6) TYT Kimya - 2.Ünite - Atom Modelleri - Görkem ŞAHİN - 2026

Benim Hocam www.youtube.com

Kısa Özeti

Bu video, atom ve periyodik sistem konularını kapsayan bir dersin başlangıcını sunmaktadır. Öğrenciye atom modelleri ve bu modellerin tarihi aracılığıyla atom kavramını öğretmeyi hedeflemektedir.

  • Atom modellerinin zaman içindeki evrimi anlatılıyor.
  • Dalton, Thomson, Ruford ve Bohr atom modelleri açıklanıyor.

Atom Modellerine Giriş

Dersin başlangıcında atom ve periyodik sistem konusuna geçildiği ifade ediliyor. Yeni terimlerin öğrenileceği ve sorularla pekiştirme yapılmasının önemine vurgu yapılıyor. Atom modellerinin tarihsel sıralamasına yönelik bir çerçeve oluşturuluyor ve ilk önce Demokritus'un atom terimini nasıl tanımladığından bahsediliyor.

Dalton Atom Modeli

John Dalton'un bilimsel olarak kabul gören ilk atom modeli olan Dalton modelinden bahsediliyor. Bu modelin temel özellikleri, atomların bölünemeyeceği, her elementteki atomların eşit kütleye sahip olduğu ifadeleriyle, farklı elementlerin farklı kütlelere sahip oldukları vurgulanıyor. Dalton'un modelinin eksiklikleri ise atom altı parçacıkların keşfedilmemesi ve atomların iç yapısıyla ilgili bilgiler vermemesi olarak belirtiliyor.

Thomson Atom Modeli

Joseph John Thomson'un atom modelinin üzümlü kek gibi bir yapı olarak tarif edildiği belirtiliyor. Bu modelde atomun nötr olduğu ve atom içerisindeki pozitif yükün dengelendiği ifade ediliyor. Ayrıca Thomson'un modelinin eksiklikleri, atom içinde homojen bir dağılım olmadığını ve çekirdek ile elektron yapısının dikkate alınmaması olarak sıralanıyor.

Rutherford Atom Modeli

Ernest Rutherford'un altın levha deneyinden bahsediliyor. Deneyin sonucunda atomun büyük bir kısmının boşluk olduğunun keşfi vurgulanıyor. Ayrıca, çekirdek alanı ve elektronların bu alandaki düzeni ile ilgili belirsizliklerin, modellenebilirliği eleştiriliyor. Rutherford'ün deneysel bulgularına dayanarak çekirdekli atom modelinin ortaya çıktığı açıklanıyor.

Bohr Atom Modeli

Niels Bohr'un atom modelinin, Rutherford modelindeki eksiklikleri gidermek amacıyla önerildiği ifade ediliyor. Bohr'un modeli, elektronların çekirdek etrafında belirli enerji seviyelerinde döndüğünü belirtiyor. Enerji seviyeleri değiştikçe elektronların hareketinin nasıl olacağı açıklanıyor. Ancak Bohr modelinin de geçerliliği olan sınırlamaları olduğu söyleniyor.

Modern Atom Teorisi

Modern atom teorisi üzerine, kuantum modelinin nasıl ortaya çıktığı ve elektron davranışlarının belirlenmesindeki belirsizlik ilkesi açıklanmaktadır. Schödinger ve Heisenberg’in katkılarıyla geliştirilen model, elektronların bulunduğu yeri kesin olarak belirlemek mümkün olmadığını ortaya koyuyor.

Özet ve Sonuç

İlgili atom modellerinin özet bir değerlendirmesi yapılıyor. Öğrencilere hem atom biliminde hem de atom modellerinin tarihsel gelişiminde dikkat edilmesi gereken noktalar üzerinde duruluyor. Dersin sonunda ünitenin sorularının çözüleceği belirtilerek, bir sonraki derste tekrar buluşma sözü veriliyor.

Summarize any YouTube video in seconds

Get summaries like this one for any video, in your language, with the free Summ app.

Download on the Apple Store
Get it on Google Play

Transkript

YouTube Transcript Generator

0:00 [Müzik] Sevgili gençler, herkese selamlar. Herkese merhabalar. Bu sefer ikinci ünitemize geçtik. Yani atom ve periyodik sistem ünitesi ile devam edeceğiz. İçeri nedir hocam? Soru geliyor mu dediğinizde mutlaka bir tane sorunuz taş arkadaşlar. Garanti bir soru geliyor. Keyifli bir ünitedir. Rahatlıkla çözebileceğiniz derslerden bir tanesidir. Sadece sorularını çözmen gerekiyor. Çünkü yeni terimler öğreneceğiz burada. Yeni bakış açıları göreceğiz. Değişik yapılara bakacağız. O yüzden sorularla bol pekiştirme yapmamız gerekiyor. Hadi gel bakalım vakit kaybetmeden dersimize başlayalım. Şimdi atom ve periyodik sistem ünitesinin ilk bölümü atom

0:46 modelleri. 2024 yılında Rudforce atom modelinin sorusunu sormuşlardı. Mesela ikinci bölüm atomun yapısı. Neredeyse her sene soru getiriyorlar. Buradan da periyodik sistem, element sınıflandırması ve periyodik özellikleri şeklinde devam etmeye çalışacağız. Peki hocam şimdi atom modellerinden bahsedeceğim de şöyle bir çerçeve oluşturalım mı? Daha sonra tek tek inceleyeceğiz. Yani bu atom modellerini ilk daldal tonuna tek inceleyeceğiz. Ama birincisi tarihte atom kelimesi hatta şuradan devam edelim. Tarihte atom kelimesi ilk kez kim kullanmıştı? Demokritus kullanmıştı. Ne demişti? dedi ki, "Bir madde aldın önce yarıya sonra yarı yarı yarı yarı yarı dedi. Sonsuza kadar gidebilecek misin?" "Hayır" dedi. Bir nokta gelecek. Ne bölebilirsin ne parçalayabilirsin. Buna da bölünemez anlamına gelen atomuz kelimesini kullanmıştı. Şimdi o dönemleri

1:32 düşünsene. Atom diye bir şey var ama görmüyorsun. Gözle görmüyorsun. Fikir sahibi değilsin. Bu sefer fikirler önüne atılıyor ta ki bir yere kadar. Kim? Dalton atom modeli. John Dalton bir fikriorita yaptı ve bu adam bilimsel olarak kabul gören ilk atom modelini öne sürdü. dedi ki ya dedi atom dedi sanki bir bilardo topu gibi durdu dedi. İçi dolu yuvarlak bir küredir dedi. Bölünemez parçalanamaz dedi. Her elementte olmak zorundadır bu atom dedi. Şimdi dediler ki peki başka elementler de hepsi aynı mı dedi. Hayır hayır dedi. Farklı elementler dedi farklı atom kütlelerine sahiplerdir dedi. Bu farklı elementler belli oranda bir araya gelirse de bileşik dediğimiz yapıyı oluştur dedi. Muazzam bir teoriydi fakat eksik yanı vardı. Niye elektron falan keşfedilmedi ki? Artı eksi herhangi bir yük yoktu. Yüklerden bahsedemedi bu

