0:00 [Müzik] [Alkış] [Müzik] Sevgili arkadaşlarım, atanacaklarım merhabalar. Yol arkadaşınız geldi. Ben Kadir Gümüş. Türkçe öğretmenin. Hadi bakalım tek videoda sözcüklü anlamın içinden geçelim ve anlatırken de a şu sorudan çıkacak, şu sorudan çıkacak diyeceğim. Ve dikkat ettiyseniz arkadaşlar mutlaka içine soru çözümü koyuyorum. Yoksa sözcükte anlamı sadece konuları anlatıp gezsek hemen biter ama içine soru çözümünü koyacağız. Soruları zenginleştireceğiz ki gerçek anlamda senin için faydası olsun diyorum arkadaşlar. Haydi bakalım. Şu an kitap setimiz önümüzde ve arkadaşlar hemen
0:47 şuradan kırmızı kalemi açayım. TT Türkçe ders notlarıyla seri bir şekilde tek videoda bitireceğiz. Arkasından da iki kitaptan ödev vereceğim. Bir tanesi KPSS Türkçe soru bankası. Bir tanesi arkadaşlar parlak paragraf. Artık d bilgisi bölümü burada bitti. Bu kitabın içinden geçtik. Allah'ın izniyle bu kitabı bitirdik. Hadi bakalım. Şimdi arkadaşlar tarihte dilin ilk var olduğu dönemi düşün. Tamam arkadaşlar. Sözcükler önce tek anlamdır. Bir tane anlam vardır. Ama zaman geçtikçe, geçtikçe, geçtikçe arkadaşlar bir gelişir ve başka başka anlamlar çıkar. İşte mecaz anlamlar, diğer anlamlar çıkar. Bu
1:33 da çok anlamlılıktır. İşte şimdi ilk çıkan anlamla bahsedeceğiz. Temel anlam, ilk anlam ya da gerçek anlam. Arkadaşlar bir sözcük söylendiğinde gençlerim akla gelen ilk anlam o sözcüğü biri sana söylediğinde akla gelen ilk anlam hangi anlamdır canım kardeşim? Temel anlamdır akla gelen ilk anlam. Mesela bak son zamanlarda gözleri iyi görmüyor. Görme organı geldi aklıma. Temel anlam geldik. Ağaçların yaprakları sararmaya başladı. Ağacın yaprağı direkt temel anlam. Şımarık çocuk poşet şişirip patlattı arkadaşlar. patlattı. O patlamak deyince aynı o anlam. Patan pat pat pat çıkar ses.
2:19 Evet. Dilindeki yaralar konuşmasını engellir. Dil konuşma organı. Al bunlar. Demek ki bunların hepsine ben temel anlam ya da gerçek anlam diyeceğim. Temel anlam gerçek anlam diyeceğim. Tamam mı? Bak şimdi ikinci anlam. İkinci anlam yan anlamdır. Peki arkadaşlar bu Milli Eğitim müfredatı ilk önce çıkarılmıştı ama sonra tekrar dahil edildi. Ben de hemen slayt aldım. Maarif modelde de var. Şu an 5. sınıflarda da var. Yani o yüzden bileceğiz arkadaşlar. Bir sözcüğün temel yani gerçek anlama bağlı olarak ona benzerlik ilişkisiyle ona benzerlik
3:05 ilişkisiyle ortaya çıkan ikinci anlamına yan anlam deniliyor. Yani onunla bağlantısı var. Benzerlik ilişkisi var. Bak masanın gözünde kalemi getir. Bu yanlı neden? Benzerlik ilgisi. Şimdi insanın gözü böyle içine doğru çukurdur ya. Masanın gözle içine doğru çıkur. Bak benzerlik ilgisiyle ortaya çıkan ikinci anlam yan anlamdır. Geldik kitabın yapraklarını yırtıp attı. Yan anlam. Nereden anladınız? Bu ağaç yaprağına benziyor. Hani ağaç yaprağı böyle incedir ve arkadaşlar yayandır ya. İşte bu arkadaşlar defterin, kitabın yaprağı diyoruz biz buna. O zaman o da yan anlamdır. Bak ona bağlı benzerlik ilişkisi var. Bir bağ var. taşa tekme atınca ayakkabısı patladı yan anlamdır.
3:51 Çünkü mesela sen poşeti patlattığında poşetin bir bölümünden hava çıkıyor ya sen ayakkabın patladığında da ayakkabıda bir deli kaçırılıyor. Bak ona bağlı bir benzerlik ilişkisi vardır. Kapının dili içine kaçmış mesela insanın dili vardı budur ya insanın dili gerçek anlamdır ama kapının kapının arkadaşlar şu şekilde kapının açının diridir. O da yan anlamdır. İnsan diline benzer. Demek ki yan anla gerçek anlamdan bağımsız değil. Ona bağlı benzerlik ilgisiyle ortaya çıkıyor. Tamam mı? Peki öğretmenim mecaz anlam nedir? Artık arkadaşlar bir sözcüğün temel yani ilk anlamını tamamen kaybetmez. Şöyle anlatayım daha güzel anlayın. 0 km. Hatta şöyle tam yazayım.
4:40 Evet. 0 km. Yepyeni bir anlam kazanması. Aa gerçek anlam tam iptal olacak. Sözcük 0 kilometre yepyeni bir anlam kazanacak. Bak bu tavırları yüzünden göze batıyor. Göz tamamen anlamını kaybetmiş. Tamam. Dikkat çekiyor anlamında. Dikkat anlamına gelmiş. O zaman bu mecaz anlamdır. Çünkü sözcük anlamını tamamen kaybetti. Piyasada adeta yaprak kımıldamıyor. Gerçekten yaprak kımıldamıyor anlamında. Ekonomi kötü anlamında. Yaprak anlamını tamamen kaybetmiş mecezamla. Genç muhabir sonunda haberi patlattı. Aa dikkat çekici bir haber yapmak anlamında. O zaman bu da mecaz anla patlamak anlamını tamamen kaybetmiş. Çocuk dilini yutmuş gibi konuşmuyor. E çocuk dinini yutması gerçekten dinini yutmuyor. Çocuğun
5:27 konuşmaması bu da mecaz anlamdır. Demek bir sözcüğün akla gelen ilk anlamı gerçek anlam. Ona bağlı benzerlik ilgisiyle ortaya çıkan ikinci anlamı yan anlamdır. Anlamın tamamen kaybetmesi mecaz anlamdır. Bak ne kadar kolay bir şekilde çıktı. Şimdi terim anlam arkadaşlar bu da bir sanat, spor vesaire özel bir bilim dal da olabilir. Sadece bir sözcüğü o dala ait kullanımıdır. Yani bir bilim dalı matematik olabilir arkadaşlar. Felsefe olabilir, edebiyat olabilir ya da sanat dalı olabilir ya da spor dalı olabilir. Mesela taç, korner gibi. Bak sanatçı hey ölçüsünü kullanmayı tercih
6:12 etmiş. Bu terim anlam çünkü edebiyat terimi. Buradaki ölçü 7'li, 8'li, 11'li ölçü. Oyunun son perdesi. Bu da terim anlam. Bir tiyatro terimi perde bölüm anlamına gelir. Oyuncu topu taca attı. E bu da futbol terimi. Terim anlamıdır. Odalar. Mesela matematikte fonksiyonlar, polinomlar değil mi? Mesela iç açıortay geometride yani bunların hepsi hangi anlama giriyor kardeşim? Direkt terim anlam. Evet. O zaman bana bakın sözcüğün akla gelen ilk anlamı temel anlam ilk anlam. Ona bağlı benzerlik ikisi ortaya çıkan yan anlamı tamamen kaybederse mecaz anlam vardır. Bir de bir sanat spor dalına ait olarak kullanılırsa o da terim anlamı olarak çıkar. Bu iş bu kadar. Peki, anlam ilişkilerine göre sözcükler bir eş anlamlı anlamdaş
