0:00 Gençler selamlar, merhabalar. Hepiniz tekrardan hoş geldiniz. Bugün birlikte 2026'ya özel efsane bir TYT fizik full tekrarı yapıyoruz. Birlikte gençler bugün TYT fizikle gelmeye aday, çıkmaya aday neredeyse bütün kısımların üzerinden geçeceğiz. Sizlere gerekli kısımların tamamını vereceğim. Haricinde önemsiz gereksiz süslü püstü hiçbir yere girmeyeceğim. Yani tamamen net artırmaya odaklı bir video yapacağız. Ve bu full konu tekrarımızın ardından da soru tahmini yapacağım. Bir video daha yapacağım gençler. TYT fizik için. Bu full tekrar artı soru tahminini izledikten sonra emin olun 01'i olsanız çok güzel bir seviyeye geleceksiniz. Yine gençler videomuza geçmeden şunu da hatırlatayım. Eğer ki video hoşunuza giderse abi eline emeğine sağlık güzel gidiyoruz diyorsanız videomuza beğeni bırakmayı ve 1 milyon abone hedefimiz için de kanalımıza abone olmayı unutmayın. Bu destekleriniz gerçekten benim için çok kıymetli arkadaşlar. Motivasyonumu, şevkimi çok artırıyor
0:46 diyorum ve artık zaman kaybetmeden anlatıma doğru geçiyorum. Son olarak bir de ücretsiz PDF'imiz nerede onu size göstermek istiyorum gençler. Baştan novazeka.com.tr TR web sitemize giriş yapıyorsunuz. Ardından aşağıya doğru kaydırdığınızda direkt burada zaten ücretsiz paketler bulunuyor. Buradan da pakete git butonuna tıkladığınız anda gençler hesabınızdaki öğrenci panelinize paket tanımlanmış oluyor ve geri kalan bütün derslerinde ücretsiz ders notları, video anlatımları, her şeyi gençler bir panel üzerinde bulunuyor. Ve artık da gelelim TYT fiziği birlikte işlemeye. Gençler ilk başlayacağımız konu fizik bilimine giriş konusu olacak. ÖSYM'nin arada bir tercih ettiği bir konu. İlk olarak da gençler burada fiziğin alt dallarını işleyerek başlayalım. Burada toplamda bilmemiz gereken sekiz tane fiziğin alt dalı var. Sırasıyla da gençler biz bunları kamyonet olarak kodluyoruz. Bakın ilkine katar fiziği ardından atom fiziği, mekanik, yüksek enerji ve plazma fiziği, optik, nükleer
1:32 fizik, elektromanyetizma ve termodinamik. Başta katar hal fiziği maddenin kristal yapıdaki halini inceler gençler. Ve buradaki elektrik iletimleri onlar bunlar hepsine katal fiziği bakar. Atom fiziği doğrudan gençler atomun yapısını inceliyor aslında. Aynı zamanda nanoteknoloji noktasında biz yine atom fiziğinden faydalanıyoruz. Mekanikte doğrudan hareket, kuvvet ve dengenin birleşimi yani bir cismi hareket ettirdiğinizde ben mesela bu şişesini aldı kaldırdığımda veya buna hareket kazandırdığımda doğrudan mekanik inceliyor. Yüksek enerji ve plazma fiziği de gençler atom fiziğinin biraz daha altını yani atom altı tanecikleri inceler. Yine roket yapılması, uzay sanayi, lazerler, onlar bunlar tamamı yüksek enerjili plazma fiziğinden sorumlu. Yine optiği zaten biliyoruz. Işık aynalar mercekler renkler bunların tamamına optik bakıyor. Nükleer fizik gençler fiziğin biraz daha nükleer tarafına yani füzyon füs olayları gibi
2:18 kısmına bakıyor. Özellikle nükleer reaktör yapılması, nükleer bomba yapılması nükleer fizikle alakalı gençler. Yine elektromanyetizma elektrik ve manyetikle alakalı olayları inceler. Özellikle işte yıldırım düşmesi, şimşek çarpması veya elektrik devrileri bunların tamamına bu adamlar bakıyor. Son olarak termodinamik gençler adı üzerinde termodan geliyor. Yani sıcaklıkla alakalı biraz daha fiziğin sıcaklığa bakan tarafı gibi düşünebilirsiniz. Alt dalları anlattığım şekilde bilmeniz yeterli gençler dedim ve geldim şimdi çok önemli bir kısma. Yani niceliklerin sınıflandırılmasına. Gençler ÖSYM'yi buradan her an bir soru patlatabilir. Soru sorulmaya çok müsait bir kısım. O yüzden lütfen iyi dinleyin. İlk olarak gençler benim büyüklüklerim en temelinde iki parçaya ayrılıyor. Bunlardan ilki temel büyüklükler. İkincisi ise türetilmiş büyüklükler. Temel büyüklükler gençler kendisi haricinde bir niceliğe ihtiyaç duyulmadan ifade edilebilen büyüklüklerdir. Yani doğada temel halde bulunan büyüklükler gibi düşüneceksin.
3:04 Peki bunlar kim abi? uzunluk, kütle, zaman, sıcaklık, akım şiddeti, ışık şiddeti, madde miktarı. Bunlar gördüğünüz gibi kendi başına bir sembolle gösteriliyor. Atıyorum abi m/v bizim için öz kütley değil mi? Bak bu adam bir formülle gösterildi ama senin temel büyüklüğün doğrudan bir sembolle gösteriliyor. Temel büyüklüklerimizin esay sembolleri ise gençler uzunluğun metredir, kütlenin kilogramdır. Zamanın saniyedir. Sıcaklığın Celsius değildir. Bakın dikkat edin. Kelvind'dir. Akım şiddetinin amperdir. Işık şiddetinin kandela, madde miktarınınki de moldür. bunları bilmemiz yeterli. Biz de bu arada temel büyüklüklerimizi kısa muz olarak kodluyoruz. Sırasıyla kütle, ışık şiddeti sıcaklık akım madde miktar uzunluk, zaman. Kısa muzu buradan kodluyorsun zaten. Bak kısım muz kodlaması haricinde kalan neredeyse her şey de gençler doğrudan nereyi bize işaret ediyor? Türetilmiş büyüklükleri.
3:50 Tetilmiş büyüklüklerin de gençler oluşabilmesi için mutlaka ve mutlaka farklı bileşenlere ihtiyacı vardır. Mesela ben burada sürati oluşturmuşum. Oluştururken neyi kullanmışım? Metreyi ve saniyeyi kullanmışım. Yani uzunluk ve zamanı kullanarak sürati oluşturmuşum. Aynı şekilde enerjiyi oluştururken abi kilogramla metrekareyi çarpmışım saniyekareye bölmüşüm. Yani sen bunları oluştururken abi temel büyüklükleri kullanıyorsun. Sırasıyla bilmemiz gereken en önemlileri de kuvvet, sürat, enerji, basınç ve elektrik yüküdür gençler. Bunların sembollerini de mutlaka bilmeniz lazım. Bunları hallettikten sonra zaten temel türetilmiş büyüklüğüle alakalı bir sıkıntı kalmıyor. Geliyoruz artık skaler ve vektörel büyüklüklere. Arkadaşlar bak bu skalar [kahkaha] vektörel büyüklük doğrudan bir niceliğin yönünün olup olmadığını tabir ediyor. Eğer ki bizim niceliğimizin herhangi bir yönü yoksa, bir yön belirtmiyorsa skaler büyüklük oluyor. Kuvvet gibi, hız gibi net bir
4:36 vektörü varsa, net bir yönü varsa vektörel büyüklük olmuş oluyor. Mesela burada skaler büyüklüğe bir örnek kim? Hacim. Hacimin bir yönü var mı sence? Hani şu suyun hacminin bir yönü var mı? Bana söyle. Yok değil mi? Kütlenin yine bir yönü var mı? Yok. Ama aynı şekilde hızın bir yönü var mı? Var. Yer değiştirmenin bir yönü var mı? Var. A konumundan B konumuna düz bir çizgide gidiyorsun. bir yönelim gösteriyorsun. Yine gençler daha gördüğümüz tüm temel büyüklüklerimizin de skaler olduğunu unutmayacaksınız. Tamam mı? Aynı zamanda bir büyüklükte vektörel ise temel olmadığını kesin olarak söyleyeceğiz. Bunu unutmuyorsun. Başka bir sıkıntı yok. Mantığını da anlattım. Son olarak bir de birlikte bilimsel araştırma merkezlerini göreceğiz. İlk olarak burada kim var abi? TÜBİTAK var. Tyak özellikle ülkemizde fen bilimleri alanındaki araştırmalara destek sağlıyor. Yine TENM bir diğer adıyla Tayek Gençler Türkiye atom Enerjisi kurma anlamına gelir. Ülkemizin yaptığı nükleer araştırmalardan TENM sorumludur.