2:18 adam. Sadece içi dolu, yuvarlak bir küre. Aklında direkt bilerde topunu anımsat. Direkt bu şekilde bir canlanma vardı. Serüven ilerledi. Zaman geçti ve ortaya kim atıldı? Elektron keşfi atıldı. İlk kez elektron keşfedildi. Şimdi orada işin rengi değişti. Sebebi ne? Atom alt 1 tanecinin varlığı kanıtlandı. İyi de bu zamana kadar atom en küçük parçacıktı. Bundan küçük bir şey ben nereye nasıl yerleştirebileceğim diye düşünürken Thomson bir atom modeli önerdi. Thomson dedi ki bir gün evde tatlış tatlış gitmiş üzümlü kekini yerken bir baktı anah dedi lan buldum dedi. Atom dedi tıpkı bir üzümlü kek gibidir dedi. Kekin kendisi artı yükleri temsil ederken üzümler içine gömülü ve hareketsiz olarak eksi yük yani

3:04 elektronları temsil eder dedi. Her bir eksi yüke karşılık bir tane artı yük denk gelir. Bu yüzden atom nötrdür dedi. İlk defa yükün nasıl yerleşebileceği ile alakalı bir bilgi verdi ve atomun yarıçapından bahsetti. Yaklaşık olarak 10 üzeri -8 cm kadardır dedi. Burada trajik bir bilgi var gençler. Şimdi üzümlü kek, üzümlü kek modeli diye söylüyoruz ya. Üzümlü kek diye bir model yok. Nasıl? Buna da ben şans eseri geldim. Şimdi ben yurt dışındaki kitapları da kurcalıyorum. Orada bir tabir var. Üzümlü keke de benzemiş. Hiçbir şey de yok. Erikli puding diyor. Erikli puding mi dedim? Erikli puding ne dedim? Adam erikli puding'e benzetmiş. Yani o dönemde tabir erikli puding'e benziyor. Şimdi ben dedim ki o zaman hocam niye değiştirdiler dedi. Şimdi erikli puding deyince ne erikli puding bilen var mı? Yok. Adamlar da bilmiyor.

3:50 Şimdi müfredata yerleştirirken bizimkiler de demiş ki ya bunu öğrencilere biz nasıl anlatacağız? Erikli puding diyeceğiz. O ne diyecekler dedi. Döndürelim döndürün ne diyelim dediler. Üzümlü kek diyelim dediler. Üzümlü keke döndürdüler. Böylelikle atom modelini üzümlü keke benzetmiş oldular. Böyle bir serüven oldu. Hatta bir kere canlandırma dersi yaparken şöyle bir şey olmuştu. Bir tane eee üzümlü kek almıştım. O zamanlar BİM'den almıştım. Cs kek ama üzümlü keki bulamadığım için aldım. Uzucuda olsun diye değildi. Sonra modeli anlatıyorum. Dedim ki işte Thomson atom modelini üzümlü keke benzeti. Tıpkı buradaki kek gibi dedim. Ortadakiye böldüm. Üzümleri gösterdim. Lan bir baktım bir tane üzüm koymuşlar. L dedim vicdansız dedim. Bir tane üzüm mü koyulur içine. Thson bunu zamanında görse model önerebilecek. Allah'tan bu dönemde yaşamıyormuş dedik. Peki hocam

4:36 Thomson modeli en sonki model mi? Hayır. Thomson atom modeli de gitti. Yerine bir amca çıktı. Ruford. Ruford bir şeyden bahsetti. Ne dedi biliyor musunuz? Ben bir deney yapayım dedi. Zengin bir adam bu arada. Dedi ki ben bir altın levha alayım dedi. Buna alfa ışınlarını göndereyim dedi. Beklentisi şu. İç dolu bir küre düşü. Alfa ışınını gönderiyorsun. Gönderdiğin ışının ne olması lazım? Hop geri gelmesi lazımken. İlginç bir olay yaşandı. gönderdi ışın şak şak şak şak şak şak şak şak dedi. Karşıya geçti. Dedi ki lan dedi biz bugüne kadar bunu yanlış anlatmışız dedi. Atomun içi dolu falan değil dedi. Bir sempozyum düzenlendi. Sempozyumda bu adam dedi ki arkadaşlar dedi ben bir değne yaptım. Dedi. Bakın dedi. Bilim insanlarının hepsini topluyorlar. Bu arada opera salonlarında konferans

5:22 veriyorlar. Dedi ki ben bir deney yaptım ve sonuçları inanılır gibi değil. dedi. Biz bugüne kadar atom içi dolu diyorduk ya dedi. Yanlış biliyormuşuz dedi. Atomun büyük bir kısmı boşluk dedi. Herkes nasıl yani dedi. Atom boşluk nasıl oluyor dedi. Bakın dedi. Deneyim gözlemlerim ve sonuçlarım dedi. Gönderdim alfa ışınlarının tamamının geçmesi neyi kaynaklanır dedi. Atomun çoğunluğunun boşluk olmasından kaynaklanır dedi. Sadece merkezde ufak bir yer var dedi. Ufak hacimsel bölgeye çekirdek adını verdi. Buraya gelenler geri yansıtır ya da sapmaya uğrar dedi. İşte bu da dedi çekirdekli bir atom modeli olduğunu söyler. Ama atomun büyük bir kısmı boşluk olduğundan bahsetti ve ilk kez çekirdekli atom modeli olarak Ruford bir model önerdi. Bu model de zaten ne olmuş oldu? Güneş sistemine benzetti. Merkezde bir çekirdeğin güneşin olduğunu

6:08 çevresinde gezegenlerin turladığından bahsederken bir sıkıntı ortaya çıktı. Rudford'un açıklamalığı bir düzey vardı. O da şuydu. Elektron davranışıydı. Ruford elektronların davranışlarını açıklayamadı. beceremedi bunu. Daha sonra bunu ilerleyen zamanlarda kendi öğrencisi olan Bor atom modelinde açıkladı. Aslında Bor elektron davranışlarını inceledi ve dedi ki elektronlar çekirdeğin çevresinde belli dairesel yörüngelerde yer alır dedi. Her bir yörüngenin enerjisi elektronikine eşittir dedi. Bu yüzden de çekirdeğe falan da düşmez dedi. Bu yüzden yörüngeli atom modeli hesaplandı. Dediler ki artık bu son nokta. Bundan sonraki yok derken Schöningen ve Heisenber çıktı devreye. Ortalığı yıktı geçtiler. Niye biliyor musunuz ya? Böyle bir dünya yok dediler. Elektron şurada burada orada diyemezsin dediler.

