0:01 [müzik] Herkese merhabalar. Ben Seda Hoca. Marif kampımızın 3. gününde birlikteyiz gençler. Bugün canlıların ortak özellikleri diyeceğiz. Maarif kampı kapsamında biliyorsunuz ki tüm 9 ve 10. sınıf konularını anlatıyoruz. Yeni sınav sistemine göre [homurdanır] PDF'leri ilk olarak WhatsApp kanalımda paylaşıyorum gençler. Önceden edinmek istiyorsanız mutlaka WhatsApp kanalımdan beni takip edin. Linkini açıklamalar kısmına bırakacağım. Yine buraya da PDF'i bırakmış olacağım gençler. Hemen konu anlatımına başlayacağım ama öncelikli olarak tabii ki videoyu beğenmenizi istiyorum. Kanala abone olmadıysanız da mutlaka abone olun. Benim için önemli. İlk konumuz tabii ki canlıların ortak özelliği. Canlıların ortak özelliği dediğimiz zaman da canlılık kavramını
0:48 çok iyi anlamamız gerekiyor. Milli Eğitim Bakanlığı bize tüm canlılarda görülen ortak özellikleri vermiş ama ben dersin en sonunda sorularda gizli olan, bizim bilmemiz istenen özellikleri de toplu bir şekilde size söylemiş olacağım. Şimdi dersimizin adı, bir önceki derste de söylemiştim, biyoloji, biyo anlamına geliyordu. Etrafımıza baktığımız zaman bir sürü canlı varlık, bir sürü de cansız varlık var. Tabii ki canlıların sahip olduğu ortak özellikler var. Canlılara ait bazı özellikler cansızlarda da görülebilir. Biz tamamının birden görülmesine bakacağız gençler. Mesela bir uçağa baktığımız zaman hareket ediyor. Canlılar hareket eder, uçak da hareket ediyor. O zaman uçağı da canlı diyelim mi? Tabii ki
1:35 olmaz. Tüm özelliklerin birden görülmesi lazım. Belirli özelliklere sahip, organize olmuş, çevresiyle etkileşimde bulunabilen ve çoğalabilen biyolojik varlıklara canlı ismini vereceğiz. Yaşam belirtileri göstermeyen, hücresel yapıya sahip olmayan madde veya nesnelere ise cansız varlıklar ismini vereceğiz. En sonda bir de virüslerden bahsedeceğiz. Virüsleri ne canlılar içerisinde ne de cansızlar içerisinde gruplandırıyoruz. Unutmayın. Çünkü canlıya da benzer özellikleri de var. Cansızlara benzer özellikleri de var. Bunları bilmemiz gerekiyor. Onları biyolojik varlık olarak en sonda vermiş olacağım. Şimdi canlıların ortak özellikleri dediğimiz zaman MEB'in bana verdiği tüm ortak
2:21 özellikleri bu tabloda görebilirsiniz. Birazdan detaylandıracağım ama en başta gözümün önünde bir canlandırayım. Kime canlı diyorum? Hangi özelliklere sahip olması gerekiyor? Bunu toplu bir şekilde görelim gençler. En uzun şunu anlatacağım. Çok çok önemli. Bu seneki üniversite sınavında da hücresel yapı çıktı. Her sene kamplarımda diyorum ki hücresel yapı çok önemli. Prokaryot, ökaryot arasındaki farkı çok iyi bilin. Diğer videolarımda da hep dedim bu kısmı uzun anlatacağım. çıkma ihtimali çok yüksek ki bu seneki sınavımızda doğrudan prokaryot, ökaryot farkı da sorulmuştu gençler. Şimdi tüm canlılar hücresel yapıya sahip olacak. Bazı canlılar tek hücreli bazı canlılar çok hücrelidir. Bu hücre sayısı bakımından bir farktır.
3:07 Hücresel yapı bakımından da prokaryot hücre yapısına sahip canlılarımız bir de ökaryot hücre yapısına sahip canlılarımız bulunacak. Dediğim gibi detaylandıracağım. Bunun haricinde eski ismiyle solunum, yeni ismiyle enerji üretme ve tüketme. Tüm canlıların enerjiye ihtiyacı var ve tüm canlılar kendi enerjisini kendi üretmek zorunda. Bunu da tüketecek. Ya solunum yapacak, oksijenli veya oksijensiz ya da fermantasyon tepkimeleri sonucunda canlılarda kullanılabilir enerji formu olan ATP sentezi gerçekleşecek. Tüm canlılar etkiye tepki veya uyarılara tepki gösterirler gençler. Mesela sen bakterinin bulunduğu ortama atıyorum işte tuzlu bir solüsyon damlatırsan, asit damlatırsan bakteri asit olmayan
3:54 tarafa doğru hareket eder. Bu bir tepkidir. Ağ çiçeğinin güneş olan tarafa yönelmesi bir tepkidir. Yani tüm canlılarda tepki göstermekte ortaktır. Devam edeyim. Boşaltım da bir ortak özellik gençler. Ama canlılarda farklılıklar olduğu için boşaltımla ilgili farklılıklar da söz konusu. Tek hücreli bir bakteri de boşaltım yapacak. En gelişmiş canlı olan ben de boşaltım yapacağım. Tabii ki ikimizde farklılıklar söz konusu. Adaptasyon. Canlının eee bulunduğu ortamda yaşama ve üreme şansını artıran genetik özelliklerine adaptasyon ismini vereceğiz. Canlılar adapte olabildikleri ortamda yaşamlarını devam ettirecekler. Tüm canlılar büyüyecek ve gelişecek.
4:39 Büyümek başka bir şey, gelişmek başka bir şey. Bunların da tek hücrelilerde büyüme ve gelişme nasıl gerçekleşir? Çok hücrelilerde büyüme ve gelişme nasıl gerçekleşir? Buradaki farkı iyi bilmem gerekiyor. Yıldız, yıldız, yıldız. Üreme canlıların ortak özelliğidir. Tüm canlılar üreme üçgüdüsüne sahiptir. Ergenlik çağına geldiğim zaman hım yaşım da geldi. O zaman ben bir östrojen sentezleyeyim, yumurta üretmeye başlayayım demiyoruz. Ya da bitkiler mevsimsel olarak çiçek açıyorlar. İnsanlar çiçeklere baksın, içleri açılsın diye açmıyorlar. Çiçek bitkilerin üreme organıdır gençler. Üreme tüm canlılarda ortaktır. Tüm canlılar üreme üçgüdüsüne sahiptir. Ama önemli nokta şurası olacak. Beslenmezsem
5:25 ölürüm. Enerji üretmezsem ölürüm. Homoestezimi korumazsam ölürüm ama üremezsem ölmem. Üreme canlının hayatına devam edebilmesi için şart değil. Hareket etmek de tüm canlılarda ortak. Ya hocam bitkiler hareket etmiyor demiyorsun. Bitkiler de hareket ediyorlar. Su bulunan yere doğru köklerin büyümesi, ağ çiçeği bitkisinin güneşe doğru bitki yapraklarının güneş bulunan tarafa doğru yönelmesi bir harekettir. Herkes aktif olarak yer değiştirme hareketi yapmak zorunda değil. Ama hareket etmek tüm canlılarda ortak olarak görülür. Yine beslenmek zorundayız. Neden? enerjiye ihtiyacımız var. E enerjiyi de nereden karşılayacağız? Besinlerden. Besinleri oksijenli oksijensiz solunum veya
6:12 fermantasyon tepkimeleri sonucunda yakacak canlılar buradan kullanılabilir enerji formu olan ATP'yi sentezlemiş olacaklar. Organizasyon diye bir temamız var. Aslında organizasyon uyum anlamına gelecek. Tek hücreli bir canlıda da içeride bulunan maddeler birbiriyle organize olup çalışmak zorunda. Benim üstümden düşünürsen de çok hücreli. Bayağı sistemli bir canlıyım. Dalağım böbreğimden, böbreğim beynimden, solunum sistemim, boşaltımdan bağımsız çalışamaz. Hepsinin içeride belirli bir uyumla çalışmış olması gerekiyor. Metabolizma canlı vücudunda gerçekleşen yapım ve yıkım tepkimelerinin tamamına verdiğimiz isimdir. Detaylandıracağım. Homeostazi de kararlı iç denge anlamına
6:57 gelir. Yani bir canlının içerisindeki her şeyin olması gerektiği gibi çalışması veya sağlıklı durumu diyebiliriz. Mesela kan şekerimin olduğu değerde olması. Boşaltım sistemimin devamlı olarak sistematik boşaltım işlevlerini gerçekleştirmesi yani içeride her şeyin olması gerektiği gibi çalışması. Tekrar söylüyorum buradan başlıyorum gençler. O zaman biz canlıların ortak özelliklerini kendi kafamızda hayal edelim diye. Mesela güç kaynağı diye bir kodlama kullanabiliriz. Besleniyorum, enerji üretip tüketiyorum. Aslında bunların hepsi güç kaynağıdır. Metabolik işlevler de bize güç mekanizması olur. Bakım dediğimiz zaman
7:44 homeostazi boşaltım navigasyon hareket etmek, uyarılara tepki vermek, adaptasyon büyüme gelişme üreme mirastır. Hücresel yapı ve organizasyon da içimizdeki mimari düzen olarak eee aklımızda kalabilir. Gelelim esas konuya. En çok neyin üstünde duracağım dedim. Yıldız, yıldız, yıldız hücresel yapının üstünde duracağım dedim. Canlılar prokaryot ve ökaryot hücre yapısına sahiptir. Prokaryot ve ökaryot hücrelerde genetik materyal olan DNA ortak olarak bulunur. Prokaryotlarda çift sarmallı ama halkasal halde yani çift zincirle halkasal. Ökatriyotlarda ise çift zincirle helix iki ucu birbirine birleşik değil. Bunun
8:30 haricinde RNA da hem prokaryotlarda hem ökaryotlarda ortak olarak bulunur. Protein sentezinin gerçekleştiği ribozom hem prokaryot hemotlarda ortak. O zaman hücre zarı da ortaktır diyebiliriz. Sitoplazmayı da hadi ortak olarak yazmış olayım gençler. Şimdi sizinle birlikte düşünmeye başlıyoruz. Canlılar ya prokaryot hücre yapısına sahip ya da ökaryot hücre yapısına sahip. Prokaryot ve ökaryotlarda DNA, RNA, ribozom, hücre zarı, sitoplazma ortak olduğuna göre tüm canlılarda bu beşi vardır diyebilir miyim? Yapıştır dedim. Geçti ya. Hocam prokaryotla ökaryotun farkı ne? Aradaki fark şu. Ökaryotlarda DNA'nın etrafı bir
9:18 zarla çevrili. Yani ökaryot hücre yapısına sahip olan canlılara çekirdekli hücrelerdir diyebiliriz. Daha sonraki konularda öğreneceğimiz, sizin daha önceki sınıflarda öğrendiğiniz ne bileyim endoplazmik retikulum, ne bileyim golgin, ne bileyim mitokondri, koful, lizozom. Bunlar ökaryotlarda bulunurken prokaryotlarda zarlı hiçbir organel bulunmaz. Unutmuyorsun. Yapıştırmaya devam ediyorum. Daha sonraki konularda da işime yarayacak. 9un içerisinde canlı alemlerini öğreneceğiz. Canlılar 6 tane aleme ayrılırlar. Hoca her zaman gelişmemişten gelişmişe doğru yazıyor. Şimdi en gelişmemiş alem bakteriler alemidir.
