🚨 BİYOÇEŞİTLİLİK / 2028 MAARİF BİYOLOJİ KAMPI / 2028 MAARİF BİYOLOJİ KAMPI / (6.GÜN)

Kısa Özet

Bu video, biyoçeşitliliğin önemi ve insan yaşamına olan katkılarını ele almaktadır. Öğrencilere biyoçeşitliliğin korunmasının gerekliliği ve ekosistemler üzerindeki etkileri anlatılmaktadır. Ayrıca, çeşitli canlı türlerinin doğal yaşamdaki rolleri, ekonomik yararları ve çevre için sağladıkları katkılar vurgulanmaktadır.

  • Biyoçeşitlilik, ekosistemlerin sürdürülebilirliği için kritik öneme sahiptir.
  • Canlıların neslinin tükenmesi ekosistem dengelerini olumsuz etkileyebilir.

Biyoçeşitliliğin Önemi

Biyoçeşitlilik, dünya üzerindeki yaşamın devamı için çok önemlidir. Ekosistemlerin dengesi ve olumlu işleyişi, her canlı türünün ekosistemdeki rolüyle doğrudan ilişkilidir. Ekolojik niş kavramı, her canlının ekosistem içinde bir görevi olduğunu göstermektedir. Örneğin, herhangi bir canlı türünün yok olması ekosistemi olumsuz etkileyebilir.

Canlıların Ekonomik ve Biyolojik Önemi

Canlılar, insan yaşamında hem biyolojik hem de ekonomik açıdan önemli birçok işlev üstlenmektedir. İnsülin ve büyüme hormonları gibi ilaçların üretiminde çeşitli canlı türleri kullanılmaktadır. Bu durum, biyoçeşitliliğin yok olması halinde çok sayıda tedavi yönteminin kaybolabileceği anlamına gelmektedir.

Ekosistemler ve Çevresel Kirlilik

Denizlerde meydana gelen petrol kirliliği gibi çevresel sorunlar, ekosistem dengesini bozmakta ve canlıların yaşamasını tehdit etmektedir. Ancak bazı bakteri türleri, bu tür kirlilikleri temizleyerek ekosistemlerin yeniden sağlıklı hale gelmesine yardımcı olmaktadır. Bu türlerin korunması, çevre kirliliğiyle mücadelede önemli bir rol oynamaktadır.

Mikroorganizmaların Rolü

Mikroorganizmalar bazı hastalıkları tetiklerken, diğerleri insan sağlığı için gereklidir. Kalın bağırsağında yaşayan bakteriler, B ve K vitamini üretir. Bu tür bakterilerin yok olması, insan sağlığını olumsuz etkileyebilir. Canlıların sağlığa katkıları ve biyolojik çeşitlilik içindeki yerleri önemlidir.

Türkiye'nin Biyoçeşitliliği

Türkiye, biyolojik çeşitlilik açısından zengin bir ülke olup, birçok endemik tür barındırmaktadır. Bu türlerin korunması hem doğa dengesinin sağlanması hem de ekonomik kazanç elde edilmesi açısından önemlidir. Türkiye'de tespit edilen canlı türlerinin sayısı ve çeşitliliği, biyoçeşitliliğin korunması gerekliliğinin altını çizmektedir.

Biyolojik Çeşitliliğin Korunması ve Bilimsel Çalışmalar

Çeşitliliğin korunması, bilimsel çalışmalarla sağlanmaktadır. Genetik araştırmalarda model organizmalar kullanılarak yapılan deneyler, biyoçeşitliliğin önemini ortaya koymaktadır. Bilimsel etik gereği, canlıların bu tür çalışmalarda zarar görmemesi gerektiği vurgulanmaktadır.

Biyoçeşitliliğin İzlenmesi ve Korunması

Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Veri Tabanı, Türkiye'deki canlı çeşitliliğinin izlenmesi için oluşturulmuş bir projedir. Bu projeyle, biyoçeşitlilikteki değişimlerin fark edilmesi ve gerekli koruma önlemlerinin alınması hedeflenmektedir. Bu çalışmalar, ülke biyoçeşitliliğinin korunmasında önemli bir araçtır.

Summarize any YouTube video in seconds

Get summaries like this one for any video, in your language, with the free Summ app.

Download on the Apple Store
Get it on Google Play

Transkript

YouTube Transcript Generator

0:01 [müzik] Herkese merhabalar. Marif kampımızda 6. güne geldik gençler. Bugün biyoçeşitlilik diyeceğiz. Çok uzun bir konu anlatımı yapmayacağız. 5 gün gibi olmayacak gençler. Biyoçeşitlilik bizim için neden bu kadar önemli? Ekosistemlerin devamlılığı, dünyanın yaşamına devam edebilmesi için biyoçeşitliliği neden korumalıyız? Bunların üstünden geçeceğiz. Öncelikli olarak dijital ders notlarını ilk olarak WhatsApp kanalımda paylaşıyorum. linkini açıklamalar kısmına bıraktım. Yine kampta kullanacağımız Maarif kitabımızın linki de açıklamalar kısmında mevcut. Gençler videoları beğenmeyi unutmayın. Kanala abone olmadıysanız da mutlaka abone olun. Benim için önemli diyerek hemen konu anlatımına başlıyorum. Şimdi biyoçeşitlilik dedik. Biyo kelime anlamı

0:48 olarak neydi? Canlı demekti. Biyolojik çeşitlilikte canlı çeşitliliğinden bahsediyoruz. Daha önceki konularımızda söylemiştim aslında. Dünya üzerinde benim tanımlayabildiğim, daha doğrusu bizim tanımlayabildiğimiz milyonlarca canlı türü var. Tanımlayamadığımız da milyonlarca canlı türü olduğunu tahmin etmekteyiz. Ya hocam bu kadar çok canlı tür var. Bazılarının nesli yok olsun. Bazıları ortadan kalksın. Ne olacak ki demiyoruz. Dünya üzerindeki yaşayan tüm canlıların ekosistem için bir görevi var gençler. Falancalar zararlı. onları yok edelim, filancaları da şöyle yapalım diye bir şey söz konusu olamaz. O yüzden de canlı çeşitliliğini korumak zorundayız. Bazı canlıların nesli

1:33 tükenmedi mi? Tükendi tabii ki gençler ama ekolojik nişi yani ekosistemdeki görevi o canlıya yakın olan türler hayatına devam ettiği için ekosistemler de sürdürülebilir bir şekilde devam ediyor. Ama mutlaka bir canlı türünün nesli tükendiyse o ekosistem bundan zarar görmüştür. Hatta birazdan size uç bir örnek anlatacağım. Canlıların hem biyolojik hem de ekonomik önemi var. Tabii ki canlılar aleminde yer alan her canlı türünün biyolojik çeşitliliğe ve insan yaşamına önemli bir katkısı bulunur. Diyabet hastalığının tedavisinde kullanılan insülin hormonu, cücelik tedavisinde kullanılan büyüme hormonu çeşitli enzim ve proteinlerin üretiminde canlılar görev yapıyor.