6:58 sözcükler. Bunların yazılışları farklıdır. Gök, sema ama anlamı aynıdır. Islak yaş, yaşlı ihtiyar. Tamam işte ben buna eş anlamlı derim. Çok kolay. Peki bunlar aynı cümlede beraber kullanılmaz. Kullanılırsa anlatım bozukluğu olur. Adam mutlu ve bahtiyar biriydi. Mutlu zaten arkadaşa bahtiyar demektir. Atman lazım. Gereksiz sözcük kullanımına bağlı anlatım bozuklu olur. Geldik yakın anlamlı. Anlamları birbirinin moda mod aynı değildir. Ama bir yakınlık vardır. Bir yakınlık vardır. Mesela bak iri büyük. Eline aldığı taşlar oldukça iriydi. Elmalar büyüklüğü cebine sığmıyor. Şimdi büyük ne demek biliyor musun? Normal sınırların üzerinde olması demek. Ama eline aldığı taşlar iriydi derken taşa göre biraz büyük. Yani büyük
7:46 bu kadar iri ondan biraz da küçük anlamına gelir. Ya da yalan yanlış. Bu haberin yanlış aktarıldığını söyledi. Doğru olmayan yalın haberlerle aldanmamak lazım. Yani yalan bir şeyle yanlış bir şey aynı değildir. Tamam mı? Yalanla yanlış farklıdır. Mesela ben size bir konu anlattım. Dersiniz ki hocam iyiliklerini de yanlış yaptık. Yanlış yaptık. Onu yanlış gösterdin. Tamam bak doğru olmayan ama yalan derken arkadaşlar bile bile ben olmayan bir şeyi sana söyledim. Ya da bunlara dikkat edelim. Ya da başka bir örnek vereyim size. Daha güzel bir örnek. Mesela geniş ile bol aynı anlama gelmiyor. Arasında minik bir farklılık var. Bol kıyafetler içindir. Genişle
8:32 metrekare tabirler için. Mesela evin mutfağı bol diyemem. Geniş der ama gömlek bol diyebilirim. Yani bunlar yakın anlamlı sözcüklerdir. Eş sesli yazılışları aynıdır ama anlamları farklıdır arkadaşlar. Mesela bak al yaz. Bu yazı yeni yerlere gitmek istiyorum. mevsim anlamında. Bunu da bir yere yaz. Yazmak anlamında. Bak gördün mü? Ah bu şekilde karşımıza çıkar. 100 kişi senin sordu. Sayı denizde yüzdüm. Aa denizde yüzmek anlamında. Deriyi yüzdüm. Ha arkadaşlar deri yüzmek zaten başka anlamda. Demek ki bunlar arkadaşlar eş sesli ya da çay. Akşam bana bir çay yap. İçtiğin çay. Çayda yüzdüm. Küçük akarsu anlamında. Bunlar
9:18 da eş sesli sözcüklerim efendim. Geld kan grubunu bilmeyen kalmasın. Vücudumuzdaki madde olan kan sonunda o da buna kan aldanmak olan demek ki o zaman yazılışı aynı anlamı farklı. Bunlar da e seslidir. Bir de karşıt anlamlı sözcükler vardır. Anlamları birbirinin zıt şişman, zayıf, yüksek, alçak uzun kısa siyah beyaz ıslak kuru, gece, gündüz, ağır, hafif. İşte bunlar da zıttır anlamları arasında bir tezatlık, karşıtlık mevcuttur efendim. Peki olumsuzluk iki zıtlık yapmaz. Mesela bana sakın şöyle demeyin. Mesela gelmek zıttı nedir diyorum hocam? Gelmemek
10:04 yakala orada mame. Bu bunun zıttı değildir. Bu bunun olumsuzudur. Gelmenin zıttı gitmektir. İşte bunun zıttıdır. Mesela açmak açmamak. Bu olumsuzdur. Açmak kelimesinin zıttı kapatmaktır. Peki ben zıtlıkta ne yapacağım biliyor musunuz? Şuraya kocaman yazayım. Ben zıtlıkta arkadaşlar anlama dikkat edeceğim. Yani cümlenin vermek istediği anlamı benim için ziyadesiyle önemli. Mesela ben sana basit bir örnek vermek istiyorum. Gerçekten onun zıttı mı? Bana onu söyle. Tamam mı? Mesela inmek kelimesinin zıttı nedir? Dediğim zaman sakın cevap verme. Bana de hocam sen cümlede bir kullan. Ben ona göre
10:49 zıttını bulayım diyeceksin. Mesela cümlede kullanıyorum ilmeği. Tamam. Şimdi diyorum ki dolmuşlar inmek. Merdivenlerden inmek. Uçağın inmesi. Şimdi zıttını de dolmuştan indim dersen zıttı binmek olur. Merdivenlerden indim dersen zıttı çıkmak olur. Uçak indi dersen kalkmak ya da havalanmak olur. Farkında mısın? Hele cümlenin içinde bir kullan. Cümleye bağlı olarak ne yapılır arkadaşlar? Değişir. Tamam. Şimdi bak. Zenginin zıttı nedir? Fakirdir. E öyle zengin adam dersen fakir adam dersin. Ama sen söyle. Zengin
11:35 renkli tablo dersem arkadaşlar orada fakir onun zıttı olmaz. Ya da bak bozuk. Bozuk kelimesinin zıttı nedir? Hele cümlenin içinde bir kullan. Sağlam. Evet. Bozuk radyo dersen sağlam radyo ama sen bozuk para dersen o zaman onun zıttı değişir. Tüm para bütün para anlamına gelir. Yani cümlenin içinde kazandığı anlam benim için değerlidir zıtlıkta. Tamam. Bak 2024 KPS lisana sormuşlar. Bu ne demek biliyor musunuz arkadaşlar? sözcükleri anlamlarına, anlam inceliklerine göre boşluklar dolduracağız ve bize ÖSYM bir iki tane boşluk bırakmış. Hani 2024 KPS lisansta zor bir sınav ya. O zaman
12:22 dikkatli bir şekilde yapacağız. Şimdi okuyorum hep beraber ve ilk önce okuyacağız. Kural boşluklara dikkat etmeden okuyacağız. Olayı anlayayım. Alışkanlık haline gelmiş bir iş yapılmaya başlandığı zaman ben bir işe çok alışmışsam beyin karar verme sürecine nokta nokta çok çalışmayı bırakır. Demek ki ben buraya çok çalışmayı bırakmakla alakalı bir şey getireceğim. Tamam. Birinci boşluğa ya da nokta nokta başka işlere kaydırır. Buraya da başka işlere kaydırmayla alakalı bir şey getireceğim. Yani ondan sonraki sözcük önemlidir. Şimdi burada kaç tane boşluk var? İki tane. Bu bir. Bu iki gençler her zaman geriden başla. İkinci boşluk çok değerdir. İlk boşluk tamam ama ikinci
13:07 boşluk öncekiye göre. Hadi. Alışkanlık haline gelmiş bir iş yapılmaya başlandığı zaman beyin karar verme sürecinin noktalıklı çok çalışmayı bırakır. Beyin çok çalışmayı bırakıyor ya da azaltıyor. Dikkatini başka işlere kaydırır olabilir. Eğilimini başka bir şeye kaydır. Hayır eğilim olmaz. Beynin bir eğilimi olmaz. Bir kişinin eğilimi olur. Eğilim duygusallıkla alakalı bir şeydir. Enerjisini başka işlere kaydır olabilir. Gücünü başka işlere kaydırır olabilir. Önceliğini başka işlere kaydırır olabilir. Şimdi bir şık elet. Şimdi gelelim bir şık daha. Karar verme sürecine nokta nokta çok çalışmayı bırakır. Karar verme sürecine yoğunlaşırsa çok çalışmayı bırakmaz ki. Yoğunlaşılan bir şey daha çok çalışılmış bir şeydir. Gitti. Odaklanır.
