0:00 Sosyal anksiyeteni yenmek istiyorsan öncelikle ilk başta neden sosyal anksiyeten olduğunu bilmen lazım. Sonuçta insan vücudunda hissedilen hiçbir şey boş yere değildir. Öncelikle senin arkadaşlara ihtiyacın var. Çünkü geçmişte atalarımız eğer kabileden dışlanırsa ölüm riskiyle başa kalıyorlardı. Yani şöyle düşün. Ormanlık alandasın ve yabani hayvanlar var. Belki başka insan grupları var ve hem hayvanlar hem de bu insan grupları tarafından avlanabilir ya da kendilerine yemek yapılabilirsin. Bu yüzden aslında senin etrafında arkadaşlarım diyebileceğin, kabilem diyebileceğin, ailem diyebileceğin insanlar olması oldukça önemliydi. Bu yüzden yalnız kaldığın zaman hala için kıpır kıpır oluyor. Bir rahatsızlık hissediyorsun. Çünkü beynin, limbik sistemin hala seni eski atalarının yaşadığı dönemlerde
0:45 yaşadığını zannediyor. Yani sanki hala ormandaymışsın da sanki hala hayati bir tehliken varmış gibi. Durum bundan uzak olsa da sen bunun bilincilde olsan da yani yalnız başına odanda oturuyorken ölecek değilsin sonuçta. Ancak beynin bunun farkında değil. Ve bu yüzden zaten günümüzdeki çoğu genç sosyal anksiyeteyle boğuşuyor ve neden boğuştuklarının farkında bile değiller. İkinci olaraksa senin beynin arkadaşlarınla aranda çıkan çatışmaları abartma eğilimindedir. Yani diyelim ki yakın bir arkadaşın var. Yakın bir arkadaşınla tartıştın. Bu kişi Ahmet olsun. Ahmet geldi sana küçük bir hemen kaşlarını çattı. Sen bir anda sanki yine az önce söylediğim gibi kabileden dışlanmışsın. Sanki arkadaşların seni yalnız bırakmış gibi kötü hissediyorsun. Çünkü zamanında atalarımız için bu uyarılma hissi, bu kötü hissetme hissi
1:30 oldukça ucuzdu. Ancak gerçekten eğer kabileden atılırsan ve yine de kötü hissetmezsen bunun sonucunda karşılaşabileceğin şeyler oldukça pahalıydı. Yani ölüm gibi. Yani düşünsene arkadaşın sana kaşını çatıyor. Ancak beynin o anda bu gerçekten büyük bir problem ya da küçük bir problem mi diye ayırt etmeden sanki hepsi büyük bir problemmiş gibi tepki veriyor. Çünkü eğer yanlış bir şekilde aslında büyük bir problem olan bir şeyi yani bildiğin arkadaşınla aranın kopmasını, kabileden atılmanı, beynin doğru bir şekilde anlamaz ve eğer içinde panik yaratmazsa, kötü his yaratmazsa ve tekrardan kabileye alınmaya çalışmazsan, kendi beynin en azından bunun için çalışmazsa dışarıda ölebilirsin. O yüzden beynin bu tarz negatif sinyallerde, arkadaşlarınla olan kavgalarında, sevgilinle olan kavganda
2:17 en ufak bir kaşlarını çatmasında birisinin ya da en ufak bir sürtüşmenizde kötü hissediyor. Çünkü ölme ihtimalin %1 bile olsa beynin yine de bunları kaçırmak istemiyor. O yüzden işte bu küçük bir problem ya da bu büyük bir problem demek yerine hepsini alıyor ve diyor ki bunların hepsi büyük problemler. Ben bunların hepsine benzer tepkiler vereceğim. Beyninin sana son oynadığı oyunsa senin statüyü kaybetme korkun. Yani dışarıda mesela bir insanla konuşacaksın. Bir arkadaşınla muhabbet edeceksin ama gidip bir şeyler söylemeye belki kendi fikrini savunmaya ya da yeni birisiyle tanışmaya korkuyorsun ya. Bu tamamen beynindeki statüyü kaybetme algısından kaynaklı. Şöyle söyleyeyim. Sen bunun belki de şu anda insan olarak farkında değilsin. Bunu aktif olarak düşünmüyorsun ama senin beynin bilinçaltında etrafındaki insanlara göre