2:18 Mesela insanlardan büyüme hormonu sentezleme genini alıyoruz. Götürüp bir bakteriye ekliyoruz. Daha sonra bu bakteriden de büyüme hormonunu veya insülin hormonu olsa o insülin hormonu elde ediyoruz. Yani canlı çeşitliliği olmasaydı bu kadar alternatif oluşturmamız söz konusu olmazdı. Hastalıkların tedavisinde kullandığımız ilaçların pek çoğunu bitkilerden elde ediyoruz. Bitkiden elde ettik ilacı hastalığın tedavisinde kullandık. o bitki türünün nesli yok olursa artık o ilacı da üretemeyeceğim anlamına gelir. Veya canlıları ekosistem içerisinde çok farklı alanlarda da kullanabiliyoruz. Maalesef ki istemiyoruz ama denizlerde ve okyanuslarda bazen tanker kazaları meydana gelebiliyor. Tankerlerin

3:04 taşıdığı petroller denizlere, okyanuslara dökülebiliyor. Öyle bir iki sene içerisinde de su kendi kendini yenileme eee gücüne sahip değil. Petrol döküldüğü zaman alt tarafa ışık geçmiyor. Altta yaşayan balıklar diğer su canlıları ölüyor. Ekosistem dengesi sula bir ekosistemdir. Bozuluyor gençler. Ama bunların eee toplanmasında bazı bakteri ve arkürlerini kullanabiliyoruz. Yani petrol döküldü, deniz ve okyanus kirlendi. Kendi kendine [boğazını temizler] beklersek 20 yılda, 30 yılda o su kendi kendini yenileyecek. Ama götürüyorlar oraya bir bakteri türünü, bir arke türünü bırakıyorlar. Bu bakteri arketürü petrolü sudan temizliyor. Oluşturduğu atıkta suya zarar veren bir atık olmuyor. Kısa sürede çevre kirliliğini ortadan kaldırmış oluyoruz. Gençler

3:51 denizlerde meydana gelen petrol kirliliğinin azaltılmasında, atık arıtmada, yenilenebilir enerji üretim tesislerinde pek çok bakteri ve arke türünden faydalanılınıyor. Unutmayın size bir önceki dersimizde metanojenik arkelerden bahsetmiştim. metan gazı oluşturabilen arke türleri. Metan gazı da geleceğin enerji kaynağı olarak düşünülüyordu. Neden? Sen atığını bir alana bırakıyorsun. Metanojenik arkeleri de oraya bırakıyorsun. Atığı ortadan kaldırırken metan gazı üretiyor. Metan gazını da enerji ihtiyacını karşılamada kullanmak durumundasın. Şimdi doğaya zarar vermeyelim, çevre dostu olalım, hava kirliliği oluşmasın falan diyoruz da benim bu evin içinde bir şekilde ısınmam lazım. Ya odun yakacağım, ya

4:36 kömür yakacağım, ya doğalgaz yakacağım, ya da işte klimayı açacağım. Elektrik enerjisiyle bir şekilde ısınacağım. Benim ihtiyaçlarımı da karşılamam lazım. Önemli olan ihtiyaçları karşılarken çevreye verdiğimiz zararı en aza indirgemek. Mesela metan gazı da çevreye doğal gazdan daha dost. Yani atıklarımdan kullanı kurtuluyorum. Çevreye de daha az zarar veriyorum. Metanojenik arkelerin ortadan kalkması demek büyük bir problem demektir gençler. O yüzden diyorum ki biyoçeşitlilik çok önemli. Her alanda bu canlılardan faydalanabiliyoruz. Örnekler üstünden ilerliyoruz. Özellikle MEB'in verdiği örnekleri veriyorum tabii ki gençler kafamızda bir şeyler oturabilsin diye. Bazı mikroorganizmalar insanlarda çeşitli hastalıklara yol açarken

5:21 bazıları da insan sağlığı için tabii ki gereklidir. Mesela hep aynı örnek aklınıza kazınsın. Kalın bağırsağımda yaşayan B ve K vitamini üreten bakteriler var. Kalın bağırsağında ne üretirsin? Oradan aklında tutacaksın. Kalın bağırsağımda B ve K vitamini üreten bakteriler var. Onlara ben yemek veriyorum, ev veriyorum. Onlar da ürettikleri vitamini bana veriyorlar. Aramızda karşılıklı bir yarar ilişkisi söz konusu. Bu bakterileri öldüreyim, yok edeyim, insanın vücudunda hiç bakteri kalmasın dersen bu sefer insan sağlığı bundan olumsuz yönde etkileniyor. Gençler yine protislerden de biraz bahsedelim. Birçok protis besin zincirinde üretici olarak görev yapar. Hani demiştim ya derler ki dünyadaki tüm

6:06 bitkileri yok etsek Alplerin yaptığı fotosentez oksijen ve karbondioksit döngüsü için yeterlidir. Tabii ki bu bir benzetme. O zaman alklerin yaptığı fotosentez, alklerin besin üretmesi hiç de yatsınamayacak düzeydedir gençler. Üreticiler de besin zincirinin en alt basamağında bulunacaklar. Bazı canlı türleri genetik araştırmalarda model organizma olarak kullanılabiliyor. Model organizma dediğimiz şey de aslında araştırma yapmaya uygun canlılar. Şimdi sen genetik bir çalışma yapıyorsan, genlerle ilgili bir şey araştırıyorsan genetik yapısı çok kompleks, çok karmaşık bir canlıyı seçmezsin. Daha basit genetik yapıya sahip işte genler üzerinde daha kolay oynayabileceğin bir canlıyı seçersin. Veya klasik örnek

6:53 hepiniz bildiği için söylüyorum gençler. Laboratuvarda fareler üzerinde çalışmalar yapılıyor. Neden? Fareler memeli bir canlı. Ben de memeli bir canlıyım. Fareye bir ilaç verdiğin zaman onda göreceğin yan etkiler insanda da görülme ihtimali yüksek olan yan etkilerdir. Ya hocam niye fare değil de tavşan, ne bileyim fare değil de koyun kullanmıyorlar. O ikisi de memeli. Kullanabilirler mi? Kullanabilirler. Farenin kapladığı yerle koyunun kapladığı yer aynı mı? Farenin yediği yemekle koyunun yediği yemek aynı mı? farenin yavru doğurup bir sonraki nesilde etki görme sürenle koyunun yavru doğurup bir sonraki nesilde etki görme süren aynı mı? Değil. Yani model organizma bilimsel çalışmalar yapılırken istenilen koşullara uygun olan canlı türleridir gençler. E model organizma

7:40 olarak da canlıları tabii ki bilimsel çalışmalarda kullanabiliyoruz. Kesinlikle bilimsel çalışmalarda canlılara zarar vermemeliyiz. Hani ta ikinci dersimizde etikittikten bahsettim ya. Bilimsel etik kurallarından bir tanesi de budur. Bilimsel bir çalışmada canlı kullanıyorsan da canlıya işkence edemezsin, eziyet edemezsin. Bazı canlılar endüstriyel süreçlerde biyoyakıt üretimi ve gıda takviyeleri gibi pek çok alanda kullanıyorlar. Ölü organizmalarla beslenen, daha doğrusu ölü organizmaları ayrıştırma işini gerçekleştiren mantarlar ekosistemlerde çok önemlidir. Bu canlılar organik atıkları ayrıştırarak tekrardan inorganik maddelere dönüştürüyorlar. Düşün bitkiler inorganı organiğe çeviriyor.

8:25 Sonra biz o organi yiyoruz, myiyoruz. Daha sonra ayrıştırıcı canlılar organikleri inorganiklere çeviriyor. Eğer ayrıştırıcılar olmasa bir kere inorganik maddeler ekosistemlerde biter. İnorganik biterse üretici besin sentezleyemez. Geçmiş olsun ekosistemin canlıların sonu geldi demektir. Demek ki ekosistemde her canlının üstüne düşen iş niş görev var gençler. Nişi işten aklınızda tutun. ekosistemde canlının üstüne düşen görev demektir. Başta penisilin olmak üzere bakteri kaynaklı hastalıkların tedavisinde kullanılan pek çok antibiyotik mantarlardan elde edilir. Biraz sohbetvarı konuşayım gençler. Çok da video uzamasın diye konuşmamaya çalışıyorum. Bu tarz sohbet etmemeye çalışıyorum ama bunu bir hikaye

9:12 olarak anlatayım. Sorularda çıkarsa marifte eee bilim bilimsel çalışmalarda etikitten az önce bahsettim ya. Bilimsel çalışmalarda bir de şu cümle vardır. Tesadüfler çok önemlidir. Bilimsel çalışmalarda tesadüfen bazı buluşlar söz konusu olabiliyor. Mesela hemen anlatıyorum ki antibiyotiklerin keşfi buna örnektir. Normal şartlarda böyle çok eski şato gibi bir üniversite alanı olduğunu düşün. Çok eski yıllarda o filmlerde gördüğümüz gibi alanlar olduğunu düşün. Burada bir bilim insanı bakterileri öldürmek için çalışmalar yapıyor. Bakterileri yok edecek ilaç bulmaya çalışıyor. Çalışıyor, çalışıyor, çalışıyor. Sonuç yok. Çalışıyor, çalışıyor, çalışıyor. Sonuç yok. Normal şartlarda kase gibi hayal edin. Bu kaselerin içerisinde bakterileri yetiştiriyorlar. Sonra X maddesini veriyor ölmüyor. Y'yi veriyor ölmüyor.

