Seven Kafe 1 Bölüm:Aşkın Yüzü filmi Üzerinden Yüz körlüğü (Prosopagnozi) sohbeti

Engin Yılmaz www.youtube.com

Kısa Özet

Engin ve Sevda, "Seven Kafe" adlı programlarında yüz körlüğü (prosopagnozi) konusunu ele alıyorlar. "Aşkın Yüzü" filminden yola çıkarak, bu durumun bilimsel ve sosyal boyutlarını tartışıyorlar. Yüz körlüğünün ne olduğunu, çeşitlerini, yaygınlığını ve bireylerin yaşamları üzerindeki etkilerini inceliyorlar. Ayrıca, bu durumu yaşayan kişilerin karşılaştığı zorluklara ve toplumun bu konudaki farkındalığına dikkat çekiyorlar.

  • Yüz körlüğünün (prosopagnozi) bilimsel ve sosyal boyutları
  • "Aşkın Yüzü" filminin analizi
  • Yüz körlüğü yaşayan bireylerin karşılaştığı zorluklar ve çözüm önerileri

Giriş ve Seven Kafe Konsepti

Sevda ve Engin, "Seven Kafe" adını verdikleri yeni bir program konseptiyle izleyicilerle buluşuyor. Amaçları, bir kafe ortamında sohbet eder gibi, izledikleri film, tiyatro oyunları, okudukları kitaplar ve katıldıkları etkinlikler üzerine yorumlar yapmak ve bu deneyimlerin kendilerinde uyandırdığı düşünceleri paylaşmak. İlk programlarında, "Aşkın Yüzü" adlı filmden yola çıkarak yüz körlüğü konusunu ele alacaklar.

"Aşkın Yüzü" Filminin Tanıtımı

Engin, "Aşkın Yüzü" filminin konusunu kısaca tanıtıyor. Film, yüz körlüğü yaşayan Özgür adlı bir gencin, Özlem adlı bir kızla tanışmasını ve yaşadığı zorlukları anlatıyor. Sevda, filmin 2025 yapımı olduğunu ve başrollerini Helin Kandemir ve Onur Seyit Yaran'ın paylaştığını belirtiyor. Film, Özgür'ün yüz körlüğünü gizleme çabalarını ve Özlem'le olan ilişkisini konu alıyor.

Filmin Hikayesi ve Karakterler

Sevda, filmin ana karakterleri olan Özgür ve Özlem'i tanıtıyor. Özgür, çocukluğundan beri yüz körlüğü yaşayan ve bu durumu gizlemeye çalışan bir gençtir. Özlem ise özgüven sorunları yaşayan, entelektüel bir genç kızdır. İkili, Özlem'in doğum gününde karşılaşır. Özgür, Özlem'i kokusuyla hatırlar, ancak daha sonra kızın kim olduğunu öğrenmekte zorlanır.

Yüz Körlüğü (Prosopagnozi) Nedir?

Engin, yüz körlüğünün bilimsel adının "prosopagnozi" olduğunu ve düşündüğümüzden daha yaygın olduğunu belirtiyor. Her 50 kişiden birinin bu durumu yaşadığı tahmin ediliyor. Prosopagnozi, beynin sağ oksipital lobundaki "fusiform face area" (FFA) adlı bölgedeki sorunlardan kaynaklanıyor. Bu durum, yüzleri tanıma yeteneğini etkiliyor.

Prosopagnozi Çeşitleri ve Nedenleri

Sevda, prosopagnozinin iki temel türü olduğunu açıklıyor: "Apperceptive" ve "Associative". Apperceptive prosopagnozi olanlar, yüzü bir bütün olarak algılayamazken, associative prosopagnozi olanlar yüzü algılayabilir ancak kime ait olduğunu hatırlayamaz. Engin, prosopagnozinin doğuştan gelebileceği gibi, beyin travması veya inme sonucu da ortaya çıkabileceğini belirtiyor.

Yüz Körlüğü ve Sosyal Yaşam

Sevda, yüz körlüğü olan kişilerin sosyal yaşamlarında önemli sorunlar yaşadığını vurguluyor. Bu kişiler, yanlış anlaşılmalar ve tuhaf karşılanmalar gibi durumlarla sıkça karşılaşıyorlar. Engin, yüz körlüğü olan kişilerin, gidecekleri organizasyonlarda karşılaşacakları insanlarla ilgili önceden özel olarak çalıştıklarını belirtiyor.

Yüz Körlüğü Teşhisi ve Ünlü Örnekler

Engin, yüz körlüğü teşhisi için 2004 yılında geliştirilen "yüz bellek testi" adlı bir testin olduğunu söylüyor. Sevda, Oliver Sacks ve Brad Pitt gibi ünlü isimlerin de yüz körlüğü yaşadığını belirtiyor. Brad Pitt'in, insanların kendisini egoist veya mesafeli sanmasından dolayı bu durumu açıklamak zorunda kaldığını ifade ediyor.

Yüz Tanıma ve Alternatif Veri Kaynakları

Sevda, estetik operasyonların yaygınlaşması ve maske kullanımının artmasıyla birlikte, yüz körlüğü yaşayan kişilerin işinin daha da zorlaştığını belirtiyor. Engin, insanların ortalama 5000 kişinin yüzünü aklında tutabildiğini ve yüz tanımadaki performansın çok yüksek olduğunu söylüyor. Ancak, ses tanıma gibi alternatif veri kaynaklarının yüz tanıma kadar hızlı olmadığını vurguluyor.

Yüz Körlüğü Bir Bozukluk mu, Farklılık mı?

Engin, yüz körlüğünün bir bozukluk olup olmadığı konusunu tartışmaya açıyor. Ona göre, bu durum kişiden kişiye değişir. Bazı kişiler için bir bozukluk olarak algılanabilirken, bazıları için farklı bir algılama biçimi olabilir. Sevda, toplumun yüz körlüğünü "normal" dışı olarak tanımlamasının, bireylerin bu durumu olumsuz algılamasına neden olabileceğini belirtiyor.

Yüz Körlüğü ve Toplumsal Farkındalık

Sevda, yüz körlüğü ile ilgili somut bir tedavi seçeneği olmamakla birlikte, rehabilitasyonlarla bir miktar sonuç elde edilebildiğini söylüyor. Engin, yüz körlüğünü gizlemek yerine, durumu açıkça ifade etmenin daha sağlıklı bir yaklaşım olduğunu savunuyor. Sevda, damgalanma korkusunun, bireylerin yüz körlüğünü gizlemesine neden olduğunu belirtiyor.

Yüz Körlüğü ve Meslek Hayatı

Engin, satış uzmanları ve müşteri temsilcileri gibi mesleklerde çalışan yüz körlüğü olan kişilerin zorluklar yaşayabileceğini belirtiyor. Sevda, kalabalık ortamlarda bulunmak zorunda olan yüz körlüğü olan kişilerin sürekli bir kaygı içinde olabileceğini ifade ediyor. Engin, yaka kartlarının yüz körlüğü olan kişiler için hayat kurtarıcı olabileceğini ve bunun bir erişilebilirlik hakkı olduğunu vurguluyor.

