0:00 Merhaba. Bu video gündemle alakalı olacak. Bir süredir yapmakta olduğumuz Devlet, Hukuk ve Cemaatin Topyekün Tasfiyesi konulu yayın serisi elbette devam edecek kaldığı yerden ama gündemdeki bir gelişmeye de kayıtsız kalamadım. Nedir o? CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in Adalet Bakanı Akın Gürlek'le ilgili ortaya atmış olduğu mal varlığı iddiaları. Zaten şu anda Türk siyasetinde en önemli gündem maddesi bu. gelmenin tam manasıyla bomba gibi düşmüş durumda ve bu tartışılıyor doğal olarak. Özgür Özel Akın Gürlek'le ilgili 12 tane tapu iddiası ortaya attı ve yaklaşık 500 milyon T'lik bir mal varlığı suçlaması yöneltti. Elbette Adalet Bakanı da buna karşılık verdi. Yalanladı. belgelerin
0:46 sahte olduğunu söyledi. Bir tazminat davası açacağını söyledi ama Özgür Özel'de durmuyor. Gördüğünüz gibi yeni belgeler açıklamaya devam ediyor. Mesela Akın Gürley'in reddetmiş olduğu evlerden bir tanesinin aidatını ödediğine dair bir belge, bir iddia ortaya attı ve yeni yeni açıklamalarla sürdürüyor. Yani suçlamalarının, iddialarının arkasında. Doğal olarak ben de buna kayıtsız kalamadım diyorum. Neden? Çünkü bu konuyla ilgili geçmişte videolar yapmış. Bundan dolayı da Akın Gürlek'le karşı karşıya gelmiş birisi olarak bununla ilgili bir şeyler söylemek istedim. Hem de şöyle Akın Gürlek bu konuyla ilgili yapmış olduğum videoları anında mahkeme kararıyla yasaklattı. Zaten Türkiye'de erişime kapattırdı, dava açtı hakkımda ve sonra da Adalet Bakanı olur olmaz
1:32 adeta kanalıma da savaş açtı ve tek bütün videoları mahkeme kararıyla erişime kapatmaya başladı. Hatta sadece bir günde, bir günde toplam 150 videomu aynı anda erişime kapattı. Zaten kanal Türkiye'de kapalı, yasak. Bir de bu şekilde linklerle insanlar gelip bakmasın diye tek videoları da yasaklatıyor. Bunlardan birkaç tanesi kendisiyle alakalıydı ama özellikle iki tanesi şu anda tam da gündemdeki konuyla yani Özgür Özel'in açıklamış olduğu konularla alakalıydı. Bunlardan bir tanesi tarihi ile beraber söyleyeyim size. 10 Ekim 2025 tarihli işte İBB borsası tarifeleri kimden ne kadar koparıldı başlığını taşıyordu. Burada
2:18 İstanbul Büyükşehir Belediyesi operasyonlarında gözaltına alınan, tutuklanan kişilere yönelik uygulanan baskılar, onlardan alınan rüşvetler ve uygulanan tarifeler isim isim hatta rakamlarıyla birlikte neredeyse videoda yer alıyordu. İkincisi de 13 Ocak 2026 tarihli Erdoğan Akın Gürle'i çağırıp neden hem kulağını çekti hem de ona harçlık verdi başlığını taşıyordu. Birincisinde İBB borsası ve tarifelerde isimlerden bahsettim demiştim. Mesela Ertan Yıldız, Süleyman Atik, Murat İlba, Yakup Öner, Ali Nuhoğlu bunlardan bazıları iş adamı, bazıları Ekrem İmamoğlu'nun danışmanı, bazıları bürokratlardı. Başka isimler de var. Birazdan onlara da geleceğim. Ama burada şöyle bir çark kurulmuştu. En azından
3:03 benim paylaştığım iddialar böyleydi. Çark şöyle burada tutuklanmış olan kişilere gidiliyor. Avukatlar aracılığıyla gidiliyor. Kendilerine baskı yapılıyor. Çıkmaları için, tahliye olabilmeleri için hem para vermeleri hem de itirafçı olmaları şartı koşuluyor. Sen çıkmak istiyorsan yani sadece para verip çıkamıyorsun. Sadece rüşvet verip çıkamıyorsun. Aynı zamanda da itirafçı olacaksın. Birilerini suçlayacaksın ya da önüne konulan hazır ifadelere imza atacaksın. Başka türlü çıkamıyorsun. Hatta o videoda şunu hatırlatmıştım. İncil'de bir ifade var. Hem adamı öldürdün hem de bağına mı çöktün diye. Burada olan da o zaten. Hem bağına çöküyorlar hem adamı öldürüyorlar. Ve bunun aslında kamuoyuna yansımış örnekleri de var. Onları da hatırlatmıştım videoda. Birazdan yeri gelmişken onları da söyleyeceğim. Madem