9:57 Şunu deneyeyim ölmüyor. Bunu deneyeyim ölmüyor. Adam çalışmalar yapıyor laboratuvarı orada. Eee o eski bina dememin sebebi de her yerlerde küfler var, yağmurlar var. Orada bir şey oluyor. Bir süre üniversiteye gidemiyor, laboratuvara gidemiyorlar. Çok yağmur yağıyor, fırtına oluyor. Birkaç gün boyunca üniversiteye gidemiyorlar. Üniversiteye gittiği zaman duvarlarda bulunan küf mantarlarının bir tane petri kabının üstüne düştüğünü görüyor. Ve petri kabının üstüne duvardaki küf düşmüş ya oradaki bakterilerin yok olduğunu görüyor. Tesadüfi bir olay. yok olduğunu görünce diyor ki, "Aa, küfün olduğu yerde bakteriler yok oldu. O zaman bu küflerin ürettiği bir şey bakterileri yok ediyor diyor. Mantarlardan antibiyotiklerin keşfi bu

10:44 tesadüfi olay sonucunda aslında başlıyor gençler. Bilimsel çalışmalarda tesadüflere her zaman yer vardır. Bilimsel çalışmalar güvenilirdir ama değişime açıktır. Unutmayın, saç kıran pamukçuk, ayak mantarı rahatsızlıklarına neden olan bazı parazit mantarlar da üzerinde yaşadığı canlıyı olumsuz yönde etkileyecek. Yine bir önceki dersimiz çok uzun anlatmıştım ama sıtma hastalığına sebep olan plazmodyum malaria, uyku hastalığına sebep olan tripanasoma bunlar da parazit olan man şeylere, protislere örnekti. Biraz bitkilerden de bahsedelim. Şöyle bir soru kalıbı yok. Yukarıda alanları yazdım. İşte dedim çevre kirliliğinin önlenmesi, tekstil sanayi, gıda sanayi,

11:30 eee, kozmetik sanayi, eczacılık sanayi. Yukarıda verilen alanlardan hangisinde bitkiler kullanılmaz? Nerede kullanılmayacak? Pamuktan kıyafet yapıyorsun. İlaç üretirken bitkiyi kullanıyorsun. Bitkileri zaten besin olarak kullanıyorsun. Kozmetikte, mozmatikte her alanda kullanacaksın. Cevap hepsi yani E olacak gençler. Her alanda kullanılacaktırlar. Unutmayın. Bitkiler fotosentez yoluyla birçok canlı için gerekli oksijeni ve besinleri üretir. Canlılar içinde yaşam alanı oluşturuyorlar. Ormanları düşün ya da daha daraltayım bir ağacı düşün. Pek çok böcek türü için, sincap için, kuş için yaşam olanı oluyor gençler. Hayvanlar bitkilerin üreme hücrelerinin taşınmasında da tabii ki görev alıyorlar. Eee bitkiler polen

12:17 oluşturacaklar. Bu polenin de taşınıp diğer bitkiye gitmesi lazım. Tozlaşma rüzgarla da olabilir, suyla da olabilir ama tozlaşmanın çok çok büyük bir kısmını böcekler gerçekleştiriyor. Yani arı gidiyor o çiçeğe konuyor. Ayaklarına polenler yapışıyor. Gidip başka bir çiçeğe konduğu zaman aslında poleni o çiçeğe taşımış oluyor. Hatta bu taşıma işinden bahsetmişken size uç bir örnek anlatacağım demiştim ya ondan da bahsedeyim. Biliyorsunuz ki dünya üzerinde milyonlarca nesli tükenmiş canlı türü var. Hatta bu işte buz devrini falan seyrettiğimiz zaman orada görülen canlılar nesli tükenmiş canlılardır gençler. Onların işte yüzlerce yıl önce nesli tükenmiş ekosistemlerin sonu gelmemiş. Ama derler ki arıların nesli tükenirse 50 sene

13:03 içerisinde ekosistemlerin sonu gelecektir. 50 sene çok kısa bir süre. Neden sadece ekosistemler 50 sene dayanabilecek? Ya da bu arılar ne yapıyor da bizim için olmazsa olmaz oluyorlar gençler? tam örneği üstüne geldi. Bitkilerin tozlaşmasının çok büyük bir kısmını böcekler gerçekleştiriyor. Bu böceklerin içerisinde de arılar çok çok önemli bir yer kaplıyor. Arılar ortadan kalkarsa bitkilerin yaklaşık tozlaşması %80 oranında azalacaktır gençler. Yani bir sonraki seneye bitki eee miktarının %80 olarak düşmesini hayal et. Böyle böyle böyle böyle böyle böyle ekosistemlerin 50 sene içerisinde

13:49 sonu gelecektir deniyor. Ay arılar sokuyor çevre için çok zararlı ben korkuyorum diyemezsin. Bak ekosistemde ne kadar önemli bir görevi varmış bu canlı türünün. Devam edelim. Biyoçeşitlilik neden önemli? Ülkemizdeki biyoçeşitlilik de çok fazla. O yüzden ülkemiz çok değerli. Biraz örnekler üstünden ilerleyerek geçelim. Türkiye biyolojik çeşitlilik açısından oldukça zengin bir ülke. Kendine özgü birçok bitki ve hayvan türüne ev sahipliği yapıyor. Rakamları ezberebilmek zorunda değilsiniz gençler. Sadece çeşitliliğin ne kadar fazla olduğunu anlamanız için söyleyeceğim. 13.404 tane tespit edilen canlı türü var. Kim bilir tespit edilmeyenlerle birlikte bu rakam kaç?

14:36 Türkiye'ye özgü canlı türlerine de baktığımız zaman 3703 olduğunu görüyoruz. Bunlar sadece Türkiye'de damarlı bitki türümüz 12.141. İç su balığı türü 403. 490 kuş türü var. 154 memeli hayvan, 141 sürüngen türü, 39 tane amfibiyat türü gibi türler tespit edilmiş durumda. Biyoçeşitliliğin tam tanımını söyleyelim. Tüm dünyada veya belirli bir bölgedeki tür ve gen çeşitliliğini ifade eden şey biyoçeşitlilik dediğimiz şeydir gençler. Endemik türün tanımı çıkar, iyi bil. Pandemiden sonra endemi kelimesini daha iyi öğrendik. Pandemi ne demek? Tüm dünya üzerinde yayılış gösteren. Endemi

15:22 ise sadece belli bir bölgede bulunan, o bölgeden başka bölgede yaşayamayan canlı türüdür. Ki bir ülkenin endemik türü o ülkeye hem ekonomik anlamda hem doğa anlamında çok fazla değer katar. Mesela düşün benim ülkemde bir tane endemik bitki türü var. İnsanlar bu endemik bitki türünü görmek için ülkeme gelir. Turizm olarak koy kenara. Bu endemik bitki türünden ben bir ilaç elde ediyorum. Falanca hastalığın tedavisinde kullanılıyor. O zaman tüm dünya bu ilacın hammaddesini ya da bu ilacı almak için kime ihtiyaç duyacak? Bana. Ya bana para ödeyecek ya da daha büyük düşüneyim benimle ters düşmemek isteyecek. Ben bu olaya hayır diyorsam diyecek ki onun dediği doğrudur. Biz de onu destekliyoruz. Neden? Bana karşıt görüş