5:23 Yine ESA Avrupa'nın uzay programını hazırlamak için kurulmuş bir kuruldur gençler. Bütün Avrupa ülkeleri bu ESA'ya destek verir. Aynı zamanda Esa'nın da merkezi Fransa'dır. ASELSAN yine aynı şekilde Türk savunma sanayisi ve haberleşmesi bakımından çok önemli bir firmadır. Merkezi Ankara'dır. Yine gençler SN dünyanın en büyük parçacık fiziği laboratuvarı olarak geçer ve Hadron çarpışma deneyi de Sn'de yapılmıştır. Bu özelliğini de bilmeniz lazım. Son olarak da bir de meşhur NASA var gençler. Amerika'daki uzay çalışmalarının birçoğunu bu adamlar yürütüyor. Özellikle de zaten böyle işte uzaylılar geldi, ufo düştü falan filan. Arada böyle yalan haber çıkarıyorlar. Sonra reddediyorlar falan. Garip bir kurum bu da diyelim ve bu şekilde konumuzu bitirelim. TYT fizikte tahtada işleyeceğimiz ilk konumuz da madde ve özellikleri olacak arkadaşlar. +1 net her sene bu konumuzdan geliyor ve nasıl sorular geliyor? Tabii beleş sorular geliyor. Yani +1 neti çok kolay bir şekilde anlattığım yerlerden toplayacağız. Sizlerden isteğim TYT
6:09 fizik soru tahmininde bu konuyla alakalı yapacağım soruları da mutlaka izleyin gençler. Onlar da çok kıymetli diyorum. Şimdi abi madde ve özelliklerinde ilk işleyeceğimiz kısımsa kütle ve hacim ilişkisi olacak. İlk olarak kütle dediğimiz şey madde miktarının ölçüsü olarak tanımlanır. Bunu bilmen yeterli. Hacim dediğimiz şey ise maddenin uzayda kapladığı yerdir gençler. Yani doğrudan senin bir madden uzayda ne kadar yer kaplıyor? Bu doğrudan sana hacimi vermiş olur. Aynı zamanda hacmimizi ölçmek için kullandığımız bazı yöntemler ve formüller var. İlk olarak düzgün şekle sahip katılarda nasıl ölçüyoruz? Buna bakalım. Zaten gençler bakın bir küp gördüğünüz zaman abi küpün bir ayrıtı, bir ayrıtı bir de yukarıya doğru bir ayrıtı var değil mi? Bu üç ayrıtını çarptığınızda yani a x a x a'yı yaptığınızda sana a küpü veriyor. Bu da senin küpünün hacmi olmuş oluyor. Aynı şekilde dikdörtgenler prizmasında bir ayrıdan uzunluğu a diğerininki
6:55 bğerininki c olduğunda a x b x c aynı şekilde sana hacmini veriyor. Silindire geldiğimizde gençler taban yarıçapını gidiyoruz biz karesini alıyoruz. Bunu π ile çarpıyoruz ve dairemizin alanını buluyoruz. Son olarak bir de yükseklikle çarptığımız zaman da silindirimizin hacmini buluyoruz. Küreye geldiğimizde ise arkadaşlar bizim küremizin yarıçapının küpünü alıyoruz. Sonrasında π ve 4/3'ü çarpıyoruz. Kürenin de hacmini buluyoruz. Bunlar daha çok düzgün geometrik şekle sahip katılarda hacim bulma yöntemimizdi. Asıl şimdi gelelim abi düzgün şekli olmayan katılarda nasıl bulduğumuzda. Gençler burada yaptığımız işlemler çok basit abi. Bizim elimizde düzgün şekli olmayan atıyorum bir taşımız var. Tamam mı? Biz bu taşımızı taşma seviyesine kadar dolu olan bir kap içerisine atıyoruz. Attıktan sonra da bu kab içerisinden ne kadar sıvımız bizim diğer kaba geçiyorsa
7:40 bu geçen sıvının hacmiyle bizim taşımızın hacmi aynı olmuş oluyor. Taşırma kaplarında bunu kullanıyoruz. Örneğin sen hacmini bilmediğin bu taşı sıvı içerisine attın abi toplamda da 50 milimlik bir sıvın ne yaptı? Diğer kaba geçmiş oldu. E o zaman ne diyorsun? Buradaki taşının hacmi 50 cm³'tür diyorsun. Bu kadar basit. Peki sıvılar ve gazlarda nasıl hacim buluyoruz gençler? Sıvılar genellikle ölçekli kaplar kullanılarak hacmi hesaplanıyor. Atıyorum senin burada 500 milimlik bir sıvın var abi. Burada ölçekli kapta 500 milime kadar senin sıvın doluyor. Veya senin buradaki sıvın 400 milimse 400 milim kadar doluyor. Yani tamamen ölçekli kaplar kullanılıyor. Aynı şekilde gazların hacmindeyse gençler gazlar her daim bulundukları kabın hacmi kadar hacim kaplar. Yani sen bu gazı gitsen daha büyük bir şişeye koysan atıyorum şöyle bir şişeye koydun. Tamam mı? E o zaman normalde bunun hacmi 500 milim kadar şimdi olacak 1 Lre. Yani sen
8:26 gazı ne kadar geniş bir alana koyarsan o kadar büyük bir hacmi olur. Gazların da olayı bu kadar. Şimdi gelelim bir de kütle hacim ilişkisine yani öz kütleye. Arkadaşlar kütle hacim ilişkisi aslında en temelinde bir cismin sahip olduğu özgür ağırlığı bizlere tabir ediyor. Gençler siz öz kütleyi hesaplayacağınız zaman yaptığınız şey çok basit. Kütleyi gidiyorsunuz hacme bölüyorsunuz. Yani m'i v'ye bölüyorsun abi elinde senin d olmuş oluyor. Ve gördüğünüz gibi zaten kütle ve hacim ilişkisinin grafiğinin eğimi de bizlere neyi veriyor gençler? Buradaki öz kütlemizi veriyor. E benim eğ'im nasıl hesaplanıyordu? Karşı bölü komşu ile hesaplanıyordu. Karşımda ne var? M var. Komşuma da V var abi. M'i V'ye böldüğüm zaman bana neyi verdi? D''yi. Yani öz kütleyi verdi. Karışımların öz kütlesi nasıl hesaplanıyor? Yani sen iki tane farklı karışımı birbiri içerisine kattığında bunların öz kütlesi nasıl oluyor? Gençler burada karışımı oluşturan bileşenlerin başlangıçta kütlelerini
9:12 yukarıda topluyorsunuz. Hacimlerini aşağıda topluyorsunuz ve bunları birbirine böldüğünüz zaman da karışımın öz kütlesini buluyorsunuz. Burada bir örnek verelim. Mesela senin ilk madden abi 100 gramlık ağırlığı var. 50 ml. Diğer maddenin de 200 gramlık bir ağırlığı var ve 20 mlrlik yer kaplıyor. Bak sen kütleleri yukarıda topluyorsun. 300 gramlık bir ağırlığım var. Aşağıda ne var abi? 50 + 20'den 70 mlrlik de bir hacmim var. Bunları birbirine böldüğün zaman da senin aslında öz kütlen bulunmuş oluyor. Bu kadar basit. Şimdi artık gelelim dayanıklılığa. Gençler dayanıklılık çok basit bir yapıya sahip. Hiç böyle korkacağınız bir şey değil. Gidiyorsun sen bir cismin kes alanını o cismin hacmine bölüyorsun ve neticesinde dayanıklılığı hesaplamış oluyorsun. Kesit alanını hacme böldüğün için de senin cisminin dayanıklılığı aslında doğrudan yüksekliği ile ters orantılı olmuş oluyor. Yani dayanıklılıkta senin yüksekliğin arttıkça dayanıklılığın
9:58 düşüyor. Yüksekliğin azaldıkça dayanıklılığın artıyor. Mesela burada abi gidelim şu dikdörtgenler prizmasını bir inceleyelim. Benim burada kes alanım ne? Yani tabana değen alanım ne kadar? Buradaki a uzunluğum kadar. Bir de buradaki c uzunluğum kadar değil mi? E tabanım o zaman a x c. Yani a x c kadar bir taban alanım var. E toplam hacmim de benim zaten a x b x c. O zaman ben ne yapıyorum? A x C'yi gidiyorum. A x B x C'ye bölüyorum. A'lar, C'ler götürüyor. Bu adamın yüksekliği zaten gördüğünüz gibi B kadardı. E dayanıklılığı ne oldu? 1/B kadar olmuş oldu. E burada da benim B yüksekliğim ne kadar fazlaysa dayanıklılığım da o kadar düşecek. Dayanıklılığın tüm olayı bu şekilde gençler. Bunları bilmeniz gayet yeterli diyorum. Ve geliyorum şimdi benim için bu sene soru gelme ihtimali yüksek olan kısma yani adezyon ve kohezona. ÖSYM gençler daha çok burada kütle hacim
10:44 hesabı öz kütleyle alakalı sorular soruyor ki soru tahmininde ben size çok güzel sorular çözeceğim. Onun yanında adezyon koyazyona biraz daha nadir soruyor ama buradan soru gelme ihtimali yine var. O yüzden iyi dinleyin. İlk olarak abi adezyon dediğimiz şey farklı cins moleküllerinin birbirine yapışmasını sağlayan en temeldeki etkileşimdir. Yani örnek veriyorum benim cam maddem ve su maddem birbiriyle bir etkileşime giriyor. Bir kuvvet oluşuyor arada. Biz buna adezyon kuvveti diyoruz. Yine gençler, kohezyonsa aynı cins moleküller arasında oluşan kuvvettir. Örneğin bir su taneciği ve diğer su taneciği birbirine yapışıp çektiğinde biz buna kohezyon kuvveti diyoruz. Ve bak adhezyonu şöyle hatırlayacaksın abi. Arkadaşın arkadaş çekmesi. Yani baştaki A'dan hatırlayacaksın. Koohezyonuysa kardeşin kardeş çekmesi. Yani bak burada iki tane arkadaş cam ve su arkadaş bunlar birbirini çekiyor. Kohezyondaysa aynı cis moleküller yani kardeşler
11:30 birbirini çekiyor. Su ve su birbirini çekiyor. Yine burada incelememiz gereken de iki tane şeklimiz var gençler. Eğer ki bakın ilk durumda özellikle bizim adezyonumuz kohezyonumuzdan büyükse su taneciğimiz camı şu altında bulunduğu tabakayı kendi taneciklerinden daha çok çekeceği için ne yapar abi? Aşağıya doğru yapışır. Yani yayvan bir görünüme sahip olur. Adezon kohezyondan büyükse aksine kohezyon adhezyondan büyükse de benim moleküllerim gider kendilerini daha çok çeker abi içeriye doğru. E zeminde bulunan tabakayı da az çeker. Yani arkadaşın da az çeker. O yüzden benim cismim toparlak olarak görünür. Burada da kohezyon adezyonundan büyüktür deriz. Aynı şekilde kap içerisindeki görünümlerde ise gençler adezin kohezyondan büyük olduğu durumda benim sıvım cama doğru tırmanır. Bak cama doğru tırmanır. Bunun da sebebi abi arkadaşını seviyor. Arkadaşını sevdiği için de içeri doğru çökmüş oluyor benim