13:52 Odaklanılmış bir şey çok çalışmaya bırakılmaz mı? odaklanan bir şey daha çok çalıştığım bir şeydir. Karar verme sürecini geçiş yapar. Hayır canım çok çalışmayı bırakmakla alakalı değil. Karar verme sürecine ara veriyor ve çok çalışmayı bırakıyor ya da önceliğini başka işe kaydırıyor. Bitti. Rahat bir şekilde yaptım. Cevap E seçeneği olarak gider. Yani kendini çok kasmayacaksın. tane tane yavaş yavaş ilerleyeceksin. Geldik 2024 ön lisans. Buna çift yıla bu arada ÖSYM'nin çift yıl soruları daha değerlidir. Çünkü çift yılda milyonlarca kişi girdiği için direkt merkez atamaları olduğu için daha sert sorular sorar. Bunu unutmayın. Hadi. 7. sanat olarak adlandırılan sinema hemen hemen bütün sanatlardan nokta
14:39 nokta diğerlerinden aldığı malzemeyi kurmaca bir yapıyla demek ki diğerlerinden malzeme alıyor. Bununla alakalı bak arkasındaki çok önemli. Kurbaca bir yapıyla nokta nokta film halinde seyirciye sunan bir sanat dalıdır. Bak kurmaca bir yapıyla nokta nokta film halinde. Şimdi 7. sanatı olarak adlandırılan sinema başkalarından malzeme alıyormuş ve bunu kurmaca bir yapıyla birleştirerek olur. Kurumaca bir yapıyla birleştirdi. Önüne getirdi. Çözümleyerek hayır çözümlemek bir şey ayırmaktır. Bu önümüze sundu. Parçalayarak hayır. Bütünleştiriyor tam. Soyutlayarak hayır. Ya film soyut bir şey mi? Özgürleştirerek hayır. Bitti. Gördünüz mü? İkinci de bitti. Al. O
15:25 zaman diğerlerinden malzeme alıyorsa beslenen. Diğer sanatlardan beslenen diğerlerinden malzeme alıyor besleniyor. Sonra birleştirip önümüze sürüyor. Bu yüzden diyorum genellikle ikinci bize her şeyi çözdürür efendim. Tamam. Geldik şimdi. Anlam daralmaz. Sadece kazanımda olan bu örnekleri bilin yeter. Her şeyi bilmenize gerek yok. Bak anlam daralması nedir? Sözcüğün eskiden böyle geniş bir anlama gelmesi. Çok anlamı var. Ama bugün sözcüğün anlamını darlaştırarak bu kadarcık anlamlarımız. Mesela oğul oğlan. Eskiden hem kız çocuğu hem erkek çocuğa oğul oğlan diyorlar ama şimdi sadece erkek çocuğa diyorlar. Anlam genişken kız erkek çocuk daraldı. Yemiş. Eskiden bütün meyveler yemiş. Şimdi sadece incir. Anlam daraltı. Eskiden
16:12 dabar deyince her türlü malın, mülkün, evin neyse faytonun arkadaşaca büyükbaşı, küçükbaşı ama sadece küçükbaş şu an koyun keçi süresi. Anlam genişken dar hale geldi. Bitti. Başka kelime bilmene gerek yok. Bunları bil. Neden? Çünkü en fazla karşına çıkacak kelimeleri bilmeni istiyorum. Geld anlam genişlemesi. Sözcüğün eskiden şu kadarcık anlamı var. Aa bugün sözcüğün anlamı ne oldu? Hop genişledi. Bu kadar anlam verdi. Mesela yıldız eskiden sadece gök cismi ışık yani. Ama bugün arkadaşlar hem gök cismi futbol anlamında ön planda olanlar sanatçılardan, ses sanatçılardan anlam genişledi gitti. Eskiden araba bir tek
16:58 atlı araba var ama şu an atlı araba, motorlu araba hepsi karada gidenlerin hepsi. Anlam genişledir. Sadece bu örnekleri bilim. Şimdi anlam kötüleşmesi. Bir sözcük eskiden iyi bir anlama gelirken bugün kötü bir anlama gelecek. Abdal iyi ermiş anlamında. Hani pir sultan abdal, kaygıs abdal. Ama bugün abdal deyince aptal geliyor akla. Al sana anlam kötüleşti. Şimdi anlam iyileşmesi. Eskiden bir sözcüğün kötü bir anlamı var ama bugün iyi bir anlama geliyor. Mesela Maraşal eskiden at bakıcısı bugün askeri en yüksek rütbe. Eskiden Yavuz korkak hırsız kötü anlamına geliyor. Hani Yavuz Hursuz ev sahibini bastırır şeklinde. Ama bugün arkadaşlar cesur iyi. Yavuzan Selim bak
17:43 15. yüzyan itibaren iyi bir anlama geliyor. Demek kazanımda olan örnekleri bilmeniz yeterli. Bunları biri kafidir. Geldim deyim aktarması gençler. Deyim aktarması deyince çoğunuz deyim ararsınız. Deyimle alakalı değil. Şimdi bunlardan üç tanesi önemli. Bir tanesini yıldız atıyorum. A ile başlayalım. İnsandan doğaya aktarma. Yani insana ait olarak kullanılan bir şeyin doğadaki başka bir varlığa ait kullanılması yani doğadaki varlığın insan özelliği göstermesi. Ben de buna ne derim bugün? Kişileştirme derim. Aa demek ki insandan doğaya aktarma neymiş arkadaşlar? Kişileştirmeymiş. Basit bir şekilde bakın. A ağaçların fısıltısını inledi. Fısıltı kime aittir? Normalde
18:30 insana. E burada ağaç doğa. İnsandan doğaya aktarma. Demek ki bütün kişileştirmeler insandan doğaya aktarmadır. Rüzgar en işli namelerle şarkısını söylüyor gençler. En işli nameler. En işli şarkılar. E burada şarkı söylemek kime aittir? İnsana. Burada kim söylemiş? Rüzgar, doğa. Al sana insandan doğaya aktarım. Vallahi bu kadar basit arkadaşlar. İnsandan doğaya aktarım deyince bu gelecek. Bu yıldızlı. Şimdi geldik doğadan insana aktarım. Yani ben burada doğaya ait bir özelliği insana ait olarak kullanacağım. Bak amcam olanlar duyunca kükredi. Kim kükrer? Aslam. Doğadaki bir varlık. Burada kim kükremiş? Amca. İnsan. doğadan insana aktarımdır. Gençliğinde
19:18 dalgalanıp yaşlandığına duruldu. Dalgalanmak ve durulmak denize aittir. Doğaya aittir. E burada bir kişi gençliğini yaşadığına göre bu kişidir insan. Bu da doğadan insana ait aktarak. Bu kadar basit. Ok işaretini doğru yap. Önce hangisini yazacağını bil. Kolay. Şimdi doğadan doğaya aklarım buna yıldız atmıyorum. Bu çok lazım değil. Tamam. Doğaya ait bir varlık. Yine başka bir doğaya ait varlığı kullanacağım. Arkadaşlar denizin kükreyişi uzaklardan duyuluyordu. Kim kükrer? Asla. Doğadaki bir varlık. E şimdi burada deniz köklemiş. E doğa. Doğadan doğaya aktarımdır. Efendim Akasya kanat çırptı uzaklarda kim kanat çırpar? Evet kuş. Doğadaki bir varlık. Burada kim çırpmış? Akasya. Yine doğadaki bir varlık. Doğadan doğaya aktarma. Çok yıldız atma.
20:04 Evet. Şimdi buna yıldız at. Duyudan duyuya aktarım. Aa ben bir duyu organıyla anlatacağım bir şeyi. Başka duy organı yardımıyla anlatacağım. Ama duyu organları farklı olacak. Birisi x'tir, birisi y'dir. Mesela bir örnek veriyorum. İyi bak. İçeriden acı bir çığlık geldi. Çığlık işitme duyu organı ile alakalı bir duyu. Atıyorum X. Acı tatmayla. Ben işitmeyle anlatacağım bir şeyi tatmayla anlatmışım. Bir duyudan başka bir duyu organına aktarma var. Bitti. Dü organları vardır ya. Görme, işitme, koklama, dokunma vesaire. Bak şimdi örneklerim. Sıcak gülümseme. Gülümseme görme ile alakalı bir şey. Evet. Ama eee sıcak dokunmayla alakalı bir şey. Ben görme ile alakalı bir şeyi
20:50 dokunmayla anlattım. Bir duyudan başka bir duyuya aktarım. Geldik. Keskin koku geliyor. Şimdi arkadaşlar koku koklamayla alakalı bir şey ama ben keskin dediğim zaman en güzel dokunmayla anlaşılır. Evet. O zaman bir duyudan başka bir duyuya aktarım var. Bak acı kahka işitme ile alakalı ama acı tatmayla alakalı bir duyuyu başka bir duyu organı yardımıyla anlattım. Acı acı gülmek. Bak arkadaşlar acı acı gülmek demişim ben burada. Gülmek neyle alakalı? İşitme. Acı acı derken tatma. Bir duyuyu başka bir duyu yardımıyla anlatmışım. Bitti. Bu da duyudan duyuya. Demek ki arkadaşlar sen deim aktarmasa şunları bileceksin. Bir direkt şunu bileceksin. Bak tıkır tıkır. İnsandan
21:36 doğaya aktarma, kişileştirme, doğadan insana aktarma, duyudan duyuy aktarma. Bunları bildiği zaman olay bitiyor. Efendim şimdi ad aktarması, diğer adı mecazi mürsel. Şimdi sana burada bir cümle verilmiş. Bu cümlede hop sen burada bir ne kullanman lazım arkadaşlar? X kelimesi. Ama ben bu x kelimesini kullanmayacağım. Benzetme amacı gütmeden belli ilişkilerle ben y'yi x'in yerine kullanırsam ama benzetme ilgisi olmayacak arasında. Bu adaktar hangi ilişki olabilir? Mesela aralarında müfredatlı olan 5 tane bu iç dış ilişkisi olabilir. Bu birazdan bahsedeceğim hepsinden sanatçı eser ilişkisi olabilir. Ben yer orada
22:22 yaşayanlar bulunanlar ilişkisi olabilir. Bu aralarında parça bütün ilişkisi olabilir. Aralarında neden sonuç ilişkisi olabilir? Ama sonuçta ben bir sözcüğü başka bir sözcüğün yerine bu ilişkilerle kullanacağım. Bir iç dış ilişkisi. Bak tabağını bitir ye öyle çıkıyorum. Selim tabağını bitir ya öyle çıkıyorum. Şimdi tabak dışta. Selim tabağı bitirmeyecek. Taba yemeyecek. Ne yiyecek Selim? İçindeki yemeği. Aa ben içi söylemek yerine gitmişim. Dışı söylemişim. Bak sobayı yaktım diyor. İyi de bir şey söyleyeceğim. Soba yanan bir şey değil ki. Sobanın içindeki odun yanar ya da kömür yanar. Burada da iç yerine dışı söylemiş miyim? Söylemişim.