16:09 olursa, ne kadar para verirse versin Be ilacı vermeyebilirim. Ne kadar büyük bir değer olduğunu anlamanız için örneklendiriyorum gençler. Endemik tür bulunduğu bölgenin ekolojik şartları sebebiyle belirli bir bölgede yaşayan, yetişen, dünyanın başka yerinde yaşama ve yetişme ihtimali olmayan canlı türlerine verilen isimdir. Endemik türler Türkiye'nin biyolojik çeşitliliğinin de büyük bir kısmını oluşturur. Ya hocam teknoloji çok gelişti. Diyelim ki Türkiye'de endemik bir tür var. Koyayım çantama, havaalanından götüreyim bizim ülkeye. Bir sürü koşul yaratırım. Onu eşeysiz olarak çoğaltırım. havasına, atmosferine aynı şey veririm. Orada da üretebilir miyim? Üretebilirsin. Buna da biyokaçakçılık veya biyokorsanlık deniyor gençler. Tabii ki bunun da

16:56 cezaları var. Havalimanlarında falan o bavullarda, mavullarda bunlar çıkarsa hem maddi cezaları var hem de hapis cezası var. Bizim için diğer konularla da bağlantılı bilmemiz gereken birkaç tane kavramı da söyleyeceğim gençler. Bunlar aslında bir hiyerarşik sıradır. [homurdanır] Popülasyonun tanımını yapalım. Aslında türün tanımıyla başlayalım. T dediğimiz şey diğer konularda da karşımıza çıkacak. Çok basit olmasına, her ünitede de karşımıza çıkmasına rağmen bir yıl üniversite sınavında türün tanımı soruldu. Aynı tür ne demek? Seni götürdüm bir yere, önüne 100 tane canlı koydum. Hadi aynı türleri al getir bana dedim. Tabii ki birbirine çok benzeyecek. Tabii ki ortak bir atadan gelecek. Tabii ki doğada insan

17:42 zorlaması olmadan çiftleşebilecek ki bu üçü de yeterli değil. Çiftleştiği zaman verimli döl verebilen canlılara aynı tür canlılar ismini veriyoruz gençler. Verimli dölle kastettiğim şey de kısır olmayan anlamına gelecek. Unutmayın üstüne basa basa anlatmıştım. Doğada insan zorlaması olmadan atla eşek çiftleşebiliyor. Atla eşek çiftleştikleri zaman katır adı verilen bir yavruları oluyordu. Katır bir atla, katır bir eşekle, katır başka bir katırla çiftleşemiyor. O yüzden de katırlar kısır bireylerdir. At başka bir tür, eşek başka bir türdür. Gençler bunların verimli döl vermesi bizim için yıldızlı kelime. Yani çocuğunun olması yeterli değil. Çocuğunun çocuğu olacak.

18:29 Bunların torunu olacak. Uzun uzun kavramları ezberlememe gerek yok. Sınırları belli bir alanda aynı tür canlılar bir araya geldiği zaman popülasyon dediğimiz toplulukları meydana getirirler. Sınırın da ne kadar büyük olduğu önemli değil. Mesela İstanbul'daki leylekler sınırları belli bir alan tek tür. Avrupa'daki siyam kedileri sınırları belli bir tür. Kedi demedi. Siyam kedisi dedi. Tek bir türdür. İşte Asya'daki çam ağaçları. Asya'daki çam ağaçları dese biraz böyle ucu açık oluyor. Asya'daki kara çamlar dedi. Çamın da türünü belli etti. O zaman bu bizim için popülasyon örneği olacak. Sınırları yine belli bir alanda

19:15 popülasyonlar bir araya geldiği zaman komüniteler meydana gelir. Mesela İstanbul'daki kuşlar. İstanbul sınırları belli bir alan ama tür ismi vermedi. Leylek de olur, karga da olur, serçe de olur, güvercin de olur. Birden fazla türü ifade ettiği için komünite örneği oluyor gençler. Komünitelere bir de cansız faktörleri dahil edersen ekosistemler meydana geliyor ki diğer derslerde de ekosistem kavramını duyuyoruz. Akdeniz ekosisteminde şöyle şöyle şöyle şöyle durumlar görülür diyor. Akdeniz ekosistemi dediği zaman Akdeniz bölgesindeki hem canlıları hem de cansızları kastediyor. Yani Akdeniz'in havasından, suyundan, pH'ından, neminden de bahsediyor

20:01 gençler. Ekosistem bir daha sınırları belli bir alandaki hem canlıları hem de cansız varlıkları ifade eder. Ekosistemlerin büyüklerine biyom ismini veriyoruz. Çöl biyomu işte. İğne yapraklı ağaçların oluşturduğu biyomlar var. Tropikal yağmur ormanı biyomları var. Biyom dediğin şey büyük ekosistemler. Dünyadaki canlı yaşayan her alan, tüm biyomlar, tüm ekosistemler de biyosfer veya ekosferi meydana getirir. Okyanusun canlı yaşayan en derin noktasını düşün. Havanın canlı yaşayan en üst noktasını düşün. Bu alanların tamamı birden biyosferi yani ekosferi meydana getiriyor gençler. Biyosfer canlı

20:48 tabakasından bahsediyoruz. Topluyorum. Tün tanımını yaptık. Sınırları belli bir alanda aynı tür canlılar popülasyonu oluşturur. Sınırları belli bir alanda popülasyonlar bir araya geldiği zaman komüniteler oluşur. Komünitelere cansız faktörleri eklersen ekosistemler oluşur. Büyük ekosistemlere biyom denir. Dünyadaki tüm biyomlar, tüm ekosistemlerde biyosfer ekosferi oluşturur. Gençler, Türkiye zengin biyoçeşitliliği içinde bugüne kadar tanımlanmış yaklaşık 1300 omurgalı hayvan türü bulunmakta. Bu canlılar içerisinde 9 memeli, 19 sürgen türü sadece Türkiye'de yaşamaktadır. Yani buraya özgü endemik türlerdir. Gençler

21:34 Avrupa kıtasında yaklaşık 12.000 bitki türü mevcutken Türkiye'de 3500 kadarı endemik yaklaşık 10.000 tohumlu bitki türü var. Yani düşün Avrupa kıtasında 12.000 1000 tane bitki türü var. Bizim ülkemizde sadece 10.000 tane var. Bunun 3500 tanesi de bizim ülkemize özgü endemik tür. Bunu söyledim. Türkiye'nin zengin biyoçeşitliliği içinde henüz keşfedilmemiş tabii ki canlı türleri de bulunuyor. Mesela sevgi çiçeği dediğimiz çiçek ülkemizdeki endemik türlere örnek. Kangal, köpeği gibi köpek türleri veya kelaynaklar ülkemizden geçiyorlar. Biliyorsunuz ki onlar da nesli tükenme tehlikesi altında bulunan canlı türleridir. Türkiye'nin biyoçeşitliliği üzerinde pek çok çalışma yapılmış. Profesör Doktor Asuman Baytop'un Türkiye

22:22 florasına yaptığı katkılardan dolayı adına itafen Baytop'un çöveni isimli Anadolu teke dikeni Türkiye'nin endemik bitki çeşitlerine örnektir. Yani bir tane profesörümüzün ismini de çiçeğe vermişler gençler. Türkiye coğrafi olarak Asya ve Avrupa kıtaları arasında köprü konumundadır. Türkiye'deki toprakların büyük bir bölümünü oluşturan Anadolu Yarımadası üç farklı fitoje bölgenin kesişim noktasında yer alır. Ülkemizde çok farklı iklim türleri görülüyor. Farklı iklim türlerinin görülmesi de biyoçeşitliliğin fazla olmasının sebeplerinden bir tanesi. Bitki örtüsü de tabii ki iklim türüne bağlı olarak, iklim çeşitliliğine bağlı olarak artıyor. Fiziki olarak çeşitli jeolojik

