3,5 Saatte TYT Fizik

Kısa Özet

Haydar Kotil'in TYT Fizik videosunun özeti:

  • Motivasyon ve Kazanma Serisi: Yazar, TYT biyoloji başarısından duyduğu memnuniyeti dile getiriyor ve fizik için de aynı başarıyı hedefliyor.
  • Kitap ve Emek: Kitabın yazım sürecindeki titizliği ve bilimsel yaklaşımı vurguluyor.
  • Hedef ve Devrim: Sistemin dışladığı %85'lik kesimi de başarıya dahil etme amacını belirtiyor.
  • Fizik ve Mücadele: Fizik öğrenmenin yanı sıra mücadeleye inanmanın önemini vurguluyor.
  • TYT Fizik ve Konular: TYT fizikteki 7 sorunun dağılımını ve konuları açıklıyor.
  • Mekanik, Termodinamik ve Elektromanyetik: Fiziğin temel alanlarını ve bu alanlardaki enerji-madde ilişkisini anlatıyor.
  • Newton Yasaları: Newton'ın üç temel yasasını (eylemsizlik, ivme, etki-tepki) detaylı bir şekilde açıklıyor.
  • Enerji Türleri: Kinetik, potansiyel (yer çekimi, yay) ve iç enerji kavramlarını açıklıyor.
  • Öz Kütle, Adezyon ve Kohezyon: Maddenin özellikleri, öz kütle, adezyon ve kohezyon kuvvetlerini açıklıyor.
  • Kuvvet ve Hareket: Newton'ın yasalarıyla kuvvet ve hareket arasındaki ilişkiyi açıklıyor.
  • Sürtünme Kuvveti: Sürtünme kuvvetinin eylemsizlikten kaynaklandığını ve harekete zıt yönlü olduğunu belirtiyor.
  • Hareket ve Tanımlar: Yer değiştirme, hız ve sürat kavramlarını açıklıyor.
  • Basınç: Katı, sıvı ve gaz basınçlarını, basıncın kuvvetle ilişkisini açıklıyor.
  • Sıvıların Kaldırma Kuvveti: Sıvıların kaldırma kuvvetinin basınçtan kaynaklandığını belirtiyor.
  • İş, Güç ve Enerji: İş, güç ve enerji kavramlarını açıklıyor.
  • İç Enerji ve Sıcaklık: Maddelerin iç enerjisi ve sıcaklık arasındaki ilişkiyi açıklıyor.
  • Isı İletimi: Isı iletim yöntemlerini (iletim, konveksiyon, ışıma) açıklıyor.
  • Elektrostatik ve Elektrik Devreleri: Elektrik yükü, elektrostatik kuvvet, elektrik akımı ve devreleri açıklıyor.
  • Dalgalar: Dalgaların özelliklerini, dalga boyu, frekans ve hız arasındaki ilişkiyi açıklıyor.
  • Aydınlanma ve Işık Akısı: Işık şiddeti, ışık akısı ve aydınlanma arasındaki ilişkiyi açıklıyor.
  • Optik: Işığın kırılması, renklerin oluşumu, aynalar ve merceklerde görüntü oluşumunu açıklıyor.

Bu İşi Birlikte Başaracağız!

Yazar, TYT biyoloji videosuna gelen olumlu geri dönüşlerden dolayı çok mutlu olduğunu ifade ediyor. Kitapla ilgili yorumları okuduğunu ve bu durumun kendisini çok motive ettiğini belirtiyor. Artık kazanma serisine girdiklerini ve bu yolda kimsenin duramayacağını söylüyor. Kitabı yazarken okuyucuların kendisiyle birlikte okuyormuş gibi hissetmeleri için özel bir çaba sarf ettiğini ve bu durumun tesadüf olmadığını vurguluyor.

Yapacaklarımız Daha Yeni Başlıyor

Yazar, şu anda Trend Yol'da en çok satan 3. kitap olduklarını ve sınava bu kadar kısa süre kala bir TYT kitabının bu kadar ilgi görmesinin sebebinin okuyucularda yarattığı etki olduğunu belirtiyor. Kendisi için önemli olanın, doğru olduğuna inandığı bir şeyi hazırlamak ve insanların yaptığı gibi değil, farklı bir yaklaşım sergilemek olduğunu ifade ediyor. Amacının, sistemin terk ettiği %85'lik kesimi de kazanmak olduğunu, çünkü doğru imkanlar ve yol gösterme ile onların da başarılı olabileceğine inandığını vurguluyor.

Haydar Abi'nin Fizik Öğretmeniyle Anısı

Yazar, lise yıllarında en sevdiği dersin fizik olduğunu ve fizik öğretmenini sürekli sorularıyla bunalttığını anlatıyor. Kütle çekimi, kara delikler, meteorlar, ışığın bükülmesi gibi konularla ilgilenirdi. Bir gün fizik öğretmeninin kendisine artık rahat bırakmasını söylediğini ve bu durumun hayatında duyduğu en ilginç olaylardan biri olduğunu belirtiyor. Fizik öğretmenine buradan selam gönderiyor ve fiziğin kendisi için uzmanlık alanı olduğunu, sabaha kadar fizik konuşabileceğini ifade ediyor.

TYT Fizik 7 Soru'da Ne Soruluyor?

Yazar, bu videodaki hedeflerinin çok açık ve net olduğunu, 7 soruda 6-7 net kazandırmak istediklerini belirtiyor. Bu videoyu tüketen ve PDF'i okuyan herkesin altın eti rahatlıkla toparlayacağına inandığını söylüyor. Fizik, madde ve enerjinin birbirleriyle olan ilişkisini en basit halinden en karmaşık haline kadar incelemekten ibarettir. ÖSYM'nin müfredatın ötesinde profesyonel bir sınav hazırladığını ve aydınlanma ile optiği ayrı konular olarak ele aldığını vurguluyor.

Madde ve Enerji Nedir?

Mekanik, enerjinin maddeye nasıl iş yaptırdığının en görünür şekliyle incelenmesidir. Arşimet sıvıların kaldırma kuvvetini incelerken, Newton ise bir maddeye uygulanan kuvvetin nasıl ivme oluşturduğunu incelemiştir. Isı ve sıcaklık konusu termodinamik olarak adlandırılır ve maddenin iç enerjisiyle iş yaptırılabilmesinin keşfi sanayi devrimini doğurmuştur. Elektromanyetik kuvvetin elektrik akımını doğurması ve dalgaların enerjiyi titreşimler vasıtasıyla taşıması da önemlidir.

Fiziğin Temeli: Mekanik (Newtonyen) Fizik ve 3 Temel Newton Yasası

Mekanik, enerji ile madde arasındaki en net gözlemlenebilir ilişkileri içeren fizik dalıdır. Fiziğe dair ilk kurallar hep mekaniğe dair olmuştur. Enerji, maddeye eylem yaptırabilen kudrettir. Mekanik içerisinde sıvıların kaldırma kuvveti (Arşimet prensibi) ve Newton'ın mekanik fiziğe dair tespitleri yer alır. Newton'ın üç temel yasası: 1) Eylemsizlik, 2) İvme, 3) Etki-Tepki. Eylemsizlik, bir maddenin kendi kendine harekete başlayamayacağını veya hareketini durduramayacağını ifade eder.

TYT Fen 1. Soru: Madde ve Özellikleri

TYT'de madde ve özelliklerinden gelen ilk soruda, maddenin tabiatında bulunan iki kuvvetle ilgileniyoruz. Maddenin fiziksel tanımı, boşlukta yer kaplayan ve belirli bir miktara sahip olan şeylerdir. Maddenin boşlukta kapladığı yere hacim, sahip olduğu madde miktarına ise kütle denir. Maddeleri ayırt etmemize yarayan bir maddenin birim hacmindeki sahip olduğu miktarı bize veren değişkene öz kütle adı verilir.

TYT Fen 2. Soru: Kuvvet ve Hareket

Kuvvet ve hareket konusunda ilk öğrenilmesi gereken şey Newton'ın üç temel yasasıdır: eylemsizlik, ivme ve etki-tepki. Eylemsizlik, maddenin enerji olmaksızın durumunu değiştiremeyeceğini ifade eder. İvme, bir net kuvvetin maddeyi ivmelendireceğini belirtir. Etki-tepki ise evrende her kuvvetin zıttı olarak bir dengeleyici kuvvetin var olduğunu ifade eder. Sürtünme kuvveti, eylemsizlikten kaynaklanan ve harekete zıt yönde olan bir kuvvettir.

TYT Fen 3. Soru: Basınç ve Sıvıların Kaldırma Kuvveti

Basınç, kuvvetin üç boyutlu evrende karşımıza çıkan şeklidir ve bir yüzeye etki eden toplam kuvvetin o alana bölünmesine denir. Katılar üzerlerine etki eden kuvveti ancak kuvvet doğrultusunda iletirler. Sıvılar akışkanlık sahibi olduklarından üzerlerine etki eden basıncı her yönde iletirler. Gazlar ise maddenin hareketliliğinden kaynaklı olarak sürekli çarpmasının oluşturduğu kuvvet aktarımına gaz basıncı denir. Sıvıların kaldırma kuvveti, sıvı basıncından kaynaklanır ve V batan x D sıvı x ağırlık sabiti ile hesaplanır.

Mekanik (Newtonyen) Fizik (İlk 3 Soru) Soru Çözümleri

Hacer bir yumurtayı suyun içine bıraktığında yumurta kap tabanına temas edecek şekilde dengede kalıyor. Yumurtanın öz kütlesi suyun öz kütlesinden daha büyüktür. Suda tuz çözülmüş ve yumurta yüzmeye başlamış. Tuzlu suyun öz kütlesi yumurtanın öz kütlesinden daha büyüktür. Ayşe Hanım üzerine toprak bulunan bir yaprağı su yüzeyine bıraktığında yaprak su üzerinde kalıyor. Toprağın öz kütlesi sudan, suyun öz kütlesi yapraktan büyüktür.

TYT Fen 3. Soru: İş Güç Enerji

Enerji, evrende bir eylemin gerçekleşmesini sağlayan kudrete denir. Mekanikte üç tip enerji vardır: kinetik, yer çekimi potansiyel ve yay potansiyel enerjisi. İş, kuvvet çarpı yol veya cisimde oluşturulan enerji değişikliğidir. Güç ise birim zamanda ortaya çıkarılabilen enerjiye verilen addır. Termodinamiğin birinci yasası, evrende enerjinin hiçbir zaman kaybolmadığını ve kaybolan enerjinin ısı olarak maddelerin iç enerjisine dönüştüğünü ifade eder.

TYT Fen 3. Soru: İş Güç Enerji Soru Çözümleri

Bir lamba, televizyon ve mikserin kullandığı güç ve kullanım süreleri verilmiş. Güç ve kullanım sürelerini çarparak harcadıkları enerjiyi bulabiliriz. KLM'nin günlük harcadığı enerji ve çalıştırıldıkları süre verilmiş. Harcadığı enerjiye bölerek gücü bulabiliriz.

TYT Fen 4. Soru: Isı ve Sıcaklık

Maddelerin tanecik boyutunda sahip olduğu hareket kabiliyeti vardır. Maddelerin içerisinde bulunan taneciklerin birbirleriyle olan konumlarından kaynaklı potansiyel enerjileri ve sürekli olarak sahip oldukları bu hareketi ortaya koyduklarından dolayı sahip oldukları kinetik enerji toplamına iç enerji diyoruz. Sıcaklık, maddelerin taneciklerinin sahip oldukları ortalama kinetik enerjisini ölçmemize yarayan baremlere verilen addır. Isı, daha sıcak cisimlerden daha soğuk cisimlere kinetik enerjinin aktarılmasıdır.

Her Zaman Mücadeleye Devam!

Termodinamik, maddelerin iç enerjisini inceleyen fizik dalıdır. Termodinamiğin birinci yasası, evrende enerjinin hiçbir zaman kaybolmadığını ifade eder. Öz ısı, herhangi bir maddenin 1 gramının sıcaklığını 1 santigrat derece arttırmak için gerekli olan ısıdır. Isı sığası ise herhangi bir maddenin sıcaklığını 1 santigrat derece arttırmak için ihtiyaç duyduğumuz enerjidir. Genleşme, maddelerin sıcaklık artışına bağlı olarak hacimlerini arttırmasına denir.

