0:00 Merhaba kıymetli seyirciler. Ders kitapları hep Türkiye'de Cumhuriyetin tek kişinin eseri olduğunu ve bir gecede apar topar ilan edildiğini yazar ve söyler. Hakikaten 28 Ekim 1923 gecesi ileri gelen muhaliflerinin şehir dışında olduğu bir zamanda Gazi Mustafa Kemal o zamanki ismiyle Çankaya'da kendisine sadık 7 kişiyle toplandı ve ertesi günü cumhuriyetin ilan edileceğini haber verdi. Kanun teklifini İsmet Paşa'ya yazdırdı. Bu kanun teklifi ertesi gün mecliste düşük bir oyla kabul edildi. 328 mebus vardı. O zamanki mecliste 158 tanesi buna evet dedi. Anayasa değişikliğinin anayasaya göre
0:46 üçte ekseriyetle yapılması lazımdır. O hüküm burada tatbik edilmedi. Milletvekillerinin çoğu cumhuriyetin ilanını atılan toplardan öğrendiler. Ders kitaplarına işte adeta eee bir gecede olup bittiği yazılan cumhuriyetin macerası aslında daha eskidir. Ankara hükümeti 23 Nisan 1920 tarihinden beri bir cumhuriyettir. Yoksa 29 Ekim 1923 tarihi değil. 1923'te bir padişah yoktur ama halife vardır ve herkes halifeyi devletin reisi olarak görmektedir. Mustafa Kemal Paşa'nın da giderek
1:32 otoriterleştiğini düşünenler artmıştır ve muhalefet giderek güçlenmiştir. 29 Ekim 1923'te cumhuriyetin ilanıyla hem devletin reisinin halife olmadığı deklare edilmiştir, Mustafa Kemal olduğu deklare edilmiştir, hem de ona muhaliflerini sindirebilecek çok geniş selahiyetler tanınmıştır. Aslında 29.2923 2009 yani Cumhuriyetin ilanı Şevket Süreyya'nın tabiriyle Mustafa Kemal'in tek adam oluşunun ilanıdır. Kemalist literatürün hemen hepsinde Cumhuriyet fikrinin öteden beri Mustafa Kemal'in fikrinde olduğu söylenir.
2:18 Bunların hemen hepsi Cumhuriyetin ilanından sonra yazılmıştır. Buna rağmen gençliğinden beri Jön Türklerinin arasında yer aldığı için Mustafa Kemal de cumhuriyet fikrinin bulunmasına şaşılmaz. Monarşiyi yıkıp da yerine cumhuriyeti ilan eden Fransız ihtilaline karşı Jöntürklerde hemen hepsinde bir hayranlık vardı. Jöntürk ideologlarından Namık Kemal, Ziya Paşa. Bunlar Cumhuriyeti çok överler ama Türkiye için uygun bir rejim olmadığını düşünürlerdi. Jöntürklerden daha da ileri giderek Ali Süavi gibi, Abdullah Cevdet gibiler cumhuriyetin İslami bir rejim olduğunu düşünürlerdi. Atatürk'ün fikriyatının teşekkülünde
3:04 Abdullah Cevdet'in çok büyük rolü vardır. Gençliğinden beri pozitivistlerin yazdığını okuyan Atatürk de antimonarşist ve cumhuriyetçi bir fikriyatın yerleşmiş olması çok tabiidir. Peki acaba tarih başka türlü cereyan etseydi? Yani Mustafa Kemal Paşa'nın 1919'daki tasavvurları ve teşebbüsleri hakikat olsaydı. Yani Harbiye Nazarı olsaydı veya Sultan Vahidettin'in kızıyla evlenseydi veya bir ara gündeme geldiği üzere halife olsaydı acaba hala cumhuriyetçi fikirler taşır mıydı? Bilinmez. Fransız ihtilali devrinde cumhuriyet için mücadele edenlerden hatta kralın
3:51 idamı için oy verenlerden Napolyon Bonapart Fransa imparatoru oldu. Taç giydi. Yine aynı ihtilalcilerden Jean Baptist Bernadot İsveç tahtına oturdu. Yani hızlı cumhuriyetçiyken monarşist olan az değildir. Mustafa Kemal de bunlardan birisi olabilirdi. Ama onun en büyük hususiyeti İnönü'nün de söylediği gibi idealizm değildir. Pragmatizmdir. Her zaman şartlara ve imkanlara göre hareket etmiştir. Muvafakiyetinin en büyük sırrı da budur. Peki Mustafa Kemal olmasaydı acaba cumhuriyet olur muydu? Bu da söz götürür. etrafındakiler her ne kadar en az onun kadar modern fikirli
4:36 ve cumhuriyetçilikte ondan geri kalmadıklarını sonradan iddia etseler de hiçbiri onun kadar radikal değildi. O olmayıp da mesela Kemalist hareketin yedek lideri Rauf Paşa'a gelseydi cumhuriyet ilan eder miydi? Hatta İttihatçılar harbi kazansalardı saltanatı tasfiye ederler miydi? Bilinmez. Cumhuriyet monarşinin mukabilidir. Monarşi, monoarşi tek kişinin hakimiyeti demek. Cumhuriyet birden fazla halktan kişilerin hakimiyeti demek. Devletin idaresi eğer bir hanedanın elindeyse monarşi deniyor. Halkın elindeyse cumhuriyet deniyor. Respublika. Respublika Latince bir kelime. Halk işi demek.