23:08 yapıları ve yükselti farklılıklarını içeren Türkiye, denizler, göller, akarsular gibi sucul alanlarla ormanlar, bozkırlar, dağlar gibi farklı karasal yaşam alanlarına da sahip. Üç tarafının denizlerle çevrili olması, farklı iklim tiplerinin görülmesi, farklı yükseltilere sahip olması, ova da var, dağ da var, bozkır da var. Çeşitliliğin fazla olmasını sağlıyor gençler. Mariufte uzun uzun sorular gelip altından bir şeyler çıkartmamızı istiyor ya. O yüzden hikayeleştirelim. Hatta ulusal biyolojik çeşitlilik veri tabanından da bahsedelim gençler. Ülkemizdeki ve Kuzey Kıbrıs'taki canlı çeşitliliğini eee araştırmak için oluşturulan bir projeden bahsediyoruz. Türkiye'deki biyolojik çeşitliliği izlemeye yönelik çalışmalar Nuh'un

23:55 gemisi Ulusal Biyolojik Çeşitlilik veri tabanına işleniyor isimlendirmişler. Proje Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü koordinasyonunda 2013 yılında başlatılmış durumda gençler. Amacından bahsedelim. Türkiye biyolojik çeşitliliğini ulusal ölçekte izlenmesini sağlamak istiyoruz. Biyoçeşitlilikte meydana gelebilecek değişimlerin fark edilmesi ve koruma önlemlerinin alınması için aslında bu çalışma yapılıyor. Yaklaşık 13.500 bitki ve hayvan türüne ilişkin envanter verisi toplanmış durumda. Toplanan veriler Nuh'un gemisi, Ulusal Biyolojik Çeşitlilik veri tabanına kaydedilmiştir. Ya hocam rakamları ben aklımda nasıl tutayım? Rakamları ezberlemenizi istemiyorum. Son yapılan çalışmalara göre Türkiye'mizdeki canlı çeşitliliği

24:40 kaç bin olarak tespit edilmiştir tarzında bir soru gelmez. Biz rakamları çeşitliliğin ne kadar fazla olduğunu anlamanız için veriyoruz. Avrupa kıtasının yer ölçümünü de düşün. 12.000 tane bitki türü var diyorlar. Ülkemizi düşün. 10.000 tane bitki türü var diyorlar. ne kadar fazla çeşitliliğe sahibiz onu anlamanız için aslında rakamsal olarak ifade ediyoruz. Projenin faydalarından da biraz bahsedeyim. Biyolojik çeşitliliğin korumasına yönelik hızlı önlemler tabii ki alınabilir. Gittin veri tabanına canlı çeşitlerini, yaklaşık rakamları işledin. E düzenli olarak takip ediyorsun. Baktın falanca canlının çeşitliliğinde azalma var ya da birey sayısında azalma var. O zaman bu canlının nesli tehlike altında. Biz bir koruma alanı oluşturalım. Bu canlıyı şurada saklayalım. etrafındaki

25:26 şu avcıyı yok edelim. Şu fabrikanın kurulması aslında bu canlı türüne zarar vermiş. Fabrika gerekli önlemleri alsın, fabrikayı buradan taşıyalım gibi şeyler yapılabilinir. Gençler Nuh'un gemisi Ulusal Biyolojik Çeşitlilik veri tabanı Türkiye biyoçeşitliliğinin korunması ve izlenmesi için çok önemli bir aracıdır diyor. Biyoçeşitlilik konumuzu da böylelikle bitirmiş olduk gençler. Hemen sen çözü gösteriyorum. Sen çöze cevaplarınızı aşağı yorumlar kısmına bekliyorum. Araya girmişken söyleyeyim. Videoyu beğenmeyi ve kanala abone olmayı unutmayın. Hadi soru çözümüne geçiyoruz. 25. testimize kadar gelmişiz gençler. İlk soruyla da başlıyorum. Bir bitki türüne ait geniş bir popülasyonda yapılan moleküler biyoloji çalışmalarında bak hemen altını çizeyim.

26:12 bir bitki türüne ait tek bir türden bahsediliyor. Yapılan moleküler biyoloji çalışmalarında bireylerin sahip olduğu hastalık direnci DNA dizilimleri tabloda karşılaştırılmıştır. Aynı çevresel koşullarda yetiştirilen bireylerin bir kısmının patojenlere karşı yüksek direnç gösterdiği, bir kısmın da kısa sürede hastalandığı belirlenmiştir. Çevresel değişkenler sabit tutulmasına rağmen ortaya çıkan bu farklılıkların kalıtsal olduğu rapor edilmiştir. Bu durum biyolojik çeşitliliğin hangi temel bileşeniyle açıklanır? Grafiğe baktığımız zaman aynı tür içerisinde bulunan canlıların farklı şekilde etkilendiğini görüyoruz. Kimisi hemen hastalığa yakalanıyormuş, kimisi de dirençli olarak duruyormuş. Gençler

26:57 aynı tür içerisinde demek ki çeşitlilik varmış. Tür içi çeşitliliğe ne ismini veriyorduk? varyasyon ismini veriyorduk. Bazen bir tane mikroorganizma ortaya çıkıyor. İnsanların bir kısmında hastalığa sebep olurken diğer kısımda hastalığa sebep olmuyor. O hasta olup o hasta olmuyorsa durum nedir? Genetik özelliklerimizin farklılığından kaynaklanıyordur. Buraya da baktığımız zaman aynı tür içerisinde farklılık görüldüğüne göre ne diyeceğiz gençler? Genetik çeşitlilikten kaynaklanmadı. Kaynaklanmıştır diyeceğiz. İkinci sorumla devam ediyorum. İki farklı popülasyona ait genetik çeşitlilik ölçütleri ve çevresel stres koşulları altında hayatta kalma oranları karşılaştırılmıştır. İki farklı popülasyon varmış. Yani iki farklı

27:45 türden bahsediyoruz gençler. Elde edilen sonuçlarda genetik çeşitlilik indeksi yüksek olan popülasyonun sıcaklık dalgalanmalarına daha uzun süre dayanabildiği belirlenmiştir diyor. Şimdi bakıyorum. Genetik çeşitlilik indeksi. Yani ne kadar fazla tür varsa, daha doğrusu ne kadar fazla tür içinde çeşitlilik varsa o kadar dayanıklıdır. Böyle saçma uç bir örnek vereyim. Şimdi dünya üstündeki insanları düşün. Mavi gözlüler de var, kahverengi gözlüler de var, yeşil gözlüler de var. Diyelim ki güneşten bir tane ışın yayılıyor. Işın yayıldığı zaman mavi gözlüleri öldürüyor ki öldürmesin oluşum. Mavi gözlü. Mavi gözlüler ortadan kalkıyorlar. O zaman kahverengi gözler yaşamına devam edecek mi? Edecek. Eğer tür içi bu çeşitlilik

28:32 olmasaydı, Türkiye'deki ya da dünyadaki mavi gözler çok az olsaydı, herkes kahverengi gözlü olsaydı daha az etkilenirdik. Herkes mavi gözlü olsaydı herkesin sonu gelmiş olurdu. Ne kadar fazla tür içinde çeşitlilik varsa yaşama yaşamda kalma şansı o kadar fazladır. Biliyorsunuz ki insanların ten renkleri birbirinden farklı. Beyaz ten renkli, sarı ten renkli, esmer ten rengine sahip kişiler var. Hatta daha da daha da esmer ten rengine sahip kişiler var. O esmer ten renkli hatta siyahi kişilerde cilt hastalıkları görülmüyor gençler. Onlardaki bu genetik çeşitlilikten dolayı oluyor. O yüzden genetik çeşitlilik tür içi varyasyon sayısı ne kadar fazlaysa hayatta kalma oranı da o kadar fazladır. Grafikte gözlenen