TYT Fen 4. Soru: Isı ve Sıcaklık Soru Çözümleri

Cezve ve tencere aynı sıcaklıklı süt ile dolduruluyor. Her ikisinin de öz ısısı aynıdır. Her ikisine de eşit ısı verilirse cezvedeki sütün sıcaklığı tenceredeki sütün sıcaklığından daha yüksek olur. Bensu 25 derece sıcaklıktaki odada bulunan cam kavanozu 4 derece sıcaklığındaki dolaba koyuyor. Isı alışverişi kesildiğinde cam kavanozunun ve suyun sıcaklığı eşit olur.

TYT Fen 5. Soru: Elektrostatik ve Elektrik Devreleri

Elektrostatik, yüklü cisimlerin birbiriyle olan ilişkisini inceleyen fizik dalıdır. Aynı yükler birbirini iter, zıt yükler birbirini çeker. Bir cisim elektron veriyorsa artı yüklenir, elektron alıyorsa eksi yüklenir. Elektrik devreleri, bir iletken tel ile bir üreteci birbirine bağlayıp oluşturduğumuz yapılara denir. Ohm yasası (V = I x R), herhangi bir elektrik devresinde potansiyele ve devredeki dirence bağlı olarak ne kadar akım ulaşacağını tespit etmemize yarayan denklemdir.

TYT Fen 5. Soru: Elektrostatik ve Elektrik Devreleri Soru Çözümleri

Beren başlangıçta nötr olduğunu bildiği ebonit çubuk ve yün kumaşı birbirine sürterek yüklü hale gelmesini sağlıyor. Zıt yüklenme işlemi sonucu Ebonit çubuk yün kumaşa yaklaştırıldığında yün kumaşı çeker. KLM iletken tellerinin uçları arasındaki potansiyel farkı ve üzerinden geçen akım grafiği verilmiştir. K lambasının elektrik direnci en büyük, M lambasınınki en küçüktür.

TYT Fen 6. Soru: Dalgalar

Dalgalar, evrende bir yerden başka bir yere enerjinin aktarılmasını sağlayan titreşimlerdir. Dalgalar içerisinde bulundukları ortamı yerini değiştirmeksizin hareket ederler. Bir dalganın enerjisi genliğinden ölçülür. Dalganın hızı eşittir dalganın boyu çarpımı, dalganın frekansı. Frekans kaynağa bağlıdır. Dalganın hızı ortama bağlıdır. Su dalgalarında hız derinliğe, yay dalgalarında ise yayı gelen kuvvete bağlıdır.

TYT Fen 6. Soru: Dalgalar Soru Çözümleri

Bir ucundan duvara sabitlenmiş ipin bir ucundan şekil 1'deki dalga oluşturuluyor. Şekil 1'deki duruma göre frekans daha büyüktür. Homojen bir ipin tab belli bir gerilerek aşağıdaki yukarıdaki dalga oluşturuluyor. Şekil 2'de frekans daha büyüktür. İçerisinde su bulunan bir dalga leğeninde sabit frekans ile çalışan dalga kaynağı çalıştırarak oluşturulan dalgaların su yüksekliğinin zamana bağlı değişim grafiği çiziliyor. Genlik yarıya düşmüştür. Kaynağın periyodu 2 katına çıkarılmıştır.

TYT Fen 6. Soru: Aydınlanma ve Işık Akısı

Aydınlanma, ışık saçan cisimlerin çevrelerinde yarattıkları aydınlığı inceler. Işık şiddeti her zaman kaynağın özelliğidir. Işık akısı, bir kaynağın oluşturduğu bütün ışık dalgalarından yola çıkarak hesapladığımız çevresine yaydığı akan ışığı ölçmemizi sağlayan birime denir. Bir noktadaki aydınlanmayı bulurken ışık şiddeti bölü d kare x kosinüs alfa formülü kullanılır.

TYT Fen 6. Soru: Aydınlanma ve Işık Akısı Soru Çözümleri

Işık şiddeti i olan noktasal kaynak şekil 1'deki gibi yarıçapı R olan küresel yüzey merkezine yerleştirilmiştir. Şekil 2'deki ışık akısı şekil 1'den büyüktür. K noktasındaki aydınlanma şiddeti L noktasındakinden büyüktür. Işık şiddeti bıdı bıdı bıtmış. Işık kaynağı ok yönünde hareket ettirilip K noktasına yaklaştırıldığında ikisi de artar.

TYT Fen 7. Soru: Optik

Optikte ışığa dair 5 soruya cevap arıyoruz: 1) Işık ortam değiştirirken nasıl kırılır? 2) Işık renkleri nasıl oluşturur? 3) Işık aynalardan nasıl yansır? 4) Işık merceklerde nasıl kırılır? 5) Işık görüntüyü nasıl oluşturur? Işık ortam değiştirdiğinde hızı değişir. Az yoğundan çok yoğuna geçerken normale yaklaşır, çok yoğundan az yoğuna geçerken normalden uzaklaşır. Ortamlar arasında gelen dik ışınlar kırılmadan geçiyor.

TYT Fen 7. Soru: Optik Soru Çözümleri

Camdan suya geçen yeşil renkli ışın şekildeki gibi yol izliyor. Kırmızı ve mavi de bu yolu izleyebilir. Asal eksenleri çakışıp çukur ayna, tümsek ayna ve S ışık kaynağından oluşan şekildeki düzenekte ışık kaynağından yayılan tek renkli yeşil ışık önce tümsek aynaya sonra buraya sonra buraya böyle kaya kaya gidiyor. Bu düzeneklerin hepsinde kendi üzerinden geri dönebilir.

3,5 Saatte TYT Fizik Sona Eriyor.

Yazar, TYT fen serisinin sonuna geldiğini ve bu videoları izleyerek ve kitabı okuyarak 15 net yapmanın mümkün olduğunu belirtiyor. Öğrencilere güvenmeleri ve mücadeleye devam etmeleri çağrısında bulunuyor.

Summarize any YouTube video in seconds

Get summaries like this one for any video, in your language, with the free Summ app.

Download on the Apple Store
Get it on Google Play

Transkript

YouTube Transcript Generator

0:00 Merhabalar arkadaşlar. Kanalıma hoş geldiniz. Kazanma serimizin sınava kadar hep beraber hazırlanma maceramızın kutlu zafere giden yolumuzun en güzel adımlarından birindeyiz. TYT fizikteyiz arkadaşlar. TYT biyolojide inanılmaz dönüşler oldu. Yani sıfırdım altın ete çıktım diyen o kadar fazla yorum okudum ki hani bir adamın hayatta elde edebileceği en büyük mutluluk inandığı şey uğruna verdiği emeğin sonuçlarını görmektir. Ben de inanılmaz mutluyum. Kitapla alakalı zaten dönüşler. Trend yolda da yazıyorsunuz bana. DM'den zaten Derya deniz okuyamıyorum. Kanala da yazıyorsunuz. İnanılmaz bir kazanma serisine girdik. Hani her video söylesem az söylemiş olurum. İç amacım yok. Surda bir gedik açtık. Mukaddes mi mukaddes?

0:46 Ey kahpe rüzgar. Ne yönden eserseniz. Arkadaşlar biz artık kazanıyoruz. Artık biz zafere doğru kucak açtık. Zaferi kovalıyoruz. Biz öyle bir yola girdik ki bizim önümüzde kimse duramaz. Bu kadar basit ve net arkadaşlar. Yani benim için en zor kısımlar bu kitabı yazana kadardır. Şu kitabı yazacağım diye sırf sizlerde benim olmadığım bir ortamda dahi sanki sizinleymişim gibi. Bakın böyle kaç tane yorum geldi. Trend yola da yazmışlar. Abi sanki seninle beraber kitabı okuyormuşum gibi. Bu bir tesadüfün eseri değil. Bu size verdiğim kıymetin sizin için verdiğim emeğin bir ürünü. Sırf siz böyle su gibi olayları anlayın ve tek seferde kavrayın diye. Ne biliyorsam en az 10 katını öğrendim. Ben

1:33 şunu da yapabilirdim. Ya ben derece yapmış adamım. Geçen sene ayet madde 39'a 1 yapmışım. Efendim bir öncekinde 40'a 0 yap. Bunları deyip ben matematik biliyorum. Benim bildiğimden daha iyi bilen mi var diyebilirdim. Bunu demenin ötesinde bırakın piyasayı dünyanın dört bir yanından kaç tane kitap okudum? Kaç tane kitabın içinden geçtim? Yani buradaki eser arkadaşlar çok büyük bir eser ama tek bir iradeyle yazıldı. Tek bir iradeyle. Ben bu ülkenin evlatlarının buna layık olduğuna inanıyorum. Dünya standartlarında bir eğitim formasyonunu aldım. Sizlerin önüne getirdim. İşte bu kadar bu işler basit. Ha daha önce niye kimse yapmadı? Herkesin yaptığını yaparken bir şeyin yapılmaması anlaşılmıyor. Yani hiç kimsenin İspanyolca bilmediği bir ortamda birisi her şeyi bilebilir. Kimse bilmediği için herkes her şeyi biliyor.

2:20 Ben çok ama çok bilimsel bir şekilde olaya yaklaştım ve sonuçlarını görüyoruz. Ben size bu kitabı yazarken sadece matematik için okuduğum kitaplar şu hizayı geçmiştir. Getirip önünüze de koyardım. Bakın ben bu kadar kitabı okudum ama ben okuduğum kitapların sizin için verdiğim emeğin arkasına sığınmıyorum. Ben sizde yaşanan sizin bizzat deneyimleyeceğiniz etkiye güveniyorum. Dolayısıyla bu iş çok net. Okyaydan çıktı. Biz her türlü kazanıyoruz. Biz her türlü bu işin sonunu getireceğiz. Şu an trend yolda an itibariyle en çok satan 3üncü kitabız arkadaşlar. En çok satan 3üncü kitap. Sınava bu kadar kısa süre kala bir TYT kitabının bu kadar teveccüh görmesinin sebebi sizlerde yarattığı bu etkidir. Bu kadar basit ve net. Ya konuşmaya fazla mahal yok. Yani sonuç ortada. Ben o kadar ama o kadar mutluyum ki benim için

3:06 önemli olan şuydu. Bir şey hazırlıyorum. Bir inancım var. Bu iş böyle yapılır. İnsanların yaptığı gibi değil. İnsanların dediği gibi ya şey çok basit bir şey. Ben kaç tane dershaneciden duydum. Bu işi %15 başaracak. Biz de kalan %85'ten para kazanacağız. Adamların bakış açısı bu. O bakış açısıyla yazılmış eserlerle karşılaştınız şu ana kadar. Bugün %85'in tamamını oyuna dahil etmek. Onları da kazanmak için. Ben çünkü arkadaşlar ben derece yapalı yıllar olmuş. Benim hukuk ofisim var. Benim dijital pazarlama şirketim var. Benim gıda takviye üretimi yapan şirketim var. Allah'a şükür ailemin hali vakti yerinde. Ben bugün yönetim kurullarında danışmanlık yapıyorum. 1000 tane şey yapıyorum. Benim için zafer işte sistemin terk ettiği %85'in doğru imkan verildiğinde, doğru yol gösterme yapıldığında, doğru

3:52 sabır gösterildiğinde onların tüketebileceği içerik önlerine sunulduğunda başarabileceklerini ortaya koymak. Ve ben şu an bunu zaten bildiğim, zaten inandığım, zaten ortaya çıkması için mücadele verdiğim şeyin vuku bulduğunu görmekten inanılmaz mutluyum. Ve mutlu oldukça içeriklerimin kalitesi artıyor. Yani TYT biyoloji inanılmaz güzeldi. TYT Kimya izlemişsinizdir şu an bu video çıktığında TYT Kimya nükleer başlık inanılmaz iyi. Hep fizik daha da iyi olacak. Bir sonraki videomuz daha da iyi olacak. Daha iyi mi anladığınızı düşünüyorsunuz? Biyoloji ve kimyayı iyi mi anladığınızı düşünüyorsunuz? Daha frekanslarımız yeni oturdu. Daha birbirimizi yeni bulduk. Ben 8 aydır doğru düzgün içerik üretmiyorum. Şu an top ayağımıza değdi. Devir bizim devrimiz. Bizim devrimiz başladı. Bu

4:38 kadar basit ve net. Bizim önümüzde hiç kimse duramaz arkadaşlar. Evet bu kadar sohbetten sonra. Ama emin olun ki fizik öğrenmenizden daha önemli olan şey buradaki bu mücadeleye inanmanız. Kendi mücadelenize inanmanız. İnsanlar şimdiden 11. sınıflara içerik üretmeye başlamış. Ya şimdi başladı. Şimdi sınava şimdi hazırlanı tam devri, tam mevsimi. Ne zannediyorsunuz? Ben şimdi mezuna bırakayım. Evet, mezuna bırakacağım. Seneye bir daha hazırlanacağım. Seneye tam olarak aynen şu dakikada kendini bulacaksın. Bu iş böyle oluyor. Sizin bir sene boyunca daha önce yapmadığınız bir surette muhteşem bir disiplinle sınava hazırlanabilmeniz inanılmaz zor bir şey. Ne kadar bu zarları döndürürsek döndürelim yine kendimizi burada bulacağız. Dolayısıyla içinde bulunduğumuz konumu artık ayıplamanın,

5:25 eksik görmenin şöyle ya ben tembelim, tembel membel değilsin. Sen başaracağına dair inançtan yoksunsun. Sen vereceğin emeğin ortada kalacağını düşünüyorsun. Çalıştı ama başaramadı diyecekler diye düşünüyorsun. Senin çekindiğin şey bu. Sen tembel falan değilsin. Eğer biri sana gelse senet imzalasa bu çocuk, bu oğlan, efendim bu kız 10 saat masa başında ders çalıştığı takdirde istediği üniversiteye alınacaktır. Cumhurbaşkanlığıın kararnamesiyle böyle bir kağıt koysalar ben kalıbımı ortaya koyuyorum. Hepiniz o 10 saati çalışırsınız. Demek ki çalışmada bir noksanınız yok. Demek ki tembellik namına bir diğerlerinden eksik kaldığınız ayıbınız yok. He size başaramayacağınız öğretilmiş. Size başaramamanın korkusu altında teslim olmak öğretilmiş. Ben bunu reddediyorum.

