1) Sinir Sistemi FULL TEKRAR + Son 5 Yılın ÖSYM Analizi | AYT Biyoloji YKS 2026

Kısa Özet

Bu video, 11. sınıf ve AYT biyoloji müfredatının ilk ünitesi olan sinir sistemini kapsamlı bir şekilde tekrar etmektedir. Video boyunca sinir sisteminin temel yapıları, nöronlar, gliya hücreleri, impuls iletimi, sinapslar ve sinir sistemi hastalıkları gibi konular detaylı bir şekilde ele alınır. Ayrıca, son 5 yılın çıkmış sınav soruları analiz edilerek, ÖSYM'nin soru tarzlarına ve kelime oyunlarına dikkat çekilir.

  • Sinir sisteminin temel yapıları ve görevleri
  • Nöronların yapısı, çeşitleri ve impuls iletimi
  • Gliya hücrelerinin (nöroglia) görevleri ve çeşitleri
  • Sinapslardaki impuls iletimi ve seçici direnç
  • Merkezi ve çevresel sinir sisteminin karşılaştırılması
  • Sinir sistemi hastalıkları ve ayırt edici özellikleri

Giriş

Betül Biyoloji kanalının bu videosunda, 11. sınıf ve AYT biyoloji konularından sinir sistemi detaylı bir şekilde tekrar edilecek. Son 5 yılın çıkmış sınav soruları analiz edilerek, ÖSYM'nin kelime oyunlarına dikkat çekilecek ve soru yakalama stratejileri üzerinde durulacak. İzleyicilere, konu anlatımının yanı sıra soru çözme ödevi de verilecek ve soruların nasıl çözülmesi gerektiği konusunda yol gösterilecek.

Sinir Sistemine Genel Bakış

Sinir sistemi ve endokrin sistemin denetleyici ve düzenleyici sistemler olduğu belirtilir. Sinir sisteminin temel organları beyin ve omuriliktir. Sinir sistemi, sinir dokudan oluşur ve bu doku nöronlar (sinir hücreleri) ve nöroglia (yardımcı hücreler) olmak üzere iki kısımdan meydana gelir. Glia hücrelerinin sayısı nöronlardan daha fazladır ve çeşitli görevlere sahiptirler. Nöronlar, uyarıyı almak, iletmek, değerlendirmek ve cevap oluşturmakla görevlidir. Reseptörler uyarıyı alan, efektörler ise tepki organlarıdır.

Nöronun Yapısı

Nöronlar dentrit, hücre gövdesi ve akson olmak üzere üç kısımdan oluşur. Hücre gövdesinde sitoplazma, organeller (mitokondri, ribozom, nissl tanecikleri, golgi, lizozom) ve çekirdek bulunur. Dentritler, hücre gövdesinden çıkan çok sayıda kısa uzantılardır ve uyarıyı alırlar. Akson, hücre gövdesinden çıkan genellikle tek bir uzantıdır. Sinir hücresindeki iletim dentritten aksona doğrudur. Aksonun çapı ne kadar fazlaysa iletim o kadar hızlı olur. Bazı aksonlar üzerinde miyelin kılıf bulunur ve bu kılıf yalıtımı sağlayarak iletimi hızlandırır. Miyelin kılıf üretiminden sorumlu hücreler oligodentrositler (merkezi sinir sistemi) ve Schwann hücreleridir (çevresel sinir sistemi). Miyelin kılıfların kesintiye uğradığı bölgelere Ranvier boğumu denir.

Nöron Çeşitleri

Nöronlar görevlerine göre duyu nöronu, ara nöron ve motor nöron olmak üzere üçe ayrılır. Duyu nöronu, reseptörlerden aldığı uyarıları merkezi sinir sistemine taşır. Ara nöron, merkezi sinir sisteminde bulunur ve uyarıyı değerlendirerek cevap oluşturur. Motor nöron, ara nörondan aldığı cevabı efektör organa iletir. İletim sırası reseptör, duyu nöronu, ara nöron, motor nöron ve efektör organ şeklindedir. Nöronlardan bir veya birkaçı hasar gördüğünde çeşitli rahatsızlıklar ortaya çıkabilir. Sadece duyu nöronu zarar görürse kişi uyarıyı hissedemez, sadece ara nöronu zarar görürse his ve tepki olmaz, sadece motor nöronu zarar görürse his olur ancak tepki oluşmaz.

Yardımcı Hücreler (Nöroglia)

Nöroglia veya glia hücreleri, nöronlara yardımcı olan hücrelerdir ve sayıları nöronlardan daha fazladır. Çeşitleri oligodentrositler, mikroglia, ependim hücreleri, Schwann hücreleri ve astrositlerdir. Oligodentrositler ve Schwann hücreleri miyelin kılıf üretir. Mikroglia, fagositoz yaparak savunmayı sağlar. Ependim hücreleri, merkezi sinir sistemi boşluklarını örter ve BOS sıvısı üretimini düzenler. Astrositler, madde enerji akışını düzenler ve kan-beyin bariyerini oluşturarak zararlı maddelerin girişini engeller.

İmpuls Oluşumu ve İletimi

İmpuls, iç ve dış çevreden gelen uyarıların sinir hücresinde oluşturduğu elektrokimyasal değişimlerdir. Eşik değer, sinir hücresinde impuls oluşturan en düşük uyarı şiddetidir. Eşik değerin altındaki uyarılara tepki verilmezken, eşik değer ve üzerindeki uyarılara tepki verilir. İmpuls nörondan geçerken elektriksel ve kimyasal değişime uğrar. Elektriksel olaylar polarizasyon, depolarizasyon ve repolarizasyon süreçlerini içerir. Kimyasal olaylar aktif taşıma, oksijenli solunum ve ATP tüketimi gibi olaylardır.

Aksiyon Potansiyeli ve İmpuls İletim Hızı

Polarizasyonda hücrenin dışı pozitif, içi negatiftir ve sodyum-potasyum pompası aktiftir. Depolarizasyonda sodyum kanalları açılır ve sodyum içeri girer, hücrenin içi pozitif olur. Repolarizasyonda potasyum kanalları açılır ve potasyum dışarı çıkar, hücrenin dışı pozitifleşir. İmpuls iletim hızını etkileyen faktörler akson çapı ve miyelin kılıf varlığıdır. Uyarı şiddetinin artması impuls sayısını artırır, ancak hızı etkilemez.

Sinapslarda İmpuls İletimi

Sinapslarda iletim aksondan dentrite doğrudur ve kimyasal olarak gerçekleşir. Akson ucunda sinaptik keseler bulunur ve bu keselerde nörotransmitter maddeler (hormonlar) bulunur. Uyarı geldiğinde kalsiyum iyonları akson ucuna gelir ve nörotransmitter maddeler sinaps boşluğuna salınır. Bu maddeler diğer sinir hücresinin reseptörlerine bağlanarak uyarıyı iletir. Görevi biten nörotransmitter maddeler ya yıkılır ya da salgılandığı yere geri alınır. Sinapsa gelen her impuls geçemez, bu olaya seçici direnç denir. Seçici direnç, durdurucu ve kolaylaştırıcı sinapslar aracılığıyla gerçekleşir.

İnsan Sinir Sistemi

İnsan sinir sistemi merkezi ve çevresel sinir sistemi olmak üzere ikiye ayrılır. Merkezi sinir sistemi beyin ve omurilikten oluşur. Çevresel sinir sistemi duyu ve motor bölümlerine ayrılır. Beyin ön beyin, orta beyin ve arka beyin olmak üzere üçe ayrılır. Ön beyin uç beyin ve ara beyin kısımlarından oluşur. Ara beyin talamus, hipotalamus ve epitalamus kısımlarından oluşur. Arka beyin beyincik, omurilik soğanı ve pons kısımlarından oluşur.

Merkezi Sinir Sistemi Detayları

Beyin ve omurilikte meninks zarları bulunur (sert zar, örümceksiz zar, ince zar). Örümceksiz zar ve ince zar arasında beyin omurilik sıvısı (BOS) bulunur. BOS, beyin ve omuriliği mekanik etkilerden korur, iyon dengesini sağlar ve madde alışverişini kolaylaştırır. Beyinde dışta boz madde, içte ak madde bulunur. Omurilikte ise dışta ak madde, içte boz madde bulunur.

Beynin Kısımları ve Görevleri

Ön beyin uç beyin (beyin kabuğu) ve ara beyinden oluşur. Uç beyin bilinçli davranışların merkezidir ve duyuların anlamlandırılmasında görev alır. Uç beyin sağ ve sol yarım kürelerden oluşur ve bu yarım kürelerde ön lob, yan lob, şakak lobu ve arka lob bulunur. Ara beyin talamus, hipotalamus ve epitalamustan oluşur. Talamus duyuların dağıtım merkezidir (koku hariç). Hipotalamus iç dengeyi ayarlar, vücut sıcaklığını, kan basıncını ve iyon dengesini kontrol eder. Epitalamus epifiz bezini içerir ve melatonin hormonu salgılar.

Orta ve Arka Beyin

Orta beyin görme ve işitme reflekslerinin merkezidir. Arka beyin beyincik, omurilik soğanı ve ponstan oluşur. Beyincik denge merkezidir ve uyumlu kas hareketlerini kontrol eder. Omurilik soğanı hayati refleks merkezidir ve sindirim, boşaltım, dolaşım, solunum gibi sistemleri düzenler. Pons beyincik yarım küreleri arasında impuls iletimini sağlar ve omurilik soğanı ile birlikte soluk alıp vermede görev alır. Beyinden çıkıp vücuda giden sinirler omurilik soğanında çapraz yapar.

Omurilik ve Refleksler

Omurilik bazı reflekslerin merkezidir ve impuls iletimini sağlar. Duyu nöronu her zaman dorsalden giriş yapar, motor nöron ise ventralden çıkış yapar. Duyu sinirleri omurilikte çapraz yapar. Refleks yayında impuls izlediği yol duyu, ara, motor şeklindedir. Diz kapağı refleksinde ara nöron bulunmaz (kasılma için).

Çevresel Sinir Sistemi ve Otonom Sinir Sistemi

Çevresel sinir sistemi beyin ve omurilikten çıkarak vücuda dağılan sinirlerden oluşur. Duyu bölümü uyarıları merkezi sinir sistemine taşır, motor bölümü ise merkezi sinir sisteminden aldığı cevabı tepki organına taşır. Motor bölümü otonom ve somatik sinir sistemine ayrılır. Somatik sinir sistemi istemli davranışları kontrol eder. Otonom sinir sistemi istemsiz davranışları kontrol eder ve sempatik ile parasempatik sinirlerden oluşur. Sempatik sinirler genellikle hızlandırıcı, parasempatik sinirler ise yavaşlatıcı etki gösterir (sindirim hariç).

Sinir Sistemi Hastalıkları

MS hastalığında miyelin kılıflara zarar verilir. Alzheimer hastalığında asetilkolin miktarı azalır. Parkinson hastalığında dopamin eksikliği görülür. Epilepsi hastalığında beyin ve damarlarda gelişim bozukluğu olur. Siyatik sinir sıkışması sonucu bel ve bacak ağrıları oluşur. Çocuk felci omurilikteki motor nöronlara zarar veren bir virüs sonucu oluşur. Kuduz köpek ısırması ile bulaşan ve beyinde iltihaplanmaya neden olan bir hastalıktır.