29:18 ilişkinin temel nedeni bak yine bir temel kelimesi geçiyor. O zaman bakacağım. En mantıklı olanı işaretleyeceğim. Genetik çeşitliliğin olumsuz çevre koşullarında tolerans aralığını genişletmesi. Evet, olumsuz bir çevre koşulu var. Güneşten kötü kötü ışınlar geliyor ama genetik çeşitlilik ne kadar fazlaysa hayatta kalma oranımız da o kadar artıyor. Bu oldu. Ekosistemdeki türlerarası rekabetle durumun ne alakası var? Birey sayısındaki artışın mutasyon birikimiyle direnç kazanılması ile ilgili bir bilgi verilmedi. Bunlar mutasyona uğradı. Mutasyona uğrayanlar hayatta kalıyor, uğramayanlar hayatta kalamadılar gibi bir şey dememiş ki. Çevresel stresin popülasyondaki genetik çeşitliliğin rastlantısal değişimiyle doğrudan kontrol altına alınması. Burada

30:03 rastlantısal bir değişim yok. Genetik çeşitlilik arttıkça hayatta kalma oranı artmış gençler. Genetik çeşitlilik 100 olanda az, 150 olanda fazla, 120 olanda da kararsız kalmış gibi bir durum yok. Genetik çeşitlilik ne kadar fazlaysa o popülasyonda hayatta kalan birey sayısı da fazla oluyor. Habitat parçalanması ile ilgili bir şey de anlatılmamış ki cevabımız A seçeneği oldu. Aynı türe ait iki popülasyonun uzun süre izlenmesi söz konusu. Birinci popülasyonda genetik varyasyonun düşük olduğu, ikinci popülasyonda ise yüksek olduğu belirlenmiş. Dikkat et. İki popülasyonun var. İkisinde de aynı tür canlılar bulunuyor. Şurası birinci popülasyonum, burası ikinci popülasyonum olsun.

30:49 Birinci popülasyonda genetik varyasyonlar düşükmüş. Mesela atıyorum buradakilerin hepsi kahverengi gözlüymüş. Burada kahverengi de var, mavi de var, yeşil de var, bal rengi göze sahip olanlar da var gençler. Atıyorum buradakilerin hepsi kıvırcık saçlıymış. Burada kıvırcık da var, düz de var, dalgalı olan da var gibi düşünebilirsin. İkinci popülasyonda çeşitlilik fazla. O zaman ortamda hayatta kalma şansı daha fazla olacak. Ani çevresel değişim sonrası birinci popülasyonun birey sayısı hızla azalmış. İkinci popülasyon ise varlığını sürdürmeye devam etmiş. Gençler bu sonuç aşağıdakilerden hangisini destekler diyor. Bakıyorum. Türk çeşitliliği tüm ekosistemi korur diyor. Bize bir hikaye

31:35 anlatmış. Birinci popülasyon, ikinci popülasyon var. İkinci popülasyonda çeşitlilik fazla olduğu için yaşamına devam etmiş. Birinci popülasyonda çevre şartları değiştiğinde birey sayısı hızlıca azalmış. A ile bir alakası yok. Genetik çeşitlilik canlıda adaptasyonu arttırır diyor gençler. Cevap anahtarında da B olarak verilmiş ama cevap B değil. Hemen söylüyorum. Genetik çeşitlilik canlıda adaptasyonu arttırır ama o bireyseldir. Burada komple bir popülasyondan bahsediliyor. O yüzden bunu eledik. Ekosistem çeşitliliği genel popülasyonu dengeler diyor. Evet bu da doğru bir yaklaşımdır gençler. Çeşitlilik ne kadar fazlaysa popülasyonların da ortamda yaşama şansı fazladır. Ama yukarıda bir popülasyon anlatılmış. Farklı ekosistemlerde

32:20 tutuyoruz bunları. Dememişler. Birey sayısının fazlalığı yok oluşu engeller. Birey sayısıyla ilgili bir bilgi bize verilmemiş. Birey sayısı fazla ama hepsi aynı tipse yok olur giderler. Ne alakası var? Varyyasyon zenginliği. Heh. İkinci popülasyonda tür içi çeşitlilik yani varyasyon zenginliği vardı. Popülasyonun direncini yükseltir. Çevre şartları değiştiği zaman popülasyon daha dirençli kaldı. Yaşamına devam etti. Dediğim gibi küçük bir hata olmuş. Cevabımız E seçeneği olacak. 4. sorumla devam ediyorum. Tarım ve gıda güvenliği raporlarında aynı bitki türüne ait farklı tohum örneklerinin uzun süreli olarak saklandığı gen bankalarının önemi vurgulanmaktadır." diyor. Bu tohumlar

33:05 iklim değişikliği, hastalıklar ve çevresel streslere karşı gelecekte kullanılmak üzere muhafaza edilmektedir. Gençler tohum bankalarından çok büyük bir tanesi de ülkemizde. Tohum bankasındaki mantık ne? Bitkilere ait işte tohumları alalım burada koruyalım. Eğer herhangi bir sıkıntı olursa bu canlının nesliyile ilgili bir problem yaşanırsa tohumlardan canlıyı tekrardan üretebilelim. Bu uygulamanın temel amacı tabii ki genetik çeşitliliği korumaktır. Biz kendi kendine bıraktığımız zaman bazı canlı türlerin nesilleri yok olabiliyor. E ben onlara ait tohumları saklarsam genetik çeşitliliği de tabii ki korumuş olacağım. Cevaba baktığımız zaman genetik çeşitliliği korumanın C seçeneğinde olduğunu görüyorum. Ben

33:52 tohum bankasında tohum saklıyorum diye dünyada bulunan tür sayısı artmaz gençler. Ekosistem çeşitliliğini arttırmakla ilgili bir çalışma da değil bu. Popülasyon yoğunluğunu azaltmak ya da birey sayısını yok etmek istemiyoruz. Habitatlarla da durumun bir bağlantısı yok ki. 5. sorumla devam ediyorum. Uzun süre izole kalan bir hayvan popülasyonunda yani bir tane hayvan türünün bulunduğu popülasyon varmış. İzole kalmışlar etrafla ilişkileri kesilmiş. Hastalıkların görülme sıklığının arttığı rapor edilmiştir. Yapılan genetik analizlerde bireyler arasındaki genetik benzerliğin oldukça yüksek olduğu belirlenmiştir. Bu durumun nedeni aşağıdakilerden hangisidir gençler? Genetik çeşitlilik azalmış.

34:39 Akraba evliliklerinde hastalıkların görülme oranının artmasındaki mantık da budur gençler. Şimdi diyelim ki bir köye hayalet. Köyde hiç dışarıdan evlilik yapılmıyor. Hep köyün içerisindeki bireyler birbiriyle evleniyorlar. E o köyün içerisindeki bireyler zaten birbirimizle akrabayız. Yani genetik yapılarımız birbirine çok benzer. Genetik yapısı bana çok benzer bireyle evlendiğim zaman yine çocuğun genetik yapısı bizimkine benzer olacak. ikimizde olan kusurların onda görülme ihtimali çok daha yüksek olacak. Biraz konuyla bağlı, biraz konudan bağımsız bir şey anlatayım size. Akraba evlilikleri yapmayalım. Akraba evliliği sonucunda işte bazı kalıtsal hastalıkların görülme ihtimali artıyor deyip deyip duruyoruz ya. Mantığı anlatayım. Diyelim ki benim