6:54 Elektronun konumuyla hızını aynı anda belirlemen imkansızdır. Bir belirsizlik vardır dedi. Ve belirsizlik ilkesini atarak modern atom teorisini önerdiler. 11. sınıfın konusu oldu o da. Niye? Çünkü modern atom teorisi kuantum modelidir. Günümüzde kullandığımız modellemedir. Tarihsel sürecinde özellikle söyledim bak. Dalton, Thomson, Ruford, Bor ve Modern Atom teorisi şeklinde karşımıza geliyor. Süreç önemli. Şimdi bahsettiğimiz bu genel çerçeve gelin özele doğru indirgeyelim. İlk modelimiz kimdi? Dalton atom modeli. Hocam ne dedi? 1803 yılında Dalton bilimsel olarak, bak bu çok önemli. Benimle birlikte altını çizim. Bilimsel olarak kabul gören ilk atom modelini önerdi. Kim? Buradaki yakışıklı amcamız.

7:39 Bu adam modeliyle kütlenin korunumu katlı oranlar ve sabit oranlar olmak üzere kimyanın üç temel yasasını açıklayabilmiştir. Yıldızlı bir bilgi. ÖSYM gitti bunu sordu. Bak dip bucak bir bilgi gibi düşünülüyor ama ÖSYM sordu. Dalton atom modelinde kütlenin korunumu, katlı oranlar, sabit oranlar kanunlarından hangisini açıklamıştır? Her üçünü de açıklamıştır gençler. Bak, dalom şöyle içi dolu yuvarlak bir küre olduğunu söyler. Farklı element atomlarının farklı kütlelere sahip olduğunu söyler ve bunların belli oranlarda bir araya gelerek bileşikleri oluşturduğu ifade edilmiş olur. Peki Dalton atom modeline göre madde atom adı verilen küçük taneciklerden oluşmuştur. her maddede olmak zorundadır diyor. Atomlar içi dolu bölünemen kürelerdir diye bahseder ve atomları vardan yoktan

8:24 var edemezsin. Mutlaka atom evrende vardır zaten diyor. Bir elementin bütün atomları özdeştir, aynıdır kavramını kullanıyor. Farklı elementlarının da farklı kütlelere sahip olacağından bahsediyor. Peki bileşikler ise bu farklı element atomlarının belli oranlarda bir araya gelmesiyle oluştuğunu söylüyor. Anlaştık mı? Bunlar çok önemli bilgiler. Peki geldi. Kimyasal tepkimelerde atomların türleri ve sayıların değişemeyeceğini, korunacağını söylüyor. Çünkü atomu bozamazsın diyor. Bunlar mutlaka sabit kalmak durumundadır diyor. Bu adamın hataları neydi? Şimdi yüzüne vuracağız bunları. Tamam mı? En büyük hatası atom içi dolu bir küre falan değil. Atomun büyük bir kısmı boşluktan oluşuyor

9:10 dedik. E peki başka? Atomun içinde daha küçük parçalar yani atom altı parçacıklar keşfedildi. Elektronlar, protonlar nötronlar kuartlar leptanlar, atom altı parçacıklar var. E peki pozitif veya negatif yükten bahsetti mi bu adam? Yok daha keşfedilmedi ki o dönemde. Ne elektron var, ne proton var. İkisi de keşfedilmedi. Ve atom hani parçalamaz diyordun ya. Biz radyoaktif tepkimelerle atomları parçalayabiliyoruz. Başka ne dedi? Bir elementin bütün atomlarını özdeştir dedi. Biz dedik ki hayır aynı elementin izotop diye bir kavramı var. Bir sonraki dersimizde bahsedeceğiz. İzotoplar yüzünden bu ifade de gitti. Peki farklı kütleli

9:56 atomlara ne dedin dedik. İzotop denir ifadesini kullandık. Şimdi burayla ilgili bir soru görelim. Mesela ÖSM girdin sınava sana şöyle bir şey sorsa nasıl cevaplayacaksın? Dalton atom modelinin varsayımlarından birçoğu günümüzde geçerli yitirse de bazıları kabul görmüştür. Aşağıdakilerden hangisi Dalton'un günümüzde de geçerliliğini koruyan bir varsayımıdır diyor. Bir elementin bütün atomları özdeştir. Günümüzde izotop kavramı vardı gitti. Hocam atomlar bölünemez, parçalanamaz. E radyoaktif olaylarda bölünebilir dedik gitti. Hocam atom bilardo topuna benzeyen içi dolu yuvarlak bir küre. Hayır, büyük bir çoğunluğu boşluk dedik. Gitti. Hoca. Kimyasal tepkimelerde atom türü ve sayısı korunur dedi. Hala geçerli. Kimyasal tepkimelerde biz atomların

10:43 türlerini ve sayılarını her zaman için koruyacağız. Nasıl yani? Hocam hidrojen girdi, altın ah nerede? Keşke çıksa ama çıkmıyor. Atomların türü ve sayısı korumak zorunda kalıyor. Atomlar başka bir atoma dönüştürülemezler. Hayır, dönüştürebiliyoruz. Sadece maliyeti çok yüksek olduğu için genelde uygulamıyor. Hatta mesela radyoaktif olaylarda parçalan ki yeni elementler ortaya çıkartıyorlar. O zaman bu ifade de gitmiş oldu. Peki geldim bir diğerine. Diyor ki aşağıda verilen ifadelerden hangisi dalton atom modelinde yer almaktadır? Atomda eksi yük sayısı kadar eşit. Bir dakika. Ne eksi? Eksi artı hiçbir yük yok ki. Yalan ifade. Git de. Elektronlar atom. Ne elektronu hocam?