Summarize any YouTube video in seconds

Get summaries like this one for any video, in your language, with the free Summ app.

Download on the Apple Store
Get it on Google Play

Transkript

YouTube Transcript Generator

0:00 Merhaba sevgili gençler. Full tekrar konsepti ile tüm konuyu tek videoda ele alacağımız tekrar serimize hoş geldiniz. Serimizin 1inci videosundayız. Bugün birlikte 11. sınıfın ve AYT biyolojinin 1. ünitesi olan sinir sistemi ile ilgili detayları hatırlayacağız. Burada sadece bir anlatım yapmayacak. Ayrıca son 5 yılın çıkmış sınav sorularını analizleyecek. ÖSYM'nin kelime oyunlarını hatırlatacak ve soru yakalamaya çalışacağız. Yani çok güzel olacak. Çok güzel olacak. Ben hazırım. Siz de hazırsanız. Hadi gelin başlayalım. Şimdi ilk olarak şunu söyleyeyim. 2025 AYT kampımızı zaten bu konu anlatımını kitabımızdan yapmıştık. O kamp içerisindeki sinir sistemi videolarını izlediğinde eksiksiz bir konu anlatımını zaten halletmiş oluyorsun. Burada birlikte hızlandırılmış bir tekrar yapmış olacağız. Ne kadar hızlandırılmış olacak bilmiyorum ama videonun sonunda birlikte görmüş olacağız. E şimdi burası çok önemli. buradan soru sormuşlar, şuradan sorabilirler gibi yorumlamalarla

1:01 sanat tekrar ederken aslında eşlik etmiş olacağım. Konuyu öğrenmek önemli, tekrar etmek önemli ama bir de soru çözmek de çok önemli. O yüzden bu videonun sonrasında hemen sana ödev de vermiş olayım. Bu kitap içerisindeki sinir sistemi sorularını halletmiş oluyorsun. Soruları çözerken de cılkını çıkarırcasına çözmeni istiyorum. Yani bu ne demek? Mesela A, B, C, D, E seçeneği var ya sen D''yi işaretledin ve D seçeneği doğru. Ama E seçeneği hakkında bir bilgin yok. Kesinlikle soruyu geçmiyorsun. Yani ben zaten soruyu doğru yaptım deyip geçmiyorsun. E seçeneğini de öğrenmeye çalışıyorsun. Çünkü soru üzerinden de konu öğrenilmiş oluyor. Bunu unutmuyorsun. Tamam mı? Şimdi bunu da söyledikten sonra hemen şimdi anlatıma geçiyorum. Sinir sistemi ile endokrin sistem denetleyici ve düzenleyici sistemler adı altında anlatılıyordu, değil mi? Sinir sisteminin de temel organları beyin ve omurelik. Bunlarla ilgili detayları da görmüş olacağız. Sinir sistemi sinir

1:57 dokudan meydana geliyor. Sinir doku da iki kısımdan. Bir sinir hücresi bir de sinir hücresine yardımcı olan hücrelerden meydana geliyor. Sinir hücresi demek yerine nöron ifadesini kullanabiliriz. Nöronlara yardımcı olan hücreler demek yerine nöroglia ya da glia ifadesini de kullanabiliriz. Gliaların sayısı nöronlardan daha fazladır. Bunu unutmayalım. Çeşitleri de çok fazla olduğu için farklı görevlere sahip oluyor. O farklı görevleri de biraz sonra biyolojik şifrelerle en kolay haliyle sana hatırlatmış olacağım. Nöronlar dediğimiz zaman sinir sisteminin asıl hücrelerinden bahsediyoruz. Bunların asıl amacı uyarıyı almak, iletmek, değerlendirmek ve cevap oluşturmaktır. Zaten böyle olduğu durumda da sağlıklı bir sinir sisteminden bahsetmiş oluruz. Sinir sistemi içerisinde en çok karşımıza gelen kavramlar reseptör ve efektör gibi kavramlar. Reseptör dediğimiz uyarıyı alan kısım oluyor. Efektör dediğimiz zaman da tepki organı aklımıza gelecek.

2:55 Bu tepki organı bir salgı bezi de olabilir, bir kas da olabilir. Tamam mı? Mesela kası buradan görmüş oluyorsun. Yani burada hemen şu aşağıdaki görselimize baktığımızda bir kişinin böceği gördüğü durumda korkması durumunu ve korkmasına bağlı olarak da kaçma davranışını görmüş oluyoruz. Yani bu kişi uyarıyı aldı. Daha sonra değerlendirdi. Cevap oluşturdu ve oluşan cevabı tepki organına bak bu tepki organı da burada kas ona gönderdi ve kaçma işlemini gerçekleştirdi. Yani buradaki bir kişinin sinir sisteminin sağlıklı çalıştığını bize ifade eder mi bu olay? Kesinlikle eder. Reseptör ve efektör gibi kavramlar sinir sistemi içerisinde çok fazla karşımıza geleceği için o yüzden en başta bunu hatırlatmak istedim. Ve hemen şimdi sinir hücresinin detaylı bir şekilde yapısına birlikte bakalım. Neydi diğer ismi? Nörondu. Üç kısımdan meydana geliyor. Bir dentrit, bir hücre gövdesi, bir de akson olmak üzere. Hücre gövdesi içerisinde sitoplazma ve organeller bulunmuş

3:54 oluyor. Dentrit dediğimiz yapı hücre gövdesinden çıkan çok sayıda kısa uzantılar. Akson dediğimiz yapı da hücre gövdesinden çıkan genellikle tek bir uzantı şeklinde olan yapı. Şimdi en basit haliyle bu kolum üzerinden sana bunu ifade etmek istiyorum. Şu avuç içimi hücre gövdesi olarak düşün. Hücre gövdesinden çıkan çok sayıda kısa uzantılar neydi? Dentritlerdi. İşte bu parmaklarımı dentrit olarak düşün. Kolumu da hücre gövdesinden çıkan tek bir uzun uzantı şeklinde olan yapı olarak akson diye gözünde canlandırabilirsin. Tamam mı? Sinir hücresindeki iletim dentritten aksona doğru devam eder. Sinapsa geldiğimiz zaman aksondan dentrite doğru olur diyeceğiz. Tamam mı? Bunu unutmayalım. Çok çok önemli. Hemen şimdi detaylı bir şekilde bakalım. Hücre gövdesi içerisinde ne vardı? Sitoplazma ve organeller vardı. Organeller derken biraz daha özele inelim. Mitokondri, ribozom, nisil tanecikleri, golge ve lizozom var diyebilirim. Nesil tanecikleri derken granülle endoplazmik

4:54 retikulumların yoğun olarak bulunduğu kısımdan bahsediyoruz. Bir de sitoplazma var, organeller var dedik ya. Çekirdeği de unutmayalım. Zaten burada da detaylı bir şekilde görselinden görmüş oluyoruz. Bir de hücre gövdesi içerisinde nörofibriller bulunmuş oluyor. Bu nörofibriller de hücre iskeleti elemanları. Tamam mı? Bunlar akson ve dentrit boyunca uzanan yapılardır. Hücre iskeleti elemanlarını TYT biyolojiden de hatırlıyoruz biz. organelleri ifade ederken anlatmıştım. Ökaryot canlılarda hücre iskeleti elemanları bulunuyordu ama prokaryotlarda bulunmuyordu. Hücrenin dağılmasını, ezilmesini engelleyen yapılardır diye düşünebilirsin diye orada da söylemiştim. Hemen devam ediyorum denten. Dentrit neydi? Hücre gövdesinden çıkan çok sayıda kısa uzantılardı. Bak şimdi benim elimi düşünecek olursan parmaklarım ne iş yapar? Bir şeyi kavramayı, tutmayı sağlar, değil mi? Aynı şekilde dentritler de uyarıyı alan kısımlar olmuş oluyor. Uyarıyı aldıktan sonra tabii ki nereye iletecek? Bak

5:55 buradan avuç içine yani hücre gövdesine iletmiş olacak. Hücre gövdesinden çıkan çok sayıda kısa uzantılardır. Üzerinde çok sayıda reseptör vardır. Yani bunun çok fazla olması daha fazla uyarı alınacağı anlamına da gelmiş oluyor. Aksona gelecek olursak hücre gövdesinden çıkan tek bir uzantı şeklinde olan yapıya biz akson adını veriyoruz. Ama genellikle tek bir uzantı. Çünkü bazen hücre gövdesinden birden fazla uzantı da çıkabilir. Aksonun uç kısmında akson ucu adını verdiğimiz bölgeler bulunuyor. Bak şimdi burada görmüş oluyorsun. Şu kısım neydi? Aksondu. Aksonun uç kısmına da biz akson ucu adını veriyoruz. Bu kısımlar önemli mi? Evet önemli. Çünkü mesela şurada başka bir sinir hücresi olduğunu düşünelim. İşte bu sinir hücresinden diğer bir sinir hücresine aktarım yapılırken şu akson uçlarındaki kısımlarla bağlantı yapılmış oluyor. Bu akson uçlarında da hormon üretilmesinden sorumlu kısımlar var. Onları da sinapsı

6:53 ifade ederken söylemiş olacağım. Şimdi burada aksiyon ucunda dallanmış olan yapıları görüyorsun ya. Bu dallanmış olan yapıların çok olması nöronun etki alanında genişletmiş oluyor diyebilir miyiz? Evet diyebiliriz. Burada da zaten bunu görmüş oluyorsun. Şimdi aksonun çapı ne kadar fazlaysa iletim o nöronda o kadar fazla olmuş oluyor. Burası çok önemli. Hemen üzerini böyle fosforlu kalemle buranın çizelim. Çünkü soruda bize impuls iletim hızını artıran azaltan olaylar sorulabilir. O zaman neymiş? Akson çapı impuls iletim hızını artırıyormuş. Bazı aksonlar üzerinde mielin kılıf bulunabilir. Hemen buradaki görselimize bakacak olursak burada hemen şu çizdiğim e böyle taraladığım yerler var ya işte onlar mielin kılıfların olduğu yerler. Bu mielin kılıf da yanıltımı sağlayan bir kısım oluyor. Protein ve yağ yapıdan oluşan bir kısım. Miyelin kılıf eğer bir akson üzerinde varsa o nöronda iletimin hızlı bir şekilde gerçekleştiğini de kesinlikle bilmemiz gerekir. Hemen bunun üzerini de

7:54 fosforlu kalemle çizelim. Miyelin kılıf yalıtımı sağlar ve iletimi hızlandıran yapıdır. Yani impuls iletim hızını artıran olaylardan bir diğeri neymiş? Miyelin kılıfmış. Biraz önce de akson çapının fazla olması diye söylemiştik. Peki her akson üzerinde yani her nöron üzerinde miyelin kılıf var mıdır? Hayır yoktur. Bunu unutmayalım. O yüzden miyelinli bir nöronla miyelinsiz bir nöronu kıyasladığımız zaman hangisinde iletim daha hızlı olacak? Tabii ki de miyelinli olanda olmuş olacak. Bunu u unutmuyoruz. Tamam. Şimdi miyelin kılıf üretiminden sorumlu olan yardımcı hücreler var. Bu yardımcı hücrelerin adı oligodentrositler ve şivan hücreleri. Biraz sonra ben sana bunların detaylarından bahsedeceğim. Yani nöronlara yardımcı olan hücreler kısmında söyleyeceğim. Ama burası yeri olduğu için özellikle belirtelim. Miyelin kılıf üreten yapılar bunlar. Oligodentrositler merkezi sinir sistemi elemanlarında bulunan nöronlara miyelin kılıf üretirken, çevresel sinir sistemi