23:11 Biri içeri giriyor. Ben hös diyorum. Ayaklarını çıkar. Öyle gir. Oğlum ayağını mı kesip girecek lan bu adam? O zaman ben ayakkabı yerini ayak demişim. O zaman bu sefer de dış yerine içi söylemişim. Evet. Ya da kötü bir örnek. Burnum aktı. Burnun eridi mi lan? Burnun içindekini söylememişsin. Burnu söylemişsin. Bitti. Bak gerçekten mecazi bir benzetme amacı gütmeden bir sözcüğün yerine başka bir sözcük söylüyorum ve burada da iç dış birbirinin yerine söyledim. Evet. Bak sanatçı yapıt ilişkisi. Peyami Safa'yı okuyorum arkadaşım. Sen Peyami Safa'yı nasıl okuyacaksın ölmüş adamı? Hem insanlar okunmaz ki. Ben burada sanatçıyı
23:56 söylemişim aslı yapıt. Ben burada 9. hariciye koğuşu ya da matmazen Noralya'nın koltuğu. Bunun eserini söyleyeceğim mi? Sanatçıyı söylemişim. Sanatçı yapısı ilişkisi bitti. Yer orada bulunanlar ilişkisi. Ankara şampiyonluğu sokaklarda kutluyor. İyi de Ankara kutlamıyor ki. Ben arkadaşa yerin adını söylemişim. Orada yaşayan Ankara halkı kutluyorum. O zaman bak bir sözcüğün yerine benzetme amacı gütmeden başka bir sözcük kullanmışım. Ya da diyorum gol atınca stadyum ayaklandı. Stadyum ayaklanmaz. Seyircileri kastediyorum. Bak bu kadar basit. Kremlin olaya tepkili. Kremlin Rusya'daki saray. Hayır o sarayda yaşayan Putin tepkili. Bitti. Şimdi dışarı çıkalım mı dedin sen bana?
24:42 Ben sana diyorum ki hayır evden izin almam lazım dedim. Kolondan mı izin alacağım? Evde yaşayan aileden izin alacağım. Aile bu bitti. Bak benzetmec gütmeden bir sözcüğün yerine başka bir sözcük kullanıyorum. Parça bütün ilişkisi. Bir çift kanat havalandı. Şimdi kanat havalandı demişim. Ben parçayı söylemişim kanat. Ama ben aslında orada benim söylemek istediğim nedir? Sadece kanat değildir. O kanadın içindeki kuştur. Nasıl iyi yaptık ya? Evet. Sadece ben gitmişim. Neyi söylemişim biliyor musunuz? Ah kanatları söylemişim ama asıl kastettiğim nedir? Tamam. Tamam. Ya da demişim bak yelkenler
25:28 denize açıldı. Arkadaşlar yelken sadece şudur ama benim kastettiğim yelken değildir. Tamamı gemidir. O zaman ben dikkat ettiysen arkadaşlar gemi yerine bütün yerine yerken söylemişim. Ben burada kuş yerine bütün yerine kanat söylemişim parça bütün ilişkisi. Tamam. Ya da diyorum ki Galatasarayı bir sol ayak lazım. Bir tane ayak mı lazım? Parçasını söylemişim. Asıl kastettiğim sol ayağını iyi kullanan futbolcunun tamamı. Parça bitirmişkisi. Şimdi Selim benim yönetmenim beni takip ediyor ya sürekli. Bir süt göz beni takip ediyor. Sadece göz değil. Gözle birlikte Selim'in tamamını kastediyorum. Ama ben parçasını söylemişim. Bu iş bu kadar. Geldik.
26:15 Neden sonuç ilişkisi? Ölüm indirmede gökler, ölü püskürtmede yer arkadaşlar. Ölüm indirmez gökler. Gökten bomba yağar. Bomba bir nedendir. Sonuç nedir? Ölümdür. Bak. Ya da F16A gökten ölüm yağdırdı. Hayır, bomba yağdırdı. Bomba neden? Ölüm sonuçtır. Buyurun mesela tarlaları çok güzel diyor. Mübarek gökten bereket yağdı. Her taraf buğday atladı. Bereket soyut bir kavramdır. Sonuçtur. Asıl gökten yağan şey nedir? Yağmurdur. Yağmur yerine bereket demişim. Gerçekten benzetme amacı gütmeden bir sözcüğün yerine başka bir sözcük söylüyorum. Mantığı budur efendim. Tamam. Geldik. Dolaylama. Ad üstü de dolaylıyorum. Mesela ben bir
27:02 kelimeyle anlatacağım bir şeyi iki ve daha çok kelimeyle anlatıyorum. Bak tüfek demiyorum. Daha çok dolaylama şurada yapılmış. Delikli demir. Yazar demiyorum. Kalemçisi. Sinema demiyorum beyaz pert. Televizyon değil aptal kutusu. Turizm değil baca sanayi. Balık değil derusu. Top değil meş yuvarlak. Kaleci değil filebekçisi. İzmir değil Ege'nin incisi. Kömür değil Kara Elelmas. Haliç değil altın boynuz. İstanbul değil Yeditepeli şehir. Ne yaptık lan? Ne kadar çok şeyle söyledik. Biz bunu severiz işte. Türk milleti olarak o zaman ben buna dolanama diyeceğim. Hiç kötü iyi gibi aktarmayacağım. Bir de güzel adlandırma
27:47 var. Yalnız o farklı. Orada da birden çok şeyle söyleyeceğim ama orada arkadaşlar kötü bir şeyi daha güzel hale güzel söylemeye çalışacağım. Bak kör dediğin zaman kötü diye düşünün diyor. Ben bunu iyi hale getiriyorum. Görme engelli. Ölmek değil mefta olmak. Hakkın rahmetine erişmek. Verem değil ince hastalık ya da kanser değil Allah korusun ince hastalık. Tabut değil imamın kayığı ya da cin değil üç harfle. Yani bunları söylediğim zaman kötü olacakmış gibi ben bunu daha güzel şekle getiriyorum. Demek ki güzel adlandırmanın dolaylamadan farkı daha güzel bir şekilde söylemektir. Evet. Kinaye. Şimdi arkadaşlar iyi dinle. En
28:32 az iki sözcükte olur genellikle. Ve olay şudur. Bak şöyle bir şey. Kinaye deyince günlük hayatta yanlış kullanıyorsun. Kinayı eşit değildir. Kinayeli söyleyiş. Kinayeli söyleyiş laf sokmadır. O tarizdir. Başka kinaye başkadır. Şimdi bir sözcüğü ben hem gerçek anlama gelecek şekilde kullanacağım hem mecaz anlama gelecek şekilde kullanacağım ama kastım mecaz olacak. Mesela bak onun kapısı herkese açıktır. Bir kapı gerçekten açık. İki misafver. misafirverliğini kastediyorum. Kinayı bitti. Bak onun kafası kalındır. Kafa gerçekten kalın olabilir. Kafanın böyle gerçek anlamda. E geç anlıyor. Geç anlıyor kastettim. Bitti. O zaman burada kinaye var. Deyimlerinin çoğunda vardır.
29:20 Onun kulağı deliktir. Kulağın içinde gerçekten delik var ama bir dedikodu önce onun kulağına gelir. Mecazlık var. O zaman mecaz kastediyorum. Kinai var. Yani kinayı karıştırmayın. Kinai söyleyiş tari. Şimdi birazdan gelecek. Bak diyorum son günlerde burnu büyümüş kimseyi beğenmiyor. Gerçek anlamda burnu büyümek var. Bir de mecaz anlam var. Aa kibirli olması. Kibiri kastediyorum. Kimseyi beğenmiyorsa mecaz anlam var. Kinayı. Nerede bir gül bitse etrafı diken gerçekten gerçek anlam. Nerede bir gül varsa etrafında mutlaka diken vardır. Bir de becez anlam var. İyi bir şey varsa gül gibi kötü çevresinde kötülükler var. Evet, atanacaksın ama ders çalışma gibi bir dikeni var. Yani kötülüklerin içinden kurtulacaksın.