6:11 Kesinlikle kabul etmiyorum. Ha birileri bizi beğenmez, birileri bizi tenkit eder ve sen köşeye geç izle. Kardeşim konuşmak çok ama çok kolay ve insanın vicdanını rahatlatan bir şeydir. Ta ki aleyhine konuştuklarının başarısını seyretmek zorunda kalıncaya kadar. Evet arkadaşlar sizleri çok seviyorum. Geldik fiziğe. Kök girsun kızıl çıksun. Benim hakikaten lise yıllarımda en severek takip ettiğim, en fazla ilgi duyduğum ders fizikti. Ben lise yıllarındayken fizik hocamın hakikaten imanını gevretmiştim. İşim gücüm yokmuş gibi ki yokmuş ki bunlarla ilgileniyordum. İşte kütle çekiminin nasıl kara delikler seviyesinde etki gösterdiğini falan incelerdim. Meteorlara nasıl etki şey yaptığını, ışığı nasıl büküp içerisinde yuttuğunu, işte treody problem nedir, quarklar nedir falan. 1000 tane şey

6:58 okurdum. Okula gelirdim ya. Akşamına gider okurdum. Sabah okula gelirdim. Fizik hocasını darlardım. Adam da poğça yiyor. Yandaki sınıfa ü tane daha ne fazla yaptırmanın derdinde manyak mıdır geldi beni buldu. Bir de benim zamanımda fizik 40 sorudan geliyordu. Daha da geniş konular vardı. Daha komplike anlatılıyordu. Ben de adamın tepesine biniyordum. Bir gün dedi Hayder dedi ya Allah'ın varsa beni bırak dedi ya. Oğlum dedi benim alıştığım bir şey var dedi. Öğrenci profili var dedi. Biz burada artık seninle bir doku uyuşmazlığı yaşıyoruz. Sen git kendine başka mevş şeyler bul. Nedir onu? başka sevgililer bul. Çık artık bu dünyadan falan dedim. Hayatımda duyduğum en şey olaylardan biridir. Buradan da selam olsun kendisine. Ahmet Berber çok sevdiğim bir hocamdı. Yani arkadaşlar fizik benim hakikaten fen içerisinde uzmanlık alanım ve açık ara en sevdiğim kız. Sabaha

7:45 kadar fizik konuşabilirim. Hani gönül isterdi ki bu video 3 saatte fizik olmasaymış. Keşke olmasaymış da ben size 10 saat 12 saat şöyle doya doya bir fizik anlatabilsem. Ama bugünkü videodaki hedefimiz çok açık ve net. 7 soruda 6 tire 7 net size kazandırmak. Bu videoyu tüketen herkesin, PDF'i okuyan herkesin altın eti rahatlıkla toparlayacağına inanıyorum. İnşallah da öyle olur. Bu niyetle artık TYT fiziğe hep beraber başlayalım. Evet arkadaşlar, fizik, madde ve enerjinin birbirleriyle münasebetini en basit görünüm şeklinden alıp en komplike haline kadar incelememizden ibaret. Kimyada maddenin tabiatına dair detaylı inceleme yaptık ama fizikte madde ile enerjinin münasebetini incelemekle beraber enerjinin tabiatına ilişkin de bir

8:31 inceleme yapacağız arkadaşlar. ÖSYM hakikaten müfredatın ortaya koyduğundan çok daha profesyonel bir şekilde sınava yaklaşıyor. Yani ben 40 defa söyledim 41ciye söylüyorum. O kadar bilinçli bir sınav hazırlıyorlar ki ha bilinçli olarak kötüdür. Hayır ama mutlaka ve mutlaka bilinçli hazırlıyorlar. Arkadaşlar örnek vermek gerekirse aydınlanma ve optik bizde optik başlığı altında inceleniyor ama uluslararası standartlarda optik ile aydınlanma yani fotometri uluslararası sirkulumlarda ayrı konular. İlginç bir şey söyleyeyim mi? ÖSYM 7. soruda optik soruyor. 6. soruda dalga yahut aydınlanma soruyor. Hiçbir zaman aydınlanmayla optiği birbirine karıştırmıyor. Bu kadar profesyonel yaklaşıyorlar. Bunu ortaya koysalar da size çaktırsalar da

9:16 çaktırmasalar da. İşte bu çerçevede şimdi ben size öyle bir kapı açacağım ki hiçbir soruyu kaçırma şansınız kalmayacak. Arkadaşlar ilk üç soru uluslararası anlamda mekanik adını verdiğimiz, newtonen fizik adını verdiğimiz kısımdan geliyor arkadaşlar. Mekanik enerjinin maddeye nasıl iş yaptırdığının en görünür şekliyle incelenmesidir. En temel haliyle inceleme konusu yapılmasıdır. Arşimet de sıvıların kaldırma kuvvetini incelerken enerjinin nasıl madde üzerinde bir etki gösterip onu bir yerden içinde bulunduğu ortamdan yukarı o maddenin dışına çıkardığını incelemiştir. Newton bir maddeye uygulanan kuvvetin nasıl onda ivme oluşturduğunu, nasıl onda hareket kabiliyeti ortaya çıkardığını incelerken aynı surette mekanik inceleme yapmıştır.

10:03 Şimdi 4. sorumuz ne? Isı sıcaklık, ısının iletimi vesaire. Arkadaşlar bu konunun uluslararası literatürdeki karşılığı termodinamik. Termodinamik nedir biliyor musunuz? Maddenin iç enerjisinin yani dışarıdan bir enerji tarafından iş yaptırılması değil. maddenin sahip olduğu iç enerjinin ve aslında bakın sanayi devrimi adını verdiğimiz şey nedir biliyor musunuz? Maddenin iç enerjisiyle iş yaptırılabilmesinin keşfidir. Arkadaşlar bu öyle büyük bir devrim ki şu an içinde yaşadığımız bütün zenginlik, bütün katma değer neye borçlu? Varlığını termodinamiğin iç enerjiyle iş yapılabileceğine dair keşfine borçlu. Sonra ne var? 5. sorumuz ne? Elektromanyetik. Elektromanyetik

10:48 kuvvetin elektrik akımını doğurması, elektrostatik elektrik akımı mesela çok bariz. Elektrik enerjisi nasıl ortaya çıkıyor? Nasıl diğerlerinden farklı olarak var? 6 ve 7. sorular ne? Dalgalar, aydınlanma ve optik. Zaten optikte incelediğimiz şey ne? Işık. Işık ne? Dalga. E dalga ne? Enerjinin titreşimler vasıtasıyla maddeyi bir yerden bir yere götürmeksizin yer değiştirmesi. Arkadaşlar bakın bu kadar basit bir anlatım yapacağız. Şimdi sizlerden ricam arkanıza yaslanın. PDF zaten önünüzde. Yavaş yavaş not alın ama bana odaklanın. Ben sizlere bu işin mantığını öyle bir vereceğim ki işi tam 12'den vuracaksınız. Şimdi geldik mekaniğe. Mekanikle başlıyoruz arkadaşlar. Mekanik enerji ile madde arasında en net gözlemlenebilir

11:34 münasebetleri içeren fizik disiplinidir. Bu sebeple fiziğe dair, fiziğin gelişimi esnasında fiziğin gelişimi sırasında öğrendiğimiz ilk kurallar hep mekaniğe dair kuvvet ve hareket arasındaki çok net gözlemleyebildiğimiz eylemlere ilişkin olmuştur. Ne demiştik? Enerji maddeye eylem yaptırabilen kudrettir. Enerjinin gerçekleştiği bu eylemler bizim gözle gözlemleyebildiğimiz yahut kısa zamanlarda idrak edebildiğimiz, vuku bulduğuna şahitlik edebildiğimiz eylemler olmak zorunda değil. Ama ilk keşfettiklerimiz doğal olarak mekaniğe ilişkin olmuştur. Mekanik içerisinde ne var? Sıvıların kaldırma kuvveti. Sıvıların kaldırma kuvvetine dair kimin prensibini biliyoruz? Arşimet. Arşimet antik Yunan'da yaşamış bir adam. Antik Yunan'da yaşayan adam da mekanik fiziğe

12:19 dair kurallar tespit ediyor. 1700'lerin İngiltere'sinde yaşayan Sir Isac Newton da mekanik fiziğe dair tespitler yapıyor. Arkadaşlar şimdi önünüzdeki PDF'te ve TYTF'de soruların geniş biçiminde birinci soru madde ve özelliklerinden geliyor. Madde ve özellikleri öz kütle, adhezyon, kohezyon efendime söyleyeyim sonra kuvvet ve harekette biz Newton fiziğinin temel yasalarını görüyoruz. Ama arkadaşlar çok önemli bir mesele var. Mekanik fiziğe dair bütün kurallar Newton'ın üç temel yasasından çıkıyor. Dolayısıyla bu üç temel yasa etrafında beraber bütün mekanik fiziği keşfedeceğiz. Birinci yasamız eylemsizlik. Arkadaşlar evrende hiçbir madde kendi kendine ne harekete başlayabilir ne de kendi hareketini durdurabilir. Madde bir iradeye sahip

13:06 olarak bir eylem yapma yahut yapamama kudretine sahip değildir. Muhakkak ona bir enerjinin etki etmesi ve onun eylemsizliğini değiştirmesi icap eder. Eylemsizlik demek hareketsizlik demek değildir. İnerya yani madde hareket halinde de olabilir. Ancak sahip olduğu enerjiyi ancak muhafaza eder. Ne azaltır ne de çoğaltır. Şimdi bu noktada mekanik fizikte yani mekanik anlamda üç tane enerji tipini görmemizi icap ediyor. Bunların en temeli, başlangıçta bizi ilgilendireni kinetik enerji. Maddenin hareket halinde olmasından kaynaklı olarak sahip olduğu bir enerji vardır. Bu da kütlesinin yarısıyla sahip olduğunuz karesine 1/2 mv²areye eşit.

13:52 İşte bir maddeyi durdurmak sahip olduğu kinetik enerjiye denk enerjiyle ona direnç göstermeyi gerektirir. He abi acayip şeyler diyorsun. Evet arkadaşlar acayip şeyler diyoruz. Yani bir madde duruyorsa durur, hareket ediyorsa hareket eder. E abi işte ben bir şeyi ittiriyorum o az sonra duruyor. Arkadaşlar sizin durduğunu iddia ettiğiniz şey sürtünme kuvveti neticesi sebebiyle duruyor. Onu durduran bir kuvvet var. Örneğin uzay boşluğunda bir cisme bir kuvvet uygulasanız o onu durduracak başka bir sürtünme kuvveti yahut ayrı bir kuvvet meydana gelene kadar hareketine devam edecektir. Zira artık kazandığı kinetik enerjiyi siz kuvvet uygulayarak ona bir enerji verdiniz ki onu ondan alacak başka bir

14:38 kuvvet gelmesi lazım. Bizim çevremizde her an maddeler birbirlerine sürtünme uyguladıklarından anında kuvvet zaten vuku bulup maddeleri durdurmaktadır. Ancak velev ki uzay boşluğundayız. Böyle bir sistemde enerjiyi verdin. O enerjiyi artık ondan alacak kuvvetle bu madde münasebete girene kadar hareketine devam edecek. Zira enerjisi sabit. Ha şimdi eylemsizliği öğrendik. Peki abi eylemsizliği anladık da tamam. Enerji maddeye nasıl hareket kabiliyeti veriyor? Nasıl ona bir eylem yaptırabiliyor arkadaşlar? İşte bu Newton'ın temel prensibi yani ivme prensibinden geliyor arkadaşlar. F yani kuvvet = m x a mass multiplied by acceleration yani kütle çarpı ivme.