Yüz Körlüğü Aktivizmi ve Çağrı

Sevda, yüz körlüğü ile ilgili bir aktivizm hareketinin olup olmadığını merak ediyor. Engin ve Sevda, yüz körlüğü deneyimini paylaşmak isteyen kişilere çağrıda bulunuyor. Programlarına konuk olarak katılmak veya deneyimlerini paylaşmak isteyen herkesi bekliyorlar.

Kapanış

Sevda ve Engin, programı izleyicilere armağan ediyor ve herkesi kendilerini biricik yapan özelliklerinden utanmamaya çağırıyor. Bir başka "Seven Kafe" programında buluşmak üzere veda ediyorlar.

Summarize any YouTube video in seconds

Get summaries like this one for any video, in your language, with the free Summ app.

Download on the Apple Store
Get it on Google Play

Transkript

YouTube Transcript Generator

0:00 Seven kafe, seven kafe. Dolandırmadan girdik lafa. Seven kafe, seven kafe. Her zaman biraz karışıktır kafa. Herkese selamlar ve iyi günler diliyoruz. Çok güzel bir programla masamızda bamlı kahve bardaklarımızla karşınızdayız. Merhabalar herkese. Harika pazarlar diliyoruz. Eee, ben Sevda ve Engin. Engin'i tanıyorsunuz zaten. Eee, ben de Sevda. E, bundan böyle böyle farklı aralıklarla e bir program konseptiyle sizlerle beraber olmaya karar verdik. Önümüzde kahvelerimiz var, su bardak.

0:47 Çünkü biz hep bir hayalimiz vardı Sevdayla günün birinde keşke bir Seven Kafe diye bir kafe açsak diye. Onu açamadık ama programını yapalım dedik. E birçok kişilerle program yaptık ama hiç Sevda la beraber ortak bir programımız olmamıştı. Böylelikle Seven Kafe adında güzel bir program yapalım istedik. Neler konuşacağız Sevda Seven Kafe'de? Şimdi aslında Seven Kafedeki e hayalimiz şuydu bizim ilk kafeyi açmayı planlarken işte insanlar gelsin orada dinlensinler, kahvelerini, çaylarını içsinler ve işte belki okudukları kitaplardan, belki izledikleri filmlerden, belki bir oyun çıkışında oturdukları böyle çok keyif aldıkları bir yer olsun diye hayal ediyorduk esasında. Eee, o hayalimiz

1:32 henüz kenarda duruyor. Olmayacak diye düşünmüyoruz ama o hayalimizi somutlaştırıncaya kadar belki böyle bir evimizin içinde bir kafe oluşturalım. Kafemizin adı da Seven Kafe. Neler olacak kafemizde? Biz Engin'le eee çokça işte sinemaya gidiyoruz, tiyatrolara gidiyoruz, kitaplar okuyoruz, farklı eee organizasyonların içinde yer alıyoruz ve bu organizasyonları, bu etkinlikleri yaparken ve yaşarken de çokça kendi aramızda konuşuyoruz. Hani çok çokça da yorum yapıyoruz. O yüzden hani bu programla da eee aslında izlediklerimizden, dinlediklerimizden, duyduklarımızdan hayat pratiği içinde bizi etkileyen, eee, bizi düşündüren, bizi zorlayan bu

2:17 süreçleri aslında sizlerle konuşmak, birazcık sizlerle beraber aslında düşünmek ve sonrasında da belki sizlerin çok değerli yorumlarlarıyla da bu programı bir şekilde genişletmek ve geliştirmek istiyoruz. Eee, aslında Sevda Tami sanat tutkun arkadaşlar. Bolca kitap okuyor. Bütün oyunları takip ediyor. Ben daha ben biraz daha odun bir erkek olarak daha çok film izlemeyi daha çok seviyorum. Yani film boyutlarını ben daha çok seviyorum. Sevda daha çok oyun ve kitap okuma süreçlerini daha çok yürütüyor. Eee ama bugün hem izlediğimiz filmler olabilir, bir oyun olabilir değil mi Sevda? Veya bir okuduğumuz bir kitap olabilir. Ama sadece bir kitap şeyi değil programın amacı. Yani o kitap tanıtımı gibi düşünmeyin arkadaşlar. meselemiz oluyor ama oradan bize düşündürdüklerini konuşacağımız veya

3:03 onun üzerinden araştırmalarımızı konuşacağımız bir şey. Eee, bugünkü de öyle çıktı aslında. Biz ik hafta önce Sevda bir filme gittik. Filmin adı da Aşkın Yüzü diye bir filmdi. Eee, bu filmi izledikten sonra aslında bu film biraz sonra Sevda bilgilerini paylaşacak ama eee, bir çocuk var. Özgür de adı galiba değil mi? Sevda Özgür diye bir çocuk var. Bu çocuk yüz körlüğü diye bir eee şey yaşıyor, rahatsızlık yaşıyor. Bu da şunu sağlıyor. İnsanların yüzlerini tanıyamıyor ve Özlem diye bir kızla tanışıyor. Bir partide tanışıyorlar hatta. Ama eee şey yapamıyor. Kızı bir şekilde daha sonra tanımıyor. Onu tanımak için lisesini vesaire değiştiriyor. Eee o yüz körlüğü sürecinde yaşadıklarını anlatan, özlemle de ilişkilerini anlatan, e çok da öyle aman matah bir film değil ama bizim düşündürdükleri anlamında güzeldi. Eee oradan yola çıkalım dedik. Sevda FK filmle ilgili sen daha fazla bilgi

3:49 verin. Evet. O yüzden lütfen kahvelerinizi, çaylarınızı ya da içeceklerinizi bence siz de yanınıza alıp bu sohbete eşlik edin. Çok isteriz bunu. Evet, film aslında Aşkın Yüzü adında bir filmdi. Eee, 2025 yapımlı bir film. Aslında yeni gösterime girmiş ama 2021 görünüyor yapım. He, ben öyle okudum sanki. Yanlış duyorum ama 2025'te gösterime gim. Ben atlamış olabilirim. 2025'te izledik biz. Çünkü geçtiğimiz hafta bir iki hafta önce izledik. Eee, film ilginç aslında. E bir filmin bu arada yönetmeni e Emre Erdoğdu. Eee, Helin Kandemir ve Onur Seyit Yaran da filmin başrollerini paylaşıyorlar. film bir aslında gençlik filmi belki birazcık

4:37 eee hani bizim için bir miktar eee şey hani izleyici açısından bizim dönemimiz için bayağı bir gençlik filmi. Gayet keyifli, tatlı bir film. Ama filmde şöyle bir hikaye var. Eee Özgür diye bir eee kahramanımız var. Onur Onur Seyit Yaran. Özgür kahramanımızın aslında eee anne ve babasının ona işte dikkatli ol, e bunu böyle yap, şunu şöyle yap, bak eee okulda şu arkadaşınla birlikte ol gibi birtım şeylerle tanıyoruz ve bir süre şeyi anlamaya çalışıyoruz. Nasıl bir şey yaşıyor diye anlamaya çalışıyoruz. Özgür eee çocukluğundan beri yüz körlüğü yaşayan bir genç ve aslında bunu çeşitli şekillerde