10:03 Arkasından da arkeler alemi dediğimiz bir alem gelecek. Daha sonrasında protista alemi dediğimiz bir alem var. Arkasından bitkiler alemi gelecek. Arkasından mantarlar alemi. Arkasından da hayvanlar alemi dediğimiz alem gelir gençler. Bakteriler ve arkeler yapıştırır. Prokaryot hücre yapısına sahiptir. Kalanlar ökaryot hücre yapısına sahip olacak. Yine çok önemli bir kısmın üstüne basacağım gençler. Bakteriler alemindeki canlıların tamamı tek hücrelidir. Arkeler alemindeki canlıların tamamı da tek hücrelidir. Protist aleminde tek hücreli de var, çok hücreli de var. Bitkiler alemindekilerin tamamı çok hücreli. Mantarlarda daha önce sordular tek hücreli de var, çok
10:49 hücreli de var. Hayvanlar alemindekilerin tamamı da çok hücreli. Buraya bakıyorsun. Yapıştırıyorum. Prokaryot hücre yapısına sahip canlıların tamamı tek hücrelidir diyebilir miyim? Baktım. Evet. Prokaryotların tamamı tek hücreli. Tek hücrelilerin tamamı prokaryottur diyebilir miyim? Hayır diyemezsin hocam. Bazı protisler, bazı mantarlar da tek hücrelidir. Dikkat ediyorsun. Ökaryotların tamamı çok hücrelidir diyebilir miyim? Diyemezsin hocam. ökaryot hücre yapısına sahip olup tek hücreli olanlar da var diyeceksin. Yani bu bağlam bizim için önemli olacak. Bir daha prokaryot çekirdeksiz. Zarlı organel yok. Bakteri ve arkeler. Ökaryotlarda çekirdek var. Eee
11:35 endoplazmik retikulum, mitokondri, kloroplazm artık canlı türüne göre zarlı organellerde bulunacak gençler. Bu bizim için önemli. Devam edeyim. Organizasyonla canlıları hücre sayısına göre neye ayırdık? Tek hücreli canlılar var. Bir de çok hücreli canlılar var. Ve canlılarda her zaman bir organizasyon yani uyum gerçekleşme, düzen olmak zorunda. Kafamızda nasıl tutalım? İşte bir düğün organizasyonuna gideceğiz. Diyoruz ki ben çıkacağım işte gelin damat gelecek, pastayı kesecek, para takacağız. Arkasından halay çekeceğiz. Evimize dağılayacağız. Yani her şeyin belirli bir sırası var. Belirli bir düzeni var. Bizim vücudumuzda veya tek hücreli bir canlıda da bir düzen, bir uyum olmak zorunda. Tek hücreli bakteriyi düşün. DNA'sı, RNA'sı,
12:22 ribozomu, hücre zarı sitoplazması var. Ama DNA'sı ribozomdan ribozomu sitoplazmasından sitoplazması hücre zarından bağımsız çalışamaz. O zaman varlığını sürdüremezdi. Gençler tek hücreli canlılarda atomlar molekülleri, moleküller organelleri, organeller de hücreleri meydana getirecek. Yani şurada gördüğünüz dört basamak tek hücreli canlılarda var. Eğer canlı çok hücreli ise hücreler bir araya gelerek dokuları, dokular bir araya gelerek organları, organlar bir araya gelerek sistemleri, sistemler de organizmayı meydana getirecek. Klasik sorusu. Aşağıda verilen organizasyon basamaklarından hangisi tüm canlılarda görülmez? Bir kere canlılar tek hücreli veya çok
13:07 hücreli. Tek hücrelilerde görülen basamak tüm canlılarda görülüyor demektir. Atomların, moleküllerin, organellerin ve hücrenin görülmesi tüm canlılarda ortak. Doku, organ, sistem oluşumu ise sadece çok hücreli canlılarda görülecek. Unutmuyorsun. Burası bizim için önemli. Geldim diğer önemli ortak özelliğimize. Bu da beslenmektir. Tüm canlılar enerji ihtiyacını karşılamak için beslenmek zorunda. Ama bazı canlılar kendi besinini kendi sentezleyecek. Biz onlara ototrof yani üretici canlı ismini vereceğiz. Bazı canlılar ise besinini doğadan hazır olarak alacak. O canlılara ise heterotrof canlılar ismini vereceğiz. Bazı özel canlılarımız var ki bir tane
13:54 örnek vereceğiz. Başka bir şey bilmemize gerek yok. Öglena dediğimiz canlıdan bahsedeceğiz. Hem ototrof hem heterotrof beslenme özelliğine sahiptir. Bu çok üst bir özellik. Yani fotosentez yaparak kendi besinini kendi sentezleyebiliyor. İşine geldiği zaman da besinini doğadan hazır olarak alabiliyor. Tek örneğim öglenadır gençler. Protista alemi içerisinde kamçısıyla hareket eden tek hücreli canlıdan bahsediyoruz. Protista olduğuna göre ökaryot hücre yapısına sahip. Az önce alemleri verdim ya. Fotosentez yapacak kloroplastı bulunuyor. Devam edeyim biraz başa geleyim. Ototrof dediğin zaman inorganik maddeleri organik maddelere çeviren canlılardır. Ya fotosentez yaparlar ya
14:42 da kemosentez yaparlar. Fotosentezi biliyorsun. ışık enerjisi sentez ışık enerjisi sayesinde kendi besinini kendi sentezlemek anlamına geliyor. Kemosentez ise kimyasal enerjiyi kullanarak inorganikten organik madde sentezlemek anlamına gelecek gençler. Bazı bakteriler, bazı arkeler ototrof canlılardır. Protista aleminin bazıları da ototroftur. Mantharların tamamı heterotrof. Bitkiler ototrof canlılardır. Tam parazitler hariç. Hayvanlar alemindeki canlılarda heterotrof beslenme özelliğine sahiptir. Bunlar konusu da devamında geleceği için baştan böyle kulak aşinalığımız olsun diye söylüyorum. Gençler, geldim enerji
15:28 üretme ve tüketmeye. Canlılarda kullanılabilir enerji formu ATP'dir. Besinlerimizi oksijenli solunum, oksijensiz solunum veya fermantasyon tepkimelerine koyacağız. Bunun sonucunda da kullanılabilir enerji formu olan ATP'yi sentezlemiş olacağız. Amaç besin sentezlemek değil, besini parçalayarak kullanılabilir enerji olan ATP'yi elde etmektir. Oksijenli solunum, oksijensiz solunum veya fermantasyon tepkimeleri sonucunda ATP elde edilir. Besini koyuyorsun, ATP elde ediyorsun. Bunun sonucunda çeşitli atıklar da oluşuyor. Mesela ben oksijenli solunum yapan bir canlıyım. Besini yedim. Oksijeni aldım. Yaptığım zaman ATP ürettim. O içeride
16:15 kullanılacak. karbondioksit ve su açığa çıkmış oldu. Oksijensiz solunum ve fermantasyon aynı şey değil. Yıldız, yıldız, yıldız. İkisinde de oksijen kullanılmıyor ama ikisi de birbirinden farklı olaylardır gençler. İkisinde ortak olan şey oksijen kullanılmamasıdır. Geldim metabolizmaya. Metabolizma canlı vücudunda gerçekleşen yapım ve yıkım tepkimelerinin tamamına birden verdiğimiz isimdir. İkiye ayrılır. Anabolizma ve katabolizma olmak üzere. Anabolizma demek anneden aklında kalsın. Küçük küçük şeyler bir araya gelip büyük bir şeye dönüştüyse yani aslında bir yapım olayı gerçekleştiyse bu anabolizmadır. Büyük bir şeyi kendini
17:03 oluşturan daha küçük birimlere dönüştürdüysem bu katabolizmadır. Analar yapıcı, kaynanalar yıkıcıdan aklınızda kalabilir. Veya benim aklımda anneler yapıcıdır. Küçükleri bir araya getirip büyüğe dönüştürürler. Katletmekten de katabolizma kalıyor. Yani büyük bir şeyi küçük parçalara ayırmak gibi. Gençler protein sentezi yaptıysan aminoasitleri bir araya getirip daha büyük bir şey yaptın. Bu yapım tepkimesidir. Ya da fotosentez, besin sentezleme, karbondioksit ve suyu kullandın. Küçükten büyük yaptın. Bu bir yapım tepkimesidir. Yaptığımızdaki oksijenli solunum tepkimeleri veya oksijensiz solunum veya fermantasyon yıkıma örnektir. Proteinin hidrolizi, sindirim tepkimeleri bunlar
17:51 ise yıkım tepkimelerine örnektir. Sorularda çıkar diye söylüyorum gençler. Bebişi düşündün ya da işte büyüme dönemindeki bir çocuğu düşündün. Anabolizma mı fazladır? Katabolizma mı fazladır? Bebiş büyüyor. Anabolik yapım tepkimeleri yıkımdan fazla olacak. Yetişkin bireylerde yani belli bir yaşa geldiğimizde anabolik tepkimelerle katabolik tepkimeler birbirine eşitlenecek. Yaşlandığımız zaman ise katabolik tepkimeler büyüktür. Anabolik tepkimelerden diyeceğiz gençler. Devam ediyorum. Boşaltım yapmak canlıların ortak özelliği. Herkes atığını uzaklaştırmak isteyecek. Tek hücreli bakteriyi düşün. Adamın DNA'sı, RNA'sı, ribozomu var. Başka da bir şeyi yok. O
18:36 tek hücreli canlı içeride oluşan ne bileyim amonyağı karbondioksiti dışarıya atacak. Bu boşaltım yapması anlamına gelir. Ama her canlıda boşaltım farklı şekilde gerçekleşir. Mesela tatlı sularda yaşayan tek hücrelerde su böyle hep içeri içeri girer. Bunlar fazla suyu dışarı atmak için kontraktil koful denilen bir kofulları var. Suyu dışarıya pompalıyorlar. Bu boşaltım yapmasına örnektir. Ne bileyim, bir bakterinin içerideki karbondioksiti dışarıya atması boşaltım yapmasına örnektir. Bitkilerde de terleme, damlama gibi olaylar boşaltıma örnektir. Sonbaharda bitkilerin yapraklarını dökmesi de boşaltıma örnek. Aslında sonbahara doğru bitkilerin yaprakları sararıyor ya. Atıklar yapraklarda biriktiği için