12:16 sıvım. Aynı şekilde adezyon kohezona eşit olduğu zaman da sıvım gençler dümdüz şekilde görülür. Kohezyon adhezyonundan büyük olduğu zamansa arkadaşlar benim sıvım arkadaşını çekmiyor. Onun yerine kardeşini çekiyor. O yüzden de sıvım aşağıya doğru iniyor ve bu dışarı doğru kubbeleşme yapmış oluyor. Bu şekilleri de düzgün bir şekilde öğrendikten sonra herhangi bir sıkıntı yok diyorum ve geliyorum artık yüzey gerilimi ve kılcılık olaylarına. Arkadaşlar yüzey gerilimini zaten hayatınızda gözlemlemişsinizdir. Sıvıların üstü böyle zar gibi olur abi. Dokunduğun zaman sanki böyle üzerinde bir zar kaplamış gibi olur. Hatta bu tarz böyle yusufçuk böceği gibi böcekler de ne yapabilir? Sıvı üzerinde yürüyebilir. Değil mi? Bunun da en temel sebebi sıvının yüzeyinde bulunan su taneciklerinin gençler birbirlerini çekmesidir. Yani kohezyon olayıdır. Bunlar birbirlerini çekerler ve çektikleri için de yüzeyde zarsı bir yapı oluşur. Aynı zamanda bakın yüzey
13:02 gerilimini deterjan azaltır ve sıcaklığın artması da azaltır. Çünkü deterjanı koyarsan abi sen sıvı içerisine kohezyon kuvvetlerini zayıflatırsın. E bu yüzden de yüzey gerilimin azalır. Aynı şekilde sıcaklığın arttığı için de sütaneciklerin daha çok titreşir. Birbirlerini daha zor şekilde çekerler. O yüzden de abi kohezyonun azalır. Yine tuz eklenmesinde uçucu olmayan bir madde eklediğiniz için siz sıvıya benim sıvım daha yoğun bir hale gelir. Bu yüzden kohezyon kuvvetleri artar. Bunu da yine bu şekilde bilmemiz yeterli. Geldim şimdi bir de kılcallığa gençler. Kılcallık da yüzey geriliminin aksine adezyon kuvvetleri etkili. Çünkü aslında kılcallık dediğimiz şey kesti alanının dar olduğu bir bölgede sıvının yukarıya doğru yükselmesi olayıdır. Ve sıvı yukarı doğru yükselirken de gençler adezyon kuvveti sayesinde yükselir. Çünkü sıvımız bakın buradaki ince cam borumuz da abi ne yapmış? sıkıştırdığın zaman suyumuz cama yapışa yapışa yapışa yapışa yukarıya doğru çıkmış. Yine bakın
13:48 yükselme miktarımız nasıl değişiyor? İlk olarak abi sıvının yoğunluğuyla ters orantılı şekilde değişiyor. Yani benim sıvımın yoğunluğu arttıkça mesela sudan cıvaya geçtiğimde su normalde bak tab buraya kadar yükselirken cıva altta kalıyor. Yani yoğunluk arttıkça yükselme azalıyor. Yine borunun yarıçapıyla ters olantılı. Gördüğünüz gibi abi bak borunun yarıçapı büyümüş. Ne olmuş? Kılcallık az abi. Sıvımız az yükselmiş. Ama sen borunun yarıçapını iyice küçülmüşsün. Sıvın ta tepeye kadar çıkmış. Bunun da en temel sebebi sen bu sayede adhezyon kuvvetini artırmışsın. Yine yer çekiminin artmasıyla ters orantılı. Eğer ki zaten yer çekimi artarsa atıyorum normalde senin sıvın buraya kadar yükseliyorken sıvın yer tarafından daha çok çekileceği için senin sıvın buraya kadar yükselebilecek. Bu şekilde madde özelliklerini bitirdik gençler. Konu kısmını tamamen işledik. Bunları bilmeniz gayet yeterli. Bunun haricinde de yapacağım soru tahminini lütfen ve lütfen izleyin. Oradaki soru
14:35 tahminini izledikten sonra bir neti yapmama ihtimaliniz yok. Tamam mı? Lütfen oraya sizi bekliyorum diyorum. Şimdi artık tahttaki bir diğer konumuza geldik. O da hareket ve kuvvet konusu. Yine her sene bir tane sorunun geldiği bir kısım gençler. Gözünüz çok korkutuyor bu konu. Biliyorum çok zor olduğunu düşünüyorsunuz ama aslında çok basit. Mantığını öğrendikten sonra çok rahat net yapabileceğiniz bir yer. Özellikle ÖSYM burada daha çok hareketten bir soru sormayı tercih ediyor. Ben size ikisinin de bilmeniz gereken detaylarını anlatacağım. Birini net de buradan cebe koyacağız. Şimdi ilk olarak abi hareket türleri ile birlikte bir başlayalım. Bizim görmemiz gereken üç tane hareket türümüz var. İlk olarak öteleme, sonrasında dönme ardından titreşim. Abi öteleme dediğin hareketin zaten mantığı çok basit. Sen bir topa atıyorum vurduğun zaman topu ne yaptın? Ötelemiş oldun. Yani bir cismin belli bir konumdan diğer konuma gitmesi olayı. Yine dönme hareketi de gençler belli bir merkez etrafında bizim cismimizin dönme
15:22 hareketi yapmasıdır. Örnek veriyorum yine bakın bir sarkaç yapısında cismin bu şekilde dönüyorsa aynı tür etrafında bu yine dönme hareketi oluyor. Son olarak titreşim hareketi de arkadaşlar özellikle bangi jumping örneği verdim ben size. Bangi jumping'de biri atladığı zaman gidiyor en dibe kadar. Sonra tekrar yukarı çıkıyor. Gidiyor, yukarı çıkıyor, gidiyor, yukarı çıkıyor. Yani bir cismin iki sabit nokta arasında düzenli hareket edip gelmesi olayıdır. Ardından gelelim şimdi asıl önemli kısma. Yani konum, alınan, yol, yer değiştirme, hız, sürat kavramlarına. Burayı çok iyi öğreneceksin. Tamam mı? Burayı inanılmaz iyi öğrenmen lazım. Mantığını sana vereceğim. ÖSYM buradan soruyor. Bak geçen sene de buradan sordu. Bu sene de buradan sorabilir. İyi dinle beni. Şimdi ilk olarak abi konum dediğimiz şey nedir? Bir cismin veya bir şahsiyetin referans noktası anlamına gelir. Yani şu an örnek verelim. Benim konumum abi neresi? Niğde. Tamam mı? Niğde'deyim ben. Bu benim artık yeni
16:08 referans noktam. Yani beni göreceğin zaman Niğde'yi referans alacaksın. Yine alınan yolsa gençler katledilen toplam yolun uzunluğu anlamına gelir. Yani ben atıyorum şuradaki A referans noktamdan, A konumundan yola çıkmışım. Gitmişim abi şu kadarlık bir yol alarak B konumuna gitmişim. Yani ilk konumumdan son konum arasında aldığım toplam yolun uzunluğu bana alınan yolu veriyor. Aynı şekilde yer değiştirmede gençler bir cismin başladığı yerden gittiği yere kadar olan aradaki en kısa mesafe anlamına gelir. Bakın alınan yol benim toplamda aldığım yoldur. Ama yer değiştirmede benim başladığım ve bitirdiğim yer arasındaki en kısa mesafe anlamına gelir. Yine örnek veriyorum abi. Ben Niededen yola çıktım tamam mı? İstanbul'a gidiyorum. Benim gittiğim yol böyle bir yol. Bak böyle bir yol katettim. Benim aldığım yol şu çizdiğim böyle garip gureba yol.
16:54 Ama benim yer değiştirmem arkadaşlar bu iki nokta arasındaki en kısa mesafe yani şu çizdiğim sarı çizgi kadar. Buradaki konum alınan yol yer değiştirmenin mantığını anladın mı? Anladıysan hiçbir sıkıntı yok abi. Olayı hallettin. Şimdi geliyoruz sürat ve hız kavramlarına asıl eğlenceli yere. Abi senin sürat dediğin şey aynı gördüğümüz anlan yol bölü geçen zaman anlamına gelir. Hız dediğin şey de yer değiştirme bölü geçen zaman anlamına gelir. Yani daha de gördük. Bak benim A konumundan B konumuna gidiyorum değil mi? A konumundan B konumuna şöyle bir yolla gittim. Toplamdaki benim yer değiştirmem de abi şu kadar. Ve gençler benim burada aldığım yolun toplam uzunluğu ne kadar olsun? 500 m kadar olsun. Tamam mı? Bu benim alınan yolum. Benim yer değiştirmemse aynı şekilde 200 metre kadar olsun. Ben de bu aldığım yolu bu yolu alırken geçen zamana böldüğüm zaman süre tipi bulmuş oluyorum. Bu kadar basit. Hızdaysa
17:39 gençler andan yolun aksine yer değiştirmeyi kullanıyorum. Yani yer değiştirmemi yaptığım toplam yer değiştirmeyi geçen zamana bölüyorum ve hızımı buluyorum. Ve bakın sürat dediğimiz kavram bizim ilk konumuzda da söylemiştik. Skaler bir büyüklüktür. Yani kendisinin bir yönü, yönelimi yoktur. Çünkü abi sen süratini alınan yolla birlikte buluyorsun. Abi alınan yolla bulduğun için de senin süratin bir böyle bir böyle bir böyle. Yani vektör bir böyle oluyor, bir böyle oluyor, bir böyle oluyor. Sürekli senin vektörün değişiyor. O yüzden de bu adam skaler bir büyüklük. Ama gençler hız vektörel bir büyüklük. Çünkü zaten yer değiştirmede vektörel bir büyüklük. E niye yer değiştirme vektörel? Çünkü sen bir A konumundan B konumuna doğru giderken vektör çizdin abi. Bak A'dan B'ye vektör çizdin. E zaten hız dediğin şey de yer değiştirme bölü geçen zaman olduğu için hızın da bir yönü var. Yani senin hızın abi şu çizdiğin sarı çizgi yönünde her daim sabit bir şekilde yönü
18:25 oluyor. O yüzden hız vektöreldir. Yer değiştirme vektöreldir. Ama alınan yol vektörel değildir. Sürat vektörel değildir. Bunu bildin mi? Bildin. Hiçbir sıkıntı yok. Belki bir neti bu sene cebe attın. Yine düzgün doğrusal hareketin de gençler en temel prensibi hız çarpı zamandır. Hız çarpı zaman sana toplamda aldığın yolu verir. Örnek veriyorum abi, senin 50 m/syelik bir hızın var. Tamam mı? Aynı zamanda 50 m/s hızla sen gittin toplamda 10 saniye boyunca yol gittin. E o zaman ne kadar yol katettin abiciğim sen? 500 metre yol katettin. Bu kadar basit bir mantık aslında. İvme dediğimiz kavramsa arkadaşlar senin hızındaki değişim bölü geçen zaman anlamına gelir. Örnek veriyorum. Senin ilk hızın yani hareketlenmeye başlarkenki ilk hızın 10 m/sye kadar. Sonrasında abi sen toplamda 5 saniyelik bir zamanda hızını 10 m/sen 25 m/sye çıkardın. Senin hızındaki
19:12 değişim ne kadar abi? + 15 m/sye kadar. Sen + 15 m/syi 5 saniyeye böldüğün zaman ivmeni yani 1 saniyedeki hızını artırma miktarını buluyorsun. E bizim buradaki ivmemiz de 3 m/s kadar olmuş oluyor. Aynı şekilde ivme zaman grafiğinin de gençler alanı bize neyi veriyor? Delta T'i yani hızdaki değişimi veriyor. Örnek veriyorum abi senin ivmen hep sabit olsun tamam mı? Ve bu ivmen 5 kadar olsun. Aynı zamanda sen 5'lik bir ivmeyile 5 saniye boyunca hareket edersen toplamda 5 x 5'ten hızındaki değişim + 25 m/s kadar olur. Hareket grafiklerine bakacak olursak da gençler ilk olarak abi konum zaman grafiğine bir bakalım. Senin toplamda geçirdiğin zaman içerisinde konumun sabit bir şekilde artıyorsa sen sabit hızlı bir hareket yapıyorsun demektir. Niye abi? Eğer ki senin konumun bak böyle sabit değildir.
