2022 KPSS ÖNLİSANS TARİH [+PDF] - 2022 KPSS Önlisans Çıkmış Tarih Soru Çözümleri #kpssönlisans

Kısa Özeti

Bu video, 2022 ön lisans tarih sınavında sıkça karşılaşılan soruları ve yanıtlarını içermektedir. Fatma Hoca, Oğuz destanı, Büyük Selçuklular ve Osmanlı İmparatorluğu ile ilişkili tarihsel kavramları detaylı bir şekilde ele alıyor. Ayrıca, Türk İslam devletlerinin oluşumu ve yönetim sistemleri üzerine de sorular sorulmakta, bu konulara dair açıklamalar yapılmaktadır.

  • Oğuz destanında yönetim anlayışı
  • Türk İslam devletleri ile tarihi kişiliklerin eşleştirilmesi

Oğuz Destanı ve İslamiyet Öncesi Türk Devlet Yönetimi

Fatma Hoca, Oğuz destanında geçen ifadelerin İslamiyet öncesi Türk devlet yönetimi ile ilişkisini açıklıyor. Tanrı'nın yeryüzünü yönetme yetkisini verdiği, Türk cihan hakimiyetinin vurgulandığı ifadeler incelemeye alınıyor. Ayrıca, gökteki güneşin simgesiyle Türk bayrağı arasındaki ilişkiye de değiniliyor. Hoca, devletin yönetim anlayışı ve halkın adil bir şekilde haklarının dağıtılması konularını ortaya koyuyor.

Türk İslam Devletleri ve Boyların Eşleştirilmesi

Fatma Hoca, Türk İslam devletlerinde önemli rol oynayan Oğuz boylarının eşleştirmeleri üzerinde duruyor. Büyük Selçukluların kınık boyuna, Osmanlıların ise kayı boyuna ait olduğunu belirtiyor. Memlüklerin boy yapısının kölemen sınıfından oluştuğunu ve bayat boyunun beylikler döneminde yer aldığını açıklıyor. Bu bilgilerle birlikte doğru yanıtları elde etmek için metni değerlendirmiş oluyor.

Büyük Selçuklu Haritası ve Ticaret Yolları

Hoca, Büyük Selçuklu dönemine ait haritalı bir soruya yanıt verirken, Selçukluların egemenlik alanlarını ve ticaret yollarını açıklıyor. İpek ve baharat yollarının nerelerden geçtiğini belirtiyor, İslam'ın önemli merkezleri olan Medine ve Bağdat’ın da harita üzerinde yer aldığını vurguluyor. Buradan alınan doğru yanıt ise, Selçukluların bu ticaret yollarına hakim olduklarıdır.

Kemal Tahir ve Türk Tarihinin Dönemleri

Kemal Tahir'in "Devlet Ana" romanından bahseden Hoca, romanda tarihsel kişiliklerin yer aldığını belirtiyor. Bu kişiliklerin, Osmanlı Devleti'nin kuruluş dönemini tanımladığını ve tarihi sürecin önemli bir kısmını yansıttığını ifade ediyor. Ayrıca, farklı dönemler ve bu dönemlerde yaşanan olaylar hakkında bilgi vererek, doğru yanıtları bulma yolunda önemli detaylar sunuyor.

Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul Fethi Hazırlıkları

Fatih Sultan Mehmet döneminde İstanbul'un fethine yönelik hazırlıklara ilişkin sorular üzerinde duruluyor. Hoca, kuşatmanın denizden desteklenmesi için donanma hazırlıklarının yapıldığını ve İstanbul'un kuşatıldığı sırada yapılan stratejik hamleleri değerlendirdiğini açıklıyor. Ayrıca, Yıldırım Beyazıt'ın yaptırdığı Anadolu Hisarı ile Rümeli Hisarı arasındaki stratejik önemi vurguluyor.

Osmanlı Devleti'nin Ekonomik Yapısı

Osmanlı ekonomisi üzerine sorulan sorular, devletin ekonomik yönetimi ve sıkı devlet kontrolü konusundaki uygulamalarını kapsıyor. Hoca, üretim ve tüketim denetimleri, haksız rekabetin önlenmesi gibi konuları açıklıyor. Ayrıca, devletin dışarıya mal çıkışını yasaklamasının, ekonomik bağımsızlık üzerindeki etkilerinden bahsediliyor.

Osmanlı Toprak Sistemleri ve İltizam Uygulamaları

Fatma Hoca, Osmanlı toprak sisteminin değişiminden bahsediyor, dirliklerin mukatalara dönüştürülüp iltizama verilmesi konusunu açıklıyor. Ekonomik nedenlerle iltizam sistemine geçilmesinin gerekçeleri üzerinde duruyor ve bu sürecin Osmanlı Devleti’nin mali bağımsızlığını nasıl etkilediğini anlatıyor.

İmarethane ve Vakıf Sistemleri

İmarethane (aşevi) ve sosyal kurumlar hakkında bilgiler sunuluyor. Hoca, bu yapıların halkın ihtiyaçlarına nasıl cevap verdiğini, eğitim ve sağlık gibi alanlardaki rollerini betimliyor. Vakıfların toplumsal görevlerini de vurgulayarak bu kurumların önemini açıklıyor.

Osmanlı Eğitim Sistemi ve Düzenlemeleri

Eğitim sisteminin karmaşık yapısını ve farklı okullar arasındaki farkları ele alıyor. Medreseler, yabancı okullar ve Tanzimat okulları arasında çelişkiler olduğunu ifade ediyor. Eğitimde birliğin sağlanmadığına dair tümevarımda bulunarak, farklı dönemlerdeki eğitim yaklaşımlarını açıklıyor.

Doğu Cephesi ve Askeri Mektuplar

First from the perspective of the Eastern Front during WWI, the narrator discusses the strategic significance of geographical areas such as Erzurum and Kars. It emphasizes Turkish and Greek conflict troops' experiences and battles, including critical military figures and their actions during this period.

Dünya Savaşları ve Demografik Değişimler

1912-1924 yılları arasında Anadolu'nun demografik yapısındaki değişimleri masaya yatırıyor. Balkan Savaşları ve Dünya Savaşı sırasında yaşanan nüfus hareketleri, Müslümanların göçü ve gayrimüslim oranının nasıl değiştiği üzerine bilgiler sağlıyor. Hoca, savaşların yarattığı etkileri net bir şekilde açıklıyor.

Sivas Kongresi ve Milli Mücadele

Sivas Kongresi'nin ardından gerçekleşen olaylara ışık tutuyor. Kongre sonrasında alınan kararlar, Türk ulusunun bağımsızlık mücadelesindeki rolü ve bu mücadeledeki stratejiler üzerinde duruyor. İtilaf devletleri ile mücadele eden Türk milletinin azınlıklarını kurtarma çabalarından bahsediliyor.

Mudanya Mütarekesi Sonrası Gelişmeler

İtilaf devletlerinin Mudanya Mütarekesi sonrası durumunu inceleyerek, bu olayın Türk Devleti üzerindeki etkilerini açıklıyor. Hoca, Türk tarafının kazanımları ve bunların uluslararası politikadaki yansımalarını değerlendiriyor.

Mustafa Kemal Atatürk ve Eğitim

Atatürk'ün eğitimle ilgili yaklaşımlarını ve Türk eğitim sistemine dair reformlarını açıklıyor. Atatürk'ün devletçi yaklaşımının nedenleri ve hedefleri üzerine açıklamalar yapıyor. Eğitimde bağımsızlık ve devletin rolü konusunu vurgulayarak, bu tarihi figürün mirasını açıklıyor.

Ortadoğu Krizleri ve Stratejik Önemi

Ortadoğu'nun stratejik konumunun ve petrol kaynaklarının dünya krizleri üzerindeki etkilerini inceliyor. Hoca, bölgedeki dinlerin ve tarihsel olayların nasıl etkili olduğunu, uluslararası ilişkilerdeki sonuçlarını değerlendiriyor. Bu bağlamdaki açıklamalari, öğrencilerin tarih bilgisini pekiştirmesi açısından önemli.

NATO ve Türkiye'nin Rolü

Fatma Hoca, NATO’nun kuruluşunu ve Türkiye'nin bu organizasyona katılışını detaylandırıyor. Soğuk Savaş ortamında Türkiye'nin stratejik önemini, bu bağlamda NATO'nun rolünü açıklıyor. Hoca, Türkiye'nin uluslararası alanda savunma işbirliğini nasıl oluşturduğu hakkında öğrencileri bilgilendiriyor.

Bulgaristan ve Asimilasyon Politikaları

1980'li yıllarda Bulgaristan'da uygulanan asimilasyon politikalarına dair bilgiler paylaşılıyor. Naim Süleymanoğlu örneği üzerinden Türklerin maruz kaldığı baskılar, isim değişiklikleri ve kültürel asimilasyon üzerine açıklamalar getiriliyor. Fatma Hoca, bu durumun Türkiye ile ilişkilerini nasıl etkilediğini özetliyor.

Summarize any YouTube video in seconds

Get summaries like this one for any video, in your language, with the free Summ app.