3:49 ki bu videolar Türkiye'de erişime kapatıldı, bir kere daha bunları hatırlatmakta fayda var. Yeri gelmişken onu da söyleyeyim. Siz de bu videoların yayılmasına, daha çok kişiye ulaşmasına katkıda bulunursanız çok sevinirim. zaten çok sürmeyecektir bugün. Yarın yeniden bu videoda yasaklatılacaktır. Ama o zamana kadar ne kadar çok kişiye ulaşırsa o kadar iyi sevinirim. Teşekkür ediyorum şimdiden bu konuda destekleriniz ve katkılarınız için. Tekrar dönecek olursak oraya. Şimdi bu kurulan çarkta dediğim gibi avukatlar üzerinden gidiliyor ama arka tarafta kimler var? Savcılar var, hakimler var, polisler var. Şimdi bunlar tabii ki siyasetten de bağımsız düşünemeyeceğimize göre büyük bir çark kurulmuş durumda. milyon dolarlardan, yüz milyonlarca dolarlardan bahsediliyor toplamda ve tıpkı FETÖ borsasında olduğu gibi burada da bir rüşvet borsasının
4:37 kurulduğu söyleniyordu. Örnekler verdim az önce bazı isimlerde söyledim. Bazılarından 5 milyon dolar, bazılarından 10 milyon dolar, bazılarından bir, bazılarından da 2 milyon dolar para isteniyor. Burada hem dosyaya göre hem de muhataba göre, kişiye göre, mal varlığına göre mesela Ali Nuhoğlu dedim iş adamı, Trabzonlu bir iş adamı inşaat sektöründe de önde gelenlerden bir tanesi. Ondan 10 milyon dolar alındığı öne sürülüyor mesela. Şimdi bunlar örnek tabii ki burada hatırlamamız gereken detaylardan bir tanesi ne? Kamuoyuna yansıyan örnekler var. Mesela bir tanesi eski AKP milletvekili olan ve avukat olan Mücahit Birinci ile ilgiliydi. Murat Kapki, tutuklu Murat Kapki bazı ifşaatlarda bulunmuştu. Demişti ki Mücahit birinci avukat olarak beni ziyarete geldi ve orada bana bazı telkinlerde bulundu,
5:24 baskılarda bulundu. 1,5 sayfalık bir ifadeyi, hazır bir ifade metnini imzalatmak istedi. Bu ifade metninde neler vardı? Murat Kapki'den Ekrem İmamoğlu'nu ve Murat Ongun'u suçlaması isteniyordu gerçeğe aykırı beyanlarla. Yani bu kendisinin ifadesi olduğu için söylüyorum. Murat Kapkin'in ifadesi diyordu ki benden gerçeğe aykırı beyanlar istediler. Tabii bunu patlattıktan sonra Özgür Özel de hatırlayacağınız gibi olayın üzerine gitmişti. Hatta HSK bununla ilgili inceleme başlatmıştı. AKP de Mücahit Birinci ile ilgili disiplin işlemi başlatıyordu ama birinci kendisi istifa etmişti. Buradaki söz konusu olan tutar ne kadardı? 2 milyon dolardı. Murat Kapki'den istenen rakam. Özgür Özel 2025 yılında da 6 Ağustos 2025 tarihinde de
6:11 herkesin hala hatırladığını zannettiğim bir konuşma yapmıştı Tuzla'da. Tuzla mitinginde. Orada işte İBB borsası ifadesini kullanmıştı ve bir avukatın ismini vermişti. Kimdi o? Mehmet Yıldırım. Ve bu Mehmet Yıldırım'ın da aynen az önce Mücahit Birinci de olduğu gibi bazı tutukluların yanına gidip benzer telkinlerde bulunduğu veyahut da işte rüşvet talep ettiği, onları çıkarabilmek için rüşvet talep ettiği hatta bazı savcılarla görüştürdüğü yani illaki tutuklular olmayabiliyor. Bazen de yakınlarına gidiyor, ailelerine gidiyorlar ve orada aile fertlerinden birisiyle konuşurken bir görüşme yapıyor. Bir savcıyla görüşüyor. Bakın yani gerçekten de savcıyla irtibatım var demek istiyor. O irtibatı da gösteriyor ve bazı rakamlar istiyor. Şimdi mesela