30:06 Burada mecaz kastediliyor. O zaman arkadaşlar burada kinaye var. Efendim tari bu farklı işte bu kinayeli söyle. Şimdi sen bir cümle kurdun değil mi? Burada söylenen şeyle kasıt arasında zıtlık vardır. Yani kastettiğinle söylediğin şey birbirine zıt tabirlerdir. Bak o kadar çok çalıştı ki dersten kaldı. Normalde burada çalıştı demiş. Asıl kastı nedir? Camış gibi yattı. Ah zıtlık vardır. Öyle düzenli ki arada hiçbir şey bulamaz. Şimdi burada düzenli demiş aslında kastettiği şey kişinin dağınık olması ya da diyeyim o kadar güzel ki evlenemeden gömüldü. Bak
30:52 evlenmeden demiyorum evlenemeden. Demek ki çirkin demek istiyorum. Bitti. Tariz budur. Benzetme nedir? Benzetmenin temel dört ögesi vardır. Bak asla gibi güçlü çocuk. Çocuk burada benzeyendir. Zayıf güçlü olan aslana benzetilmiştir. Kendisine benzetilen gibi. Benzetme edatıdır gibi misali güçlüde benzetme yönüdür. Hangi yönden benzediği. Bu dört örgenin dördünü de kullanırsak biz buna tam eksiksiz bir benzetme deriz. Ama benzetme olması için iki tanesinin kullanması yeterlidir. Sadece bunu ve bunu kullanıp aslan çocuk diyebilir.
31:38 Bunlar temel ögir. Sadece bunları kullanırsa güzel ya da yalın benzetme denir. Bunun da diğer adı teşbihi belidir. Yani direkt benzetme teşbih demektir. Sadece iki ögesini kullanırsam güzel teşbih yani güzel benzetme adını alır. Evet. Hadi bakayım. Bunların altına unsurlarını yazalım. Dağ gibi heybetli adam. Adam benzeyen. Dağa benzetilmiş kendisine benzetilen gibi. Benzetme edatı. Heybetli de hangi yönden benzediği benzetme yönü. Dördü de var. Tam benzetme. Ama gül yüzüne dersem gül gibi güzel yüzü dememişim. Gül yüzü bu benzeyen. Bu kendisi de benzetilen sadece iki ögesi var. Teşbih beli güzel benzetme. İnci gibi beyaz dişler
32:24 dememişim arkadaşlar. Ne demişim burada? İnci gibi dişleri. Gördünüz mü? Bu benzeyen. Bu da kendisine benzetilen sadece benzetme edatı kullanmış. Arkadaşlar önemli olan şu değil. Beyazı benzetme yönünü kullanmamış. Sadece kendisine benzetilenle benzeyeni kullansa benzetme adını zaten alır efendim. Evet. Şimdi soyutlaştırma. Bakın normalde kullandığında somut olan bir sözcüğü ben cümlenin içinde öyle bir kullanacağım ki ben bunu soyut olarak kullanacağım. O zaman somutluk gidecek. Artık ben bunu soyut bir anlamda kullandığım için soyutlaştırma diyeceğim. Mesela ben şu an Selim'e diyorum. Selim'in tayini İstanbul'a
33:10 çıktı. Benimki Erzurum'a. Ve Selim'e diyorum ki Selim aramızdaki bağ koptu diyorum. Bağ kelimesi normalde ip anlamında somut ama aramızdaki bağ koptu derken ben bunu ilişki anlamında kullanmışım. Soyut olarak kullanmışım. Somutluk gitmiş. Artık soyut yaptığım için ben burada misler gibi soyutlaştırma yaptım. Efendim bak yıl önce babasının gölgesinde yaşadı. Gölge güneş tepedeyken görünür. Somuttur. Babasının gölgesinde yaşadı derken arkadaşlar değil mi? Babasının onu e koruduğu arkasından idare ettiği anlamında kullanmışım. E burada soyutluk kazanmış. Somut gitti soyut oldu. Ben buna soyutlaştırma diyeceğim. Bu kadar basit.
33:55 Bak gülüşündeki soğukluk. Soğukluk normalde dokunabilirim. Havanın soğuk olduğunu anlayabilirim. Dokunma duyumuna somutluk. Ama gülüşündeki soğukluk derken arkadaşlar duygusuzluk var bana karşı. Ben bunu soyut olarak kullanmışım. Somut gitti. Soyut yaptığım için ben burada misler gibi soyutlaştırma yaptım. Efendim bu kadar basittir. Evet. Peki somutlaştırma ne? Bak ben burada ne yapacağım? Normalde soyut olan bir sözcüğü öyle bir kullanacağım ki aa ben bunu somut yapacağım. Soyutu somut olarak kullandığım için ben burada somutlaştırma yapacağım. Mesela aşk. Aşk tek başına somut mudur, soyut mudur? Soyut. Beşli yorganımla algılanamaz. Ben şimdi diyorum ki aşk kapıyı çalınca demişim. Şimdi aşk soyut
34:43 burada. Aa aşka bak lan. Geliyor kapıyı çalıyor. İnsan gibi düşünülmüş. El ayağım. O zaman ben bunu somut olarak düşünmüşüm. Soyut gitti. Artık somut olduğunda ben buna somutlaştırma düşüyor demek ki 5 diyor organımla algılayabilirsem somut, algılayamazsam soyuttur. Bak korku bir kara tren gibi geliyor. Korku soyuttur. Aa bir tren gibi düşünülmüş. O zaman somut yapılmış. Soyut somut hale getirildiği için somutlaştırma. Peki bir şey söyleyeceğim. Mesela aşk kapıyı çalınca da aynı zamanda teşhis kişileştirme de vardır. İnsan gibi düşünmüş. Yani biri varsa öbürü olmayacak diye bir şey yok. Burada da aynı zamanda benzetme var. Evet. Mutluk güneşle doğar. Şimdi mutluk normalde soyut bir kavram ama ben bunu
35:31 arkadaşlar somut olarak düşünmüşüm. Çünkü güneşle birlikte doğan, güneş gibi doğan bir şey olarak düşünmüşüm. O zaman al sana somutlaştırma yapmışım. Efendim bu kadar basit. Şimdi genel anlam özel anlam. Bak mesela ben bir kelime kullandım değil mi? Kale. Ben bir kelime kullandım. Kalem. Şimdi herkes dikkat etli olsun. Ben kalem derken tüm kalemleri kastedersem genel anlam ama özel 1 5 10 kalem belli sayıda ya da bir kalemi kastedersem özel. Şimdi ben cümlede kullanıyorum. Kalem önemli bir iletişim aracıdır. Yazdım. Bütün kalemleri kastettiğim için
36:17 bu genel anlamdır. Kalem akmış dün gece arka cebimde. Sadece akan bir kalemi kastetmişim. Özel anlam efendim. Bak televizyon hem yararlı hem eşyadır. Genel anlam bütün televizyonları kastetmişim. Bu televizyon sürekli bozuluyor. Sadece bozulan televizyon özel anlam. Bu kadar basittir. Bak müzik ruhun gıdasıdır genel anlam. Çünkü bütün müzikleri kastediyorum. Bu müzik bir yerlerden tallık geliyor. Sadece o çalan müziği kastetim. Özel anlam. Kitab en iyi dostur. Bütün kitaplar genel anlam. Bu kitabı bitirdim. Sadece bir kitaptan bahsediyor. Özel anlam. Bu kadar basittir efendim. Nicel nitel. Yıllarca şöyle anlattılar size. Nicel'in içinde C
37:03 var. Cetvelden gelsin. Evet. O zaman arkadaşlar nicel ölçülebilir kavramlardır. Nitel de ölçülemeyen kavramlardır. Mesela derin kelimesi burada da derin. Ben bunu hem nicel yapabilirim hem nitel yapabilirim. Bak şuradan beyazı alayım. Diyorum ki Selin düşüncelere daldı demiş. Burada da Selim derin bir kuyuya düştü demişim. Şimdi derin düşünceler. Aa bak düşüncenin derinliği ölçemem ki. O zaman bu nitel derin koyu 3 metre 5 metre ölçebilirim.
