihtiyacı yok. Müştelerin o ürünü kendi hayatında konumlandırmaya ihtiyacı var. Çünkü modern dünyada gerçekten kimsenin yeni ürüne ihtiyacı yok. Pratikte bu böyle. Şöyle bir düşünün. Ya bugün dünyada satılan perakende malların %95'i yok olsa yarın kaç kişinin hayatı tehlikeye girerdi ben bugün kıyafet alamadım diye hiç kimsenin. Yine de insanlar gerçekten ihtiyacı olmasa bile her gün milyarlarca dolarlık alışveriş yapıyorlar globalde. Bu yüzden aslında sen bir ürün satmıyorsun. Sen bir anlam satıyorsun. Ve bu sadece senin için değil herkes için, tüm tüccarlar için bu böyle. Bu

3:05 yüzden sen herhangi bir sırada bulduğun işte Çin'de bulduğun bir ürünü müşterinin önüne atıyorsan o ürün satılmayacak. Sistem seni yutacak günün sonunda. Peki abi bu dijital savaşta ayakta kalmanın yolu ne? Üç tane değişmez, bükülmez kutsal kuralımız var burada. Biz buna ticaretin üç kolu diyoruz ve bu kollardan bir tanesi eksikse masa devrilir. Sistem yürümez. Birincisi mühimmat. Neyle saldıracaksın? İnsanların gerçekten arzuladığı o şey ne? İkincisi hedef. O mühimmatı kime fırlatacaksın? Senin hedeflediğin kitle nerede? Üçüncüsü vuruş. Mühimmatımızı bulduk. Hedefimizi seçtik. E sonrasında biz oraya nasıl vuracağız? Yani insanları bakandan alana nasıl çevireceğiz? İster Reals'ta dans et, ister Amazon'da satış yap, ister başka bir ticaret kur. Üç kural, değişmez kural olmazsa olmaz. Ve şunu kafana sok.

3:53 Bu kısa yoldan zengin olmaya da bir gecede banka hesabını değiştirme planı değil. Bu bir inşaat. Biz burada bir iş inşa ediyor olacağız. Şimdi bunların ilkiyle mühimmatla başlayalım. Ticarette başarısız olanların %90'ının ilk başarısızlığı yaptığı yer neresi biliyor musun? ne satsam sorusunu sorduğu anda kaybediyor. Çünkü giderler ürünlere şöyle bakarlar. Aa bu güzelmiş, bu kötüymüş gibi böyle soyut kendilerince yorumlar yaparlar. Sonra ürüne aşık olurlar çünkü ürüne emek verirler ve sonra da o ürünle birlikte batıp giderler ve sonuç hüsran olur. Biz seninle bu hatayı yapmayacağız. Bizim işimiz ürün satmak değil. Bizim işimiz piyasadaki açlığı doyurmak. Bu yüzden mühimmat yani tedarik konusuna tamamen tersten başlıyoruz. Çünkü eskiden oyunun kuralı parayı bas, depoyu doldur, sat, sat, sattı. Yani risk tamamen o parası olanın üzerindeydi. Ama şu anda oyunun kuralları değişti. Artık hayalet depo

4:42 dönemindeyiz. Nedir bu hayalet depo dediğimiz şey? Türkiye'deki, Çin'deki devasa fabrikalar, milyarlarca dolar harcanarak kurulan depolar hepsi aslında senin benim emrime çalışıyor. Eskiden yüzümüze bakmayacak bu fabrikalar artık dijital satıcılara muhtaçlar. Çünkü devir değişti. Artık devir tam tersine döndü. Onlar üretimi yapar, biz satmayı biliriz. Ve buradaki önemli olan şey şu. Sen aslında dünyanın en büyük fabrikasının anahtarına sahipsin. Ben de öyle ama işte burada dur. Çünkü bunu anlattıktan sonra herkes hemen o anahtarı atlayıp anahtarı kullanmaya çalışıyor. Biz yine bunu yapmayacağız. Çünkü genellikle insanlar öyle gaza geliyor ki, "A ben her ürünü satabilirmişim." diyor. Bulda ilk fırsat ürününü mağazasında listeliyor. Sonra satmaya çalışıyor. Bu karanlıkta rastgele ateş etmek demektir ki biz profesyoneliz. Ateş etmeden önce hedefe kitleniriz. O yüzden cebimizden tek