8:52 elemanlarında bulunan nöronlara miyelin kılıf üreten yardımcı hücrelere de biz şivan hücreleri adını vermiş oluyoruz. Bak unutmuyorsun. İkisi de mielin kılıf üretiyor. Karıştırabilirsin zaten. Karıştır diye ÖSYM bunu kelime oyunu olarak sorar. Der ki oligodentrositler çevresel sinir sistemindeki nöronlara miyelin kılıf üretiyor der. Aman diyeyim unutma bunu daha kolay bir şekilde nasıl aklımızda tutabiliriz? Hemen onu ifade edeyim. Bak şimdi Şivan hücresi derken ikinci harfinde C yazdığını görüyorsun. Çevresel sinir sistemi de Ç ile başlıyor ya. Şivan hücresi çevresel sinir sistemindeki nöronlara miyelin kılıf üretir diye bu şekilde aklına getirebilirsin. Aslında daha kolay nasıl aklına getiriyorsan öyle yapabilirsin ama ben böyle kodlamıştım hiç de unutmadım. O yüzden sana da söylemek istiyorum. O zaman bu çevresel sinir sistemindeki nöronlara miyelin kılıf üretiyorsa oligodentrositlere ne kaldı? Merkezi sinir sistemindeki nöronlara

9:48 üretme kısmı kalmış oldu. Anlaştık mı? Çok çok önemli. Her nöronda miyelin kılıf yoktur. Olduğu durumda da o nöronda iletim hızlı bir şekilde gerçekleşmiş olur. Üstünü çizdik. Hemen yolumuza devam ediyoruz. Bir de akson üzerinde miyelin kılıflarının kesintiye uğradığı bölgeler var. O bölgelere de biz Ramver boğumu adını vermiş oluyoruz. Yani hemen biraz önceki görselime dönecek olursam sürekli görsel üzerinden anlatıyorum ki böyle daha kalıcı bir öğrenme elde etmiş olalım diye. Şimdi miyelin kılıflar buralardı ya miyelin kılıfların kesintiye uğradığı yerleri de bak şuralar olarak görüyorsun. İşte bu bölgelere de ravver boğumu adını veriyoruz. Şimdi sana bir soru soracağım. Eee her nöronda miyelin kılıf bulunmak zorunda değildi. O zaman ramver boğumu bulunmak zorunda mıdır? Şimdi ramer bom için biraz önce ne demiştik? Miyelin kılıfların kesintiye uğradığı bölgelerdi. O zaman miyelin kılıf olması lazım. Onun kesintiye uğraması lazım ki ramver boğumu olabilsin diye düşünmen

10:46 lazım. Tamam mı? O zaman her nöronda miyelin kılıf olmadığına göre ranver boğumu da bulunmak zorunda değildir diyoruz. Bir de güncellenmemiş kaynaklarda Ravier boğumunun da impuls iletim hızını azalttığı ile ilgili bilgiler geçer. Bunu zaten detaylı bir şekilde konu anlatımında söyledim ama burada da söylemek istiyorum. Impuls iletim hızını etkileyenler neydi? Akson çapı ve nöronun miyelinli olup olmamasıydı. Nöron miyelinliyse akson çapı fazlaysa iletim hızlı oluyordu. Ama ranver boğumu impuls iletim hızını değiştirmiyor. Bunu unutmuyoruz. Şimdi nöron çeşitlerine gel birlikte bakalım. Görevlerine göre nöronlar üç çeşit. Duyu nöron, ara nöron ve motor nöron olmak üzere. Şimdi burada hemen ilk olarak sana şunu söyleyeceğim. Bir uyarı var. Bir uyarı geldiğinde uyarıyı alan ilk yapı neydi? Reseptör. Biraz önce söylemiştim. Reseptör uyarıyı alan yapıydı. Daha sonra reseptörden sonra duyu nöronuna ileti gelir. Sonra buradan sonra ara nörona gider. Ara nörondan

11:45 motor nörona gider. Motor nörondan sonra tepki nereye gidecek? Efektör organa gidecek. ve tepki verilmesi gibi bir durum gerçekleşecek. Anlaştık mı? Hatta buraya yazayım bunu. Çünkü ilerleyen aşamalarda çok kez kullanmış olacağız. Burada reseptör var öncesinde. Yani ilk başta da bir uyarı var. Uyarı geldi. Reseptöre verdik. Reseptörden sonra duyu nöronunu aktarıyoruz. Duyudan sonra araya, aradan sonra motora, motordan sonra da efektör organa ileti veriliyor ve tepki verilmesi gibi bir durumda gerçekleşiyor. Efektör tepki organıydı. Reseptör dediğimiz yapıda uyarıyı alan bir bölgeydi. Şimdi duyu nöronu ne yapıyormuş? İç organlar ve duyu organlarındaki reseptörlerden aldığı uyarıları merkezi sinir sistemine taşıyor. Bak duyu nöronu iletiği nereye taşıdı? Ara nörona. İşte bu ara nöron merkezi sinir sistemi elemanı olmuş oluyor. Anlaştık mı? O zaman duyu nöronunun yaptığı iş neymiş? Reseptörden aldığı uyarıyı ara nörona iletmekmiş. iletiği getirdiği için biz bunun adına

12:47 getirici nöron adını da verebilir miyiz? Evet verebiliriz. Burada görselde zaten görmüş oluyoruz. Kaktüse elini değdiğinde burada duyu nöronu aracılığıyla ileti alınacak. Nereye gidecek? Ara nörona gönderilmiş olacak. Yani burada bir uyarının getirilmesi gibi bir durumu görmüş oluyoruz. Ara nörona birlikte bakacak olursak bu merkezi sinir sisteminde bulunmuş oluyor. Yani beyin ve omurilik merkezi sinir sistemi elemanları. Şimdi buranın görevi, ara nöronun görevi şu: Duyu nöronundan bir ileti geldi ya. Ara nöronda ileti alındıktan sonra değerlendiriliyor ve cevap oluşturuluyor. Yani burası his merkezidir diyebilirim ama cevabı burası vermiyor. Cevabı burası oluşturuyor ama oluşan cevabı motor nörona göndermiş oluyor. Yani duya nöronundan gelen uyarıyı alıyor, değerlendiriyor, cevap oluşturuyor. Oluşturduğu cevabı motor nörona iletmiş oluyor. Hemen bakalım. Buradan kaktüse elimize değdiğimiz zaman reseptör aracılığıyla duya nöronuna

13:44 ileti geldi. Daha sonra ileti ara nörona gönderildi. Bu ara nörona geldiğinde yani merkezi sinir sistemi elemanına geldiğinde eline bir şey batıyor, elin acıyor, elini çek durumu burada gerçekleşiyor ama çekme olayı burada olmuyor. Nereye gidecek? İleti motor nörona buradan sonra aktarılmış olacak. Hemen gel motor nöronla ilgili detaylara bakalım. Ara nöronda bir cevap oluştu. O cevap oluştuktan sonra motor nörona geldi. Burada artık tepki organında tepki oluşması gibi bir durum gerçekleşecek. Yani burada ileti götürülmüş mü oluyor artık? Yani çıkış yapıyor. Evet. O yüzden buraya götürücü nöron adını da vermiş oluyoruz. Hemen detaylı bir şekilde hepsini şöyle toparlayalım. Kaktüsümüz var. Elimizi bu kaktüse değdiğimiz zaman reseptör aracılığıyla duyu nöronu iletiği aldı ve daha sonra ara nörona götürdü. Ara nöron dedi ki, "Eine bir şey batıyor, elin acıyor, elini çek." dedi. Ve daha sonra bu cevabı motor nörona götürdü. Motor nöron da hemen elini çek diyor ve çekme

14:44 davranışını gerçekleştiriyor ve burada tepki oluştuğu durumu görmüş oluyoruz. Yani sağlıklı bir sinir sisteminin çalışması durumu bu şekilde gerçekleşiyor. Uyarı alınıyor, değerlendiriliyor, cevap oluşturuluyor ve daha sonra tepki verilmesi gibi bir durum gerçekleşmiş oluyor. İşte görevlerine göre nöronları da bu şekilde görmüş olduk. Sırası ile ileti duyudan sonra araya, aradan sonra motor nörona iletilmiş olur. Bu nöronlardan bazıları, biri ya da birkaçı hasar görebilir. O hasar görme durumunda da çeşitli rahatsızlıklarla karşı karşıya gelebiliriz. Sadece duyu nöronu zarar görmüş kişiye bakacak olursak şimdi hemen ilk olarak şunu yazmak istiyorum. Reseptör aracılığıyla duyu nöronla ileti geliyordu. Sonra araya, sonra motor nörona ve sonrasında da efektör organa tepki verilmesi gibi bir durum gerçekleşiyordu, değil mi? Şimdi o zaman reseptör aracılığıyla ileti duyu nöronuna geldiğinde duyu nöron zarar gördüyse buradan herhangi bir şekilde

15:40 ileti geçişinden bahseder miyiz buraya? Hayır bahsedemeyiz. İşte burada bir kişinin eline iğne batsa dahi bu kişi elinin iğne battığını hissetmez. Çünkü his merkezi neresiydi? Ara nörondu. Oraya bir ileti geçemeyeceği için burada his olmaz. Ama o kişi elini oynatabilir mi? Evet oynatabilir. Çünkü elinde herhangi bir hasar olmadı. sadece elindeki bir nöron zarar görmüş oldu. Konu anlatımı sırasında Osmanlı tokadı örneği üzerinden detaylı bir şekilde bunu anlatmıştım. Hızlı bir şekilde şimdi geçiyorum. Sadece ara nöronu zarar görmüş kişiye hemen şimdi reseptör aldığı uyarıyı getirdi duyu nörona. Duyudan sonra araya, aradan sonra motora, motordan sonra da efektör organa gönderecek ve tepki verilmesi gibi bir durum gerçekleşecek. Şimdi o zaman reseptör aldı duyu nöronuna verdi. Duyu nöronu ne yapacak? bu iletiği alıp ara nörona götürecek. Ama ara nöron zarar görmüş. Yani his merkezi zarar mı gördü? Evet. Ama uyarı geldi mi buraya? Evet geldi. Biraz önce sadece duyu nöronu

16:40 zarar gördüğünde oraya bile gelememişti. O yüzden orada his yoktu ama kişi elini oynatabiliyordu. Ama burada duyu nöronuna bir uyarı gelmiş oldu. İşte buradan sonra herhangi bir şekilde aktarım yapılamayacağı için bu kişide his olacak mı? Olmayacak. Tepki olacak mı? O da olmayacak. Yani felç durumunu buna örnek olarak verebiliriz. Neden? Çünkü duyu nöronuna bir ileti gelmiş olduğu için. Anlaştık mı? Burada kesinlikle şunu unutmuyoruz. Ara nöronun his merkezi, değerlendirme merkezi olduğu çok önemli. Tamam mı? Sadece motor nöronu zarar görmüş kişiye gel birlikte bakalım. Reseptör geldi. Duyu nöronuna iletiyi verdi. Daha sonra ara nörona gitti. Aradan motora, motordan da efektör organa gidecek. Peki reseptör getirdi duyuya. Duyudan sonra araya gitti. Burada da sıkıntı yok. Burada his oldu. Cevap oluştu. Cevap oluştu. Cevabı da motor nörona göndereceğiz. Ama motor nöron çalışıyor mu? Çalışmıyor. E his olmuştu. Yani bir acı var ama tepki oluşumu var mı? Hayır yok. Ay bu çok