19:57 Parabolik bir şekilde artsaydı sen iğmeli bir hareket yapıyor olacaktın. Ama konumun zaman içerisinde sabit bir şekilde artıyorsa hızın da sabittir anlamına gelir. Ki zaten bu yüzden de konum zaman grafiğinin eğimi bizlere o cismin hızını verir. Yani bak abi benim buradaki eğimim ne? Karşı bölü komşu kadar değil mi? Yani x/ t kadar. Bu da sana neyi verdi? V'yi vermiş oldu. Yine hız zaman grafiğindeki alanımız da gençler bize neyi veriyor? Tabii ki de toplam aldığımız yolu veriyor. Çünkü hız zaman grafiğinin alanı zaten yükseklik çarpı taban olduğundan yani v x t olduğundan bize v x t zaten x'i veriyordu. Bu kadar basit. Hareket kısmı da gençler tamamen bu şekildeydi. Anlattığım kısımların mantığını anladıysanız hiçbir sıkıntı yok. Yine dediğim gibi bakın tekrar söylüyorum soru tahminini lütfen izleyin. Özellikle TYT fizikte soru tahmini kısmı çok önemli gençler. Oraya bakmadan geçmeyin. Oradaki soruları da izledikten sonra bütün mantık kafanıza daha net oturacak
20:42 diyorum ve geliyorum artık kuvvet kısmına. Arkadaşlar kuvvetli ilk başta göreceğimiz şey Newton'ın hareket yasaları olacak. Newton'ın da gençler görmemiz gereken üç tane temel prensibi var. İlk olarak eylemsizlik prensibi, ardından dinamiğin temel prensibi, son olarak da etki tepki kuvveti. Bunları gördükten sonra kuvvetin de temel mantığını anlamış olacağız abi. İlk olarak eylemsizlikle başlayalım. Eylemsizlik dediğimiz şey adı üzerinde bir cismin bulunduğu konumu koruma isteğidir. E biz de bunu en rahat nerede görürüz? Toplu taşımalarda veyahut da arabada seyahat ederken görürüz. Mesela arabada seyahat ederken abi senin baban bir yandan gaza kökledi. Tamam mı? Köklediği zaman ne olur? Sen koltuğa yapışırsın. Niye yapışırsın sen? Çünkü başlangıçta abi geçmiş konumdaydın. Yani buradaydın. Baban senin gaza köklediğinde de artık buraya doğru gidiyorsun. Ve buraya doğru giderken de sen artık eski yerinde kalmak istiyorsun. Eski konumunu korumak
21:28 istediğin için de geriye doğru yapışıyorsun. Aynı şekilde bakın bir otobüs içerisinde de gençler otobüs yavaşlarken ne olur? Frene bastığında siz böyle öne doğru sallanırsınız. Niye? Çünkü siz önceden öne doğru hareket ediyordunuz. Gittiğiniz taşıt yavaşladığı için de sizi geri doğru çekiyor. Bu yüzden sen öne doğru gidiyorsun ki eski konumunu koruyabilesin. Yani eylemsizliğin tek mantığı bu. Yine dinamiğin temel prensibi de gençler ilkokuldan beri öğrendiğimiz F = ma formülünden geliyor aslında. Cismi etkiyen net bir kuvvet eğer ki 0dan farklıysa cisim üzerinde gençler ivmeli bir hareket yaptırır. Örnek veriyorum bak benim burada m kütleli bir cismim var. Tamam mı? Ben bu m kütleli cismime f büyüklüğünde bir kuvvet uyguluyorum. E bak bu F büyüklüğündeki kuvvet de eğer ki 0'dan farklı bir kuvvetse benim cismim F = m x a prensibinden ötürü her türlü bir iğmesi olmak zorundadır. Yani benim
22:15 cismim iğmeli hareket yapmaya başlar. Etki tepkinin de gençler mantığı yine çok bahsedi. Etki ve tepki kuvvetleri her daim birbirlerine eşit büyüklükte ve zıt yönlü kuvvetlerdir. Yani sen bir cisme bak bir kuvvet uyguluyorsun. Tamam mı? İleriye doğru duvarı itiyorsun. Sen duvarı iterken abi duvarda sana tam tersi yönde eşit büyükte bir kuvvet uyguluyor ve senin bak kuvveti uyguladığın yer neresi? Duvar değil mi? Bak sen bu duvara kuvvet uyguluyorsun ama duvar da gidiyor sana karşı bir kuvvet uyguluyor. Yani bakın etki tepki kuvvet çiftleri her zaman zıt yönlüdür. Birbirlerine eşit büyüklüktedir ve de farklı cisimler üzerine etki eder. Hiçbir zaman etki ve tepki kuvveti aynı cisme etki etmez. Bunları bilmeniz de etki tepki için gayet yeterli gençler. sorularını da rahatlıkla çözdürür dedim ve geldim şimdi sürtünme kuvvetine. Bizim sürtünme kuvvetimiz de aslında en temelinde bizim cismimizi uyguladığımız veya uygulanan bir kuvvet neticesinde
23:01 açığa çıkar ve cisme uyguladığımız kuvveti yavaşlatacak yönde etki eder. Yani bak ben burada cismime F büyüklüğünde bir kuvvet uygulamışım abi. Eğer ki benim zeminimde sürtünmeli bir zeminse hareket ettirici kuvvetimin tam tersi yönünde bir sürtünme kuvvetim oluşur. Bu adım da amacı hareketi engellemek cismimi bulunduğu konumda durdurmaktır. Yine F sürtünme kuvvetinin formülü de K x N'dir arkadaşlar. Bu K ne? Sürtünme katsayısı. Yani zeminin ne kadar sürtünmeli, ne kadar böyle cismi yavaşlatmaya karşı istekli. Bunun katsayısı N de gençler benim yüzeyimin cismime karşı oluşturduğu tepki kuvveti anlamına gelir. Bu ikisinin çarpılmasıyla da hareketli bir cismin sürtünme kuvvetini bulmuş oluruz. Yine benim sürtünme kuvvetimde durup durmamasına göre statik ve kinetik sürtünme olmak üzere ikiye ayrılıyor. Eğer ki gençler bakın benim cismim hareket halinde değilse bu cisme statik
23:47 sürtünme kuvveti etki ediyor. Benim cismim eğer ki hareket halindeyse kinetik sürtünme kuvveti etki ediyor ve statik sürtünme kuvvetinin zirvesi kinetik sürtünmeden daha büyük olmuş oluyor. Bakın şu uç tepe noktasını görüyorsunuz değil mi gençler? Bu tepe noktası aslında benim cismimin harekete başladığı nokta anlamına gelir. Yani sürtünme kuvveti benim cismim harekete geçene kadar toplamda benim cismime 10 Nlık kuvvet etki ettirmemi söylüyor. Ama cisim hareket halindeyken diyor ki 7 Nlık kuvvet benim için yeterli kardeşim. Yani sen 7 new'ı ver. Ben cismi bir şekilde hareket ettiririm diyor. Şimdi ben sana bir diyagram üzerinden cisme etki eden kuvvetleri göstereceğim. Sonra olaya noktayı koyacağız. Abi ilk olarak bak benim cisme etki eden ilk kuvvetim ne? Gani ağırlık. Ağırlık neden dolayı oluşuyor? Bu cismin kütlesinden dolayı ve yer çekiminden dolayı oluşuyor. Ben G dediğimiz ağırlığı da m x g ile hesaplıyorum. Yine bu g ağırlığının neticesinde cisme doğru oluşan bir tepki
24:34 kuvvetimiz de bulunuyor gençler. Bunu da n olarak gösteriyoruz. Bu da yukarı yönlü. Ardından benim cismimi etki ettirdiğim kuvvet bu şekilde gördüğümüz F kuvveti. Bu da cismi çeken kuvvetimiz oluyor. Cismi çeken kuvvetin tam aksi yönünde de bir sürtünme kuvvetimiz oluşuyor. Net diyagramımız bu şekilde. Ve ekstra şu örneği de vermemiz lazım. Mesela ben gitsem cismime yukarıdan + 1 F kuvveti eklesem. Tamam mı? E artık ne olur? Benim cismimi aşağıya doğru çeken kuvvetler ilk olarak G yani cismin ağırlığı. Bir de cisme yukarıdan etki ettirdiğim F kuvvetim olur. Yani G + F benim cisim aşağıya doğru iten kuvvetler olur. Ve bunun neticesinde cisme etki eden tepki kuvvetimiz normalde ne kadardı? G kadardı. Artık ne kadar gençler? G + F kadar. E bak benim tepki kuvvetim G + F olduğu için de ne oldu? Sürtünme kuvvetim de büyüdü. Çünkü sürtünme kuvvetim K x N kadardı. N