5:31 kuruş çıkmadan o üretim anahtarını kullanmadan önce gerçekten o ürünle kimi hedefleyeceğimizi bilmemiz gerekiyor. Burada da veriler devreye girer. Bir ürüne para harcamadan da gerçekten satılıp satılmayacağı ile ilgili yorum yapabiliriz. Nasıl? Verilerle. Çünkü biz ürün satın almayız. Biz veri satın alırız. E-ticaretin asıl gücü mal taşımak değil. Veriyi taşıyabilmek, veriyi okuyabilmek, veriyi konuşabilmek. O yüzden şimdi insanların cüzdanını çıkartıp bekleyeceği o kazanan ürüne, istihbarat aşamasına geçiyoruz. Hazırsan radarları açalım. Sana bir sır vereceğim. Müşteri aramak kaybedenlerin işi. Profesyoneller müşteri aramaz, piyasanın sesini dinler. Çünkü şu anda günümüzde, elimizde dünyanın en büyük sinir sistemi var. Milyarlarca insan her

6:17 saniye neye aç olduklarını, neyi arzuladıklarını, nereye doğru gittiklerini haykırıyorlar. Ama bu haykırış sözcüklerle değil, parmak hareketleriyle oluyor. Ve senin yapman gereken şey basit. Dijital sinyalleri okuyabilmek. Peki şu anda en büyük sinyal kaynağı neresi? Kısa video ortamları. Yani Reals, TikTok, reklam kütüphanesi gibi izlenen videoların kaynağına gidebileceğimiz yerler. Ama biz buralara eğlenmek için gitmiyoruz. Bakın odaklanın. Kaybolmayın sürecin içerisinde. Hedefimiz veri toplayabilmek. Bir ürün, bir hareket, bir sorun. Pazar ne yapıyor, nereye gidiyor? Bu sinyalleri yakalayabilmek. Çünkü başarılı içerik dediğimiz şey altın. Bugün her şey içerikler üzerinden dönüyor. Bugün tüm dünyada tüm ticaret içerikler üzerinden dönüyor. O yüzden şu anda ticaretin altın sırrı içeriklerin DNA'sını çıkartıp bu sinyalleri okuyabilmekten geçiyor. Burada da işte

7:04 avcının kuralı devreye giriyor. Bu sürü nereye gidiyor? Bunu tespit edebilmek. Eğer çok dolu ve güzel kreatifler varsa, insanların yöneldiği bir yer varsa ve orada doldurucu üretici insanlar eksikse sinyalleri izleyerek altın madeni bulduk. Tebrikler. Ama bulur bulmaz hemen kazmaya sarılmıyoruz. Önce toprak gerçekten bizim kazabileceğimiz gibi mi? Bunu tespit edeceğiz. Bunu yapabilmek için de cebinden servet harcamana gerek yok. Analiz programlarına ihtiyacın yok. Gözünle neyi okuyabileceğini biliyorsan bizim gözlerimiz aslında en iyi okuma aracı. Analizlerin falan da yaptığı şey bu aslında. İnsanlar ürünlerin yorumlarında ne diyor? Rakipleriyle ilgili nasıl konuşuyor? Reddit'te Amazon'da yorumlar nasıl yazılıyor? Bunları tespit edeceğiz. Bunu tespit ettikten sonra sinyalimizi aldık. Hedefimiz belli. Şimdi yem kurma vakti.