11:28 Elektron yok ki bu adamın. gitti. Farklı element atomları belli oranlarda bir araya gelerek birşeği oluşturur. Dalton'un en önemli bahsettiği ifade buydu işte. O zaman doğru dedik. Devam ettim. Pozitif yükün tamamı hocam. Pozitif negatif yükten bahsedemezsin. Neredesin? Daltondasın da elektrondan bahsedemezsin. Dalonas. Bak gerisini okumana gerek yok. Ufak bir bilgiyi bilmen bütün soruyu bir anda çözmene sebep olur. Şimdi geldim. diyor ki aşağıdaki lan simyanın notu girmiş araya. Bir dakika bunu iptal edin. Bu yok. Şimdi geldik Thomson atom modeline. Thomson ne dedin Thomson? Hadi bir bahset bana dediğinde. Josep John Thomson katot ışınları ile yaptığı

12:14 deneyde elektronun keşfine büyük bir katkı sağlamıştır. Katot ışını derken katot ışın ne biliyor musunuz gençler? Bak eski dönemlerde hani eee tüplü televizyonlar vardı. Hatta köylere falan gittiğinizde görebilirsiniz. Ya da anneannenizde, dedenizde var da böyle kütle ay eee arka tarafı böyle yuvarlak bir şey. Bu kat ışını. Kato ışını ilk defa elektron varlığının kanıtıdır. Nasıl yani? Bir gerilim uygulanıyor. Katottan doğru giden bir ışın sergileniyor. Bu yüzden de buna katot ışını adını veriyorlar. Katot ışınları floresans bölgede ışıma yaptıkça oraya görüntü vermeye başlıyor. Sonra bu katot ışınları zaman içinde stoney denilen bir adam geliyor diyor ki bunlar diyor aslında elektronlar şeklinde söyleniyor. Bu sayede elektron varlığı kanıtlanıyor. Geriye atom da nerede olduğunu söylemek kalıyor. İlk söyleyen kişi kimmiş?

13:01 Thomson atom modelinde bahsedecekmiş. Bak, Thomson atomdan çok daha küçük olan negatif yüklü bu taneciğin atom içine cümle çok önemli homojen dağılmasını dağıldığını düşünmüştür. Atomun nötral yapıda olduğunu bilen thomson negatif yükü dengeleyecek bir yük var diyor. Daha artı yük yok. Proton keşfedilmedi. Şimdi diyor ki ya bu atom nötr diyor. Eksiği bir şeyin dengelemesi lazım diyor. Bunu dengeleyeceği bir kuvvet olacak. ne olacak diye düşünürken o zaman aklına şöyle bir şey geliyor. Diyor ki ben diyor bir üzümlü kek gibi bir sistem düşüneyim diyor. Kekin kendisi bir artı yük dengelçisi olsun. Yani bu bir pozitif bulmak zorunda diyor. Niye? Çünkü her bir eksi yüke karşılık bir tane artı yük gelmeli ki atom nötral olsun diye bir sistem geliyor ve Thomson

13:48 atom modeli üzümlü keke benzetilmiş oluyor. Peki hocam Thomson'a göre bir ilk defa yarıçap ifadesi girdi. Atom yarıçapı yaklaşık 10 üzeri -8 cm olan bir küredir dedi. Devam etti. elektron adını verdiği negatif yüklü küreler bu taneciklerin yani pozitif yüklü atom içine homojen bir şekilde dağılmıştır. Bu yüzden her bir eksi yüke karşılık bir tane artı yük gelir diyor. Atomdaki her bir negatif yüke bir tane artı yük gelir ve atom nötralize olmuş olur diyor. Elektronların kütlesini sordular Thomson'a. Ya Thomson hani her şey güzel de elektron bir kütlesi var mı dediler. dedi ki bu da elektronun kütlesi atom kütlesinin yanında ihmal edilecek kadar küçüktür. Bu yüzden elektron kütlesinden

14:34 bahsetmemize gerek yoktur dedi. Bu bizim günümüzde de geçerliliğini devam ettiren bir ifadesidir. Çok önemli. E peki hocam bunun eksiği yok muydu? Hadi gel bir de onun yüzüne vuralım bunun. Şöyle atomdaki pozitif ve negatif yükler atom içine homojen dağılmamış. Niye? Çekirdekte artı yükün olduğunu, çevrede de eksi yüklerin olduğundan bahsetmiş oluyorsun. E pozitif nüüker atom kütlesinin tamamını oluşturur diyor. Diyorsun ki hayır. Niye? Yaklaşık yarısını oluşturur. Çünkü bir tanecik daha var. Kim o? Aynen öyle. İşte nötronlar var. Nötronlar da bunun geriye kalan parçaları olacak. Elektronlar atom içine gömülü ve hareketsiz diyor. Biz elektronu göremeyecek kadar hızlı, ışık hızında hareket eden bir tanecikten bahsediyorsun. Thomson atom modelinde nötronlardan bahsetmiyor. Çünkü böyle

15:21 bir keşif yok orada veya da herhangi bir ifade yok diyeceğiz. Peki Thomson'ile ilgili bir soru sorulmak istenseydi? Bir Thomson atom modeline göre aşağıda verilen ifadelerden hangisinin yanlış olduğunu söylüyor? Atom çapı yaklaşık 10 üzeri -8 cm olan bir küredir diyor. O zaman doğru bir ifade. Çekirdeğin kütlesi çekirdeğin derken Thomson'da böyle bir ifade yok ki. Thson'da çekirdek yok. Dikkat et. Üzümle çekirdeğ falan karıştırma sakın. Çekirdek yok. O zaman burası yanlış bir ifade. Bak devamını bile okumana gerek yok. Yanlış gitti. Devam ettim. Tamson atom modelini üzümlü keke benzetildi mi? Benzetildi. Eksi yüklü tanecikler atom içinde gömülü ve hareketsiz durduğundan bahsettik mi? Bahsettik. Elektronların kütlesi atom

16:07 kütlesinin yanında ihmal edilebilecek kadar küçük olduğunu söyledi mi? Söyledi. Yani yanlış olan cevabımız Bolivia şeklinde karşımıza gelecek. Devam ettim. diyor ki bana Josep Jean Thompson elektronun varlığının kanıtlanmasından sonra Dalton atom modelinde göz önünde bulundurarak yeni bir atom modeli önerdi. Bu nedenle iki modeldeki bazı ifadeler birbirini desteklemektedir diyor. Dedim ki tamam. Aşağıda verilen ifadelerden hangisi bak çok önemli. İlk kez Thomson söylemiştir diyecek. Tamam. İlk kez Thomson. Atomlar bölünemez, parçalanamaz. Vardan yok, yoktan var demez. Dalton hocam bu zaten atom altı parçacık Thson var. Yani bu

16:53 ifade kafadan gidiyor. Bileşikler farklı atomların belli oranlarda bir araya. Bir dakika hocam bu olay ne? Thomson'da yok. Dalton ilk defa söylüyor gitti. Atomda yer alan negatif yükler pozitif yüklü atom içine homojen dağılmıştır. Aha hocam atomda yer alan negatif yükler. Daltonda negatif yük yok ki. İlk kez negatiflikten bahseden thsındı. Homojen dağıldığından ilk kez bahseden de Thomson olacak o zaman dedim. Devam ettim. Maddeler atom adı verilen küçük taneciklerden oluşmuştur. Doğru bir ifade e doğru diyorum. Daltonan bahsedilen bir ifade dedim. Gitti. Bir elementin bütün atomları özdeştir. Dalton. İlk defa Dalton söyledi gitti. İlk kez Thomson'ın söylediği sadece