5:24 kamufle etmeye çalışıyor. Yani bunu aslında etrafındaki insanların anlamamasına çalışıyor ve etrafındaki insanları da çoğunlukla onun bu durumunu bilenlerden seçiyor zaten. Hani o çok da dar bir kabuk içinde yaşayan bir çocuk. Eee ama yine de gizli yani okulda falan kimse bilmiyorum. gizli. Eee, hatta babası da okuldaki bazı arkadaşlarıyla, babası annesi de bazı arkadaşlarıyla sessiz bir şekilde anlaşmalar da yapmış. Hani Özgür'e dikkat edin, şöyle bir şey olursa hani yani bir şekilde eliniz üstünde olsun gibi. Eee, Özgür böyle bir hikayesi olan bir çocuk. Eee, Özgür görünmez olmayan olmaya çalışan bir çocuk. Yani böyle bir hikayeyle bilinmek istemeyen bir çocuk. Hatta filmin ilk

6:09 sahnesi aslında bir maskeli baluda başlıyor Sevda. Maskeli partide. Çünkü Özgür maskeli balolardan hoşlanı. Çünkü maskeli baloda diyor ki herkes zaten burada kimse kimseyi görmüyor. Eşitiz duygusu. Hani bu şeyde vardır ya mesela eee tekerlekli sandalyedeyeli biri yüzmeyi çok sever mesela bazı insanlar. Çünkü eşit gibi oluruz gibi bir düşün. Öyle maskeli baloda başlayan bir süreçle ilerliyor. E ondan sonra Özgür'ün sürecini öğreniyoruz aslında. Mutsuz da bir çocuk galiba. Yalnız mutsuz. Evet. Oldukça yalnız. Oldukça mutsuz. çok çoğunlukla kendi başına eğlenmeye çalışan ya da kısıtlı bir çevresi olan biri. Bir de eee tabii ki de bir kadın kahramanımız var. Her filmde olduğu gibi eee kadın kahramanımızın adı da Özlem. Özlem de eee

6:55 son derece aslında kendiyle özgüvensiz yani özgüven problemi yaşayan ama inanılmaz da bir entelektüel düzeyi olan yani yazmayı, çizmeyi, bir şeylere kafa yormayı çok seven şahane bir genç. E ama onun da eee öne çıkmak yani birazcık sosyal kaygısı var diyebiliriz. Yani sosyal ortamlarla ilgili bir kaygısı var ve eee Özlem ve Özgür'ün yolları eee bir noktada kesişiyor. Özlemin yaş gününde Özgürlük ve Özlem karşılaşıyorlar. Fakat eee şimdi yüz körlüğün detaylarını Engin birazdan paylaştığımda e bilimsel olarak yüz körlüğündeki e yüz körlüğü deneyimi yaşayan kişilerin bunların yerine

7:42 koyduğu yani bu körlüğü kapatmak için yerine koyduğu bazı telafiler var tabii ki. Yani nedir onlar? İşte seslerce sesler eee kokular, e dokunuşlar, saçeri. Saç stilleri işte makyaj filan. Dolayısıyla da Özlem de o gün onun bir kız arkadaşı var. Özlem'in bir kız arkadaşı var. Özlem'i süslüyor, püslüyor doğum günü için. Bir de Özlem'e kendi kokusundan sıkıyor. Eee, kendi parfümünden sıkıyor ve Özlem yaş gününe gidiyor. Bu arada Özlem'in yaş gününe eee, giderken bir yandan da şeyi var. eee hani ona aslında onunla bir zamanlar birlikte olmuş bir erkek Özlem'i tehdit ediyor. İşte senin e şöyle şöyle fotoğrafların var ve ben

8:27 onları ifşa edeceğim ama bunu bunu yaparsan hani işte bu bana kopya verirsen et bana kopya verirsen etmeyeceğim falan. özlemde kopya vermeyi kabul etmiyor ve artık başka bir sevgilim var diyor. Özgürü o kendi sevgilisi gibi göstermeye çalışıyor aslında. Ve as karşılaşmaları böyle ve tabii ki Özgür Özlemi eee kafasında kokusuyla kaydediyor. Özleme ait olmayan bir kokuyla Özgür kaydediyor özlemi. Hı hı. Biraz bundan sonrasını istersen neler var biraz literatürle ilgili konuşabil tabii bütün filmi de anlatmayalım. Evet. Çamazsınız her yerde de gösterilmiyor. Çünkü çok böyle tutan bir film olmamış ama şöyle oradan sonra Özlemle Özgürle Özlem bir türlü yani ne oluyorsa

9:15 bir türlü adını öğrenemiyor kim olduğunu. Hep araya bir şey giriyor falan derken bunlar doğum günü partisinde öyle sadece güzel bir eğleniyorlar ama birbirlerinin adlarını öğrenemiyorlar. İşte film olayı. Ondan sonra ayrılıyorlar. Eee Özgür bu arada şeyi öğreniyor. Lisede şey oluyor ya aşkım. birisi kendi lisesinde eee bütün arkadaşların aslında yüz körlüğünü bildiğini hatta buna oyun yaptık babasının organize ettiğini babasının organize ettiğini öğreniyor ve lisesini değiştiriyor. Evet. Lisesini değiştiriyor. Tam da bu kızın lisesini öğreniyor adını ama o liseye geçmek istiyorum ya o liseye geçerim ya da okumayacağım tarzında bir şeyle babaları da razı oluyorlar. Liseye geçiyor. Özlemle karşılaşıyor. Tabii bizim kahramanımız Özgürü Özlem'i tanımıyor. Çünkü o koku üzerinde değil. O gözde sürmüş. Tabii hiç mi sesinden tanımazsın? Hiç mi başka bir şeyini kaydetmedin? Hani oraları da geçiyoruz

10:00 yani filmin kendi şeyine bırakıyoruz. Mersem o arkadaşına aşık oluyor Özgür. Yani o sanıyor onu. Çünkü o kokuyu, gerçek kokuyu süren arkadaşı sahip oluyor ve öylelikle gelişen olayları anlatıyor. Tabii süreçte şöyle şeyler de oluyor. İşte arkadaşıyla özgür, özgür arkadaşını buluyor. Özlemin arkadaşını yani özleme kokusunu veren arkadaşını buluyor. Onunla yazışmaya başlıyorlar, görüşmeye başlıyorlar. Bu arada bütün yazışmaları özlem yapıyor. Yani aslında arkadaşının telefonundan Özgürle Özlem yazışıyor. Çünkü yani şey değil ya. Diyor ki ya ben bu hiç o ilk gün tanıdığım kişiye de benzemiyor bu diyor Özgür. Yani mesela ayamıyor ya bu o koku ama o kişi gibi değil yani. O konuştuğumuz kişi nerede? Bu kim nerede? Yani o gün olmasa ben sadece o güne aşık olmuşum diyor ya birader de hani öyle

