A1-A2 İNGİLİZCE TEK VİDEO'da ( 3 Aylık kurs 2 saat 15 dk )

Emrah Hoca www.youtube.com

Kısa Özet

Bu video, İngilizce A1 ve A2 seviyelerini kapsayan temel dil bilgisi konularını kapsamlı bir şekilde ele almaktadır. İzleyiciler, gün içinde sıkça kullanılan yapıların ve kelimelerin nasıl doğru bir şekilde kullanıldığını öğrenirler.

  • A, an, the kullanımını açıklar.
  • This, that, these, those gibi işaret sıfatlarını öğretir.
  • Sahiplik sıfatları ve özel isimlerle birlikte kullanımlarını detaylandırır.

A - An - The _ kullanımı

A, "an" ve "the" kelimelerinin kullanımını açıklar. "A" ve "an", belirsiz artikeller olarak kullanılır. "A" sesli harf olmayan kelimelerde, "an" ise sesli harfle başlayan kelimelerde tercih edilir. "The" ise belirli nesnelerin önüne gelir ve bir nesne hakkında daha önceden bilgi veriliyorsa kullanılır. Sesli harfle başlayan bazı kelimelerde telaffuz farklılıkları nedeniyle "an" kullanımı görülür.

This - That _ kullanımı

"This" kelimesi "bu" anlamına gelirken, "that" kelimesi "o" anlamına gelir. Yakın olan nesneler için "this", daha uzak olanlar için "that" kullanılır. Örnek olarak, "This book" (bu kitap) ve "that man" (o adam) gibi kullanımlar verilir.

These - Those _ kullanımı

"These" ve "those", çoğul nesneler için kullanılır. "These", "bunlar" anlamına gelirken, "those" "şunlar" veya "onlar" anlamına gelir. Örnekler verilir: "These shoes" (bu ayakkabılar), "Those computers" (o bilgisayarlar).

My - Your - His - Her - Its - Our - Their _ sahiplik sıfatları

Sahiplik sıfatları, belirli bir kişiye ait olan nesneleri gösterir. "My" (benim), "your" (senin), "his" (onun), "her" (onun), "its" (onun), "our" (bizim), "their" (onların) gibi kelimeler, yanlarında bir isim ile kullanılır. Örnek: "My life" (benim hayatım).

Of - With _ tamlamalar

"Of" ve "with" kelimeleri tamlama yapmak için kullanılır. "Of" bir şeyin ait olduğu durumu ifade ederken, "with" bir şeyin birlikte olduğu durumu açıklar. Örneğin, "the lid of the jar" (kavanozun kapağı) ve "with my friends" (arkadaşlarımla) gibi kullanımlar örnek gösterilir.

To - At - İn - On - From _ hal ekleri

"To", "at", "in", "on" ve "from" gibi hal ekleri, zaman ve mekan belirlemek için kullanılır. Her birinin farklı anlamları vardır. "To" bir yere hareketi belirtirken, "at" belirli bir yer veya zamana işaret eder. "In" içinde olma durumu, "on" üzerinde olma durumu, "from" ise bir yerden başlama anlamına gelir.

Mine - Yours - His - Hers - Its - Ours - Theirs _ İyelik ekleri

İyelik ekleri, sahipliği ifade eden kelimelerdir. "Mine" (benim), "yours" (senin), "his" (onun), "hers" (onun), "its" (onun), "ours" (bizim), "theirs" (onların) gibi kelimeler kullanılarak sahip olunan nesneler hakkında bilgi verilir. Örnek: "That car is mine" (O araba benimdir).

Am - Are - İs _ yardımcı fiil

"Am", "are" ve "is" yardımcı fiilleri, özneye bağlı olarak cümlelerde kullanılır. "Am" genellikle "I" (ben) ile, "is" tekil öznelerle, "are" ise çoğul öznelerle kullanılır. Örneğin, "I am a teacher" (Ben bir öğretmenim), "They are students" (Onlar öğrencidir).

Wh - _ soru sorma kelimeleri

Soru sorma kelimeleri "wh" ile başlar ve genellikle bilgi istemek için kullanılır. "What" (ne), "where" (nerede), "when" (ne zaman), "who" (kim) gibi kelimeler örnek olarak gösterilir. Bu kelimeler cümlelerde soru sorma amacı taşır.

S - Es _ sayılabilir kelimeler

Sayılabilir isimlerde çoğul yapmak için genellikle "-s" veya "-es" ekleri kullanılır. "S" sesi ile biten kelimelere "-s" eklenirken, "s", "x", "sh", "ch" gibi seslerle biten kelimelere "-es" eklenir. Örnek: "books" (kitaplar), "watches" (saatler).

There is - There are

"There is" ve "there are", varlık belirtmek için kullanılır. "There is" tekil nesnelerde, "there are" çoğul nesnelerde kullanılır. Örnek: "There is a cat" (Bir kedi var), "There are two dogs" (İki köpek var).

How many - How much

"How many" ve "how much" kelimeleri, miktar sormak için kullanılır. "How many", sayılabilir nesneler için kullanılırken, "how much" sayılmaz nesneler için kullanılır. Örnek: "How many apples do you have?" (Kaç elmanın var?), "How much water is in the bottle?" (Şişede ne kadar su var?).

İn - On - At - Under - Between _ yer edatları

Yer edatları "in", "on", "at", "under" ve "between" gibi terimleri içerir. "In" içinde olma durumu, "on" üzerinde olma durumu, "at" belirli bir noktada olma durumu, "under" altında olma durumu ve "between" arasında olma durumu ifade eder. Örnekler ile açıklanır.

Have got - Has got

"Have got" ve "has got" ifadeleri sahiplik belirtir. "Have got" çoğul öznelere veya "I" ve "you" gibi öznelere, "has got" ise tekil öznelere kullanılır. Örneğin, "I have got a car" (Bir arabam var), "She has got a new phone" (Onun yeni bir telefonu var).

Can - