0:00 Tonguç Akademi'den herkese merhabalar. 2. dönem 2. yazılı kampı başlıyor arkadaşlar. Toplanıyorsunuz. Kimya yazılısına birlikte çalışarak başlayacağız arkadaşlar bu sürece. Şimdi gelelim arkadaşlar kimya yazılı hazırlık artık dönemin son yazılıları karşımıza gelmiş oldu. Bu seneyi güzel bir şekilde kapatmak için fırsatımızı hemen değerlendireceğiz. Kimya yazılısı ile başlayacağız arkadaşlar. Başlamadan önce tabii ki birkaç şeyden bahsetmemiz gerekiyor. Yazılıya bizim hazırlık videolarımızda hazırlık çalışmalarımızda neler olacak? Şimdi Milli Eğitim Bakanlığının eee bizim karşımıza çıkarabileceği sorulara karşılık biz de hazırlıklarımızı tamamladık. Birlikte güzelce bir konu özeti geçeceğiz. Konu özetinden sonra örnek yazılı sorularını birlikte çözüyor olacağız arkadaşlar ve tabii ki de sonrasında da kendi hazırlıklarımıza
0:46 yine devam ediyor olacağız ve tabii ki süreç boyunca da sizin yanınızda olmaya devam edeceğiz. İlk olarak arkadaşlar eğer yazılı çalışmalarına başlıyorsak ilk yapmamız gereken şey şu senaryoları gözden geçirmek olmalı arkadaşlar. Çünkü illaki öğretmenimiz de hangi senaryodan sorumlu olacağımızı bizle paylaşmıştır. Bu senaryolarda hangi kazanımlardan kaçar tane soru çıkacak, hangi kazanımlara odaklanmamız gerekiyor, bunu görmemizi sağlayacak. Tamam mı? illaki gidip şu kazanım listelerine, senaryoları şöyle bir gözden geçirmemizde fayda olacak ki zaten eee biz de çalışmalarımızı hazırlarken bu senaryolardan faydalandık ve o senaryolara uygun bir çalışma hazırladık. Bunun dışında arkadaşlar Tongo 3 tabii ki yazılı denemeleriyle karşımızda bize bu denemeler sayesinde fırsatlar sunacak. İkinci dönem ikinci
1:32 yazılılara hazırlık için her ders için örnek yazılı tipleri karşımızda olacak. Bu soruları çözeceğiz birlikte ve eee kitabı aldık, soruları çözdük. Diyelim ki çözemediğimiz kısımlar oldu. Bakın kare kodlar yardımcımız. Onlar sayesinde video çözümlerine gidip tüm eksiklerimizi giderme fırsatına sahip olacağız. Bunun dışında diyelim ki otobüste gidiyoruz, metroya bindik gidiyoruz ve boş zamanımız var. Hemen şöyle küçük ama çok işlevli bir kitabımız var. İkinci dönem yazılı notlarını alıyoruz. Yine aynı şekilde tüm derslerden en en en önemli notları bulabileceğimiz bir kaynak karşımızda. Bunu da yanımızdan asla eksik etmememiz gerekiyor diyelim. Ve haydi başlayalım o zaman. Neler çıkacak yazıldı da karşımıza.
2:23 Arkadaşlar iki tane temel tema karşımıza çıkacak. Bir çeşitlilik teması. İkinci olarak da türdürülebilirlik temasından sorular karşımıza gelecek. Çeşitlilik temasından hangi konulara odaklanacağız peki? Levis nokta yapısından başlayacak bizim sürecimiz. Bileşiklerin adlandırması. Hani zaten bir önceki sınavın da konularıydı. Bunları artık cebimize koymuşuzdur diye tahmin ediyorum. Moleküller arası etkileşimler var. Katılar ve özellikleri, sıvılar ve özellikleri bizim üzerinde durmamız gereken noktalar ve sorularla karşılaşacağımız kısımlar olacak. Sürdürülebilirlik temasına gelecek olursak nanoparçacıklar ve bunun ekolojik sürdürülebilirliğe katkısı yine sorularla karşılaşacağımız kısımlar olacak. Şöyle öğrenci notlarına gelecek olursak
3:08 arkadaşlar yani öncelikle şöyle bir özet geçelim. Hangi konudan nelere dikkat etmemiz gerekiyor bunlardan bahsedelim. Ardından sorulara geçeceğiz ve sorularda da yine tabii ki önemli noktalar üzerinde durağa dura ilerliyor olacağız. Levis nokta yapısı bizim bahsetmemiz gereken ilk kısım olacaktı. Bir maddenin, Levis yapısını, bir molekülün yapısını nasıl çiziyorduk arkadaşlar? Öncelikle biz burada iki tane kavram üzerine duracağız. Bağlayıcı elektron çifti ve ortaklanmamış yani eşlenmemiş elektron çifti karşımıza çıkacak. diyeceğiz ki bir atomun değerlik elektron sayısını, valans elektron sayısını belirlediğimiz zaman bu aslında bize o e bağın oluşumunda katkı sağlayabilecek elektron sayısını verir. Burada da bir kısmı bu valans elektronlarının bir kısmı bağ yapısına
3:53 katılırken bazıları da elektron çifti olarak bağ yapısına katılmadan elimizde kalır. Peki süreç nasıl gerçekleşecek? Eee diyeceğiz ki mesela diyelim ki CH4'ü çizmeye çalışıyoruz. Tamam mı? Bak karbon balans elektron sayısı 4. Ne yapıyorduk arkadaşlar? Şöyle 4 tane noktayı bir kere etrafına koyuyorduk. Bu 4 nokta onun 4 tane bağ yapabileceği anlamına geliyordu. E hidrojenlerin de balans elektron sayısı 1 olduğu için o sadece bir tane bağ yapabiliyordu. Dolayısıyla CH4'ü çizerken diyorduk ki böyle etrafına 4 tane hidrojen koyduğumuz zaman her biriyle bir tane bağ yapar. Bizim Levis yapımız bu olur. Bak bu yapıda mesela bağlayıcı elektron çifti 4 tane oldu. Ortaklanmamış elektron çifti hiç yok. Ama mesela suyun yapısını çizmeye kalkacak olursak oksijenin valans elektron sayısı 6'ydı.
4:40 Bak 6 tane noktayı bu şekilde koyduğumuz zaman diyorduk ki çift olan elektronlar bağ yapısına katılmazlar. Şu yalnız olan elektronlar ise bağ yaparlar. Dolayısıyla da suyun mesela levis nokta yapısını bu şekilde çiziyorduk. Bak burada bağlayıcı elektron çifti sayısı 2 oldu. Ortaklanmamış elektron çifti sayısı yine aynı şekilde iki tane olarak karşımıza çıktı. Burada bir de polarlık ve apolarlık kavramı karşımıza çıkıyordu. Diyorduk ki merkez atomda ortaklanmamış elektron çifti yoksa ve atomlar aynıysa dolayısıyla tam simetrik bir yapı ortaya çıktıysa biz bu tarz moleküllere apolar molekül adını veriyorduk. Yani kutupsuz yapı. Mesela bakın metan bunun CH4 yani bir örneği. Çünkü karbon merkeze koyduğumuz zaman diğer hidrojenlerin hepsi şöyle simetrik
5:26 bir durum oluşturuyor. Dolayısıyla yük dağılımı eşit. Bu onu kutupsuz hale getirmiş oluyor. Yani apolar oluyor. Ama suyun yapısına baktığımız zaman elektron çiftleri, bağ yapısına katılmayan bu elektron çiftleri molekülün yapısının kutuplaşmasına sebep oluyor. Ve bu kutuplaşmadan ötürü hani diyorduk ki hidrojenler kısmi olarak artı kutbu, oksijen kısmı ise kısmi olarak eksi kutbu oluşturur. Bu kutupluluk da onu polar yapar. Merkez atomda eğer suda olduğu gibi bir elektron çifti kalmışsa 1 ya da 2 fark etmiyor. Tabii ki bu onu illaki polar yapar. Eğer çevre atomlar birbirinden farklıysa yani simetriyi bozan herhangi bir etki varsa bu da onun yine kutuplu yani polar olmasına sebep oluyor. Merkez atomda elektron çifti kalmıyor olsa bile mesela hemen HCl'yi
6:12 buna örnek olarak yazacak olursak nasıl bir levis yapısı karşımıza çıkacak? Karbon ortada. Bu tarafta azot var. Diğer tarafta hidrojen var. Bakın, Levis yapısı bu. Buradan ne biliyoruz biz? Azot elektronegatifliği daha yüksek olduğu için eksi kutbu, hidrojenin ise düşük elektronegatifliğinden ötürü artı kutbu oluşturacak. E kutuplaşma var. O yüzden molekülümüz polardır şeklinde değerlendiriyorduk. Gelelim bir diğer konumuz bileşiklerin adlandırmasına. Arkadaşlar bileşikleri adlandırırken aslında karşımıza çıkan bileşiğin karakteri burada çok önemli olacaktı. iyonik bileşikleri adlandırırken katyon adı artı anyon adı şeklinde değerlendirmeye alıyorduk. Mesela hemen ilkinden bahsetse edelim. Burada katyonumuz magnezyummuş. Anyonumuz da brommuş. Dolayısıyla da
6:58 anyon adı haline getirirken de sonuna bir ür eki koymamız yeterli oluyordu. Magnezyum bromür bu bileşiğin adı oluyordu. Ya da buna baktığımız zaman demir ve kükürt var. Kükürt -2 yüklü olduğuna göre demir burada + 2 yüklüdür diyorduk. Eğer bir geçiş metali varsa işin içerisinde yükünü de belirtmek zorunda kalıyorduk. Demir var katyon olarak ama yükü 2 olduğu için bunu Roma rakamıyla belirtmemiz gerekiyordu. Bak magnezyumda neden kullanmadık? Çünkü o bir geçiş metali değil. O her zaman +2 yüklü olduğu için söylemeye gerek yok. Ama demir +2 veya +3 yüklü olabiliyor. Çünkü bir geçiş metali. Bu yüzden hangi yükü aldığını Roma rakamıyla belirtiyorduk ve sonrasında da anyonun adını yazmamız yeterli oluyordu. Demir 2 sülfür bu bileşiğin adı oluyordu. Eğer bizim karşımızdaki bileşik böyle iyonik
7:45 bir bileşik değil de bir moleküler yapıysa yani sadece ametallerden oluşan bir yapıysa bu defa isimlendirme sistemi değişiyordu. Diyorduk ki 1ci ametalin sayısı + 1ci ametalin adı. Ardından 2 ametalin sayısı ve 2 ametalin anyonu adını belirterek biz bileşiğimizi isimlendireceğiz. Buradaki sayıdan kastımız da tabii ki latin sayılar olacak arkadaşlar. Mesela hemen ilk bileşiğe bakalım. 1inci ametalimizden iki tane var. Dolayısıyla sayısı di. 1inci ametalimizin adı ne peki? Kükürt. Hemen onu yerine yazdık. İkinci ametalimizden 3 tane var. O zaman sayısını belirttik. ve ikinci ametalimiz oksijen ama onun anyon adını yazacağımız için oksit şeklinde tamamlıyoruz. Bu bileşiğin adı oluyor. İkinci bileşiğimize geldiğimiz zaman 1inci bileşiğimizin sayısı 1 ama
8:33 şuna dikkat 1inci elementin daha doğrusu eee sayısı 1 ise bunu belirtmemize gerek yoktu. Yani direkt kükürt diyebiliyoruz. Monokükt dememize hiç gerek yok. Ama 2ci ametalin sayısı 1 bile olsa yazmak zorundaydık. 3 tane varmış. O yüzden tri ve oksijen olduğuna göre onun anyon adını yazıyoruz. Dolayısıyla oksit olarak tamamlıyoruz. Bak buradaki oksijenin sayısı 1 olsaydı onu gene monoksit olarak belirtmek zorunda olacaktık. İkinci ametal için geçiyoruz. Bir diğer konumuz arkadaşlar moleküller arası etkileşimlerdi. Bunları sınıflandırırken aslında iki ana başlıkta inceliyorduk. Vervach kuvvetleri ve hidrojen bağı olmak üzere. Vervach kuvvetlerinde değerlendirme yaparken şunu söylüyoruz arkadaşlar. Bizim molekülümüz polarsa buradaki
9:19 taneciğin adı aslında dipoldür. İki kutuplu olduğunu belirtmek için. apolar bir molekül varsa karşımızda bunun adı indüklenmiş dipol oluyordu. Ve eğer iyonik bir bileşik varsa buradaki taneciklerin adı iyon oluyordu. Ve etkileşimin türünü belirlerken de bu kavramlara gitmemiz gerekiyor. Mesela eğer iki tane polar molekül arasında oluşuyorsa etkileşimin türü dipol dipol oluyor. İşte bir iyonik bileşikle bir polar molekül arasındaysa etkileşimin türü iyon dipol oluyor. Bak dipol indüklenmiş dipol ne olur o zaman? Biri polar diğeri apolarsa aralarında dipol indüklenmiş dipol oluşur. Ya da biri iyonik bileşik biri apolarsa iyon indüklenmiş dipol olur. Eğer Landon çekim kuvvetlerinden bahsediyorsak bu aslında indüklenmiş dipol indüklenmiş
10:06 dipol etkileşimlerinin özel adı olarak karşımıza çıkıyordu. Yani aslında ikisi de apolar moleküllerden oluşan e bir etkileşim bahsen bahsediyorsak buradaki çekim kuvvetinin adı Landon oluyordu. Bir de hidrojen bağı vardığı özel bir durum olarak karşımıza çıkıyor. Fon elementlerinden yani flor oksijen, azot elementlerinden herhangi birinin hidrojenli bileşiklerinde moleküller arası etkileşime verdiğimiz isimdi hidrojen bağı ve onunla ilgili bilmemiz gereken neler vardı? En güçlü zayıf etkileşim bu. Yani şunlar arasındaki etkileşim türleri arasındaki en güçlü etkileşim hidrojen bağı olarak karşımıza çıkıyordu. Buradaki fondan kastımız ne? Mesela HF bu kuralı uyar diyorduk. ya da H2O bu kurala uyar ya da NH3 bu kurala uyar ya da CH3 OH gibi bir yapı gene bu
10:55 kurala uyar. Çünkü eğer molekülün yapısında şu üç elementten herhangi birini hidrojenle bağ yapmış halde görüyorsak bu kural karşımıza çıkacak. Bir de fiziksel haller üzerine konuşacağız arkadaşlar. Katıları türlerine ayırarak bilmemiz gerekiyordu. Amorf katılar. Buna hani mumu örnek olarak verebiliyorduk ya da tereyağı ya da cam gibi örnekleri vardı. ya da plastikleri yine aynı şekilde buraya örnek verebiliyoruz. Diyoruz ki amorf katılar belli erime noktası olmayan ve düzensiz istiflenmiş katılardır. Kristal katılara gelecek olursak da buradaki temel ayrım arkadaşlar buranın düzenli bir istif yapısına sahip olmasıydı. Alt tür olarak da metalik kristaller metallerin oluşturduğu yapılar aslında ve alaşımlar. İyonik kristaller tuzların oluşturduğu yapılardan bahsederken
11:41 kullanacağımız durum yani iyonik bileşikler. Kovalent kristaller arkadaşlar örnek olarak grafit, elmas ve kuvars karşımıza çıkacak. Kovalent bağlardan oluşan ağ örgüsü yapısı vardı burada. Moleküler kristallere de mesela buzu örnek verebiliyoruz ya da kuru buzu ya da şekeri. Dolayısıyla da aslında molekül yapısına sahip olan katılara biz moleküler kristaller adını veriyorduk. Sıvılardan bahsederken de arkadaşlar karşımıza şu kavramlar çıkıyordu. Viskozite akışkanlığa karşı direnç olarak adlandırdığımız durumdu. Etkileşim ne kadar yüksekse viskozite o kadar yüksek oluyordu. Denge buhar basıncı arkadaşlar buhar ve sıvı arasında bir denge oluştuğu zaman elde ettiğimiz buharın oluşturduğu basınca denge buhar basıncı adını veriyorduk ve diyorduk ki etkileşimle denge buhar
12:27 basıncı ters orantılıdır. Etkileşim ne kadar düşükse o kadar yüksek denge buhar basıncı oluşur. Kaynama noktası arkadaşlar etkileşimlerle bu defa doğru orantılı bir kavram var. E kaynamanın başladığı andaki sıcaklığa verdiğimiz isimdi. Bir diğer tanımla da arkadaşlar diyorduk ki kaynama noktası sıvının buhar basıncının o andaki ortamdaki dış basınca eşit olduğu an gerçekleşen olaya biz kaynama adını veriyorduk. Yüzey gerilimine gelecek olursak yüzey gerilimini açıklarken arkadaşlar kohezyon ve adhezyon diye iki tane önemli kavram devreye giriyordu. Adezyon sıvı taneciklerinin kap çeperleriyle yaptığı etkileşim. Khezyon ise sıvı taneciklerinin kendi arasında yaptığı etkileşime verdiğimiz isimdi. Kohezyon kuvvetleri yani sıvının kendi tanecikleri arasında yaptığı etkileşim yüzeyde çok daha fazla olduğu için
13:14 yüzeyde bir gerilim oluşuyordu. Bunu bu şekilde ilişkilendiriyorduk ve kılcallık yani kapiler etkiden bahsettiğimiz zaman da kılcal bir boruda sıvının yükselmesini sağlayan ve dolayısıyla da adhezyon kuvvetlerinin etkin olduğu bir olaydan bahsediyorduk. Yani kılcallık diyorsak, kapiler etki diyorsak, adhezyon kuvvetleri burada devreye giriyor. Sıvının bir kılcal boruda kendiliğinden yükselmesini sağlayan etkidir bu. Yüzey gerilimi ise kohezyondan kaynaklanıyor arkadaşlar. Sıvı taneciklerinin birbirine yaptığı çekim sonucunda ortaya çıkan bir durumdu. Haydi bakalım o zaman sorularımıza geçelim artık arkadaşlar. Şimdi dedik ki ilk olarak Levis nokta yapısı bizim karşımıza soru olarak gelecek. Büyük ihtimalle bir soru buradan gelecek. Peki nasıl çözeceğiz biz bunu? bileşiklerin lev nokta yapılarını çiziniz demiş.
14:00 Şimdi arkadaşlar önceliğimiz şuydu. Bizim elimizdeki elementlerin valans elektron sayılarını bilmemiz gerekiyor ki çizimleri yapalım. Şimdi onları bir belirlemeye kalksak. Şimdi karbonun balans elektron sayısı elektron dizilimleri üzerinden gideceğiz. Nasıldı elektron dizilimi? 1s2, 2s2 ve 2p2 şeklinde toplamda 6 tane elektronu katmanlara dağıttık. Öyle değil mi? Ton katmandaki elektron sayısı bize valans elektron sayısını söylüyordu arkadaşlar. Yani karbonun valans elektron sayısı 4'müş. Benzer şekilde mesela oksijeni yapmaya kalksak 1s2 2s2 toplamda 4 oldu ama 8 lazım bize. O zaman 2p4 şeklinde dağıtacaktık. Dolayısıyla valans elektron sayısı 6 oldu. Eğer periyodik sistemdeki grubunu biliyorsak aslında bu
14:46 gruptan yola çıkarak da biz valans elektron sayısını belirleyebiliriz. Benzer şekilde hepsi için yapacağız zaten arkadaşlar. Silisyumdan bahsediyorsak bak 1 2s2 2p6 dedik. 10 tane elektronu yerleştirdik. Bunu ta 1. dönemden hatırlıyoruz zaten. Ardından 3. katmana geçiyorduk. 3s2 dedik. 12 oldu toplamda. Demek ki 3. katmanın P orbitalinde 2 elektron daha var. Balans elektron sayısı neydi peki? Son katmandaki toplam elektron sayısıydı. Dolayısıyla bunun da valans elektron sayısı 4'müş. Aynı şeyleri diğerleri için yapabiliriz. Fosfordan bahsediyorsak eğer buraya bu kadar gelecek zaten. 3s2'den sonra 3p3 gelecek. Dolayısıyla balans elektron sayımız 5 olacak. Kim kaldı? Bir de klor kaldı. Eğer burası 17 olsaydı burası
15:33 böyle gelecekti. 3s2'den sonra 3p5 gelecekti. Dolayısıyla valans elektron sayısı 7 olacaktı. Şimdi bunları belirlediğimiz zaman aslında Levis yapı nokta yapısını çizerken koyacağımız nokta sayısını belirlemiş oluyoruz. Tamam mı? Mesela CCL4'ten bahsediyorsak bak karbonu merkeze yerleştirdik. Balans elektron sayısı 4müş ve 4 tane noktasını koyduk. Bir tane de klor yazalım yanına. Mesela klorun valans elektron sayısı 7ymiş. 7 tane noktasını koyduğumuz zaman şöyle bir durum ortaya çıkıyor. Biz ne anlıyoruz buradan? Karbon toplamda 4 bağ yapmak istiyor. Klor ise sadece bir tane bağ yapmak istiyor. Bileşiğin formülünün CCL 4 olmasının sebebi de bu zaten. Çünkü karbonla klor arasında bir tane bağ yapıldı ya. Bak klor bağ isteğini tamamladı ama karbon 3 tane daha bağ
16:18 yapmak istiyor. Dolayısıyla da her bir noktası için bir tane klor gelecek ve bununla bağ yapacak. Tamam mı? Bu da bizim Levis yapımız olacak. Her bir karbon elektronu için bir tane klor gelip bu bağlarını yapacak ve hani polarlık apolarlık sorularında da mesela bu değerlendirmeleri yapacağız. Gayet simetrik bir yapı var. Dolayısıyla bu apolar bir moleküldür diyeceğiz. Aynı şeyi CL2O için yapalım. Bak buradan biz şunu anlıyoruz arkadaşlar. Şimdi karbon valans elektron sayılarının şöyle noktalarını koyduğumuz zaman 4 tane bağ yapmak istiyormuş. Mesela oksijen için koyduğumuz zaman 6 tane noktadan ikisi elektron çift halinde ikisi yalnız ya. Demek ki iki tane bağ yapmak istiyor. Çünkü yalnız noktalar sadece bağ yapan elektronlar oluyor. Ya da silisyumdan bahsediyorsak 4 tane nokta koyacağız.
17:05 Demek ki 4 tane bağ yapmak isteyecek. Aynı şekilde mesela fosfordan bahsediyorsak da 5 noktasını koyduğumuz zaman 3 tane yalnız elektronu kaldığı için fosfor 3 tane bağ yapmak istiyor diyeceğiz. O zaman CL2O'ya geldiğimiz zaman klor toplamda bir tane bağ yapmak istiyor. Çünkü noktalarını yerleştirdiğimiz zaman 3 tane çift bir tane yalnız noktası olacak. Oksijen ise iki tane bağ yapmak istiyor zaten. O yüzden bileşiğin formülü CL2O şeklinde. Hemen noktalarımızı bir yerleştirelim. Bak oksijenin noktalarını şöyle koyduk. iki tane bağ yapmak istiyor ya klorda sadece bir tane bağ yapmak istiyor. O zaman şu yalnız kalan elektronların her biriyle bir tane klor bağı yapacak. Tabii ki fazladan kalan bu elektron çiftlerini de nokta olarak yerine yerleştireceğiz. Yani CL2O bileşiğinin
17:51 formülü de Levis yapısı da bu şekilde olmalıymış. Geçelim. C2 arkadaşlar silisyum bak toplamda kaç tane noktası var? 4 yani 4 bağ yapmak istiyor. Kükürtten bahsediyorsak da kükürt arkadaşlar atom numarası 16 6A grubunda. Dolayısıyla o da iki tane bağ yapmak istiyor. Yani tıpkı eee oksijene benzer bir yapıya sahip olacak. Kükürtten bahsediyorsak yapıyı o zaman Levis yapısı nasıl çizeceğiz? Silisyum var. Dört bağ yapmak istiyor. Yanına bir tane kükürt koyduğumuz varsayalım. Hani dedik ya tıpkı oksijene benziyor. Kükürtte iki tane bağ yapmak istiyor. O yüzden iki bağını birden silisyumla yapabiliyor. Şimdi burada eee kükürt bütün bağlarını tamamladı aslında yapmak istediği ama silisyum hala daha iki tane daha bağ yapmak istiyor. O zaman bu bağlar için
18:37 bir kükürt daha gelecek ve Levis yapısını bu şekilde tamamlayacağız. CS2 bileşiği için ya da PCL3'ten bahsediyorsak arkadaşlar fosforu hemen yerleştirelim. Fosfor için özelliğimiz neydi? Valans elektron sayısı 5'ti. Dolayısıyla noktaları şöyle koyduğumuz zaman bir tane elektron çifti var. Bu bağ yapısına katılmayacak artık. Şu üç tane yalnız nokta bağ yapacak. E klorlar da her biri bir tane bağ yapacağı için diyeceğiz ki şu fosforun yalnız elektronların her biri bir tane klorla bağ yapması gerekecek. Dolayısıyla Levis yapımımız nasıl oldu? Şöyle eee ilerleyen yıllarda, ilerleyen zamanlarda bunu üçgen piramit şekli olarak da tanımlıyor olacağız arkadaşlar. Polarlık apolarlığı da hani sorunun içeriğinde yok ama gene vurgulayalım. Bak simetrik bir yapı var. Dolayısıyla apolar. Burada
19:23 simetriyi bozan bir etki var. Dolayısıyla EC2O bileşiği polar bir molekülmüş. Ya da CS2 bileşiğine baktığımız zaman arkadaşlar molekülün apolar olduğunu görüyoruz. Çünkü gayet simetrik kutuplaşmaya sebep olacak hiçbir etki yok. TCL3 gene merkez atomdaki elektron çifti sayesinde kutuplaşmıştır ve dolayısıyla da polar bir molekül yapısıdır. Bu soruyu güzelce tamamladığımıza göre birazcık da adlandırmaları dikkate alalım arkadaşlar. Şimdi bileşiklerin sistematik adlarını belirtiniz diye bir soru gelmiş. Adlandırma yaparken neye dikkat ediyorduk? Bizim bileşiğimiz iyonik mi yoksa moleküler yapım mı? Ona dikkat ediyorduk. Bunu belirlemenin yolu da nedir peki? Bizim elimizdeki bileşiğin ilk elementine baksak bizi kurtarır zaten. Metal mi? Ametal mi? kesinlikle iyonik bir bileşik var. Tamam mı? A ile C ile 3 iyonik bir bileşikse