Download on the Apple Store
Get it on Google Play

Transkript

YouTube Transcript Generator

0:00 Merhaba arkadaşlar. Ben Fatma Hoca. 2022 ön lisans tarih çıkmış sorularıyla karşınızdayım. Artık sınavınıza az bir zaman kaldı. 2020 yılı da gelsin hocam diyenler yoruma belirtirse yoğun talep olursa çekmeye çalışırım arkadaşlar. Şimdi hazırsak sorulara geçelim. Evet, ilk sorumuz destandan geldi. Oğuz destanında geçen bu ifadelerin İslamiyet öncesi Türk devlet yönetimindeki yukarıdaki anlayış uygulamalarından hangilerini vurgu yaptığı söylenebilir? Tanrı buyurmuş size yeryüzünü al diye. Yani yani ne demek istiyor? Yeryüzünü yönetme yetkisi Tanrı tarafından verildiğini net bir şekilde söylüyor. Yani kutu bana söylüyor değil mi? Eledim. Gökteki güneş ise yurdun bayrağı

0:46 olsun. Elimizin çadırı yukarıdaki gök olsun. O halde sayılırım ben bir dünya kağanı. Bana bağlıdır artık dünyanın her dört yanı. Buradan da hakimiyetin sadece bir yerde sınırlı kalmadığı, güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar tüm dünyayı Türk idaresine alma düşüncesine Türk cihan hakimiyeti diyorduk. Değil mi? Bu anlayışta arkadaşlar güneş bayrağımız ve gökyüzü de çadırdır anlayışı vardı. Bakın, o halde sayılırım ben bir dünya kanı. Yani dünya kanı ne demek? Tüm yeryüzüne hakimiyet kurmak demek. Dünyanın her dört yanı dediği de cihan hakimiyeti olarak karşıma çıkıyor. İkili teşkilat var mı arkadaşlar? Yok. İkili teşkilat neydi? Devletin yönetimsel olarak doğu ve batı olarak

1:32 ayrılmasıydı. E devletin ikiye ayrıldığını ben metinden çıkaramam. O yüzden 3üncü öncülü alamadım. Orun arkadaşlar kurultayda boy beylerin rütbe bakımından oturma düzeniydi. Ülüşte arkadaşlar tanrının hükümdara verdiği bolluk bereketti. İşte Kaan da bu bereket halkına adil biçimde dağıtırdı. Halkını aç ve çıplak bırakmazdı ve kurultaylarda kesilen hayvanın etlerini adil bir şekilde beyler arasında paylaştırırdı. Bunları da zaten görmediğimiz için 1 ve 2 benim doğru cevabım oluyor. Yukarıdaki Türk İslam devletleri ile kuruluşlarında önemli rol oynadığı kabul edilen Oğuz boy eşleştirmelerinden hangileri doğrudur? Büyük Selçuklular kınık boyuna mı mensup? Evet, üçokları kınık boyuna mensuptu Büyük Selçuklular.

2:19 Alabilirim. Osmanlılar kayı boyuna mı mensuptur arkadaşlar? Evet, Bozok kolunun kayı boyuna mensuptu. İkinci öncül de doğrudur. Memlükler bayat demiş. Hayır, bu doğru değil. Çünkü memlüklerde arkadaşlar kölemen sınıfı vardı. Yani boyların bir araya gelmesiyle oluşan bir devlet yapısı yoktu. Memlüklerde bir kölen sınıfı vardı. Gulam sistemi vardı. Askeri köleler vardı. Arkadaşlar burada babadan oğula geçen bir hanedan sistemi değil. Daha çok en güçlü, en yetenekli komutan hangisi ise o tahta geçerdi. O yüzden bayat değildi. Bayat neredeydi? Bayat arkadaşlar ik. Beylikler dönemi hani Kösedağ Savaşı'ndan sonra kurulan ik beylikler var ya Dulkadiroğulları gibi. Onlarda görünen bir boydur. Bu sebeple 3

3:05 almadığımda 1 ve 2 yine benim doğru cevabım olacaktı. Evet canlarım 3. soruda bize haritalı bir soru sordu. Büyük Selçuklu haritasını verdi. Egemenlik kurduğu alanları gösterdi. İşte komşularını gösterdi. Hangisine ulaşılabilir, ulaşılamaz diye sordu. Gelin beraber harita okuması yapalım. İslam dininin önemli merkezlerinde egemenlik kurduğuna şöyle kırmızı kalemimi aldım arkadaşlar. İslam dininin kutsal yeri olan Medine ve idari merkezi olarak Bağdat'ı görüyorum. Atbaası hilafet merkezi Bağdat'taydı. Biliyoruz ki A şıkkı benim için doğru. Ticaret yolları üzerindeki şehirlere hakim olduğuna. Evet burada ipek ve baharat yolundan bahsedebilirim. Bunun için bir harita göstermek isterim. Kafamızda arkadaşlar daha net oturacak.

3:52 Burada da bir siyah kalem lazım. Evet canlarım, kırmızı renkle çizilen şu yukarıdaki yol nedir? İpek yoludur, değil mi? Aşağıdaki yeşil yol da baharat yoludur. Çin'den başlayan ipek yolu. Bakın nereden geçiyor? Semerkant'ı görüyorum burada. Haritada da Semerkant'ı görüyorum. Yani Büyük Selçuklu sınırları içerisinde. Daha sonrasında baharat yolunda da bakın şurada bas körfezidir. Şurası tam şurası üstünde Bağdat'ı görüyorum ve şurada Basradır değil mi? Bana Basra'yı da vermiş, Bağdat'ı da vermiş. O zaman ticaret yollarına hakim olduğuna Büyük Selçuklu'nun söyleyebilirim. B şıkkı da doğrudur. Bazı Türk İslam devletleriyle sınırlarının bulunduğuna bakın.

4:38 Karahanlılar Türk İslam devleti mi? Gazneliler Türk İslam devleti mi? C şıkkı da doğrudur. Balkanlarda Bizans ile mücadele ettiğini Malazgirt'i vermiş. Sen buraya düş diye. Ama düşmeyeceğiz. Malazgir Savaşı evet Büyük Selçuklu'dadır. Alpaslan dönemindedir. Ancak ve lakin Erzurum, Kars ve Van sınırlarının ortasında ceyran etmiş bir bölgeydi. Malazgirt doğuda olduğu için Balkanlardan bahsedemem. Evet, Bizans'la mücadele ettim bu savaşta. Ancak Balkanlar dediği bölge zaten burası değil mi? Malazgirt buradaki bir savaş mı? Değil. Bakın sizi burada düşürmek istediği için D şıkkı benim için doğru cevap oluyor. Abbas hilafet merkezinin kontrolü altına aldığına. Arkadaşlar Bağdat hilafet merkezi olduğu için E şıkkı da yine doğrudur. Doğru cevabım

5:25 burada D şıkkı oluyor. Bu haritalı sorularda kendi genel tarih bilgini değil tamamen haritanın sana verdiği üzerine gidersen ve buradaki coğrafyaları baz alırsan çok rahat bir şekilde bu sorularda yanlış yapmazsın. Evet. Soruya bakıyorsun. Diyorsun ki 2026'da da böyle sorular sorsa keşke. Bunun bir aşağısı bir yukarısı arkadaşlar çok zorlamaz tarihi. Dediğim gibi bakın nasıl sormuş. Kemal Tahir Devlet Ana romanını vermiş ve bu romanda Ertuğrul Bey, Dündar Bey ve Şeyh Edebali gibi tarihi kişilere yer vermiştir. Demiş. Bu romanda Türk tarihinin aşağıdaki dönemlerin hangisinden bahsedilmektedir diye sormuş. Kuruluş dönemi diyeceğiz. Çünkü arkadaşlar buradaki Ertuğrul Bey Osman Gazi'nin babası. Dündar Bey Osman Gazi'nin

6:11 amcası, şehide valide Osman Gazi'nin kayın pederidir. Yani buradaki şahsiyetler tamamen Osmanlı Devleti'nin kuruluşundaki şahsiyetlerdir. Doğru cevabım Adana. ÖSYM'nin sorup sorabileceği en kolay soru diyebiliriz. Evet, diğer şıklara da bakıyoruz. Fetret Devri Ankara Savaşı 1402. Ankara Savaşı'ndan sonra Yıldırım, Beyazıt ve Oğulları arasında kimlerdi bunlar? İsa, Musa, Süleyman ve Mehmet Çelebi arasında geçen taht kavgaları dönemiydi. Osmanlı'nın dağılması 19. yüzyılın sonu, 20. yüzyılın başı gibi alacağız. Yani Tanzimat dönemi, Meşrutiyet dönemi, Dünya Savaşı dönemini alacağız. Fatih Devri zaten Mehmet, Fatih Sultan Mehmet dönemi. Selçukluların Anadolu'ya girişi arkadaşlarım 11. yüzyıl alacağız. Ne

6:57 demek istiyorum hocam? Pasinleri, Malazgirti, Tuğrul ve Çağrıbeyler dönemini ve Alpaslan dönemini alacağız. Burada doğru cevabımız Adana oluyor. Evet canlarım burada da eşleştirmeli bir soru var aslında. Mehmet'in İstanbul Feth hazırlıklarını vermiş. Bu hazırlıklar dikkate alındığında aşağıdakilerden hangisinin amaçlanmadığını söyleyemem demiş. Şimdi kuşatmanın denizden desteklenmesine yukarıdaki hazırlıklardan hangisini alabilirim? Evet donanmadan alabilirim değil mi arkadaşlar? 400 parça donanma hazırlanmıştı. Fatih Sultan Mehmet İstanbul'u yalnızca karadan değil, Haliç ve Marmara Denizi'nden de sıkıştırılmasını hedeflemişti. A şıkkını bakın buradan eledim. A'yı da eledim. Eleyerek gideceğiz dediğim gibi. İstanbul'u çevreleyen surların yıkılmasını yukarıdan hangisinden

7:43 alabilirim? Toplardan alabilirim. Fatih Sultan Mehmet Şahi topları döktürüyordu. İstanbul'un surlarını bu şekilde yıkıyordu. Değil mi? Bakın bunu da eledim. Aynı anda iki cephede savaşmaktan kaçınılmasını neyle alacağım arkadaşlar? Tabii ki Karamanoğlu anlaşma imzalamasından alacağım. Çünkü Fatih'ten önce tüm padişahlar hep bir arkadan darbe yedi. Anadolu beyliklerinden darbe yedi arkadaşlar. Fatih dedi ki ben İstanbul'u kuşatırken Anadolu'dan arkadan bir saldırı gelmesini istemiyorum. Bunu engellemek için de Karamanoğullarıyla oturalım bir anlaşma imzalayalım dedi. Bu odur. Şimdi şıklarda iki tane kaldı. Yukarıda bir tane kaldı. O zaman bir tanesini okuyayım. Rümeli Hisarı'nın yapılması yani boğaz kesen değil miydi Reli Hisarı? Bir de Yıldırım Beyazıt Anadolu Hisarını yaptırmıştı. Tam karşısına.

