Kısa Özet
Bu video, işitme engelliliğe hızlı bir başlangıç yapmayı hedefliyor ve bu konunun karmaşıklığını vurguluyor. İşitme engelliliğin tek tip olmadığını, farklı derecelerde işitme kaybı olan bireylerin bulunduğunu belirtiyor. İşaret dilinin önemine değinilirken, öğretmenlerin bu konuda çekinmemesi gerektiği, çünkü işaret dilinin günlük hayatta kullanılan birçok ifadeyle benzerlik gösterdiği vurgulanıyor. Ayrıca, ağız okuma yönteminin de faydalı olabileceği ancak uzmanlar tarafından yanıltıcı bulunabileceği ifade ediliyor. İşitme engelli bireylerin gramer algısındaki farklılıklar, denge sorunları ve iletişimde yaşanan zorluklar gibi konulara da değiniliyor. Son olarak, eğitimde görsel materyallerin önemi ve engelsiz bir yaşam için farkındalık oluşturmanın gerekliliği vurgulanıyor.
- İşitme engelliliğin farklı dereceleri vardır.
- İşaret dili ve ağız okuma, iletişimde önemli araçlardır.
- İşitme engelli bireylerin gramer algısı farklı olabilir.
- Engelsiz bir yaşam için farkındalık ve kapsayıcı eğitim önemlidir.
Giriş ve İşitme Engelliliğin Temelleri
Video, işitme engelliliğin karmaşık bir konu olduğunu ve farklı derecelerde işitme kaybı olan bireylerin bulunduğunu belirterek başlıyor. İşitme, dış, orta ve iç kulak olmak üzere üç aşamada gerçekleşir ve bu mekanizmalardan herhangi birindeki bir sorun işitme kaybına neden olabilir. Kulak zarının hassasiyeti yaşla birlikte azalır ve kadınların kulak zarları erkeklere göre daha hassastır. Bu durum, kadınların daha tiz ve narin konuşmasına, erkeklerin ise daha kaba konuşmasına yol açabilir.
İşaret Dili ve İletişim Yöntemleri
İşitme engelli öğrencilerin görerek anlama yeteneklerinin geliştiği ve bu durumun işaret dilinin ortaya çıkmasına neden olduğu belirtiliyor. Türk işaret dilinin kökenleri Yıldırım Beyazıt dönemine kadar uzanır ve zamanla ulusal bir dil haline gelmiştir. Öğretmenlerin işaret dilini öğrenmekten çekinmemesi gerektiği, çünkü birçok işaretin günlük hayatta kullanılan ifadelerle benzer olduğu vurgulanıyor. İşaret dili bilinmiyorsa, ağız okuma yöntemi de kullanılabilir, ancak uzmanlar bu yöntemin yanıltıcı olabileceğini belirtiyor. Ağız okuma, hafif işitme kaybı olan bireyler için daha etkili olabilir.
İşitme Engelli Bireylerin Karşılaştığı Zorluklar
İşitme engelli çocukların yazı yazarken imla ve noktalama hataları yapabileceği, çünkü ses ve harfler arasında ilişki kurmakta zorlandıkları ifade ediliyor. Bu çocukların gramer bilgilerinde eksiklikler olabilir ve kelimeleri kökleriyle düşünerek anlamaya çalışabilirler. Ayrıca, işitme engelli bireylerin denge sorunları yaşayabileceği, sinirlenebileceği ve jest ve mimikleri daha yoğun kullanabileceği belirtiliyor. Okulda siren çalması gibi durumlarda özel önlemler alınması gerektiği, çünkü çocuklar sireni duyamayacakları için tehlikede olabilirler.
Öğretmenler ve Eğitimciler İçin Öneriler
Öğretmenlerin dudaklarını kapatmaması, anlaşılır ve kısa cümleler kurması, önemli bilgileri tahtaya yazması öneriliyor. İşitme cihazı ayarları hakkında bilgi sahibi olmak da faydalı olabilir. Gürültülü ortamlardan kaçınılması, öğrencinin dikkatini çekmek için omzuna dokunulması ve konuşulduğunun belirtilmesi önemlidir. İşitme engelli bireylerin dedikodudan uzak kaldığı ve bu durumun olumlu bir yönü olduğu belirtiliyor.
Engelsiz Bir Yaşam ve Gelecek Perspektifleri
Genetik alanındaki gelişmelerle birlikte engel gruplarının ortadan kalkabileceğine inanıldığı ifade ediliyor. Pandemi döneminde şeffaf maske kullanımının işitme engelliler için bir çözüm olduğu belirtiliyor. İşitme engelliler için hazırlanmış televizyon programlarının takip edilmesi, sinemada alt yazılı ve betimlemeli filmlerin tercih edilmesi engelsiz bir yaşam için önemlidir. Görsel materyallerin eğitimde önemli olduğu, ancak işitme engellilerin bazı şeyleri tam olarak kavrayamayabileceği belirtiliyor. İşaret dili geliştirerek ve iletişim kurmaya çalışarak yeni bir medeniyetin tohumlarının atıldığı vurgulanıyor. Yaşlandıkça işitme kaybının arttığı ve eğitim sisteminin engelsiz kılınmasının yaşlıların da eğitime dahil olabilmesi için önemli olduğu ifade ediliyor.