19:22 yapraklar sararıyor. Yapraklarını döktüğü zaman bitki boşaltım yapmış oluyor. Bizi düşündüğün zaman da koskoca böbreklerim var. Benim boşaltım sistemi dediğim işte böbrek üreter üret meseden oluşan bir sistemim var. Böbrekler, ter bezleri, akciğerden karbondioksit atmam yine boşaltım yapmaya örnektir. Yani canlılarda boşaltım farklı şekillerde gerçekleşebilir. Birazdan başlık olarak da açacağım ama homeostazi dediğimiz bir kavram var. Homeostazi kararlı iç denge demek. Benim aslında yaptığım her şey homeostazimi korumak için. Kararlı iç dengemi korumak için. Boşaltım yapmadığını düşünsene. Atıklar vücudunda durmaya devam ediyor. İç dengen düzgün
20:09 kalır mı? İçerideki tüm sistemlerin bozulur gibi düşüneceksin. Ki homeostasiyi açıyorum gençler. Mesella, havalar yaz geldi ısınmaya başladı. Çevre sıcaklığı arttığı zaman vücut sıcaklığımız da aslında artmaya başlıyor. Ama biz sabit vücut ısına sahip canlılarız. Ne yapıyoruz? Terlemeye başlıyoruz. Vücudumdan su atmam demek vücut ıssını düşürmem anlamına gelir. O zaman yazın terlemekteki amacım homeostaziyi korumak. Kışın çok üşüdüğümüz zaman titremeye başlıyoruz. Titin kas faaliyetini arttırıyorsun. Bu da ısı açığa çıkmasını sağlıyor. O zaman kışın titremem de aslında vücut ısısını ayarlamamla alakalı. Bu da homeosteziyi sağlamak için. Ne bileyim, kan şekerim
20:54 yükseldiğinde böbreğimden insülin sentezlenmesi, ne bileyim çok korktuğumda kıllarımın dikleşmesi, ne bileyim metabolik faaliyetler için ağ hormonunun sentezlenmesi, her şey homeostasiyi yani kararlı iç dengeyi korumak içindir gençler. Organizmadaki her şeyin yani pH, sıcaklık, su oranı dar ve güvenli bir aralıkta tutulması zorunludur. Hastalık dediğimiz şey aslında homeostasinin yani dengenin bozulmasıyla meydana gelir. Etkiye tepki veya uyarılara tepkiden de bahsedelim. Hareketle de birleştirelim. Çünkü çoğu canlı hareket ederek aslında tepki vermiş oluyor. Birincisi yıldız, yıldız, yıldız. Tüm canlılar hareket eder. Bak
21:40 altını çize çize söylüyorum. Bitkiler de hareket ediyor gençler. Herkes aktif olarak yer değiştirmek zorunda değil. Mesela bitkilerde daha böyle işte isimlerini vermek istemiyoruz. Asit tropizma gibi hareketler söz konusu oluyor. Kökün suya doğru büyümesi, bitkinin yaralanan yerinin tersine doğru büyümesi de hareket etmesine örnektir. Ama hayvanlar aleminde çoğu canlıda bir grup aktif hareket etmiyor. Aktif hareket dediğimiz olay söz konusudur. Şimdi birleştirelim. Diyelim ki şurada bir tane dere var. Ben de gittim şuradan su akıyor. Yani şuraya da bir tane ağacı diktim. Bir süre sonra ağaç köklerinin suya doğru büyüdüğünü görürüm. Bu bir hareket midir? Evet. Aslında uyaran suyu
22:26 istediği için ona doğru da tepki mi veriyor? Evet. Ben bakterinin bulunduğu yere asit damlattığım zaman bakteri ne yapıyor? Ters tarafa doğru gidiyor. O zaman bu da aslında uyarana karşı verdiği bir tepkidir. Hareket etti mi? Etti. Unutma burada bilmen gereken az önce size hem ototrof hem heterotrof beslenme özelliğine sahip Öglenadan bahsetmiştim ya gençler. Hatta şurayı şöyle toplu olarak vermek istiyorum ben size. Şimdi bizim protist alemimizin içerisinde amip, öglene, paramesyum dediğimiz üç tane tek hücreli canlımız var. Bunlar her konuda tekrar tekrar karşımıza çıkıyor. Hatta ben bunlara hani kankalar diye kodlayın aklınızda diyeceğim ileriki konularda. Amip, öglana, paramesyum tatlı sularda yaşayan
23:13 tek hücreli canlılar protista alemine dahiller. Amip dediğinin belli başlı bir şekli yok. Yalancı ayaklarıyla aktif olarak yer değiştirebiliyor. Öglena hem ototrof hem heterotrof beslenme özelliğine sahip. kamçısıyla hareket eden tek hücreli canlımız. Paramesyumda da şöyle küçük küçük sil adı verilen uzantılar var. Bu siller sayesinde yer değiştirebiliyor gençler. Devamlı konularda üçünü bir arada üçünü bir arada geçireceğiz. Diğer temalarda da karşımıza çıkacak diye burada söylemiş olayım. Adaptasyondan ve varyasyon kavramlarından da bahsetmek istiyorum gençler. Adaptasyon bir canlının bulunduğu ortamda yaşama ve üreme şansını arttıran kalıtsal özelliklerdir.
24:00 Klasik örnek var ya, kutup ayılarının beyaz kürklü olması, Ekvator bölgesinde yaşayan eee ayıların kahverengi kürklü olması. Aslında kutup ayıları kutupta yaşadıkları için zamanla beyaz kürklü olmamışlar. Kutup bölgesi dediğin alan beyaz bir alan. Bu alanda atıyorum hem kahverengi kürklü ayılar varmış hem beyaz kürklü ayılar varmış. Bembeyaz bir ortamda kahverengi kürkünle durursan ne av yakalayabilirsin ne de avcıdan saklanabilirsin. Ortada kalırsın. Bir süre sonra bu canlılar bu ortamda yaşayamamışlar. Uyum sağlayamamışlar. Onlar artık o ortamda görülmüyorlar. Kimler görülüyor? Beyaz kürke sahip kutup ayıları görülüyor. Aynı zamanda beyaz kürklüler yağ dokuları daha kalın,
24:45 soğuğa daha dayanıklı canlılardan bahsediyoruz. Ekvatoral bölgeyi düşündüğün zaman yer toprak kahverengi, ağaçların gövdesi kahverengi, kahverengi kürklü olan burada avını daha kolay yakalayabilir. Çünkü avı onu fark etmez. Avcısından daha kolay saklanabilir gibi düşüneceksiniz. Veya kaktüsler gövdesinde su depolama özelliğine sahip çöl ortamında yaşayabiliyorlar. E gövdesinde su depolama özelliğine sahip olmayan, içerisinde suyu tutamayan bir bitki çölde yaşayabilir mi? Hayır. Klasik örnekler çıkar. söylüyorum tekrardan. Canlının bir ortamda yaşama ve üreme şansını arttıran kalıtsal özelliklerine adaptasyon denir. Canlılar adapte olabildikleri ortamda yaşarlar. Adaptasyonlar kalıtsaldır. Bir sonraki
25:31 nesle aktarılır gençler. Ben çöldeki kaktüsü getirip buraya eksem her gün de su versem bu kaktüs su depolama özelliğini kaybetmez. Kutup ayısını getirsem, hayvanat bahçesine koysam, hayvanat bahçelerine karşıyız. Belirli bir alana ekvator bölgesinde getirsem, ay ben sana burada bakacağım, yemeğini de vereceğim desem bir sonraki nesil kahverengi kürklü. Gençler varasyon dediğimiz kavramdan da bahsetmek istiyorum. Varyasyon genetik çeşitlilik anlamına gelir. Genetik çeşitlilikle de insan üstünden ilerleyelim. Mesela insan dediğimiz canlı bir tür. Kimi kıvırcık saçlı, kimi düz saçlı, kimi beyaz tenli, kimi işte sarı tenli, kimisi esmer tenli, kimi mavi gözlü, kimi kahverengi gözlü. Herkes insan ama birbirinden
26:17 farklı özelliklere sahibiz. Yani tür içi çeşitliliğe sahibiz. Türçi çeşitliliğe varyasyon ismi veriliyor. Gençler kavramı çok karıştırdığınız için burada söylemek istiyorum. Diğer konularımızla da bağlantılı. Modifikasyon ne demek? Modifikasyon canlılarda çevrenin etkisiyle görülen dış değişimlerdir. Mesela şöyle hayal et. Ben bembeyaz ten rengine sahibim. Genetik olarak beyaz genliyim. Eşim de genetik olarak beyaz ten rengine sahip. Genetik olarak da beyaz olma var. Bizde genetik bu özellikler. Ama sen hayatın boyunca hiç bizi beyaz görmedin. Biz yazın güneşleniyoruz. Kışın solaryuma giriyoruz. Kocam da epesmer tenli dolaşıyor. Ben de esmer tenli olarak dolaşıyorum. Bizim çocuğumuz esmer doğar
27:04 mı? Hayır. Tenin esmerleşmesi demek dış çevrenin etkisiyle ten rengimde meydana gelen değişim. Ben çocuğuma genetik olarak hangi ten rengine sahipsem bunu aktarmış olacağım gençler. Yani modifikasyon dediğin şey bir sonraki dölde görülmez. Çevrenin etkisiyle meydana gelen değişimlerdir. Ben çok spor yapıp kaslı oldum diye çocuğum da kaslı doğmaz gibi düşüneceksiniz diyeyim. Geliyorum büyüme ve gelişmeye. Burada da tek hücreli ve çok hücreli kavramını iyi bilmek lazım. Büyüme ve gelişmenin arasındaki farkı iyi bilmek lazım. Büyüme bebiş örneği üstünden gideyim. Bir tane bebekten bahsedelim. Bebeğin bacağı var. Bacağın boyu uzadıysa bacak büyüdü demektir. Bebiş
27:49 artık o bacağın üstüne basıp yürüyebiliyorsa gelişti demektir. Yani büyüme dediğin şey çok hücreli bir canlıysa hücre sayısının hacminin kütlesinin artması demektir. Gelişme dediğin şey ise fonksiyonel olgunlaşma anlamına gelir. Gençler tek hücrelilerde büyümeye baktığımız zaman adam zaten tek bir hücreden meydana geliyor. Sadece hacim ve kütle artışı söz konusu olur. Hücre sayısı artmaz. Tek hücreli canlılarda hücre sayısının artması büyümeyi değil üremeyi sağlar. Yani adam zaten tek bir hücreden meydana geliyordu. Hücre sayısını arttırınca üremiş oldu. Gençler tek hücreli bir canlı bölünürse büyümez. Üremiş olur.