8:29 Şimdi ı Mehmet bu hisarın karşısına boğaz keseni yaptıysa bunun amacı nedir? Şimdi canlarım bakın şurayı boğaz olarak düşün. Şurası geniş ama şurada bir darlık var. Şurada bir darlık var. Yıldırım Beyazı tam şu daraldığı yere bir Anadolu Hisarı diktirdi. Dedi ki Fatih ben de tam şuraya dikeyim ki başka bir Hisar yani Rümeli Hisarı bu boğazın en dar yerine yaptırayım ki Karadeniz üzerinden şurası da Karadeniz Karadeniz üzerinden özellikle Cenevizler üzerinden Bizans'a şöyle Bizans'a yardım gitmesin dedi. Bu yüzden yapılma amacı buydu. Yani Bizans'a bir erzak sevkiyatı, bir yardım gidemesin diye şıklarda bakıyorum. Bazlar yoluyla gelecek yardımların önlenmesi. E şıkkı yine burada elediğim bir cevap oluyor.

9:16 Bizans'ın Avrupa ile kara bağlantısının kesilmesi gibi bir amaç yoktu arkadaşlar. Evet. Bu amaç doğrultusunda Balkanlarda, Mora'da eee akıncı birlikler gönderiyor Fatih. İşte sınır boylarında kaleler tahkim ediyor. Ancak bu öncülde verilen rümeli hisarı tamamen boğaz içinde. Kara bağlantısı değildi. Yani olay bu değildi. O yüzden D şıkkı benim için doğru oluyor. Çok zor bir değil ama güzel bir soru bence. Burada da cevabımız D şıkkı. O zaman devam edelim. 1554 tarihi mühümme defteri kaydına göre Harput şehir ketua Ahmet'ten halkın şikayet etmesi üzerine Sancakbeyi Bahsaişoğlu Ali'nin şehir ketdası olmasını yöntemi arz etmiş. Divan-ı Hümayün de bunu uygun bulmuştur. Tamam.

10:03 Bu bilgiyle şehir kethuda ile ilgili yargılara bakacağım ve hangisine ulaşılabilir diye sormuş. Bakın atanmasında halinin yani halkın memnuniyeti göz önünü bulundurulduğu. Şimdi bakın burada eee Ahmet'ten şikayet ediyor halk. Bakın halkın şikayet etmesi üzerine. Bunun üzerine Sancak Beyi de başka bir şehir ketüdaı öneriyor. Doğru mu? Bu sebeple de birinci öncülümü doğru olarak aldım. Merkezi yönetim tarafından tayin edildi. Şimdi bu şehir Ketüda'nın Sancak Bey mi yoksa Divan-ı Hümayun mu atıyormuş? Evet. merkezdeki İstanbul'daki Divanı Hümayun atıyor. Buradaki Sancak Bey'in görevi sadece bir isim önermek. O yüzden merkezi yönetimini tayin ettiğini de yine aldığım. Bakın şehir ketüasından

10:48 bahsediyorum. Asker toplamakla görevli olduğu metinde geçiyor mu bana? Sadece halkın şehir ketudasından rahatsız olduğu ve bunun üzerine de bir isim önerdiği Divan-ı Hümayün de bunu uygun bulduğundan bahsediyor. Bu sebeple canlarım 3üncü öncülü alamıyorum. 1 ve 2 doğru cevabım oluyor. Evet, ekonomi ile ilgili bir soru. Bu bilgiler dikkate alındı. Osmanlı ekonomisine ilişkin aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz demiş. Osmanlı klasik döneminden bakıyoruz arkadaşlar. Önce şıklardan gidelim. Hiç yukarıyı okumama gerek yok. Bakacağım. Üretim ve tüketim üzerinde sıkı bir devlet yönetimi sağlanmıştır. Şimdi yukarıdaki maddelerden sıkı bir devlet yönetimini arayacağım. Hangisinde arayabilirim? Bakın kapanlarda yani pazarlarda adaletli dağıtılması

11:34 sağlanmıştır. Devlet denetimi burada var. Bir belirli maddelerde de ülke dışına çıkması yasaklanmıştır. Yine devleti burada görüyorum. Üçüncü olarak arkadaşlar İstanbul'un ihtiyaçları için bazı bölgeler et ve tahıl göndermekle de yükümlü olduğunu söylemiş. Bakın burada net bir şekilde devlet yönetimini sıkı bir devlet yönetimi var. A şıkkı doğrudur. Stokçuluk ve haksız rekabet önlemek için tedbirler alınmış. Bakın bana diyor ki, "Kapanlardaki pazarlarda adaletli bir şekilde bu hammaddeler dağıtılmıştır. Yani pazarlardaki esnaflarda eşit bir şekilde mal dağıtımı var. Bir esnafın elinde diğer bir esnaftan daha fazla bir hammadde yok. Bu da nedir? Stokçuluktur. Bunun önüne

12:20 geçilmiştir. Bunun önüne geçersen de diğerlerine karşı haksız bir üstünlük kurmasını da engellemiş olursun. B şıkkı da doğru. Bakın, ihracatı özendirmek için teşvik politikası izlenmiştir. Ben diyorum ki şu C'yi at, S yap, sat. Yani dışarıya satış. Dışarıya satışı da bakın şurada bir yerde görmüştüm. Evet. Belirli ihtiyaç maddelerin bölge ve ülke dışına çıkarılması yasaklanmıştır. Devlet ihracatı yasaklamış. Böyle bir teşvik politikasından bahsedemem. Tam tersi bir durum söz konusu. Yani iç pazarda kıtlık yaşanmasın diye kısıtlanmış, yasaklanmış. O yüzden C şıkkı benim için doğru. Bakın soru için doğru cevap oluyor. Kentleri düzenleyecek akışının sağlanması amaçlanmıştır. Son maddeden anlayabilirim. İstanbul'un ihtiyaçları için belli bölgeler et ve tahıl göndermekle zorunlu, yükümlü tutulmuş. D

13:08 şıkkı da doğru. Üretimde arz ve tep dengesinin kurulması gözetilmiştir. Ben burada yaşciliği görüyorum arkadaşlar. İyaşecilik neydi? Piyasada malın bol, kaliteli ve ucuz olmasını sağlamaktı. Bu da piyasada ne kadar mal varsa o kadar mal sağlama gayretini gösterirdi. Yani üretimde nüfusun ihtiyaçlarını karşılanabilmesini hedeflediğini bu maddeden de görüyorum. E şıkkı da doğru. Burada Ceyhan'ı işaretliyoruz. Osmanlı Devleti'nde 17. yüzyılın başlarından itibaren sahipsiz kalan dirlikler mukataya dönüştürülerek iltizama verilmeye başlanmış ve bu uygulama giderek yaygınlaşmıştır. Aşağıdakilerden hangisi bu süreci etkileyen nedenlerden biridir? Bana

13:53 intizamın nedenlerinden birini sormuş arkadaşlar. Şimdi dirlikler, mukatalar ve iltizam. Bu üç kelimeyi net bir şekilde kavrayabilmemiz lazım arkadaşlar. Tımar, dirlik ne demek arkadaşlar? Dirlik sisteminin mantığı şudur. Klasik dönemde dirlik sisteminde devlet hazinesine doğrudan nakit para girmezdi. Vergi yerinde toplanırdı ve bu gelirle de atlı asker cebölü yetiştirilirdi, beslenirdi. Savaş zamanında Osmanlı ordusuna katılırdı. Barış zamanında da köylüyü korurdu. 17. yüzyıla geldiğimizde bir değişim yaşandı. uzun süren savaşlarımız oldu. Avusturya'yla, İran'la uzun süren savaşlar neticesiyle ve ateşçi silahların yaygınlaşmasıyla Osmanlı Devleti dedi ki, "Benim tımarlı