20:10 sistemimiz neydi peki? Katyon adını söylüyoruz. Artından anyon adını söylüyoruz. Şimdi alüminyum bizim katyonumuz zaten. Hemen onu bir yazıyoruz. Anyon olarak ne var karşımızda? Klorun anyon adı ne oluyordu? Klorür oluyordu. Dolayısıyla bileşiğin adı alüminyum klorür. Bak monodi tris hayı belirtmemize hiç gerek yok. Eğer bizim bileşiğimiz iyonikse H2SO4'ü alıyoruz karşımıza. Potasyum bir metal. Dolayısıyla iyonik bir bileşik var. Gene katyon adı, art anyon adı şeklinde ilerleyeceğiz. Katon olarak ne var elimizde? Potasyum var. Anyon olarak ne var? Hemen ezberledik zaten bunu. SO4 -2 iyonları sülfat olarak adlandırılıyordu arkadaşlar. Dolayısıyla potasyum külfat bu bileşiğin adı oldu. Bir diğerine geçtiğimiz zaman
20:59 3 2 bileşiği var karşımızda. Şimdi burada isimlendirmeyi tamamlayabilmek için neleri bilmemiz gerekiyor? Bir şu bilgiyi ezberden bilmemiz gerekiyor. CO3 -2 karbonat olarak isimlendirdiğimiz iyondu arkadaşlar. Anyonun adını biliyoruz. Bir de şuna dikkat ediyoruz. Bizim metalimiz bir geçiş metali mi yoksa bir A grubu metal mi? Baş grup elementi mi? Buna dikkat etmemiz gerekiyor. Kurşun bir geçiş metali. Alüminyum, potasyum. Bunlar baş elementleriydi. O yüzden baş elementlerinde yani aslında şurada yumu'u görüyorsak bu bizim en büyük kopyamız olabilir. Eee, bir Roma rakamı kullanmamıza gerek yok. Ama buradaki gibi bir geçiş metali varsa karşımızda bizim Roma rakamına ihtiyaç duymamız gerekecek. Çünkü eee, birden farklı değerlik alabiliyor. Hangisini aldığını belirtmemiz gerekecek. Tamam. Burada
21:44 devreye şu giriyor arkadaşlar. Diyoruz ki eğer ki karbonat -2 yüklüyse buradaşunun + 4 yüklü olması gerekiyor ki toplam yükü 0 yapabilsin. Öyle değil mi? Çünkü ik tane -2 yüklü varmış. Burası toplamda -4 yük olduğuna göre ve bir bileşiğin toplam yükünün 0 olması gerektiğine göre demek ki kurşun +4 yüklüymüş. Şimdi hemen şunu yapıyoruz artık. Bizim katyonumuzun adı kurşun ama bu bir geçiş metali olduğu için yükünü belirtmemiz gerekiyor. Yükü de kaçmış? 4'müş. O zaman bunu Roma rakamı olarak yanına yazacağız. Ardından da anyon adını söyleyeceğiz. Anyonumuzun adının da karbonat olduğunu zaten ezberden biliyorduk. Dolayısıyla bileşiğin adı kurşun 4 karbonat oldu. Gelelim arkadaşlar TCL3'e. Bak burada şuna
22:30 dikkat. Bu bir iyonik bileşik değil ki. Bu bir molekül yapısı. Çünkü fosforda, klora, ametal. Dolayısıyla bu isimlendirme sistemi burada çöküyor. Yani anyon ve katyon adlarından bahsetmiyoruz. Burada ne yapıyorduk? Öncelikle 1inci ametalin sayısını yazıyorduk. Bakıyoruz 1inci ametenin sayısı 1. Eğer 1 ise bunu belirtmemize gerek yoktu. Mono dememize gerek yoktu. Ardından 1inci ametilin adını yazıyorduk. Nedir 1inci ametalimizin adı? Fosfor. Onu yerine koyduk. Ardından 2inci ametalin sayısını yazıyorduk. 3. Dolayısıyla tiri yazıyoruz. Ardından da 2inci ametalimizin anyon adını yazıyoruz. Klorun anyon adı klorürdü. Dolayısıyla fosfor triklorür bu bileşiğimizin adı oldu. Haydi bakalım geçelim bir diğer soru tipimize. Bu ne diyor bize? Aşağıdaki
23:16 madde çiftlerinin temel eee tanecikler arasında oluşacak etkin etkileşim türünü belirtin. Şimdi kuralımız neydi arkadaşlar? Şöyle bir hemen hatırlayalım. Demiştik ki eğer bizim taneciğimiz iyonikse biz buradaki temel tanecik olarak iyon alıyoruz. Tamam mı? Eğer polar bir molekül yapısı varsa karşımızda biz buna dipol diyorduk. Eğer alpolar bir molekül yapısı varsa biz buna indüklenmiş dipol adını veriyorduk. Eğer her ikisi de fon kuralına uyuyorsa da hidrojen bağı vardır diyorduk. Tamam mı? Gelelim K2SO4. Bak ilk elementimiz bir metal. O zaman bu kesinlikle ve kesinlikle iyonik bir bileşiktir. Cebimize koyduk. CH3OH. Bak eğer herhangi bir organik yapıda sonunda OH NH2 bunu görüyorsak o molekülün
24:02 kesinlikle polar olduğunu söyleyebiliriz. Şimdi iyonik bir bileşik var ve polar bir molekül yapısı var. Dolayısıyla iyonik bileşikten iyonlar gelecek. Polar molekülden de dipoller gelecek. O zaman bu ikisi arasındaki etkin etkileşim iyon dipol etkileşimleri olacak. Tamam mı? Geçelim diğerine. I2. Bak bu bir molekül yapısı ve diatomik element moleküllerinin hepsi apolardı. I2, H2, CL2, Br2 hepsi apolar. Tamam mı? CCL4 az önce Levis yapısında çizmiştik ve bunun da bir apolar molekül olduğunu söylemiştik zaten. Ve ne dedik? Eğer ikisi de apolarsa etkileşimin türü indüklenmiş dipol indüklenmiş dipol olur. Ve indüklenmiş dipol indüklenmiş dipol etkileşiminin özel adı da nedir? Landın çekim kuvvetleridir. Bunu da
24:48 hemen yapıştırmış olduk. Gelelim arkadaşlar C6H6'ya. Bir kuralımız vardı. diyorduk ki bütün hidrokarbonlar apolardır. Yani bir molekülün yapısında sadece karbon ve hidrojen varsa o molekül apolardır. Tamam mı? Suya gelecek olursak suyun zaten polar olduğunu biliyoruz. Deli gibi polar hem de. Dolayısıyla etkileşimin türü ne olacak? Bir polarımız var. Polardan kaynaklanan dipoller oluşacak. Bir de apolarımız var. Ondan da indüklenmiş dipoller oluşacak. Yani etkileşimin türü dipol indüklenmiş dipol etkileşimi olacak. Tamam mı? Bak dördüncü çok önemli. 4düncüde neye odaklanıyoruz arkadaşlar? CH3OH. Bunun polar olduğunu zaten biliyorduk. NH3'e geldik. E bu da polar yapıda zaten. Hatta şöyle Levis yapısıyla da hatırlayalım. Şöyle bir
25:34 Levis yapısı var. Dolayısıyla elektron çifti onun polar olmasına sebep oluyor. Şimdi ikisi de polarsa biz doğrudan ikisi de dipol dolayısıyla etkileşim türü dipol dipoldür diye atlamıyoruz. Bu durumda şuna dikkat ediyoruz. Bunlar fon kuralına uyuyor mu yoksa uymuyor mu? Bu fon kuralına uyuyor. Çünkü oksijenin yanında hemen hidrojeni gördük. N3'e baktık. Bu da fon kuralına uyuyor. Çünkü eee azotun yanında hemen hidrojeni gördük. Eğer her ikisi de bu kurala uyuyorsa etkileşimimizin türü hidrojen bağıdır ve zayıf etkileşimlerin en güçlüsü vardır karşımızda diyeceğiz. Eğer bunlardan herhangi biri bu kurala uymuyorsa etkileşimin türü o zaman işte dipol dipol olarak adlandırılacak. Haydi bakalım geçelim. Bir de MEB örnek yazılısı sorusu çözelim arkadaşlar.