5:22 Ama cumhuriyet hükümetin, halkın ekseriyetinin elinde olduğu, devletin halkın ekseriyetinin iradesine göre hareket ettiği demokrasi demek değildir. Bu çok karıştırılır. Yani cumhuriyetle demokrasinin aynı şey olduğunu zannedenler yanılıyorlar. demokratik monarşi olabilir. Cumhuriyetler diktatör olabilir. Nitekim bugün monarşilerin büyük ekseriyeti demokrasidir. Demokrasi olmayanlarda da tam bir istikrar vardır. Ama dünyadaki cumhuriyetlerin çoğu diktatörlüktür. 20. yüzyılda kurulan bütün cumhuriyetler hemen hemen demokrasi getirmek şöyle
6:07 dursun. Birer diktatörlüğe dönüşmüştür. İşte Rusya, işte Almanya, İspanya, Portekiz, Yugoslavya, Bulgaristan, Türkiye, Macaristan, Romanya, Arnavutluk. Bunların hepsinde önce cumhuriyet kurulmuştur. Hemen arkasından diktatörlük kurulmuştur. Şu halde bazılarının dediği üzere cumhuriyet değil belki demokrasi fazilettir. Tarihte cumhuriyet olarak bilinen ne Atina ne Venedik ne Dubrovnik hakiki birer cumhuriyet değildi. İktidar muayyen statüdeki şahısların elindeydi. Ya tüccardı bunlar, ya soylulardı ya askerdi. Onun için ilk çağ filozofları cumhuriyeti pek tasvip etmezler. Ayak takımının hakimiyeti
6:53 olarak hor görürler. Onlar bilgeler oligarşisine taraftardır. Herkes cumhuriyet taraftarı değildir. Cumhuriyet aleyhtarlarının da tabii ellerinde birtım eee iddialar var. Bir kere cumhuriyet eşitlikçidir. Herkese eşit bazılarına daha eşit muamele yapar. Cumhuriyet ise adalet şey monarşi ise adaletçidir. Adalet mi eşitlik mi? Ehli bilir. Adalet tercih edilir. Adalette herkese herkes hakkını alır. Cumhuriyette eşit. Yine monarşide halk idareci olmadığını bilir. Cumhuriyette ise bilmez. Bu sebeple cumhuriyetlerde halkı kontrol etmek, manipüle etmek çok kolaydır. Halk kendisini idareci zannettiği için cumhuriyetlerde isyana çok daha az
7:41 meyillidir. Mümtaz Soysal vardı siyasal bilgiler hocalarından. Sosyalist olduğu halde bundan 30 sene evvel bir yazı yazmıştı Milliyette. diyordu ki monarşilerde karizması asırlar evvelinden gelmiş kahramanlıklara dayanan oturmasını kalkmasını bilen hocanın tabiriyle çatal kaşık tutmasını bilen bir kişi başa geçer. Ötekinde ise yani cumhuriyeti kastediyor. 4 sene ne yapacağını bilmeyenler. Şair Milton'a göre yıkılan her hükümdar her monarşi ve kurulan her cumhuriyet şeytanın Allah'tan ve Ademoğlundan aldığı bir intikamdır. Cumhuriyetin dünyaya yayılmasında monarşi ve aristokrasi alehtarı
8:27 burjuvaların kurduğu masonluğun büyük bir katkısı vardır. Daniel Ligu, Fransız tarihçi, eee, masonların tarihi kitabında, Fransa'daki masonların tarihi kitabında eskiden mason localarına Cumhuriyet Kilisesi eee, diye isim takıldığını söyler. Cumhur Arapça bir kelime. Osmanlılar bunu Venedik için kullanırdı eskiden. Cümbür cemaat buradan geliyor. Tarihçi Naima'nın tasvirine göre Sultan ı. Mustafa'nın tahttan indirildiği Edirne vakasında yeni çeri ağası çalık Ahmet ordu arkasında tabii saltanatı yıkmak yerine eee Kuzey Afrika'daki eyaletler gibi Tecemmu devleti ve cumhur
9:15 cemaati kurmayı teklif etmişti. Bu cumhuriyet tabirinin tarihimizdeki ilk kullanılışıdır. Ama cumhuriyetin hakikatinin görülmesi 1789 Fransız ihtilaliyle olmuştur. Fransa'dan İstanbul'a gelen askeri müteahsıslar cumhuriyet fikrini de beraberinde getirdiler. Tarihçi bürokrat Cevdet Paşa ihtilalcileri yerden yere vurur. Cumhuriyet rejiminin de insanlık için tehlikeli bir rejim olduğunu söyler. Fransa'nın perişanlığının işte eee bundan kaynaklandığını söyler. Perişanlığının sebebi cumhuriyettir. Der Cumhuriyet korkulacak bir umacı olmuştur. Serasker Sait Paşa Hasmı Reşit Paşa için Sultan Abdülmecid'in huzuruna çıktı. Reşit Paşa Cumhuriyeti ilan edecek. Saltanatınız elden gidiyor. Daha
10:03 ne duruyorsunuz? demişti. Sait Paşa'nın eee bu tavrı, egzajere edilmiş tavrı aslında boşuna değildir. Çünkü Jöntürklerden şair Şinasi Reşit Paşa'yı ahalinin reis-i cumhuru olarak tasvir ve meth eder. Vakanvis yani tarihçi Asım Efendi Fransızların yapmış olduğu cumhuriyet propagandasından çok rahatsızdır. eee cumhuriyeti dinin terkiyle eee aynı görür. Zenginle fakirin yani zenginler fakire vererek eşitlenmesinden ibaret görür ve cumhuriyeti mide bulandırıcı bir rejim olarak vasfeder. Buna mukabil
10:50 Sultan Aziz zamanında Basiretçi Ali Efendi gazetesinde bir makale yazmıştı. O makalesinde bu mektepler arttıkça cumhuriyet gelir demişti. Bu sebeple hükümet kendisini ikaz etmişti ki Basiretçi Ali Efendi haklı çıkmıştır. Cumhuriyeti kuranlar monarkların kurduğu mekteplerde yetişenler olmuştur. Sultan Abdülhamit'i tahttan indirenler Sultan Abdülhamit'in kurduğu mekteplerden mezun olanlardır. Posta nazırı Saar Ahmet Paşa vardı. Onun oğlu Mehmet Emin Bey vardı. İnkılapçı Emin Bey derlerdi. O da Sultan Aziz zamanında cumhuriyetçi olarak tanınırdı. Hatta bir yazı yazmıştı. o yazısında halifenin bile seçimle başa gelmesi lazım demişti ama o ikaz bile edilmemişti. Hıfsı
11:35 Topuzun Meyale diye bir romanı vardır. İşte bu Mehmet Emin Efendiyi eee anlatmaktadır. Jöntürklerdeki bu Cumhuriyet hayranlığı nereden geliyor? Bu rejimi iyi tanıdıklarından mı? Hayır. Jön Türklerin entelektüel birikimi eee her zaman eee tartışılmış ve tenkit edilmiştir. İçlerinde Recalzade Mahmut Ekrem'den yok özür dilerim Sami Paşa Sezai'den başka eee Avrupa'yı ve Avrupa eee müesseselerini iyi tanıyan birisi olmadığını kendileri itiraf ederler. Niçin peki cumhuriyetçiler? Çünkü cumhuriyet halktan kişilerin iktidar hırsını tatmine elverişlidir. 17. asırda İngiltere'de bir Crownwell vardır malum. Kralı öldürüp yerine geçti. Birkaç sene cumhuriyet ilan etti. Sonra o da eee
12:22 öldü gitti. ona özenmiş olacak ki Mithat Paşa'nın saltanatı kaldırıp Mekke Şerifinin başında bulunduğu ama kendi diktatörlüğünde bir cumhuriyet kurmak istediği çok meşhurdur. İkinci Meşrutiyet devrinde yani İttihat ve Terakki kültüründe de cumhuriyet zaman dile getirilmiştir. İttihatçılardan Ahmet Rıza Bey bunlardan birisidir ama o cumhuriyeti Türkiye için uygun bir rejim olarak görmez. Meşrutiyetin hemen ardından Sultan Hamit Recep Paşa'nın yerine Rıza Paşa'yı Harbiye Nazırı olarak Kamil Paşa'ya tavsiye etmişti ve de o zaman İttihatçılar Recep Paşa'nın reis-i cumhur yapılacağından evhamlanıyor demişlerdi padişah için. 1910 senesinde mecliste padişahın salahiyetlerinin
13:07 tahdidi konuşulurken vaktiyle Sultan Hamit tahttan indirilirken onun tahttan indirilmesine tek muhalif olan İstanbul eee Ayan Azası Yorgiyadis Efendi var. Hukukçudur bu. Sultan Abdülhamit'in tahtan indirilmesine karşı çıkmış ve bir numaralı Sultan Abdülhamitçi olarak yaftalanmıştır. Mecliste bir konuşma yapıyor. Diyor ki siz hakimiyet milletindir diyorsunuz. Halbuki bilakis hakimiyet sultanındır. O sizin dediğiniz cumhuriyetlerde olur demiştir. Meclislarında var bu. Abdurrahman Şeref Efendi hemen bizde republik yoktur. Öyle şey hatırımıza gelmez. diyerek bu tehlikeli mevzuyu kapatmıştır. Bu sebeple İttihatçıların Cumhuriyeti Türkiye'ye uygun bir rejim olarak görmedikleri fikri hakimdir. Halbuki Celal Nuri daha
13:54 1918'in Kasım ayında eee Enver Talat ve Cemal üçlüsünün idaresine oligarşik cumhuriyet adını vermişti. 1917 Ekiminde o zaman ordu kumandanı olan Mustafa Kemal Paşa iddiaçıların meşhur levazım reisi Topal İsmail Paşa ile konuşurken bu işin sonu nereye varacak diye soruyor. O da cumhuriyet cevabını veriyor. Peki kim başa geçecek diye soruyor Mustafa Kemal Paşa. Topal İsmail Paşa da sen, ben ve mesela Enver cevabını veriyor. Mustafa Kemal Paşa temkinli ağzının arandığını düşünüyor. bunun sırası değildir ve bizde bunun tatbik kabiliyeti yoktur diyor.
14:41 Mütareke zamanında 1919'da Oltu gibi, Kars gibi şehirlerde Sovyetlerin ilhamıyla bazı Şura hükümetleri kurulmuştu. Bunlar enteresan birer teşekküldür ve birer cumhuriyettir ama ömürleri çok kısa olmuştur. Kazım Karabekir'e bakılırsa daha İstanbul'dayken Mustafa Kemal Paşa'nın cumhuriyetçi olduğu söylenirdi. Hatta e Anadolu'ya gönderilirken padişaha da cumhuriyetçi fikirler taşıdığı söylenmiştir. Ama Mustafa Kemal Paşa'nın Anadolu'ya gönderilmesini isteyen İngilizlerdir. Onun için padişah eee bu hususta çok fazla tesirli olamamıştır. Nitekim Mustafa Kemal Paşa nutukta Ali Rıza Paşa'nın Ahmet İzzet Paşa'ya kendileri için cumhuriyet yapacaklar. Cumhuriyet eee dediğini
15:27 alaylı bir şekilde anlatmaktadır. İngiliz komiseri, yüksek komiseri Robek 1919 senesinin Eylül ayında Lord Cson'a bir eee rapor gönderiyor. Kemalist hareketin giderek bir Anadolu Cumhuriyeti'ne eee dönüştüğünü söylüyor. İngiliz istihbarat yarbayı Raulinson daha İstanbul işgal edilmeden evvel Anadolu'da bir cumhuriyet kurmak için çalışıyordu diyor Kazım Karabekir Anadolu Hareketinin öncülerinden Masar Müfit Kansu ölümünden yani 19 birkaç gün birkaç ay evvel 1948'de
16:13 e neşrettiği hatıralarında daha 1919 senesinde de Anadolu Hareketi yeni başladığı sıralarda Mustafa Kemal Paşa'nın Cumhuriyet ve inkılapları kendisine bir bir haber verdiğini söyler. Adeta bir kehanet gibi. Şefket Süreyya da 1921 ortalarında Mustafa Kemal Paşa'nın Yakup Kadriye ve Halde Edib'e aynı şeyi söylediğini nakleder. Mustafa Kemal Paşa gibi alkollüyken bile ağzından sır kaçırmamaya dikkat eden bir birinin, temkinli birinin eee bunu söylemiş olmasına inanılır mı? Hele yarının ne getireceği belli olmayan çok riskli günlerdi. Şüphesiz Masar Müfit yıllar sonra bu fikrin öteden beri Atatürk'ün zihninde olduğunu söyleyerek Kemalist ideolojiye kendince bir katkıda bulunmak
17:00 istemiştir. Hatırat yazarları umumiyetle kendilerini temize çıkarmak endişesi taşırlar. Bunun yanında da hadiseleri önceden gördüklerini ve büyük tarihi şahsiyetleri nezdinde hususi bir mevkiye sahip oldukları imajını vermeye çalışırlar. Halbuki Mustafa Kemal Paşa'nın zihninde cumhuriyet olsa bile her zaman bunu bir sır olarak saklamıştır. Henüz padişahın karizmasından istifade etmek icap ettiği için hiçbir yerde hiçbir zaman hiçbir kimseye bunu telaffuz etmemiştir. Bilakis cumhuriyetçi ithamlarını reddetmiş. padişaha ve saltanata olan bağlılığını her zaman deklare etmiştir. Nisan 1923 yılında tarihinde Halk Fırkasının umdeleri ilan olundu.
17:47 Bunların içinde cumhuriyet fikri yok. Faaliyet fıkıyı sorarsanız o zaman herkes hemen herkes cumhuriyet alehtarıdır. Bazıları Mustafa Kemal Paşa'dan kurtulabilmek için meşruti monarşinin muhafazasından yanadır. Çünkü cumhuriyet ilan edilirse artık ipleri Mustafa Kemal Paşa'dan almak mümkün değildir. A göre faaliet Çankaya kitabında diyor ki eski Türkiye'de diyor cumhuriyet sözü şapka sözü gibi o kadar kötü ve o kadar korkuluydu ve yobaz lügatındaki manası da gavurluk mesabesindeydi. Yani cumhuriyet dendi mi eski Türkler gavurluk anlardı diyor Fali Rıfkı. Eski Türkiye'de hiçbir zaman cumhuriyetçilik diye bir fikir akımı olmamıştır diyor. Olmasına da imkan yoktur diyor. Bir
18:32 Osmanlı'ya cumhuriyetçi demek o zaman için gavur demek bugün için komünist demek gibi bir şeydi diyor faali fıkıh. Türkiye'de cumhuriyet aslına bakarsanız Avrupa'daki eee emsalleri gibi hiçbir zaman bir halk hareketinin eseri olmamıştır. Hakkında ilmi, fikri hatta popüler tartışma zemini kurulmamıştır. Halk oylamasına sunulmamıştır. Bir emri vaki ile kabul edilmiştir. Bu tek bir kişinin fikrinin mahsulü olduğunu gösterir mi? Bence hayır. Bu şartların getirdiği bir zarurettir.