28:34 Hücre sayısının artması ise çok hücreli canlılarda büyümeyi sağlar. Hayvanlarda büyüme sınırlı. Belli bir yaştan sonra büyümüyoruz. Fil belli bir büyüklüğe ulaşır. Daha da büyümez. İnsan aynı şekilde, ne bileyim işte çekirge aynı şekilde, kedi köpek aynı şekilde ama bitkilerde büyüme sınırsızdır. Bitkilerde bazı hücreler var. Ömür boyu bölünebilme özelliğine sahipler. Bu nedenle bitkinin ömrü ne kadarsa o kadar süre büyüme devam ediyor. Büyüme ebatla ilgilidir. Gelişme ise fonksiyonla ilgilidir. Yani fonksiyonel olgunlaşmadır. Gençler üremeyi de anlatıyorum. Tüm canlılar üreme iç güdüsüne sahip. Yıldız, yıldız, yıldız. Ama bak tekrar söylüyorum. Boşaltım
29:20 yapmazsam, solunum yapmazsam, homeostazimi korumazsam, metabolik faaliyet göstermezsem ölürüm ama üremezsem ölmem. Çocuğum olmadı diye ölmem. Üreme neslin devam edebilmesi için şarttır gençler. Canlılarda da eşeyli üreme veya eşeysiz üreme dediğimiz üreme şekli görülecek. Bazı canlılarda ikisi birden de görülebiliyor. Eşeysiz üreme dediğin zaman tek bir bireyden kalıtsal olarak birbirinin aynısı yeni bireylerin oluşmasıdır. Temeli de mitoza dayanacak gençler. Yani olan bireyler ata bireyle genetik olarak aynı özelliklere sahip olacaklar. Eşeyli üremede ise farklı eşeylerden oluşan üreme hücreleri yani gametlerden bahsedeceğiz. İki farklı eşey döllenme dediğimiz durumdan
30:06 bahsedeceğiz. Eşeyli üremede tabii ki genetik çeşitlilik dediğimiz durum söz konusudur. Eşeysiz üremede birey sayısı hızlıca artar ancak genetik çeşitlilik yoktur. Eşeyli üremede ise genetik çeşitlilik vardır. Genetik çeşitliliğin de eee değişen ortam koşullarına, uyum yeteneğini arttırdığını unutmayın. Böylelikle tüm canlılarda ortak olarak görülen özellikleri bitirdik. Dediğim gibi toplu en sonunda da bir şey vereceğim size ama virüsleri de bir açmak istiyorum. Şimdi virüsler normal şartlarda bakterilerden de çok çok daha küçük biyolojik varlıklar. Elektron mikroskopları keşfedilene kadar varlıklarından haberdar bile değildik. Bazı bilim insanları diyor ki şu şu şu
30:52 özelliğe sahip virüsler canlıdır. Diğer bilim insanları diyor ki ne diyorsun sen ya? Şu şu şu şu özelliğe sahip. O yüzden cansızdır. Biz ne olarak kabul edeceğiz? hem canlılara ait hem cansızlara ait özellikleri bulunan biyolojik varlıklardan bahsediyoruz. Mesela şuraya bir tane virüsçük kondurmuş olayım gençler. Virüslere baktığımız zaman tüm canlılarda ortak olarak ne vardı? Hücre zarı vardı. Bunlarda hücre zarı yok. Protein kılıf var. Tüm canlılarda DNA ve RNA bulunurdu. Bunlarda ya DNA ya da RNA bulunuyor. Çok önemli. İki nükleik asiti aynı anda bulunduramıyorlar. Tüm canlılarda sitoplazma bulunur. Bunlarda yok. Tüm canlılarda ribozom bulunur. Protein sentezlenir. Bunlarda yok.
31:39 Protein sentezleyemiyor. Protein kılıfı var. DNA RNA bir arada bulunduramıyor ama nükleik asit bulunduruyor. Sitoplazması yok. Beslenmiyor, enerji üretmiyor. Ama canlı bir hücrenin içerisine girdiği zaman da çoğalıp birey sayısını arttırabiliyor. Hücresel yapıları yoktur. Hücre zarı ve sitoplazma yok. Metabolik aktivite göstermiyorlar. Büyümüyorlar, gelişmiyorlar. Enzim sentezleyemiyorlar ama enzim kullanabiliyorlar. Ribozomları yok. Kristalleşebiliyorlar. Kristalleşebilmek ne demek biliyor musun? Çok basit anlatayım. Bu kalemi buraya koyayım. İşte nem olmasın, mikroorganizmalar gelmesin, o olmasın, bu olmasın. 100 yıl sonra geldiğimde bu kalem burada durmaya devam eder. Yani
32:25 hava koşulları, çevresel etmenler bir şey yapmazsa, etraftaki canlılar bir şey yapmazsa durmaya devam eder. Cansız varlıkların kristalleşebilme özelliği vardır. Virüslerde eğer ortamda canlı bir eee çoğalabilecekleri bir şey yoksa kristalleşebiliyorlar. Cansızlara ait özelliği ama genetik materyal bulunduruyor. Aradaki veya ya da dikkat ediyorsun ya DNA'sı ya DNA'sı var. İkisini aynı anda bulunduramıyor. Mutasyona uğrayabiliyor. Bu canlılara ait bir özellik. Çoğalabiliyor. Zorunlu. Hücre içi parazit yani bir hücrenin içerisinde anca çoğalabiliyor. Olayı da kaba tastak anlatıyorum. Mesela şurada bir tane hücre var. Bunun bakteri hücresi olsun. DNA'sı var. RNA'sı var. Bu da bakteriyi etkileyebilen bir virüs olsun. Virüs geliyor şuraya tutunuyor.