17:39 kötü gerçekten. His var ama tepki oluşumu yok durumundan bahsediyoruz. Yani eline iğne battığını bu kişi hissediyor. Ancak değerlendirme sonucunu tepki organını iletemediği için tepki oluşumundan bahsedemiyoruz. Botoks'u da buna örnek olarak verebiliriz. Sadece motor nöronu zarar gördüğü için o kişi hissediyor ancak tepki oluşumunu veremiyor. Çünkü motor nöron tepki organıyla bağlantılı olan bir nörondu. Tamam mı? Buradan bir soru karşımıza gelebilir mi? Evet gelebilir. Örnek bir olay verilebilir ve örnek olay üzerinden öncüllerde işte sadece duyu nöronu zarar görmüştür. Sadece motor nöronu zarar görmüştür gibi öncüller bizim karşımıza gelebilir. Bunu senin bilmen istenebilir. Detaylı bir şekilde konu anlatımını dinliyorsun. Bir de bir kez daha burada tekrar ediyorsun. Sonrasında da zaten ben soru bankam içerisinde bununla ilgili bir soruyu da sana sormuş oldum. Hemen devam ediyorum. Yardımcı hücrelere geliyorum. Bunlar nörogliyalardı ya da diğer ismiyle

18:35 gliyalardı. Nöronlara yardımcı olan hücreler bunlar. Nöronlardan çok daha fazla sayıdan. Bunların isimleri oligodentrositler mikroglialar efendim hücreleri, şivan hücreleri ve astrositler olmak üzere böyle ayrılıyor. Bunları o mesafede olarak kodlayabilirsin. Yani az bir mesafede olsalar bile bunlar nöronlara yardımcı olan hücreler olmuş oluyor. Peki bunlar neymiş? Oligodentrositler, mikroglialar, ependim hücreleri, şivan hücreleri ve astrositlermiş. Şimdi bunları niye bilmemiz lazım? Çünkü sorunun herhangi bir yerinde bunların şu özelliklerinden birer madde veriliyor ve yukarıda açıklaması verilmeyen aşağıdakilerden hangisidir diye karşımıza gelebiliyor. Bunları en basit haliyle şöyle düşüneceğiz. Şimdi biraz önce oligodentrositlerle şivant hücrelerini öğrenmiştik değil mi? Neydi bunlar? Miyelin kılıf üretiyordu. Ama hangisi merkezi sinir sistemine, hangisi çevresel sinir sistemineydi? Şivan hücresi içerisinde ikinci harfte C

19:33 yazıyordu. C ile Ç yan yana. O yüzden çevresel sinir sistemine miyelin kılıf üreten yardımcı hücreler bunlardır diye düşünebiliriz demiştim. O zaman oligodentrositlere ne kalıyor? Merkezi sinir sistemi nöronlarına miyelin kılıf üretmek kalıyor. Onun dışında gelelim mikroglia derken mikrop gibi yazıyor. Görüyorsun değil mi? Şimdi bizim vücudumuza bir mikrop geldiğinde biz ne yaparız? Bağışıklık sistemi elemanlarımızla ona karşı savunma yaparız. İşte sinir sisteminde fagositoz yaparak savunmayı sağlayan yardımcı hücreler de mikroglialar olmuş oluyor. Mikroptan savunma bu şekilde aklına getirebilirsin. Hemen ependim hücrelerine geliyorum. Efendim derken efendim der gibi değil mi? Şimdi burada da bossu görüyorsun. Eee, boss ingilizcede patron demektir. Şimdi patronun da bir sekreteri olur değil mi? Yani sekreter ne yapar? Patronu gördüğünde hemen böyle önünü kapatır. Efendim, efendim der. Bu şekilde düşünelim. Yani sekreter patronun işleyişinin düzgün bir şekilde

20:30 ilerlemesini sağlar. Akışı düzenlemiş olur. Herhangi bir şekilde patron olmadığı durumda onun olmadığı boşlukları doldurur ve düzgün bir şekilde işlerin ilerlemesinde de görev almış olur. İşte burada merkezi sinir sistemi boşluklarını örter. Boz sıvısı üretimini ve onun akışını düzenler diye de bu şekilde görevlerini görmüş oluyorsun. En basit haliyle bu şekilde düşünebiliriz. Gelelim astrositlere. Sonunda sit yazıyor. Sit alanı kavramı karşına gelmiş olabilir. Sit alanı dediğimiz koruma altında olan bir alan olmuş oluyor. Mesela e bir doğal yaşam alanı, bir park koruma altında olan bir alan olabilir. O alan koruma altında olduğunda yabancıların geliş çıkışına izin verilir mi? Verilmez. İşte astrositler de madde enerji akışını düzenliyor. Kan beyin bariyerini oluşturarak zararlı maddelerin girişini engellemiş oluyor. İşte buradan da en basit haliyle bunu düşünebilirsin. Zaten bu tanımsal ifadeleri sana verecek. Şu isimleri bilmeni isteyecek. En basit

21:27 halleriyle de bu şekilde gözümüzde canlandırmış olduk. Biyoloji şifreyle de destekledik. Yolumuza devam edebiliriz. Sinir hücresinde impuls oluşumu ve iletimine gelelim. Buraya geçmeden önce hemen bir şey söylemek istiyorum. Heyecandan unuttum. çıkmış bir sınav sorusu vardı mielin kılıflarla ilgili. Onu da söylemeden geçmek istemiyorum. E o kadar heyecanlıyım ki yani niye heyecanlısınız diyebilirsin. Böyle eee sizde de oluyordur bazen çok e verimli olacağınızı düşündüğünüz bir işte ekstra böyle kendinizi motive falan hissedebilirsiniz. Ben de öyleyim işte. Eee bu videonun gerçekten size ilaç gibi geleceğine inanıyorum. Hani sene sonlarına doğru falan istiyorsunuz ya böyle full tekrar videoları AYT full tekrar, TYT full tekrar falan diye. İşte o videolar sizi gerçekten çok üst seviyeye ulaştırıyor. Bu videonun da onlar kadar etkili olacağına ben gönülden inanıyorum. O yüzden anlatırken de çok heyecanlıyım. Kafamın içerisinde bir sürü bir şey dolaşıyor. Onu da

22:17 söyleyeyim, şunu da söyleyeyim, şunu da söylemeden geçmeyeyim falan diye. O yüzden çok çok faydalı olmasını diliyorum ve hemen soruma geçiyorum. 2024 yılında çıkmış bir sınav sorusundan bahsediyorum. Mielin kılıflarla ilgili sorulmuştu. Hemen soruyu okuyorum. Şöyle denilmişti soruda. Miyelin kılıflarla ilgili ifadelerinden hangileri doğrudur? Eee, miyelin kılıflı aksonlarda impuls iletimi daha hızlıdır. Doğru mu? Evet, doğru. Çünkü miyelinli olduğu durumda bir yalıtım sağlanıyordu. Miyelinsiz nöronlara göre iletim 10 kat, 12 kat daha hızlı gerçekleşiyor. O zaman birinci öncülümüz doğru. Sinir sistemindeki tüm nöronların aksiyonlarında mielin kılıf bulunur. Tüm dedik bak biyolojide tüm, bütün, hepsi sadece, yalnızca gibi kavramlara dikkat ediyoruz. çok büyük oranda yanlış olur. Tamam mı? Zaten biraz önce de söylemiştim. Tüm nöronlarda miyelin kılıf bulunmak zorunda değildi. O yüzden de ramver boğumu da bulunmak zorunda değildi. Unutmuyoruz. Tamam mı? O zaman

23:08 ikinci öncülümüzü elemiş olduk. Akson üzerinde ranvir boğumlarında mielin kılıf yer almaz. Evet. Tanımsal ifadesi neydi? Ranviyer boğumunun miyelin kılıfların kesintiye uğradığı bölgelere biz ranvir boğumu adını vermiştik. O zaman doğru mu oldu? Evet doğru oldu. 1 ve 3'ü işaretledik. Yolumuza devam ettik. Şimdi geliyorum. Sinir hücresinde impuls oluşumu ve iletimine. Şimdi impulsun ne olduğunu ilk olarak bilelim. İç ve dış çevreden gelen uyarıların sinir hücresinde oluşturduğu elektrokimyasal değişimlere biz impuls adını veriyoruz. Şimdi elektriksel olay ne? Kimyasal olay ne? Onu söyleyeceğim ama sinir hücresindeki impulsun elektrokimyasal bir değişime uğradığını bilmemiz gerekiyor. Peki bizim vücudumuzda her uyarana biz tepki verme durumunu gerçekleştiriyor muyuz? Hayır gerçekleştirmiyoruz. İşte bunu eşik değer sayesinde yapmıyoruz. Eşik değer dediğimiz sinir hücresinde impuls oluşturan en düşük uyarı şiddetine verdiğimiz isim eşik değerin altındaki

24:05 uyarılara tepki vermezken eşik değer ve eşik değerin üzerindeki uyarılara tepki verilmesi gibi bir durumu gerçekleştirmiş oluyoruz. Biraz önce söylemiştim. Eee, burası hücre gövdesiydi. Parmaklarım neydi? Dentritlerdi. Akson da burasıydı. Bir sinir hücresinde iletimlerden nereye doğruydu? Dentritten akson doğru gerçekleşiyor diye söylemiştim. İşte burada da görüyorsun. Uyarı geldi reseptöre. Reseptörden sonra ilk uğradığı yer duyu nöronu, sonra ara nöron, sonra motor nöron ve sonra efektör organ aracılığıyla tepki verme gibi bir durumu gerçekleştiriyoruz. Şimdi impuls nörondan geçerken elektriksel ve kimyasal değişime uğrar. Yani elektrokimyasal bir değişime uğrar dedim ya. Elektriksel olay ne? Kimyasal olay ne? Gel birlikte ona bakalım. Elektriksel olay dediğimizde sodyum potasyum pompası aracılığıyla nöron zarındaki iyon geçişleri aklımıza gelmiş olacak. Hemen şuraya yan tarafa geçiyorum. Burada elektriksel olaydan bahsediyorum. Polarizasyon,

25:00 depolarizasyon ve repolarizasyon adını verdiğimiz kısımlar var. Şimdi bunlar nörozarındaki değişimlere göre verdiğimiz isimler. Senin sadece burada bilmen gereken bu durumlarda hangi kanal açık ve burada ATP harcanıp harcanmadı. Tamam mı? Hadi gel birlikte bakalım. Bunlar müfredatımızda var mı? Evet var. Unutmuyoruz. Şimdi polarizasyona baktığımızda hücrenin dışarısında sodyum iyonları fazlayken hücrenin içerisinde potasyum iyonları fazla olmuş oluyor. Ve burada herhangi bir kanal açık olmadığı için sodyum potasyum pompası devrede olduğu için sodyumlar dışarıda kalıyor. Potasyumlar da içeride kalmış oluyor. Burada bir dinlenme hali olduğunu söyleyebilirim. Burada pompa aktif olduğu için herhangi bir şekilde geçişe izin verilmediği için de burada ATP harcanmış oluyor. Hemen depolarizasyona geliyorum. Burada bir uyarılma halinden bahsediyoruz. Uyarılmanın olabilmesi için sodyum kanalları var burada ve bu kanal açık olduğu için dışarıdaki sodyum hücrenin içerisine geçiş yapmış oluyor.