17:39 neymiş? Bileşiklerin nasıl oluş oluştuğuyla alakalı bilgi olacak. Peki geldim şimdi bir diğer modeli. Şu yarısı kaldı yazısını sonradan getiriyoruz. RERP atom modeli yani diğer bir adıyla altın levha ya da alfa saçılma diye de isimlendirilen deney. Şimdi Ruford Thomson modelinin doğruluğunu kanıtlamak için alfa saçılması deney uygulayıyor. Deney sonucunda şöyle bir şey varıyor. Bak gönderdiği ışınlar ne dedim? geri dönmesini beklerken ışınlar şak şak şak şak şak şak şak şak dedi. Karşıya geçti. Mevzu şundan ibaretti. Şimdi gönderdiği ışınların birçoğu karşıya geçerken sadece bazıları şöyle hafiften sapmaya

18:25 bazıları da böyle geri dönmeye falan uğruyor. RER bunu şöyle açıkladı. dedi ki atomun dedi büyük bir kısmının boşluk olduğunu, merkezde ufak bir hacim kaplayan çekirdek bulunduğunu, bu çekirdeğe gelen ışınların yansımaya ya da kırıma uğradığını söylüyor. O zaman diyor ki bu model ilk kez çekirdekli atom modeli olarak bilinir ifadesini kullanmış olacağız. Peki hocam Ruford'un bulduğu özellikler neydi? Bir atomdaki pozitif yükün tamamı nerede dedi? çekirdek denilen ufak hacimli bölgede toplanmıştır dedi. Elektronlar nerede? Çekirdeğin çevirisine rastgele boşluklarda takılıyor hocam dediler. Sonra atom hacminin büyük bir kısmı boşluktur. Elektronlar bu boşlukta

19:11 takılmak üzere kurulmuştur dedi. Sonra çekirdekte yer alan artı yük miktarı her elementte farklıdır dedi. Bu da her elementin artı yükünü yani proton sayısının farklı olacağını söyledi. Rutuford'un deneyi çok güzel gitmişti. Hani dedim ya sempozyumda topladı herkes sorular soruyor diye. Ruder'a bir tane soru yönelttiler. Dediler la R dedi bir şey soracağım dediler. Sor dedim. Şimdi diyorsun ki dedi arterin tamamı ufak cimdi çekirdekte toplanmış diyorsun dedi. Dedi tamam dedi. Elektronlar bunun çevresinde dolaşıyor ya diyorsun dedi. Evet dedi. E peki dedi bunlar zıt yüklü değil mi dedi. Neden eksi yükler artı yükün üstüne düşmüyor dedi. Ne bileyim ben dedi. Açıklayamadı. Ruford elektron davranışlarını açıklayamadı ki zaten en büyük eksikliği

19:57 de burada ortaya çıkmış oluyor. Sonra birisi daha yıkalı RER bir şey daha soracağım dedi. Lan sormayın oğlum zorlanıyorum derken sordu. Dedi ki peki dedi. Thomson bir şey söylemişti dedi. Hani dedi ki atom kütlesinin tamamına artı yük oluşturur. Gerçekten doğru mu dedi. Ruford dedi ki bak dedi. Çekirdekte bulunur dedi. O zaman doğru çekirdekte artı yük vardı. Hayır hayır bir dakika dedi. Artı yükler kütlenin yaklaşık yarısını oluşturuyor dedi. Nasıl yani dedi. Geriye kalan yarısı nerede dedi. Orada dedi bir şey daha var dedi. Nerede dedi? Çekirdeğin içinde bir şey daha var. Ne var dedi? Yüksüz bir şey dedi. Artı ya da eksi yük değil dedi. Yani elektriksel ya da manyetiksel alanında sapmıyor dedi. Bir yükü yok dedi. Kütlesi de yaklaşık artı yükün kütlesine eşit bir şey dedi. Ne dedi? Ne bileyim ben oğlum dedi. Bulamadım dedi. Onu da siz bulun

20:44 dedi. Rutherford ikinci ihtimali ortaya çıkarttı. İlk kez yüksüz bir tanecik varlığından bahsetti. Ancak kanıtlayamadı. Bak nötron demiyorum adına. Çünkü nötron değil o. Niye? Çünkü Rudford bulamadı. Bu ismi veremedi. 1932 yılında Ruford'un bahsettiği yüksüz taneci Chatvig tarafından bulunuyor ve ismine de nötron adı verilmiş oluyordu. Peki hocam atomdaki o zaman elektron sayısı proton sayısına eşit ve atomun nötr olduğundan bahsetti. kütlesinin tamamı çekirdek denilen ufuk bir hacimda toplandığını pozitif yükler bu kütlenin yaklaşık yarısını oluşturduğunu söyledi. Peki eksik yönü neydi? Şimdi bu adamın eksik yönüne geldiğimizde bir çekirdek etrafında dönen elektronların neden çekirdeğin üzerine düşmediği hakkında

21:31 bir bilgi sahibi değildi. Yani elektron davranışını bilmiyordu. Elektron davranışını açıklamakta yetersiz kalması zaten Ruford'un en büyük eksikliklerinden birisiydi. Atom modelinde çekirdekte yer alan yüksüz bir tanecinin varlığından bahsediyor ancak kanıtlayamıyordu. Bu da çok önemli. Peki 1932 yılında James Chedick tarafından bu yüksüz tanecin varlığı kanıtlanarak adına nötron denilmişti. O yüzden şuna dikkat et. Ruttherford Nerron'un varlığından bahsetti diye bir cümle kuramaz. Ruford yüksüz bir tanecin varlığından bahsetti. Tamam mı? Cümleler çok önemli. Tarihsel sıraya göre geçiyor. Çünkü Ntherford böyle bir cümle kuramaz. Çünkü nötron yok ortada. Anlaştık mı? Peki ilk sorumuz bize

22:18 geldi. Diyor ki Rotherford atom modelini anlayabilmek için alfa saçılma deneyini yapmıştır. Bu deneyin sonucuyile ilgili aşağıdaki verilen ifadelerden hangisinin yanlış olduğu bilgisini soruyor. Atomun büyük bir bölümün boşluk olduğunu söylüyor. Doğru mu? Kesinlikle doğru. Işınların çoğunun geçtiğini söyledi. Merkezde ufak bir hacim kaplayan çekirdek adı verilen bir bölgenin yer aldığından bahsetti mi? Bahsetti. Çünkü saçılmaları uğurda görmüştü. Elektronlar çekirdek çevresinde belli dairesel yörünge diyemezsin. Çünkü Rudford nasıl dolaştığını bilmedi. Rastgele hareket ediyor dedi. Dikkat et. Yanlış cevabı yakaladın. çekirdekte yer alan pozitif yüklerin kütlesi atom kütlesinin yaklaşık olarak yarısı geriye kalan yüksüz bir tanecikte olduğunu söyledi.