35:25 çekinik olarak taşınan genetik bir hastalığım var ama dışarıdan baktığında hiç görmüyorsun. Çünkü bende hastalıkla ilgili gen şu olsun var ama sağlıklı olma genim de var. Sağlıklı olma genim hasta olma genime baskılı olduğu için sen beni sağlıklı olarak görüyorsun. Bu hastalıktan da hiçbir belirti bende yok. Ama genetik olarak bu hastalık genine sahibim. Üstüne basa basa söylüyorum. Bilmem kaçıncı kromozomumun, bilmem kaçıncı geninin, bilmem kaçıncı nükleotiti olarak ben bunu taşıyorum. Amcamın oğlu, dayımın oğlu, halamın oğlu, teyzemin oğlu üst soyumuz bir ya onun da benimle aynı genetik özelliğe sahip olma ihtimali çok çok yüksek. Bizim işte üst soyumuz, babamız, dedemiz

36:11 ortak olduğu için ona da dışarıdan baktığın çok sağlıklı, hastalıkla ilgili hiçbir şekilde eee herhangi bir belirtisi görülmüyor. Biz ikimiz evlendiğimiz zaman genetik yapılarımız birbirine çok benzer. Ya bulundurduğumuz hastalık genlerini çocuğumuza verme ihtimalimiz oluyor ve çocuğumuzda bu hastalığın görülme oranı oluyor gençler. Bu olay tesadüfidir. Benim bilmem kaçıncı genimin bilmem kaçıncı nükleotinin bu gen var. Amerika'dan bir adamla evlendim. Adamda da aynı noktada var. Bizim genetik kusurlu bir çocuğumuz olabilir mi? Olabilir. Benim genetik bir çekinik taşıdığım hastalık genim var. Amcamın oğlunun da var. Biz evlendiğimiz zaman hastalık gelini vermeyebilir

36:56 miyiz? Çocuğa büyük A, büyük Ağlar gider. Hiç özelliğe sahip bile olmayabilir mi? Olabilir. Tesadüfüdür. Ama akraba evliliklerinde bu durumun görülme oranının iki kat daha fazla olduğu tespit edilmiş. O yüzden akraba evliliği yapılmasın deniyor. Sen bir hayvan popülasyonunu düşün. Ben insan popülasyonu üstünden örnek verdim kafanıza otursun diye. Hayvan popülasyonunu izole ettin. Bir alana bıraktın. Hep kendi içerisinde çiftleşme yaptıkları zaman genleri artık yavruların yavruların yavruların birbirine çok benzer olacaktır. Gençler bu durumun nedeni aşağıdakilerden hangisidir? Genetik çeşitlilik azalmış. Hep onlar belli genetik özelliklere sahip bireyler çiftleşmiş. Çocuklara da aynı özellikler aktarılmıştır. 6.

37:41 sorumla devam ediyorum. Bir sulak alanda yürütülen biyolojik envanter çalışmasında bitki, balık, kuş ve omurgasız hayvan gruplarının popülasyonları incelenerek elde edilen veriler grafikte gösterilmiştir. Bu veriler doğrudan hangi biyolojik çeşitlilik düzeyini yansıtır? Şimdi bir alan varmış. Buradaki tür sayısından bahsetmişler gençler. Kuşları, balıkları bitkileri omurgasızları saymışlar. Yani adı üstünde söyledim. Tür çeşitlerini saymışlar. Neyi ifade edecek? Tabii ki tür çeşitliliğini ifade edecek. Geldim 26. testimize. 1inci sorumuzla başlıyorum. Bir adada yapılan uzun süreli ekolojik izleme çalışmalarında tür sayısının sınırlı olduğu ve ekosistemin çevresel

38:27 değişimlere karşı hassas olduğu belirlenmiştir. Şimdi tür sayısı sınırlı olduğu zaman bir ekosistemdeki tür çeşitliliği az olduğu zaman çevresel değişimden tabii ki daha fazla etkilenecekler. Bunun temel nedeni sorulmuş. E zaten burada ne diyor? Tür sayısı sınırlı diyor. Bu ekosistemde değişimlerden çok etkilenir diyor. Tür çeşitliliğinin düşük olmasını işaretliyorsun. Grafik mfik okumaya aslında yorumlamaya gerek yok. İkinci sorumuz. Bir bölgede orman, çayır, göl, sulak alanların birlikte bulunduğu haritalama çalışması yapılmış. Bu durum hangi biyolojik çeşitlilik düzeyine örnektir? Çayır bir ekosistem, göl bir ekosistem, sulak alan bir ekosistem. Yani aslında bu ekosistem çeşitliliğini

39:12 gösteren bir çalışma gençler. O yüzden cevabımız C seçeneği oldu. Geleyim 3ün soruma. Ekosistem çeşitliliği ile tür çeşitliliği arasındaki ilişkiyi gösteren uzun süreli gözlem verileri analiz edilmiştir. Bakıyorum ekosistem çeşitliliği, ekosistem sayısı artan tür sayısı da tabii ki artıyor. Bu grafiğe göre aşağıdakilerden hangisi söylenebilir? Ekosistem çeşitliliği arttığında tür çeşitliliğinin de arttığı söylenebilir. Başka ne söyleyebileceğiz ki? Tür çeşitliliği ekosistemi azaltır. Ne alakası var? Tam tersi. Ekosistem çeşitliliği tür çeşitliliğini destekler. Zaten cümle içerisinde grafiğe bakar bakmaz kurduk. Genetik çeşitlilik ekosistemleri sınırlar. Birincisi sınırlamaz. İkincisi burada genetik

39:59 çeşitliliği bilmiyoruz. Habitat sayısı türleri etkilemez diyor. Habitat canlının yaşayabildiği ortam. Ekosistem içerisinde çok farklı habitatlar olabilir. Büyük bir ekosistemde az sayıda habitat, küçük bir ekosistemde çok sayıda habitat olabilir. Ne bileyim ben. Popülasyon yoğunluğu belirleyicidir. Burada bulunan türlerin birey sayılarıyla yoğunlukları ile ilgili bir bilgim yok ki. 4. sorumla devam ediyorum. 9A sınıfında üç farklı habitatta tür gözlemi yapmak için arazi çalışmasına çıkılmış. Elde edilen veriler tabloda verilmiş. Öğretmen endemizm oranını endemik tür sayısının toplam tür sayısına bölünmesi şeklinde tanımlamış. He endemizm oranı denilen bir oran varmış. Neymiş? Endemik tür

40:44 sayısının toplam tür sayısına bölünmesi. O zaman ormanlar için bu rakam 6/42, bozkırlar için 9/35, tulak alanlar için ise 20 pardon 2/28 şeklinde olacak gençler. Tablodaki verilere göre endemizm oranı en yüksek habitat hangisidir? E baktığımız zaman tabii ki bozkır olduğunu görüyoruz. Bozkır çünkü endemik tür sayısı toplam tür sayısına oranı diğer habitatlara göre çok daha fazladır gençler. Orman değil sulak alan değil. Orman değil sulak alan değil cevabımız. 5. sorumuza da geçiyorum. Bir nehir havzasının da baraj yapımı sonrası sulak alan ekosistemlerinin kaybolduğu yani

41:30 ekosistem kaybı denilen durum söz konusu olmuş gençler. Birçok türün bölgede görülmediği de rapor edilmiş. E ekosistem yok olursa tabii ki pek çok eee canlı türünü o alanda göremezsin. Bu değişim öncelikle biyoçeşitliliğin hangi bileşenini olumsuz etkilemiştir? Ekosistem çeşitliliğini. Geldim 6. sorumuza. Bir çevre dergisinde Avrupa'da yaklaşık 12.000, Türkiye'de ise yaklaşık 10.000 tohumlu bitki türü bulunduğu belirtilmektedir. Bu türlerin yaklaşık 2000'inin Avrupa'ya, yaklaşık 3500'ünün ise Türkiye'ye özgü endemik türler olduğu da ifade edilmiştir ve bunlar grafiğe konularak bizim önümüze verilmiş. Bu bilgilere göre yorumlarından hangileri yapılabilir