26:00 O zaman depolarizasyonda sodyum kanalı açık ve sodyumlar dışarıdan içeriye geçiş yapmış oldu. Anlaştık mı? Bunu bilmemiz gerekiyor. Peki sodyumlar dışarıda çoktu ya. Çok olduğu yerden az olduğu yere mi geçiyor? Evet. Çoktan aza geçişte enerji harcamıyoruz. İşte burada bunu da görmüş oluyorsun. Repolarizasyona gelecek olursak da burada potasyum kapıları açık oluyor. Potasyum kapısı açık olduğu için de içerideki potasyumlar dışarı çıkma davranışını göstermiş oluyor. O zaman hemen toparlıyoruz. Polarizasyonda sodyum potasyum pompası devrede. Depolarizasyonda sodyum kanalı açık. Repolarizasyonda da potasyum kanalı açık olmuş oluyor. Bunlar kesinlikle bilmen gereken kavramlar. Tamam mı? Peki bir de şunu söyleyelim. E polarizasyonda hücrenin dışarısı artı hücrenin içerisi eksi yüklü iyonlarla kaplı oluyor. Depolarizasyonda bunun tam tersini burada görüyorsun. Yani dışarısı eksi içerisi artı olmuş oluyor. Repolarizasyona geldiğimiz zaman da

27:01 arabada geri vitesten düşünebilirsin. Yani şu durumdan kurtulmak istiyoruz. Eski hale gelmek istiyoruz. Eski hal nasıldı? Dışarı artı, içeri eksi olma durumuydu. İşte burada da eski hale gelme durumunu görmüş oluyorsun. Ama eski hale gelse bile kanalların açık olması durumunda farklılıklar var. Unutmuyoruz. Tamam mı? Burası önemli. öncüllerde karşımıza gelebilir. Şimdi elektriksel olayı anlattık mı? Anlattık. Burada sadece bu kadar bilmen gerekiyor. Başka bir şeyin detayında boğulma. Tamam mı? Bak sana söylüyorum. Sadece bunları bilmen yeterli. Kimyasal olaya gelecek olursak bu kimyasal olayda aktif taşıma olayı olabilir, oksijenli solunum olayı olabilir, ATP tüketilmesi gibi bir olay olabilir. Yani bir nöronun iletimi sırasında bu olaylar gerçekleşir ve bu olaylar da kimyasal olaylardır deriz. Mesela oksijenli solunum tepkimesini hemen bir bilelim. Tamam mı? Hemen buraya yazıyorum. Bir besin monomerimiz var. Glikoz. Glikozu oksijenle parçaladığımız zaman oksijenli solunum

28:00 yapmış oluruz. Karbondioksit, su, ATP ve ısı enerjisi açığa çıkmış olur. Yani burada oksijenli solunum tepkimesini bu şekilde görmüş oldum. Şimdi sana şunu sorabilirler. Bir nörondaki kimyasal iletim sırasında neler azalır, neler artar denilebilir? İşte o zaman bu olay gerçekleştiğine göre okun bir tarafı azalırken diğer tarafı artacak mı? Evet artacak. O zaman ben bu tepkimeyi bilirsem neyin artıp neyin azaldığını da çok rahat bir şekilde bilebilirim. Glikoz ve oksijen azalacak. Karbondioksit, su, ATP ve ısı artmış olacak. İşte burada da bunları görmüş oluyorsun. Kolay mı? Kolay. Bak aslında neyi ne kadar bilmemiz gerektiğini bilirsek çok zor değil. Hiçbir şey değil. Ama bazen tabii sen öğrencisin, bunu bilememen çok normal ama ben sana bu yolda eşlik etmekten büyük keyif duyuyorum. Sene sonunda da AYT biyolojiyi full yaptığın haberlerini almak için de sabırsızlanıyorum. O gün gelecek biliyorum da. Hemen şimdi devam ediyorum. Şimdi aksiyon potansiyelinin

29:00 üzerinden de biraz önceki o elektriksel olayı bir kez daha söyleyeyim. Polarizasyon, depolarizasyon ve repolarizasyon vardı ya. Hemen bakalım. Şimdi bir uyarılma hali olmadan önce dinlenme hali var. Bir numaralı kısımda bu dinlenme hali ne? Polarizasyon. Yani burada sodyum potasyum pompası devrede olduğu için dışarıda sodyumlar fazla, içeride de potasyumlar fazla olmuş oluyor. İşte burada 1 numaralı kısımlarda bunu görüyorsun. Hemen bir uyarı geldiği durumda sodyum kapısı açılacak ve sodyumlar içeri mi geçecek? Evet. O zaman içerisi artı dışarısı eksi olacak. İşte depolarizasyonda bunu görüyorsun. repolarizasyonda eski hale gelmek için yaptığımız bir şeydi. İşte burada da potasyum kapısı açılıyor. İçerideki potasyumlar dışarı çıkıyor ve dışarısı artı içerisi eksi olmuş oluyor. Burada da bunu görmüş oluyorsun. Biraz daha potasyum kapısı fazla açık olduğu durumda da buradaki bir azalma durumunu görebilirsin ama burası yine eski haline

29:57 gelip kendini tamamlıyor. Buraya da hiperpolarizasyon adını vermiş oluyoruz. Çok çok önemli değil ama yine de söylemek istiyorum. Şimdi burada sayfayı şöyle bir genişleteceğim. Sana iki tane görsel verilebilir. Görselin birisi bu olabilir. Birisi de şu olabilir. Sana der ki hangisinde bir sinir hücresi var? Hangisinde birden fazla sinir hücresi var der. Onu bilmen istenir. Hemen şunu diyeceksin. Şu görsele baktığın zaman burada bir sinir hücresi vardır. Buraya baktığın zaman burada çok tane sinir hücresi vardır diyeceksin. Sebebini şimdi açıklıyorum. Gel birlikte bunu söyleyeyim. Şimdi biz her uyarana tepki verme durumunu gerçekleştirmiyorduk değil mi be? Eşik değer ve eşik değerin üzerindeki uyarılara tepki verebiliyorduk ama eşik değerin altındakine veremiyorduk. Hemen bakalım. Burada uyarı şiddetini, burada da aksiyon potansiyelini yani tepki verilmesi gibi bir durumu görmüş oluyorsun. Hemen bakalım. Eşik değeri

30:50 görüyorsun. Eşik değer burasıymış. Eşik değer burasıyken bu kadar uyarı verildiği durumda tepki oluşması gibi bir durumu görüyoruz. Ben burada uyarı şiddetini ne kadar artırırsam artırayım hep aynı tepkiyi mi veriyorum? Evet. İşte burada bir sinir hücresi vardır ve bu bir sinir hücresinin eşik değeri bellidir. O yüzden onun yani eşik değerin üzerinde ne kadar uyarı verirsem vereyim hep aynı şiddette tepki veririm ben derim ve hemen buraya bir sinir hücresi vardır yorumunu yaparım. Bununla ilgili detaylı bilgiyi de burada görmüş oluyorsun. Bu ne için geçerli? Bir sinir hücresi için geçerli. Tamam mı? bir sinir hücresi demez de bir sinir teli de diyebilir. Anlaştık mı? Ya da sinir teli ifadesini de kullanabilir. Orada da yine bir sinir hücresi vardır diyeceksin. Şimdi gelelim birden fazla sinir hücresine. Birden fazla sinir hücresi demez de sinir demeti de ifadesi kullanılabilir. O durumda da böyle bir görseli görmüş oluruz. Çünkü neden? Burada birden fazla sinir hücresi olduğu

31:46 için bu sinir hücrelerinin de eşik değerleri birbirinden farklı olabileceği için verilen tepkiler de birbirinden farklı olabiliyor. Burada da merdiven etkisi kuralından bahsetmiş oluyoruz. Biraz önceki gösterdiğim görsel ya hep ya hiç prensibini bize ifade ediyordu. Buradaki görsel ise merdiven etkisini bize ifade etmiş oluyor. Bunun sebebi neymiş? Burada birden fazla sinir hücresi olmasıymış ve bu sinir hücrelerinin eşik değerleri birbirinden farklı olabileceği için verilen tepkiler de birbirinden farklılık gösterebiliyor. Şimdi biz daha önce öğrendik. Neydi? Sinir hücresinde impuls iletimini artıran faktörler aksonun çapıydı. Nöronun miyelinin olup olmamasıydı. Bir de sıcaklığı da unutmayalım. Tamam mı? Yine sıcaklıkta impuls iletim hızını etkileyen faktörlerden birisidir. Uyarı şiddetinin artması daha fazla sayıda impuls oluşmasına neden olur değil mi? Yani şiddeti artırırsan daha fazla uyartı oluşturmuş olursun. Bu da tepki şiddetinin artmasını sağlar. Hemen

32:42 görseller üzerinden bunu anlatayım. Benim bir cismim var. 20 S derecelik sıcaklığa sahip. Bir de başka bir cismim var. Bu da 45 S Delik sıcaklığa sahip. Hangisinde daha fazla tepki verme durumunu gerçekleştiririm? Tabii ki de bunda. Ay sıcak derim değil mi? Neden? Çünkü burada uyarı şiddeti arttığı için daha fazla impuls oluştu ve bu da tepki şiddetinin artmasına sebep olmuş oldu. Yani uyarı şiddetinin artması impuls sayısının artmasına mı sebep oldu? Evet. Kesinlikle hızı etkilemedi. Bak unutma. Tamam mı? Bunu da sorularda bize sorabilirler. ÖSYM de bu soru tarzını sever. Hemen bakalım. Uyartı şiddetinin artması, uyartının süresinin artması, uyartının frekansının yani sıklığının artması impuls sayısının da artmasına sebep olmuş olur. Ama kesinlikle bunlar impuls hızını etkilemez. Hızını etkileyen faktörleri de zaten söylemiştim. Şimdi bunlar neyi etkiliyordu? Sayıyı etkiliyordu. Bunu da şiddetin süresini frenli olarak

33:39 kodlayabilirsin. Daha kolay bu şekilde aklına getirebilirsin. Bunlar neymiş? Impuls sayısını etkileyen faktörlermiş. Yani ben şiddetin süresini frenlersem impuls sayısını da frenlemiş mi olurum? Evet. Bak burada impuls sayısını etkilediğini ve bunların artmasına bağlı olarak bunun arttığını. E o zaman bunlar azalırsa bunun da azaldığını söylemiş oluyorum. Mesela sana bunları verirler. 4.üncü öncül olarak da miyelinli olması der. Tamam mı? Hangisi impuls iletim hızını etkileyen faktörlerdendir diyebilir. Hızı etkilemiyor bunlar. Sayıyı etkiliyor. Unutmuyorsun. Bak unutma dediğim şeyi unutma. Tamam mı? Hemen şimdi gelelim Sinapsa Impuls oluşumu ve iletimine. Buradan çıkmış bir sınav sorusu vardı. Evet, hemen bakıyorum. 2023 yılında çıkmış bir sınav sorusuydu. Biraz sonra onu da sana söylemiş olacağım. Şimdi nörondakini hatırlayalım. Nöronda eee iletimlerden nereye doğruydu? Dentriten akson doğru devam ediyordu. Sinafsa bunun tam tersi aksondan dentr'e doğru gerçekleşecek. En