23:06 Çekirdekte yer alan pozitif yük miktarı her elementte farklıdır. İşte bu da proton sayısına göre dizilimi önüne açacak ileride. Yani cevabımız C seçeneği olarak karşımıza geliyor. Geldim diğer sorusuna. diyor ki aşağıda iki tane atom modeli ile ilgili bazı bilgiler yer almaktadır. Buna göre bilgileri verilen modeller aşağıdaki seçeneklerin hangisinde doğru olarak verilmiştir? 1. atom modelinde atom yarıçapı yaklaşık 10 üzeri -8 cm bitti. Thsından bahsedi aslında değil mi? Devam edeyim yine de. Negatif yüklerin kütlesi atom kütlesinin yanında ihmal edilecek kadar küçüktür hocam. Thsından bahsediyorsun sen diyeceksin. Geldim 2ci modele. İlk kez çekirdek bitti. Brotherford çekirdek kavramını söylediği zaman ya da İzmirliler

23:52 eee ifade ettiği gibi çiğdem kavramını söylediği zaman ne diyeceksiniz? Ruford atom modeli diyeceksiniz. O zaman bu amca kimmiş? Ruford atom modeli. Yani cevabımız A seçeneği olarak karşımıza gelecek. Devam ettim. Sırada kim var? Borom modeli. Bak Rutherford'a göre bir farklılık var. Çekirdeği kabul ediyor bu herif. Çekirdeğin çevresinde belli katman, kabuk, daire, temel enerji seviyesi gibi ifadelerde kullanacağız ya da yörünge ifadelerini kullanmış olacak. Şimdi bak bu adam diyor ki 1913 yılında Niss Bor Ruttherford atom modelindeki eksiklerden yola çıkarak bir model önerisinde bulunuyor. Bir maddenin ısı enerjisi alması olayını söylüyor. Diyor ki bir madde ısı enerjisi alırsa bunu

24:38 abzorpsiyon diyor. Aldığı enerjiyle daha üstteki bir enerji seviyesine gidiyor. Bu sayede enerji seviyeleri olduğunu fark ediyor. Daha sonra bulunduğu seviyeden geri eski haline dönmeye çalışacak diyor. Bunun da emisyon diyor. Ne demek istiyoruz? Şöyle göstereyim size. Bu adam diyor ki bir çekirdek var diyor. Çekirdeğin çevresinde belli şöyle dairesel yörüngeler yarım daire çiz. Normalde şöyledir. Tam dairedir de kolay olsun diye söylüyoruz. Hocam burada bir elektronun varlığından bahsediyorum. Şimdi dışarıdan bu elektron bir enerji alırsa buna absorblamak, sormak diyoruz. Aldığı bu elektronu daha üstteki bir enerji seviyesine götürecek. O zaman şu mantık geliyor mu? Çekirdekten uzağa doğru gidildikçe enerji ne oluyormuş? artıyor bilgisini getireceğim. Şimdi dedi ki bu adam daha yukarıdaki bir

25:24 enerji seviyesine geldi. Daha üstlerde bulunuyor. Fakat burada çok fazla barınamayacak. Niye? Ben geri eski halime dönmek istiyorum diyecek. Diyecekler ki şartımız var. Niye? Aldığını geri ver. Yani biraz önce enerji alarak çıktın ya verdiğin enerjiyi geri verdi diyor. O zaman diyorsun ki tamam vereyim. aldığı enerji geri ışıma foton olarak geri yayıyor. Geri yayarak kendi yeri eski haline gelmesi olayında emisyon yani yayma olarak isimlendirmiş oluyor. Bu olay bizim için çok değerliydi. Çünkü bor bu sayede belli katmanların olduğunu kanıtlamış oldu. Mesela bu olayı gündelik hayatta nerede görüyoruz? Hani demiştim ya ilk keşfedilen element olan fosforda görüyorsun. üzerine bir ışık demeti düşürüldüğü zaman elektronları bunları soruyor. Daha üstteki bir enerji

26:11 seviyesine geçiyor. Sonra bu eski haline dönerken aldığı enerji geri yayınlamaya başlıyor. İşte bu olayı da ne diyoruz? Emisyon olayı diyoruz ve biz de bunu gözle görebiliyoruz. O zaman bu mantığa göre şöyle bir sistem var. dedik ki merkezde K, L, M, N, O, P, Q gibi harflerle sembolize edilmiş oldu. Hatta burada ilk soru şöyle geliyor. Neden K, L, M, N, O, P gibi harflerle sembolize ediliyor? Bunun iki tane açıklaması var tarihte. Eee, birçok kişi bu arada bir önceki anlatımda bana sormuş. Hocam, neden K'dan baş, neden A'dan değil de K'dan başladı? Sebebi şu. Boratom modeliyle uğraşırken X ışınlarını çok kullanıyor. X ışınları da kendisinden önce bulunan sistemde şöyle bir adam diyor ki X Y Z A

26:58 B C çok fazla kullanılmış. Karmaşa yaratmasında K diye bir başlangıç yapıyor. K L M diye bir başlangıç yapıyor birinci ifadede. Bu yüzden bordu alırken K seviyesinden başlatmış oluyor. İkinci bir ifade yabancı bir kaynakta da şöyle bir ifade yazıyor. Diyor ki normalde bu bir enerji seviyesini gösteriyor ya. Şu aralıkta başka enerji seviyeleri de var. Yani A, B, C, D, E, F, G diye enerji seviyeleri var. Fakat diyor elektron burada tutunamıyor diyor. Enerji seviyesi en yakın olarak K'da tutunuyor. Buradaki enerji seviyesine ulaştığında tutunma başlıyor diyor. O yüzden ilk olarak K'dan başlıyor şeklinde söylüyor. Ama genel olarak bizim bilmemiz gereken sistem şu. Biz her bir katman yörünge ya da temel enerji seviyesi diyeceğiz. Elektronlar bunlarda bulunur diyeceğiz. Bu

27:43 elektronlar merkezden uzaklaştıkta enerjisi artar. Bunlar ya tam sayıyla 1 2 3 4 5 6 7 gibi tam sayılarla ya da K, L, M, N, O, P, Q gibi harflerle sembolize edilir diyor. Toplamda kaç tane katman var? Toplamda 7 tane katmanın bulunduğunu söyleriz. Neden 7? 7 gizemlidir. Çünkü hatta her derste hatırlatırım 7'nin gizemini. Bir haftada kaç gün vardır? 7 gün vardır. Peki dünyanın kaç harikası vardır? 7 harikası vardır. Peki dünya kaç katmanla oluşur? 7 katmanla oluşur. İstanbul'da kaç tepe vardır? 7 tepe vardır. Bir haftanın kaç günü vardır? 7 günü vardır. Cristiano Ronaldo'nun sayısı kaçtır? 7'dir. Birçok