14:39 sipahiden çok kapakulu askerlerine ihtiyacım var. Bu dönemde kapakulu askerlerinde artış oldu arkadaşlar. Daha çok önemsendi. Bu sebeple de bu askerlere maaş, ulufe dağıtman gerekiyor. Bakın 17. yüzyıldan bahsediyorum. Osmanlı'nın daha çok kayıp yaşadığı, mağlubiyet yaşadığı dönemler. Hazineden sürekli bir para çıkışı var. Hazineye para girişi yok. Hazineden para girişi olmadığı gibi bu kapıkulu askerlerine de para vermen lazım. Ulüfe dağıtman lazım. Maaş dağıtman lazım. Ne yapacaksın? Kendine ait toprakları ne yapacaksın? İltizama çevireceksin ki iltizamla birlikte sıcak nakit para sana gelsin. Yani ben hangi şıktan bahsediyorum? A şıkkından bahsediyorum. Devletin nakit paraya ihtiyacı vardı ki iltizama geçti. Bu uygulama giderek

15:24 yaygınlaştı. ÖSYM sana tımarı verdiğinde veyahut da dirlik bunu verdiğinde senin bilmen gereken anahtar kavramlar bir asker yani cebelü bunları verirse artı olarak arkadaşlar zaten üretimden bahsettik. Üretim ve asker yetiştirmeye verdiğinde senin gideceğin cevap dirik sistemi. Ama iltizamı verirse burada da anahtar kavramlar bir mukatadır. Zaten görüyorum metinde de vermiş. Mukataa neydi arkadaşlar? Gelirleri doğrudan hazineye aktarılan arazilerdi bunlar. Mukatayı ve neyi verdiğinde? Nakit para, sıcak parayı verdiğinde arkadaşlar iltizama gideceğiz. Şimdi diğer şıklara bakalım. Neden deyin? Bana nedeni sormuş değil

16:11 mi? Bakın. Mültezimlerin haktan daha çok vergi toplaması iltizam sisteminin nedeni mi yoksa bir olumsuz sonucu mu? Olumsuz sonucu. Peki mültezim neydi? Mültezimleri ben iltizam sisteminde görüyordum. Devlet dlikleri doğrudan e mukataa arazilere çevirdiği zaman bu mukata arazilerin vergi toplama hakkını açık arttırmaya bir ihaleye çıkartıyor ve buraların ihalesini kazanan kişilere mültezim diyorum. Mültezim arkadaşlar vergi toplayan kişi. Nasıl mesela mısır'ı ihaleye çıkardı Osmanlı Devleti dedi ki ben dedi Mısır arazisinin vergi toplama hakkını birine veriyorum ancak benim bir şartım var kardeşim. Şimdi ben bir yıllık vergimi o kazanan ihaleyi kazanan kişiden alacağım. 100.000 mi vergi toplayacaktım Mısır'dan? Bana 100.000 akçeyi şu anda çıkarıp verecek.

16:58 Ben savaşlara gidiyorum. Savaşlarda mağlubiyet kazanıyorum. Kapıkulu askerleri almam lazım diyor ve 100.000 akçeyı alıyor. Osmanlı hazinesine koyuyor. O mültezim ne yapıyor? Ay ay alacak şekilde belki 100.000den daha fazlasını çünkü bir şeye peşin verdiğinizde daha uyguna gelir değil mi? 100.000den inden daha fazlasını alıyor, cebine koyuyor. Benim diyor acelem yok. Osmanlı Devleti gibi ben beklerim, ay alırım diyor. Buradaki mültezim de vergi toplayan kişiymiş. Hakkan daha çok vergi toplaması arkadaşlar peki bu durumun tabii ki çıkardığı bir olumsuz sonuçtur. Bu hakkı Osmanlı Devleti başında tanımış. Hak daha sonrasında daha çok vergi toplama hakkını kendinde buluyor. Tımarlı sipahilerin önem kazanması tam tersi bir durum var arkadaşlar. Dediğim gibi kapulu askerlerinin sayısının önem kazanması deseydi ben bunu alırdım.

17:45 Tıali sipari öneminin azalması deseydi ben yine alırdım. Ama bu benim için doğru değil. Kabukulu askerlerin azalması. Bak bunun da tersini deseydi, artması deseydi yine alırdım değil mi? Ateşçli silahların sonucuyla kapıkulu askerlerine ihtiyacı var. Devletin vakıf gelirlerinin düşüş meydana gelmesinde arkadaşlar dirlikler müataya çevrilince bununla vakıf arazilerinin ilişkisi doğrudan bir şekilde yoktu. Elediğimizde doğru cevabım Adana. Bu sene de toprak sisteminden açıkçası bekliyorum. Evet. Osmanlı Devleti klasik dönemine ait bir eser vermiş. Bu eserde bu pişirilen yemeklerden fukara olan herkese, ilim öğrenen, medrese talebelerine, söz konusu külliyede

18:31 bulunan alim ve salih kimselere bu imarethaneye gelen ister fakir olsun ister zengin olsun tüm misafirlere ikram edile ifadeleri yer almaktadır. Bu ifadeler aşağıdakilerden hangisiyle ilişkilidir? Şimdi bu imarathane 2026'da da sordu. Değiştirip değiştirip soruyor. İmarethane arkadaşlar öncelikle nedir? Ethane diyor bak burada değil mi? Ethane yani aşevi. Yoksullara, öğrencilere, yolculara ücretsiz emek dağıtılan hayır kurumlarıydı imarethaneler. Daha sonrasında burada külleyi görüyorum. Külleye neydi arkadaşlar? Külleye ortada cami olacak ve etrafında işte medresesi, hastanesi, imarhannesi, aşevisi gibi sosyal kurumları barındıracaktı. Böyle bir yapı sistemiydi. Daha sonrasında metinde alınan bu kısma bakıyorum. bir

19:17 vakfiyeden vakıf senedidir arkadaşlar. Bu vakıflar halkın eğitim, sağlık, beslenme, bayındırlık gibi ihtiyaçlarını buraların ücretlerini karşılayan teşkilatlardı. Yani vakıflardı. Osmanlı Devlet hazinesinden de 1 gram para çıkmazdı. A şıkkı burada benim için doğrudur. Diğerlerine de bakalım mı? Hadi bakalım. Devşirmeyi bildiğimiz üzere Hristiyan çocukların, yetenekli çocukların devletçe yetiştirilme sistemiydi. İşte devlet kademesinde yer alacaklardı. Tımar sistemi daha detaylı anlattık ama kısaca söyleyelim. Devletin belirli arazileri, vergi gelirlerini hizmet karşılığında yani askerlerine, devlet görevlilerine tahsis ettiği arazilerdi. İntizam neydi? devlete ait gelirin,

20:03 mukataların açık arttırma usulüyle belirli bir bedel karşılığında mültezim adı verilen kişilere toplatılması sistemiydi. Gedik de arkadaşlar bir dükkan açma hakkıydı. Esnaf teşkilatındaki loncalarda iş yeri açma ruhsatı olarak bilinir. Burada rahat bir şekilde A şıkkını işaretliyoruz. Evet, Ziyokp'in ifadelerini vermiş. demiş ki Ziya Kokarp'ın ifadesinin hareketle Osmanlı eğitim sistemi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi marifimizin kozmolit olduğunu yani karma olduğunu anlamak için uzun incelemelere gerek yoktur. İstanbul'daki kitapçıları ve öğretim kurumlarına bakmak yeterlidir. İstanbul'da üç tür kitapçı vardır. Saaflar, Beyoğlu kitapçıları ve Bavali Caddesind'eki kitapçılar. Öğretim kurumları da üç türdür. Medreseler,

20:50 yabancı okullar ve Tanzimat okulları. Şimdi eğitim ve öğretimde birliğinin bulunmadığını söyleyebilir miyim? Kesinlikle ve kesinlikle burada bir tevhit olmadığını, bir birlik olmadığını söyleyebilirim. Medresede var, yabancı okullar da var, Tanzimat okulları da var. Üç farklı zihniyette okullar var. A şıkkı doğru. Eledim. 19. yüzyılda modern eğitim kurumlarının açıldığı Tanzimat okulları 19. yüzyılda açılmıştı. Biliyoruz ki arkadaşlar Tanzimat döneminde açılan batı tarzı okullardır. B şıkkını da eledim. Eğitimde millileşme eğiliminin güçlendiği, bakıyorum millileşme adına bir şey ben göremiyorum. Kozmopoit arkadaşlar karma farklı unsurları içinde barındıran milli bir bütünlükten yoksun olma anlamında

21:36 kullanılmıştır. Bu sebeple üç farklı zihniyetteki okul türü medrese, yabancı okullar ve tanzimat okulları aynı anda bulunması eğitimde millileşmenin değil tam aksine kültürel bölünmüşlüğünün göstergesidir. C şıkkı benim için doğrudur. Ancak bu kalem çok büyük yazıyor. Şöyle siyaha alayım. Evet. Eğitimde farklı devlet ve kuruluşların etkili olduğu yabancı okulları görüyorum burada. Yabancı okullar arkadaşlar Avrupalı devletlerin eğitim üzerindeki doğrudan etkisidir. D''yi de eledim. Eğitim sistemi ile yayıncılık arasında ilişki bulunduğuna diyor ki eğitim sisteminde üç tür varsa yayıncılıkta da üç tür var diyor. Buradaki ilişkiyi bana metinde bahsediyor değil mi? E'yi de elediğimde doğru cevabım net bir şekilde