6:57 CHP Genel Başkanı Mehmet Yıldırım'dan söz ettikten sonra ne olmuştu? Mehmet Yıldırım bir gün sonra gözaltına alındı. Antalya'dan İstanbul'a getirildi veya Muğla'dan da olabilir İstanbul'a getirildi ama bir gün sonra serbest bırakıldı. Bir gün sonra serbest bırakıldı. Şimdi işin enteresan tarafı şu. Mehmet Yıldırım'ın oradaki savcıların ismini kullanarak rüşvet talep ettiği ve böyle bir çark oluşturduğu öne sürülüyor. İBB borsasının içerisinde yer aldığı öne sürülüyor. Oradaki savcılarda ismi kullanılanlar düşünsenize sizin adınızla tutuklulara veya yakınlarına gidiliyor. Oysa siz bir operasyon yürütüyorsunuz. Hem de diyorsunuz ki cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzluk operasyonu diyorsunuz. E bir yandan da siz adaleti
7:42 tesis etme iddiasındasınız ve en az bunun kadar önemlisi de şu. Rüşvet operasyonu yapıyorsunuz, yolsuzluk operasyonu yapıyorsunuz. Ama bir avukat sizin adınızı kullanarak birilerinden rüşvet istiyor. Normalde tavrınızın ne olması lazım? Şu anda tweet atanların tutuklandığı bir Türkiye'de, neredeyse arzu olanın tutuklandığı bir ülkede savcı gereğini yapmadı. hemen mahkemeden de serbest kaldı ve iddiaların üzerine de gidilemedi. Ondan sonra düşünsenize yani ortada somut bir takım suçlamalar var. Savcı isimleri dolaşıyor, görüntülü olarak konuşuyor. Hatta diyor ki savcı bey işte yarın size de uğrayacağız diyor. Şu an falanca yerdeyiz diyor. Yarın da sizi uğrayacağız diyor. Bu şekilde aleni birtım görüşmeler var. İddialar o yönde en azından. Sonra ne
8:28 oluyor? Bakın mesela Mehmet Yıldırım ismini nerede görüyoruz? İstanbul Büyükşehir Belediyesi Teknoloji Grup Başkanı Erol Özgünler'in tahliyesinde. O da itirafçı oluyor ve bu ifadesiyle başkalarının tutuklanmasına da yol açıyor. İddialara göre ondan da 5 milyon TL istenmişti. 5 milyon TL ödemişti. Avukatı kimdi? Bilin bakalım kimdi? Mehmet Yıldırım'dı tabii ki. Avukat Mehmet Yıldırım. Şimdi başka ailelerin yanına da gidiyor. Diyor ya hani savcılarla irtibatım var. Sizi ben kurtarabilirim. Bana uyun. Kendinizi bana bırakın. Mücahit Birinci de bunu söylüyor. Kendini bana bırak diyor. Şimdi burada da aynı şeyler söyleniyor. Karşılığı da bu şekilde alınmış oluyor. İşte Erol Özgüner örneğinde olduğu gibi bir diğer iş adamı yine geçmişte polislik yapmış. Daha sonradan iş
9:14 hayatına girmiş ve bu İBB dosyasında adı geçenlerden birisi oldu, alınanlardan birisi oldu daha doğrusu. Yener Toruner. O da aynı şekilde ifşaatta bulundu. Benzer açıklamaları o da yaptı. Ya bu soruşturma çerçevesinde tutuklanıyor, kendisine geliniyor, para isteniyor ve o da şikayetçi oluyor. Mahkeme bir suç duyurusunda bulunuyor. İçerideyken daha bakın. Ve bu şikayet dilekçesi de paylaşılmıştı. Bu da kamuoyu gündemine gelmişti. Burada da Mehmet Yıldırım'ın adı geçiyordu. Şimdi Mehmet Yıldırım geliyor. Orada adı geçen savcılardan bir tanesi kim? Yine Özgür Özel'in gündeme getirdiği ve AK Toroslar o Toros maketiyle gündeme gelen birisiydi. Şimdi işte yeni kararnameyle de Adalet
9:59 Bakanlığı Personel Daire Başkanı olan Cahit Cihat Sarı ve Mehmet Yıldırım diyor ki biz bu savcıyla yakın arkadaşız. Hatta arayabilirim. Arıyor az önce söylediğim gibi savcığım yarın yanına geliyorum dediği de o işte. Bu şekilde ilişkiler var. kimin elinin, kimin cebinde olduğunun belli olmadığı, kimin rüşvetçi, asıl hırsızın kimin olduğu, kimin savcı, kimin suçlu, kimin polis, kimin hırsız olduğunun belli olmadığı zamanlar. İşte Mehmet Yıldırım işte Yener Torner'e de geliyor. Tutuklu değilken tutuklanmanı engelleyebilirim diyor. Ama şöyle ifade vereceksin. Şu kadar da para vereceksin. Nasıl ifade vereceksin? İşte Fatih Keleş Ekrem İmamoğlu'nun kasasıdır. Ona ben para verdim, para taşıdım, çantalarla para