28:28 kişinin şanslı sayısı nedir? 7'dir. Ve asıl en büyük sır geliyor. TYT kimyada kaç soru var? 7 soru var. 7 çok önemli aslında. Mez şudur gençler. 7 gelme sebebi 7 tane periyot bulunuyor. Her bir periyot ileride söyleyeceğim bir tane katman isim girer. Bu yüzden 7 sayısını burada kullanmış oluruz. Peki hocam geldim burada dur şurası çok karıştı. Şurayı bir sileyim. Biz diyeceğiz ki burada hocam bazı çizgiler oluşturacak. Nasıl yani? Hani dedi ki emisyonda mı oluyor? Yüksek sıcaklığa kadar ısıttım maddeyi. Bu ısıtılan madde ışımalar yapmaya başladı ve bu ışımaları bir prizmadan geçirdim. farklı renklerde çizgiler oluşturmaya başladı. Bu çizgilere biz ışık spektrumu adını vermeye başladık. Her maddenin

29:14 ışık spektrumu birbirinden farklıdır. Yani kendisine özgü spektrumları vardır. Işık spektrumu olan maddenin yapısı hakkında bize bilgi vermeye başlayacak ve news bor sadece bir element üzerinde inceleme yapmıştır. O da hidrojendir. Sadece hidrojen elementi üzerine işlem yaptığı için bor atom modeli yalnızca tek elektronu sistemlerde geçerlidir. Çok dikkat et. Bak bu çok önemli bir bilgi. Bor atom modeli yalnızca tek elektronu sistemde geçerli olacak. Peki hocam bor atom modeline göre bir yörüngeli atom modeli olarak bilindi. Başka? Elektronlar çekirdeğin etrafında belli enerji seviyesi katman kabukta diyebilirsin. Bunlarda bulunuyor dedin. Katmanlar içten dışa doğru 1 2 3 4 gibi tam sayılarla ya da KL M Q harflerle

30:00 sembolize edilebilir dedik. Elektronlar enerji düzeyleri arasında yer almaz. Belli bir enerji düzeyinin üzerinde bulunması lazım dedik. Elektronun çekirdeğe en yakın olduğu seviyeye en düşük enerji deriz. Biz buraya temel hal deriz ve elektron ilk olarak temel halden başlayarak dizilmeye başlar. Eğer ki dışarıdan bir enerji alırsa elektron uyarılır. Daha üstteki bir enerji seviyesine geçiş yapmış olacak. Peki bunun hatalı yönleri nelerdi dediğimizde bor yalnızca tek elektron sistemlerde çalıştı. O yüzden hidrojen de geçerlidir. Bak çok dikkat et. Helyum için geçerli değildir. Ama helyum artı tanecinde kaç elektron var? 1. Bunun için geçerli. Bak lityum taneci için bor atom modeli geçersizdir. Fakat lityum +2

30:48 tanecinde bir tane elektron vardı. Burada geçerlidir. O yüzden bor atom modeli yalnızca tek elektron sistemlerde geçerli oldu. Peki hocam elektronlar belli dairesel yörünge diyor. Yörüngemiz yok artık. günümüzde orbital diye bir kavram var. Orada bulunduğundan bahsedeceğiz. Buna da elektron bulunma ihtimalinin en yüksek olduğu bölge olarak nitelendireceğiz ve buna da orbital adını vermiş olacağız. Peki ilk sorumuz bize diyecek ki aşağıda verilen atom ve yapısı ile ilgili bilgilerden hangisi bor atom modelinde yer almaz? Bir atomun elektronları en düşük enerji seviyesinde zaten enerji seviyesinde ilk kez bor kullandı. Yani bor atom modelinde yer alacak. Bir elektron yüksek enerji düzeyinden düşük enerji düzeyine geçerken ışıma yapar. Nerede

31:34 kullandık? Bor atom modelinde kullandık diyeceğiz. Elektronlar atom içerisine homojen bir şekilde dağılmıştır diyeceğiz. Atom içine homojen dağılma yok. Belli seviyelerde enerjide bulunuyor. Bu ifade kimde vardı? Ruford ve Thompson'ı kullanabilirsin ama diğerini kullanamazsın. Bir atomda bulunan her bir elektron çekirdekten belli uzaklıktaki dairesel yörüngelerde bulunur ifadesini kullanabilirim. elektron enerjisi bulunduğu yörüngenin enerjisine eşittir ve çekirdekten uzaklaştıkça enerji artar ifadesini kullanmış olacağım. Yani yanlış cevabımız C seçeneği olarak karşımıza geliyor. Geldim bir diğer sorum. diyor ki bor atom modeline göre yanda şematize edilen 1 2 3 4 ile elektron geçişlerini

32:19 ben sana gösterdim diyor. Buna göre verilen ifadelerden hangisi yanlıştır diyor. 1ci ve 2inci numaralı elektron geçişlerinde absorptlanan enerji miktarı birbirine eşittir diyor. Hemen bakalım mı hocam? 1inci enerji geçişi 2inci enerji geçişi bir dakika bak bu geçiş 1inciden 2'ye geçiş. Burası 2'den 3'e katmanlar arası burada aynı gibi göstersen de enerjiler aynı değildir. O yüzden burası yanlış bir ifadedir. Devam ediyorum. 4 numaralı geçişte yayınlanan enerji 2 numaralı geçişte absorblanan enerjiden büyüktür diyor. Bakalım. 4 numaralı enerji bak 4 enerji seviyesinden 1'e düşüyor hocam. 2 numara 2'den 3'e gidiyor. Bak daha üstten en

33:05 aşağıya geçerken bak burada bir mesela şöyle düşünebilirsin. Şu arada 5 şuraya geldin mesela 10 enerji verdin. Buraya geldin 20 enerji verdin. Toplam 35'lik enerji verirsin. Şurada ne kadar 20'lik enerji vermiş olursun. O zaman 4te yayınlanan 2'de absorblanandan daha büyüktür. Yani doğru bir ifade kullandı. 2 numaralı geçişte absorblanan enerji 3 numaralı geçişte yayımlanan enerjiye eşittir. Bir bakayım o zaman. Aynı bölgede gidip gelmesi lazım. Şurayı biraz temizleyeyim. 2 ve 3. Bak ikisi de aynı aralıkta değil mi? Ne diyor bak? Ne kadar verirsen o kadar geri alırsın. E o zaman doğru. Yayınlanan absorblanan burada eşittir diyeceksin. 1 ve 2 numaralı geçiş absorpsiyon. 3 ve 4 numaralı geçiş emisyondur. Bak 1 ve 2