22:21 Ceyhan oluyor. Pekala, Ceyhan oluyor da bu eğitimde birliği ben hangi kanunla getirmiştim? Tevhidi birlemek, Tedrisat Kanunuyla ben eğitimdeki bütün okulları Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlamıştım ve 1924'te getirilen bu kanunda eğitim ve öğretimdeki ikiliği kaldırmıştım. Bunu da hatırlamış olalım. Dünya Savaşı'nda yazılan bu asker mektubu aşağıdaki cephelerin hangisinde gönderilmiştir? Erzurum'dan gönderdiğim mektubun cevabı hala gelmedi. Erzurum dedi ya bitti soru bitti. Direkt Kafkas'ı işaretle ama devam edelim. İhtimali ki size ulaşmadı. 3 aydır sizden hiç mektup almadım ve ben de yalnızca iki mektup yazabildim. Vakit hareket vaktidir. Askerlerimiz Kars yine

23:08 bir doğu ili verdi. Ulaşmak üzereler. Sağlıkla kalınız. Arkadaşlar şu şıkların hangisi Doğu Cephesi? Tabii ki de taarruz cephem olan Denizli şıkkı değil mi? Pekala hocam. Doğu deyince Kafkas diyeceğiz de güney deseydi nerelere gidecektin? Suriye Filistin'e gidecektin. Bir de Irak'a gidecektin. Batı deseydi Çanakkale'ye gidecektin. Sınırların dışında olan cepheyi de Galiçe olarak işaretleyecektin. Bunlar sadece şıklarda gördüklerim arkadaşlar. Ona göre yorumluyorum. Galiçe'ye bakalım arkadaşlar. Osmanlı burada müttefiklerine yardım gönderecek. Yani Avusturya Macaristan'ı ve Almanya'ya yardım etmek amacıyla Doğu Avrupa'da kurulmuş bir cepheydi. Çanakkale bizim destan yazdığımız cepheydi. Çanakkale'de Mustafa Kemal Anafartalar kahramanı unvanını almıştı. Bakın şurası Çanakkale

23:53 Boğazı olsun. Şurada İstanbul var değil mi? Eğer itilaflar buradan geçseydiler İstanbul'a ulaşacaklardı. Mustafa Kemal dedi ki hamdolsun İstanbul'u kurtardık. başkent İstanbul ve Boğazları savunmak amacıyla deniz ve kara savaşlarımızın yapıldığı muhteşem savunma cephemizdi. Filistin Suriye Filistin cephesi arkadaşlar burada Mustafa Kemal 7. ordu komutanıydı. İngilizlerin Anadolu'ya girmesini engellemişti. Halep ve Hatay arasına bir savunma hattı kurmuştu ve başarılı da olmuştu. Yine Filistin cephesi de savunma cephemdi. Irak cephesinde zaten Mustafa Kemal yoktu. Burada Kutül Amare kahramanı Halil Kut Paşam vardı. Kutül Amare'de büyük bir zafer kazanmıştı ama Irak'ta yine

24:39 İngilizleri görüyordu. Musul, Kerkük ve Amadan petrollerini ele geçirmek istiyorlardı. Dolayısıyla hepsini hatırlamış olduk. Sana Doğu Cephesi deyince Erzurum Kars, Sarıkamış, Muş, Bitlisi verdiğinde direkt Kafkas Cephesi'ne gitmen senin için yeterli olacaktır. Evet. 1912'yi vermiş. Bir de 1924'ü vermiş. Bu yıllar arasında Anadolu'nun demografik nüfus yapısı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır? demiş. Şimdi 1912 Balkan Savaşları mı? 24'e kadar sayıyorum . Dünya Savaşı var mı arkadaşlar? Var. Birinci önü, ikinci önü. Kütahya, Eskişehir, Büyük Taarruz, Sakarya. Bunlar var mı? Daha sonrasında Lozan var mı arkadaşlar? Lozan da var değil mi? Bakın şimdi mantık yürütüyorum. Bu kadar savaş içerisinde erkek nüfusunda tabii ki bir azalma,

25:24 tabii ki büyük kayıplar yaşandı mı? Yaşandı. Doğru olarak aldım. Çok sayıda Müslüman Anadolu'ya göç etti mi? Evet. Balkanları kaybettik değil mi? Oradaki Müslüman Türk nüfus Anadolu'ya geldi ve Anadolu'da Türkçülük akımı hız da kazanmıştı. Bu sebeple bakın D şıkkını da aldım. Gayrimüslim nüfusun oranı düştü mü? Elbette ki düştü. 1915'te tehcir kanunuyla Ermenileri gönderdik. 1923'te de Lozan Anlaşması'na eklenen bir mübadele konusu vardı, değil mi? Bu mübadeleye göre Türk ve Yunan halkı mübadele olmuştu. Rumlar ve Ermeniler giderse gayrimüslim nüfus oranında düşüş yaşanır mı? Yaşanır. Bak mantık kuruyorum. Şuradaki tarihi bildiğinizde rahat yapacağınız bir soru. Ekonomik hayatta nitelikli iş gücü azaldı mı? Bakın şu tarihlere baktığımda yıllar yıllar boyunca giden bir savaş var.

26:09 Tabii ki kafiyeli genç nüfus azalacak. Tabii ki işin ehli olan nüfus da şehit düşecek. Bu sebeple de ekonomik hayatta da nitelikli iş gücü azalacak. A şıkkını da aldım. Şimdi bana diyor ki, "Göçler çoğunlukla Kafkasya'dan." Böyle bir şey mümkün mü arkadaşlar? Bu ifade yanlış. 1912-1924 yılları arasında Balkan Savaşlarından bahsettik. Balkanlardan bahsettik. Dünya Savaşı'nı ben doğuda mı yapıyorum? Daha çok Avrupalı devletlerin olduğu Balkan taraflarında mı yapıyorum? Bu sebeple bana Kafkasya değil de Balkanlardan göçler çoğunlukla olmuş deseydi doğru olarak alırdım. Ben göçlerimi genellikle Balkanlardan alıyorum. Hatırla 1923-24 yılları arasında Türk Yunan nüfus mübadelesinden bahsettim. Yunanistan'dan yüz binlerce Türk Anadolu'ya geldi. Bizdeki Rum hali

26:56 de Yunanistan'a gitti. Bu sebeple canlarım benim için Kafkasya doğru değil. B şıkkı da benim için doğru cevap oluyor. Evet. Cemiyetlerden milli mücadele döneminde bu kararları aşağıdaki cemiyetlerden hangisi almıştır? Ermeni demiş. Benim için bitmiştir ama detaylı detaylı anlatalım. Ermeni saldırılarının şiddetle karşı konulması. Ermenileri nerede görüyorum arkadaşlar? Doğu Anadolu'da. Vilayet-i Sidte görüyorum değil mi? Buradaki Ermeniler bölgede bağımsız bir Ermeni devleti kurmak istiyorlar ve bizim vilayet-i şarkıya müdafaai hukuku-i Milliye Cemiyetimiz bunların bu amaçlarına en büyük engeldi. Halkın bulunduğu yerden göç etmemesi nasıl yani arkadaşlar? Bu stratejik bir karar. Wilson ilkelerinde bir madde vardı. Hangi millet çoğunluktaysa o bölgede

27:43 kendi kaderin tayin hakkına sahip olacaktı. Yani nüfusça bunların çoğunlukta olmaması lazım. olursa eğer Wilson ilkelerine göre doğu ereri Ermenilere verilecekti. Bu yüzden buradaki halk Türk nüfus göç ettirilmesin dendi. Bu da bu nedendir. İç düzeni koruyabilmek için bekçi örgütü kurulması ve halkın özellikle köylülerin silahlandırılması konusu vardı. Mondorus ateşkesi sonrasında arkadaşlar merkezi otoritetinin ve ordunun teris edilmesi nedeniyle Ermeni çetelerine karşı yerel halk kendini koruyabilmesi için alınan bir askeri tedbirdi. Ermeniler şunu da düşündü. Türkleri öldürürsek, nüfuslarını azaltırsak bunun önüne geçeriz dediler. Bu yüzden de köylüler silahlandırıldı. Burada doğru cevabım Ceyhan oluyor. İzmir müdafaa-i hukuk ve Reddiil Hak nereyile ilgili arkadaşlar?

28:29 Kalemimi tekrardan izninizle değiştireyim. Batı ile ilgili, Yunanlılarla ilgili değil mi? Vileti-i Şarki'ye Ermeni dedik. Trabzon Muhafazay Huku-i Milliye Cemiyeti de arkadaşlar Karadeniz bölgesinde bir Rum Devleti, Pontus Rum Devleti kurulması amaçlanmıştı. Bunu engeldi. Trakya Paşa isminden de anlayacağımız üzere Doğu Trakya'nın Yunanistan'a verilmesini önlemek amacıyla kurulan ilk yararlı cemiyetti. Burada hepsini şöyle bir açıklamış olduk. Doğu deyince Ermeni tehdidi aklına gelecek. Karadeniz deyince Pontus Rum gelecek. Batı ve Trakya deyince de Yunan tehdidi aklımıza gelecektir. Doğru cevabımız burada Ceyhan oluyor. Aşağıdakilerden hangisi 411 Eylül 1919

29:17 tarihinde gerçekleşen veyahut da toplanan Sivas Kongresi sonrasında gerçekleşen olaylardan biridir? Bakın önce ve sonrasına dikkat ediyor. Sivas Kongresi'en öncesini doğru olarak ben almayacağım. O zaman bakıyorum. Mustafa Kemal'in askerlik görevine istifa etmesi. Mustafa Kemal arkadaşlar 78 Temmuz 1919 gecesinde istifa etmişti. Yani burada Amasya Kongresi'en sonra Amasya Kongresi'en sonra Erzurum Kongresi'ne gelmeden önce daha Erzurum şehrinde kongre başlamadan önce istifa etmişti. Şimdi Erzurum Kongresi'de öncesinden bahsediyorum. Sivas Kongresi'nin sonrasını alabilir miyim? Hadi diyelim ki Erzurum Kongresi diye kafan karışmasın. Öyle de Erzurum Sivas'tan önce mi? Önce B'yi eledin ama