42:15 diyor. Türkiye'deki toplam tohumlu bitki türü sayısı Avrupa genelinden fazladır. Yo Avrupa'da 12.000, Türkiye'de 10.000'miş. Avrupa'yı düşündüğün zaman tabii ki çok büyük bir alandan bahsediliyor ama totalde Avrupa'daki daha fazlaymış. Bunu eledim. Türkiye'de yaklaşık olarak 3500 endemik tür bulunmaktadır. Sakın düşmüyorsun. Türkiye'de 3500 yaklaşık tohumlu endemik bitki türü bulunmaktadır. Bunun hayvanını, tohumsuzunu da düşünürsen sayı çok çok daha fazla olacaktır. Burada dikkat etmen gereken bir aslında cümle var. O yüzden eledim. Türkiye'de toplam bitki varlığı içinde yüksek oranda endemik barındırmaktadır. Evet, toplam bitki varlığını düşündüğümüz zaman endemik bitki türünün de yüksek oranda bulunduğunu söyleyebiliriz. Avrupa'daki tohumlu bitkiler Türkiye'ye

43:02 göre daha geniş alanlara yayılır. Ne bileyim ben. Belki Avrupa kıtasının gittileri hepsi birden bir alanında toplandı. Diğer yerlerde hiç bitki türü yok. Türkiye'deki endemik bitki varyasyonu popülasyonlarının hayatta kalma şansını arttırır diyor. Türkiye'deki endemik bitki varyasyonu popülasyonların hayatta kalma şansını arttırır. Endemik başka bir bölgede yaşamıyor diye yaşama şansı fazla olacak diye bir şey yok diyeyim. Geleyim 7. sorumuza. Anadolu üç farklı fitoje bölgenin kesişim kuşağında yer alır. Bu nedenle zaten çeşitlilik ülkemizde çok fazla gençler. Kısa mesafelerde bile iklim koşulları ve bitki örtüsü belirgin biçimde değişebilmektedir. Bu durum birbirinden farklı habitatların oluşması ve farklı türlerin uygun yaşam alanlarına bulunmasına katkı

43:48 sağlayabilir. Bu bilgi biyolojik çeşitliliğin hangi sonucunu en iyi destekler? diyor. Tek iklim tipinin baskın olması tür sayısını azaltır. Farklı iklim tipleri görüldüğü için zaten ülkemizde biyoçeşitlilik fazla. Bölge kesişimi tüm türlerin aynı habitatta yaşamasını sağlamaz. Böyle bir şeye zorlamaz. Gençler bitki çeşitliliği artarsa hayvan çeşitliliği her zaman azalır. Zaten her zaman mutlaka kesinlikle kelimeleri bizim için tehlikeli. Ama bitki çeşitliliği artarsa hayvan çeşitliliği de artar. Niye azalsın ki? Farklı iklim ve bitki örtüsü farklı türlerin yaşaması için daha fazla yaşam alanı oluşturacaktır. Yükselti farkı azaldıkça türün yayılışı ile ilgili bir bilgi de bize verilmemiş ki.

44:34 8. sorumuz. Biyolojik çeşitliliğin temel unsurları ile ilgili ifadelerinden hangileri doğrudur diyor. Aynı tür içerisindeki bireyler arasındaki kalıtsal farklılıklar genetik çeşitliliği ifade eder. Evet. Aynı türdeki senin yeşil benim kahverengi gözlü olmam işte senin sarı benim siyah saçlı olmam tür içi çeşitlilik varyasyonu genetik çeşitliliği ifade eder. Bir bölgede bulunan farklı türlerin sayısı tür çeşitliliğini tabii ki gösterir. Aynı ekosistemde yaşayan birey sayısı ekosistem çeşitliliğini belirler. Aynı ekosistemde yaşayan birey sayısı çeşitliliği belirlemez. Mesela şuradaki ekosistemde 100 canlı vardır. 5 çeşitten oluşuyordur. Şurada 50 tane canlı vardır. 10 çeşitten oluşuyordur.

45:20 Tür çeşitliliği burada daha fazladır diyeceğiz. Birey sayısı ile alakası yok. Cevabımız da C seçeneği oldu. Geldim bağlam beceri temelli sorularımıza gençler. Aşağıda verilen metinden, tablodan ve grafikten yararlanarak iki tane soruyu çözmemiz istenmiş. Şöyle bir göstereyim. Uzun bir de tablo grafik verilmiş. Bakalım hangi hikaye anlatılıyor. Aşağıda verilen metinden, tablodan, grafikten yararlanarak iki soruyu cevaplayınız. Bir şehir içerisinde dere çevresinde biyoçeşitliliği incelemek için bir çalışma yapılmış. Tür çeşitliliği için her alanda görülen farklı bitki türlerinin sayısı dikkate alınmış. Sazlık, çayır, ağaçlık farklı tür bitki sayısı yazılmış. Genetik çeşitlilik içinde aynı türe ait X türü bireyden

46:06 alınan DNA ernöklerinde görülen farklı DNA desenlerinin sayısı kullanılmıştır diyor. Bu durum DNA üzerindeki nükleotit dizilimlerinin bireyler arasındaki farklı olmasının genetik çeşitliliğe yol açtığını, her canlının kendine özgü kalıtsal özellikler taşıdığını gösterir. Sazlıkta 18 bitki türü varmış. [homurdanır] Farklı DNA deseni sayısı da 6'ymış. Yani tür içi çeşitlilikte de 6 görülmüş gençler. Çayır'da 26 farklı bitki türü varmış. DNA dizilimlerinde ise farklı desen sayısı 3 olarak görülmüş. Yani buradaki türler birbirine daha çok benziyorlarmış gibi değerlendirebiliriz. Ekosistem çeşitliliği içerinde burada bulunan farklı ekosistemler baz alınmıştır. Sazlık bir ekosistem, çayır bir ekosistem, ağaçlık da bir ekosistemdir. Gençler alanlara göre farklı bitki türü

46:52 sayısı verilmiş ve DNA sayısı da verilmiş. İlk sorumuzla başlıyorum. Tabloda yer alan göstergeler incelendiğinde aşağıdaki seçeneklerden hangisi her bir biyoçeşitlilik niteliğini doğrudan eee niteliğini doğru göstergesi ile eşleşmektedir diyor. Tür çeşitliliği dediğimiz zaman şimdi şuraya bakacaksın. farklı bitki türü sayısı tür çeşitliliğini gösteren şeydir. O zaman bitki türü sayısı diyeceksin. Bitki türü sayısı diyeceksin. Ekosistem türünü eledip DNA'daki desen sayısı tür içişe eşitliliği ifade eder. Genetik çeşitlilik DNA'daki desen sayısıdır dedik. O zaman bu da gitti. Ekosistem çeşitliliği de zaten ekosistem türü sayısıdır. Sazlık, çayır, bozkır mıydı?

47:37 Üçüncüsünü unuttum. Evet. Sazlık, çayır, ağaçlıkmış. Üç tür ekosistem var burada. O zaman cevabı işaretledim. 2'ye baktığımız zaman 2 bizim son sorumuz gençler. Cevap anahtarını şöyle alta çekeyim. Yani bu bizim sen çözümüz oluyor. Yukarıda göstermiştim. Cevabını aşağı yorumlar kısmına bekliyorum. Bunları da işte TikTok'ta, Instagram'da, YouTube'da shorts olarak cevaplıyorum gençler. Sizin cevaplarınız da doğruysa tabii ki kalp atıp yukarıya sabit diyorum. Bir sonraki dersimiz 7. gün olacak. Canlılardaki temel bileşiklere yani inorganik bileşiklere başlayacağız gençler. 7. günde görüşmek üzere diyorum. Videoyu beğenmeyi unutmayın. Kanala da mutlaka abone olun. Hoşça kalın.

48:22 >> [müzik] >> H

Share

YouTube Video Özetleri