10:46 bir şey yaşadıkları bir dönem ve eee film öyle akıyor. En sona kavuşuyorlar falan ama bu noktada Özgür hiçbir zaman yüz körü olduğunu filmin en sonuna kadar neredeyse yani son sahnelerine kadar ne Özleme ne de o öbür kıza söylemiyor. Yani yeni liseye geçtiği kimseye söylemiyor. Eee bir şekilde onu gizleme çabalarına da tanık oluyoruz aslında. Bizde zaten bu programı yaptıran da oydu değil mi aşkım? Yani niye bu kadar gizler ki insan? Yani tarzında biraz konuştuk. Önce tak Evet. Aslında bu hayatımızdaki gizlilikler ya da gizlemek zorunda olduğumuz şeyler üzerine eee birazcık konuşalım, biraz düşünelim. Çünkü eee farklı örnekler de belki buradan hareketle anlatırız. Ama önce biz tabii çok heyecanlandık. Birazcık da eee hani evet sanat tarafını çok seviyorum. takip etmeyi filan çok

11:32 seviyorum ama bu işin aslında bilimsel tarafını aslında literatürde neler var kısmını da birazcık eee aslında araştırdık ve eee oradan hareketle önce birazcık o kısımdan bilimsel taraftan bahsedip sonra da birazcık kendi kişisel eee gözlemlerimizi, deneyimlerimizi de paylaşarak biraz bu gizlilik, gizlenme, gizli olma üzerine birazcık yorumlar yapalım istiyoruz. Evet. Aslında bunun bir adı varmış Sevda. Prozopagnozi. Prosopagnozi. Prosopagnozi yazılıyor tam olarak. Yani yüz körlüğü olarak kabul edilen bir şey bu. Ve eee bu düşündüğümüzden daha yaygın bir şey. Bir kere her 50 kişiden biri hatta her 33 kişiden biri bazı

12:18 araştırmalara göre veri tanısı gibi Harvard araştırmasın önemi bu yüz körlüğünün öyle ya da böyle bir derecesini yaşıyor. Yani ama az ama çok ya kimisi tamamen yaşıyor kimisi bu 1947 yılında hatta Alman bir biri bunu keşfediyor. Alman. Dünya Savaşı'nda bir kişi eee kafa travması galiba kurşun yiyor mu ne yapıyor? Evet. Onun vakasında yani en yakınlarının yüzlerini tanıyamadığını karısın 14 yaşında bir asker yani askerden döndükten sonra böyle bir süreç yaşıyor. Aynen. Tanıyamadığını anlıyor ve bunu vaka raporu yapıyor. Birkaç vaka daha yapıyor. Eee Oliver Saks'ın karısını şapka sanan adamdaki karakteri de var. Doktor B diye biri müzik öğretmeni. O ama biraz Yüz Körlü'den daha fazla. O bayağı görsel agnozi deniyor buna da. Bayağı bayağı birçok şey ama karısı hakikaten de bir ara şapkasını ararken

13:05 karısının kafasını kaldırmaya çalışıyor. Yani onun kafasını şapka sanan bir tarzı ama yüz tanıma da etkileniyor. Buradan ortaya çıkmış ve eee şöyle bakıyorlar aslında bu da beynin ne kadar muhteşem bir şey olduğunu. Sağ oksipital biliyorsunuz beyinli loblardan oluşuyor Sevda. Yani oksipital lob, temporal lob, frontal lob ve pariater lob dediğimiz loblarımız var. Oksipital görme merkezi. Sanıyorlar ki körlerin okspital lobu çalışmıyor. Öyle bir şey yok aslında. Çünkü gözle baş gözle bağlantı olmadığı için. Bu arada hemen orada küçücük bir bilgi vermek istiyorum sevgilim. eee, oksipital lob'un, eee, sadece görmek, daha doğrusu görme alanı ama sadece görme yani işte sizin, eee, tipikte gördüğünüz, görmekle ilgili bir eee, şeyi çalıştırmadığını

13:51 aslında görmenin başka bir sürü duyguyla, bir sürü duyuyla aslında ilişkili olduğunu şöyle bir şeyden biliyoruz. Biri bir, eee, kişiye MR yani çekilirken brail okuması istenmiş. Yani parmaklarıyla biliyorsunuz braaklarıyla, parmaklarımızla okuduğumuz bir şey, bir yazı. Bu arada bu bilgileri verirken eee bu eee kaydı farklı insanlar da dinleyecek ve duyacak. O sebeple böyle bilmiyormuşuz gibi yapıyorum. Dolayısıyla o parmaklarıyla okurken aslında o kişinin yine oksipital lobunun çalıştığını biliyoruz. Aynen. Tabii tabii. Dokunmatikte de benzer şeyler dokunmatikte de benzer bir şey var. ses tanımayla ilgili biraz sonra geleceğim araştırma. Orada da

14:36 Oxpital'un aktive olduğunu görüyoruz. Yani gör şeyi hatırlıyor musun peki tatlım? E yıllar önce Nihal Amerika'dan bizimle senin programına da katılmıştı. Hı hı. Dil üzerinden yani dil üzerinden bir görme eee hali sağlamaya çalıştıklarını hatır şeylerde de okipal lob çalışmıştı. H işte burada osipital lobun sağ alt kısmında fusform diye bir alan var ve burada face area yani f denen bir alan olduğu keşfediliyor. Ya bu şöyle daha sonra MR FMRI denilen tekniklerle hani insanlara yüz gösterdiklerinde beynin nereye ak neresinin aktif olduğuna baktıklarında bu bölgenin aktif olduğu anlaşılıyor. Yani bu oksipital lobun sağ alt tarafı ve temporal lobun yani şakaklarımızın olduğu bölümden

15:22 bahsediyorum arkadaşlar. Yine sağ tarafındaki bölümler yüz tanıma da aktif oluyor. Şimdi oksipital şunu sağlıyor. Yani görme merkezinde aktive ol. Bu gördüğün şeyi bir bütün olarak yüz olarak algılıyorsun ya da algılamıyorsun. Mesela Oliver Saxs'ın karısını şapkasan adamın da bir eldiven gösteriyorlar. Diyor ki bu beş parmaklı bir şeyleri kapatan bir şey gibi görüyor ama eldiven diyemiyor gibi düşün. Yani bütün olarak onun eldiven olduğunu anlamıyor. Bütün parçalarını tarif ediyor onu. Yüz de yani bir çene var, burun var, kulak var ama bu bütün olarak bu bir yüz mü? Şimdi onu algılayan okspital lobun tarafı üst taraftaki temporal lobta tanıdın. Tamam yüz bir bütün yüzü algılıyorsun. Birinci test o ikinci ama bu kime ait? Evet. Orayı da temporal yani orayı eee diyelim ki işte ben engini görüyorum. Yani bir yüz