30:02 bak sakın Erzurum Kongresi değil. Bunun da ayrıntısını verelim. Erzurum şehrinde arkadaşlar kongre yok daha. İzmir'in Yunan ordusu tarafından işgal edilmesi. Güzel İzmir'imiz ne zaman işgal ediliyordu? Ne yazık ki 15 Mayıs 1919 tarihinde işgal ediliyor. Pekala. Daha kongreler başlamadan önce Mustafa Kemal Paşa Samsun'a ne zaman çıkmıştı? 19 Mayıs'ta değil mi? 15 Mayıs'ta başlayan bir işgali söylüyor ki Sivas'a geleyim. C'yi de eledim. Amasya genelgesinin yayımlanması. Sivas'tan önce mi Amasya? Evet, Sivas'tan önce. D''yi de eledim. Mustafa Kemal'in Binberde Fetholar'la birlikte çıkardığı gazetedir. Yazılar yazması. Bu da arkadaşlar Dünya Savaşı'nın bitimiyle Suriye Filistin'de olan Mustafa Kemal

30:48 İstanbul'a gelecek ve arkadaşı Ali Feth Okyar'la Minber gazetesini çıkarmış olacak. Bunlar milli mücadelenin hazırlık döneminden çok çok önce bak ben Dünya Savaşı'nı söylüyorum. size. O yüzden E'yi de eledim. Geldim. Ali Rıza Paşa hükümeti. Ali Rıza Paşa'yı artık biliyoruz. Amasya görüşmesi değil mi? Sivas Kongresinden sonra mı Amasya görüşmesi? Evet. Temsiliyet arkadaşlar İstanbul hükümeti ile tüm haberleşme ağını kesmişti ve bunun sorumlusu olarak padişah Damat Ferit Paşa'yı sorumlu tutmuştu ve Damat Ferit Paşa hükümeti istifa etmek zorunda kalmıştı. yerine de Ali Rıza Paşa hükümeti kurulmuştu ve bu olay arkadaşlar Ekim'de yani Eylül'den bir ay sonra gerçekleştiği için ki Amasya görüşmelerinde Ali Rıza Paşa'yı sonrasında bildiğimiz için doğru cevabım

31:34 burada da oluyordu arkadaşlarım. Evet Amasya görüşmesi dedik. Amasya görüşmesi karşımıza çıktı. Şimdi Amasya görüşmelerinde İstanbul hükümeti ve temsil heyetinden bazı istekleri var. Bu istekleri ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz? İstanbul hükümeti için söylüyor. Şimdi yine şıklardan gidip yukarıdaki maddeleri eleyeceğiz aslında arkadaşlar. Bakın otoritesinin varlığını korumak istemektedir İstanbul hükümeti. Bunu şimdi ben nereden çıkarabilirim? Kendisini küçük düşürecek beyan ve hareketlerden kaçınması. Evet. Otoritesini koruyor diyebilirim. Ve hükümet aleyhine de yazılar yazılmamasını istemesi. Tabii ki de bu net bir şekilde beni A şıkkına götürür. temsil heyetinin Anadolu'daki faaliyetini dikkate almaktadır. Bu olay

32:19 aslında şudur arkadaşlar. Ali Rıza Paşa geçmişti hükümete ve Salih Paşa'yı gidiyor Mustafa Kemal'e gönderiyor. Temsil Heyeti Başkanı olarak Mustafa Kemal Salih Paşa ile görüşüyor ve temsil heyetinin İstanbul'dan istekleri var. İstanbul'un temsil heyetinden istekleri var. Karşılıklı istekler söz konusu. Eee temsil heyetinin Anadolu'daki faaliyetlerini dikkate aldığını yukarıdan çıkarabilir miyim? Çıkarabilirim. İstanbul hükümetinin Salih Paşa vasıtasıyla temsil heyetiyle Amasya'da resmi olarak bile aynı masaya oturması ve onlardan siyasi taleplerde bulunması temsil heyetinin Anadolu'daki faaliyetlerini dikkate aldığını net bir şekilde göstermez mi? B'yi de aldım. İttihat ve terakki mensuplarının faaliyetlerinden rahatsızdır. İttihatçılığın ülkede tekrar uyanmamasını istemesi bu grubun yeniden

33:04 siyasi bir güç olarak ortaya çıkmasında duyulan endişeyi bana gösterir. C'yi de aldım. aleyhinde propaganda yapılmasına karşı çıkmaktadır. Hükümetin aleyhine yazılar yazılmamasını istemesi propagandaya, basın ve propagandayı susturma amacı değil midir? D''yi de aldım. yürütme yetkisini temsil heyetinin devrine kabul etmektedir. Tam aksine arkadaşlar İstanbul hükümeti otoritesini sarsacak hareketlerden kaçınmıştır. Bunları yasaklamıştır. Devletin tek sahibinin hala kendisinde olduğunu vurgulamaya çalışmaktadır. Yürütme yetkisini temsiliyeti devrini kabul etmesi böyle bir şey mümkün mü? Tabii ki değil. O yüzden E şıkkını doğru olarak işaretleyeceğiz. Halide Edip'in konuşmasında aşağıdakilerden hangisine vurgu yaptığı

33:50 söylenemez? Halide Edip Kadıköy mitinginde hürriyeti kaybedilmiş bir milletin kızı olarak istiklalime nasıl ulaşacağımı ilan etmem. Kollarımızı bağlamak isteyenler için dikkate şayan olmalı. Oğluma masallarda Fatihleri, Yavuzları anlatacağım. Kitabında, cüzdanında, fesinde hep İzmir'i görecek. Ölürken ona babamdan kalan altın fatihalı kılıcı rafta sarılı duran bayrağı miras olarak vereceğim. Kulağına bir vasiyet söyleyeceğim. İşte o günden itibaren galiplerin taktığı zincirler çözülmeye mahkumdur. Çünkü o gün oğlumun kalbine ektiğim hürriyet çiçekleri açacak bir isyan olarak taşacak demiştir. Tüylerim diken diken bu millete tekrardan böyle acılar rabbim yaşatmasın diyelim. Dini ve manevi değerlere arkadaşlar net bir şekilde

34:36 Fatihalı kılıç diyor değil mi? Bakın şurada bir yerde görmüştüm. Evet Fatihalı Kılıç dini ve manevi değerlere vurgu yaptığını net bir şekilde buradan anlarız. Bağımsızlığa ve özgürlüğe. Bakın ilk başta ne diyor? Hürriyeti kaybedilmiş. İstiklalime ve galiplerin taktığı zincirler konusunda özgürlüğe, bağımsızlığa burada yine vurgu yapılmıştır. Maziye ve geleceğe. Bakın burada Fatihleri ve Yavuzları anlatması mazidir değil mi? geçmiştir. Gelecekte o gün oğlumun kalbine ektiğim hürriyet çiçekleri açacak bir isyan olarak taşacak demiştir. Burada da inşa edilecek bir bağımsız gelecekten bahsedildiğini net bir şekilde söylüyor. Milli duygulara evet milletin kızı değil

35:21 mi? Ve rafta sarılı duran bayrağı miras olarak vereceğim. Milli duyguları burada yine pekiştirdiğini söyleyebiliriz. Eşitliğe ve adalete çıkarabilir miyim? Metinde arkadaşlar yabancı işgaline karşı durulmuş bir dik duruş var. Ama toplumsal sınıf eşitliğine veyahut da kadın erkek eşitliğine veyahut da bir adalet dağıtımı ile ilgili bir ibare var mı? Milli Mücadele döneminde Batı Cephesinde gerçekleşen Türk Yunan mücadelesind aşağıdaki komutanlardan hangisi yer almamıştır? Hep Kazım Karabekir'i soruyor ön lisansta. Neyse arkadaşlar cevabımız Denizli. 2020 senesinde de Kazım Karabekir'i gördüm. Yani Doğu Cephesi konusunda sormuştu. Kazım Karabekir'i

36:06 Doğu Cephesi'e görüyorduk arkadaşlar. Mondoros Ateşkes Anlaşmasına uymayarak ordusunu tehis etmemişti. 15. Kolordu komutanıydı. Ermeni kuvvetleriyle burada savaşmıştı. Yetimlerin babasıydı ve Doğu Cephesi'e Gümrü anlaşmasıyla ileride kapatacaktı. Batı cephesinde Kazım Karabekir yoktu arkadaşlar. Mustafa Kemal biliyoruz ki arkadaşlar Kütahya Eskişehir Savaşı'ndan sonra askerlik mesleğine geri dönmüştü. Buradan sonra Sakarya'da görüyoruz. Büyük taarruzda nitekim görüyoruz. Batı cephesinde Mustafa Kemal Paşa'yı görüyoruz. Ali Fuat Paşa arkadaşlar temsil heyeti tarafından Batı Cephesine atanan ilk komutan olmuştu. Gediz taarruzunda gerçekleştirmişti. Refet Paşa ve İsmet Paşa da Batı Cephesi'nin iki ayrılmasından sonra bu paşaları görüyordum. Üst tarafta arkadaşlar İsmet Paşa vardı. Alt tarafta