37:50 İçinde cetvel olan C olan o da niceldir. Efendim bu kadar basit. Bak bu poşet ağırdı. Poşetin ağırlığını ölçebiliriz. Nicel bu ağır sözlerin sözlerin ağırlığını ölçemezsin. Nitel hikaye bu. Güzel düşün. Güzel. Güzel. Şimdi güzel düşün derken düşünmenin güzelliğini ölçemezsin. Nitel. Güzel kazanç elde ettik. O 2 milyon dolar ölçebildim. Nicel. Hafif bir gülümseme. Gülümsemenin hafifliğini ölçemezsin. Nitel. Hafif torba. Torbanın hafifliğini ölçebilirsin. Nicel. Bak bu kadar basit. Geniş evin geniş salonu var. Salonun genişini ölçebilirsin. Nicel. Tamam. Aa, Ruslar geniş insanlardır dediğim zaman
38:35 insanın herhangi bir şekilde geniş insanlardır. O kimseyi kıskanmazlar Ruslar dersen o zaman ne olur? O nitel olur. Oradaki geniş. Evet. Yansıma gençler kulağına tabiattan bir ses gelecek. Hadi şimdi gelelim beraber yansıma ve yansımadan türeyip başka şekle pat tık. Bak ağzımla taklit ediyorum. Çıt gökten ses geldi. Gür bitti. Kulak. Kulak. Tabiattan kulağıma ses gelecek. Mesela patlama, tıklama, çıtırtı değil mi arkadaşlar? Gürültü. Bunların hepsi mis gibi yansımadır. Tabiattan kulağıma gelen sesi taklit edeceğim arkadaşlar. Mesela bakın
39:22 beraber bakalım. Bülbürler ötüştü. Yansıma değil. Tabiattan öt öt diye ses gelmiyor. Kuşlar cikledi dersem yansımadır. Kuştan cık cık diye ses geldi. İnek möledi mö diye ses geldi. Kuzu mledi me diye ses geldi. Yansımadır. Bu değildir. O da pırıl pırıldır. Her taraf temizlecek. Pır pır pır. Ses gelmiyor. Bitti. Evet. Kuç pır etti. Uçlu dersem o zaman olur. Ama burada olmaz. Camlar ışıl ışıl. Camdan ışıl ışıl diye bir ses gelmiyor. Yansıma değildir. Demek ki bunlar yansıma değildir efendim. Ama şırıltı sudan şır şır diye ses geliyor. Yansıma. Köpek havla da hav hav diye ses verir. Evet. Şimdi burada çok sıkıntılı bir örnek. Islık evet yansımadır arkadaşlar. Islık
40:10 yansımadır. Bu sesi atalarımız ıs diye düşünmüşler. ve ses anlamına geliyor. Issız ada da buradan geliyor. O yüzden yansımadır. Bak çok gıcık bir şey. Tükürmek yansımadır. Tükürken kı diye ses geliyor. Meür işte bunlar tabiattan gelen sesler olduğu için yansımadır. Efendim şimdi söz gruplar. Söz gruplarına bakın. Birden çok sözcüklü birleşir. Bir grup oluşturur. Bu söz grupları nelerdir? 1. Deyimlerdir. Anlatıma renk katmak için vardır. 2. Atasözleridir. Atasözleri de öğüt vermek için vardır. Ama deyimler genelde isim fiil. Yani bir
40:57 isim bir fiil ya da iki isim bir fiilden oluşur. Etekleri zil çalmak üç tane iki isim bir fiil. Kulak vermek bir isim bir fiilden oluşur. Makmek gelir. Atatürüzleri cümle şeklindedir genellikle. Bir de ikilemeler vardır. İşte söz grubu dediğiniz zaman aklınıza tabii ki bunlar gelir. Bakın bir değimler gerçek anlamda olur, mecazi anlamda anlatıma renk katmak için vardır. Kısa, öz, etkileyici, renkli anlatımlardır. Kalıplaşmıştır, değiştirilemez. Gerçek anlam olanlar da vardır. Mecaz anlam olanlar da vardır. Ulusal bize ait olan söz gruplardır. Öğüt vermezler. Öğütü ata verir. Bak genellikle mecaz anlamlardır. Tozu dumana katmak, bir baltaya sap olmak, el ayağına dolaşmak. Bazen gerçek
41:44 anlamdadır. Çoğu gidip azı kalmak, kivi kimsesi olmamak ve bazı deyimler birbirine hemen hemen aynı anlamları verirler. Mesela pot kırmak, baltayı taşa vurmak, çam devirmek yakın anlam olarak çıkar. Bunun cümle şeklinde öğüt veren hali uzun deneyimlerle oluşan öğüt veren hali atasözleridir. Öğüt verir. Her atasözü geçmişi kuraldır. Yargı şeklindedir. Genelde mecaz anlamıdır. Körle yatan şaşı kalkar. Bak altın eli bıçak kesmez. Bazen gerçek anlamlı. Son pişmanlık fayda etmez. Aceleyle menzil alınmaz. Bazıları yakındır. Ağaç yaprağı ile kürler. Bir elin nesi var? İki elin sesi var gibi. Yakın anlamlıdır. Bazı atasözler de var ya mis gibidir. Çünkü
42:30 resmen hikaye gibidir. Bak Derviş'e Bağdat'ta pilav var demişler. Yalan değilse Irak değil demiş. Yani Derviş diyor ki yeter ki pilav olsun. Diyor yalan değilse ben oraya giderim diyor. Deveye sormuşlar. İnişimi seversin yokuşumu seversin deve cevap vermiş. Düze kıran mı girdi?" demiş. "Lan ben düz gitmek istiyorum" demiş. Bak ne kadar güzel. Bazıları da hikaye şeklinde güzel güzel karşımıza çıkar. İkilemeler anlatımı güzelleştirmek için ayrı yazılır ve aralarına arkadaşlar git gide gibi istisnai bitişik yazılanlar haricinde %99.9 ayrı yazılı aran nokta işareti kullanılmaz. Peki yapılışlarına göre nasıldır? Aynı sözcüğü tekrar edenler
43:17 vardır. İri iri, yeşil yeşil. Eş anlamlı sözcüklerle yapılabilir. Güçlü kuvvetli yakın anlamlarla yapılabilir. Bıkmak, usanmak, yalan yanlış, eş dost, yakın anlamlı. Zıt anlamlarla yapılabilir. Aşağı yukarı 20 yıldır yaşıyorum ya da ileri geri. Bir anlamlı, bir anlamsız. Ulan yarım yamalak yarımın anlamı var da yamalığın yok. Çerçöp çöpün anlamı var da çerin yok. Gördük mü? M sesiyle kalem malem. Bak m koyuyorsunuz. Defter mefter. Ütü, mütü ikincinin başına m koyuyorsunuz. İkisi de anlamsız olabilir. Eften, püften, ıvır zıbır, abur cubur. Yansımadan yapılabilir. Çat pat, çatır çutur. Bak isim durum ekleriyle göz
44:06 gözedeyim. E şuradan şuraya gibi deden ekleri alarak da yapılabilir. Evet. Şimdi sorular başta çıkmış sorular. Çünkü çıkmış soruları gözünüzle büyütüyorsunuz, zorluyorsunuz. Hayır. 2024 ön lisana. Şimdi hep beraber bakacağız. Dünyayı anlatmak isteyen yazarların Filistin'i sıklıkla bir metafor olarak kullandığını görüyoruz. Okudukça Filistin üzerine söylenmiş, söylenecek daha nice söz olduğunu anlıyoruz. Bu bereketli topraklardan, bereketli bir topraktan hasat edilen zeytinleri sızma yağa dönüştürmek gibi bir şey aslında. Sayfalara ekmekliğinizi bandırdığınızda toprağın kokusu almanızda bundan kaynaklanıyor.