16:08 görüyorum. Yüzü tanımlayabiliyorum. Bu bir yüz. Evet. Çenesi, burnu, yüz. İşte elmacık kemikleri, göz kapakları olan bir yüz. Ama o yüzü tanımladıktan sonra o yüzün engine ait olduğunu bilmek de başka bir aşama değil mi tatlım? Evet. Zaten iki tip görünüyor. Eee şimdi aslında bir sürü çeşidi var ama buradaki temel nokta eee bu yüz körlüğü de iki olabiliyor. Bir asociative eee bir de apersptive diye iki eeeye ayrılıyor. Uperersptive olanlar yüzü 100 olarak bile göremiyor. Yani onu yani şeydir yani geçt kavramını hatırlayın. bir bütün parçalarından farklı bir şeydir. Yani hani şimdi burun, çene bunu görüyorsun ama bu hepsini ayrı ayrı görüyor ama bütünleştiremiyor. Bir holistik olarak bir kavrama gücüne

16:54 kavuşamıyor. Evet. Buna aperspittive deniyor. Yani algılı olarak göremiyor. Bir de bunun eee şey de olur. Associative dediğim kısım da ilişkilendirme demek. Yani association'dan gelir. Associative. Bu da temporal lob tarafında olan bir şey. Görüyor yüzü. Yüzü tamam bir bütün olarak ama bu yüz kime ait olduğunu algılayabilmek ya da algılayamamak. Bu ikisinde problemler yaşama olasılığı var kişilerin. Bu doğuştan gelen kişilerde demin dedim ya Sevda %2 ya da %3'ünde oluşuyormuş diye. İşte bu eee doğuştan gelen kişiler. Bir de bunun edinilmiş eee şey var. Edinilmiş. Sonradan olan bir şey. Bu da bein travması inme. Evet. Ama bu çok daha az yaygın. Mesela 30.000de bir falan görülüyor. Bu filmde Özgür'ün başına böyle olduğunu anlıyoruz. Filmin bir yerinde gösteriyor

17:40 onu değil mi? Hani ağaçtan mı düşmüş bir şey? Öyle bir şey olu galiba. Evet. Bir bir deneyimi var. Ağaca tırmanırken Özgür Düşmüş. Filmle ilgili çok spoiler vermiş olduk aslında ama eee birazcık yani konunun merkezini oluşturduğu için. Peki aslında eee şöyle devam etmek mümkün. Belki çevrenizde de vardır ama bir kere yüz körlüğü olan insanların çok büyük bir kısmı zaten tanı almamış insanlar. Onu biliyoruz. Ve eee aslında eee yüz körlüğü olan çok e büyük bir kısım eee sosyal yaşamlarında çok önemli eee problemler yaşıyorlar. Yani karşı taraftan yanlış anlaşılmalar, tuhaf eee

18:26 görünmeler gibi bununla ilgili bir sürü eee sorunlar yaşıyorlar. Dolayısıyla aslında yani şu kısmı anlamaya çalışıyorum. Yani bununla ilgili gidecekleri organizasyonlarda işte karşılaşacakları insanlarla ilgili özel oturup çalışıyorlarmış arkadaşlar. Tabii tabii. Yani hareketi nedir? Ya da bu adam şöyle görür. Paytak paytak görür ya da her zaman şu ayakkabıyı giyer ya da saçlarını yana doğru atar. Hatta Özgür diyor ki Özgür'e biri numara yapmış arkadaşlara. Hep onun başka birinin saç seçili gibi davranıyormuş bir arkadaş. Hatta bunu öğrendikten sonra şimdi bu işte haber vermediğiniz zaman bu tür dalga geçmeleri de ben cenazıyoruz onu da gösteriyor. O da onun kolunu kırıyor. Hah diyor bak artık alçıdan tanıyacağım

19:11 seni diyor. Gördün mü diyor yani Özgür bu arada dövüş sanatlarında falan da onu ne diye onu belki daha dem bayağı iyi dövüşüyor falan tarzında entelektüel geliştiriyor kendini vesaire. Aslında başka taraflara bakmayı, öğrenmeye çalışıyor bir taraftan insanların başka mecbur biraz hani mecburiyetten bakıyor. Oradan da ilerleyebiliriz ama eee bu durum çoğu insanın farkında bile değillermiş biliyor musun? Doğuş. Bu arada duyuyor musunuz arkadaşlar? Şöyle şeyler duyarsınız belki. Ben şimdi biraz daha dikkatli olacağım bu filmden sonra ve bu okumalardan sonra hep şöyle şeyler duyuyorum ben. Ya benim yüz hafızam çok iyi değildir. Bu cümleyi çok kuran insanlarmış bu arada. Aynen. Varsa çevrenizde ya benim yüz hafızam çok iyi değildir diyenler belki biraz daha e dikkatle belki birazcık

19:56 daha ipuç ipuçları oluşturabilecek eee ortamlar ya da işte durumlar yaratabilirsiniz. Siz de arkadaşınızın işini belki bir miktar kolaylaştırabilirsiniz. Eğer paylaşmıyorsa o da bir seçenek olarak duruyor karşımızda. Bu arada teşhis için de 2004 yılında yüz bellek testi diye bir test geliştirilmiş. Japon iki kişi tarafının adlarını şimdi hatırlayamadım ona bakmadım. Duchi diyebilir galiba. Eee, face memory test diye. Eee, bu testin testle de teşhis yani bu mesela çoğu insan bunun farkındaydı ya. Sonradan anlıyorlar. Hatta Oliver Sx bile Sevda çok ilginç bir şekilde Oliver Saks'ın birçok güzel kitabı var. Mars'ta bir antropolog gibi işte karısını şapkası anan adam Gün. O da ileri yaşlarında kendisinin de aslında bir çeşit proagnozi

20:43 prosopagnozi eee yaşadığını itiraf ediyor. Çok zorlanıyormuş. Çok daha tanıtık bir isim var. Brad Pitt. Ev ki ben bunu bilmiyordum ama 2013'te ve 2022'de dergilere insanlar beni şey sanıyor böyle kı böyle biraz şey egoist hani mesafeli ha bu arada yüz körlüğü yaşayan insanlarda gerçekten ama şöyle düşünün arkadaşlar yani şöyle diyelim ki ben işte bir arkadaşımla karşılaşıyorum beni tanıyor sıcacık davranıyor bir sonraki gün yine karşılaşıyorum özellikle ofislerde filan bu çok oluyormuş yani bu defa da karşı taraftaki kişi bu durumu bilmediği için işte beni daha böyle şey hani mesafeli daha böyle burnu büyük daha böyle hani tanımayan hani dikkate almayan bir şekilde sanabiliyormuş.

21:28 Çünkü benimle ilgili bilgisi yok aslında. Bu arada eee Brad Pitt çok bilinen bir örnek. Bunu açıklamış. Hatta böyle Brad Pitt'le ilgili eee şeyde X'te filan şey yazıyorlar işte eee Brad Pitt artık bu karizmasını meşrulaştırmak için bir şey buldu diyor. Bir şey buldu filan diyorlar ya. Ama partilerde falan çok güçlüyormuş. İnsanların kimin olduğunu anlamıyormuş. Bunu da bilmiyormuş. 2000 eee ve böyle bir şey olduğunu sonradan fark ediyor. Sevgilim Steve Wniak. Evet. Teknoloji alından, teknoloji dünyasındak da eee bir çeşit pro ya tabii tamamen de olmayabiliyor arkadaşlar. Bu da bir şöyle özellikle 2003'lerle birlikte yapılan çalışmalar bunu verinsiz tanımını biraz genişlettikleri zaman bunu bir spektrum olarak ele alıyorlar.