33:11 Enzim sentezleyemiyor ama şu kuyruk kısmında enzimler var. enzimlerle şuradaki hücre zarını eritiyor. Daha sonra kendi içeriye girmiyor ama genetik materyalini içeriye gönderiyor. DNA veya RNA' ya içeriye gönderdi. Sonra bunun virüsün DNA'sı veya RNA'sı artık hangisini gönderdiyse bakterinin her şeyini ele geçirmeye başlıyor. Bakterinin genetik materyalini ele geçiriyor. Kendine ribozomları kullanıyor. Protein kılıflar sentez sentezletiyor. Kendi genetik materyalini çoğaltıyor. Bir süre sonra bakterinin içerisinde bir sürü bir sürü virüs oluyor. Daha sonra bu virüsler o kadar çoğlıyor ki bakteriyi patlatıyorlar. Etrafa yayılıyorlar. Yeni bir hücre bulunca bu sefer de onun içinde çoğalabiliyorlar. Gençler geleyim MEB'in yazmadığı ama sorularda bilmemizi
33:57 istediği kısımlara. Bir kere ribozom bulundurmak tüm canlılarda ortak. Hem prokaryotlarda hem ökaryotlarda vardı. O zaman eee ribozomlarda yapılan protein sentezi tüm canlılarda ortaktır diyeceğiz. Şunu çok bilmenize gerek yok ama oksijenli solunum, oksijensiz solunum ve fermantasyon tepkimelerinin en başında glikoliz reaksiyonları dediğimiz bir reaksiyon var. Tüm canlılarda ortaktır. Enzim, üretme ve tüketme tüm canlılarda ortaktır. Bunu unutmayın. DNA ve RNA tüm canlılar taşıdığı için tüm canlılar mutasyona uğrar. Kime X ışınını basarsan onun genetik yapısında bir değişim görebilirsin. Hücre zarı ve sitoplazma bulundurmak tüm canlılarda ortak. Aktif
34:42 ve pasif taşıma yine 9. sınıf konularımızın içerisinde geçecek. Tüm canlılarda ortak olarak görülür dedim. Sözde özet yapacaktım ama bayağı uzun anlatmışım gençler. Anlatma süremle ilgili de yorumlarınızı aşağıya bekliyorum. Hemen buraya da şöyle göstereceğim. Bir tane sen çöz koyuyorum gençler. Bu sen çözün cevabını aşağı yorumlar kısmına bekliyorum. Shorts olarak da hem Instagram'a atarım hem YouTube'a hem TikTok'a cevabını atacağım gençler. Buradan soru çözümüne geçiyorum. Eğer videoyu beğenmediyseniz mutlaka beğenin. Kanala da abone olmadıysanız mutlaka abone olun. Hadi soru çözümlerine geçelim. Şimdi ilk sorumuzla başlıyorum gençler. Bir canlıda metabolizma varlığı durumlarından hangileriyle doğrudan ilişkilidir diyor. Metabolizma ne
35:29 demekti? canlı vücudunda gerçekleşen yapım ve yıkım tepkimelerinin tamamına birden verdiğimiz isimdi. Hücresel bir yapının bulunması. Metabolik faaliyetler zaten hücrelerin içinde gerçekleşir. Enerji dönüşümü dediğin oksijen girdi, karbondioksit çıktı, ATP üretildi, kimyasal tepkimelerin gerçekleştiği metabolik bir faaliyettir. Kimyasal tepkime dediği zaman zaten metabolik olaylar aklıma geldi. Uyarılara karşı davranış geliştirilmesi. Bak bu doğrudan bağlantılı değil. Neden? Sıcak bir cisme dokundum. Elimi çekiyorum. Yani bir davranış geliştirdim. Davranış değiştirdim. Yani ben bu davranışı gerçekleştirmeden önce de metabolik faaliyetlerim vardı zaten. Davranış geliştirilmesi doğrudan metabolizmayla
36:15 bağlantılı değil. Cevabımız 1, 2 ve 3 oldu. 2inci soru. Adam terlemiş. Terlemekteki amaç nedir? Vücudu daha serin hale getirmek. İnsanda terleme yoluyla su ve mineral kaybının gözlenmesi aşağıdakilerden hangisine kanıt olabilir? Terlemek demek. Su ve mineral atmak demek. Ne yapmak demek olur gençler? Tabii ki boşaltım anlamına gelecek. 3üncü sorum. Aşağıdakilerden hangisi canlılardaki ortak özellikleri belirlemede kullanılabilecek en uygun ölçüttür? Canlıların yaşam alanı. He bunlar karada yaşıyor, he bunlar ormanda. Aa bunlar dağın tepesinde yaşıyor diye. Canlıların ortak özellikleri tabii ki belirlenmez. Hücresel yapı bizim için çok çok
37:01 önemlidir gençler. canlıların ortak özelliklerinden bir tanesidir. Hücresel yapı prokaryot mu, ökaryot mu? Bunu aldım. Hareket biçimi. Biri kanatlarıyla hareket ediyor, biri işte pasif hareket ediyor, biri aktif hareket ediyor. Hareket biçimi dediği zaman olmaz ki. Görünür büyüklük canlılara büyükler şuraya toplansın, küçükler şuraya toplansın diye bir gruplandırma yapabilir miyiz? Tabii ki hayır. Beslenme kaynağı gitti. O şu kaynaktan beslendi, bu kaynaktan beslendi demeyiz. Beslenme canlıların ortak özelliğidir. Beslenme kaynağı değil. O gider dağdan bulur, bu gider bayırdan bulur. Bunlar bir farklılık tabii ki oluşturur. Gençler 4.üncü sorumla devam ediyorum. Bir canlıda özelliklerinden hangilerinin
37:46 birlikte gözlenmesi canlıda metabolizmanın var olduğunun göstergesidir. Yapım tepkimeleri ve yıkım tepkimeleri tabii ki metabolizmayla doğrudan alakalıdır. Anabolik ve katabolik tepkimeler metabolizmayı meydana getirir demiştik. Enerji dönüşümlerinin sürdürülebilmesi. Enerji dönüşümü olayları da metabolik bir faaliyettir gençler. Kalıtsal bilginin nesillere aktarılması yani üremeden bahsediyoruz. Üreme metabolik bir faaliyet değildir. Yani bir yapım veya yıkım tepkimesi olarak değerlendirilmez gençler. Metabolizmanın var olduğunu göstermek için hım bir sonraki nesle aktarıyor diyemeyiz. Cevabımız da 1, 2 ve 3 oldu. Yani D seçeneğidir diyeceğiz. 5. sorumla devam
38:33 ediyorum. Bir öğrencinin virüsleri canlı kabul etmemesinin temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir? Enerji üretebilmeleri. Virüsler enerji üretmez ki. Kendi başlarına çoğalamamalarını da canlı olmamaları açısından kabul edemem. Genetik materyal taşımamaları. Bunların genetik materyali var. Ya DNA'ları ya da RNA'ları unutmuyorsun. Çevreye uyum sağlayamamaları sağlayabiliyorlar. eee, girdikleri hücrenin genetik materyallerinden bir şeyler alarak onun da değişmesini, kendi genetik materyalinin de değişmesini sağlamış oluyorlar. Hücresel yapıya sahip olmamaları cansız kabul edilmesinin temel gerekçesidir. Tabii ki prokaryot veya ökaryot bir hücre yapısına sahip değiller. 6. sorum. Bitkilerde büyümenin
39:19 sınırsız olması. Hayvanlar alemindeki canlılar belirli bir büyüklüğe kadar ulaşır. Daha sonra büyümez. Bitkiler alemindeki canlılar ise sınırsız büyüme özelliğine sahiptir. Bazı hücrelerin farklılaştıktan sonra tekrar bölünebilmesi. Sınırsız büyümen için hücre sayısının artması lazım. Yani tekrar bölünebilmek, sayıyı arttırabilmek büyümeyi sağlayacaktır. Hücrelerin ömür boyunca bölünmeye devam etmesi yine sınırsız büyümesini sağlayacaktır. Büyümenin yalnızca gelişme dönemine özgü olması, o zaman gelişme dönemi sonlandığında büyümenin de sonlanması anlamına gelirdi bu. Sınırsız büyümeden bahsedemezdik ki. Bitkilerin bazı bölgelerinde sürekli yeni hücrelerin üretilmesi. Hücre üretiliyorsa büyüyecek. Hücre
40:05 üretilecek, büyüyecek. Sınırsız büyüme demek yeni yeni hücrelerin oluşması anlamına gelir. Bu nedenle cevabımız 1, 2 ve 4 şeklinde oldu gençler. 7. sorumla devam ediyorum. Bir öğrencinin yaptığı aşağıdaki gözlemlerden hangisi homeostazi kavramına örnek oluşturur? Homeostazi ne demekti? Kararlı iç denge demekti. Yani içeride her şeyin olması gerektiği gibi eee işlemesi, çalışması anlamına gelecekti. Bitkinin güneşe yönelmesi hareket. Hayvanın avcıdan kaçması hareket. Hücrelerin bölünerek çoğalması üreme, DNA'nın sitoplazmada olması hücresel yapı, prokaryot hücre yapısına sahipmiş. Ama insanın terleyerek serinlemesi atıkları veya
40:51 suyu uzaklaştırdığın zaman vücut ısısını ayarlaman neyile alakalı? Homeostasi yani içerideki kararlı iç dengeyi korumanla alakalı. Devam ediyorum 8. sorumuzla bir öğrenci incelediği bir mikroorganizmanın uzun süre boyunca bölünmediğini ve yeni bireyler oluşturmadığını fark ederek bu varlık üremediği için canlı değildir çıkarımını yapmıştır. Çok da doğru bir çıkarım yapmamış. Ben üremesem de çocuğum olmasa da canlılığıma devam edebilirim. Yani birey sayım artmıyor diye cansız bir varlık değilim. Tabii ki bu sonucun canlıların özellikleri bakımından bilimsel olarak yetersiz kalmasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir? üremenin yalnızca eşeyli olmasıyla canlının ortak özelliklerinin bir bağlantısı yok. Zaten eşeysiz üreme
41:37 dediğimiz bir üreme de var. Üremenin her zaman gözlenememesi de yine canlılıkla doğrudan bağlantılı değil. Üremenin canlılık için zorunlu olmaması belki de o üreme eee faslını atlatmıştır. Üreme canlı için zorunlu değildir. Yani üremedi diye aa bu canlı değilmiş demiyoruz gençler. Temel neden aranıyordu unutmayın. Üremenin enerjiye bağlı gerçekleşmesiyle durumun bir bağlantısı yok. Üreme gerçekleşirken diğer metabolik olaylar gibi mutlaka enerji kullanılacak. Üremenin çevresel faktörlerden tabii ki etkilenmesi söz konusudur ama bu canlı değil demen için geçerli bir neden değil. 9'a bakıyorum. Varyasyonlar gördüm. Hepsi köpek ama bir sürü çeşit var burada. Aşağıdaki görselle ilgili bir tür içindeki genetik