19:17 Atatürk'ün başka türlü iktidarda kalması ve inkılapları yapması mümkün değildi. Cumhuriyet rejimi olmadan mümkün değildi. Peki Türk İslam siyasi ananesinde bir hanedan ortadan kalkınca yenisinin gelmesi adettir. Peki 1922'de bu niye olmadı? O zamana kadar alışılmış sistem monarşi yani padişahlık olduğuna göre Mustafa Kemal Paşa neden padişahlığını ilan etmedi? Bu yalnızca Paşa'nın öteden beri cumhuriyetçi olduğu şeklinde izah edilebilir mi? Zira siyaset anlayışına ve yaşantısına bakarsanız şartlı bir monarktan farklı değildir. Bir kere cemiyetin rol modeli olan
20:03 Avrupa'dan artık başka rüzgarlar esmektedir. 20. Asrın modası monarşi değil, cumhuriyettir. Fransa 50 senedir böyledir. Rusya'da, Almanya'da, Avusturya'da asırlık monarşiler yıkılmıştır. O zamanın süper gücü, dünyanın hakimi İngiltere kendisinde ve kendisinin kontrolünde kurulan Irak gibi, Ürdün gibi, Suudi Arabistan gibi Ortadoğu memleketlerinde Monaşi'nin muhafazasına göz yummuştur. Türkiye hariç saltanat ve hanedan kalsaydı eee inkılapların yapılması mümkün olamazdı. İkinci bir sebep Atatürk'ün kendisini padişah ilan etmek
20:48 için siyasi gücünden emin olmamasıdır. 1924'te halifelik kaldırıldığı zaman hanedanın beşikteki bebeğinden eli bastonlu yaşlısına kadar kadınla erkekli sürgüne gönderilmesinin arkasında da bu endişe yatar. Hele 29'daki 1923'te meclisin yarısı ki bu meclis Atatürk'ün kurduğu ve kız gibi meclis adını verdiği meclistir. Atatürk'e muhalifti. Atatürk'ün geniş selahiyetlerle donatılmasına karşıydı. 29 Ekim'de Cumhuriyetin ilanı zaten onlara karşı yapılmış bir eee darbedir. Nerede kaldı ki saltanatını ilan etsin? Evet. Arnavutlukta Başbakan Ahmet Zogu, eee, İran'da assubay Rıza Pehlevi kendisini hükümdar ilan ettiler.
21:36 Ama buralarda monarşi kalıcı olamadı. Çünkü hanedan, monarşi hanedana asırlık ve ihtişamlı kahramanlık ana nelerine dayanır. Bir kişinin çıkıp da hükümdar olması eee kolay değildir. Napolyon buna bir misaldir. Üçüncü ve mühim bir sebep de Atatürk'ün çocuğunun olmamasıdır. Monarşi aile demektir. Monarşi varis demektir. Kikalı General Napolyon'un Fransa'da bir monarşi ve bir hanedan kurmak için ne kadar ümitsiz mücadele ettiğini eee bilenler bilir. Atatürk ise realisttir. Yapabileceği ile yetinirdi. Şu halde Cumhuriyet Jöntürk ideolojisi içinde yetişen Ankara
22:21 kahramanlarınca o zaman için en elverişli sistem olarak görülmüştür. yasamayı, yürütmeyi ve yargıyı uhdesinde tutan hükümetin eline padişahları kıskandıracak salahiyetler geçmiştir. Enteresandır ki Türkiye'de bugün sağcısından solcusuna, laikinden İslamcısına hemen herkes cumhuriyetçidir. Halbuki cumhuriyetin beşiği olan Fransa'da bile monarşistlerin sayısı az değildir. Tabii Fransız ihtilalinden sonra tarihi hep cumhuriyetçiler yazmıştır. Edebiyat ve medyaada hep cumhuriyetçilerin elinde olmuştur. Monarşi ve aristokrasi aleyhinde alabildiğince neşriyat yapılmış, beyinler yıkanmıştır. Sadece tarih kitaplarında değil, romanlarda,
23:07 filmlerde hatta çocuk masallarında bile bütün krallar zalimdir. Asiller hep kötüdür. Öyle ki kimse monarşinin, aristokrasinin demokrasiyi nasıl getirdiğine, işte sanat ve estetiğe ne büyük katkıda bulunduğuna işaret edemez. Edinburg'dük Prens Philip, "Ah bilseler monarşinin faydası soylulara değil halkadır." derdi. Hoşça kalın kıymetli seyirciler.