3:03 senin onların arasındaki statünü belirlemiş durumda. Yani belki de sen Ahmet'ten birazcık daha düşük statülüsündür ama çoktan zaten Ali'nin statüsünü geçmişsindir. Yani Ahmet'in altında Ali'nin üstündesindir. O yüzden zaten dışarıda birisinin sevgilisi olacak olursa ya da üreme şansı olacak olursa Ahmet'ten sonra sen gelirsin. Dediğim gibi sen bunun farkında olmasan da insan olarak zamanında atalarımız böyle evrimleşti ve sen de ister istemez bunları düşünüyorsun. Ancak şöyle düşün. Eğer sen dışarı gidersen bir kızla konuşacağın zaman ya da yeni bir arkadaş edineceğin zaman gidip orada kendini bir şekilde utandırırsan yanlışlıkla kendini rezil edersen ister istemez sosyal statüne düşecek. Yani en azından beynin böyle düşünüyor. Yani aslında evet beynin haklı. Gidip başka insanlara karşı kendini rezil edersen ister
3:48 istemez onlar arasındaki sosyal statü de düşecek. Bir daha aynı insanı gördüğün zaman bu sefer belki de utanacaksın. belki yüzüne bakmak istemeyeceksin. Daha önce sınıfındaki bir kızdan hoşlandığın ve ona açılmaktan çekindiğin olmuştur. Çünkü eğer kız seni reddederse muhtemelen sınıfa geldiğin zaman diğer insanlara ya da o kızın çevresindeki insanlara rezil olacaksın. Ve aslında bizim korktuğumuz şey de bu. Sosyal statümüzün yani hayatta kalma ve üreme şansımızın azalması. Bu yüzden insanlara gidip konuşmaya çalıştığımız zaman çok fazla çekiniyoruz. Ya da yeni arkadaş edinmeye çalıştığımız zaman ya yanlış bir şey söylersem ya beni sevmezse ya beni beğenmezse diye kafada kurup duruyorsun. Sosyal anksiyetenin tamamen kaynaklanmasının sebebi senin limbik sisteminin kabileden dışlanacağını ve statünün düşeceğini zannetmesi. Şimdi
4:34 çözümlere geçiyoruz. Sana vereceğim her tavsiye mantık çerçevesinde olacak ve kolaydan zora gidecek. Yani aptal saptal tavsiyeler vermeyeceğim ve bu tavsiyeleri harfi harfine uygularsan sosyal anksiyeti yersin, bitirirsin. Şimdi az önce söyledik ya. Beyninin en büyük sıkıntısı aslında statüyü kaybetmek ve insanlar tarafından dışlanmak. Bu yüzden ister istemez fark ettiysen sürekli olarak kendini analiz ediyorsun. İşte benim bu hareketim nasıl? Ses tonum nasıl? Söylediklerim nasıl? Bunları doğru söylüyor muyum? Bunları doğru yapıyor muyum? Dik duruyor muyum? Şunları yapıyor muyum? Tamam. Ama hiç dışarıya baktın mı insanlar aslında sosyal statüde nerede? Aslında onlar yeterince iyi davranıyor mu? O yüzden bak benim yıllardır yaptığım ve yapmaktan aşırı zevk aldığım bir olay var. Birazcık sapıkça dışarıya otur. Tamam mı? İnsanları görebileceğin böyle insanların genel olarak dolaştığı eğer