7:50 Ama korkma bu tuzak kimseye zarar vermez. Sadece insanların cüzdanlarını açmaya yarar. Burada çoğu insan sinyali keşfedip altın madenini bulduktan sonra ilk yaptığı şey ne oluyor? Hemen telefonu kaldırıyor. Ürünleri depoya çekmeye çalışıyor. Hemen topla almaya çalışıyor. Ticarette alırken kazanacaksın yalanının peşinden koşuyor. Biz yine böyle yapmıyoruz. Önce yemimizi test edeceğiz. Çünkü yaptığımız ticarette şunu hiç unutmayın. Minimum risk, maksimum veri. Hep bu düsturda ilerliyoruz. Çünkü eğer insanlar bir kreatif'e, bir reklama, bir ürüne tepki veriyorsa biz zaten damarı yakaladık. Burada test edeceğimiz şeyler bizim neler yapabileceğimiz, satış metinlerimiz, içeriklerimiz ve benzeri. Burada da şunu demeyin sakın. Ya ben satış metni yazmaya inebilirim ya içerik yazmayı inebilirim. İşte yine teknoloji ve eşitlikten bahsediyoruz ya. Ya bugün elinizin altında yapay zeka var. Açın

8:36 yapay zekayı. Ben bu ürünü buldum. Bu damarı yakaladım. Bu ürünü bu insanlara satmam için bana metin yaz emrini ver. O zaten yazıyor. Saniyeler içerisinde metnin hazır, içeriğin hazır. Web sitesi mi? Bugün Shopify'dır, e-castır, bir sürü zaten altyapı var. Shopify'la bir günde kurarsın mağazanı. Yüzlerce video var zaten. Çünkü artık mağazanın vitrini önemli değil. Vitrinde ne gösterdiğimiz önemli. Bakın buraya kadar anlattıklarım bir kısa yoldan zenginlik şeması değil. Bu bir bilimsel deney süreci. Piyasada çaylakların yeni başlayanların %99'u niye eleniyor biliyor musunuz? Kumar oynadıkları için. Çünkü onlar kumar oynuyor. İş yapmıyorlar. Amazon'da hesap açıyorlar. Shopify'da hesap açıyorlar. kurallarını bilmedikleri oyuna tüm paralarını gömüyorlar. Tüm emeklerini gömüyorlar. Bir ürüne aşık oluyorlar. Niye? Bir hafta sonra zengin olacağım umuduyla. Sonuç yasaklanan hesaplar, batan paralar ve bu işler olmuyormuş

9:22 diye bir yargıyla bu işi terk etmeler. Ama biz cerrah gibi ilerliyoruz her zaman. Hemen neşler vurmayız. Önce röntgen çekeriz. Nerede ne var bakarız. Damarı buluruz. Hastalığı buluruz. Ondan sonra işlemlerimizi yavaş yavaş yapmaya başlarız. Hatta o kadar çok sinyalleri ayıkladık ki işimizin içerisinden. Her gün ne yapacağım önümde? Ben bugün bu mağazayla ilgili ne yapacağım? Yarın ne yapacağım? Sonraki gün neye bakacağım diye. Biz buna aslında kamp sistemi diyoruz. Kamp sisteminin nasıl işlediğini görmek istiyorsanız aşağıdan ruhsel kitab bir bakabilirsiniz. Ama işte cerrahi gittiğimiz için sistemimizde kaybetme riskimiz neredeyse sıfıra yakın. Çünkü zaten parayı koymadan önce verilerimizi almaya oynuyoruz. Her zaman minimum risk, maksimum veriyle ilerliyoruz. Bu sistemin içerisinde zaten başarısızlık ihtimali yok. Çünkü başarısızlığa para koymuyoruz. 2023 sonrasında teknolojinin sana sunduğu bu insanüstü güçleri kullanmıyorsan sadece izleyici olursun.