10:44 götürdüm diye ifade vermesini istiyor. Fatih Keleşi için, kardeşi Zafer Keleşi için. O bunları ifşa etti. İşte bakın ifşalandı. Bunlar aslına bakarsanız her şey gözümüzün önünde oluyor. Her şey gözümüzün önünde oluyor. Hatta bakın Akın Güllek için söylenen şuydu. O videolarda da paylaşmıştım bunu. O kadar aleni yapıyor ki aslında. O kadar aleni yapıyor ki hiç hiç çekincesi, korkusu yok. Çok rahat bu konuda. E güvendiği bir şey var çünkü. Güvendiği bir yerler var. Bazı makamlar var, kişiler var. Şimdi zaten bu videonun konusu da o. Birazdan oraya da geleceğim ama burayı yarım bırakmak istemiyorum. Sadece tutuklulardan değil. Gördüğünüz gibi tutuklanmadan önce gözaltına alınacak kişiler için de önceden başlanıyor ve aynı çark işletiliyor. Bu durum belediye başkanları için de geçerli. Hatta en
11:30 başta onlar için geçerliydi. Bir söz çıkmıştı. Ya rozet takarsın, AKP rozeti takarsın ya da kelepçe takarsın. Koluna kelepçe takılır. Hatırlayacaksınız bunu. İki tane de örneği vardı. Onu da paylaşmıştım. Bir tanesi Aydın Belediye Başkanı Özlem Çerçoğlu ki o AKP rozeti takmıştı. AKP'ye katılmıştı. Ama katılmayı reddedenlerin başına ne geldiğinin örneklerinden bir tanesi de Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güneydi. İşte o yasaklatılan videolarda paylaştığım o iddialara göre öncesinde İnan Güney'e gidiliyor. Alınacaksın sen de içeri atılacaksın deniliyor ve bunun önlenebilmesi için 10 milyon dolar isteniyor inan güneyden. Ama o kabul etmiyor. Kabul etmeyince de tutuklandı. Bir diğer örnek de Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adı Güzel. Ona da aynısı
12:17 söyleniyor. Ondan da 40 milyon TL isteniyor. Benim duyduğuma göre, bendeki iddialara göre 40 milyon TL isteniyor. Ve Onursal Adı Güzel de bunu reddediyor. Bende böyle bir para da yok diyor. Veremem de diyor. Tutuklanacaksam da tutuklanırım. Zaten şu anda cezaevlerinde şu kadar sayıda belediye başkanı var, belediye bürokratları var, siyasi tutuklular var. Onlardan bir tanesi de ben olurum." diyor ve bunu reddediyor. Peki bu mevzu sadece CHP ile veya belediyelerle mi sınırlıydı? Hayır. Diğer başka siyasi soruşturmalar veya tutuklularda da aynı yöntemler, aynı tarifeler uygulanıyordu, uygulanmaya başlıyordu. Orada da bir örnek vermiştim mesela izleyenler hatırlayacaktır. Ayşe Barım. Ayşe Barım'dan da 5 milyon dolar isteniyor mesela. Ödeyemiyor. Bende bu
13:02 kadar para yok diyor Ayşe Barım. Bildiğiniz gibi bir kere tahliye oldu. Sonra bir gün sonaydı yanlış hatırlamıyorsam tekrar tutuklandı. Cezaevinde sağlık sorunları yaşasanız bile kanser bile olsanız ölümle pençeleşseniz bile bu paraları vermeden de çıkamıyorsunuz. Bununla ilgili de bir örnek paylaşmıştım. Murat Çalık eski Beylikdüzü Belediye Başkanı kanser tedavisi görmüş. Boynunda bir kitle var. Ameliyat oluyor. Yani içeride içeride ameliyat oluyor ama çıkmasına izin verilmiyor. İddialara göre ondan da 5 milyon dolar istenmişti. Ya belki bu rakamlar değişiyordur. 4,5'tur, 5,5'tur, 6'dır bilemiyorum ama en azından benim ulaştığım bilgilere göre söylenenler, konuşulanlar bu şekilde 5 milyon dolar istendiği söyleniyor. Bu parayı veremezsen çıkamazsın. İtirafçı olsan bile diyorum ya ikisi bir arada olacak.