15:23 Arkadaşlar bakın bu çok ama çok temel bir kanun. Fizikte işin tanımı da bundan geliyor. Sürtünme kuvvetini de buradan tespit. Her şey burada gizli. Temel yasamız kuvvet kütle çarpı ivmeye eşittir. Hım. H yani bir cisme kuvvet uyguladığım zaman o cisme hız vermiyorum. O cisme ivme veriyorum. İvmesine bağlı olarak o hız kazanıyor. Demek ki neymiş? Kuvvet cismi hızlandırıyor yahut yavaşlatıyormuş. Yani ivmelendiriyormuş. Demek ki enerji madde üzerinde kuvvet vasıtasıyla bir etki gösterirken onda ivme yaratarak etki gösteriyor. Yani bir kuvveti stabil bir süre boyunca maddeye uyguladığımız zaman stabil bir surette ivmesine oranla hızlanır yahut yavaşlar. Örneğin

16:10 sürtünmenin olmadığı bir ortamda ben bir cismi itmeye başlarsam kuvveti de sabit olarak cisme uygularsam cisim sabit olarak hızını arttırır. Bakın sabit olarak hareket etmez. Niye? Sabit hareket etmek demek maddenin üzerine uygulanan net kuvvetin sıfır olması demek. Yani eylemsizliğini koruyor demek. Bir cisim 40 metre hızla gidiyorsa ve stabil bir şekilde hızını değiştirmeden 40 m/s hızla gidiyorsa bu cismin üzerine etki eden net kuvvet 0 demektir. Neden? Kuvvet etki ettiği zaman ivme kazandırır. İvme hızında bir değişim yaranması gerekir. Neden? Neden arkadaşlar? Ne dedik? enerji maddeye iş yaptırır. Maddeye kuvvet vasıtasıyla etki eder. Ben kuvvet uyguladıkça enerjiyi maddeye aktarıyorum. Ha,

16:58 enerjinin kaybolmama yasası gereğince bu maddenin kinetik enerjisinin artması lazım. Ben buna ne kadar uzun süre kuvvet uygularsam o kadar uzun süre enerji aktardım demektir. O halde bu maddenin içerisinde bu enerjiyi gözlemleyebilmem lazım. İşte bunu gözlemleyebilmemi sağlayan yapı kinetik enerji. Kinetik enerji ne? 1/2 mv². Bir cismin kütlesi enerjisinden bağımsız bir şey olduğuna göre kütle enerji aktarımıyla artmayacağına göre hızının artması lazım. Demek ki ben kuvvet uyguladıkça sabit bir ivmeyle eğer kuvvetim sabitse cisim hızlanmaya devam edecek. Sürekli olarak benden enerji alacak. Çünkü her an kuvvet uygulayarak ona enerji aktarıyorum. Ancak ve ancak. Bakın arkadaşlar çok önemli bir şey var. Burada bahsettiğimiz F = MA'daki F net

17:46 kuvvet. Yani bakın ben şu anda bir koltukta oturuyorum. Hareket etmiyorum. Yer değiştirmiyorum. He demek ki bana etki eden net kuvvet 0 olmak zorunda. Benim enerjim şu anda değişmiyor. Ama bana şu an kuvvet etki etmiyor mu? Kuvvet etki etmese bu koltuğu nasıl içeriye göçerteceğim? Bu koltuğun üzerinde nasıl böyle sabiti kadim duracağım? Bir şey beni aşağı doğru çekiyor. Benim üzerimde şu an yer çekimi kuvveti var. Ama henüz iş yaptırmıyor. İşte arkadaşlar şu an müthiş bir şey keşfettik. Neyi keşfettik? Potansiyel enerji. Potansiyel enerjinin ilk ve temel görünümü olan yer çekimi potansiyel enerjisi. Benim bir kütle çekim merkezine sahip olduğum uzaklıktan kaynaklı olarak potansiyel olarak sahip

18:32 olduğum bir enerji var. Ve bu enerji nerede gizli? Benim üzerimde sıfır halde duran net kuvvette gizli. Ama peki nasıl gizli? Ne demeye çalışıyorsun arkadaşlar? Bakın şu an her an yer çekimi kuvveti bana iş yaptırmaya çalışıyor. Bana bir enerji vermeye çalışıyor. Bu enerji vermesini engelleyen şey ne? Zemine bastığım için zeminde az sonra 3üncü yasayı göreceğiz. Etki tepki gereği geri beni itiyor ve beni stabilize ediyor. He abi anladım. Demek ki sen bak 3 tane Newton yasasıyla her şeyi anlıyoruz. Peki ne zaman potansiyel enerji iş yapar? Arkadaşlar sür ekli olarak eğer yer çekimini durduracak bir kuvvet olmazsa bu potansiyel enerji iş yaptırmaya başlar. Ha ne demek bu? Bunu durduran kuvvet ne?

19:17 Etki tepki. Az sonra geleceğiz. Zemine bastığımda zeminin oluşturduğu tepki kuvveti yer çekiminin iş yapmasını engelliyor. Yer çekimini engelleyen zeminle irtibatımı kesersem potansiyel enerji iş yapmaya başlar. Yani es kaza birinci kattan aşağı düşecek olsam neden? Zeminle ayrıldım. Zemin ne yapıyordu? Sürekli olarak yerçekimi kuvvetinin iş yapmasını yani bana enerji aktarmasının önüne geçiyordu. Yerçekiminin potansiyeli hep oradaydı ama sürekli olarak onu ben stabilize ediyordum. Bu engel kalktığı anda artık potansiyel enerji iş yapmaya başlar. Ne oldu? Bana ivme kazandırdı. Hemen anında yerçekimi bana ivme verdi. O ivme neticesinde ben hız kazanmaya başladım. Çok ilginç bir şey söyleyeceğim arkadaşlar. Nedir potansiyel enerjinin

20:02 formülü? m gh m kütlem g kütle çekim katsayısı h zemine ama hattı zatında çekim merkezine olan uzaklımdır. Yani aslında beni çeken yer arkadaşlar nedir? Dünyanın merkezidir. Ama ben dünyanın merkezine delip varamadığım için sanki zemin beni çekiyormuş gibi olur. Kaldı ki zemine ulaştığımda zorunlu olarak tepki kuvvetiyle karşılaşacağımdan biz mgh'ı zeminden ölçüyoruz. Oysa zeminde de ben çekildiğime göre demek ki kütle çekim merkezi derinlerde bir yerde. Ama beni ilgilendiren ne arkadaşlar? Şimdi enerjinin korunumundan yola çıkarsak ben mgh'ı kestiğimde yani mgh iş yapmaya başladı potansiyel enerji artık gözlemleyebileceğim enerjiye dönüştü. Dönüşmek zorunda. Demek ki ne

20:50 arkadaşlar? Çok önemli bir şey öğreniyorum. Benim potansiyel enerjim zemine ulaştığım anda sahip olduğum kinetik enerjiye eşittir. Niye? Çünkü arkadaşlar enerji sistemde kaybolmaz. Potansiyel enerjiyi de kinetik enerjiye döndü. Evet. Oraya düştüğüm esnada zorunlu olarak ortadan kaybolacak, hızım kesilecek. O enerji nereye gitti? Ayrı bir mesele. Sistemin içerisinde nasıl dağıldı vesaire. Bunlar sürtünme emdi. Yerin dibine baktığımda sismik dalgalarla enerjiyi yerküreye dağıttıp ama benim kapalı sistemimde yerküreyle ben vuslat edene kadar enerji bana iş yaptırdı. İşte buna biz potansiyel enerji diyoruz. Potansiyel enerji arkadaşlar kuvvetin var olduğu ama başka bir engelleyici kuvvet sebebiyle potansiyelini gerçekleştiremeyen enerji.

21:35 Başka nerede görüyoruz bunu? Yaylarda. Yayları sıkıştırıyorsunuz veya çekiyorsunuz. Yay ne yapıyor? Sizi geri ittiriyor. Yahut kendisini geri çekiyor. Ama siz onu tuttuğunuz müddetçe, sürekli olarak ona kuvvet uyguladığınız müddetçe yapmak istediği işi yapamıyor. Ne zaman ki ben kuvveti çektim potansiyelini anında ortaya çıkarıyor. Ne yapıyor? hemen harekete geçiyor. Mesela eğer bir yayı çektiniz, sürtünmesiz bir ortamda çektiniz, bıraktınız. Yay potansiyelinden dolayı olarak şimdi iş yapmaya başladı. Ne yaptı? Bu tarafa doğru ivmelendi. Ben böyle çekmiştim. Böyle tutuyordum. Şimdi içeriye doğru gitmeye çalışıyor. Ben de buraya doğru çekmeye çalışıyorum. İkimiz dengedeyiz. Yayın bir potansiyel enerjisi var. Bıraktım. Benim artık kuvvetim ortadan kalktı. Şimdi bu potansiyel enerjiyi

22:21 oluşturan kuvvet şimdi yayı içeri doğru götürüyor. Denge noktasına geldiği anda ne olacak? Artık içeri doğru sıkıştırmaya başlayacak. Ne olacak bu sefer? Kuvvet üzerine doğru gelen yayı geri ittirmek isteyecek. Dolayısıyla başlangıçta kinetik enerji kazanacak. Niye? Hızlanarak denge noktasına geri gitmek istiyor. Ama denge noktasına geldiğinde bir hıza sahip olduğuna göre gaipten duramaz. Bu enerji ya bir yere gidecek ya da hareketine devam edecek. Hareketine devam edemeyeceğine göre çünkü maddenin kendini delip geçmesi icap eder. Neyle karşılaşıyoruz? Bu sefer geri sıkışmaya başlıyor. Az önce çekilmişti. Şimdi eşit nispette benim gerdiğim kadar içeri doğru sıkışacak. Ne halde? Sürtünmenin olmadığı halde. Eğer sürtünme yoksa arkadaşlar bu yay sonsuza

23:08 kadar böyle gidip gelir. Enerji bir kinetiğe dönüşür. Bir yay potansiyel enerjisine dönüşür. gitti geldi, gitti geldi, gitti geldi, gitti geldi. Meğer ki ortada bir sürtünme kuvveti olsun. Sürtünme kuvveti olsaydı az sonra termodinamikte göreceğiz. Sürtünme neticesinde havanın yahut suyun hangi ortamdaysa bu yay içinde bulunduğu ortamdaki maddenin iç enerjisini arttıracaktı. Şimdi biz neleri gördük? Yay potansiyel enerjisini gördük. Kinetik enerjiyi gördük. Yer çekimi potansiyel enerjisini gördük. Termodinamikte neyi göreceğiz? İç enerjiyi göreceğiz. He abi bir saniye ya. Acayip şeyler anlattın. Sadece Newton'ın ikinci yasasından bütün enerji tiplerini beraber inceledik. Şimdi gelelim 3üncü yasaya. Az önce aslında bahsettim. Potansiyel enerjiyi anlatırken zorunlu olarak bahsettim.

23:54 Etki, tepki. Arkadaşlar evrende kuvvetler hiçbir zaman bir başlarına var olmazlar. Bunun fiziksel açıklaması belki detaydır, belki komplikedir vesaire vesaire. Ama arkadaşlar çok uzaktan baktığımız zaman çok basit bir açıklaması var. Evren günün sonunda kapalı bir sistemdir. Ne kadar büyük olursa olsun kapalı bir sistemdir ve kapalı sistemde hiçbir şey değişmez. Sistemin dışından gelen bir şey olmadıkça sistemde hiçbir şey değişmez. O halde eğer bir kuvvet meydana geliyorsa mutlaka ne olmak zorunda? Bunun zıttı olarak içte dengeyi sağlayan bir kuvvette de var olmak zorunda. Etki tepkide arkadaşlar bir yerde bir kuvvet varsa o etki kuvvetine eşit büyüklükte bir tepki kuvveti mutlaka vardır. Örneğin ben bu elimdeki mikrofonu

24:41 sıkıyorum. Sıktığım nispette bu da beni geri itiyor. Hem bu parmağım itiyor ayrıca hem de bu parmağım itiyor. Eğer böyle bir şey olmasa ben parmağımda hissetmem. Neden? Neden? Çünkü benim reseptörlerim, uyguladığım kuvveti yani benim cisimde yarattığım etkiyi hissetme kabiliyeti var mı? Ben bu muyum? Değilim. Ben parmağımda bir şey hissettiğime göre bir şeyin benim parmağıma etki ediyor olması lazım. Heh. Bu etki eden şey bu cismin benim parmağıma uyguladığı tepki kuvvetidir. He abi ne anlattım böyle? Kitapta çok güzel bir örnek var. Havuz örneği. Hayatınızdan net olarak görebilirsiniz. Havuza iniyorsunuz. Ayaklarınızı şöyle geriye itiyorsunuz. Havuzun içerisine böyle şey yapmadan önce ittiriyorsunuz. kendinizi bir saniye abi. Kendini ittirmek ne demek ya? Ben duvarı ittirebilirim. Kendimi nasıl ittireceğim? He ben duvarı ittiriyorum.