22:14 Yani öyle tamamen yüz körüsün ya da tamamen değilsin gibi bir şey değil. Bir noktaya kadar olabiliyorsun. Belli bir noktadan daha fazla olabiliyorsun. İşte o oksipital lob ve temporal lobdaki süreçlerin ne kadar aktive olup olmadığıyla alakalı. Bu şeyle ilgili de ya tüm körler bir değildir. Tüm sağlar bir herkes bileicik yani biricik. Her birinin şeyi bileicik. Orada da çok geniş bir spektrum var tabii ki. Bu arada eee şöyle bir durum da var aslında. Bu yüz körlüğünün eee sosyal ortamlarda yani sosyal çevrelerde açığa çıkmaması için eee son dönemlerde mesela benim aklıma şey şey geldi arkadaşlar. Düşünüyorum şu anda yani yüz körlüğü yaşayan insanların en çok zorlanabileceği dönemdeyiz. Neden? Çünkü

23:00 herkes çenesini yaptırıyor, burnunu yaptırıyor, elmacık yanakları, elmacık kemiklerini yaptırıyor. Yani şöyle artık onu kodlama şansı da çok büyük bir şekilde ortadan kalkıyor. Ben mesela ilk bu şeyi okurken çok fena bir döneme düştük gibi bir duygu hissetmiştim. Çünkü artık herkesin yüz olarak birbirine benzediği dudaklarının, elmacık kemiklerinin, göz kapaklarının işte ne bileyim çene yapısının birbirine benzediği çok acayip bir dönemden de geçiyoruz. Eee yani ne düşünüyorsun sevgilim? Bir de şu var seni düşünürken. Eee bu kişiler aslında şimdi seste bir şey ya pandemi dönemlerini düşün. Maske de takıyor kişi. Ses de değişiyor. Evet. Evet. Ses yani o düşünsenize yani

23:47 kişinin bir tane kendini bağladığı bir e modaliteyi ortadan kaldırıyorsun. Şeyda sen bunları üzülüyorsun sen körsün hiçbirini tanımıyorsun ona bakarsan söz dışında onlar en azından hareketinden falan tanıyor. Kızım sen ne yapacaksın? Ben ama bir şey söyleyeceğim. Hayır ben bir kere bir şey söyleyeceğim. Ben seslerden, sesler benim için çok önemli bir veri. Kokular gerçekten çok önemli bir veri ama değişirse kokular orada yandım demektir. Yani takılar benim için çok önemli bir veri. Kullanılan bir takı varsa çıngırdayan, ayakkabılar işte bacaklara takılan işte varsa halallar çok önemli bir veri. Yürüme şekli benim için çok önemli veri. İşte yanımdaki birinin nefes alma şekli benim için çok iyi veri. Ama yani şimdi burada bunu şey bu senin argümanına karşı bir şey geliştirmek için söylemiyorum. Her

24:34 seferinde y başkasının haline üzülüyorsun. Sen kendine bak kız. Başkasının. Hayır başkasının haline üzülmüyorum sevgilim. Sadece yüz körlülerinin çok zorlanacağı bir dönemden geçtiğimizi söylemeye çalışıyorum. İlk aklıma gelen benim o oldu yani o detay oldu. Çünkü şeyde de şey iş maske diyor ya. Maske taktığında sesle engelliyor ya. Bunu ben şeyden söyledim aslında. Ben bunu araştırırken peki dedim ses tanıma hani ne kadar şey diye. Bu konuda şöyle bir e araştırma var Sevda. Biz insanlar aşağı yukarı 5.000 kişinin yüzünü aklında tutabiliyormuş. Evet. 5100 5100 aklında tut ve 100 tanıdaki performans çok yüksek. Yani bir birkaç yüz milisaniyede bir kişi bir yüze baktığında tanıyormuş. Tamam mı? Bu çok önemli bir veri. Yani birkaç yani eee bu

25:22 konuda bir prosopagnosisi olmayan biri tanıyor. K sese gelelim. Seste gelelim aşkım. Teste eee en az birkaç saniye ihtiyacım var. Senin için kaç saniye ihtiyacım var? Ben ben hiç ben kendi annemi de tanı hatta Sevda bir kere mesaj bırakmıştı. Onu da tanımamıştım ya. Ya diyorlar ki tüm körler sesi ama sevda gerçekten müthiş ama bu konuda da araştırmalar yapılıyor. Buna da baktım hani ses tanıma ve yüz tanımadaki genel performansta bir kere ses tanımak için birkaç saniye y bir kelimeden tanımam belki anneni falan hani çok yakında tanıyabiliyorsun ama hani genel olarak eee yüz tanıma kadar hızlı değil bir kere olabilen ya birkaç saniye ihtiyacım var yani en azından bir cümle bir iki cümle etmesi gerekiyor sesle

26:07 birleştirmek için. Bu körlerde de görenlerde de çok fark değişmemiş bu arada. O yani şöyle bir ayrıntıyı paylaşmak istiyorum arkadaşlar. Üniversitede biz öğrenciyken Enginle eee işte yürürken yolda karşısından gelen insanlar işte Engin merhaba nasılsın? Nasıl gidiyor? İşte falan filan ödevini yaptın mı? Yetiştirecek misin filan dediklerinde eee onlar bir süre ayrıldıktan sonra Engin bana şey diyordu. Aşkım bu kimdi? Yok bugün hala koşuyorduk. Yine biri geldi. A Engin merhaba dedi. B geçti. Ben merhaba dedim de artık yani şöyle bizim tabii istesen de gizleyemezsin köhümde az görenlerde öyle bir problem var. Az görenler mesela e yani kısmi görmesi olan arkadaşlar parçal dediğimiz insanlar e bu yüz körlüğünün bir benzerini yaşıyoruz. Onlar da herkese ya herda kendini

26:52 açıklamak istemeyebilirsin. Anladın mı? Çıkıyor e karşılaşıyor tanıdık birle. Vay sen beni tanımadın. Hani tam benzer kaygıları onların dile getirdiğini duymuştum ben aslında. Tabii onlarındaki ne kadar yüz körlüğü ya gerçekten görmüyor da olabilir. Şimdi bu yüz körlüğü yaşayan insanlarda gerçek bir görme sorunu yok bu arada. Onu belirtelim tamamen yani tam görmeyle ilgili hiçbir kusurlu problem yok yani. Her görme düzeyiyle ilgili bir şey yok ama eee yüzleri tanımakta az gören arkadaşlar da bunu yaşıyorlardı benzer bir şekilde. Şimdi bizim hep tartıştığımız bir konu eee üzerine de gayet kafa yorduğumuz bir konu farklı bağlamlarda. Bu bir bozukluk mu sence? Ya bunu ben hep şöyle düşünürüm Sevda. Yani o kişiden kişiye değişir ya. Bunu gerçekten derd eden biri için o zaman mesela bence eee mesela burnu yamuk olan biri de onu bozuk olarak görüyor olabilir. Yani kişi öyle görüyorsa ona