34:38 basit haliyle şöyle söyleyeyim. Şimdi şurada bir sinir hücresi olmuş olsun. Tamam mı? Şöyle şöyle yaptık. Şurası akson ucu olsun. Şurada da başka bir sinir hücresi yapıyorum. Evet. Şimdi ben buradan iletiyi başlatıyorum ve diğer bir nörona aktarılmasını isteyeceğim. Peki burada akson ucu var. Burada da dentrit var. Değil mi? İşte buradan ileti buraya geçerken sinapstaki iletimden bahsetmiş oluruz. Bununla ilgili detayları da burada söyleyeceğim. Bu olay kimyasal olarak gerçekleşir. Nörondaki iletim elektrokimyasaldı. O yüzden o daha hızlı gerçekleşirken bu ona göre daha yavaş bir şekilde gerçekleşmiş oluyor. Sorularda sinapsın gerçekleşebileceği yerler bize sorulabilir. İşte madde madde şu şuydu bu buydu demek istemiyorum. Bak burada iki nöronu görüyorsun değil mi? İki nöron arasında sinaps oluyor mu? Evet oluyor. Al işte görmüş oldun. Maddenin bir tanesi. Hemen devam ediyorum. Gel şimdi duyudan sonra ara nöron, aradan sonra motor nöron

35:35 olmuyor muydu? Evet oluyordu. İletim bu şekilde devam ediyor. Biz ekstra bir şey bilmiyoruz. Zaten biraz önce bunu öğrenmiştik. O zaman ben duyu nöronu ile ara nöron arasında sinaps gerçekleştirebilir miyim? Evet. Çünkü bunlar da iki nöron değil mi? Evet. Öyle. Ya da ara nöronla motor nöron arasında da yine sinaps gerçekleştiremez miyim? Evet. Çünkü bunlar da iki nöron değil mi? Evet. Gayet de öyle. Ya da motor nöron ile efektör organ arasına da yine sinaps gerçekleştirebilirim. İşte bunları görmüş oluyorsun. Tamam. Yani madde madde bazı şeyleri ezberlemektense görselle zaten biz bunları görüyoruz ve zaten bunu da öğrenmiştik. Üretim reseptörden sonra duyuya, duyudan sonra ara, aradan sonra motor, motordan sonra efektör şeklinde sıralamayı biliyoruz. Bunların her birinin arasında aslında kimyasal bir iletim gerçekleşiyor. Biz bu olaya da Sinaps'taki impuls oluşumu ve iletimi adını veriyoruz. Anlaştık mı? Bu kadar. Yani sana ÖSYM sorduğu zaman

36:28 sinaps'ın gerçekleşebileceği yerler dediğinde şak diye hemen bunu gözünün önüne getiriyorsun ve maddeleri buluyorsun. İşaretleyip yoluna emin adımlarla devam ediyorsun. Tamam mı? O muydu, bu muydu demene gerek yok. Şak şak diye yapmış olacaksın. Şimdi görsel üzerinden sana sinapstaki impuls oluşumu ve iletimini söyleyeceğim. Burası bir nöronun akson ucu. Burası da başka bir nöronun deltritinin olduğu kısım. Zaten burada detaylı bir şekilde sana gösteriyorum. Yakınlaşmış halini. Şimdi aksonun ucunu görüyorsun. Aksonun ucunda sinaptik keseler var. Bu sinaptik keseler içerisinde hormonlar var. Biz bunlara nörotransmitter madde adını veriyoruz. Şimdi buraya bir uyarı geldiği durumda hemen sinaptik boşlukta bulunan kalsiyumlar akson ucuna geliyor ve bu akson ucuna kalsiyumların gelmesi ile birlikte sinaptik keselerdeki nörotransmitter maddeler bu sinaps boşluğuna yayılıyor. Bu boşluğa yayıldığı durumda diğer bir sinir hücresinin üstünde bulunan reseptörler

37:24 var. Bu reseptörlerle bunlar bağlantı yapıyor ve böylelikle bu uyarı buradan karşı tarafa geçmiş oluyor. Şimdi burada 1 2 3 4 5 numaralı kısımları görüyorsun ya. Ben bunlarda nelerin gerçekleştiğini yazısal olarak detaylı bir şekilde burada belirttim. Konu anlatımı sırasında da uzun uzadıya zaten bunu anlatmıştım. Basit haliyle tekrar ettiğimiz için anlattım ve yoluma devam ediyorum. Bu olay kimyasal mıymış? Evet kimyasalmış. Bu arada bu olayda gerçekleşenleri karışık bir şekilde verebilirler. doğru sıralamayı senin yapmanı isteyebilirler. O yüzden kesinlikle bunları bilmemiz gerekiyor. Zaten ilk olarak impuls gelecek, sonra kalsiyumlar girecek. Kalsiyum girdiği anı itibariyle buradaki sinaptik keselerdeki nörotransmitler, maddeler boşluğa yayılacak ve diğer bir sinir hücresinin reseptörüne bağlantı yaptıktan sonra hop uyartı buradan buraya geçmiş olacak. Burada şu çok önemli. Şimdi burada hemen şöyle yaklaşacak olursam şu mor çizdiğim yerler var ya onlar nörotransmitter

38:22 maddeler, hormonlar. görevi biten o hormonlara ne oluyor diye soruluyor. Tamam mı? Hemen bak kapgeç bilgisinde de bunu zaten belirtiyorum. O görevi biten nörotransmitter maddeler ya yıkılıyor ya da salgılandığı yere tekrardan geri alınıyor. Niye böyle oluyor biliyor musun? Eğer onlar o ortamda kalsaydı sürekli bir uyarılma durumu olurdu. Sürekli bir uyarılma hali olmasın diye bunlar ya parçalanıyor yani yıkılıyor ya da salgılandığı yere geri gönderilmiş oluyor. Hemen bununla ilgili çıkmış bir sınav sorusunu çözelim. 2023 yılında çıkmış sınav sorusu. İnsan sinir sisteminde bir nörondan diğer bir nörona impuls iletimi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır? denilmiş. Hemen bakalım. Bak şimdi sinir sistemine bir nörondan diğer bir nörona aktarılıyorsa o zaman neden bahsediyor? Sinafstan bahsediyor değil mi? A seçeneği impuls iletimi sinaps adı verilen bağlantı bölgelerinde gerçekleştirilir. Evet, sinaps'tan bahsettiğimiz için bu doğru. Akson

39:20 ucundan sinaptik boşluğa nörotransmitler salınımı egzositozla gerçekleşir. Şimdi hormonlar, organik moleküller ve büyük moleküller mi? Evet. Büyük maddelerin dışarıya atılması egzositozlu olmaz mı? Evet olur. Bu egzositoz olayını da TYT kısmından hatırlıyorsun. Biz büyük bir maddeyi, hücre içindeki büyük maddeyi dışarıya atarken egzositoz kuralına göre atma işlemini gerçekleştiririz. Zaten burada da egzositozla gerçekleştiğini söylüyorum, yazıyorum. Biraz önce de söylemeyi unuttum ama egzositozla olduğunu unutmuyorsun. Tamam mı? Şimdi hemen devam ediyorum. Impuls iletiminin gerçekleşmesinde diğer nörondaki reseptörler de görev yapar. Evet. Bak şimdi buradaki nöronun üzerinde dentrit üzerinde reseptörler yok mu? Şunlar reseptör. Bu reseptörler diğer nöronun aksonundan gelen nörotransmitter maddelerin bağlanacağı yer değil mi? Evet öyle. Ev buna bağlı olarak zaten bu uyarı buradan buraya geçmiş oluyor. Tamam mı? Yani görev aldığını anlamış

40:16 oluyoruz. Akson ucuna ulaşan her impuls diğer nörona geçiş yapar diyor. Şimdi biraz sonra seçici dirençten bahsedeceğim. Bir de özellikle şunu söyleyeyim. Eşik değerin altındaki bir uyarı varsa o uyarının geçişinden bahseder miyiz? Bahsedemeyiz. Yani bir tepki oluşturması gibi bir durumdan zaten bahsetmeyiz. Ama seçici direnç dediğimiz olayda da şu oluyor. Akson ucuna gelen her uyarı sinaps'tan geçememiş olur. Eğer geçmiş olsaydı her bölgemiz uyarılmış olurdu. Sadece istenilen bölgenin uyarılması durumunda seçici dirençten bahsederiz. O yüzden bu seçenek yanlış oldu. Yani akson ucuna ulaşan her impuls diğer nörona geçiş yapmaz. Zaten biraz sonra göstereceğim. impuls iletimi tamamlandığında nörotransmitterler enzimlerle parçalanarak ortadan kaldırılabilir. Evet zaten söylemiştik. Eğer ya parçalanacak ya da salgılandığı yere tekrardan geri gönderilecek ki gereksiz yere bir uyarılma durumu gerçekleşmesin diye. Tamam mı? Bu sorumuzu hallettik,

41:13 işaretledik. Yolumuza devam edebiliriz. Hemen şimdi biraz önce ifade ettiğim o seçici direnç kavramından bahsetmek istiyorum. Sinapsa'a gelen her impul sinaps'tan geçemez. Bu olaya seçici direnç adı verilmiş olur. Yani sadece ilgili bölgenin uyarılması için bu olay gerçekleşmiştir. Bunun sebebi de aslında şu: Nörotransmitler maddenin hücreye özgü olmasıdır. Hangi hücreye özgüyse ona bağlı olarak iletimin geçişinden bahsederiz. Bu olayda iki şekilde gerçekleşiyor. Bir durdurucu sinaps, bir de kolaylaştırıcı sinaps olmak üzere. Hemen görsel üzerinden en basit haliyle anlatayım. Şimdi burada şunların hepsinin nöronlar olduğunu düşün. Tamam mı? Şurası dentrit, şurası akson şeklinde olsun. Yani o zaman aksondan dentrite doğru geçilecek yerler. Yani şuralar sinaps'ın olduğu yerler mi? Evet. Öyle. Şimdi bana diyor ki B noktasını ileti gitsin diyor. Yani B hücresi uyarılsın diyor. O zaman ben buradan akson ucundan sinaptik keseden nörotransmitter madde salgılayacağım ve

42:11 B noktasına iletinin gitmesini isteyeceğim. O zaman şuralara götürürsem ileti B noktasına gidemeyeceği için buralara durdurucu sinaps verirken şuraya da kolaylaştırıcı sinaps'ı eklemiş oluyorum ve buna bağlı olarak buradan buraya ileti geçiyor. Yani buradaki reseptörde bir bağlantı oluyor ve ileti buradan buraya geçiş yapmış oluyor. Daha sonra bu kısma geldiğimde ben B noktasına gitmesini istediğim için yine şuralara durdurucuyu ekliyorum. Buraya kolaylaştırıcıyı ekliyorum. Ve reseptörün buradan bağlantı yapmasını sağladığım için buradaki iletiyi buraya götürüyorum ve B noktasına ulaştırma işlemini gerçekleştiriyorum. İşte bu olaya seçici direnç diyoruz. Yani her bölge uyarılmıyor da sadece istenilen bölge uyarılmış oluyor. Eğer böyle olmasaydı herhangi bir uyarı geldiğinde böyle titrek titrek gezebilirdik. Tamam mı? İşte bu olay da önemli. Zaten çıkmış sınav sorusu olarak da zaten görmüş olduk. Ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlattım ki yine karşımıza

43:04 gelebilir mi? gelebilir. Karıştırdığımız yerlerden birisi olabiliyor çünkü. Hemen şimdi cupget soru yaptırı kısmına birlikte bakalım. Şöyle bir toparlayalım. Impuls iletim hızını etkileyen faktörler nelerdi? Akson çapıydı, nöronun miyelinli olmasıydı. Bir de sıcaklıktı. Unutmuyoruz. Tamam mı? Buralarda bunu söyledim. Sinapstaki iletim nörondaki iletime göre daha yavaş mı gerçekleşiyordu? Evet. Çünkü sinaps'taki iletim kimyasaldı. Nörondaki elektrokimyasaldı. Peki, sinap sayısının fazla olması impuls iletimini olumsuz etkiler diyebilir miyiz? Evet diyebiliriz. Ranvier boğumu sayısı, impuls iletim hızını yavaşlatıp ya da artırma gibi özelliği var mıydı? Hayır yoktu. Bunu da unutmuyoruz. MEB kitabında zaten bu güncellendi. Kaç yıldan beri güncellendi? Artık herhangi bir kaynak çözdüğünüzde RVWR boğumunu, impuls iletim hızını yavaşlatır şeklinde alan bir seçenek varsa lütfen o kitabınızı artık çöpe atabilirsiniz. Şimdi geliyorum insanda sinir sistemine.