25:28 Duvar bunun mukabilinde bana tepki kuvveti uyguluyor. Duvar benim ona uyguladığım kuvveti kendi sistemimin içerisine dağıtırken ben kendi sistemim içerisine bunu dağıtacak büyüklükte bir kütleye yahut zeminle yani yerküreyle bir bağlılık münasebetinde bulunmadığım için bu kuvvet bana hemen hareket uyguluyor. Arkadaşlar o duvarı yani havuz duvarını hareket ettirmenizi engelleyen şey ne? Ne? O havuz duvarının yerküreyle yani dünyanın kütlesiyle birleşmiş olması. Siz o esnada duvara kuvvet uyguluyorum derken aslında yerkürenin tamamına kuvvet uyguluyorsunuz. Ha dolayısıyla benim yerkürenin tamamına uyguladığım kuvvet zaten hiçbir şey anlam ifade etmiyor. En fazla ben o enerjiyi dalga olarak

26:13 maddenin içerisine yayıyorum ama o benim küçücük kütlemi alıyor havuzun içerisine doğru ittiriyor. İşte bu kadar basit arkadaşlar. Etki tepki. Biyolojide ne gördük? Homeostasis. Canlının iç dengesini sağlaması. Canlının mutlak bir iç dengesi vardır. Benzer surette evrenin de bir iç dengesi var. Etkin olduğu yerde mutlaka tepki kuvveti karşımıza çıkacak. Arkadaşlar az önce sizlere mekanik fiziğin bütün temelini verdim. Şimdi adım adım baştan alıp madde ve özelliklerinden öz kütleden alıp olayları size izah edeceğim. Detaylı anlatacağım. Ama az önceki anlatım sizlerde zaten inanılmaz bir temel attı. Şu an newtonen fiziğin temel dönüşümlerini, temelde nasıl çalıştığını anladınız. Abi işte not alamadım, şey yapamadım, not al diye anlatmadım bu kısımları. Burası not alman için değil.

27:00 Burası işin mantığını yakalaman. Fiziğin nasıl her an bizim içinde bulunduğumuz yaşamı, hayat fonksiyonlarımızı dikte ettiğini, fizik kanunlarının nasıl bizim varoluşumuzu hem mümkün hem de eylemlerimizin o şekilde gerçekleşmesini zorunlu kıldığını anlamanız için anlattım. Şimdi sizlerle PDF'in başından bu bilgiler ışığında bu mantığı kaybetmeden bütün konuları bitireceğiz. Evet arkadaşlar sizlerle bu şekilde fiziğin en temel görünümü, enerji ve madde arasındaki münasebetin en aşikar gözlemlenebildiği alanı newtonen fiziği, diğer adıyla mekaniği temel dinamikleriyle birlikte inceledik. Şimdi buradan gelen TYT'de ü tane temel soru var. 1inci, 2inci ve 3üncü sorular. Her

27:47 zaman fiziğin bu alttan olan mekaniğin farklı konularından geliyor. Birinci soru madde ve özellikleri yani öz kütle yahut adezzyon kohezyon kısmından geliyor. İkinci soru mutlaka ve mutlaka kuvvet ve hareketten geliyor. 3üncü soru basınç, sıvıların kaldırma kuvveti ve iş güç enerjiden geliyor. Şimdi sizlerle zaten işin mantığını anladık. Bu dönüşümlerin birbirini nasıl gerçekleştirildiğini ortaya koyduk ama adım adım soruların üzerinden geçeceğiz arkadaşlar. Birinci soru madde ve özelliklerinden geliyor. Ve burada maddenin tabiatında bulunan iki tane kuvvetle ilgileniyoruz. Abi maddenin tabiatı kimya değil miydi? Evet çok doğru. Maddenin tanecikli yapısından kaynaklanan tanecik ortamında gözlemlediğim bütün özellikleri aslında kimya tarafından inceleniyor. Ama fizik ve kimyanın birbirlerine çok yakın

28:34 dokundukları tabii ki alanlar var. Madde ve özelliklerinin fizikte incelenen kısmı maddesel yani maddenin tanecikli yapısından kaynaklanan ancak bizim mekanik anlamda gözlemleyebildiğimiz kuvvetlerinden dolayı incelediğimiz kısımları. Şimdi çok temel bir mesele var. Maddenin fiziksel tanımı nedir? Madde fiziksel olarak boşlukta yer kaplayan belirli bir miktara sahip var olan şeylerdir. Arkadaşlar iki tane temel özelliği varmış. Neymiş bunlar? Boşlukta bir yer kaplama ve belirli bir miktardan oluşma. He iki tane özelliğimizin iki tane temel adı var ve çok iyi biliyorsunuz. Maddenin boşlukta kapladığı yere hacim, sahip olduğu madde miktarına ise kütle denir. Arkadaşlar bütün maddelerin bir kütlesi ve hacmi vardır. Ancak maddelerin birbirinden

29:20 farklı belirli birim hacimde sahip oldukları bir madde miktarı vardır. Arkadaşlar maddeleri ayırt etmemize yarayan bir maddenin birim hacmindeki sahip olduğum miktarı bize veren değişkene öz kütle adı verilir. Öz kütle bir maddenin belirli bir hacminde bulunan madde miktarını ortaya koyar. Abi öz kütle maddenin sahip olduğu bir özellik. Dolayısıyla aslında kimyanın konusu olması lazım. Heh. Fizikte hangi anlamda inceliyoruz? Öz kütleye bağlı olarak yer çekimi kuvvetinin oluşturduğu maddelerin birbirinin içerisine yüzme durumu. He abi tamam şimdi anladım. Hangi sorular? İşte bir balon yaptım. Balonun içerisine bir gaz doldurdum. Evet. O içerisinde bulunduğu atmosferde uçar mı? Uçmak ne demek? Bir maddenin başka bir gaz içerisinde havalanması

30:07 onda yüzmesi demek. Yahut iki tane farklı sıvının birinin üstte birinin altta kalması o maddelerin birbiri içerisinde yüzme durumunu bana veriyor. Peki hangi madde üstte olacak? Hangi madde altta olacak? İşte bu tamamen öz kütleye bağlı arkadaşlar. Evrende maddelerin tamamı içerisinde bulundukları sistemin kütle çekim merkezine nazaran öz kütlelerine göre sıralanırlar. öz kütlesi daha fazla olan, yoğunluğu daha yüksek olan kütle çekim merkezine daha yakın olmak ister. Bu anında gerçekleşmez ama eğilim bu yöndedir. Neden? Çok basit bir sebebi var arkadaşlar. Zira ne öğrendik? Enerji iş yaptırmak istiyor. Enerji maddenin konumunu değiştirmek, onu hareket ettirmek istiyor. Sistemde eğer henüz ortaya çıkarılmamış bir enerji varsa,

30:52 yeterince zaman verirseniz mutlaka sistemin ayarıyla oynar. Peki ne demeye çalışıyorum arkadaşlar? Yoğun olan madde daha yukarıda olursa potansiyel enerjisi ona iş yaptırmak ister. Eğer altında daha az yoğun bir madde varsa aşağı doğru batar. Alttaki az yoğun maddeyi yukarı çıkarır. Oradaki potansiyel enerji ne olur? Yer çekimi merkezine yaklaşarak azalır ve daha stabil bir konuma gelir. Ta ki nereye kadar? Bütün maddeler öz kütlelerine göre sıralanana kadar. öz kütlelerine göre sıralandıklarında artık sistem kararlı hale gelmiş olur. Dolayısıyla ortada iş yaptırmayı bekleyen bir potansiyel enerji kalmamış olur. Ancak arkadaşlar bu ideal sistemde böyledir. Yani bir eğilimden bahsediyoruz. İçinde bulunduğumuz şu dünyada bunun eğilimini görebiliriz. Örnek vermek gerekirse yerküre nedir? Katıdır. Çok ağır

31:40 metallerden oluşur. Dolayısıyla dünyanın merkezi demir ve nikel gibi ağır metallerden meydana geliyor. Üzerinde ne var? Manto var, bilmem ne var ama ne var? Denizler ve okyanuslar var. Su var. Onun üstünde ne var? Atmosfer var. Gazlar var. Neden bu şekildeler? Neden merkezde gazlar yok da etrafında katılar kapatmıyor? Çünkü kütle çekim merkezine doğru iş yapacak potansiyel enerji varsa yeterince sürede bu işi yapar. Bu kadar basit arkadaşlar. Gördüğünüz gibi neden böyle anlatıyorum? Zira bütün yaptığımız çalışmalar madde ve enerjinin münasebeti. İşte bunu anlayın diye. Şimdi gelelim soruları nasıl çözeceğinize arkadaşlar. Maddelerin birbiri içerisinde yüzme durumu neymiş? Öz kütlelerinin sıralı olmasına bağlıymış. Burada ÖSYM ısrarla bir şey soruyor. Karışımların öz kütlesi yani saf maddelerin öz kütlesinin nasıl

32:26 olacağını anladık. Tamam. Öz kütlesi fazla olan aşağı, öz kütlesi az olan yukarı. Ha. Peki karışımların öz kütlesi arkadaşlar. Karışımların öz kütlesi onları meydana getiren maddelerin öz kütlelerinin arasında bir yerdedir. Tam ortasında değildir. Arasında bir yerdedir. Hangisinden ne miktarda aldığıma göre bu değişiklik gösterir. Hangisinden daha fazla alırsam öz kütle 10a daha yakın olur. Ancak hiçbir zaman bir karışımın öz kütlesi onu meydana getiren maddelerin öz kütlesinden birine eşit olamaz. Bunun örneğini şimdi size çok güzel anlatacağım. Bir balon hayal edelim. Plastik bir balon. Bu plastik balonu elinizde tutunuz, yere attınız, anında yere düştü. Bu neyi gösterir? Plastiğin, balonu oluşturan plastiğin atmosferdeki havadan daha yoğun bir öz

33:12 kütleye sahip olduğunu gösterir. Ancak balonu havayla doldurdunuz, şişirdiniz, şişirdiniz şişirdiniz şişirdiniz vurdunuz, havalandı. Daha yavaş düştü. Daha yavaş efendime söyleyeyim şey gerçekleşti. Ama yine düştü. Neden? Çünkü içerisini ne kadar havayla doldurursanız doldurun sonuçta dışarıdaki havayla aynı havayı balon içerisine doldurduğunuz müddetçe burada plastikten kaynaklı olan öz kütle hava ne kadar fazla olursa olsun ne kadar fazlasını havadan alırsam alayım havanın öz kütlesinden biraz daha fazla bir karışım öz kütlesi oluşturacak. O halde zorunlu olarak o balon o hava ortamının içerisine batacaktır. Niye? öz kütlesi zorunlu olarak 1 gram/ mil bile olsa, o kadarcık bir farkla bile olsa o enerji o

34:00 işi yaptırıp o karışımı batıracak. Arkadaşlar karışımların, maddelerin öz kütlesini değiştirmesini biz hayatımızın her gününde görüyoruz arkadaşlar. Bütün gemiler bu şekilde yüzüyor. Çelik konstrüksiyon bir yapı. Nasıl olur da denizde, suda yüzebilir? Yani suyun en az 78 katı öz kütleye sahip bir çelik nasıl suyun üzerinde kalabilir? Ha işte burada bakın karışım tanımının bile ne kadar flü olduğunu görüyoruz arkadaşlar. Gemiler içerilerindeki odalarda, içerilerindeki kargo bölümlerinde hava barındırıyor. Hava barındırmalarına bağlı olarak havayla beraber öz kütlelerini beraber hesaplıyoruz. O hacimlerin içerisinde hava öz kütlesi çeliğin öz kütlesini o kadar düşürüyor ki karışım olarak baktığımız zaman o geminin öz kütlesi suyun öz kütlesinden