10:10 O yüzden geride kalmaman gerekiyor. Ama eğer bu üç dişliği yani sinyali, akışı ve kancayı doğru kurgularsan o zaman sadece avlanan değil avcı olmaya başlarsın. Tükettiğinden çok üretenler safına geçersin. Seçim senin. Ben sana oyunun kurallarını anlattım. Bundan sonrası artık oyunu oynamak istiyor musun istemiyor musun seninle ilgili kısım. Ama eğer kuralları anladıysan gel şimdi oyunun iç kısımlarına ve dinamiklerine gelelim. Çünkü bu üç tane dinamiği gerçek hayatta nasıl kullanıyor olacağız? Bir hani sinyal demiştik ya en başta. Abi biz sinyalleri pratikte nasıl anlayacağız? Talep ölçme kısmı. Bir pazardaki talepler nasıl ölçülür? Şimdi burada şunu anlamanız gerekiyor. Abi öyle bir çağda yaşıyoruz ki artık internette satışı yapılan bir ürünün her şeyi o kadar şeffaf ki kimin sattığı, nerede satıldığı, nasıl satıldığı, hangi reklamla trafik çekildiği, hangi altyapıyı kullandığı, kimden aldığı, ne

10:58 kadar aldığı, kar marjı, her şeye ulaşabiliyorsunuz. Bugün bu sinyallere ulaşamıyor olmanızın hiçbir ihtimali yok. Mevzu sadece nerede nasıl bakacağınızı bilmenizle ilgili. Çünkü artık tüm markalar dört kanaldan satış yapıyor. Facebook, Instagram, TikTok ve Google. Ve markaların bütçesinin %80'i her zaman Facebook ve Instagram'a gidiyor. E burada da biz sinyalleri iki şekilde araştırabiliyoruz. Bir reklam kütüphanesine. Reklam kütüphanesine gidip bir marka ismi yazarsınız, bir anahtar kelime yazarsınız, bir ürün ismi yazarsınız. Onu satan herkes gelir önünüze. Reklamları, insanların karşısına nasıl çıktığı, ne kadar izlendiği, ne kadar para harcadığı önünüzde. Ya da ikincisi, direkt oyun alanına girersiniz. TikTok'a, Instagram'a, işte Facebook'a. Orada hangi videolar yayınlanıyor görürsünüz araştırarak, tek kaydırarak. Çünkü o kanaldan zaten insanlara ulaşıyorlar. Örneğin bir saç düzleştirici satılıyorsa ve bu mağaza reklamlara aylık 100.000

11:45 dolar harcıyorsa bilin ki bu insanlar aptal değil. Para kazandığı için 100.000 doları harcıyor oraya. Ve burada bakacağınız şey, a tamam bu adamlar satıyor ama nasıl satıyor? Hangi kelimeleri kullanıyor? Hangi videoları kullanıyor? Kimleri hedefliyor? Hangi ülkeyi hedefliyor? Bunlara bakacağız. Sinyal dediğimiz şeyler bunlar. Sonra satan bir ürünün neden satıldığını, insanların neden satın aldığını anladıktan sonra mevzumuz ne? Bu ürünün üreticisini bulacağız. Burada da insanlar şunu düşünüyor. Abi üretici niye beni ciddiye alsın ki? Ben 10.000 tane ürün yaptırtmayacağım. Yaptırtamam. Sermayem de yok zaten. Bir üretici niye benimle konuşsun? Bu sorun aşılalılı 15 sene falan oldu ve muhtemelen bunu ilk defa duymuyorsunuz. O yüzden buraya takılıyorsanız ab ben tedarikçi nasıl bulacağım diye muhtemelen sadece bahane üretmek istiyorsunuz iş yapmak yerine. Bugün piyasada satılan ürünlerin neredeyse hepsini eğer patentli bir ürün değilse neredeyse hepsini üreticisinden