27:39 ben saygı duyuyorum. Ha ben hiçbirini çünkü bir kere gelişimsel bir boyutu var. Yani bu işin çoğu yani edinimsel olan yani sonradan olan bir kişi için hakikaten beyindeki bir şey değişiyor. Ona bir şey diyemem. Yani bizleri de mesela sonradan kör olan biri düşün. Onun bunu bozukluk olarak algılamasını biraz daha anlamı. Doğuştan olan bir şey ya zaten öyle de olmuş. Yani o kişi bu şekilde beynin o dönü aktive olmadan bir şekilde yaşıyor ve hayatını sürdürebiliyor aslında başka yöntemlerle. O yüzden bozukluk değil ya. Ben öyle görmüyorum ama tabii ki bütün okuduğunuz kaynaklar bunu bir nörolojik bozukluk olarak görüyor. Bu başka bir şey ya. Ben bütün bunları bir farklılık olarak çünkü o kişide aslında şöyle bir avantajı var. Algının tutsaklığı diye bir kavramı hep ben söyleyeyim ya seyirler. Yani başka özelliklere daha çok odaklanmak durumunda ister istemez.

28:26 Yani kişinin başka niteliklerine, başka şeylerine daha fazla odaklanmak durumunda ve belki de o odaklanması onu bambaşka bir yere de taşıyor olab. Bunu bilemeyiz. Hani o yüzden hani bozukluk değil ama neye baktığına bağlı kişi. Ama şuna da ben artık şey eskisi kadar biraz daha yaşlandım galiba. Kişi bunu öyle görmek istiyorsa da hayır değilsin sen diye onu da dayatmak yanlış. Ben oradan çok şey aslında bence kişinin öyle görmesinden çok kişi bunların çok büyük bir kısmını toplumdan okuyor. Evet. Evet. toplum ona yani toplumdan onu görüyor. Yani diyor ki mesela hani sen böyle hissediyorsan, böyle yaşıyorsan aslında bu eee normal diye tanımlanan dışında bir şey ya normal diye tanımlanan kavramların dışında bir şey ve aslında yüz körlüğü ile ilgili bazı

29:12 eee ve somut bir tedavi seçeneği olmamakla beraber özellikle 2000'li yıllardan sonra eee yapılan bazı çocuklarla yapılan bazı çalışmalarda, üniversite öğrencileri yapılan bazı çalışmalarda yapılan rehabilitasyonlar sonucunda Özellikle 100le ilgili birtım aktarımlar, o bilgilerin işte farklı şekillerde paylaşılmasıyla ilişkili şunu görmüşler. Bir miktar daha eee yüzün farklı noktalarına kişileri odaklayarak bir miktar sonuç elde etmişler. Bir artış olmuş tanımada. Ya o işte şöyle kişiyi eğitmişler yani mesela otizmde eğit tam olarak eğitim gibi yani eğitim modeli gibi. Ben de şey diyorum ne gerek var yani ne gerek var şundan söylüyorum. Bizim de yapıyoruz. Ben niye mesela görmeye çalışayım ki? Bunun yerine işte

29:58 şunu sağlayabiliriz. Ya ben yüz hafızam zayıf ya da baştan değil mi? Hani bu ama genelde görünmeyen engellerin en büyük noktası. Görünmeyen engellerdeki yani otizmli biri de ADHD'li biri de disekseli biri de değil mi? Nöroçeşitlilik kavramındaki eee tamam şu bir hak yani ilan etmek zorunda değiliz hiçbirimiz durumumuzu. Hani biz tabii ki mangalda istesem de ben belli oluyor yani. Yapacak bir şey yok. Ama eee bunu gizlediğin zaman yaşadığın sancı çok daha fazla. Yani Özgür örneğinde de görüyoruz. Yani bu bu baştan söylese ya ben seni tanımadım ama benim de yüz körlüğü var dese filmin başında film o zaman devam etmeyecekti zaten öyle olsa film bitecekti bir noktada ama bunu demiyor. Kimseye demiyor. Çünkü bu bir utanç kaynağı aa nasıl olur tarzında. Mesela hiç kimse total kör biriyle niye beni tanımadın diye dalga geçmez değil

30:45 mi? Hatta tanıması hayranlık vay ben sesimden tanıdım falan diye ama az gören biriyle ya da yüz körü biriyle bu konuda kırgınlık yaşar. Çünkü bilmiyor adam böyle bir şey olduğunu bilmiyor. Kendi söylü buradaki şöyle buradaki en büyük şey hikaye bence insanlar etiketlenmek istemiyorlar. Tabii zaten en büyük şey damgalanma meselesi. Damgalanma is yani özellikle dışarıdan görünmeyen bir şeyi varsa, süreci varsa bundan çüncü insanları, beşinci insanları haberdar etmek istemiyor. Çünkü bununla ilgili haberdar ettiğinde yaşadıklarından daha güçlü şeyler, duygusal açıdan daha güçlü şeyler yaşayacağını belki öngörüyor olabilir diye düşünüyorum. Tabii tabii. Ya şey de damgalanmak gerçekten kötü bir şey ya. Basit bir uçağa binmek için bile kör olduğun için indirim istiyorsun.

31:31 Sana online çekin yaptırtmıyor. Düşün bak çok basit bir kurumsal damgalamadan söz ediyorum. Ya basıyorsun online şey ya da bir yere bunu belirtsen mesela ben otele giderken bir kere senle hatırlıyor musun? Dedik ki hani bize şey sağlasınlar diye yani biz görmüyoruz ona göre. Hatta hatırlıyorsun ETS bir tane öte bize gidip fiziksel engelli odası vermişlerdi mesela. Yani o kadar o kadar bir ki o kadar aynı ki o kadar seni damgı Halbuki daha kötü oldu bizim için değil mi? Hani o klozetler şeyleri falan hani olması gereken ki benim o ihtiyacım olan o değil. Ona göre belki de asansöre daha yakın bir oda verse falan daha mantıklı olabilir. Yani bazen söylemek işi daha da işinden çıkılmaz hale geliyor. Yani benim hep bir daha bu arada 27'sinde galiba Ankara Barosunda bir seminerim olacak. Orada algının tutsaklığını anlatacağım. başka bir şeyini görmez oluyor. Kişi onu söylediği

32:17 ve kişi artık bununla uğraşmak da istemiyor. Bu senin eskisi kadar ya niye gizliyorsun diye onu suçlayamıyorum ama bunu bu da sorunun bir çözümü olmuyor bence. Eee kimler yani sence mesela bunun üzerine düşündüğünde kimler yüz körlüğünün sorunlarını mesleklerinde yaşıyor olabilirler işte yani ben şimdi biraz kopya çekeyim. satış uzmanları, müşteri temsilcileri vesaire gibi kişiler. Çünkü bu yani sürekli müşteriyle beraber olmak. Çünkü insanlar için bilim sen bile şey değil misindir. Mesela bir restorana gittiğinde adam sana her zamankinden diye getirdiği zaman duyduğum bir aşinalığı düşündü. Müşteri de öyle. Yani eğer sen bunu tanımıyorsan benzer biçimde eee bu noktada zorluk ama bence yine şöyle söylüyorum. Bunun sebebi yine