34:47 az. Eğer aksi bir şey olursa, gemi delinip su almaya başlarsa ne oluyor? Sistemden havayı çıkarıyorum. Yerine çok daha yoğun olan su giriyor. Ne oluyor arkadaşlar? Karışımın öz kütlesi bir noktada artık içerisinde bulunduğu sıvının öz kütlesinden daha fazla hale geliyor ve gemi batıyor. Arkadaşlar denizaltıları da böyle çalışıyor biliyor musunuz? Deniz altıları arkadan gaza basarak suyun yüzeyine çıkmıyorlar. Yahut suyun yüzeyinden gaza basıp derine inmiyorlar. Ne yapıyorlar biliyor musunuz? İçerilerinde sıkıştırılmış gaz odaları var. Sıkıştırılmış gaz yoğun bir şekilde burada. O sıkıştırılmadan oluşan boşluğa sıvı alıyorlar. Dolayısıyla denizaltının öz kütlesi hesaplandığı zaman denizden içerisinde yüzdüğü sudan daha ağır hale getirip denizaltıyı batırıyorlar. Olmak istedikleri irtifaya

35:33 geldiklerinde de ne yapıyorlar? Birazcık gazı genişletiyorlar. Öz kütlesini azaltıyorlar. Suyun bir kısmını dışarı atıyorlar. Ne oluyor? Denizaltının öz kütlesi denize eşit oluyor. Orada istediği rotayı tatbik edip gidiyor. Ha dışarı çıkmak istediğinde ne yapıyor? İçerisine aldığı suyu komple dışarı atıyor. Gazın kapladığı hacmi artırarak gazın öz kütlesini aşağı alıyor. Dolayısıyla denizaltının genel öz kütlesi azalıyor. Azaldığı için artık deniz onu yüzeye doğru taşıyor. Kaldırma kuvvetiyle yukarı gönderiyor. Arkadaşlar işte bu kadar basit. Şimdi sorularda karşınıza gelen şeyleri nasıl yapacağınızı bu mantıkla anlayacaksınız. Karışımların öz kütlesi zorunlu olarak onu meydana getiren maddelerin öz kütlesinin arasında bir yerdedir. Asla bunlardan birine eşit olamaz. Daha az yoğun olanlar daha yoğun olanların

36:18 üzerinde yüzer ve kütlenin hacmi oranına öz kütle denir. Bu üç bilgiyi unutmazsanız öz kütlede yapamayacağınız soru yok. Madde ve özellikleri kapsamında ikinci olarak sordukları mesele adezyon ve kohezyon kuvveti. Bunlara dair bir hesaplama yaptırmıyorlar. Bunların ne olduğunu anlamanızı istiyorlar. At herere ko harere arkadaşlar. İki tane aynı fiilin farklı bağlaçlarla oluşması isimleri buradan geliyor. Ahesyon bir şeye karşı bir şeye doğru yönelme hal ekidir. Latincede at. Adezyon ne? Bir şeye tutunma, bir şeye yapışma. Ahezyon neymiş? Bir maddenin başka bir maddeye tutunmasını sağlayan kuvvete biz adezzyon diyormuşuz. Arkadaşlar bu kimyada gördüğümüz kimyasal türler arası etkileşimden kaynaklanıyor. Kimyasal türler arası etkileşimde ne görmüştük?

37:05 farklı tanecikler birbirleriyle belirli etkileşimlerde bulunuyorlar. Birbirlerini çekiyorlar. He bu çekimden kaynaklı olarak biz adhezyon adını verdiğimiz bir kuvvet gözlemliyoruz. Arkadaşlar adhezyonun temel özelliği nedir? Farklı tür maddeler arasında oluşan çekim kuvvetidir. Örnek vermek gerekirse duvara işte su atıyorsunuz. Attığınız suyun duvara tutunmasını sağlayan şey. Yerçekimi onu çekerken aşağı doğru indirmek isterken onun orada kalmasını sağlayan şey adhezyon kuvveti. Peki kohezyon ne? Kohezyonadaki ko birliktelik bağlacı. Birlikte olma. Maddenin kendi cinsini birlikte tutmasını sağlayan kuvvete de kohezyon diyoruz arkadaşlar. Kohezyonu biz en çok nede görüyoruz? Suda görüyoruz. Niye?

37:52 H2O. Ne demiştik? Kimyasal türler arası etkileşimlerde? Hidrojen bağı en güçlü zayıf etkileşimdir. O kadar güçlüdür ki biz suda kohezyonu çok net görürüz. Neden? Hidrojen kendi içerisindeki su partiküllerinin oksijenleriyle münasebete girer ve kohezyon kuvvetini tespit etmiş oluruz. Arkadaşlar adhezyon ve kohezyon budur. Bir de yüzey gerilimi var. Yüzey gerilimi nasıl oluşuyor biliyor musunuz? Şimdi kohezyon sayısız tanecik var. Tamam mı? Sayısız tanecik her taraftan birbirini çekiyor. Bu her taraftan çekme durumu öyle bir simetri yaratıyor ki madde akışkanlık içerisinde sürekli olarak her taraftan eşit bir şekilde çekiliyor. İnanılmaz bir akışkanlık sağlıyor. Ama yüzeye geldiğimiz zaman bu en üstteki tanecikleri yukarıdan çeken bir ne yok?

38:38 Kuvvet yok. Niye? Yukarıda artık bitti. Kendi taneciğinden başka kalmadı. Kohezyon artık sona erdi. Ha. Aşağıdan çeken kohezyon sistemi yukarıda geliyor işte. Yüzey gerilimi de bu kadar basit arkadaşlar. Adezon ve kohezyondan gelen sorular işte maddenin damla biçiminde durması. Neden damla biçiminde duruyor? Neden dağılıp gitmiyor? Çünkü kohezyon kuvvetiyle birbirlerine tutunuyorlar. Neden yüzeye yapışıyor? Adhezyon kuvvetiyle başka maddeye münasebet gösteriyor. Yüzey gerilimine kohezyon kuvvetinden kaynaklı maddenin yüzeyinde gözlemlediğimiz özel bir fenomen. Bu kadar basit. Madde ve özellikleri bu kadar arkadaşlar. Şimdi geldik kuvvet ve harekete arkadaşlar. Kuvvet ve harekette zaten ilk öğrenmemiz gereken şey neydi? Newton'ın üç temel yasasıydı. Bunları

39:24 zaten az önce öğrendik. Neydi bunlar? 1. Eylemsizlik, 2. ivme, 3. Etki tepki. Üç tane prensibimiz var. Eylemsizlik neydi? Madde kendi içerisinde yani enerji olmaksızın madde içerisinde bulunduğu durumu değiştiremez. Madde eylemsiz kalmak ister. Eğer duruyorsa durmak ister. hareket halindeyse aynı hareketine devam etmek ister. İsterden kastımız şu: Maddenin içerisinde böyle bir kudret yoktur. Kudret enerjide gizlidir. Dolayısıyla madde eylemsizdir. İçerisinde bulunduğu duruma dair herhangi bir iradesi yoktur. Ancak bir kuvvet ortaya çıkacak. Kuvvet neydi? Enerjinin madde üzerindeki tezahürüydü. He. Eğer maddeye bir kuvvet etki etmiyorsa net anlamda aynı anda her

40:11 taraftan itersiniz. Bütün kuvvetler birbirine zıtlaşır, yok eder. Madde durur. Net kuvvet. Ortada bir net kuvvet yoksa madde aynen hangi haldeyse onu yapmaya devam eder. İkinci prensibimiz ne? Eğer bir net kuvvet varsa bu net kuvvet maddeyi ivmelendirir. Maddeye hareket yaptırır değil. Maddeyi ivmelendirir. Neden ivmelendirir? Bunu beraber zaten gördük. Çünkü kuvvet uygulamak demek enerjiyi maddeye aktarmak demek. Enerjiyi nasıl göreceğim? mutlak surette bir şekilde görmem lazım. Mekanik anlamda en temel görünümü ne? Maddenin hız kazanması, kinetik enerjisinin artması. İvme ile bu benim karşıma çıkıyor. Ben ne kadar kuvvet uygularsam, ne kadar uzun süre kuvvet uygularsam o kadar fazla enerjiyi ona vereceğim. O kadar da ivmelendireceğim. F = m x a. Bu kadar

40:59 temel bir mantık. Bütün newtonen fiziğin, bütün şu ana kadar gördüğünüz mekaniğe ilişkin açıklamaların merkezinde işte bu yasa duruyor. F = ma ivmemiz nedir arkadaşlar? Net kuvvet sabitse ivme sabittir. Hız sürekli olarak ivme nispetinde değişir arkadaşlar. İvme demek maddenin hareketine eksi yönlü de olabilir. Yani ben 20 m/s hızla ilerlemekte olan bir cisme hareketinin zıt yönünde kuvvet uygulamaya başlayıp öyle bir kuvvet uyguladım ki 3 m/s ivmeye denk geliyor. Zıt yönde olduğu için bunu ben önce 1 saniye sonra 17 ms hıza çevireceğim. 14 ms hıza çevireceğim. Geleceğim, geleceğim. 2 metre saniye hıza çevireceğim. He bu noktada artık ivmem her zaman aynı yönde. Aynı tarafa doğru

41:46 hızlandırmak istiyorum. Ama başlangıçta onun yapmış olduğu hareketi sıfırlayıp ondan sonra istediğim yöne doğru ittiriyorum. Bu kadar basit. Mesela arkadaşlar kitapta var. 2021 TYT'de gelen soru arkadaşlar. Bütün cevap nerede gizli? Cisim hangi cisim olursa olsun sabit hızla hareket ediyorsa sürtünmenin olmadığı ortamı varsayıyoruz. sabit hızla hareket ediyorsa net kuvvet uygulanmıyor demektir. Neden? Az önce bütün şeyde bunu konuştuk. Çünkü kuvvet uygulanıyorsa ivme vardır. İvme varsa mutlaka ve mutlaka cismin hızı değişir. Ha sabit hızlı hareket eden cisim ne yapıyor olursa olsun efendime söyleyeyim üzerine uygulanan net kuvvet 0'dır. Ama bir cismin hızı bir yerden bir yere alınıyorsa 0'dan 100'e çıkıyorsa mutlaka ve mutlaka buna etki eden net bir kuvvet

42:32 vardır. Net kuvvet nedir? Kuvvet vektöreldir. Yani iki boyutlu bir kartezyen sistemde belirli doğrultda gerçekleşir. Eğer iki tane zıt yönlü kuvvet karşı karşıya geldiyse bunlardan biri diğerini galebe çalar, yener ve cisme arzu ettiği işi yaptırmaya başlar. Ha diyelim ki ben buradan 15 N kuvvet uyguladım. Buradan da 10 N kuvvetle ikimiz de maddeyi zıt yönlerde ittirmek, ona hareket kazandırmak istiyoruz. Kim kazandı? 15 N kazandı. Peki 10 N'ı oyunun dışına almadık. 15 - 10 5 N'lık net kuvvetle sistemi hareket edecek. Bu kadar basit. Şimdi geldik sürtünme kuvvetine. Arkadaşlar sürtünme kuvveti acayip bir mesele. Şimdi suyun

43:17 sürtünmesi var, gazların sürtünmesi var, katıların sürtünmesi var. Ne bu sürtünme kuvveti? Arkadaşlar biz içerisinde bulunduğumuz sistemlerde hareket ederken aslında başka maddeler yani boşlukta hareket etmediğimize göre başka maddelerin yerine geçiyoruz. Başka maddelerin yerine geçtiğimiz için o maddeleri oradan fırlatıp atmamızı sağlayacak bir şeye ihtiyacımız var. Ha onlar eylemsizlik içerisinde. Eylemsizlik içerisinde oldukları için onları o eylemsizlikten çıkarıp onların yerine geçebilmemiz için onlara bir enerji vermemiz lazım. İşte bu enerji bizim karşımıza sürtünme kuvveti olarak çıkıyor. Ben bir yerden başka bir yere giderken içerisinde bulunduğum hava sistemini bütün havanın yerini değiştiriyorum. Niye? Şu an buradayım.