26:20 Benzer bir soru çözelim. Şimdi sorumuz bize demiş ki, "Bir öğrenci farklı maddelerin fiziksel özelliklerini inceleyerek moleküller arası etkileşim türlerini belirlemek istemektedir. Aşağıdaki maddelerle ilgili gözlemler yapılmıştır. Şimdi gözlemleri değerlendirirsek bak X maddemizin kaynama noktası çok yüksekmiş. Suda iyi çözünüyormuş. Dolayısıyla da özelliği de polarmış. Şimdi burada şunu bileceğiz arkadaşlar. Zaten benzer benzeri çözer diye bir prensibimiz var. Yani polar moleküller polarlarda, apolarlarda apolarlarda çözünebiliyor. Tamam mı? Suda iyi çözündüğüne göre zaten bunun polar olduğuna karar verdik. Ama kaynama noktası da etkileşimin türüne götürecek bizi. Eğer molekül polarsa kendi tanecikleri arasında zaten iki ihtimal oluyordu. Ya dipol, dipol ya da hidrojen bağ. Kaynama noktasının çok yüksek
27:06 olması bunun tanecikleri arasındaki etkileşimlerin güçlü olduğu anlamına geliyor. En güçlü zayıf etkileşimde hidrojen bağı olduğuna göre yani X maddesinin hidrojen bağı içeriyor olduğunu buradan anlayabiliriz. Gelelim G'ye arkadaşlar. Çözünmüyormuş ve apolarmış. Zaten çözünmez demesi apolar olduğunu anlamamız için yeterli oluyor. Kaynama noktası da çok düşük. Bunun sebebi tanecikler arasında London çekim kuvvetleri olması olacak. Eğer kaynama noktası ortaysa ve e polar özellikteyse bu yüzden de suda çözünebiliyorsa burada arkadaşlar dipol dipol olduğunu anlayabiliriz. Eğer hidrojen bağ olsaydı kaynama noktasının çok daha yüksek olmasını ve suda çok iyi çözünmesini beklerdik. Tamam mı? Burayı yapıştırırdık. Dolayısıyla Z fon kuralına uymuyormuş. O yüzden dipol
27:53 dipolmüş. X fon kuralına uyuyormuş. O yüzden hidrojen bağmış. Tamam. Geçelim sorulara. X, Y ve Z maddelerinde baskın olan moleküller arası etkileşim türlerini belirleyiniz ki zaten belirlemiş olduk. X maddesinin kaynama noktasının çok yüksek olmasının nedeni moleküller arası etkileşim türlerine bağlı olarak açıklayınız. Bunu da açıkladık aslında. Neden çok yüksek? Çünkü tanecikler arasında hidrojen bağı var. Ve hidrojen bağının olayı neydi? En güçlü zayıf etkileşim buydu. Bu da kaynama noktasının yükselmesine sebep oluyordu. Geçelim C'ye. Y maddesinin suda çözünmemesini molekül yapı ve etkileşimler açısından yorumlayınız arkadaşlar. Bizim temel bir prensibimiz vardı. Benzer benzeri çözer. Yani polar
28:42 moleküller polarlarda apolarlar ise apolarlarda çözünür. E biri polar diğeri apolarken birbiri içerisinde çözünemez. Çünkü ne biliyoruz burada? Su polar bir maddeyken, e, buradaki Y maddesi apolar özellik gösteriyormuş. Dolayısıyla da bunlar arasında bir çözme gerçekleşmiyormuş. Geçelim bir diğer sorumuza arkadaşlar. Artık sıvıların özelliklerinden birazcık bahsedeceğiz burada. Yukarıda aynı sıcaklıkta etil alkol ve gliserin sıvıları bulunmaktadır. Bak böyle bir soruyla karşılaştığımız zaman arkadaşlar bir kıyaslama yapmamız gerekiyorsa hemen şuna odaklanacağız. Bunların tanecikleri arasındaki etkileşim türü nedir ve etkileşimler arasındaki ilişki nasıl olur? Şimdi etil alkole bakıyoruz. İki tane karbon var. Sadece bir tane OH var.
29:27 Tanecikler arası etkileşimin türü OH'ı gördüğümüz için hidrojen bağı. Tamam mı? Gliserine geliyoruz. 3 karbon var. Orası önemli değil ama 3 tane de OH var. Tamam mı? Burada da tanecikler arası etkileşimin türü hidrojen bağı. Ama etkileşimin gücünü kıyaslamaya gittiğimiz zaman burada çok daha fazla sayıda hidrojen bağı oluşuyor. O yüzden bir etkileşim sınıflandırmasında diyeceğiz ki gliserin daha fazla hidrojen bağı içerdiği için çok daha güçlü, çok daha yüksek etkileşimlere sahip olacak etile alkolle kıyasladığımız zaman. Şimdi sıvıların bütün özelliklerini aslında bu etkileşim türleri ve etkileşimin kuvveti üzerinden yorumlayacağız. 1ci soru demiş ki, "Anı şartlar altındaki denge buhar basıncı değerlerini gerekçelendirerek kıyaslayınız." Şimdi neyi biliyoruz biz?