13:48 Hem bu parayı vereceksin hem itirafçı olacaksın. Bunlardaki örneklerden bir tanesi az önce söylediğim Murat Kapki hani Mücahit Birinci'nin eski AKP milletvekili olan Mücahit Birinc'nin gelip de 2 milyon dolar istediği aslında Murat Kapki daha önce üç kere itirafçı olmuş. Çeşitli vesilelerle yeni ifadeler vermiş ve bazı itiraflarda bulunmuş ama para vermediği için, para vermeyi reddettiği için çıkamamış. Ha tabii ki verdiği ifadeyi de yeterli bulmamışlardır. Beğenmemişlerdir. Eksiktir. Hani diyor ya benden ayrıca 1 bu5 sayfalık daha ifade verdiler. İstediler. Gerçeğe aykırı beyan vermemi istediler. Orada Ekrem Yemamoğlu ve Murat Ongun aleyhine ifade istediler. Demek ki o da yeterli gelmemiş. Para da olmayınca çıkamıyorsunuz. Murat Çalık da bir yandan sağlık sorunlarıyla pençeleşiyor. Boynunda kitle var.
14:34 Kanserden şüpheleniliyor. Ameliyat oluyor. Çıkarılmamıştı. Yani işte böyle bir çark kurulmuştu. Peki bu çark nasıl kurulabiliyor ve nasıl bu kadar alini bir şekilde işleyebiliyor? Düşünsenize kimse ağzını açıp da bunları söyleyemiyor bile doğru düzgün. Evet birkaç kişi çıktı tutuklardan falan ama düşünsenize onlarca insan var. Hatta 50'den fazla kişi var bu şekilde parası alınan. 50'den fazla. Hepsi konuşabiliyor mu? Hayır. O korku iklimi de oluşturulmuş. E peki bunun arkasında ne var? Elbette ki bir güvence var. Güvendikleri bir makam var. Siyasi bir zırh var. bir zırh var. Akın Gürle'in o çok güvendiği makam neresi? Elbette ki Cumhurbaşkanı Erdoğan. Bakın Erdoğan doğrudan buradan para alıyordur demiyorum. Almıyordur da
15:21 diyemiyorum. Çünkü yapılmadık şeyler değil. Biliyorsunuz geçmişte bunun bir sürü yine ifşaatlar ortaya çıkmıştı. Ali Yeşil da anlattı bazılarını. Bazıları bizzat kendi ses kayıtlarında çıktı. Bu parayı veren iş adamlarından. O kucağa oturma oturtmalar. Hatırlıyorsunuz bunları. Yani burası için şunu söylemek istiyorum ama kendi alıyordur almıyordur ayrı konu ama Akın Gürlek bütün o cesareti Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan alıyordu. Neden mi ve nasıl mı? Şöyle ki doğrudan kendisiyle irtibatı olan bir başsavcıydı. Düşünsenize bir kere yargı mensubusunuz. Bir başsavcısınız. İktidarla yani cumhurbaşkanıyla sürekli görüşüyorsunuz. Neredeyse saraydan çıkmıyorsunuz. O kadar yakınsınız ki Cumhurbaşkanı sizi adeta oğlu gibi görüyor. Çok seviyor Akın Gürlü'yi. Çok
16:07 destekliyor. Yaptığı operasyonlardan çok memnun. Çok hoşnut. Bundan dolayı ne istediğinizi de vermedik modunda. Yani Akın Gürlek ne yaparsa yapsın ona o alanı da açıyor. Çünkü Akın Gürlek de Erdoğan'ın önünü açıyor. Nasıl işte siyasi operasyonlarda koçbaşı olarak kullanılıyor, tetikçi olarak kullanılıyor. Erdoğan'ın rakibi mi var? Mesela Ekrem İmamoğlu cumhurbaşkanı adayı oluyor. Daha önce de onu dört kere yenmiş. Belki bir kere daha yenecek. E engellenmesi lazım. Siyasi mevta haline getirilmesi lazım. Ben yaparım diyor. Engelletilen videolardan bir tanesi de buydu. Ankara'dan bakanlık bürokrasisinden İstanbul'a başsavcı olarak gelmesi verdiği bu güvenceyle oluyor. Bu vaatle oluyor. Ben yaparım diyor. Ben gidersem bu işi yaparım. Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanmasını
16:53 sağlarım diyor. Bu operasyonla gidiyor. E burada Erdoğan için bu siyasi tetikçiliği yapan bir sözde yargı mensubu var. Erdoğan da onun bu şekilde yaptıklarını, topladığı rüşvetleri görmezden geliyor. İşte bu 13 Ocak 2026 tarihli Erdoğan Akın Gürülle'yi çağırıp neden hem kulağını çekti hem de ona harçlık verdi başlıklı videodan. Bir kesit izleteceğim şimdi size. Onu bir izleyelim. Sonra devam edelim. İşte bütün bunları duyunca Erdoğan Akın Gürli'yi makamına çağırıyor ve diyor ki, "Bak kulağıma bunlar geliyor. Yani senin rüşvet aldığın, para aldığın bunlara tenezzül etme. Ben sana bir para vereyim. Adeta böyle çocuğa harçlık verircesine." diyor ki ben sana para vereyim. İhtiyaçlarını buradan karşıla. Başkalarından alma. Bakın ben söylerken
17:38 gülüyorum. Muhtemelen siz de dinlediğinizde hadi canım diyebilirsiniz. Sürreel bir örnek. Öyle gelebilir size ama hayır öyle değil. reel gerçek bu farklı kanallardan teyit edilmiş ve muhtemelen tahminimi söylüyorum başka birçok gazetecinin de duyduğu bir detaydır >> ve şimdi rakam rakam da paylaşacağım. İlk duyduğum 200.000'ydi. Sonraki duyduğum 100.000. Burada rivayetler muhtelif. Başlangıç fiyatı milyon dolarlardan başlıyor zaten. Ve o yüzden burada 100.000 200.000 000 komik kaçıyor ama yine de tabii ki Akın Gürlek bu parayı alıyor, cebine koyuyor. Sonrası şimdi bakın burada zaten sonrası öncesini bile konuşmaya gerek yok. Aslında söylediğimiz şeyin, üzerinde konuştuğumuz şeyin ne kadar vahim olduğunu anlatmaya kimin gücü yeter
18:25 bilmiyorum. Gücü yeten bilecek birisi varsa lütfen rica etsem de gelse benim yerime otursa da o anlatsa ya. Bakın bir ülkenin cumhurbaşkanı, cumhurbaşkanı İstanbul Cumhuriyet Başsavcısını çağırıp diyor ki, "Bak rüşvetler alıyormuşsun, duyuyorum kulağıma geliyor. Alma onun yerine ben sana para vereyim. Bunlara tenezzül etme diyor. Düşünebiliyor musunuz? E o zaman bu savcı nasıl birilerine rüşvet operasyonu yapabiliyor? Sen rüşvet aldın denilerek, sen rüşvet verdin denilerek veya başka suçlardı. Ama bunu diyen, bu iddiayla operasyon yapan savcının kendisi milyon dolarlar koparıyor ve ayağa düşmüş durumda. Tabii ki Cumhurbaşkanı da bunu duyuyor ve kendisini çağırıp bakın fırçalayacağı yerde, görevden alacağı
19:11 yerde, onu cezalandıracağı yerde hakkında soruşturma açılması için girişimlerde bulunacağı yerde ne yapıyor? diyor ki bir dakika çok yani iş o noktaya gelmiş ki artık Cumhurbaşkanı rahatsız etmiş Erdoğan'ı diyor ki alma al ben sana vereyim. Ortada bir bağımsız ve tarafsız yargı mı var? Cumhurbaşkanının doğrudan talimat verdiği. Bunu da geçtik artık. Bunu herkes zaten kabullendi ve içselleştirdi. Bırakın doğrudan talimat vermeyi. Doğrudan harçlık verdiği. Çok rüşvet alıyormuşsun. Rüşveti biraz azalt dercesin adeta. Rüşveti biraz azalt dercesin adeta. Al ben sana biraz para vereyim de muhtaç olma. Muhanete muhtaç olma. El açma dercesini. Para verdiği bir yargıdan biz nasıl bağımsız ve tarafsız adil operasyonlar