44:03 Benim olduğum bu yerde hava yok. Ama adım attığımda şöyle ileri geri geldiğimde bile havanın yerini sürekli olarak değiştiriyorum. Sabit durmakta olan hava, eylemsiz olarak durmakta olan hava burada hareket edebilmek için, benim önümden çekilebilmek için bir enerjiye ihtiyacı var. Onu da benden çalıyor. İşte sürtünme kuvvetinin mantığı bu. Sudaki sürtünme kuvvetinin mantığı da bu. Gazdaki sürtünme kuvvetinin mantığı da bu. Katılarda biraz farklı abi. Katılarda üzerine basıyoruz, geçiyoruz. Arkadaşlar burada da mantık şu. Zayıf etkileşimler diyoruz ya. Ayağınızı bastığınız yerde ayağınızla ayağınızdaki cisimle artık her neyse zemin arasında kimyasal bir etkileşim oluşuyor. O bildiğiniz kimyadaki kimyasal türler arası etkileşimler. Bu etkileşimden kaynaklı olarak aranızda bir bağ kuruluyor. Anlık bir bağ kuruluyor. Bu bağ sebebiyle

44:50 sizin onun eylemsizliğini de sonlandırıp onu kırıp geçmeniz gerekiyor. İşte yerdeki sürtünme kuvvetin de mantığı bu. Demek ki sürtünme kuvveti neymiş arkadaşlar? Neymiş? Eylemsizlikten kaynaklanan bir kuvvetmiş. O halde sürtünme kuvveti bir enerjiye sahip midir? Hayır. Mutlaka ve mutlaka enerjiyi ortaya koyan hareket halindeki yahut harekete geçmek arzusundaki cisme mukavemet gösterir. Ona engel teşkil eder. Hiçbir zaman harekete sebebiyet veremez. Zira adıyla müsemma eylemsizlikten kaynaklanıyor. Bunu hiçbir zaman unutmayacaksınız. Ne demek bu? İnanılmaz hızlı bir cisim düşünün. İnanılmaz büyük bir güçle ittirdiğimi düşünün. Ben onun üzerinden kuvvetimi çektiğim anda sürtünme kuvveti bunu adım adım yavaşlatmaya başlar. Aynen F =

45:36 MA'daki formüle uygun olarak. Ama madde durduğu anda sürtünme kuvvetini oluşturan prensip eylemsizlik olduğu için kuvvet de ortadan kalkar. Kuvvet ortadan kalktığı için de ivme de ortadan kalkar. Cisim durur ve eylemsiz sistemde eylemsizliğine devam eder. Şunu hiçbir zaman unutmayacaksınız. Sürtünme kuvveti her zaman harekete zıt yönlüdür. her zaman hareketi sona erdirmeye meyillidir. Zira sürekli olarak sistemden enerji çeker. Sürekli olarak enerji çektiği için kinetik enerjiyi yavaş yavaş tüketmesi lazım. Kütleyi yok edemeyeceğine göre neydi? 1/2 mv² kütleden bir şey çekemeyeceğine göre zorunlu olarak hızıdan çekecek. Sürtünme kuvvetinin mantığı işte bu enerjiyle olan münasebetinde gizli. Bu sebeple sürtünme kuvveti her zaman ve her zaman

46:23 harekete zıt yönledir. Bakın harekete zıt yönlü olması demek cismin üzerine uygulanan kuvvetlerin tamamıyla zıt yönlü olduğu anlamına gelmez. Her zamanla her zaman harekete zıt yönlüdür. Bunu hiçbir zaman unutmayacaksınız. Bunu cebimize koyduk mu? Koyduk. Şimdi statik sürtünme kuvveti diye bir şey var arkadaşlar. Statik sürtünme kuvveti ve dinamik sürtünme kuvveti. Statik sürtünme kuvveti bir cismin harekete geçmesini engellemeye çalışan, harekete başlamasını engellemeye çalışan sürtünme kuvvetine verdiğimiz isimdir. Her zaman ve her zaman dinamik sürtünme kuvvetinden daha büyüktür. Bunun mantığı çok derin bir mesele. Bunu şey yapmamıza gerek yok. Ama bunu kendi hayatımızdan görmüşsünüzdür. Bir buzdolabını ittirdiğinizi düşünün. Onu harekete geçirene kadar zorlanırsınız. Harekete geçtikten sonra artık daha kolaydır. Niye? Çünkü size engel olmaya çalışan

47:10 harekete geçene kadar statik sürtünme kuvvetidir. Hareket başladıktan sonra nedir? Dinamik sürtünme kuvvetidir ve daha azdır. Bunu da cebimize koyduk mu? Koyduk. Bir sonraki öğreneceğimiz şey ne? Başından beri etrafında döndüğümüz konuya geldik. Hareket arkadaşlar. Hareket bir maddenin evrende konumunu değiştirmesine verdiğimiz isim. Maddeler aslında sürekli olarak hareket halinde ama hareketin tanımında dört tane temel unsur var. Şimdi bu dört temel unsuru ben zaten kitapta çok güzel bir örnekte açıkladım ama hızlıca elden geçirelim. Neymiş bu dört temel unsur? Ortada öncelikli bir madde bulunmalıdır. Bu madde belirli bir zaman aralığında belirli bir referans noktasına göre bir yer değişikliği gerçekleştirmiş olması lazım. Şimdi burada referans noktası en önemli mesele. Neden? Çünkü ben şu an

47:57 halihazırda oturuyorum. Oturduğum yerde benim bir hareket ettiğimi düşünmek abesle iştiggalmiş gibi dursa da aslında biz ne yapıyoruz? Şu anda dünyanın kendi ekseni etrafında sebebiyle ne yapıyoruz? Hareket ediyoruz. Aynı şekilde dünyanın güneş etrafında sebebiyle yörüngede yer değiştiriyoruz. Ha demek ki aslında olay referans noktasına bağlı. Dünyanın dönmesinin esnasında ben nereye göre hareket yapmadım? Dünyaya nazaran bir hareket yapmadım. Niye? Çünkü dünyayile beraber dönüyorum. Referans noktasını dünya alırsam hareket etmedim demektir. Ancak evrenin geri kalanında başka bir nokta seçersem, dünya dışında bir nokta seçersem dünyanın hareket ettiğini, onunla beraber benim de bir hareket gerçekleştirdiğimi çok kolay bir şekilde

48:43 tespit edebiliriz. Aynı şekilde dünyanın yörüngesi etrafında her an gerçek düşüyor. Biz her an güneş etrafında hareket gerçekleştiriyoruz ama dünyanın içerisinde olduğumuz için bunu fark etme bile fark etmiyoruz. İşte referans noktası budur. Bu kadar da basit bir mesele arkadaşlar. Hareket belirli bir referans noktasına göre bir maddenin yerini değiştirmesidir. Peki abi hareketin ne olduğunu anladık. Kimse bunun tanımını sormuyor. Bize sorularda ne geliyor? Harekete bağlı üç tane temel tanımımız var. Bir, yer değiştirme. Bir cismin, maddenin hareketini sona erdirdiğinde başlangıç noktasına olan uzaklığına yer değiştirme denir. Bunu cebinize koydunuz mu? Koydunuz. 2. Hız, maddenin hareketi neticesinde yer

49:29 değiştirmesinin zamana bölünmesine hız adı verilir. Yani birim zamanda gerçekleşen yer değiştirmeye ben hız adı veriyormuşum. Eğer bir cismi incelediğim zaman yer değiştirme gözlemleyemiyorsam hızım 0 demektir. Neden? Zira tanım itibariyle hız yer değiştirmeye bağlıdır. Bunu sormaya bayılıyorlar. Yani artık ÖSYM bunu bilmeden geleni ben üniversiteye almak istemiyorum demenin bu kadar açık bir deklarasyonu yani arkadaşlar hızın tanımı bu. Yer değişimi yoksa ne yok? Hız da yok. Yani soru da geldi zaten biliyorsunuz TYT'de bir adam evinden çıktı gezdi, dolaştı akşam evine geldi. Bu hareketin de hızı ne? Sıfır. Yine başladığım noktaya döndüğüm için

50:15 sıfır. Ama diyelim ki Haydar fırına gitti. fırından geri evine geldi. Geri evime geldiğim anda hızıma bakarsan yer değiştirmem 0dır. Ama fırında gittiğim esnada hızımı ölçersek hızım nedir? Belirli bir büyüklüktür. Vektörel bir büyüklüktür. Vektörel büyüklük dememizin sebebi ne? Hız arkadaşlar yön belirtir. Yani belirli bir yönde gerçekleşir. Yer değiştirmede hız ve her zaman gidilen yerin başlangıç noktasına nazaran istikametini verir. Aynı mantıkla benim hareketimi ikiye böldük. Ben fırına giderken bir hızım var mı? Var. Geri dönerken bir hızım var mı? Fırından eve dönerken var. Ancak bunlar vektörel olarak birbirinin tam olarak zıttı. Dolayısıyla bunları topladığımda bu

51:02 hareketi bir bütün olarak incelediğimde hız 0 geliyor. Dolayısıyla ne öğrenmiş oldum? Eğer bir hareket neticesinde ortaya bir yer değiştirme çıkmadıysa hız 0dır. Bunun belirli bölümlerinde benim hız var demem hiçbir şey ifade etmez. Hareketin tamamını incelediğimde hız 0dır. Sürat nedir? Sürat arkadaşlar bakın sürat skaler bir büyüklüktür. Yani yön yahut yer değiştirme ile ilgilenmez. Neyle ilgilenir? Kat edilen yolla ilgilenir. Örnek vermek gerekirse diyelim ki 200 metrelik fırın ve ev arasındaki yolu iki defa gittim geldim 400 met 5 dakikada gerçekleştirdim. Dakika bazında yazılmaz ama dakika bazında yazalım. 80 m/ 1 dakika benim süratimdir. Hızım nedir? 0. Neden? Çünkü

51:48 vektörel olarak yer değiştirme gerçekleştirmedim. Dolayısıyla hız diye bir şey yok. Ama sürat katedilen yol. Yolu kat ettim mi etmedim mi? Konu bundan ibaret. Ettim. Ne kadar yol kat ettim? 400 m. Ne kadar sürede kat ettim? 5 dakika. Dakika başında 80. Saniye bazında yazalım. 8/6. 8/6 m/ neymiş? Saniye süratim varmış arkadaşlar. Hız sürat farkı bu. Bu kadar da basit arkadaşlar. Kuvvet hareket bu kadar kolay. Buradan soru kaçırmamanız inanılmaz önemli. Ya şu anda TYT fiziğin ilk iki sorusunu cebimize aldık. Çok basit yani. Hakikaten hiçbir iş yok. Hiçbir numara yok. Şu ana kadar geldiyseniz iki soruyu cebimize aldık. Bundan sonra daha da kolaylaşacak. Abi elektrik bilmem ne geliyor. En zor kısımları geçtik. Enerji ve madde arasındaki münasebet nedir? Bunu anlamlandırabilmek var ya bu işin en zor

52:36 kısmıydı. Bak patır patır netleri toplaya toplaya gidiyoruz. Geldik 3ün soruya. 3üncü soru ne? 3ün soru basınç, sıvıların kaldırma kuvveti, iş güç enerji. Arkadaşlar bakın birinci soru neydi? İki tane fizik biliminden gelmiş. Standart gösterimden, sistem enternasyonalden gelmiş. Onun tablosunu koydum. Madde ve özelliklerinden gelmiş. Madde özelliklerinde üç defa öz kütleden, iki defa neyden? Adezyon, kohezyondan. Tamam. Çok güzel. Bunlar bölünmüş cepte. 2inci soru. %100 kuvvet hareket. Her sene kuvvet hareketten geliyor. Onun da nasıl yapacağımızı anladık. Bütün şeylerini öğrendik. Onu da cebe koy. Şimdi geldik 3. soruya. 3ünc soru bütün TYTF içerisinde en fazla konunun sıkıştırıldığı soru ama üç konu da birbirinden kolay. Ne bu üç konu dedik? Basınç, sıvıların kaldırma

53:22 kuvveti, iç güç enerji. Arkadaşlar sıvıların kaldırma kuvveti aslında zaten basıncın bir görünümü. Şimdi basınç nedir arkadaşlar? Kuvvet neydi? Vektörel, iki boyutlu olarak incelediğimiz bir mesele. Ama evren iki boyutlu değil. Kuvvetin üç boyutlu evrende karşımıza çıkan şekline biz basınç diyoruz. Nedir? Bir yüzeye, alana etki eden toplam kuvvetin o alana bölünmesine basınç denir. Şimdi arkadaşlar biz ne öğrenmiştik? PDF'te çok güzel bir örnek var. Ne öğrenmiştik? Etki, tepki. Etki eden bir kuvvet varsa muhakkak tepki veren kuvvet olacak. Dolayısıyla her zaman kuvvetler birbirine eşit. Orada ne örneği var? Tüfek örneği var. Ateş ediyorsun, mermi gidiyor, adamı deliyor. Ama bir saniye. Öyle bir kuvvet gidiyorsa aynı kuvvet tepki vermesi lazım. E silahlar bu