30:14 Denge buhar basıncı tanecikler arası etkileşimle ters orantılıdır. Etkileşim ne kadar düşük olursa o kadar fazla sıvı buharlaşır. Dolayısıyla da daha yüksek basınç oluşturur. Hemen yazalım arkadaşlar. Dedik ki etkileşimden bahsediyorsak zaten gliserin etilkolden eee daha yüksek duruma sahipti. Etkileşimi biz buhar basıncıyla ilişkilendirecek olursak bunlar arasında ters orantılı olacak. Buhar basıncı diyelim. Bu ters orantı neye sebep olacak peki? Buhar basıncın kıyaslamasında BB diyelim. Şöyle eee etilalkol daha düşük etkileşimlere sahip olmasından ötürü daha yüksek bir buhar basıncına sahip olmasına sebep olacak arkadaşlar. İlk sorumuzu bu şekilde cevaplayabiliriz. 2.
31:00 soruya gelecek olursak, eşit buhar basıncına sahip olmalarını sağlamak için hangi sıvının daha yüksek sıcaklıkta olması gerektiğini gerekelendirerek belirtiniz. Şimdi sıcaklıkla buhar basıncının ilişkisi ne olacak? Sıcaklık ne kadar yüksek olursa buharlaşma o kadar fazla olacak. Dolayısıyla da arkadaşlar sıcaklık ve buhar basıncı birbiriyle doğru orantılı olacak. Tamam mı? Bizim amacımız ne? Bunların buhar basıncının birbirine eşitlenmesini sağlamak. Ya eğer eşit sıcaklıkta olsaydı etil alkolün gliserinden daha yüksek basınç üretmesini bekleyecektik. Dolayısıyla hangisinin buhar basıncı daha düşükse biz onu ısıtacağız ki onun sıcaklığını yükselteceğiz ki bir eşitlik söz konusu olsun. Dolayısıyla düşük olan gliserin o zaman gliserini ısıtırsak biz eee buhar basınçlarının birbirine eşitlenme ihtimali ortaya çıkacak.
31:49 Geçelim bir diğer soruya. Bu soruda gene etilalkol ve gliserin üzerindeki kıyaslamayı yaptıracak arkadaşlar. Gene bizim için önemli olan nokta neydi? Eğer bir kıyaslama yapıyorsak ilk odaklanacağımız nokta etkileşim olmalıydı. Ve demiştik ki etkileşimde gliserin etil alkolü döver. O zaman soruları buna göre değerlendireceğiz. İlk soru demiş ki aynı şartlar altındaki kaynama noktalarını gerekçelendirerek kıyaslayınız. Bak aynı mantıkla ilerleyeceğiz. Eğer kaynama noktasından bahsediyorsak etkileşim ile kaynama noktası bu defa doğru orantılı olacak arkadaşlar. Ne kadar güçlü etkileşimler varsa kaynama o kadar zorlaşır. Dolayısıyla o kadar yüksek sıcaklıkta ancak kaynama başlayabilir. Dolayısıyla
32:34 kaynama noktası kıyaslamasında diyeceğiz ki etkileşimi gliserinin daha yüksekti. O yüzden gliserinin kaynama noktası da eee etil alkole göre daha yüksek olmalıdır. Şimdi ilişkiyi bu şekilde yazarız. İkinci soru demiş ki bunların kaynama noktasına e noktalarının eşit olması için eee hangisini daha yüksek bir rakıma götürmemiz gerekiyor? Şimdi rakımla ilgili de şunu bileceğiz arkadaşlar. Rakımın artması demek açık hava basıncının düşmesi demek. Tamam mı? Açık hava basıncıyla da kaynama noktası direkt doğru orantılıydı. Yani ne kadar yüksek açı basıncı varsa kaynama noktası o kadar yüksek olur. O zaman rakımla ilişkisi bunun ters orantılı olmalı. Yani rakım arttıkça kaynama noktasının düşmesini bekleriz arkadaşlar. Çünkü
33:20 raktıkça basınç düşer. Açık hava basıncı düşer. Açık hava basıncı düştükçe de kaynama noktası düşer. Dolayısıyla da biz neye geleceğiz bu defa? rakımı artırırsa kaynama noktası düşüyor. O zaman bunlardan hangisinin kaynama noktası daha yüksekse yüksek rakımda onun kaynama noktası düşeceği için eşitlenme ihtimali olacak. O yüzden gene gliserini seçeceğiz bu defa. Gliserinin rakımı artarsa bunlar eşit kaynama noktasına sahip olma ihtimali ortaya çıkar. Hemen bir sorum. Sonraki soruya geçelim. Yine eee MB'in örnek yazılı sorusuna benzer bir soru var arkadaşlar karşımızda. Ne demiş peki sorumuz bize? Bir öğrenci farklı koşulların eee sıvıların kaynama sıcaklığı üzerindeki
34:06 etkisini araştırmak için bazı deneyler yapmış. Yani koşulların kaynama noktasını nasıl etkilediğini görmeye çalışmış arkadaşlar. Şimdi hiç sorulara geçmeden bir tabloyu incelemeye çalışacak olursak bak ilkinde ne yapmış arkadaşlar? Saf su almış, tuzlu su almış. Mesela birinciyi ve ikinciyi kıyasladığımız zaman aynı basınçta saf suyun içerisine tuz atıp çözmüş. Bu kaynama noktasında nasıl etki yapmış? 100 S dereceden 102'ye artmasına sebep olmuş. Yani dolayısıyla biz eee bir sıvının içerisinde, saf bir maddenin içerisinde bir maddeyi çözecek olursak bu kaynama noktasının yükselmesine sebep oluyormuş. Başka ne yapmış peki? Eee alkolü devreye sokmuş mesela. alkolün aynı ortam basıncında daha düşük bir kaynama noktasına sahip olduğunu e
34:51 söylemiş. Dolayısıyla sıvının cinsinin de kaynama noktası üzerindeki etkisini görmüş olduk. Başka ne yapmış arkadaşlar? Saf suyu 1 ve 3üncü deney kıyasladığımız zaman farklı ortam basınçlarında değerlendirmiş. Demiş ki ben eğer ortamın basıncını düşürürsem kaynama noktasının da sonuç olarak düştüğünü görüyorum. Yani eee buradaki deneyden de arkadaşlar neyi anlıyoruz? eee, ortam basıncının, dış basıncının kaynama noktasıyla doğru orantılı olduğunu görmüş oluyoruz. Hadi cevaplayalım o zaman. Yukarıdaki deney sonuçlarını inceleyerek kaynama sıcaklığını etkileyen en az iki faktörü belirtiniz. Ne dedik arkadaşlar? Bir, saflık bunu etkiliyormuş zaten. Eğer suyun içerisinde bir maddeyi çözersek kaynama noktası değişiyor. Başka ne var? Sıvı cinsi var arkadaşlar. Alkolü koyduğumuz zaman işin içerisine saf