5:19 İzmir'deysen bu konak olabilir, alsancak olabilir, karşıyaka olabilir. Yani insanların bol bulunduğu bir yer. Git sakince otur. Belki bir tane içeceğini alırsın. Belki oturursun bir şeyler atıştırırsın ve etraftaki insanları izle. Ya sapıkça durup da böyle dikilip bakma hepsine de. En azından bir bak orada bir amca oturuyor. Amcanın kıyafetini incele. Amca belki de stresli duruyordur. Nasıl davranıyor? Onları incele. Belki karşıdan bakacaksın bir anne ve bir kızı var. Diyeceksin ki ha işte anneyle kızı ama anne üzgün duruyor ya da mutlu duruyor. Yani çocuğuyla alakalı bir şey olabilir. Çocuğu gayet mutlu davranıyor. Şöyle böyle belki çocuğu ağlıyor. Biraz etraftaki insanları incele. Bu illa senden yaşlı birisi olmak zorunda değil. Senden küçük birisi de olabilir. Etrafta oynayan çocukları izlersin ve dersin ki hım bu çocukların hayatı böyledir. Kıyafetleri şöyle. Bir bakarsın dışarıda belki
6:05 farklı sosyoekonomik kültürden başka insanlar var. Onları incelersin. Onların hayatlarına bakarsın ve şunu fark edeceksin. Aslında tüm dünya senin etrafına dönmüyor. Eğer sosyal anksiyeten varsa muhtemelen ister istemez böyle düşünüyor olacaksın. Kendi hareketlerini, kendi davranışlarını ister istemez çok fazla eleştiriyor ve diğer insanların gözüne battığını zannediyor olacaksın. Ancak durum böyle değil. Hiçbir insan zaten kusursuz değil. Ve hani oturup izlediğin zaman diğer insanları, diğer insanların problemlerini tahmin ettiğin zaman işte o amcanın, o kızın, kızıyla yürüyen annenin ya da orada oynayan küçük çocukların şunu fark edeceksin zaten. Hiçbir şey sana özel değil. Her insanın bir problemi var. Her insan zaten sağına soluna baktığı zaman, "Aa, acaba bu benim hakkımda ne düşünüyor? Aa, acaba bu ne düşünüyor?" diyor. Çoğu
6:52 insanın sosyal statüyle alakalı kaygıları var. Ancak bunu yine de belli etmiyorlar. ya da onlarınki daha minimal seviyede. Ama dışarıya çıkıp insanları izlediğin zaman sağına bakacaksın, soluna bakacaksın. Hepsi normal insan. Bazılarının kusuru var. Bazıları sosyal statüde bakacaksın yani biraz daha benden aşağıda birisine bakacaksın. Tamam bunlar biraz daha yukarıda. Ama onlar da zaten etraftaki insanların kendileri hakkında ne düşündüklerini önemsiyorlar. Aslında tek burada çaresiz olan ya da kötü hisseden sen değilsin. Ben bile bak dışarı çıktığım zaman tamam mı? Atıyorum üstüme bir şey dökeyim. Bir içecek dörtmü olayım. Tamam mı? Leke çıksın tişörtümde. O günüm benim ister istemez bir şey dökmemiş günüme nazaran daha kötü geçiyor. Çünkü dışarıya çıktığım zaman şöyle bir tişörtüme bakıyorum. Etrafa bakıyorum ve insanların ne
7:38 düşündüğünü öyle ya da böyle bir şekilde umursuyorum. Yani belki de birisi bana garip bir bakış atıyor ve ben kötü hissediyorum. Olan diyorum h falan. Bu aslında benim içten içe sosyal statüm düştüğünü idrak etmemden kaynaklanıyor. Çünkü üstümde artık benim temiz bir kıyafet yok. Artık üstümde benim kirli bir kıyafet var ve bu yüzden insanların bana bakışları değişebiliyor ya da değişmese de ben değiştiğini hissedebiliyorum. Bu da aslında sosyal anksiyeteyi biraz daha tetikleyen bir şey. Dışarı çık, insanları izle. Herkesin senin gibi olduğunu anlayacaksın. İkinci adımdaysa artık kendini insanlara maruz bırakacaksın. Yani gideceksin eğer etrafında bir tane sürekli gittiğin bir market varsa marketteki kasiyere git tebessüm et. Git teşekkür et. Normalde belki de kolay gelsin demiyorsundur. Kolay gelsin de. Küçük konuşmalar başlat. Sokakta mı yürüyorsun? Git tanımadığın birisine yol