36:54 da Refet Paşa vardı. Batı Cephesi Komutanlığı'na bu iki paşa da getirilmişti. Doğru cevabım burada Denizli oluyor. Bu ifadelerden hareketin aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz? Sakarya Zaferinden sonra Mustafa Kemal Paşa, "Ordumuzun kararı taarruzdur. Fakat bu taarruzu tehir ediyoruz. Sebebi hazırlığımızı tamamen bitirebilmemiz için biraz zaman lazımdır. Yarım hazırlıkla, yarım tedbirle yapılacak taarruz hiç taarruz etmemekten daha fenadır demiştir. Yunan ordusunun Anadolu'dan atılması konusunda kararlılık vardır. Mustafa Kemal ne demiş? Ordumuzun kararı taarruzdur kardeşim. Nihai hedefimiz kesinlikle düşmanı yurttan atmaktır demiş. Değil mi? Net bir duruş göstermiş. Bu sebeple A şıkkı doğrudur. Taarruzun başarılı

37:39 olması için hazırlık dönemine ihtiyaç duyulmaktadır. Kesinlikle alabiliriz. Zaten bir hazırlıktan Paşa burada bahsediyor. Hazırlığımızı tamamen bitirebilmemiz için biraz zamana ihtiyacımız var diyor. Hazırlığımızı bitirebilmemiz için biraz zaman lazımdır. B şıkkını da aldım. Ordunun elindeki askeri malzeme taarruz için yeterli değildir. Bunu da nereden çıkarabilirim? Yarım hazırlıkla yarım tedbirle yapılacak taarruzdan bahsedebilirim. Demek ki bir şeyler daha yarım. Bir şeyler tam değil. Ordunun elinde eksik malzeme var ki teklifi milliyeden gelecek yardımları bekliyoruz. Bu yüzden C şıkkı da benim için doğrudur. Taarruz için diğer ülkelerden gelecek yardımlara ihtiyaç duyulmaktadır. Bak diyor ki bu taarruzu tehir ediyoruz yani erteliyoruz kararı

38:25 ne demek? hazırlıklar bitene kadar doğru zamanı beklediğimizin göstergesidir. Taarruz için diğer ülkelerden gelecek yardıma ihtiyaç duyulmaktadır. Kesinlikle Paşa böyle bir şeyden bahsetmiyor. Tamamen yabancı devletlerden ve müttefiklerden bir beklentilerin olmadığını, kendi içerimizde bir hazırlığımızın olduğunu bahsediyor. D şıkkı benim için yanlış. Taarruza geçmek için uygun zaman beklenmektedir. Kesinlikle ne diyor? Fakat bu taarruzu tehir ediyoruz. Yani erteliyoruz ki uygun zamanı bekliyoruz. Bu sebeple E şıkkı da doğru olduğu için zaten D şıkkı doğru dedik. Öğretmenin bahsettiği konferans aşağıdakilerden hangisidir? Tarih öğretmeni dersinde şu ifadeleri kullanmıştır. İtilaf devletleri bu konferansta Türkiye'nin yeni durumunu ve

39:11 kazandığı başarıyı anlamamış görünüyordu. Türkiye'yi mağlup görerek buna göre hükümler koymaya çalışıyorlardı. Türkiye ise bağımsızlığı için savaşmış ve başarıya ulaşmış bir devlet olarak bu başarıyı bütün devletlere kabul ettirmek amacındaydı. Hangi konferans? Tabii ki Lozan değil mi? Bakın bu çizdiğim şeylerde anlayabiliyoruz ki hala itilaf devletleri . Dünya Savaşı'nın galibi olarak kendilerini görmüyorlar. Bu şekilde masaya oturmuşlar ve Mondoras Sevirin mantığını bize kabul ettirmeye çalışıyorlar. Buna göre hükümler koymaya çalışıyorlar dediği bu. Onun haricinde Türkiye bağımsızlığı için savaşmış ve bu başarıya ulaşmış bir devlet. Yani Türkiye artık askeri safhasını bitirmiş kardeşim. Burayı zaferle kapatmış. Buraya oturmasının sebebi tamamen bağımsızlığı. Yani yani öğretmen

39:59 Nozan'dan bahsediyor. Sunrom'i arkadaşlar 1920'de Sevir Anlaşmasında biliyoruz. Sevir anlaşmasında Türkiye'nin eee henüz bir başarısı, askeri başarısı yok. Paris Baş Konferansı Dünya Savaşı sırasında toplanmıştı. Dünya Savaşı galiplerinin yenilen devletlerinin durumunu görüşmek için topladığı bir konferanstı. Londra Konferansı evet 1. Dünya Savaşı'ndan sonra toplandı. Evet biz 1. Dün Savaşı'nda zafer kazandık. Ancak bu Türkiye'nin ilk ve askeri başarısıdır. Henüz arkadaşlar savaş bitmemişti. Başarıya ulaşmamıştı metinden yine bunu eleyecektim. Newon konferansı da ta 1937 arkadaşlar İspanya ile ilgili bir durumdu. İspanya'nın iç savaşı sırasında Akdeniz'deki denizaltı saldırılarına ve

40:44 korsanlığına karşı güvenliği sağlamak amacıyla toplanmış uluslararası bir konferanstı. Burada da doğru cevabımız Ceyhan oluyor. Evet, Mudanya'dan bir soru geldi. 11 Ekim 1922'de imzalanan Müanya mütearekesinin ardından Yunan destekçisi olan İngiltere Başbakanı Lord George görevinden istifa etmiştir. Fransız gazeteleri bu durumu İngiliz Yunan politikasının iflası olarak değerlendirmiştir. Buna göre aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz? Türk tarafının askeri zaferi itiraf devletleri arasında görç ayrılığına neden olmuştur. Şimdi bakın burada Fransız gazetelerini görüyorum. Fransızlar İngilizlerle aynı tarafta değil miydi? E Fransız basında da İngiliz Yunan politikasının iflası şeklinde eleştirmesi aralarındaki politik ayrışmayı bana net bir şekilde gösterir. A şıkkı doğrudur. TBM hükümetinin elde ettiği başarı İngiltere'nin iç siyasetini

41:30 etkilemiştir. Şimdi bakın. Yunan destekçisi İngiltere Başbakanı Lord George'un istifa etmesi Mudanya'dan sonra Anadolu'daki askeri zaferin İngiltere'de doğrudan hükümet düşürdüğünü bana net bir şekilde gösterir. Yani İngiltere'nin iç siyasetini de etkilediğini söyleyebilirim. TBM hükümeti ile itilaf devletleri arasında silahlı çatışma dönemi sona ermiştir. Mütareke ne demek arkadaşlar? Ateşi kes demek. Artık savaş bitmiş. Ateşkes imzalanmış. Bu sebeple çatışma döneminin sona erdiğini söyleyebilirim. C şıkkı da doğru. İngiltere'nin Doğu Akdeniz'deki politikası başarısızlığa uğramıştır. Fransız gazetelerinde İngiliz Yunan politikasının iflası şeklinde değerlendirilmesi İngiltere'nin Anadolu'daki ve Doğu Akdeniz'deki hedeflerin çöktüğünde açık bir şekilde

42:16 kabulüdür. D şıkkı da doğrudur. Mütarrike sonrasında Yeren yerine Fransızlar Yunanistan'ı desteklemeye başlamıştı. Metinden bunu çıkarabilir miyiz arkadaşlar? Metinde sadece Fransız gazetelerinin bir durum tespiti yaptığını bana söylüyor, değil mi? Fransız devletinin artık Yunanistan'ı destekleme kararı aldığına dair hiçbir ifade, hiçbir ibare yoktur. Bu yüzden E şıkkı benim için doğru cevap oluyor. Türkiye halkı milli iradeye dayanmayan hiçbir kuvvet ve heyeti tanımadığı gibi İstanbul'daki şahsi hakimiyete dayalı hükümet şeklini yani padişahlık sistemini 16 Mart 1920'den itibaren ebediyen kaldırmıştır. İfadesinin yer aldığı kanun aşağıdakilerden hangisidir? Saltanatın kaldırılması değil mi arkadaşlar? Bu çizdiğim sarı renkle çizdiğim yer aslında padişah

43:02 egemenliğine dayanan saltanat makamından bahsediyor değil mi? kaldırıldığından bahsediyor. Saltanatın kaldırılması. Burada 16 Mart 1920 dediği nedir? İstanbul'un işgaliydi arkadaşlar. İstanbul'a 16 Mart'ta itiraflar işgal edecek ve Busan meclisini dağıtacaktı. Burada buna vurgu yapılmasının sebebi TBM artık diyor ki ben seni bugün 1 Kasım 1922'de kaldırıyorum. Saltanatın kaldırılma tarihi. Ben saltanatı kaldırıyorum ama sen aslında başkentinin işgal edildiği o kara günde 16 Mart'ta zaten bitmiştin diyen işgalcilere boyun eğen İstanbul hükümetine geçmişe dönük yok saymasıydı. Burada doğru cevabım Bursa oluyor. Halifeliğin kaldırması 3 Mart 1924'te olacak arkadaşlar. Saltanat kaldırıldığında halifelik kurumu bir