44:53 Bereketli topraklardan zeytini hasat edeceğim ve sızma yağı, kaliteli yağa dönüştüreceğim. Bu anlam hangisinde var? A bir coğrafyayı anlamaya kaynaklık edecek eserleri titizlikle hazırlamak. Şimdi şöyle düşün. Şöyle düşün. Mantıklı bir şekilde düşün. Bak bir edebi eseri uzun bir çalışma sürecinden geçirerek kaleme almak. Eserlerin konu seçiminde yazıldığı ortamın koşullarını gözetmek. Tarihi gerçekleri yazarın süzgecinden geçirerek okuyucuya aktarmak. Coğrafyanın sunduğu zengin malzemeyle değerli eserler oluşturmak. Şimdi A'yı atlamıştınız. Şimdi burada coğrafyayı anlamaya kaynaklık edecek eserleri tiizlikle hazırlamak. Bak bu coğrafyayı anlamak diyor. Şimdi ben bereketli
45:39 topraklardan coğrafyaya gittim ama E'ye bak. Coğrafyanın sunduğu zengin malzeme bereketli topraklardan hasat edilen zeytinler. Bereketli toprak coğrafya ile eşleşti. Eşleşme yapacaksınız. Hasat edilen zeytinler sunulduğu zengin malzemeyle eşleşti. Ben bunları sızma yağa dönüştürürsem der. Çünkü sızma yağ sızma zeytinyağı değerlidir. O zaman nasıl eşleşme sağladığımı gördün mü? Demek ki takdiğimizi anladık. Aşağıdan, yukarıdan kelimeleri parçalayıp eşleşme sağlayacağız. Peki A'ya baktım. Bereketli topraklardan coğrafyayı buldum. Tamam. Anlamaya kaynaklık edecek eserleri titizlikle hazırlamak. Ee
46:25 bereketli topraklardan hasat edilen zeytinleri sızma yağı gibi sızma yağı yapmak titizliği verir ama anlamaya kaynaklık etmek. H böyle bir şey yok gitti. Bir edebi eseri uzun bir çalışma sürecinden. Hayır uzun bir çalışma diye bir şey yok. Eserin konu seçiminde yazıldığı ortamın koşullarını gözetmek. Hayır. Burada konu seçimi ile alakalı bir şey dememiş. Tarihi gerçekleri yazarın süz yazarın süzgecinden geçirerek onun hayal gücü dememiş. O zaman E ama A'ya sınava girenler atladı bile. O zaman dikkatli olacaksın. Demek ki ne yapacaksın? Burayı burası verdi. Burayı burası verdi. Burayı burası verdi. Eşleşmeyi sağlayacaksın. Bir kde bir eşleş diye bir coğrafyadan yaklaşmayacaksın. Geldik 2023 yılında lisansta ne sormuşlar? Daha iyi olarak bilinen ve kabul edilen
47:12 dünyadaki birçok kimsenin hayat hikayesi incelendiğinde birtım basit deneyimlerin bile onların performanslarına ne kadar katkılarını önemli sunduğu söylenir. Yani bir küçücük bir şey bile dahinin performansını arttırmış. Örneğin Albert Einstein bu deneyimi 5 yaşındayken babasının ona hediye ettiği basit bir manyetik pusula sonucunda yaşamış. 5 yaşındayken babası manyetik bir pusula vermiş ona. Bu kristalleş deneyim. Yani 5 yaşındayken ona bir çok basit bir manyetik pusula verilmiş ve onun dehası harekete geçmiş. Tamam. Birbirlerinin yetenek ve potansiyellerinin gelişiminde dönüm noktası sayılabilecek yaşantılar. Kristalleştirici deneyim. Şimdi deneyimle yaşantı eşleşti. Kristalleştirici
47:57 neydi? Basit bir manyetik pusulağa. Demek ki onda dönüm noktası oldu. Evet. Hangisidir? Anlatılan o zaman basit bir şekilde budur. Ama diğerlerine bireyin bakış açısını şekillendiren küçük yaşta edinilen ayırt edici fark farkındalıklar. Ayırt edici farkındalık yok. Bireyin bakış açısını falan şekillendirmedi. Bakış açısı dünyayı görüş. Dünya görüş doğuştan gelen ve sonrasında birey tarafından eğitimle geliştirilen birtım eğitim yapmadı ki. Kristalleştirici deneyim eğitim yok. Bir manyetik pusula verdi. Bu da olmaz. Bireyin öz yeterliklerini ortaya çıkarmasını sağlayan bak öz yeterlilik yani performansını ortaya çıkarmasını sağlayan ne güzel gidiyordu. Kendi eğitim hayatındaki tecrübe eğitim hayatı falan yok. Babası bir alt taraf pusula verdi. Ne eğitim hayatı? 5 yaşında farkındalık olunmadan gündelik yaşantaki
48:44 tecrübelerle birlikte şekillenen bireysel özellikler farkında olunmadan falan dememiş. Burada cevap A olarak çıkar. Gündelik yaşanttaki tecrübelerle birlikte şekillenen bireysel özellikler. Hayır. Burada arkadaşlar deneyim yaşantıyla eşleşti. Kristalleştirici. Her şey onunla birlikte de harekete geçti. Demek ki dönüm noktası. Cevap rahatlıkla A seçeneği olarak çıktı. Yukarıyla birebir işleyeceksin efendim. Evet. Altı çizili sözle 2024 KPSS bak alt çizili söz. Ondan öncesi sana verecek. Ressamın FK adlı tablosu müziğin görsel bir yansımasının güzel bir örneği olarak ele alınabilir. Tabloya adını veren aynı zamanda müzikli bir beste türü olan FK çok sesli olarak yazılır. Farklı konuları temsil eden
49:30 birden fazla melotik ritim çok sesli birden fazla melotik ritimden oluşur. Bir kalıbı ya da kuralı takip etmeyen bu ritimler tabloya çizgi renk doku olarak taşınır. Tabloda birbirine benzemeyen pek çok çizgi, pek çok çizgi birbirine benzemeyen ama farklı yoğunlukta renk ve gerçeklik kıran şekil yer alır. Bu nedenle tablo resim alanında renkler koru. Çünkü birbirine benzemeyen bir tane çok resim varsa renkler korusu. Birbirine benzemeyen şeyleri kora haline getirmiş. Aralarındaki uyuma bakılmaksızın. Evet. Birbirine benzemeyin eşleşti. Farklı çağrışımlar. Evet. Karışımı bunları koru haline getirdi. Çık diye oturdu. Esenin içerdeki kompozisyondaki ahengin büyük bir yankı. Allah'ın sev büyük bir yankı falan demedi. Gitti. Disiplinlerin
50:16 kendine nasıl özelliklerini soyutlayarak hiçbir şey soyutlamadı. Disiplinin özelliği disiplin bilim dalı yok. Bir sanat dalının diğerinde baskın etkiyle hiçbirib birine baskın demedi. Farklı şeyler. Sanatın amacının farklı bakış açılarıyle özgün bir şekilde özgün kimseye benzemeyen, daha önce belki yapıldı özgün falan demedi. Cevap A olarak rahatlıkla arkadaşlar çıktı. Birbirine benzemeyen şeyleri bir araya topladı. Sanatın amacı farklı bakış açısı falan demedi. Cevap A olarak çıktı. Demek ki basit düşünmeyi kendine alışkanlık haline getireceksin. Evet. Hafif kelimesi aynı anlama gelecek şekilde kullanmıştım. Hafif davranış. Ağır başlı olmaya. Ağır başlı olmayan ciddiyet. Öyle baktı. Hafif bir rüzgar esti. Sert olmayan,
51:06 şiddetli olmayan. Bak hepsi farklı anlamıyor. Kendini kuş gibi hafif hissediyordu. Yani özgür, rahatlamış. Hafif bir yokuştan indik. Dik olmayan yokuş. Onlar akşam yemeğeni pek hafif yerlerde az rahatsız etmeyecek. Bu hafif konu önemli olmayan hafif bir ceza alarak paçayı kurtardık. Önemli olmayan. O zaman 6 ve 7 önemli olmayan anlamına gelir efendim. Cevap E seçeneği olarak çıkar. Evet şimdi geldik boşluk dolduracağız. İnsan varoluşu
51:52 filozofların da vurguladığı üzere bir durum ya da bir bağlam içinde varlıktır. Yani insan kendisini doğal ve tarihsel bir nokta nokta içerisinde bulan ve özgür atılımlarıyla bulunduğu durumu nokta nokta ona katkı yapabilen. Çünkü ben özgür bir atılım yapacağım. Bulunduğu durumu algılayamam özgür atılımla. Karıştıran niye karıştırayım? Özgür atılımla bulunduğum durumu özgürleştim. şekillendirip değiştirebilirim. Karşılayabilen olmaz, kapatabilen olmaz. Cevap bitti. Bitti. İkinci boşluk. O zaman birinci boşluğu deneyelim. Hadi. Doğal ve tarihsel bir konum içerisinde bulunuyor. Özgür Atımla bunu şekillendirdi bu konumu. Cevap rahatlıkla C seçeneği olarak çıktı. Efendim
52:37 geldik eşleştireceğiz. İlk önce şıklara bakalım. Bilindik herkesin kullandığı etkisi kalmamış. Taklit etme özenme, nispet vererek sevinmek. Önemli üstünde durmak. Telaş kaygıyla üzülmek. Kılıırk yararcasını. Aa önemli istinde durdu. Kılıırk yardı. Çok güzel. Öykünmek başkasından etkilenmek özenmek. Büyük yazar beylik sözler etkisi kalmamış herkesin kullandığı. Sevmediği komşusu bak cümleyi yok. İçin yağlar erimek hem sevinmek anlamına gelir hem üzülmek. Cümlenin verdiği anlam. Sevmediği komşusunun arabası bozulunca komşuyu sevmiyor. O zaman nispet vererek sevinmek. Bitti. Cevap o zaman E seçeneği olarak rahatlıkla çıktı. Tamam.
53:25 Şöyle deseydik. Çok üzülmek anlamında kullansaydım ben bunu. İçimizin yağları eridiği halde, bunları yaşadığımız halde ayakta durduk gibi kullansaydı o zaman olurdu. Telaş, kaygeli üzülmek olurdu. Yani iki anlama da gelebilecek bir deyim. Cümlenin içindeki anlamına dikkat etmenizi istedim efendim. Evet. Kaldırmak sözcüğü hangisini karşılayacak biçimde kullanılmamıştır? Bakın önce şıklar yukarı doğru hareket ettirmek, bulunduğu yerden almak, alıp başka yere götürmek, elin ulaşamayacağı yere koymak, saklamak, o tür yatar durumdan çıkarak ayaklar üzerinde doğrulmak. Yere attığım çorapları yerden kaldırırken, yerden kaldırırken bulunduğu yerden almak. B gözlerini yüzüme kaldırıp Evet.