42:24 çeşitlilik farklı köpek ırıkları üzerinden verilen örnekle gösterilmiştir. Bir popülasyonda gözlenen varyasyon aşağıdakilerden hangisinin kanıtıdır diyor. Varyasyonun tanımı ne demek? Genetik çeşitlilik anlamına gelir. T içi çeşitliliktir. Varyasyon aşağıdakilerden hangisinin kanıtı? Demek ki burada bir genetik çeşitlilik var. Bunun kanıtı olacak gençler. 10. sorumla devam ediyorum. Bir biyolog laboratuvar ortamında incelediği organizmada aşağıdaki olaylardan hangisini doğrudan gözlemleyemese de metabolik yan ürünleri analiz ederek organizma hakkında bir çıkarımda bulunabilir? He aşağıdaki olayları tam olarak gözlemleyemeyecek ama oluşan otuğa bakarak eee olayı çözecek. Tepki
43:10 süresi. Hangi atıktan bahsediyorsun? Bir canlı tepki süresine göre oluşturduğu atık değişmez ki. Hareket yönü. Oluşan atık. Ne alaka? enerji üretimi. He. Solunum tepkimeleri veya fermantasyon tepkimeleri sonucunda bir atık meydana gelir. Mesela ben oksijenli solunum yapıyorum. Karbondioksit çıkıyor. Çıkan atağa bakarak hangi olayı gerçekleştirdiğimi çözümleyebilir. O yüzden cevabımız C. Yaprak dökümü. Yaprağa döktü diye olayı çözemem ki. Davranış değişimine bakarak da tabii ki incelediği organizmada hangi olayın gerçekleştiğini doğrudan gözlemleyemez. Gençler devam ediyorum. Diğer testimize geçtik. Anabolizma, katabolizma. Analar yapıcı, kaynanalar yıkıcıdır demiştik. Aklınızda kalsın diye. Unutmayın ki tüm
43:57 analar da aynı zamanda kaynanadır. Orada aslında kötü bir şey söylemek istemiyoruz. Aşağıdaki tabloda canlılarda görülen bazı metabolik olaylar verilmiştir diyor. Oksijenli solunum, katabolizma, büyük bir şeyi kendini oluşturan daha da küçük birimlere dönüştürüyorsun. ATP elde ediyorsun. oksijenli, oksijensiz fermantasyonla yıkım tepkimesidir gençler. Fotosentezde ise küçük küçük şeylerden büyük bir besin oluşturuyorsun. Nişasta sindirimi, sindirim kelimesi yani büyüğü küçüğe dönüştürme. Tabii ki bu tarafa yazdım. Protein sentezi. Küçükler bir araya gelip daha büyük bir molekülü oluşturmuşlar. Kabul ettim. Bu tarafa yazdım. Fermantasyon dediğimiz zaman yine bir yıkım olayından bahsediyoruz
44:43 gençler. Onu da katabolizma tarafına yazdık. Glikoz sentezi, besin sentezi. Bunlar anabolik tepkimelerdir. Bu tarafa aldım. 2 4 6 C bu tarafta oldu. 1 3 5 bu tarafta oldu. Dediğim gibi C cevabımız. 2inci sorumla devam ediyorum. Bir hayvanda yer alan yapılarının organizma oluşumuna katılan organizasyon düzeylerine göre en basitten en karmaşağa doğru sıralanışı nasıldır? diyor gençler. Hayvanlar çok hücreli canlılardır. Atomlar bir araya gelecek. Bakıyorum var mı? Yok. Molekülleri oluşturacak. Moleküller bir araya gelip organelleri oluşturacak. Organturacak? Hücreyi oluşturacak. Şurada sinir hücresini gördüm ama ondan önce hücre
45:28 zarını gördüm. Hücre zarı sinir hücresini veya hücrenin bir parçası olduğuna göre hücre zarı ile başladım. sinir hücresini meydana getirdi. Hücreler bir araya geldiği zaman dokular oluştuğuna göre sinir doku meydana geldi. Sinir doku da tabii ki organı oluşturdu. Yani beyin meydana geldi. Beyin de sinir sistemini meydana getirmiş olacak. Seçeneklere baktığımız zaman 1 2 4 3 5'in E'de olduğunu gördüm. Geldim 3. sorumuza. Öğle yemeğinde tükettiğiniz makarna yapısında çok sayıda karbonhidrat molekülü içerir. Sindirim sistemi boyunca ilerleyen bu büyük moleküller daha küçük yapı taşlarına ayrılır. Ortaya çıkan küçük moleküller ince bağırsaktan kana geçerek
46:14 hücrelere taşınır. Bu maddelerden bir bölüme enerji gereksinimi karşılamak amacıyla solunum tepkimelerinde kullanılır. Alan da fazla olanda depopolisakkaritlere dönüştürülerek saklanılır. Büyüğü küçüğe çevirdim. Sonra gittim bunu kana geçirdim. Solunum tepkimesinde kullandım. İşime yarayan kısmı bitirdim. Kalanları da daha sonra lazım olur diye bir araya getirmişim. Unutma. Yukarıda verilen metinde metabolik olaylardan hangilerine ait örnekler yer almaktadır? diyor. Organik bileşiklerin inorganik bileşiklere dönüşmesi. Bu oksijenli solunum tepkimeleri sırasında gerçekleşir. Küçük bileşiklerde solunum tepkimesinde kullanıp ATP elde etmiş ya. O yüzden bunu alacağız. Büyük organik
47:00 bileşiklerin yapı taşlarına ayrılması zaten sindirim sisteminde büyük moleküllerin küçük yapı taşlarına ayrıldığını bana vermişti. İnorganik maddelerden organik bileşik sentezlenmesi. Bu besin sentezi demektir. Bunu sadece ototrof yani üretici canlılar yapabilir. Metne baktığında inorganikten organik yani besin sentezi yok. Küçük organik bileşiklerden büyük organik bileşiklerin oluşması da ihtiyaç fazlası olanlar da depopolisakkaritlere dönüşür diyor ya. Burada küçük organiği büyük organiğe çevirmek söz konusudur. O yüzden cevabımız 1, 2 ve 4 şeklinde oldu. 4. sorumla devam ediyorum. Canlılara ait ortak özellikler dikkate alındığında
47:45 kapsamı en geniş olan özellik aşağıdakilerden hangisidir? Oksijenli solunum tüm canlılarda görülmez. Bazıları oksijenli, bazıları oksijensiz, bazıları fermantasyon yapacak. Dok oluşumu tek hücrelilerde görülmez. Çok hücreliler doku oluşturabilir. Heterotrof beslenme tüm canlılarda görülmez. Bazıları ototrof bazıları heterotrof beslenir. Boşaltım yapmak tüm canlıların ortak özelliği. Eşeyli üreme tüm canlılarda görülmez ki bazı canlılarda eşeysiz üreme yapıyor. Adam zaten tek bir hücreden meydana geliyor. Nereye eşeyli üreme yapacak? ikiye bölündüğü zaman birey sayısını arttırmıştır. 5. sorumuz geldi. Aşağıdaki özelliklerden hangisi tek hücreli bir organizma olan amip ile çok
48:31 hücreli bir organizma olan insan için ortak bir özellik olarak kabul edilir diyor. Bir tanesi tek hücreli, bir tanesi çok hücreli. Unutma, hücre sayısını arttırarak büyüme. Tek hücreli adam hücre sayısını arttıramaz. Hocam dedin embriyonik gelişme tek hücreli bir can mı? Embriyo oluşumu söz konusu olabilir mi? Tabii ki hayır. Tek hücreli adamda nereye doku oluşsun hocam dedin. Hücrede çekirdek bulundurma. Amip az önce bak söylemiştim sorularda çok çıkar diye. Protista alemi. Onlarda ökaryot olduğuna göre çekirdek var. E çok hücreli diğer organizmalarda da tabii ki ökaryot olacak. Çekirdek bulunacak. Prokaryot değiller ki. Geldim 6. soruma. Aşağıdaki görselde bir bakterioyofajın
49:17 prokaryot bir hücrede gerçekleştirdiği enfeksiyon süreci aşamalar halinde gösterilmiştir. Prokaryot diyor, bakteriofaj diyor. Ne diyor bu? Bakteriofaj dediği faj virüs demek. Bakteriofaj bakterinin içinde çoğalabilen virüs anlamına geliyor. Soruyu çözmeye başlamadan bir hatırlatma yapayım gençler. Küçük bir anlatım yapayım size. Şimdi benim bakterim burada dursun. Şu da benim virüsüm olsun. Normal şartlarda her virüs her hücrede çoğalamaz. Mesela senin solunum sisteminde çoğalabilecek bir virüstur. Gideyim bu sefer de bağışıklık sisteminde çoğalayım diyemez. Veya bağışıklık sistemini enfekte eden bir virüs gelip solunum sisteminde çoğalmaz. Ya virüste enfekte edeceği hücre içerisinde de uyum olması lazım. Bakteride çoğalan bir virüs benim vücut hücrelerimde çoğalmaz. Mesela
50:03 bakteriofaj bakteride çoğalabilen virüs demekmiş. Bakterim var, virüsüm var. Virüs önce gider bakteriye tutunur gençler. Kuyruk kısmıyla tutunduğu zaman enzim sentezleyemiyor ama kuyruk kısmında enzimler var. Şu bakterinin zarını, çeperi varsa çeperini deliyor. Kendi genetik materyalini içeriye gönderiyor. Genetik materyalini gönderdi ya. Ya DNA'sı ya RNA'sı vardı. Bu bakterinin genetik materyalini ele geçiriyor. Kendine ait genetik materyali çoğaltmaya başlıyor. Bakterinin amino asitlerini kullanıyor, ribozomunu kullanıyor. Kendine protein kılıflar örüyor. Sayısını içeride arttırıyor, arttırıyor, arttırıyor. Artık bakteri buna yetişemiyor. Patlıyor. Virüsler etrafa yayılıyor. Eğer yeni bir bakteri
50:49 bulursa bu sefer onun içine girerek orada çoğalmaya devam ediyorlar. Gençler bu süreçle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır diyor. Virüs konak hücreye tutunduktan sonra genetik materyaline tabii ki içeriye aktaracak. Konak hücrenin metabolik sistemleri virüse ait nükleik asit protein sentezinde kullanılacak. Çünkü virüsün o genetik materyalini çoğaltacak bir mekanizması veya kendine protein sentezleyecek bir ribozomu yok ki. Virüsün genetik materyali konak hücrenin kromozomuna entegre olarak uzun süre pasif halde kalır. Böyle bir bilgi yok. Elimizde pasif durur, hiçbir şey yapmaz, oraya uyum sağlar diye bir şey söz konusu değil. tam tersine ele geçirip aktif aktif kendine ait şeyleri sentezlettirmesi söz konusu. Oluşan yeni
51:35 virüs parçaları hücre içinde birleştirilerek olgun virüsler oluşur. Sonucunda hücre parçalanır. Yeni virüsler oh ortam bulduk deyip dışarıya çıkış yapar. Gençler 7. sorumuz. Yukarıda verilen bilgiler canlıların ortak özelliklerinden hangisine aittir? Hastanede yapılan ölçümler kan şekeri için sağlıklı kabul edilen belli bir aralık vardır. Örneğin açlık kan şekeri değerinin 770 ile 110 arasında olması beklenir. Bir kişide ölçülen kan şekeri bu aralıkta ya da bu değere yakın olduğunda vücudun iç dengesinin korunduğu söylenir. İç denge demiş. Gidiyorsun kan şekerini ölçtürüyorsun. 70 ile 110 arası çıkarsa tamam sıkıntı yok sağlıklısın diyorlar. Yani içerideki belli bir değerden bahsediyorlar.