25:19 büyüdüğü için de ne oldu? Sürtünme kuvveti büyüdü. Bunun da mantığı bu kadar. Dedim artık bu şekilde hareket ve kuvveti bitirdim. Şimdi devam ediyorum bir diğer konumla. Tahtamızda bir sürü konuyu bitirdik abi. Geliyorum şimdi iş, güç ve enerjiye. Önemli konulardan bir tanesi ÖSYM arada bir bu konudan da soru sorabiliyor. Temel olarak TYT'de bilmemiz gereken kısımlarını öğreneceğiz ve devam edeceğiz. İlk olarak gençler, benim kuvvetim F, yer değiştirmem x olmak üzere benim yaptığım işin matematiksel modeli w = f(x)'tir. Yani sen abi bir cismi gittin f kuvvetiyle x mesafesi boyunca hareket ettirdin. Bu cismine de toplamda f x kadar bir enerji kazandırdın. Ama burada sakın şunu unutmayacaksın. Bak kardeşim, senin cisme uyguladığın kuvvet ve cismin hareket yönü paralel olduğu takdirde o zaman bir iş yapmış oluyorsun. Yani örnek veriyorum ben bu su şişesini aldım. Tamam mı? Benimle birlikte ben bu
26:05 şişeyi gezdiriyorum. Abi bak. Ama ben bu cisim üzerinde bir iş yaptım mı? Yapmadım. Yalnızca ben bu cismi yukarıya kaldırırken bir iş yaptım. Neden? Çünkü cismimin hareket doğrultusu ve benim kuvvetimin doğrultusu aynı olmak zorunda iş yapabilmem için. Sağa doğru hareket ettirirken de ben bu cisme yukarı kuvvet uyguluyorum ama cismi sağa hareket ettiriyorum. O yüzden iş yapmamış oluyorum. Tamam mı? Bir de bizim negatif iş kavramımız var gençler. Bu da doğrudan sürtünme kuvveti. Mesela ben m kütleli bir cismimi F kuvveti ile X mesafesine aldırıyorum ve benim burada zeminim sürtünmeli ise F kuvvetimin tam aksi yönüne yani hareket doğrultumun tersine bir sürtünme kuvveti oluşturuyor. Bu da negatif iş yapmış oluyor. Yani ben toplam 5 N büyüklüğünde kuvvetimle 10 metre hareket ettirdim. 2 N sürtünme kuvveti oluştu. O zaman toplam yaptığım pozitif iş 50 J. Yaptığım negatif iş ise 2 x 10'dan ne olacak? 20 jou kadar olmuş olacak. Bir
26:51 de bizim etkisiz kuvvetimiz var gençler. Mesela F bir etkisiz eleman. Bu adamın sisteme hiçbir etkisi yok. Niye abi? Çünkü benim cismim zaten x doğrultusunda hareket ediyor, değil mi? Yani benim cismim f2 kuvvetiyle paralel hareket ediyor. F1'in yönünde herhangi bir hareket var mı? Yok. Ama bak çok önemli bir detay vereceğim sana. Bunu unutmayacaksın. Benim cismim yatay zemin üzerinde ilerlerken abi yukarıya doğru bir F1 kuvveti uygulamaya başladığımda benim cismim normalde böyle giderken artık böyle gitmeye başlarsa F1 kuvveti yönünde de bir hareket olmuş olur. Bu yüzden F1 iş yapar. Tamam mı? Her zaman yani yukarıya kuvvet varsa etkisiz demeyeceksin. Onun tarafına doğru bir hareket varsa bu adam da etkili bir adamdır. Aynı şekilde gençler biz bir de işi şu şekilde hesaplıyoruz. Bizim enerjimizdeki değişim yani benim cismimin başlangıçtaki enerjisi abi toplamda 500 J kadardı. Sen gittin bu cisme bir kuvvet uyguladın ve neticesinde cismimin enerjisini 1000
27:37 joule çıkardın. O zaman ne kadarlık bir iş yapmış oldun? Toplamda 500 jou bir iş yapmış oldun. Yine yani son enerji eksi ilk enerji bize yaptığımız işi veriyor. Bunu da unutmayacağız. Ardından güç dediğimiz kavramsa gençler bizim yaptığımız işi ne kadar sürede yaptığımızı veren kavramdır. Ve biz gücü bulurken toplamda yaptığımız iş bölü işin yapılması süresini birbirine bölüyoruz. Bu kadar basit. Yani sen toplamda atıyorum 500 güllük bir iş yaptın. Tamam mı? Ve bu işini gittin 10 saniyede yaptın. O zaman senin gücün toplamda 50 çıkıyor. Şimdi artık güzelce konu temelimizi attık. Genel detaylarımızı öğrendik. Geliyoruz artık derinlere inmeye yani mekanik enerjiye. Gençler bizim enerjimiz en temelinde iki parçaya ayrılıyor. İlki kinetik enerji. İkincisi kim abi? Potansiyel enerji, kinetik enerji gençler. Eğer ki bizim cismimiz hareket ediyorsa oluşur. Yani hareketsiz duran böyle böyle duran bir cismin kinetik enerjisi yoktur.
28:22 Potansiyel enerjisi arkadaşlar cismin içerisinde depoladığı enerjidir. Yani açığa çıkartmadığı potansiyelidir. Bizim de burada kinetik enerjimizin formülü 1/2 x kütle çarpı hızın karesidir. Yani kinetik enerjide iki değişkenimiz var. Bir kütle bir de hız. Potansiyel enerjilerimizin ilki olan yerçekim potansiyel enerjisi de cisim yüksekte bulunduğu için veya zeminden yukarıda bulunduğu için sahip olduğu enerji anlamına gelir. Gerçek potansiyel enerjisi de cismin kütlesi çarpı yer gerçekim ivmesi çarpı cismin yüksekliği ile bulunur. Bakın mesela alttaki şekilden inceleyelim. Abi benim bir tane L cismim var. Benim bu L cismim şu alt tabanı zemin olarak kabul edersem toplamda 2H yüksekliğine değil mi? Cismimin de kütlesi M olsun abi. O zaman L''nin enerjisi ne kadar toplamda? M x G x 2H kadar. Son olarak m cismimize bakacak olursak gençler bu adamın
29:08 kütlesi ne? M kadar ama bu noktasal adam yere yapışık durumda. O yüzden abi ne olacak? Hıı olmuş olacak. Yani potansiyel enerjisi 0 oluyor. Bu kadar basit. Son olarak bir de burada esneklik potansiyel enerjimiz var gençler. Bu da bir cismin özellikle de yayların esnemesinden dolayı, gerilmesinden dolayı oluşan kuvvetimizdir. Mesela ben buradaki yayıma abi gitmişim. F kuvvetimle birlikte normalde bulunduğu denge konumundan x birim kadar uzaklaştırmışım. Ve benim de yayım sıkıştığı için içerisinde toplamda 1/2 x k x²arelik bir enerji depolamış oluyor. K zaten benim burada yayımın cinsiyle alakalı olan yay sabitidir. X de benim yayımı ne kadar sıkıştırdığımdır. Ben yayı ne kadar sıkıştırırsam o kadar enerjisi artar. Yine ben gençler yayımı ne kadar kalınlaştırırsam ve ne kadar sıkıştırırsam o kadar enerjisini artırıyorum. Ben abi peki bu enerjiyi nasıl oluşturdum? Buradaki F kuvvetimle
29:53 yani kendi yaptığım işle oluşturdum. E ben bu F kuvvetimle yaptığım işleri de nasıl buluyordum abi? Tabii ki de F kuvvetiyle ne kadar yol aldığımla buluyordum. Yani F xle buluyordum. O zaman 1/2 x k x kares yani yayın enerjisi eş f x x diyebilir miyiz? Tabii ki de deriz. Güzelce gençler enerjilerimizin mantıklarını gördük. Gelelim şimdi mekanik enerji, enerji korunumu ve enerji kaybına. İlk olarak abi benim mekanik enerji dediğim şey kinetik ve potansiyel enerjinin toplamı anlamına gelir. Mesela benim 500 cüllük bir kinetik enerjim var. Hareketimden kaynaklanan. 500 cülde içeriğimde bulundurduğum potansiyel enerjim var. bunları topladığım zaman da yani benim 1000 jük total bir enerjim var anlamına geliyor. Yine enerjinin korunumu ve dönüşümünde ise gençler eğer ki ortamım sürtünmesiz bir ortamsa yani enerji kaybının, ısı kaybının olmadığı bir ortamsa benim toplam enerjim yani mekanik enerjim her daim sabit kalır.