12:32 toplu ürün imalatı yapmadan sipariş verebiliyorsunuz. Üretim fiyatına ya da işte %3 %5 daha fazlasına. Ve evet 5 10 ürün bile alarak tedarik edebiliyorsunuz. İlla 10.000 ürün yaptırmanıza gerek yok. Tek kişi toplu tedarik etmek istemeyip 5şli, 10'lu, 15'li alanlara yardımcı olmak olan yüzlerce işletme var Çin'de. Türkiye'de de şimdi yavaş yavaş başladı bu ajans işi. Bunlar sizin ürün satın almanızı istiyor. 3müş, 5'miş, 10'muş, 100m'müş fark etmez. Bu insanlardan ürün almanızı bekliyorlar. İş modelleri bu. Peki niye durum böyle? Çünkü üretim devasa boyutlarda artık tüm dünyada her gün milyonlarca yeni ürün çıkıyor piyasaya ve üreticilerin tüm odağı yeni ürün üretmekte. Bu insanlar satamıyorlar. Geçtiğimiz yıl Çin'deki fabrikaların %40'ı boş çalışıyordu. Bu insanlar üretebiliyor ama satamıyorlar. Satan insanlara ihtiyaçları var. 3müş, 5mş, 10'muş, 100müş fark etmez. Bu insanların

13:19 fabrikasını çalıştırmaları gerekiyor. Bu noktada da o insanlar yeteneksiz olduğu için falan değil. İkisi farklı işler. Üretmek ve satmak. Farklı yetkinlikler istiyor, farklı ekipler istiyor. O yüzden onlar üretmeye bakacak biz satmaya. Bu yüzden bu adımda yapacağımız şey nasıl satıldığını deşif ettiğimiz ürünün maliyetine bakmak olacak. Eğer ürün 60 dolara satılıyorsa bulduğunuz ürün bizim hedefimiz ne? Bu ürünü maksimum 20 dolar olacak şekilde tedarik edip edemeyeceğimize bakmak. Minimum 1e3 koyabileceğimiz ürünlere bakacağız ki biz günün sonunda kar elde edebilelim. Burada da ürünün tedarikçisini bulmak çok basit. Satan kişinin görselini ya Ali Tools'tan aratacaksınız ya da ekran görüntüsünü alıp 168'e girip görsel arama motoruna gireceksiniz. Ekran görüntüsünü oraya sürükleyeceksiniz. Bunu yaptığınız zaman zaten ürünün tedarikçileri karşınıza çıkıyor. Tedarik fiyatları da karşınıza çıkıyor tekli alımda. Şimdi burada da kafanıza ya bir dakika bu kar basitse niye benden 60'ı

14:08 alsınlar? Onlar da gidip normal tüketici de gidip 20 dolara buralardan alabilir diye geçiyor olabilir. Eğer gerçekten böyle düşünüyorsanız sizin ve böyle düşünen insanların naifliği beni her zaman güldürüyor. Siz daha ticarete girmek isteyen birisi olarak işin sırlarını öğrenirken bunu yeni öğreniyorsanız, bulduğunuz mağaza aylık 100.000 dolar reklamları harcayıp 300-350.000 dolarlık satış yapabiliyorsa gidip de sıradan bir tüketicinin ilk aklına gelen ya bunlar 60 dolara satıyorsa muhtemelen 20 dolara bir yerden tedarik ediyorlardır durup bunu bakayım demesi imkansıza yakın zaten eğer böyle düşünüyorsanız kapitalizmi anlamamışsınız demektir. Çünkü zaten her ürün maliyetinden daha pahalısına satılması gerekiyor ki kar elde edilebilsin. Tüm kapitalist sistem bunun üstüne kurulu. Şu aşamaya kadar ürünü buldunuz. Nasıl satıldığını deşif ettiniz ve üreticisini veya tedarikçisini buldunuz. Şimdi sıra kendi oyunumuzu ortaya koymakta. Şu aşamada da