52:20 Kararlı iç denge hangi anlama geliyordu gençler? Tabii ki homeostazi anlamına geliyordu. 8ile devam edeyim. İyi okumam lazım. Aşağısı yukarıdaki metne bağlı. Kelebekler yumurta, larva yani pupa ve yetişkin evrelerinden oluşan başkalaşım süreci geçirir diyor. Larva evresinde birey yoğun şekilde beslenir. Hücre sayısı artar. Belirgin bir büyüme görülür. Pupa evresinde ise dışarıdan besin alamaz. Larva döneminde depolanan maddeler kullanılarak dokular yeniden düzenlenir ve gelişim ön plana çıkar. Yetişkin evrede büyüme büyük ölçüde tamamlanmış olup birey üreme faaliyetlerine yönelir. Yani farklı farklı dönemler varmış. Bu farklı farklı dönemlerde de farklı farklı olaylar ön planda oluyormuş. Bir yerde üreme
53:06 faaliyeti ön plandaymış. Diğer tarafta büyüme ve gelişme hücre sayısını arttırma daha da ön plandaymış. Bu bağlama göre kelebeklerde başkalaşım süreci ile büyüme ve gelişme ilişkisi hakkında aşağıdaki ifadelerden hangisi söylenemez? diyor. Larva evresinde büyüme ve hücre sayısındaki artış gerçekleşir. Bakıyorum. Larva evresinde birey yoğun şekilde beslenir. Hücre sayısı artar. Belirgin bir büyüme görülür. Tabii ki doğru. Bak yukarıyı okudum da çıkarttım. Yoksa ben ne bileyim larva ne yapacak? Ergin ne yapacak? Pulpada ne yapacak? Pupa evresinde büyüme sınırlıyken gelişimsel değişim belirgindir. Pupa evresinde dışarıdan besin alınmaz. Besin alamazsa zaten büyümez gençler. Larva döneminde depolanan maddeler kullanılarak dokular
53:52 yeniden düzenlenir. Yani bir değişme, bir gelişme söz konusu. Gelişim ön plana çıkar zaten demiş. Yetişkin evrede büyüme büyük ölçüde durur ve üreme ön plana çıkar. Yetişkin evrede büyüme büyük ölçüde tamamlanmış olup birey üreme faaliyetlerine yönelir diye üstte cümleyi vermiş. Başkalaşım sürecinde büyüme ve gelişme evreleri farklılık gösterir. Evet. İlk zamanda önce büyümeye çalışıyormuş. İkinci zamanda daha çok değişim varmış. 3üncü zamanda da üreme faaliyetlerine yönelim varmış. Tüm evrelerde büyüme ve gelişme aynı düzeyde gerçekleşmiyor ki. Geldim diğer testimize gençler. Canlıların ortak özellikleri test 12. Günümüzde sınıflandırma bilimi canlıları 6 alemde
54:39 incelemektedir. Bu alemlerin içinde yer alan canlıların hücre sayıları ve hücre yapıları da farklılık göstermektedir diyor. Prokaryot ökaryotları vermiş. Alemler de yukarıda yazılmış. Aslında yukarıdaki tabloya şöyle üç yıldız atıyorum gençler. O kadar önemli bilgi var ki konu anlatımında söyledim ya. Alemleri ayırdım. Hücre sayısına göre de ayırdım. Hücre tipine de göre ayırdım. Bu bizim için çok iyi. Bu tabloya göre tüm tek hücreli canlılar prokaryottur. Yo çok hücreli olup daha doğrusu tek hücreli olup ökaryot hücre yapısına sahip olan canlılarda var ki gitti. Ökaryot olan canlıların tamamı çok hücrelidir. Yook, ökaryot olup tek hücreli olan canlı da var ki tüm çok
55:25 hücreli canlılar ökaryottur diyor. Evet, tüm çok hücreli canlılara baktığımız zaman ökaryot olduklarını görüyoruz. Prokaryot canlılar tek veya çok hücreli olabilir. Hayır. Prokaryotların tamamı tek hücreli. Yanlışlar istenmiş. 1, 2 ve 4 şeklinde olacak gençler. Cevabımız D seçeneği oldu. Geliyorum. İkinci soruma. Aşağıda canlılarda görülen bazı organizasyon basamakları verilmiştir diyor. Buna göre organizasyon basamaklarından hangileri tüm canlılarda ortak olarak görülür? Canlıları prokaryot ve ökaryot olmak üzere kendi içerisinde ikiye ayırıyorduk. Unutmayın gençler, prokaryot ve ökaryotlarda ortak olarak bulunanlar ya da tek hücreli canlılarda görülenler tüm canlılarda
56:12 ortaktır diyebileceğiz. Atomlar ne yapardı? molekülleri meydana getirirdi. Moleküller organelleri, organeller de hücreleri meydana getiriyordu. Dok oluşumu çok hücreli canlılarda bulunacak. Prokaryot canlıları düşündüğümüz zaman da onlarda organel yok. O yüzden ne yapacağız? Organeli de almayacağız gençler. Cevabımız da 1, 3 ve 5 şeklinde olacak. C seçeneği ne? Düştü. Ribozoma eskiden organel diyorduk ama marifle birlikte hücresel bir yapıdır diyeceğiz. Buna dikkat ediyorsunuz. Geldim 3. sorumuza. Aşağıda verilenlerden hangisi tüm canlılarda ortaktır diyor. Hücre sayısını arttırarak tek hücreli canlılar büyüyemez ki. Ribozomlarda protein
56:58 sentezi prokaryot, ökaryot herkeste ortak ama ribozoma artık organel demiyoruz. Ribozom. Bir öğretmeniniz de söylerse dikkat edin gençler. Ribozom organel değil hücresel yapıdır. Kendi besinini üretme herkes ototrof değil ki mesela ben heterotrofum. Gametlerin döllenmesi. Oo herkese şeyli üreme yapacak. Gamet oluşturacak değil ki. Işığa yönelme de tüm canlılarda tabii ki görülmez. Geldim 4. soruma. Virüslerle ilgili bir soru. Virüsler kendi başlarına çoğalamayan, yalnızca canlı hücreler içinde çoğalabilen zorunlu hücre içi parazitlerdir." diyor. Bir virüsün çoğalma sürecinde gerçekleşen bazı olaylar da aşağıda verilmiştir. Bu olayların gerçekleşme sırası
57:43 aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir? Öncelikli olarak şıkları okuyacağım. Sonra size bir hikaye anlatmıştım ya az öncekinde. O olayı arayacağız gençler. Virüslerin genetik materyalini kullanarak protein kılıf bileşenlerini üretir içeriye girmiş olması lazım. Yeni oluşan virüsler konak hücrenin bütünlüğünün bozulmasıyla dış ortama yayılıyorsa en sonda olması lazım. Virüsün konak hücrenin yüzeyindeki özg yapılara bağlanması yani virüsün konağa tutunması. Virüse ait genetik materyal sonra içeriye aktarılacak. Sonra ele geçirip kendine ait şeyleri ürettirecek. Sonra da o hücreyi konağa patlatacak gençler. sıralama yapacak olursak 3 4 1 2
58:28 şeklinde olması lazım. 3 4 1 2'nin de hemen nerede olduğunu gördüm. A seçeneğinde olduğunu gördüm. 5. sorumla devam ediyorum. Canlılarda gözlenen bazı olaylar aşağıda verilmiştir diyor. Bu olaylar canlıların ortak özellikleri ile eşleştirildiğinde aşağıdaki ortak özelliklerden hangisi dışarıda kalır diyor. Bir yeşil alt türünün ışık enerjisini kullanarak organik madde üretmesi. Işık enerjisini kullanıp besin sentezliyormuş. Yani fotosentez yapıyormuş. beslenmeden bahsediyor. Öglenanın ışık kaynağına doğru hareket etmesi aslında gelen uyarıya tepki veriyormuş gençler. Küf mantarının uygun koşullarda spor oluşturarak çoğalması,
59:15 birey sayısını arttırması, üremesinden bahsediyor. Bir memelinin vücut sıcaklığını çevre koşullarına rağmen sabit tutması, kararlı iç dengesini koruması homeostazi ile alakalıdır. Boşaltımla ilgili bir örnek verilmemiş. 6. sorum. Aşağıda birbirinden farklı olan X ve Y canlılarının sahip olduğu özellikler ven şemasında verilmiştir. Buna göre aşağıdakilerden hangisi kesin olarak söylenebilir diyor. Şimdi ben X ve Y canlısını tanımıyorum. A ile C ile ilgili fikir sahibi değilim ama B ile ilgili fikir sahibiyim. Tüm canlılarda ortak olarak görülen bir şey olması gerekiyor. B'ye baktım. Gametlerin döllenmesiyle eşeyli üreme bir kere tüm canlılarda ortak değil ki. Kesin budur
1:00:01 diyemem. B'ye baktım. Besinlerin hücresel yıkımıyile ATP üretilmesi tüm canlılarda enerji üretme ve tüketme ortak olarak görülür. O zaman cevabın E olması gerekiyor. 7. sorumla devam ediyorum. virüslerinde bulunduğu örnekler kullanılarak içerikleri birbirinden farklı olacak şekilde beş ayrı basit kültür ortamı hazırlanmıştır. Basit kültür ortamını da BKO olarak kısaltmışlar. Buna göre aşağıdakilerden hangisinde virüs çoğalabilir? Virüsün çoğalabilmesi için ortamdaki besin olması önemli değil. Ortamda canlı bir hücre olacak ki virüs içerisine girip çoğalabilsin. Virüsler eee zorunlu hücre içi parazittir. Protein, lipit, nişasta