30:40 Ama eğer ki ortamda sürtünme varsa yani bir şekilde o enerji ısıya, sese, görüntüye, ona buna dönüşüyorsa toplam enerjim kinetik artı potansiyel artı e ısı olarak yazılır. Bunu da unutmuyorsun. Bir de burada enerjinin korulumunu görelim. Abi benim elimde minnak bir tane dopçuğum var. Tamam mı? Ben bu topçuğumu başlangıçta havada böyle tutuyorum. Havada ben bu topumu tutarken bu adamın nasıl bir enerjisi vardır? Tabii ki de yüksekliğinden kaynaklanan yükseklik potansiyel enerjisi vardır. Ben bu enerjiyi de zaten x g x h1 olarak yazdım. Ardından ben bu güççük topçuğumu bırakmışım. Topçuğu bıraktığımda abi ne olmuş? Artık bu adamın potansiyel enerjisinin bir kısmı kinetiğe dönüşmüş. Yani cismim hareket etmeye başlamış. E kinetik enerjide ben hangi formülü kullanıyordum? 1/2 x m x vnin karesini kullanıyordum. Değil mi? Aynı zamanda bu adam daha zemine değmediği için de hala bir yüksekliği bulunuyor. Yani bir
31:26 yükseklik potansiyel enerjisi vardır diyebiliriz. Bunu da m x g x h2 olarak yazdık. Son olarak benim cismim artık yere değdiğinde herhangi bir şekilde potansiyel enerjisi kalmadı abi. Bütün potansiyelini yani başta bulunan mgh1'ini gitti nereye dönüştürdü? 1/2 x m x v3'ün karesine dönüştürmüş oldu. Yani benim ilk potansiyel enerjim son durumda kinetiğe dönüştü. Dönüşümümüzü de bitirdik. Son bir de burada verimi görelim. Olaya noktayı koyalım. Verim gençler aslında çok basit bir şey. Nedir biliyor musunuz? Senin toplamda verdiğin enerji ve neticesinde yaptığın işin birbirine oranıdır. Yani sen toplamda 100 jou kadar bir enerji harcadın, tamam mı? Ama toplamda 80 joulük bir iş yapabildin. O zaman senin verimin ne oluyor? 80/100 x 100'den %80 verim olmuş oluyor. Ve bakın sürtünmeli ortamların tamamında verim asla %100 olamaz. İş güç ve enerjiyi de güzel bir şekilde
32:11 işledik. Sizlere bütün mantığı olayı anlattım gençler. Dediğim gibi bakın bu konuda soru tahminimizi de mutlaka izlemeniz lazım. O da yakın bir zamanda gelecek. Bu tarz sayısal konularda soru tahminleri çok önemli dedim ve geldim şimdi ısı ve sıcaklığa. Sıcaklığa da geçmeden gençler sizlerden ufak bir ricam var. Eğer ki videomuz şimdiye kadar verimli ve faydalı bir şekilde geçtiyse bir beğeni bırakmayı ve aşağıdan kanalımıza abone olmayı unutmayın. Vereceğiniz bu destek benim için çok kıymetli arkadaşlar. Şu konuda bu arada çok üzülüyorum. Videoyu birçok arkadaşımız izliyor. Çok güzel belki yorumlar da yazıyor veya çok da faydalanıyor ama gençler videoya bakıyorum izleyenlerin %90'ı abone olmuyor mesela. %95'i abone olmuyor. Bu çok can sıkıcı ve üzücü bir durum. O yüzden sizler de benim bu konudaki motivasyonumu, şevkimi artırmak için aşağıdan beğeni ve aboneye basarsanız çok mutlu olurum gençler. Şimdiden destek verenlere çok teşekkür ediyorum ve ıs sıcaklığı işlemeye geçiyorum. İlk olarak da burada sıcaklığı bir görelim gençler. Sıcaklık dediğimiz şey bir
32:56 sistemdeki ortalama kinetik enerjinin bir göstergesidir. Yani sıcaklık aslında cismin sahip olduğu enerjinin dışa vurulmuş hali gibi düşünebilirsiniz. Ve bakın birimi de Kelvin'dir gençler. Celsius yalnızca sıcaklığın bir gösterimidir ama bilimsel gösterimi Kelvin'dir. Isı dediğimiz şey de transfer edilen enerji anlamına gelir. Peki kimler arasında transfer oluyor? Sıcaklığı birbirinden farklı olan iki tane cisim arasında oluyor. Yani gençler benim bir K cismim var. Bir de L cismim var. Tamam mı? Bu adamın sıcaklığı 10 derece olsun. Bununki de 25°erece olsun. Burada bakın bir sıcaklık farkı olduğu için ne olacak abi? Bir ısı aktarımı olmuş olacak. Kimden kime doğru? L''den K'ye doğru olacak. Yani sıcak olan cisimden soğuk olan cisme doğru sıcaklığın aktarılması ısıyla oluyor. Tamam mı? Yine iç enerjide bir sistemi oluşturan atom ve moleküllerin toplam enerjisidir gençler. Ve biz bu maddelerin iç enerjilerini doğrudan ölçemiyoruz. Yani bu cismin toplam şu
33:42 kadar kinetik ve potansiyel enerjisi vardır diye bir yorum yapamıyoruz. Yalnızca biz cisimlerin iç enerjilerini kıyaslayabiliyoruz. Yine bakın bir madde ısıtıldığında her daim sıcaklığı değişmek zorunda değildir ama iç enerjisi kesinlikle artar. Neden? Çünkü kardeşim senin cismin ısıtıldığı zaman hal değiştirmiyorsa eğer ki sıcaklığı artar. Tamam mı? Sen yani cismine kinetik enerji kazandırmış olursun. Sıcaklığını artırırsın. Ama senin cismin hal değiştirme evresindeyken cisminin potansiyel enerjisi artar. Potansiyel enerji arttığından dolayı da iç enerji artar. Niye? Çünkü senin iç enerji dediğin şey kinetik artı potansiyel enerji demekti. Sıcaklık ölçülerini bir de hızlı bir şekilde görelim gençler. Bilmemiz gereken üç tane var. Kelvin, Celsius ve Fahrenheit. Bunları sadece görselde verdiğim şekilde bilmeniz yeterli. Celsius ve Kelvin arasında gençler 273 derece fark vardır. Yani 0 derece aslında 273 Kelvin anlamına
34:27 gelir. Aynı zamanda Celsius/100 de Fahr - 32/180'e eşittir. Bu formülü de şöyle kafanıza yazın. Belki yani %001 ihtimalle ÖSYM sorarsa yine bilin gençler. Ardından gelelim şimdi öz ısı ve ısısı kavramlarına. İlk olarak öz ısı dediğimiz şey bir maddenin 1 gramının sıcaklığını 1 derece değiştirmek için maddeye verilmesi gereken toplam enerjiye biz öz ısı diyoruz. Ve bizim cismimizin öz ısı değeri ne kadar yüksekse biz o cismin sıcaklığını o kadar zor değiştirebiliriz, zor oynatabiliriz. Çünkü öz ısının yüksek olması aslında sıcaklık değişimine karşı bir direnç olduğu anlamına geliyor. Aynı zamanda ısı da gençler öz ısının madde miktarına bağlı olan haldir. Yani öz ısıda normalde maddenin cinsi ağacı etkili gibi düşüneceksin. Tamam mı? Ama ıs sahasına geldiğin zaman artık maddenin kütlesi de etkili bir hale geliyor ve bizim ısısa da büyükçe ile gösteriliyor. Formülde gençler kütle
35:13 çarpı öz ısı. Yine bak canım, senin hal değişim sıcaklığında olmayan bir maddene ısı verirsen senin o cismin sıcaklığı artırırsın. Ama eğer ki senin cismin hal değişim evresindeyse yani sıcaklığının sabit kalacağı bir evredeyse senin cisme verdiğin enerji o cismin sıcaklığını değiştirmez. İç potansiyel enerjisini artırır. Ve gençler cismimizin sıcaklığı değişirken de bizim verdiğimiz enerji aslında nasıl formülize ediliyor? m x c x delta t ile formülize ediliyor. Yani ısı sahası çarpı delta t de siz buna diyebilirsiniz. Örneğin abiciğim sen cismine gittin 500 yürlük bir enerji verdin. Senin cisminin kütlesi toplamda 5 kilogram olsun. Aynı zamanda senin ısı sağında 10 olsun. Tamam mı? Bu durumda senin toplamdaki sıcaklık değişimin ne kadar olacak? Yani delta t ne kadar olacak? 10 derece kadar olmuş olacak. Bir de gelelim artık hal değişimine arkadaşlar. Hal değişiminde şu görseli
35:58 zaten artık hepimiz neredeyse ezberledik. İlkokuldan beri görüyoruz. Katı sıvıya geçerken donuyor. Sıvı katıya geçerken erime oluyor. Sıvı gaza geçerken buharlaşma. Gaz sıvıya geçerken yoğuşma oluyor. Gaz gençler katıya geçerken kralaşma, katı gaza geçerken de süblimleşme oluyor. Bir de bizim gazımız plazma haline yani iyon haline geçerken aslında iyonizasyon diyoruz. Plazmadan da gaza geçerken deyonizasyon diyoruz. Asıl burada önemli kısım hal değiştirme grafiği gençler. İlk olarak bak benim bir tane hal değiştirme grafiğim var. Benim cismim nereden başlamış? Katı halden başlamış. Katı halden başlarken abi ben cismimin sıcaklığını artırmışım, artırmışım, artırmışım ve artık benim cismim hal değişim evresine gelmiş. Hal değişim evresindeyken cismimin sıcaklığı sabit kalmış ve cismim bakın bu evredeyken katı ve sıvı aynı anda bulunmuş. Benim maddemin tamamı da sıvıya geçtikten sonra yine sıcaklığını artırmışım. Bir süreden sonra artık yine
36:45 hal değişimine gelmiş. Sıvıdan gaz hale geçerken cismimin sıcaklığı sabit kalmış ve aynı ortamda hem sıvı halde hem de gaz halde bulunabilmiş. Gaz hale geçtikten sonra da artık sıcaklığını artırmışım ve gaz olarak bu adam hayatına devam etmiş. İlk olarak burada Q1 ve Q3 verdiğim ısıları benim cismimin sıcaklığını değiştirdi. O zaman ben şu formülü kullanıyorum. m x c x delta t verdiğim q2 ve q ısıları da cismimin sıcaklığını değiştirmediği için hal değişim ısıları olduğu için ben de bunu m x l ile buluyorum. L gençler soruda sezden veriliyor. Hal değişim sabiti hem de benim cismin kütlesi bu kadar basit. Bir de bizim ısının yayılma yolları var abi. Bunları hızlı bir şekilde görelim. İlk olarak iletim var. Sonrasında ışıma. Son olarak da konveksiyon var. Başlangıçta abi iletim dediğimiz şey doğrudan mesela bu sıvının sıcaklığı ne kadar olsun? Şu anda 10 derece olsun. Tamam mı? Benim de elimin sıcaklığı 36 derece. Ben buna dokundum. İletimle