19:59 bekleyebiliriz? Huka dayalı operasyonlar bekleyebilir. Bir yargı mensubuyla böyle bir ilişki kuruyor. Hani yargı bağımsızdı. Hani yargı tarafsızdı. Siyasi operasyonlar yürütüyor bu savcı. Aranızda böyle bir ilişki var. Hatta diyorum ya neredeyse oğlu gibi görüyor. Bakın şöyle bir örnek de vereyim. Bir iddia paylaşayım daha doğrusu. Adalet bakanı olmadan önce Akın Gürk mesela Bilal Erdoğan karşı çıkıyor kulislere göre. Bilal Erdoğan Akın Gürle'in adalet bakanı olmasına karşı çıkıyor ama babası Cumhurbaşkanı Erdoğan onu tersliyor. Sen burnunu sokma diyor. Karışma her işe diyor. Yani burada neredeyse yeri geldiğinde bir açıdan Bilal Erdoğan'a bile tercih edilen birisi var Akın Gürlek. Ve siz bir yandan işte yolsuzluk diyorsunuz, rüşvet diyorsunuz. Cumhuriyet tarihinden en büyük rüşvet
20:44 operasyonu veya soruşturması diyorsunuz ama rüşvet aldığını duyduğunuz savcıya çağırıp diyorsunuz ki bu rüşvet işini biraz azalt. Al ben sana biraz para vereyim de başkalarına muhtaç olma diyorsunuz. Bu nasıl bir ilişki? Bu nasıl bir siyaset? Bu nasıl bir devlet yönetimi? Bu nasıl bir hukuk düzeni? Adalet mekanizması ve o adamı adalet bakanı yaptı. Şimdi ona verdiği para da ayrıca cebinden mi ödedi? Parti kasasından mı ödedi, örtülü ödenekten mi ödedi? Onu da bilmiyoruz. Artık bunu bile kimse soracak durumda değil. Bunca yaşanandan sonra yani iş öyle bir yere geldi ki bir cumhurbaşkanının bir başsavcıya çok fazla rüşvet alma, al ben sana para vereyim dediği o paranın cebinden mi olduğunu yoksa örtülü ödenekten mi verildiğini artık önemsemiyorsunuz. Öteki o kadar vahim ki
21:30 diğer kısmı bu teferruat kalıyor. Şimdi bu şartlar altında CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in bu iddiaları karşısında siz Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan ne yapmasını bekleyebilirsiniz? Ya ne yapmasını bekliyorsunuz veya ne yapacağını tahmin edebilirsiniz. Elbette ki bakın bu ifşaatlar hangi noktaya varırsa varsın, hangi belgeler paylaşılırsa paylaşılsın Erdoğan'ın tavrı belli. Biliyoruz. Nereden biliyoruz? Geçmişten biliyoruz. 1725'te ne yaptığından biliyoruz. 1725'te bakanlarla ilgili bundan çok daha aleni, çok daha büyük rüşvet belgeleri ortaya çıktı. Rüşveti verenim bile itiraf ettiği rüşvetler. Çok büyük paralar ortaya çıktı. Orada ne yaptı? Yani hesap mı sordu? Hayır. Evet. O bakanları daha sonradan aldı ama bunu bir kabine
22:16 revizyonuymuş gibi yaparak başka bakanları da araya katarak aldı. Sonrasında da onları dışladı mı? Hayır. Mesela Egemen Bağışı büyükelçi yaptı. Zafer Çağlayan'ı yanında taşıdı. Mitinglerde sahnelere çıkardı, kürsülere çıkardı, kolunu kaldırdı vesaire. Yani onları taltif etmeye de bir şekilde devam etti. Yani belgeymiş falan. Türkiye'de belge diye bir şey mi var? Türkiye'de belge diye bir şey yok ki. Ne var? Montaj var, şantaj var. Bunlar üretilmiş, bunlar sahte, bunlar montaj. 1725'te de böyle demişti ya. Bunlar hem montaj hem şantaj demişti Erdoğan. Kendi oğluyla yaptığı ses kaydı. Daha sonradan bunun gerçek olduğu ortaya çıktığında ne değişti ki? Bir şey değişti mi? Hayır. Hayır. Tabii ki. E şimdi Akın Gürlek'le ilgili birtım iddialar ortaya atıldığına