8:24 tarifi sor. Bak en belalı tipler bile olsa tamam mı? En en dız tipler bile olsa gidip onlara yol tarifi sorsan, bir şey için yardım istesen, küçük bir şey için sana gelip de atarlanacak, giderlenecek falan değiller. Sana yardım eder. Hatta yardım etmekten de zevk duyar. Çünkü her insan zaten işe yaradığını hissetmek ister. Çünkü bak yine aynı şeylerden bahsediyoruz. Her insan kabilenin bir parçası olduğunu hissetmek ister. Bu yüzden zaten bu diz tipler 1520 kişi ulaşıyorlar. O yüzden git insanlara soru sor. İlk başta belki de kasiyerle bir şeyler başlatırsın. İyi günler dersin, kolay gelsin dersin. İkinci gün belki de gidersin bir insanla konuşurken yol tarifi sorarsın. Belki de 3üncü gün kendi arkadaş grubuna ya da bir arkadaş grubuna dışarıda gördüğün gidip tanışmaya çalışırsın. Kendi arkadaş grubunda bir fikrini paylaşırsın. Yani
9:09 yavaş yavaş, adım adım insanlarla olan sosyal etkileşimlerini artırdığın zaman kötü bir şekilde tepki alsan bile ulan hani ben ölmüyorum he di hissedebilirsin. Çünkü beynin bunun farkında değil. Muhtemelen şimdiye kadar çok fazla insanla etkileşimde bulunmadın. Bu yüzden buna aşina da olmadığın için beynin normalde vereceğinden çok daha büyük tepkiler veriyor. Diyor ki Allah kahretsin. Galiba şu an aşağılandık. Galiba şu an hayatımız bitti. Öleceğiz. O yüzden insanlarla konuşma. İnsanlarla tanışma. Şöyle düşün. Eğer ben her gün üzerime iki damla, 3 damla, 5 damla birazcık içecek döküyorsam, tişörtümün rengi değişiyorsa yani bak o kadar sakarım, salağım belki de ama her gün üstüme döküyorum. Tamam mı? Her gün dışarı çıkıyorum. 2 hafta, 3 hafta sonra çok da umurumda olmamaya başlar. Çünkü alıştım artık zaten.
9:55 Artık umrumda değil. Bu benim normalim oldu. Belki de bir bardak bir şey döksem evet bu sefer yine canım sıkılacak ama iki damla, 3 damla, 5 damla beni çok rahatsız etmiyor. Aynı şekilde eğer sen şu anda gidersen kasiyerla konuşma başlatırsan, bundan sonra kasiyerla konuşma başlatman senin için zor olmayacak. Belki de gidip dışarıda yol tarifi sorarsan bundan sonra senin için yol tarifi sormak zor olmayacak. Bak ben geçen yıl bir öğrenci kulübünde sponsorluk departmanındaydım ve bizim yaptığımız şey şuydu. Üniversitemin bulunduğu şehirde gidiyordum. lokal işletmelerle, orayla burayla, bakkaldır, kafedir, pubdır, bardır, oralarla buralarla anlaşma yapıyorduk. Giriyorsun mekana sahibiyle elini sıkışıyorsun. Diyorsun ki abi bak biz böyle bir öğrenci kulübüyüz. Bize şu kadar şu kadar indirim yap. Şimdi ben bunu ilk yapmaya başladığım zaman gerçekten de zorlanıyordum. İşte mekana