37:31 birlikte ısı transferi gerçekleşti. Aynı şekilde mesela sıcak bir çay kaşığını sen eline dokundurdun. Dokundurduğun zaman ne oldu? Çay kaşığı doğrudan temasla birlikte eline geçti. Bu iletimle aslında ısınma olmuş oluyor. Yine ışınayla iletimde ise gençler en basit örneği güneş ışınlarıdır. Tamam mı? Güneş ışınlarından gelen ışınlar dünyaya vurduğumuzda dünyamızı ısıtır. Aynı şekilde mesela çok sıcak bir çay bardağına elinizi yaklaştırdığınız zaman ne olur abi? Eliniz böyle bir anda ısınmaya başlar. Bunun da sebebi sıcak cisimden elinize doğru gelen ısı ışınlarıdır. Son olarak bir de burada konveksiyon var. Asıl detay burada gençler. Konveksiyon özellikle yerden ısıtma sistemlerinde ocakta sen bir şey ısıtırken kullanılır. Senin başlangıçta abi alt taraftan ısınan taneciklerin ne yapar? Isındıkça genleşir. Genleştikçe tepeye çıkar. Ardından da yukarıda kalan taneciklerin soğuk olduğu için de aşağıya doğru iner. Soğuk tanecikin
38:16 aşağı inince tekrardan ısınır. Isındıktan sonra yukarıya çıkar. Yukarıdaki tanecik soğur ve aşağı iner. Yani devir daim sistemi ile birlikte sistemimizin ısıtılmasına biz ne diyoruz? Konveksiyon ısınma diyoruz. Son olarak bir de burada gençler genleşmeyi göreceğiz. Ondan sonra ısı ve sıcaklığa noktayı koyacağız. Bakın burada yine soru tahminini hatırlatıyorum. Soru tahminine de gelin. Buradan bir neti kazanmama imkanınız sıfır. O kadar net söylüyorum. Direktle bakıyorum genleşmeye. Gençler aslında genleşme ısı alan cisimlerin hacminin büyümesidir. Ve neredeyse bütün cisimler de gençler ısı aldığında ve sıcaklığı arttığında genleşirler. Ve biz bu maddenin genleşmesinin miktarını da gençler şu formülle buluyoruz. Cismin ilk boyu diyoruz. Onu sonrasında gidiyoruz. Genleşme katsayısıyla çarpıyoruz. Son olarak da bir de sıcaklık değişimi ile çarpıyoruz ve olaya noktayı koyuyoruz. Yani senin cisminin ilk boyu ne kadar büyükse o kadar genleşir. Aynı şekilde cisminin genleşme katsayısı ne kadar
39:03 büyükse o kadar fazla genleşir. Son olarak da sen cisminin sıcaklığını ne kadar değiştirdiysen cismin o kadar fazla genleşir. Burada da güzel bir örneğe birlikte bakalım gençler. Birbirlerine perçinlenmiş X ve Y cisimlerimiz var. Bu X ve Y cisimlerinin boyları birbiriyle aynı. Aynı zamanda sen bu adamlara aynı miktarda ısı verdiğini kabul edeceğiz. Burada da gençler Y'nin genleşme katsayısının X'ten büyük olduğunu biliyorum. Yani Y ve Xen aynı miktarda sıcaklık değişimi yaptığında ne oluyor? Y daha hızlı bir şekilde genleşiyor X'e göre. Bu durumda sen o zaman bu perçinli sistemi ısıttığında ne olacak? Y X'e göre daha hızlı bir şekilde genleşeceği için içeriden dışarıya doğru X'i kuşatacak. Aynı şekilde bu sistemi soğuttuğun zaman da Y X'e göre daha hızlı büzülebildiği için ne olacak? X Y'nin bu sefer dışını kapsayacak. Son olarak bir de burada gençler yüzeyce genleşmeyi hızlıca anlatacağım sizlere. Yüzeyce genleşmede özellikle levha sistemlerinde görülür ve
39:49 sen levha sistemlerinde cismin sıcaklığını artırdığında bu yarıçap büyür. Ne olur abi? Artık 2R gibi daha büyük bir yarıçapa dönüşür. Aynı şekilde senin şu şekilde kesik bir tane levhan olsun. Bu açı aradaki açı da alfa olsun. Cismini ısıttığın zaman cisminin yarıçapı büyüyebilir ama aradaki bu alfa açısı da değişmez, sabit kalır. Bunlar da bileceksin. Başka bir şeye gerek yok dedim. Ardından da abi geliyoruz elektrostatiğe gençler önemli bir konu. Niye? Çünkü birazdan göreceğimiz detaylı kısım olan elektriğin temeli aslında burada. ÖSYM de yine buradan arada bir soru soruyor. Ben de size gelme ihtimali olan gelebilecek her yeri anlatacağım. Gereksiz de hiçbir detayı vermeyeceğim. Boş boş böyle metin okur, paragraf okur gibi size bir şeyler okumayacağım. Odayı anlatacağım. özünü vereceğim. Şimdi ilk olarak elektrik yükleriyle başlayalım. Gençler bizim bilmemiz gereken üç tip elektrik yükümüz var. İlk olarak artılar var. Sonrasında eksiler var. Bir de nötr taneciklerimiz var. Eğer ki bizim
40:34 taneciklerimizin yükleri birbiriyle aynıysa yani ikisi de artıysa birbirlerini iterler veya ikisi de eksiyse birbirlerini iterler. Eğer ki ama yükleri farklıysa da birbirlerini çekerler. Yani artı ve eksi birbirini çeker. Aynı zamanda yüklü taneciğim de nötr taneciğimi her daim çeker. Yani artı yüklü bir tanecik nötr kendine doğru çeker. Ama nötr ve nötr arasında herhangi bir elektriklenme olamayacağı için birbirlerini çekmezler. Şimdi gelelim elektriklenme çeşitlerine. Abiciğim benim iki tane temelde elektriklenme çeşidim var. İlki temasla elektriklenme, diğeri ise etkiyle elektriklenme. Temasla elektriklenme doğrudan bir temasın olduğu yani ya sürtünmenin ya da dokunmanın olduğu elektriklenmedir. Etkiyle elektriklenmede de bak sen bu şekildeki gibi cismini dokundurmazsın ama cisminin bulundurduğu yük gider. Karşıdaki adama bir elektriklenme oluşturur. Bu şekilde ayırabiliriz. İlk olarak da sürtünmeyile
41:19 elektriklenmeden başlayalım gençler. Burada bilmemiz gereken iki tane elektriklenme var. İlki yünün Ebonit çubuğa sürtünmesi. Diğeri ise ipek kumaşın cam çubuğa sürtülmesi. Sen ne abiciğim? Ebonit çubuğun yine sürtüldüğü zaman yünde bulunan bazı eksi tanecikler gider ebonit çubuğunun üzerine geçer. Ve bu sayede Ebonit çubuğunda başlangıca göre daha fazla eksi yük olduğu için senin artık Ebon çubuğun ne olur? Eksi yüklü olur. E benim yönümde de başlangıçta 6 tane artı taneciğim vardı. 6 tane eksi taneciğim vardı. E ben bu eksi taneciklerin mesela gittim 4 tanesini Ebonit çubuğa verdim. E13 çubukta artık örnek veriyorum -10 tane elektron oldu. 6 tane de proton oldu. Yani bu adam -4 yüklü eksi halde. Ama yünden de 4 tane elektron gittiği için artık bu adamda 6 proton, iki tane de elektron olduğundan dolayı yünümde +4 yükle yüklenmiş oldu. Yine ipek kumaşa cam çubuğun sürtülmesinde de benim cam
42:05 çubuğumda bulunan eksi yükler gider ipek kumaşıma geçer. Geçtikten sonra ipek kumaşım artık eksi bakımından daha zengin olduğu için eksi yüklü. Cam çubuğunda artı bakımından daha zengin olduğu için artı yüklü hale gelmiş olur. Buradaki kodlamamızda gençler Ebon çubuktaki ID'den eksi yükle yüklendiğini hatırlayacaksın. Cam çubuğun içindeki A'dan da artı yükle yüklendiğini hatırlayacaksın. Geldim şimdi dokunmayla elektriklenmeye. Gençler bu dokunmayla elektriklenmede sistemde var olan toplam yükümüz yarıçapları oranında paylaştırılıyor. Yani bak benim toplamda 3 artı yüküm burada var. 5 artı yüküm burada var. Toplamda +8'lik bir yüküm var. Bu +8'lik yükün de gençler dokundurulduktan sonra 5 artılık yükü buraya geçecek. + 3lük yükü de ne yapacak? 3 yarıçapına sahip cismime geçecek. Bu şekilde dokunmayla elektriklenme tamamlanacak. Son olarak gençler etkiyle elektriklenmede de benim cismim herhangi bir şekilde dokunma,
42:50 sürtme falan filan yapmıyor. Kendisi abi yaklaşıyor. Yaklaştığı için de burada bir yük değişimi gerçekleşiyor. Örneğin benim burada eksi yüklü x cismim gitmiş. K ve l'nin oluşturduğu nötr sisteme yaklaştırılmış. Benim eksi yüklü cismim de gençler nötr cisimle ne yapıyor? Eksi iyonlarımı bir tarafa doğru itiyor. Çünkü eksiler birbirlerini itiyordu. O yüzden abi benim eksi yüklerim L'de toplanmış oluyor. K tarafında da abi eksi yük artık kalmadığı için ne olacak? Bu tarafta bol bol artı bulunduğundan dolayı artı yüklü yüklenmiş olacak. E tam da bak bu esnada benim cisimlerim birbirinden ayrıştırılırsa artık K artı yüklü LM de eksi yüklü hale gelecek. Ve bak sakın şunu da unutmayacaksın. Artı yüklü tanecikler hareket etmez. Eksi yüklü tanecikler hareket eder. Yani sen aslında burada şunu yapmadın abi. X'i yaklaştırdığında artı yükleri kendine çekmedin. Eksi yükleri ittin. Eksi yükleri ittiğin için de nötr tanecikin