54:08 yüzden tepiyor arkadaşlar. E ben niye delinmedim? Heh işte basınç burada ortaya çıkıyor arkadaşlar. Kuvvet her zaman etki tepki prensibi gereğince birbirine denk şekilde ortaya çıkmak zorunda. Ama basınç bu kuvvetin etki ettiği alana bağlı. Katıların basıncı nedir? Net kuvvet bölü uygulanan alan. Ha, tüfekte ne var arkadaşlar? Tüfeği buranıza yasladınız. Orada artık tüfeğin arkasındaki o geniş alanda siz tepme kuvvetini hissedeceksiniz. Merminin ucu niye sivri arkadaşlar? neredeyse noktaya varacak şekilde alanı düşürtüyorum ki basınç yükselsin. Basınç yükseltsin ki kuvvet çok ufak bir alanda etki edip enerjiyi çok ufak bir alanda gerçekleştireyim. Aslında aynı kuvvet ama ortaya çıkardığı etki bambaşka. Niye? Benim bütün omzum o koca kuvveti

54:56 aldı, absorbe etti. Ne oldu? Biraz morarmış. En fazla olabilir ama orada çok ufak bir alan etkilendi. Ama o etkilenen alan paramparça oldu. He işte basınçla kuvvet arasındaki fark buymuş. Tamam bunu anladık. Yani kuvvet bölü alan ama arkadaşlar ama şimdi ne inceleyeceğiz? Katıların, sıvıların ve gazların basıncını inceleyeceğiz. Şimdi arkadaşlar, maddenin bu üç farklı hali çok farklı şekillerde içerisinde bulundukları ortama, içerisinde bulundukları cisimlere yahut üzerinde durdukları yerlere farklı surette ne uyguluyorlar? Basınç uyguluyorlar. Şimdi nasıl oluyor da her birinde farklı bir formülle basınç hesaplıyoruz? Hadi beraber inceleyelim arkadaşlar. Katılar üzerlerine etki eden kuvveti ancak

55:42 kuvvet doğrultusunda iletirler. Neden? Zira akışkanlıktan yoksundurlar. He akışkanlıkları olmadığı için ancak kuvveti aynı doğrultuda yansıtırlar. Örnek vermek gerekirse bir cisim düşünelim. Bu kendisine etki eden bir kuvveti ancak ve ancak o kuvvetin etki ettiği yüzeyinin değdiği alana nispetle yani alana oranla basınç olarak yansıtacak. Peki bir katı cismin en temel ortaya koyduğu kuvvet nedir? kütlesinden kaynaklı olan ağırlığıdır. O halde katı maddelerin, katı cisimlerin üzerinde bulundukları, üzerinde durdukları ortam veya yerlere basıncını nasıl hesaplıyoruz? Ağırlıklarını taban alanlarına bölerek. Bu kadar basit bir mantı var. Katılardaki basınç işin en

56:28 kolay kısmı. Yani ne? Bir, cismin ağırlığına dikkat edeceğim. 2. cismin yeryüzüyle münasebet kurduğu alana dikkat edeceğim. Yani ağırlık bölü alan aslında ağırlıktan ibaret değil. Neden? Çünkü kuvvet bölü alan. Ama eğer bir cisme dışarıdan bir kuvvet etki etmiyorsa sadece kütlesinden kaynaklı kütle çekimi yani ağırlığı vardır. O ağırlık F kuvvetini oluşturur. Dolayısıyla ona dikkat ederim. Ama diyelim ki bir cismi bir de yukarıdan ittirmeye başladım. İttirmeye başladığımda artık kendi ağırlığına ek olarak bir F etkiliyorum. F netim daha da artacak. He tamam. Katılarda basınç inanılmaz basit zaten. Geldik ikinci basınç tipimize. Ne? Sıvılarda basınç arkadaşlar. Sıvılarda basınç. Sıvılar akışkanlık sahibi olduklarından

57:14 üzerlerine etki eden basıncı her yönde iletirler. Bakın her yönde iletirler. İnanılmaz önemli bir mesele. Ne demek bu? Eğer bir sıvı üzerine hangi surette olursa olsun atmosferik basınç en temeli bu. Denizlerin üzerinde atmosferden kaynaklı bir basınç var. O atmosferik basıncı sıvının içerisinde tamamen dağınık halde görmeye devam ederim. Nereye gidersem gideyim, ne tarafına bakarsam bakayım, o basınç etkisini göstermeye devam eder. Aynı şekilde ben eğer sıvının üzerine sıkıştırılamazlar, anlamlı bir seviyede sıkıştırılamaz, hidrolik pres nedir? Hidrolik pres sıvılara bir yerden basınç uyguluyorsunuz. O basıncı istediğiniz yere, hedeflediğiniz yere doğrudan doğruya aktarıyor. Her yönde aktarıyor arkadaşlar. Çok ilginç. Hakikaten

58:00 sıvıların basıncı aktarması çok acayip bir mesele. Sıvılar basıncı sadece içerisinde bulundukları kapta aşağı doğru yana doğru değil yukarı doğru bile yansıtıyorlar. Eğer yukarı doğru yansıtmasalar kaldırma kuvveti adını verdiğimiz mefhumla karşılaşamayız. Neden? Kaldırma kuvveti maddenin dışına doğru, sıvının dışına doğru tamamen ağırlığa dik bir şekilde karşımıza çıkıyor. Ya abi bu nasıl olacak? İşte arkadaşlar öyle bir akışkanlıkları var ki ağırlığın tam zıttı yönüne bile basınç uygulayabiliyorlar. Peki formülümüz ne? H DG. H ne? Sıvının derinliği. D ne? Sıvının öz kütlesi. G ne? Yer çekimi sabiti. Abi HD dedin. Neyden kaynaklanıyor arkadaşlar? Bir sıvının herhangi bir noktasında sahip

58:47 olduğu basınç o noktanın üzerindeki neye denktir? madde miktarına denktir. Madde miktarını peki nasıl hesaplayacağım? Normalde kütleyi bulmam lazım. Ama kütleyi bulmam için ne yapmam lazım? Öz kütle çarpı hacim yapmam lazım. Abi bir saniye. Öz kütle orada duruyor ama hacim diyorsun. Hacim üç boyutlu bir büyüklüktü. Sen şimdi bunu tek doğru hine sadece bir uzunluk bununla çarparak buldum diyorsun. Neden böyle buluyorum? Çünkü bir noktadaki basıncını hesaplıyoruz. Dolayısıyla o noktanın üzerindeki doğrusal olarak bulunan bütün madde miktarını anında hesaplamamızı sağlıyor. Ne? Doğrusal bir seviyedeki öz kütle kadar sahip olduğum madde miktarı. Bu kadar basit arkadaşlar. HDG sıvının üzerinde o esnada bulunan madde miktarıyla bu işi hesaplıyoruz. G ile

59:33 çarptığımız zaman da neyile çarpmış oluyoruz arkadaşlar? Aslında kütlenin ağırlığını bulmuş oluyoruz. Bu kadar basit. HDG. İşte bu sebepten arkadaşlar sıvıların miktarından bağımsız olarak üzerlerindeki yükseklik ne kadar fazlaysa yani yüzeylerine olan yükseklik ne kadar fazlaysa o kadar büyük basınç gösterirler. Hatta öyle bir yapı düşünün ki şöyle üçgen şeklinde gelsin. Sonra çok incecik bir ip ince bir boruyla yukarı doğru uzasın. Arkadaşlar yüzeye olan uzaklığı bizi ilgilendiren meseledir. Neden? Zira arkadaşlar ne dedik? Sıvılar üzerlerine uygulanan basıncı her tarafa dağıtırlar. Aynen bu şekilde herhangi bir noktasındaki basıncı hesaplarken üzerinde o esnada sıvı var mı? Bunu bak direkt yukarı

1:00:19 geldim kapla karşılaştım. Hayır bu beni ilgilendirmiyor. Neden? Çünkü herhangi bir noktada yüzeye doğru çıkmış olan sıvının uyguladığı basınç, sıvının uyguladığı kuvvet bütün sıvıya dağılıyor. İşte bu yüzden herhangi bir noktada her ne kadar sıvının üzerinde çizgi çizdi mi olmadı? Hayır. Bütün sıvıyı baştan sona incelediğimde yüzeyi neredeyse işte oradan HDG'mi hesaplıyorum. Bu iş bu kadar basit. Evet arkadaşlar sıvıların basıncı da bu şekilde. Az sonra kaldırma kuvvetini nasıl yaptığını da anlayacağız. Demek ki neymiş arkadaşlar? Katılarda basınç kuvvet bölü alan. Kuvvetin temel görünümü ne? Ağırlık. Ağırlık bölü yüzey alanı. Yukarıdan daha fazla kuvvet uyguladıkça basınç artacak. Alan azaldıkça yine basınç artacak. Alanı

1:01:05 arttırırsam basınç düşer. Kuvveti azaltırsam basınç düşer. Sıvılara gelelim. Yükseklik arttıkça basınç artar. Sıvılarda bizi esas ilgilendiren şey yüzeye olan dik uzaklık. HDG. He tamam. Şimdi gelelim arkadaşlar gazlarda basınç maddenin ağırlığından kaynaklanmıyor. Gazlar maddenin en akışkan, en hareketli hali. O kadar hareketli ki gazlar kendi içerisindeki devinimi o kadar yüksek ki sürekli olarak içerisinde bulunduğu ortama çarpıp çarpıp duruyor. Çarpıp çarpıp duruyor. Her bir çarpmada kuvvet aktarıyor. Her bir çarpmada enerji aktarıyor. İşte gaz maddenin hareketliliğinden kaynaklı olarak sürekli çarpmasının oluşturduğu kuvvet aktarımına gaz basıncı diyoruz. Gaz basıncının hesaplanması nasıl oluyor? P

1:01:52 x V = N x R x T. Arkadaşlar bakın her biri o kadar mantıklı bir şekilde var ki bu formülde. Evet hepimizin ezberleme yöntemi var. PVNRT bunun açılımı bellidir ama pressure multiplied by volume. Basınç hacim arttıkça azalır. Niye? Eğer aynı gazı daha geniş bir alana koyarsam herhangi bir noktasına uyguladığı basınç azalacak. Niye? Çünkü tanecikler artık çok daha büyük bir hacimde dönüp dolaşmaya başlayacak. O halde herhangi bir noktaya vuran gaz tanecik sayısı azalacak. Tamam bu burada kaldı. Denklemin diğer tarafına gidelim. R sabit. Nedir? Tanecik miktarı. Arkadaşlar gazlarda tanecik miktarı arttıkça az önce ne demiştim? Taneciğin çarpmasından kaynaklanıyordu. Tanecik

1:02:38 miktarı arttıkça basınç artacak. Tanecik miktarı azaldıkça basınç azalacak. Niye? Tanecik azaldı mı çarpma sayısı da doğrudan azalacak. Burada sıcaklık çok kritik. Sıcaklığı az sonra ısı sıcaklıkta inceleyeceğiz ama sıcaklık maddenin iç enerjisinin kinetik yönünü temsil ediyor. Kinetik yönümüz ne? Taneciklerin hareketinden kaynaklı olan enerji. He. Sıcaklık arttıkça demek ki her bir taneciğin hızı artacak. Hızı arttıkça aynı hacim içerisine çok daha fazla çarpma yapabilecek. Bir o yana bir bu yana, bir o yana, bir bu yana, bir o yana, bir bu yana. Gaz basıncı da bu. Bir insan bunu sabahtan akşama kadar anlatabilir. Ama bu iş bu kadar basit. Arkadaşlar bizim karşımıza katı basıncı soruları çok basit geliyor. Katının basıncı efendime söyleyeyim üzerine bakıyor mesela o romork sorusu var bir tane ünlü. Kütleyi azaltıyor. Kütle

1:03:24 azalınca ağırlık azalıyor. Ağırlık azalınca uygulanan F azalmış oluyor. F azaldığı zaman ne oldu? Basınç düştü. Çünkü taban alanını değiştirmedim. Cismin yere etki ettiği alanı değiştirmedim ama kuvveti azalttım. Ne oldu? Basınç azaldı. Yok. Lastik sayısını arttırdım. Taban alanını fazlalaştırdım. Taban alanı fazlalaştırınca ne oldu? Kütle sabit, kuvvet sabit ama onu bölen alan arttı. Dolayısıyla yine basınç azaldı. Ama sistemi ortadan ikiye bölersem yani hem alanı hem kütleyi eşit nispette

…

Share

YouTube Video Özetleri