1:00:48 bunlar besin geç. Amino asit yağ asit glikoz besin geç. Su mineral glikoz geç. Deri hücresi. He burada bir hücre var. Su glikoz, yağ asit amino asit geç. Hücreyi gördüğün yerde anca virüs çoğalabilir. Cevabımız D seçeneği. 8. sorumla devam ediyorum. Aşağıda verilenlerden hangisi bakteriler ve bazı virüslerde ortaktır? Virüslerde ribozom yok. Virüslerde hücre bölünmesiyle çoğalma yok. Hücre zarı virüslerde yok. Protein kılıf bakterilerde yok. Bakterilerin hücre zarı olur. DNA ise bazı virüslerde ve tabii ki tüm bakterilerde ortaktır. Gençler geldim beceri temelli bağlam temelli sorularımızla. Bilimsel gözlem becerisi
1:01:34 denilmiş. Bize bir metin verilmiş. İlk beş soruyu da buradan çözeceğiz. Canlıların ortak özelliklerini daha iyi kavrayabilmek amacıyla Yağışlı ilkbahar döneminde okul bahçesinde yaygın olarak görülen kara salyangozları üzerinde bir gözlem çalışması yürütülmüş. Çalışma kapsamında yalnızca belirli bir bahçe alanında unutma alan belirli bir popülasyon 5 hafta süresince haftada iki gün ve sabah saatlerinde aynı birey grubu mümkün olduğunca korunarak izlenmiştir. Her hafta fotoğraflanan salyang gazların kabuk çapları ve kütleleri ölçülerek elde edilen veriler aşağıdaki tabloya kaydedilmiştir. Bu gözlem etkinliğinde veri toplama ve kaydetme sürecini bilimsel hale getiren
1:02:20 uygulama aşağıdakilerden hangisidir diyor gençler. Baktım bir daha okudum. Veri toplama ve kaydetme sürecinde bilimsel hale getiren uygulama. Şimdi bunun bilimsel olabilmesi için bakıyorum. Gözlemlerin yalnızca bir hafta sürmesi. Gözlemler bir hafta sürmemiş zaten. 5 hafta sürmüş. Salyangozların sayısını tahmin ettiğim bir işlem söz konusu değil. Gözlemler rastgele güllerde yapılmamış ki her hafta yapılmış. Salyangozların yalnızca fotoğrafı çekilmemiş. Kabuk çapı ve kütlesi de tartılmış. Bunun aslında bilimsel bir yönünün olması, ölçümlerin haftalara göre sayısal olarak kaydedilmesi gayet bilimsel. Bir haftada kabuğu şu kadarmış, kütlesi bu kadarmış. İkinci hafta kabuk bu kadar olmuş, kütle bu kadar olmuş. Yani artık rakamları
1:03:06 konuşmuşuz düzenli bir sistem içerisinde. Cevabımız E seçeneği oldu. İkinci sorumla devam ediyorum. Tablodaki verilere göre salyangozların özellikleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi değişkenlik gösteren bir özelliktir diyor. Bir kere buradaki tüm salyangozlar çok hücreli. Tüm salyangozlar kabuklu. Tüm canlı sınıfına canlı sınıfına ait olmaları. Buradaki tüm salyangozlar aynı tür zaten. Canlı sınıfına aitler. Hücresel yapıya sahip olmayan yok. Haftalara göre hareket mesafeleri farklı olacak tabii ki gençler. Cevabımız E seçeneği oldu. Geldim 3. sorumuza. Gözlem etkinliğinde gözlemlerin 5 hafta boyunca devam ettirilmesi aşağıdakilerden hangisini
1:03:52 sağlamaya yöneliktir? Canlı sayısındaki azaltılmanın gerçekleşmesi, ölçümlerin daha hızlı yapılmasının sağlanması, ortam koşullarının sabitlenmesinin zor olması, canlı özelliklerindeki değişimlerin izlenmesi, tek seferlik sonuçlara ulaşmanın daha kolay olması. Sen bir şeyi ölçüyorsun. 5 hafta boyunca bu ölçümü yaptığına göre aslında amacın ne? Süreç içerisinde nasıl bir değişim meydana geldi? Bunu anlamak için aslında ölçüm yapıyorsun. O zaman canlı özelliklerindeki değişimin izlenmesi, ölçülmesi diyeceğiz. 4. sorumla devam ediyorum. Gözlem süresi uzadıkça kabuk çapı ve kütlenin artması ile birlikte bu ikisini değerlendirelim. Aşağıdaki
1:04:38 açıklamalardan hangisi bilimsel olarak geçerlidir? Bakalım. Tablodaki verilere göre kütlenin artması rastlantısaldır. Yo işte atıyorum 2ci haftada 9'a çıkmış, 3. haftada 5'e düşmüş, 4. haftada tekrardan 9'a çıkmamış ki düzenli bir artış söz konusu. Salyangozlar büyüdükçe metabolik etkinlikleri de artar. E kabuk çapının artmasına ve kütle artışına bakarsak metabolik faaliyetlerin de arttığını söyleyebiliriz. Kütle artışı çevresel faktörlere bağlı olarak gerçekleşecektir gençler. Tabii ki beslenme şekillerine göre, buldukları besine göre değişim gösterecek ama biz kabuk çapının ve kütlenin artmasını birlikte değerlendirmek istiyoruz. Kabuk büyüklüğü ile canlılık arasında ilişki
1:05:23 olduğu söylenemez. Gayet de ilişki var gençler. Tüm canlılardaki gibi salyangozlarda da kürtlü artışı zamanla azalır. Bir azalış söz konusu değil ki. 5. sorumla devam ediyorum. Bu gözlemlerden yola çıkarak salyangozların canlı kabul edilmesini sağlayan ortak canlılık özellikleri aşağıdakilerden hangisinde birlikte verilmiştir? E baktığımız zaman gözle görülebilir olma nemli orta gözle göremediğimiz canlı değil mi? Mesela ben bakterileri gözümle göremiyorum ama onlar canlı değil mi? Onlar da canlı. Nemli ortamda bulunmasının canlılıkla ne alakası var? Kabuk taşıma ve sert yapılı olma. Yine canlılığı doğrudan kabuk taşıyanlar ve sert olanlar canlıdır diyemem ama bunlar büyümüş. Metabolik aktivite göstermiş. Tabii ki bu sırada da enerji
1:06:09 kullanmışlar. Kütle artışı için, kabuğun çapının artması için bu olayları gerçekleştirmiş olmalılar. O yüzden de cevabımız D seçeneği oldu. Geldim yine bağlam beceri temelli sorularıma gençler. 1892 yılında Dimitri tütün mozaik hastalığına neden olan etkenin bakterileri tutan porselen filtrelerden geçebildiğini fark ettiğinde biyoloji dünyası yeni bir varlık grubuyla karşılaşmıştır. Bu bulgu hastalığa neden olan etkenin bilinen hücresel canlılardan farklı olduğunu göstermiş. Günümde virüsler genetik materyal DNA veya RNA ile bunu çevreleyen protein kılıftan oluşturan nükleoprotein yapılar olarak tanımlanır. Hücre dışında bulunduklarında metabolik faaliyet göstermezler.
1:06:55 Kristalleşebilmeleri nedeniyle cansız maddeleri andırırlar. Ancak bir konak hücreye girdiklerinde genetik materyallerini kopyalayarak çoğalabilirler. Mutasyon geçirebilir. Çevresel koşullara uyum sağlayabilirler. Bu özellikler virüslerin canlı ve cansız özellikleri birlikte göstermesine neden olmaktadır. Yani virüslerle ilgili bildiğimiz şeyler özetlenerek burada yazılmış. Yukarıda belirtilen virüslerin kristalize olabilme özelliği canlıların ortak özellikleri arasında yer alan aşağıdaki durumlardan hangisinin virüslerde bulunmadığına doğrudan kanıt oluşturur? Kristalize olma ne demekti? Buna eğer ortamda canlı bir hücre yoksa, çoğalabileceği bir alan yoksa beslenmeden, solunum yapmadan, enerji
1:07:43 üretmeden büyümeden çoğalmadan hiçbir şey olmadan burada durabilmesi anlamına geliyordu. Cansızlar kristalleşebilir gençler. Kalıtım materyalini bir sonraki nesle aktarılabilme yeteneği üreme ile ilgilidir. Genom yapılarında meydana gelen değişimlerle varyasyon oluşturmanın kristalize olmayla bir alakası yok. Devamlık gösteren biyokimyasal ve metabolik faaliyetlerin varlığı. İşte kristalize olduğu zaman metabolik faaliyet yok. Bunda cansız bir varlık gibi davranabiliyor. O yüzden cevabımız C seçeneği. Yalnızca belirli bir konak hücre tipini tanıyıp ona enfekte edebilir ama kristalize olmayla alakalı değil. Belli bir organizasyon düzeyinde nükleoprotein yapı sergiler. Nükleik asit var. Etrafı protein kılıf.
1:08:28 Nükleoprotein denmesinin sebebi o. Yine kristalize olmayla alakası yok ki. İkinci sorumuz. Virüslerin mutasyon geçirebilmesi ve çevre koşullarına uyum sağlayabilmesi, onları aşağıdaki biyolojik özelliklerden hangisi bakımından cansız varlıklardan ayırarak canlılara benzemesine neden olmaktadır. Virüsler mutasyon geçirebiliyormuş. Çevresel koşullara da uyum sağlayabiliyormuş. Enerji ihtiyaçlarını konak hücrenin ürettiği ATP'den karşılamaları, ATP'yi doğrudan kullanmaları gibi bir durum söz konusu değil. Çevresel değişimlere karşı genetik bir esneklik sergilemeleri. He ne dedi? Mutasyon geçirmeleri. Çevredeki meydana gelen değişime bağlı olarak mutasyon geçirilir. Çevre koşullarına uyum sağlayabilmeleri yani çevresel
1:09:15 değişimlere karşı esnek olmaları. Cevabımızı bulduk. Hücresel organellerden yoksun bir yapı sunmaları mutasyon geçirmeleri ile alakalı değil.
…