43:36 içerisinde artık artı yükler fazla hale geldi. Ve artı yük fazla olunca da bu adam pozitif yükle yüklenmiş oldu. Bir de gençler elektroskoba bakalım. Bununla alakalı soru örneği de ben zaten soru tahminimizi çözeceğim. Elektroskop da arkadaşlar bizim yaklaştırılan bir cismimizin hangi yükle yüklendiğini bulmak için aslında kullandığımız bir aracı. Bizim elektroskobumuzu gençler biz gidiyoruz herhangi bir yükle yüklüyoruz. Mesela eksi yükle yüklüyoruz. Tamam mı? Hem bu adamın yaprakları eksi oluyor hem de topuz kısmı eksi yükle yüklenmiş oluyor. Eksi yüklü cisim yaklaştırdığında eksi yüklü cisim topuzumuzdaki eksileri yapraklara iteceğinden ne olur abi? Yapraklardaki eksi yük sayısı artar. Ve burada eksi yüklerde birbirini artık daha fazla iteceği için ne olur? Yapraklarımız açılır. Yani sen eksi yüklü bir elektroskobun yapraklarının açıldığını görüyorsan eksi yüklü bir cisim yaklaştırdın anlamına geliyor. Ardından topraklamaya bakalım gençler. Biz topraklamada gideriz cismimizi kabloyla
44:21 veya ileticiyle birlikte toprağa bağlarız ve toprak bizim cismimizi nötr bir hale getirir. Mesela benim cismim eksi yükle yüklüyse toprağa bağladığın zaman ne olur abi? Eksi yükler toprağa geçer ve bu sayede cisim nötr hale gelmiş olur. Aynı şekilde cismim artı yükle yüklüyse artı yüklerim toprağa geçemeyeceğinden dolayı toprak abi hemen elindeki eksiği askerlerini alır. Askerlerini artılara hücuma gönderir ve artı sayısı kadar eksiyi buraya gönderdikten sonra cismi nötr hale getirir. Bu kadar basit. Yine gençler bizim iletkenlerde yüklerimizde birbirini her daim ittiğinden dolayı sivri uçlara doğru yükler daha fazla toplanır. Yani tam küresel bir şekilde yükler eşit dengeli bir şekilde yüzeye dağılmışken karede mesela abi köşelerde daha fazla elektron vardır. Aynı şekilde çok sivri ucu olan bir cisimde daha fazla elektron sivri uçta toplanır. Son olarak bir de burada içi boş kürelere bir şeyler yaklaştırma soruları var
45:06 gençler. Bununla alakalı da size mantığı anlatacağım. İlk olarak burada içi boş bir küreye içeriden bir cisim dokundurursak gençler, benim dokundurduğum cismin sahip olduğu bütün yükler gider küreme geçer. Yine ben bu küremi dışarıdan bir cisim dokundurursam artık bunlar temas elektriklenme olayını gerçekleştirirler ve yarıçaplığı olanında toplam yükü paylaşırlar. Son olarak da içi boş küreğe yukarıdan eksi yüklü veya artı yüklü bir cisim sarkıtırsam ne olur? Eksi yüklü cismim artıları kendine doğru çeker ve bunun neticesinde kürenin dış kısmı eksi iç kısmı artı yükle yüklenir. Evet bu şekilde elektroksatik konumuzu da bitirdik gençler. çok önemli konulardan biriydi. Şimdi artık tahtaya, elektriği işlemeye geçiyorum. Şimdi geldik artık tahtada işleyeceğimiz son konumuza yani elektriğe. Arkadaşlar bu elektrik konusu normalde zor bir konudur. Tamam mı? Kasıntı bir konudur. ÖSYM'nin de zor ve sağlam sorduğu sorular genellikle
45:52 buradan gelir. O yüzden benim burada anlatacağım konu kısmını çok iyi bir şekilde dinleyeceksiniz. Konunun temelini biz burada birlikte öğreneceğiz. Sonrasında mutlaka soru tahmininde çözeceğim soruları da izleyeceksiniz. Bu konuyu gayet güzel bir şekilde oturtacağız. İlk olarak ben buraya elektrik devrileriyle girmek istiyorum. Çünkü geçmişte kalan kısma ÖSYM neredeyse hiç sormadı ve sormayacak. Hep ÖSYM burada devreyi soruyor ve enerji kısmını soruyor. Birazdan geleceğiz. İlk olarak abi benim devrem içerisinde vazgeçilmez bir eleman var. Onun adı kim? Pil. Pilin gençler bir artı bir de eksi kutbu var. Artı kutbundan akım çıkıyor. Eksi kutbundan çıkan akımım tekrardan giriyor. Yani pil benim için bir üreteştir ve devrenin tamamlandığını gösteren adamdır. Ardından bir diğer birleşelim buradaki kablo gençler. Kablo dediğimiz adam da zaten akımın geçmesini ve gerekli yerlere ulaşmasını sağlayan adam. Sonrasında bir de direncim var. Direnç de arkadaşlar akımın geçmesini
46:37 zorlaştıran elemandır. Ardından voltmetre gençler bağlandığı iki nokta arasındaki potansiyel farkı hesaplamamızı sağlar. Ampermetre ise kendi içerisinden geçen toplam akım miktarının saptanmasını sağlar. Ve bakın voltmetreden hiçbir şekilde akım geçmezken ampermetrenin içerisinden akım geçer. Yani voltmetrenin direncini sonsuz kabul ediyoruz. Ampermetrenin de gençler direncini 0 olarak kabul ediyoruz. Ve bakın burada örnek bir devre şemasını size gösterecek olursam başlangıçta abi benim üreticimin artı kutbundan ne yapar? Akımım çıkar abi. Çıktı çıktı çıktı geldi. Yukarıya geldi. Sonrasında direncimin içerisinden geçti. Ampermetremin içerisinden geçti. Bak kesinlikle dirençtense voltmetreden geçmiyor. Çünkü bu sonsuz bir dirence sahip. Sonrasında devremi tamamladı ve eksi kutba girdi. Bütün sistem bu şekilde. Ve ben bu sistemde potansiyel
47:23 farkımı, akımımı ve direncimi kullanarak da ne yapıyorum? Buradaki bütün kavramlarımı hesaplayabiliyorum. Buradaki gençler benim en temel formülüm de V = I x R formülü yani 1 meşhur 1 formülü. Yani ben burada ana koldan çıkan akımımla eş değer direncimi çarptığımda neyi buluyorum? Pilimin potansiyel farkını buluyorum abi. Yine bak bunu türetebilirsin. Sen gidersen mesela potansiyel farkı akıma bölersen de R'yi bulmuş olursun. Aynı şekilde potansiyel farkı dirence bölersen akımı bulmuş olursun. Bunlar farklı farklı şekilde birbiri arasına dönüyor ama en temelde bilmeniz gereken formül V = I x R formülüdür. Şimdi gelelim dirençleri seri ve paralel bağlama kısmına. İlk olarak da seri bağlamayı görelim. Abi dirençleri seri bağlamak demek gençler birbiriyle yan yana olacak şekilde dirençleri bağlamak anlamına gelir. Bu seri bağlamadır ve seri bağlama çok tatlı. Niye? Çünkü sen burada hiç
48:09 uğraşmıyorsun. Dirençleri toplayıp geçiyorsun. Yani bu sistemin eşdeğer direnci R1 + R2 + R3 olmuş oluyor. Aynı zamanda bak bu devre seri bağlı olduğu için de benim ana koldan çıkan toplam akımım da gençler her birinin içerisinden geçiyor. O yüzden her birinden geçen akımlar da birbirine eşit oluyor. Yine gençler toplam potansiyel farkım da dirençleriyle eşit orantılı şekilde bölünüyor. Atıyorum benim buradaki direncim 5 buradaki 3, buradaki 2 ise bu adamın potansiyel farkı 5. Bu adamınki 3, bu adamınki 2 ile orantılı oluyor. E toplam potansiyel farkım da gençler 9'un katı bir sayı olmuş oluyor. Bu kadar basit. Paralel bağlamaya geldiğimizde ise burada gençler olay biraz daha değişiyor. Artık bakın benim pilimin ana kolundan çıkan akımım üç farklı yere gidebilir abi. İster buraya gider, ister yukarı çıkar buraya gider ister de buraya gider. Yani seri bağlıda olduğu gibi geldi akım dümdüz gitti diye
48:55 bir şey yok. Ve gençler burada benim akımımda direncin az olduğu yeri her zaman tercih ediyor. Yani atıyorum benim R1'im toplamda 3 dirence sahip. Burası eğer ki bir dirence sahipse e mantıken abi benim akımım gidecek. R3'e daha fazla gidecek. Yani bir dirençlik yere daha fazla gidecek. üç direnç yere daha az bir akım gitmiş olacak ve bu gidişte her daim ters orantılı gidecek. Yani bak buradaki bir dirençlik adama toplamda 3'ün katı kadar bir akım gidiyorsa 3 dirençlik adama 1in katı kadar bir akım gidecek. Ve ben burada toplam tüm devrimin eş değer direncini hesaplarken de gençler şunu yapacağım. 1/ RH yani eş değer direncim eş 1/r1 + 1/r2 + 1/ r3 diyeceğim. Hatta gelin bunda bir örnek üzerinden görelim. Paralel bağlı sistemlerde ben nasıl eş değer direnç hesaplıyordum? 1/ r eş diyordum. eşittir diyordum. İlk direncimde 3 abi. O yüzden
49:41 1/3 diye yazdım. 2inci direncim de 6 + dedim 1/6 olarak yazdım. Bunun da tabanlarını eşitlediğim zaman 3/6 olarak geldi gençler. Bu da neydir? 1/r eş o zaman benim buradan r eşim 2 olarak geliyor değil mi? Yani aslında m ve n bölgesindeki direncim ne kadarmış? 2 kadarmış. Bak artık ben bunu bütün sistemden çıkardım. Yani ben artık paralel bağlı devreyi seri hale getirdim dirençsel anlamda. E bundan sonra elimde hangi dirençler kaldı? 6 var, 2 var, 3 var. Bunların hepsi birbirine nasıl bağlı abi? Artık seri bağlı. O zaman topluyorum. 6 diyorum. Bir de 2'im var diyorum. Bir de 3'üm var diyorum. Toplam yani eş değer direncim 11 olarak geliyor. Peki abi buradaki benim direnç
…