35:38 suyla kıyasladığımız zaman farklı bir kaynama noktası olduğunu görüyoruz. Bir de ne dedik? Ortam basıncı, ortam basıncı değiştikçe kaynama noktasının da değiştiğini gözlemliyoruz. Ne diyor bize be? 2 ve 1 numaralı deneyleri karşılaştırarak çözülmüş maddenin kaynama sıcaklığına etkisini açıklayınız. Ne yaptık? 1 ve 2'yi kıyasladığımız zaman tuzu çözdük ve kaynama noktasının arttığını gördük. Dolayısıyla yükseltir diyeceğiz. Kaynama noktasının çözdüğümüz maddenin miktarıyla doğru orantılı olarak değiştiğini görmüş olduk. 3 numaralı deneyden yararlanarak basınç ile kaynama sıcaklığı arasındaki ilişkiyi yorumlayınız diyor. Şimdi 1 ve 3'ü kıyasladığımız zaman ne dedik? Basınç düştükçe kaynama noktası da düşüyor. Dolayısıyla aralarında bir doğru orantı var. Basınç ne kadar yüksekse kaynama
36:23 noktası da o kadar yüksektir diyeceğiz. Hemen bir sonraki sorumuz gene sıvılarla alakalı olarak gelecek karşımıza. demiş ki X, Y ve Z sıvılarının bulunduğu deney tüplerine demir bil atılıyor. Şimdi bu X olsun, bu Y olsun, bu da Z olsun mesela. Tamam mı? Demir bil A noktasından B noktasına 1 saniyede, B noktasından C noktasına 4 saniyede, C noktasından D noktasına da 6 saniyede ulaşmaktadır. Yani AB arasını hızla kat ediyor. Ardından yavaşlayarak devam ediyor arkadaşlar. Buna göre viskoziteleri arasındaki ilişkiyi belirtiniz diyor. Şimdi tanım çok önemli. Viskozite ne demekti? akışkanlığa karşı, akıcılığa karşı direnç demekti. Yani viskozite ne kadar yüksekse sıvı o kadar zor akıyor. Dolayısıyla bilyenin mesafe katetmesi de
37:09 o kadar zorlaşıyor. Şimdi A'dan B'ye çok hızlı gittiğine göre burada X'in viskozitesinin çok düşük olduğunu anlayacağız. Tamam mı? B'den C'ye gitmesi daha uzun sürmüş. Dolayısıyla daha yavaş bir şekilde orayı geçmiş. Dolayısıyla Y'nin viskozitesi X'ten daha büyükmüş. O zaman Z en büyük viskoziteye sahip. Çünkü mesafeyi en zor bir şekilde orada aşıyor. Bu da oradaki direncin, akışkanlığa karşı engelin en yüksek olduğunu söylüyor. Bu sıvırların akışkanlıkları arasındaki ilişkiyi belirtmeye kalkacak olursak arkadaşlar zaten birbiriyle ters orantılı ifadeler var karşımızda. Akışkanlık ne kadar yüksekse viskozite o kadar düşüktür. Çünkü direnç o kadar düşüktür şeklinde değerlendiril. Geçelim bir diğer sorumuza. Adhezyon ve
37:55 kohezyon kuvvetlerinden bahsediyor burada. Aralarındaki farklara değerlenerek açıklayınız ve bu etkileşimlerin yüzey gerilimleri üzerindeki etkisini değerlendiriniz demiş. Arkadaşlar hemen bir açıklamamızı yapalım. Adezyon neydi? Buradaki tanımlar çok önemli olacak. Sıvı tanecikleri ile kap ceperleri arasındaki etkileşimleri değerlendirmiştik arkadaşlar. Av ceperleri kohezyon neydi? Gene etkileşim olarak karşımıza çıkacak. Bu kohezyon kuvvetleri de sıvı haneciklerinin kendi arasındaki etkileşimde arkadaşlar birbirlerini ne kadar eee güçlü çektiğine bakıyorduk. İkisi de etkileşimler diye.
38:43 Bu tanımlar arasındaki farkı bilmemiz çok önemli olacak. Bunlar arasındaki farklar da aslında farklı kavramların ortaya çıkmasına sebep oluyor. Tanım olarak zaten en başta ne demiştik? Mesela bir kapiler etkiden yani kılcallıktan bahsetmiştik. Bu kap ceperleri ile sıvı taneciklerinin arasında oluşan çekimler sayesinde sıvının boru üzerinde yükselmesini sağlıyordu. Bu adhezyon kaynaklı bir durum mesela. Bir de torunun da bizden istediği bu e yüzey gerilimi dediğimiz kavram var. Yüzey gerilimi nedir peki? Hemen yazalım arkadaşlar. Yüzey gerilimi sıvı yüzeyindeki kohezyon kuvvetlerinin eee etkisiyle ortaya çıkar. Çünkü hani şöyle bir görelim. Diyelim ki sıvının yüzeyi şöyle. Tamam mı? Yüzeydeki tanecikler. Hemen altında başka tanecikler de var ya şöyle gelmiş bir
39:30 kısım var. Şimdi alttaki taneciklere baktığımız zaman kendi altındaki, kendi üstündeki, sağındaki, solundaki bütün taneciklerle etkileşime sahip oluyor. Ama en üstteki yüzeydeki taneciklere baktığımız zaman bir kendi altındaki bir de yanındakilerle etkileşim halinde. Yani üstünde bu çekimleri oluşturabilecekleri başka moleküller yok. Bu yüzden yüzeydeki etkileşimlerin kendi aralarında oluşturacakları kohezyon kuvvetleri daha yüksek. Yani şunu şöyle tanımlayalım. yüzeyde kohezyon daha yüksektir. Çünkü kendi aralarında daha fazla etkileşim oluşturabiliyorlar. Bu da neye sebep oluyor? Yüzeyde eee bir gerilimin oluşmasına sebep oluyor. Hani beton etkisi dedikleri bir mevzu var ya suyun
40:15 üstüne çok yüksekten düştüğü zaman eee bir maddeye beton etkisi oluşturması ya da işte havuza bir atlarken düşünün. Sırt üstü atladığınız zaman sırtınız yanıyor değil mi? Bu yanmanın sebebi aslında yüzeyde oluşan yüzey gerilimi oluyor arkadaşlar. ve tamamen kohezyon kuvvetlerinin yüksekliğinden kaynaklanıyor şeklinde değerlendireceğiz. O zaman güzelce tüm sorularımızı çözdüğümüze göre ne yapıyoruz? Ödüllü sorumuzu cevaplıyoruz. Yorumlarda paylaşmayı ihmal etmiyoruz ve kendimize çok iyi bakıyoruz. Harika bir sınav dönemi geçirmenizi ve sonrasında da güzel bir tatil geçirmenizi diliyorum arkadaşlar. Tekrar görüşmek üzere. Yazılı tonguçla kolaylaşıyor. Her derste bana taktik veriyor. Anneciğim sen gönlünü ferah tut. Bu çocuk yazılılardan
41:01 yüz alıyor.