23:03 ne denecek? Yalan denecek, sahte denecek, montaj denecek vesaire. Ve böyle birisinin feda etmesini bekleyebilir misiniz? Böyle bir akın gürleyi. En büyük rakip olan Ekrem İmamoğlu'nu hapse tıkmış ve bütün maliyeti de üstlenmiş birisi olarak. Bunu şundan söylüyorum. Bakın bütün maliyeti derken Erdoğan yarın elini yıkayıp çıkabilir. Bakın Fatih Altaylı örneğinde olduğu gibi Fatih Altaylı Cumhurbaşkanı tehditten içeri atılmadı mı? Erdoğan'ın yakınlarının onu tehdit etmesinden sonra tutuklanmadı mı? Evet. Onu kimin cezaevine attırdığını herkes bilmiyor mu? Biliyor. Ama sonra ne oluyor? Geçtiğimiz günlerde işte sağlık sorunlarından dolayı Erdoğan onu arıyor. Geçmiş olsun diyor. Tamam belki aynı değil kabul ediyorum. Ama şunun aksinde herhalde kimse iddia edemez. Yarın bir
23:49 gün Erdoğan elini yıkar çıkar. Haklı görülmez, inandırıcı bulunmaz. Ayrı konu şimdi de bulunmuyor. Ama ne oluyor? Bir şekilde o çarkı döndürmeye devam ediyor. Akın Gürlek orada maşa ve burada Akın Gürlek bunun altına girdi. Şimdi tabii ki onu feda etmeyecektir. Erdoğan feda etmeyecektir ama iş öyle bir noktaya gelir ki taşınamaz hale gelir. Daha sırada neler olduğunu bilmiyoruz. Örneğin Özgür Özel başka neler açıklayacak bilmiyoruz. Akın Gürler'in buna reaksiyonu nasıl olacak göreceğiz. Ama diyelim ki iş öyle bir noktaya geldi ki artık taşınamaz boyutlara geldi Erdoğan için. onu yine görevden alır. Ama Özgür Özel'in iddiaları üzerine değil de başka bir kılıfla yine bir kabine revizyonuyla bir şekilde onu görevden alır ama yine korumaya devam
24:34 eder. Fakat aynı sistemi devam ettirecek başka bir aktör, başka bir tetikçi bulunur ve getirilir. Bir Akın Gürlek gider, başka Akın Gürlek gelir. Tıpkı geçmişte o Ekrem Aydınerlerin, İrfan Fidanların, İsmail Uçarların bulunduğu gibi onlar gittikten sonra da yerlerinde bugünkülerin işte Akın Gürleklerin, Can Tuncayların, Cahit Cihat Sarıların bulunduğu gibi. Ne olacak yani böyle tetikçi mi eksilecek Türkiye'de? Yargı camiasında böyle tetikçi mi eksilecek? Hayır. Hayır. Tabii ki o da bulunacak ve sistem aynı şekilde devam edecek. Ekrem İmamoğlu'nu da hiçbir zaman çıkarmayacak. tehlike geçene kadar kendisi o kararı verinceye kadar da Ekrem İmamoğlu'nu çıkarmayacak. Daha doğrusu planı bu şekilde. Ha şartlar ne
25:19 getirir buna? Gücü yeter yetmez o ayrı konu ama en azından niyeti, isteği ve dayattığı işte bu sistemin tetikçilerine dayattığı hedef de bu. Bakalım göreceğiz. Bundan sonraki gelişmelerle beraber takip etmeye devam edeceğiz. Çok teşekkür ediyorum izlediğiniz için. Sonraki yayında görüşmek üzere. Yeah.