44:01 İnsanda sinir sistemi merkezi ve çevresel sinir sistemi olmak üzere ikiye ayrılıyor. Merkezi sinir sistemi elemanlarını biz zaten biraz önce söylemiştik. Neydi? Beyin ve omurilikti. İşte burada bunu görüyoruz. Çevresel sinir sistemi de duyu bölümü ve motor bölümü olmak üzere ikiye ayrılmış oluyor. Şimdi şuralarla ilgili bilmemiz gerekenler çok daha karmaşık olduğu için ilk olarak bunları söyleyeceğiz. Son olarak da bunları söyleyeceğiz. Ve artık sinir sistemi ile ilgili detayları da bitirmiş olacağız. Merkezi sinir sistemi beyin ve omurilik olmak üzere ikiye ayrılır. Beynimiz de kendi içerisinde ön beyin, orta beyin ve arka beyin olmak üzere üçe ayrılmış oluyor. Ön beyin beynin en büyük bölümünü oluşturuyor ve kendi içerisinde iki kısma ayrılıyor. Uç ve arabeyin olmak üzere. Burada da bunu görüyorsun. Ara beyin de kendi içerisinde talamus, hipotalamus ve epitalamus olmak üzere üçe ayrılmış oluyor. Orta beyin herhangi bir şeye ayrılmıyor. Geliyoruz arka beyine. Arka

44:55 beyinde kendi içerisinde beyincik, omurilik soğanı ve pons olmak üzere üçe ayrılmış oluyor. Şimdi buraya dikkat etmeni istiyorum. Biraz daha yaklaşayım. Bak ara beyin ile arka beyin çok yakın kavramlar ya. Karıştırabilirsin. İkisi de üçe ayrılıyor bir de. O yüzden sana ÖSYM kelime oyun yaparak şunu diyebilir. Arabeyin, beyincik, omurilik soğanı ve pons olmak üzere üç kısımdan meydana gelir diyebilir. Aman diyeyim buraya dikkat ediyorsun. Tamam mı? Çünkü bu söylediğim kısımlar ara beynin değil arka beynin bölümleriydi. Çok çok çok önemli. Hadi gel şimdi merkezi sinir sistemi ile ilgili detaylara bakalım. Bu arada merkezi sinir sisteminin diğer bir elemanı neydi? Omurilikti. Omurilik kendi içerisinde bir şeye ayrılmadığı için hemen onu çok rahat bir şekilde söyleyip geçeceğiz. Şurayı da halledelim bir de neyse. Merkezi sinir sistemine geçmeden önce, e, çevresel sinir sistemi duyu ve motor bölümü olmak üzere ikiye ayrılıyor. Motor bölümü de kendi içerisinde otonom sinir sistemi ve

45:50 somatik sinir sistemi olmak üzere ikiye ayrılmış oluyor. Otonom otomatik gerçekleşiyor yani istemsiz çalışıyor. Somatik dediğimiz zaman istemli olarak yaptığımız davranışlardan sorumlu olan merkezden bahsedeceğiz. Otonom sinir sistemi kendi içerisinde sempatik ve parasempatik sinirlerden meydana geliyor. Çıkmış sınav sorusu var. Bununla ilgili müfredattan kaldırdıkları halde bunun detayını soru olarak bize sordular. Hatta 2025 yılı çıkmış sınav sorusu. Onu da biraz sonra sana söylemiş olacağım. Ben zaten konu anlatımı sırasında bunlarla ilgili ufak çaplı detayları hep söylüyorum. Çünkü diyorum ki hani sinir sisteminde tamam bununla ilgili bilgiler kalktı ama diğer sistemlerde bilmemiz gereken bilgiler var. Yani burayı ne bakımdan kaldırdılar ben de bilmiyorum ama özellikle söylemeden de geçmek istemiyorum. Şimdi merkezi sinir sistemi elemanlarına bakacak olursak bunlar neydi? Beyin ve omurilikti. Beyin ve omurilikte mening zarları bulunuyor. Meningez zarları

46:45 içerisinde de beyin omurilik sıvısı yer almış oluyor. Meninges zarları da dıştan içe doğru sert zar, örümceksiz zar ve ince zar olmak üzere dıştan içe doğru üç kısımdan meydana geliyor. Örümceksiz zar ve ince zar arasında da beyin omurilik sıvısı bulunuyor. Bu sıvı hem beyinde var hem de omurelikte bulunmuş oluyor. Bu zarlar hem beyinde var hem de omurelikte bulunmuş oluyor. Çünkü bunlar bizim hayati yapılarımız. O yüzden bunların korunaklı bir şekilde bulunması gerekiyor. Tamam mı? Şimdi detaylı bir şekilde şu zar bunu yapıyor, bu zar bunu yapıyor falan diye söylemeyeceğim. Çünkü bunlar çok net bir şekilde karşımıza gelmez. Sorunun içerisinde bize yedirilerek sorulabilir. Bunları sen ekstra tekrar edebilirsin. En dışta sert zar, ortada örümceksiz zar, en içte de ince zar bulunuyor. Örümceksi ve ince zar arasında da beyin omurelik sıvısı bulunuyor. Beyin omurelik sıvısının görevini biz bilelim. Şimdi beyin ve omuriliği mekanik etkilerden koruyor.

47:38 Zaten bir sıvı yaptığı için bir yastık görevi yaptığını düşünebilirsin. Beyin ve omureliğin iyon dengesi de bu yapı sayesinde korunmuş oluyor. Zaten sıvı olduğu için sinirler ve kılcal damarlar arasında madde alışverişi de bu yapı aracılığıyla gerçekleştirilmiş oluyor. Hem beyinde hem de omurilikte bulunduğunu unutmuyoruz. Şimdi beynin kısımlarına bakalım. Üç ana bölümden oluşuyor. Ön, orta ve arka olmak üzere. Şimdi bu görseli bilmeni istiyorum. Tamam mı? Zaten MEB kitabında da var buna benzer bir görsel. Sana ok çıkartıp şununla ilgili, bununla ilgili, aşağıdakilerden hangisi doğrudur, yanlıştır denilebilir. Zaten çok karıştıracağın bir şey yok. Birkaç defa böyle üzerinden kaleminle gide gide yaparsan aslında böyle kısa süreli belleğinden uzun süreli belleğine bunu aktarmış olursun. Herhangi bir zorluk yaşamazsın. Tamam mı? Zaten en çok karşımıza çıkanlar beyincek, omurilik soğanı, omurilik, hipofiz bezi, hipotalamus gibi kısımlar olmuş oluyor.

48:32 Şimdi burada özellikle şunları bilmeni isteyeceğim. Kupkeç ve kapgeç soru yaptırır kısımları çok önemli. Kitap içerisinde özellikle kitabın varsa tekrar ederken bu kısımlara bakmanı istiyorum. Tamam mı? Yani mesela okuldan çıktın, otobüse bindin, kitabın da elinde ya ben şuralardan işte karıştırarak bir yerlere bakayım, nerelere bakayım dediğin anda bakman gereken yerler kapgeç kısımları. Kupket soru yaptırır. Uyarı notlarının olduğu yerler. Tamam mı? Bak onlar çok önemli ya. Söylüyorum sana. Bak sınavda karşına gelecek yerleri oralarda görmüş olacaksın. Tekrar ettikçe de bunu artık unutmayacaksın. Şimdi beyin ve beyincikle ilgili bir şey söylendiği zaman bize dışta boz madde içte ak madde bulunur gibi bir ifade kullanılır. Tamam mı? Bu nedir diyecek olursan şimdi boz madde ve akm madde olayı şu. Boz madde hücre gövdesinden oluşan kısım oluyor. Akmadde de aksondan oluşan kısım oluyor. Bunu bilmek zorunda mısın? Değilsin. Ama

49:25 ay bu neydi? Şu neydi? Akmadde boz madde nedir diye düşünme diye sadece söyledim. Tamam mı? Senin bilmen gereken şurası. Beyin ve beyincikle ilgili bir şey gördüğünde dışta boz madde içte ak madde vardır diyeceksin. Tamam mı? Bunu da daha kolay bir şekilde aklımızda tutabilmek için biyoloji şifreyle bunu sana anlatacağım. Hemen gel birlikte bakalım. Biz beynimizi cevize benzetiz. Cevize baktığın zaman dış kabuğu koyu renkli. İçinde yediğimiz kısım daha açık renkli. Yani bak dışta boz madde içte ak madde mi var? Evet. Niye bu önemli biliyor musun? Omurilik ve omurilik soğanından bahsedildiği durumda bunun tam tersi. Dışta ak madde, içte boz madde bulunmuş oluyor. Bak bu ÖSYM'nin kelime oyununu yapacağı yerlerden biri olduğu için biyoloji şifreyle bunu en basit haliyle anlattım. Beyin ve beyincikle ilgili gördüğümüzde bunu söyleyeceğiz. Omurilik ve omurilik soğanı da bunun zaten tam tersini ifade etmiş olacağız. Ön beynimize geliyoruz.