43:48 süre daha devam etti. İki sene kadar devam etti arkadaşlar. metinde hükümet şekli olarak verdiği için saltanat vurgusu yapılmıştı zaten. Bu sebeple kesinlikle halifeliğe gitmeyecektik. Diğer şıkları da açmıyorum arkadaşlar. Net bir şekilde saltanatı görebiliyoruz. Atatürk'ün eğitim öğretim hayatı ile ilgili ödev hazırlayan bir öğrenci şehirlerinden hangilerinde öğrenim gördüğü bilgisine ulaşmıştır. Seranik zaten doğduğu yer değil mi? Eğitim hayatının ilk adımları burada olacaktı. İlkokulu, ortaokulu burada görecekti. Şemsiye Efendi okulu ve Seranik Askeri Rüşdiyesini burada görecekti. birinci öncülü alabilirim. Ancak lise hayatına manastırda devam edecekti. Mustafa Kemal Atatürk burada arkadaşlar manastır askeri burada okuyacaktı ama Yanya ve Üslüpte okumamıştı. Mustafa Kemal

44:36 Atatürk'ün eğitim gördüğü ana şehirler arkadaşlar şu şekilde Selanik, Manastır ve İstanbul. Bu şekilde sınıflandırabiliriz. 1 ve 4'ü aldım. B şıkkı benim için doğru cevaptır. Mustafa Kemal Türkiye İktisat Kongresi'nde bir devlet ki tebasına koyduğu vergiyi yabancılara koyamaz. Bir devlet ki gümrük vergileri ve benzer düzenlemelerden yoksun bırakılır. O devlete bağımsız denilemez demiştir. Buna göre yukarıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir? Ekonomik bağımsızlık olmadan tam bağımsızlık mümkün değildir. O devlete bağımsız denilemez. Bu son cümleden zaten arkadaşlar bir devletin siyasi tam bağımsızlığını doğrudan ekonomik bağımsızlığa bağladığını görebilirim. Birinci öncül doğrudur. Kapitülasyonlar

45:21 ekonomik gelişimin önünde engel teşkil etmiştir. Kapitülasyonlar dediğim nerede görüyorum? Bir devlet tebasına koyduğu vergiyi yabancılara koyamaz ve bir devlet gümrük vergilerinden yoksun bırakılır ibareleri arkadaşlar yabancı devletlere verilen kapitülasyonlardır. İşte bir devletin bu haklardan mahrum bırakılması ekonomik çöküşün ve engelin temel sebeplerindendir. İkinci öncül de doğrudur. Osmanlı Devleti mali bağımsızlığını büyük ölçüde kaybetmiştir. Şimdi arkadaşlar bir devlet ki diyor Mustafa Kemal o devlet nedir? Osmanlı Devletidir. Osmanlı Devleti'ndeki mali çöküşü anlatıyor. Bunlar diyor kapitülasyonlardır. Bunlardan ibret almalıyız diyor. Ve ayrı olarak diyor kendi tebamımıza koyduğu vergiyi yabancılara uygulatamadığından bahsediyor ve en sona da o devlete

46:08 bağımsız denilemez diyor. Mali bağımsızlığını büyük ölçüde kaybettiğini de yine söyleyebiliriz. 1, 2 ve 3 doğru cevabım olacaktı. Atatürk bu ifadesiyle devletçilikle ilgili aşağıdakilerden hangisine vurgu yapmıştır? Cumhuriyetimiz henüz çok gençtir. Maziden kendine miras kalan bütün hayati işler zamanın mecburiyetlerini tatmin edecek derecede değildir. Mühim ve büyük işleri ancak milletin toplam servetine ve devletin bütün teşkilat ve kuvvetine dayanarak milli egemenliğin uygulanmasını ve yürütülmesini düzenlemek görevli olan hükümetin mümkün olduğu kadar üzerine alıp başarması tercih olunmalıdır. İşte arkadaşlar burada yapılan vurgu Türkiye'nin ihtiyaçlarından doğduğuna şeklinde alabilirim. Neden? Atatürk cumhuriyetin genç olduğunu söylüyor.

46:54 Geçmişten kalan bir mirasın olduğunu söylüyor ama zamanın mecburiyetlerini tatmin edecek derecede olmadığını yani dönemin güncel ihtiyaçlarını karşılayamadığını belirtiyor. Bu mecburiyet ne de arkadaşlar? İşlerin devlet eliyle yapılmasını gerektiğini vurguluyor. Devletçiliğin Türkiye'nin ihtiyaçlarından dolayı doğduğunu net bir şekilde bana vurgulamaktadır. Şimdi zaten burada D''yi ve E'yi yukarıdan net bir şekilde çıkaramazsın. Yani metinde geçen A B şıklarıdır. AB şıklarında nasıl eleyecektin arkadaşlar? Uygulamasında bütün kuralların hükümetin belirlediğine diyor ama bana hükümetin mümkün olduğu kadar üzerine aldığından bahsediyor. Burada ekonomide özel sektörü tamamen dışladığını, bütün kuralları kendi üzerine aldığını çıkaramam. A'yı o şekilde eledin.

47:41 Geçmişten miras kalan bir uygulama olduğunu söylüyor bana. B şıkkında da maziden, geçmişten kendine miras kalan bütün hayati işler yani burada devletçilik uygulaması değil de hayati işlerden, eksik bırakılmış işlerden bahsettiğini anlayabiliriz. O yüzden cevabımız Ceyhan olacaktı. 20. yüzyılda Ortadoğu'da yaşanan krizlerin uluslararası boyut kazanmasında bölgenin yukarıdaki durumlarından hangileri etkili olmuştur? Stratejik konumu net bir şekilde olmuştur. Değil mi arkadaşlar? Burası arkadaşlar ticaretin can damarı. Burada Süveyç kanalı var. Burada Hürmüz var. Burada Babül Mendep var. Ortadoğu'daki krizlerin tabii ki stratejik konumu etkili olmuştur. Petrol yataklarına sahip olması kesinlikle bu yüzyılda arkadaşlar sanayileşmenin gelişmesiyle

48:27 tam anlamıyla bir petrol çağı olmuştur. Hala da devam etmektedir. Değil mi? Bu sebeple bu da benim ekonomik gerekçemdir. Semavi dinler açısından önem taşıması elbette ki benim dini nedenim. başta Kudüs olmak üzerine kutsal dinler için önemli bir noktada 3üncü öncülü de aldım. 1 2 3 doğru cevabım olacaktı. Savaşı kazanmak için, sonradan birleşmektense barışı korumak için önceden birlik olmak anlayışıyla 1949'da Washington'ta kurulan NATO Türkiye'de sonradan 1952'de ortak savunma Teşkilatı elbette ki Adana şıkkı olacaktır. 49'da Washington da kuruluyor. 52'de Kor Savaşı'ndan sonra da biz dahil oluyoruz. Bağımsız devletler topluluğu arkadaşlar Sovyet Birliği'nin dalmasından sonra

49:14 bağımsızlığını kazanmış devletler tarafından kurulmuştu. Birleşmiş Milletlerde 1945'te San Francisco'da kurulmuştu. Avrupa Kömür Çelik Topluluğu bugünkü Avrupa Birliği değil mi? 1951'de Paris Anlaşması ile kurulmuştu. Bir ekonomik örgütlenmeydi. Brent Kellock biraz daha metne gidiyor kafamız ama Brent Kellock da 1928'de arkadaşlar savunmaya dayanmayan savaş kanun dışı sayılırdı. Doğru cevabımız Adana. Ankara'da NATO zirvesi toplandığı için bu sene sorar mı? ÖyM size soru yaptırmamak adına bunları da çok iyi bildiğinizi düşünerekten bunu sormadı lisansta. Umarım size sorar. Umudumuz o yönde. Arkadaşlarım videoyu beğenip yorum yapmayı lütfen hatırlayalım arkadaşlar. Ve son soruya da geçmeden

49:59 önce ihtiyacınız olan oynatma listesini yorumlara sabitleyeceğim. İsteyen izleyebilir. Bazı konu anlatımlar, bazı analiz videoları, soru tahminleri hepsi listede bulunacaktır canlarım. Todor Jivkov'un iktidarda olduğu 1980'li yıllarda Türklerin ibadethanelerinin kapatılması, isimlerinin değiştirilmesi, Türkçe konuşmalarının yasaklanması gibi asimilisyon politikaları uygulayan devlet Naim Süleymanoğlu'ndan Bulgaristan'ı işaretleyecektik arkadaşlar. Bu Todor arkadaşlar Bulgaristan'ın eee komünist dönem başkanıydı. Bulgaristan'daki Türk azınlığa karşı şiddetli bir asimilasyon politikası başlatmıştı ve soruda geçen uygulamaları uygulamıştı. 89 yılına gelindiğinde 300.000den fazla bulunan Türk sınır dışı edilmişti ve Türkiye'ye

50:44 büyük zorunlu bir göç olarak gelmişlerdi. Doğru cevabımız burada Bulgaristan'dı. Zaten dediğim gibi cep Herkülü Naim Süleymanoğlua da net bir şekilde buraları görebilirsiniz. Benim anlatacaklarım bitti. Umarım 2026'da da böyle gelir. Yine arkadaşlar sınav günü Sansa Stark hocanız olaraktan yine çıkmışları beraber çözeceğiz. Benden bir isteğiniz varsa yorumlara belirtin arkadaşlar. Sorunuz varsa Instagram'dan ulaşabilirsiniz. O zaman kendinize iyi bakın. Hoşça kalın.

Share

YouTube Video Özetleri