33:52 alttan üste geçişini değil mi? Evet. O zaman enerji alması lazım. Absorpsiyon doğru. Peki 3 ve 4 yukarıdan aşağıya düşüş değil mi? Evet. Enerji yayması lazım. Buna da emisyon adını vermiş olacaksın. Peki 4 numaralı geçişte yayınlanan enerji en fazladır derse baksana zaten 1'den 2'ye 2'den 3'e, 3'ten 2'ye burası 4'ten 1e. O zaman en büyük enerji 4'ten 1'e geçişte olmuş olacak. Yani cevabımız hangisi yanlıştır demiş. A seçeneği şeklinde karşımıza gelmiş olacak. Peki hocam şimdi bir de şu kavramdan bahsedeceğiz. Spektrum diye bir kavram var. Ne demek spektrum? Bir maddenin ışık veya diğer elektromanyetik

34:37 dalgaların etkileşiminden etkilenerek yapısını ve özelliklerini farklı frekanslı ışığın bileşenlerini ayırarak inceleme olayına spektrum adını ya da type adını vermiş olacağım. Ne demek yani? Şimdi mesela şurada göreceksiniz hocam farklı farklı alev renkleri göreceğim burada. Mevzu nedir? Buradaki farklar ve birekleri farklı elementler ısıtıldığında farklı frekansta ışıma yapar. Her element kendisine özgü bir ışıma yapar. İşte bu da elementin ne olduğunu kanıtlar. Elementler alev renkleri üzerinde yaptığı değişiklikler maddeler için ayırt edici bir özelliktir. Mesela eee atomik absorpsiyon spektroskopisi diye bir cihaz var. Bu nedir biliyor musun? Altın analizlerinde kullanılır. Ya da herhangi bir şey istiyorsan onu da yaparsın. Bir çözeltinin içerisine ışık demetini

35:24 yollarsın. Mesela şöyle düşün. 10 tane foton yolluyorum. İki tanesi kayboluyor. 8 tane geçiyor. İki tanesi nereye girdi? İçinde ikilik altın var. Çünkü aynı dalga boyundaki ışımalar birbirlerini absorblamaya başlıyor. Bu sayede bir maddenin içinde olup olmadığını biz bu şekilde analiz yöntemiyle kullanabiliyoruz. Peki bir maddenin ısı enerjisi almasına absorpsiyon. Peki aldığı enerji geri yayılması olayına ise emisyon adını vermiştik zaten. Peki bir beyaz ışık düşünün. Beyaz ışığı prizmadan geçiriyorsun ve renklerini ayırıyorsun. Fizikte görüyorsun zaten. Peki kırmızıdan mora kadar hatta kat sayamam ya da kut sayamam diyorsunuz ya. Bu şekilde renklerine ayrılmış oluyor. Renkler arasında kesin bir sınır olmaması nedeniyle bu ışık spektrumuna biz çok

36:12 dikkat et sürekli kesiksiz spektrum adını vereceğiz. Ne demek istiyoruz? Yani şöyle görselde göstereyim. Beyaz ışığı verdim. Bu bir anda renklerini ayırmaya başladı. Bu renkler arasındaki geçişi fark edemiyorsun. Fark edemediğin için biz buna ne diyoruz? Sürekli kesiksiz spektrum adını vereceğiz. Peki hocam temel düzeydeki bir atomun ışınları absorpleyerek yüksek enerji düzeyine ulaşmasına biz absorpton sorma denir demiştik. Uyarılmış bir atomunun geri dönmesine emisyon olayı demiştik. Güzel. Şimdi geldik mevzuya. Bir atomunu yaydı veya da sorduğu ışınların dalga boylarının aynı olduğu bölgeye spektrum çizgisi dedik. Şimdi beyaz ışığın renklerini ayırıyorsun da herhangi bir maddenin ışığına geldiğin zaman bu sefer spektrumlar vermeye

36:59 başladı. Bak beyazda geçişte herhangi bir çizgi göremezsin. Hidrojenin emisyon ya da hidrojenin absorpsiyon spektroskopisini gördüğün zaman aynı yerlerde ışık demetleri göreceksin. Böyle kesikler görüyorsun. İşte bu bir element kesiği olduğunu kanıtlıyor sana. O zaman biz buraya sürekli spektrum diyorsak buraya kesikli spektrum adını veriyoruz. Herhangi bir elementin spektrumu kesiklidir. Beyaz ışınki süreklidir. Anlaştık mı? Peki burayla ilgili bir soru sorsak o zaman desek ki beyaz ışık prizmadan geçirilirse ifadelerin hangisi yanlış olur? Mesela sürekli spektrum oluşturur. Doğru mu? Doğru bir ifade. Kırmızıdan mora kadar renk tariflarına ayrıldı mı? Ayrıldı. Emisyon olarak adlandırılır mı? Emisyon.

37:44 Emisyon dedik mi? Hayır. Renklerini ayırmış olduk. O zaman emisyon olarak adlandırmayacağız. Gitti. Hangisi yanlıştır demiş. Yalnızca 3üncü öncül yanlıştır diyeceğiz. Başka bize demiş ki bir gaz lambasından yayılan ışın prizmadan geçirilip bir perde yansıtıldığında aşağıdaki bir görüntü elde ediliyor. Aha hocam gaz lambasından yayılan dediğine göre içindeki bir maddenin verdiği ışın beyaz ışın değil. Niye? Çünkü bu artık kesikler atmaya başlamış. Kesikli spektrum. Sonra diyor ki buna göre ifadelerin hangisinin doğru olduğunu söylüyor. Işık sürekli spektrumdur. Tüm renkler görünür. Gördün mü tüm renkleri? Hayır. Sürekli deki kesikte bu gitti. Diyor ki gazın yaydığı ışık sadece belli bir dalga boyunda olduğundan çizgi spektrumunu görüyorum.

38:31 Bak burada burada burada çizgi görmenin sebebi bu zaten. Doğru bir ifade dedin. Devam ettin. Bu spektrum 5 beyaz ışığın kırılmasıdır. Hayır. Beyaz ışık olsaydı bütün renkleri görebilecektin. Kesiklı için bir maddenin bir elementin spektrumu şekline gelecek. Yanlış bir ifade oldu. Hangisi doğrudur diyor. Cevabımız Bolivya şeklinde karşımıza gelmiş oluyor. Evet böylelikle bu konumuzu bitirmiş olduk. Yoruldunuz. Biliyorum. Ben de yoruldum çünkü. Şimdi birazcık dinlenme vakti. Dinlendikten sonra hemen ne yapıyoruz? Ünite sonu sorularını çözmüş oluyoruz. O halde bir sonraki dersimizde tekrar görüşmek üzere. Kendinize çok iyi bakın. [Müzik]

Share

YouTube Video Özetleri