33:03 yüz körlüğü ya da başka bir şey değil. Bunu açıkça beyan etmiyor olman. Çünkü etsen zaten o kişi ya ben pardon sizi tanıyacak bir özellik dersin değil mi kendi? Çünkü bunun evet ben yüz körüyüm tanımıyorum yani ben daha iyi yüzleri tanıyacağım demek yerine daha iyi ipuçları bulacağıma öz odaklanmıyorsun demektir. Çünkü kişilerle bunu paylaşmıyorsun. E öyle olunca da tabii o zaman ciddi bir sıkıntı her zaman aha ben şimdi en yakın müşteriyi tanımadım kabusuyla karşı karşıya kalmış. Şöy ş bir kere şey ben şimdi mesela hayal ediyorum. Bir kere her an bir kaygı içindesiniz. Yani gideceğiniz bir yer. Eee hani mesela bunu kim farklı kaygılarda hisseder? Örneğin bir konferansa gidecek olan, bir yemeğe gidecek olan, bir işte ne bileyim

33:48 organizasyona katılacak olan belki bir teker sandalyedeyle hep şunu aklında tutuyor olabilir. Ya abi acaba asansörü var mı? Benim tekerki sandalyem asansöre sığacak mı? Eee asansörü hadi yok. Rampası var mı? Hadi asansörü var. E konferans salonuna gittim. Sahneye çıkabileceğim bir alan var mı? Yani bu hep mesela eee farklı özellikler, farklı deneyimler yaşayan insanların aklında olan bir şey. Yani dolayısıyla mesela yüz körü olan birinin düşünsenize kalabalık bir yere gittiğinde ve aslında pek çoğu da belki tanıdığı arkadaşlara da olacak ama eee kalabalık bir yere gittiğinde hep duyabileceği kaygılar. hani bugün ne yaşayacağım, nasıl

34:33 hissedeceğim? Çünkü bazen eee o yap aldığı önlemler işte biriktirmeye çalıştığı ipuçları düşünsenize arkadaşlar şu an herkes yüzünü gözünü yaptırıyor. Yani belki bir ay önce gördüğü bir arkadaşı, erkek ya da kadın arkadaşı çok eee devasa bir değişiklik yaşamıştır yüzünde. Yani bugün dişlerinizi bile yaptırırsanız hani dişlerinizin bile şekli ya da yani saçını boyatabilir mesela saçından boyattı gitti yani ne oldu öyle şeyler olabilir. Bu da şimdi şimdi şey aklıma geldi Sevda kamusal alanda mesela yüz körü birinin ne gibi beklentisi olabilir? Şimdi mesela en çok ben karşı çıkardım ama şimdi onu düşündüm kendime kızdım. Yaka kartlarından ben nefret

35:20 ederim mesela takmak istemiyorum çünkü çoğunluktan çünkü kendim bir şey anlamıyorum. Ama düşün ki orada yüz körü olan biri için yaka kartı hayat kurtarıcı olabilir. Evet. Çünkü isimleri görüyor değil mi? Hani o kim? Özellikle büyük bir toplantı salonlarında, konferanslarda falan yaka kartlarının yani ben herkesi nereden bileceğin orada belki tanıdığı ha buydu demek açısından. Bu da bence bir erişilebilirlik hakkı. Ama işte bu hakları aramak için de evet benim bende yüz körlüğü varı açık açık kabullenip hayatını ona göre dengelemek yokmuş gibi davranıp insanlardan bunu nasıl gizleyeceğim köşe kapmacası oynarsan hayat bence çok daha zindan ya ben öyle düşünüyorum bütün şeyleri düşünü aslınd bence bu tür böyle zamanlarda hiçbir köşeyi de kapamıyorsun yani. Çünkü hep sürekli bir tedirginlik

36:08 e anıyla yaşıyorsun. Tedirginlik içinde yaşıyorsun. O yüzden eee bir şeyi merak ediyorum bu arada. Gerçekten bu yüz körlüğü ile ilgili dünyada herhangi herhangi bir aktivizm eee şeyi var mı? Aktivizm hareketi var mı? Çünkü eee yüzle ilgili deformasyonlar yaşayan insanların, deneyimler yaşayan insanların mesela Türkiye'de var, dünyada da var bildiğim kadarıyla. İşte yüzümle mutluyum, derneğim gibi dernekler filan var. Ama hani doğrudan bu yüz körlüğü ile ilgili eee bir deneyim yaşayan kişiler arasında da böyle bir aktivizm hareketi var mı? Çok merak et. Çok farkında bile değil ki bunun bir şey olduğunu en azından tanı olanların sonradan değişen bir şey olmuş. Mesela Türkiye'de gerçekten bunun tanısını alan kaç kişi var acaba? Şimdi hatta ben bununla ilgili araştırma

36:54 yaparken nasıl programsak diye şey diyor. Bunlardan birilerini bulursan röportaj yap. Keşke bulsak. Yani varsa tanıdığımız bilir. Gerçekten o yüzden buradan bir çağrımız da olsun aslında. E bu program kaydını dinleyecek olan ya da sonradan belki karşısına çıkarsa program kaydımız gerçekten bu yüz körlüğü deneyimini eee bizimle paylaşmak isteyen, konuşmak isteyen, bununla ilgili bizimle duygularını, deneyimlerini, süreçlerini eee paylaşmak isteyen herkesi tabii ki bekliyoruz. Yani bizimle konuşmaya ya da birebir bir temas kurmak isteyen olursa şahane olur. Eee ama yüz körlüğü bu arada benim eee bu film üzerinde de filmle beraber daha önce böyle bir çok uzaktan böyle bir haberim vardı ama ilk defa duyduğum bir

37:40 kavram diyebilirim kişisel olarak. E ben bir şekilde bir yerlerden hatırlıyorum ama bu kadar detaylı üzerine okumayı aslında bu kavramla birlikte yaptım. Benim kahvem bitti bu arada Syda bir yudumum kaldı sevgilim. Benim de kahvem bitti bence. O zaman kahvemiz bittiğine göre yeni kahveleri başka programda almak üzere eee hepinizi programı eee kahvaltıda, kahvaltı sonrasında bir şeyler düşünmek istediğinizde gecenin bir yarısında dinlemek isterseniz eee programı armağan ediyoruz. Eee ben de şöyle diyerek bitiriyim. Siz siz olun sizi biricik yapan özelliklerinizden utanmayın. Onları başkalarından gizlemek için uğraşmayın. Çünkü sizi biricik yapan özelliklerinize sahip çıktığınız zaman hayat çok daha güzel olacak diye düşünüyorum. Seven Kafe'nin bu bölümünü

38:27 bitiriyoruz. Bir başka Seven Kafe görüşmek üzere. Hoşça kalın. Haftaya çaylarınızı, kahvelerinizi alın. Seven Kafe'de buluşalım. Görüşmek üzere. Seven Kafe, Seven Kafe. Dolandırmadan girdik lafa. Seven kafe, seven kafe. Her zaman biraz karışıktır kafa. Ah.

Share

YouTube Video Özetleri