54:11 gözlerini yukarı doğru hareket ettirip bana ters ses baktı. Ablamın kitaplarını kalemlerini, defterlerini hemen masadan kaldırıp başka yere götür. Evet. Yeme oturacağız diye bağıran sesi beni hem korkutmuş hem de hemen ayağa kaldırmıştı. Hemen ayağa kaldırmak derken oturur ya da yatar durumlar değil mi? Ne yapmak? Dikilmek. Son zamanlarda çok yergili olan ablam üzmek istemediğinden onun sofrayı kurmasına ve kaldırmasına. Bu da toplamak anlamında. Böyle bir şey yok. Cevap D. Erin ulaşamayacağı yere koymak, saklamak. Peki erin ulaşamayacağı yere saklamak anlamında kullanayım mı kaldırmayı? Bak misafir geliyor. Oyuncakları kaldır. Böyle olur. O zaman cevap rahatlıkla D seçiliği olarak çıkar efendim. Evet geldik. Boş aramak saat sözcükleri belirtilen anlamları karşılayacak
54:56 şekilde kullanmıştır. Bakın boş herhangi bir iş yapmadan çalışmadan aramak. Telefon etmek. Saat bir işin yapıldığı belli bir zaman yemek yeme saati gibi. Uyku saati. Evet. Uyku işin yapıldığı zaman. Televizyon karşısında boş boş oturan Evet. Çalışmadan oturan delikanlı tam yatmaya hazırlanırken babasının araması, telefon etmesi vallah cukluy otururdu. Demek ki diğerlerinde mutlaka birisi bozuyor. Anahtarını bulamayan kadın boş bardak dolu olmayan. Bu gitti. Akıl edemediğinden bir saatten bu da 24 saat pardon 1 saatten derken 60 dakikadan bahsediyor. Uzun süre onlar aradı. Bu da bulmaya çalıştı anlamında patladı. Hepsi hiçbiri olmadı. İş arayan telefonla aramak değil bulmaya çalışmak.
55:42 Kadronun boş olmadığını kadroda birinin çalışması. Evet birinin orada çalışır vaziyette olması ama burada herhangi bir işte çalışmalar olmadı. 2 saatte geldi. E bu da arkadaşlar nedir? 60 dakika. Tamam. Bu da gitti. Elektrik saatin. E bu da sayaç anlamında saat arkadaşlar burada herhangi bir şekilde bir işin yapılma zamanı değil ki. Oradaki elektriği sayan şey alet. Bozuk olmasına şüphelendikçe tesisatçı arayıp arayıp oldu. Bak boş olduğunda bu da oldu ama burada saatten kaybetti. Benim bu saatte boş tesellerle gerçekleşmeyecek. Herhangi bir iş yapmadan anlama gelmiyor. Gerçekleşmeyecek. Outbak için mi aradın? Evet. Bu aradın. Telefon ettin olur. Saatte derken de arkadaşlar bu da ilerlemiş zaman dilimi. Bu da herhangi bir şekilde bir işin yapılma
56:27 zaman değil. Yani cevap rahatlıkla A seçeneği olarak çıktı. Hepsi cuk diye oturdu. Efendim geldik. Hangisi söylemiz? Bir de kişileştirme var. Sırtını koca dağa dayamış köy. Köyün sırtı var. Sırtını dayamış. Ih gibi düşünülmüş. Kişileştirme. Teşhis var. Teşhis. Diğer adı şahıs kökünden gelir. Bak teşhis değil mi? Şahıslaştırma. Arkadaşlar ben buna kişileştirme derim. Diğer adı da nedir arkadaşlar? Bunun şurada anlatmıştım. İnsandan doğaya aktarma. Dolaylama yapılmıştır arkadaşlar. Kara elmas kömür demek. Evet. Birden çok sözcükte dolaylama var. Üçl aktarması var. Dünyanın geri kalanını, dünyada yaşayan insanların geri kalanını. Burada yaşayan insanları kastetmiş aslında yeri söyleyerek. Bu da
57:13 var. Mecaz anlamlı bir sözcük var. İnsanların sıcaklığı, sıcaklık anlamını kaybetmiş. Sıcaklık ısı anlamına kaybetmiş. 5. sözde doğadan doğaya aktarma var arkadaşlar. Burada ne diyor? Bak insanın sıcaklığı, misaperverliği, görkemli tabiat halkaları, lezzetli yemekleri ve tertemiz havasıyla insanları kucaklardı. Köy kucaklardı arkadaşlar. İnsanları kucaklardı. Burada insana ait bir özellik var mı kucaklamak? E doğaya ait, köye ait olarak kullanmış. Burada insandan doğaya aktarma var. Bu doğadan doğaya demiş. O yüzden cevap rahatlıkla E seçeneği olarak çıkar. Efendim geldim. Ayrıç içindeki atı süzül uyuşmaz. Bir başağa bir göz yeter. Bir şey ihtiyacı giderecek kadar olsa yeter. Doğru. İşe yaramaz sandığım bir malı satlağa çıkartacak olursan akla gelmeyen
57:59 yerlerden arayan çıkar. Satlık ziftin olsun selikten kelir olur. Bir işin iyi yapılabilmesi için gerekli koşulların, gerekli malzemelerin sağlanması gerekir. İşe rağmen araçlar iyi bir sonuç alınamaz. Zerdalden kavalı olmaz. Az zurnadan haberi. Yani zerdalile kavalı olmaz. Kavalı için başka malzeme. Doğru. Kırlangıcın zararını biberciden sorun. Şimdi bana bakın. Kırlangıç biberi çok sever. Kırlangıcın kimseye zararı yoktur. Ama kırlangıç biberi çok sevdiği için biberci kırlangıçtan nefret eder. Çünkü neden? Onun biberlerini yiyor. Bir şeyin gerçek değeri h gereksinim doyulduğu anlaşılır. Hayır. Bir kişi zarar görürse mesela bir olaydan edilen zarar kişiden kişiye değişir. Burada bunu söylüyor. Deniz dalgası olmaz.
58:45 Kapal gaz. Her nesnenin kendine özgü nitelikleri, kendisinden ayrılmayan özellikleri vardır. Yani kapının halkası, denizin dalgası vardır der efendim. D'dir. Şimdi geldik hangisi söylememiz? 1inci sözde kişileştirme vardır teşhis. İnsandan doğay aktarma. Etraf her an küsüp gidecekmiş gibi aydınlatan güneş. Güneş küsüyor. İnsandan doğa aktarma. Kişileştirme var. İkinci sözde duyular arası aktarma var. Şimdi davranmak normalde görme ile alakalıdır ama burada soğuk dokunmayla alakalı. Ben bir duyu bir duyu yardımıyla anlattım. Var. 3ün söz ad aktarması vardır. Güneşin gönlünü almak demişim ben mesela burada arkadaşlar güneşin gönlünü almak ibaresini kullanayım. İyi de ad aktarması yok ki burada. Güneşin gönlünü almak. Burada
59:31 bildiğin kişileştirme var. Ad aktarması yok. Adaktası neydi? Benzetme amacı gitmeden bir sözcüğün yerine başka bir sözcük kullanmaktı. Mesela sobayı yaktım. Sobanın içindeki odunu yaktım anlamındaydı. Böyle bir şey yok. Cevap C. Peki 4te doğadan doğaya aktarma var mı? Zamanın coşkun dereler gibi akıp gitmesini. Şimdi akıp gitme özelliği kime aittir? Dereye. Doğadaki bir varlığı. Burada zaman akıyor. O da doğada. Doğadan doğa aktarma vardır. Yansıma sözcük ikileme var mı? Şırıl şırı şır şır. Yansıma sözcük de vardır. Cevap rahatlıkla. Cison olarak çıktı efendim. Evet. Ödev zamanı. Şimdi sözcükte anlam. 40 soru. T KPS Türkçe soru bankasından test 52 54 direkt olarak 51 52 53 54
1:00:16 soru çözülecek ve parla paragrafa devam ediyoruz. 36 gün elinizden öper 5 gün kalıyor 41'de bitiyor. Sizi seviyorum diyorum ve sözcükte anlamı. Sözcükte anlamın lisans ve ön lisansla çıkmış sorular analizlerle birlikte bitirdik. Öyle birini yapmayı unutma. Ben de biraz dinlenip cümled anlama geçeyim. Cümle anlamda görüşmek üzere. [Müzik] [Alkış]