10:42 girdiğim zaman bir çalışana soruyorum ya sizin patronunuz nerede? Hani gidip bir şeyler konuşacaktık da sponsorluk anlaşması falan benim için zor oluyordu. Özellikle direkt olarak patronu görüyorsam daha da zor oluyordu. Çünkü direkt patronla konuşuyorsun. Merhaba abi. Gel seninle bir anlaşma yapalım. Ama ben 10 tane yere girdikten sonra biraz daha şöyle hissetmeye başladım. Mesela benim yanımda daha tecrübesiz arkadaşlarım da oluyordu. Benimle beraber çalışan ve direkt onlara gösteriyordum. Gelin ya hani beraber girelim şuraya halledelim. Giriyordum. Merhaba patronunuz nerede? Tamam burada. Merhaba abi. Merhaba Ali abi. İşte biz şu şu şu kulübüz. Bize %15 indirim yapar mısın? Aa yapamam kardeşim %10 abi. Tamam %10 yap. Tamam kardeşim %10 olur. Eyvallah abi. 3 dakikada bitti. Bildim mekan sahipleriyle patronlarla gidip konuşuyordum. Adamlar direkt kafenin sahibi, pubın, barın sahibi ama yaklaşık 3 dakikada, 5 dakikada tüm işimiz bitmiş
11:27 oluyordu. Çünkü ben şimdiye kadar bunu defalarca kez tekrar etmiştim. Son maddemiz bu. Biraz daha bonus olacak. İnanılmaz pratik bir adım ve bu biraz daha deliler için. Yani şimdiden uyarıyorum. Eğer gerçekten de sosyal anksiyeti yemekte, bitirmekte, yok etmekte kararlıysan ve benim karşıma ne görev çıkarsa çıksın ben yaparım diyorsan bundan sonra dışarıya çıktığın zaman kıyafetlerine özen göstermiyorsun. Hatta bilerek kötü giyiniyorsun. Normalde hiç tarzın olmayabilir. Evinde eski kıyafetlerin olabilir. Bundan sonra önündeki bir hafta boyunca dışarıya çıktığında ya da belki de çıkmıyorsan önündeki bir hafta boyunca her gün dışarıya çıkıp yürüyüş yapıp bu kıyafetlerle yürüyorsun. Çünkü seni temin ederim ki eğer daha önce kötü kıyafetlerle dışarı çıktıysan ya da dışarıdayken üstünü başını batırdıysan az önceki üstüne bir şeyler dökme
12:14 örneğini bu yüzden vermiştim. Aklıma buradan geldi. Az çok bilirsin. İlk bir saat 2 saat kötüdür ama 3ün saatte o lekenin orada olduğunu unutursun. Yani yemek yemeye çıkmışsındır arkadaşına ya da kahve içmeye çıkmışsındır. Üstüne bir şeyler dökülür. İlk başta Allah kahretsin ya çok kötü gözüküyorum falan. 3ün saat sonrasında unutmuşsundur. Eve gelip tişörtü çıkarına bir bakarsın aa ulan burada leke varmış. Tamam şimdi bunu diğer kıyafetlerine yapma vakti. Çünkü seni temin ederim. Hatta yemin ederim 3üncü günden 4ü günden sonra umurunda olmayacak ve bundan sonra kendi kıyafetlerine döndüğün zaman zaten sen o kötü kıyafetlere alışmıştın. Kötü görünüme alışmıştın. İnsanların sana garip bakmasına alışmıştın. Bundan sonra ekstra bir özgüvenle hareket edeceksin ve bundan sonra kasiyerle de çok rahat konuşursun. Diğer insanlara da çok rahat yol sorarsın. Ancak bunu birçok insan yapamayacak. Bunda eminim. Yani belki bu
13:01 videoyu 10.000 kişi izleyecek. Bunun sadece gerçekten çözmek isteyen üçü beşi bunu gerçekleştirecek. Çünkü zor bir görev. Ancak sana şunun garantisini veriyorum tekrardan. Bunu yaptığın takdirde sosyal anksiyeti yok etmeme ihtimalin yok. Eğer kişisel gelişim içerikleri ilgini çekiyorsa ve bu video sana faydalı geldiyse açıklama kısmından da Gönenç Akademi'ye katılıp kişisel gelişim topluluğumuzda yer edinebilirsin. Orada da her hafta soru cevap yayınları yapıyoruz. Benim kendim çektiğim yaklaşık 10 saatten daha uzunlukta videolar var, video kurslar var farklı konularda ve aynı zamanda kişisel gelişime aç insanların da bulunduğu bir topluluk var. Seni de aramızda görmek isteriz. En kötü anla bile en iyi anleni yap. Yeah.