14:53 ya ben tüm adımları biliyorum. Hepsini deşif ettim. Hadi ürüne gireyim ya da mağazaya kurayım demeyin. Hala minimum riskle gitmemiz gerekiyor. Şimdi test edeceğiz. Bu da bizi ikinci kısma getiriyor. Yani hedef. Ya burada da şunu düşünebilirsiniz. Ya ben nasıl satıldığını deşif ettim. Neyin satıldığını deşrif ettim. Tedarikçisini de buldum. E bu adamların kelimelerini falan görsellerine baktım. Kime satıldığı da aşağı yukarı belli. Ben daha niye hedef kitle seçeceğim? Niye kimi hedefleyeceğime bakacağım diye. Şimdi yine acemi düşünceleri bir kenara bırakmamız gerekiyor. Çünkü zaten bir pazarı domine etmiş biriyle başa baş rekabete girmek istemezsiniz. Özellikle yeni başlayan birisi olarak. Bu yüzden yapacağımız şey bir pazar seçmek olacak. Eğer bulduğunuz ürün veya mağaza Amerika pazarını hedefliyorsa ve ürün henüz Avrupa veya Türkiye pazarına girilmemişse niye gidip de zaten halihazırda bir pazarda ölçekleyen domineden birine rakip girelim ki artık global dünyanın global insanları var ve sorunlar da global. Böylece tüm

15:41 istihbarati bilgilerine sahip olduğumuz ürünü asıl satın adamla başa baş rekabete girmeden satabiliyor olacağız. İşte gerçek güç de tam olarak bu zaten. Tıpkı Martın'ın, Hepsiburada'nın ve daha yüzlerce diğer markanın yaptığı gibi globalde kanıtlanmış bir ürünü yerel pazarlara sokacağız ve piyasayı biz domine edeceğiz o üründe. Şimdi pazar seçerken iki tane kriterimiz var. Bir, seçtiğim pazarda ürünü satan başka bir rakip var mı? İkincisi, seçtiğim pazar bütçeme uygun mu? Bir ürün testini harcayacağımız para Türkiye, İspanya, Portekiz gibi ülkelerde ortalama 100 dolar civarında. Hollanda, Almanya, İsviçre gibi ülkelerde ortalama 200-250 dolar civarında. Amerika, İngiltere, Avustralya gibi ülkelerde de 700 ila 1000 dolar civarında test bütçesi. Bu test bütçesiyle başarı sinyalleri gösteren ürün varsa ölçekleriz. Eğer yoksa da ürüne aşık olmayız, geçeriz. Bu yüzden işte ürüne daha sermayeye

16:29 yatırmadan önce test edeceğiz. Ship fast, fail faster diye bir tabir var. Yani hızlı yayınla, hızlı başarısız ol. Tüm girişimlerde zaten ana kural budur. Daha fazla uzatmayacağım burayı ama bunun mantığını anlarsanız yani chip fast, fail fast mantığını anlarsanız hayatınızda ne yaparsanız yapın yenilmez olursunuz. Çünkü başarısızlık da bu metotta zaten kontrol altındadır ve başarısızlığa da bir fiyat biçersiniz. Ve şimdi 3üncü aşamamız yani vuruş aşaması. Ya insanları nasıl dönüştüreceğiz kısmı bakandan alana. E şunu düşünebilirsiniz ya biz zaten Amerika'da satan bir ürünü bulduk. Türkiye'de yoktu. Türkiye'ye soktuk. Maliyetleri de iyiydi. Ben zaten nasıl satıldığını biliyorum Amerika'da. Niye bir daha nasıl satacağımı düşünmem gerekiyor. Böyle düşünmeniz büyük oranda doğru. Ama biz her zaman kaldıraç kullanmak istiyoruz. Yani 1 yapalım, 10x'lik bir geri dönüş olsun bize. Bu