50:20 Beynimizin en büyük bölümü uç ve ara beyin olmak üzere ikiye ayrılıyor. Uç beyin dediğimiz zaman bilinçli davranışların merkezidir diyeceksin. Diğer ismi de önemli. Beyin kabuğu karşımıza çok geliyor. Hatta uç beyin demiyor da beyin kabuğu diyebiliyor. Tamam mı? Kesinlikle bilmen gerekiyor. Burası bilinçli davranışların merkezi. Bunun dışından duyuların anlamlandırılmasında da burası görev almış oluyor. Yani ben mesela eee bir görme olayını gerçekleştirdim. görme olayını gerçekleştirdikten sonra talamus'a gidiyor. Talamus diyor ki, "Aa, sen görme ile ilgilisin. Hadi sen oksipital loba git." dediği anda bu beyin kabuğuna geliyor. Yani buraya ve ilgili bölgeye gönderilmiş oluyor. Tamam mı? Yani duyuların anlamlandırılması derken bunu ifade etmiş oluyorum. Hangi bölgeye gidecekse Talamus bunları gönderme işlemini gerçekleştiriyor. Beyin kabuğundaki ilgili merkeze. Uç beyinle ilgili bilmemiz gereken şey neymiş? Bilinçli davranışlar ve duyuların anlamlandırılmasıymış. Bunun

51:15 dışında zaten hayal kurma, hafıza, düşünme gibi davranışlarda burası aracılığıyla gerçekleştirdiğimiz olaylar olmuş oluyor. Şimdi burada şunu söyleyeceğim. Uç beynimiz hani ön beyin içerisinde yer alan bir kısım ya. Burası da sağ ve sol yarımküre olmak üzere iki kısımdan meydana geliyor. Buralarda da zaten bunları görmüş oluyorsun. Bunların eee bağlantı yaptığı kısımlar var. Hemen onları da söyleyelim. alttan beyin üçgeni ile üstten de nasırlı cisimle birbirine bağlantı yapmış oluyor. Bir de bu kısmı elini ayıran bir yarık var. Bu kısma da Rolando yarığı adını vermiş oluyoruz. Bunu da söylemeden geçmeyeyim. Şimdi burada iki lob var ya sağ ve sol yarımküre olmak üzere buradaki o sağ ve sol yarımküre içerisinde de loblar bulunuyor. Dört loptan oluşan beyin bölümlerimizi görmüş oluyoruz. Ön lob, yan lob, şakak lobu ve arka lob olmak üzere. Şimdi bunların isimlerini bilelim ve bunların e yaptığı görevler de karşımıza gelebiliyor. Frontal lob diğer ismiyle ön loptur. Burada konuşma

52:14 merkezi burası. Tamam mı? İstemli kas hareketlerimizi, konuşmayı yazmayı, karar vermeyi blob aracılığıyla gerçekleştirmiş oluyoruz. Konuşma merkezi ya kadınlarda bu kısım erkeklere göre biraz daha fazla gelişmiş olduğu için kadınlar biraz daha fazla konuşmuş oluyor. Pariet loba gelecek olursak fizikteki P nedir? basınçtır. Burada da aynı şeyi düşünebilirsin. Basıncın, tat almanın, dokunmanın merkezi burası oluyor. Temporal loba geldiğimiz zaman duymanın merkezi, hafızanın ve kokunun merkezidir. Arka loba geldiğimiz zaman oksipital lob. Burası da görmenin merkezi olmuş oluyor. Burası neymiş? Uç beyinde beyin yarım küreleri var. Beyin yarım kürelerinde bulunan loblarmış bunlar. Tamam mı? Yani uç beyni hallettik mi? Evet hallettik. Şimdi sorularda bize bir de şunlar soruluyor. Eskiden daha fazla karşımıza geliyordu ama eskiyi evirip çevirdikleri için yine karşımıza gelme ihtimalinin olduğu yerlerden biri olduğunu düşünüyorum. O yüzden söylüyorum. Uç beyni çıkartılmış

53:10 bir canlıda neler gerçekleşir, neler gerçekleşemez karşımıza gelebilir. Şimdi uç beyin dediğimiz bilinçli davranışların merkezi miydi? Evet. O zaman bu kişi, bu canlı bilinçli davranışları gerçekleştirebilir mi? Hayır. Gerçekleştiremez. Ama hayati olaylarını ya da bilinçsiz bilinç dışında yaptığı davranışlarını gayet de gerçekleştirebilir. Mesela havaya atılırsa uçabilir mi? Şimdi uçmaya başlamak bilinçli yapılan bir şeydir ama havaya atıldığında uçma durumu onun kendi zaten yaptığı bir işlev olduğu için çatır çutur uçabilir. O yüzden kendiliğinden uçamaz ama havaya atılırsa uçar diyebiliriz. Herhangi bir tehdit yaklaştığında tepki verir mi? Mesela benim yanıma bir şey gelse ve beni korkutsa. Korkmak da istemli olarak başlattığımız bir şey değil mi? Yani ben bir şeyden korktuğumu kendim bilirim. Yani bilinçli yaptığımız davranış olduğu için de korkmak da uç beynimiz tarafından yaptığımız bir olay olmuş oluyor. O yüzden buna da tepki veremez.

54:07 Arkadan itilirse yürüyebilir mi? Ayakları sağlam yürüyor ama yürümeye kendiliğinden başlamaz. Çünkü ben buradan yürümeye başlayacağım deyip kalkma istemem. Bak istemem diyorum. Bilinçli yaptığım şey değil mi? O zaman kendiliğinden yürüyemez ama arkadan itilirse yürüyebilir. Önüne konan yiyeceği yiyebilir mi? Şimdi ben bir şey var mesela su var elim burada. Su var diyorum. Bahaneyle de suyu içmiş olayım. İşte bak suyum var içeceğim deyip içme davranışını gerçekleştiriyorum. Değil mi? Bilinçli yaptığım bir şey. Önüne konan yiyeceği yiyemez. Çünkü yeme davranışı da istemli olarak başlayan bir şey olmuş oluyor. Yani kısaca bilinçli davranışlarını gerçekleştiremez diyeceğiz. Uç beynimizi bitirdik. Geliyoruz ara beyne. Burası nedir? Ön beyin kısımlarından bir diğeridir. Talamus, hipotalamus ve epitalamus olmak üzere üç kısımdan meydana geliyor. Hemen

54:59 bunlarla ilgili bilmemiz gereken bilgileri en yalın haliyle görelim. Talamus dediğimiz duyu organlarından gelen impulsların toplandığı ve uç beyni iletildiği kısım. Burası biraz önce zaten söylemiştim. Mesela ne dedim? Sen görmeyle ilgilisin. Gel canım sen oksipital loba git diyen burası dağıtım merkezi ama unutmuyoruz koku duyusu hariç. Tamam mı? Koku duyusu kendisi bir nöron olduğu için orada ya buraya uğramadan direktman bir geçişten bahsetmiş oluyoruz. O zaman talamus için duyuların dağıtım merkezi diyebilir miyiz? Evet diyebiliriz. Hipotalamusa gelelim. Hipotalamus bizim vücudumuzun patronu. İç dengemizi ayarlayan merkez. Endokrin sisteme geldiğimiz zaman bunu bir kez daha söylemiş olacağız. Vücudumuzun ve hipofiz bezinin çalışmasını kontrol eden bir yapı burası. Hormon üretiyor aynı zamanda. E ama az miktarda hormon üretiyor. Daha çok hormon üretecek olan hipofiz bezinin çalışmasını kontrol etmiş oluyor. Vücudumuzda birçok olayın

55:56 gerçekleşmesinde görev almış oluyor. Önemli olan uyku ve uyanıklılığın ayarlanması. Bak bu sorularda karşımıza geliyor. Özellikle bunu söylemek istiyorum. Üzerinde fosforlu kalemle çizeyim. Kan basıncımızı, vücut sıcaklığımızı, vücudumuzun iyon dengesini, korku, heyecan ve stres durumlarında ya savaş ya da kaç tepkisini veren de hipotalamus olmuş oluyor. Hemen burada 2025 yılında sorulmuş bir sınav sorusunu sana söylemek istiyorum. Bu soru hem hipotalamusla ilgili yani buradaki özelliklerle ilgili hem de sempatik sinirlerle ilgili. Daha sempatik sinirlerle ilgili detaylardan bahsetmedim biliyorum ama biraz sonra söylediğinde çok daha net bir şekilde bunu algılamış olacaksın. Hemen sorumu okuyorum. Şimdi eee avcısıyla karşılaşan bir memeli hayvanın korkup kaçma eyleminde aşağıdakilerden hangisinin gerçekleşmesi beklenmez? Şimdi hemen hipotalamusa baktığın zaman heyecanı stresi düzenlediğini, heyecan ve stres durumunda ya savaş ya da kaç tepkisini

56:53 vereceğini söyledin mi? Evet. Ve burada gerçekleşen olayları da görmüş oluyorsun. Sempatik sinirler etkisiyle de bu olay gerçekleşiyor. Mesela bizim vücudumuzda adrenalin seviyemiz arttığında biz heyecanlanmış, korkmuş olabiliriz, değil mi? Basit bir şekilde anlatıyorum. Yani bana bir şey yaklaştı. Ben korktuğumda, ay korktuğumda göz bebeklerim büyür mesela. Soluk alıp verişim hızlanır. Daha fazla hücrelerime oksijen gidebilsin diye. Ya da mesela kalp atışım hızlanır, 300 500 artar gibi. Yani sindirimle ilgili olan olayların dışında bütün olaylarımda bir artış meydana gelir. Tamam mı? Bunu bilerek şimdi soruyu çözelim. Bu zaten sempatik sinirlerin etkisiyle gerçekleşen olaylar. Sempatik sinirlerde sindirimle ilgili olan olaylar haricindeki her şey artmış oluyor. Şimdi kalp atışının hızlanması avcısıyla karşılaşan bir memeli hayvan korkup kaçma eğilimindeyken kalp atışı artar mı? Oho, artar. Evet, bu beklenir. Soluk alıp vermenin hızlanması beklenir mi?

57:49 Evet, beklenir. Karaciğerde glikojen yıkımının artması. Glikojen yıkıldığı zaman glikozlar oluşur. Glikojen büyük bir şeydir. Depo besindir. Glikozlar küçüktür. Glikoz bizim hücre zarımızdan geçebilecek düzeyde bir moleküldür. Bunu TYT kampından hatırlıyor olman gerekir, değil mi? Şimdi o zaman benim hücrelerimin enerji kaynağı da glikoz olduğuna göre glikojenleri yıkmam lazım. Glikoza dönüştürmem lazım ki hücrelerim aç. Çünkü koşmak için enerjiye ihtiyacım var. Düşünmek için enerjiye ihtiyacım var. Besine ihtiyacım var. Hep işte bu glikozlara ihtiyacım olmuş oluyor. O yüzden karaciğerdeki glikojen yıkımı artırılmış olur. Sindirim sistemine kan akışının artması. Sindirimle ilgili olan olaylar ne oluyordu? Azalıyordu. O zaman burada bir azalma olması gerekirdi. İşte yanlış cevabımız bu. Kandaki adrenalin miktarının artması korktuğumuz durumda artar zaten. İşte burada da bunu görüyoruz. Gerçekleşen bir olayı görmüş oluyoruz. Yani buradaki maddelerle de bunu algılayabiliriz. Sempatik

58:46 sinirlerin etkisiyle de bu soruyu yapabiliriz. O yüzden bilmemiz gereken yerleri anlattığımı özellikle söylemek istiyorum. Bak güzel bir soruydu ama yapabileceğimiz tarzda kolay bir soruydu. Çünkü özellikle vurguladığım yerlerden birisiydi bu. Burayı da hallettiğimize göre hemen şimdi epitalamusla ilgili detaylardan sana bahsetmek istiyorum. Burası epifiz bezinin bulunduğu kısım oluyor. Buradan melatonin hormonu salgılanıyor. Melatonin hormonu da bizim vücudumuzun

…

Share

YouTube Video Özetleri