17:17 yüzden hep şunu düşünün. Ya ben bu testte başarılı da olsam, başarısız da olsam kaybetmemenin yolu nedir? Beni ileriye atacak olan şey nedir? Bilginiz ve tecrübeniz. Bunu yapmak için de mağazanızda ürünü satmak için kullandığınız her bir materyalin, her bir cümlenin, her bir metnin neden kullanıldığını anlayarak kullanmanız gerekiyor. Belki de ilk mağazanızda her şeyinizi rakibinizden ilham alarak yapacaksınız. Çok benzer olacak. Bu sorun değil. Başlangıçta başlayan herkes zaten böyle başlıyor. Fakat bunu yaparken de yaptıklarınızı neden yaptığınızı bilirseniz ve sonuçlarınızı da buna göre değerlendirirseniz bu üründe başarılı da olsanız, başarısız da olsanız gelecekteki çalışmalarınız daha verimli, daha efektif, daha iyi sonuç veren çalışmalar olacak. Şunu da unutmayın. Dünyanın en büyük şirketi de olsanız, mükemmel bir ürün de bulsanız, tüm dünyanın arzuladığı bir şeye de

18:03 sahip olsanız, yeni ürünler çıkartmak, yeni ürünler denemeniz gerekecek. Çünkü bunu yapmazsanız pazarı kaybedeceksiniz ve şirketiniz batacak. Bu yüzden bir ürünü satmada kendinizi geliştirmeniz, ilah ben bunda başarısız olacağım, bir sonrakine daha iyi yapayım için değil. Başarılı da olsanız zaten yeni bir ürüne geçerken işinize yarayacak. Düşünsenize Apple'ın iPhone 6'dan sonra yeni iPhone modeli çıkartmadığını. Muhtemelen şu an günümüzdeki Apple olamayacaklardı. Mecburlar her yıl yeni ürün çıkartmaya. Bu yüzden bugün bir ürünü reklama çıkıp satıp başarılı olsanız, iyi paralar kazansanız bile, "Niye sattım, nasıl sattım sorusunun cevabını siz de bilmiyorsanız muhtemelen bir sonraki ürününüzde başarısız olacaksınız ve başarınız tekrarlanabilir bir başarı olmayacak. Bu yüzden benim nacizane tavsiyem ilk ürününüzde dahi olsanız, her şeyi rakibinizden alıp kullanmaya da çalışsanız, elementleri olabildiğince değiştirmeye çalışın. Değiştirin ki neleri etkiliyor? Bir elementi

18:48 değiştirmek sizi nasıl değiştiriyor? İşinizi nasıl değiştiriyor? Bunların farkını görün. Yani her attığınız adımda bu bana ne katar diye düşünerek ilerleyin. Başarısızlıktan da korkmayın. Başarısız olun. Niye başarısız olduğunuzu bildikten sonra yine başarısız olun. Kendinize kızın. Kendinizi küçük düşürün. Merak etmeyin. Çünkü başarılı olmanın tek yolu bir süre boyunca başarısız olmayı kabul etmekten geçiyor. Şimdi buraya kadar satan bir ürünü deşifre etmeyi, satılacak pazar seçmeyi, ürüne özel pazar seçmeyi, mağaza yapınızı kurmayı, insanların nasıl satılacağına dair bir yol haritası çizmeyi öğrendiniz. Buradan sonra yapacağınız şey ise başlamak. Bana kalırsa bu en önemli madde. Öğrenmenin de sonu yok. Ben hala her gün öğrenmeye devam ediyorum. Eğer ben öğrenmem bittikten sonra başlayayım deseydim bugün 2026'da hala otel resepsiyonunda çalışıyor olacaktım. Kervan yolda

19:34 duzulur. Bunu unutmayın. Ben yine birkaç hafta sonra reklam algoritmalarının nasıl çalıştığına dair de bir video hazırlıyor olacağım. Eğer o videoyu da kaçırmak istemiyorsanız aşağıdan bildirimleri açmayı unutmayın. Sizinle aksiyonda görüşmek üzere.

Share

YouTube Video Özetleri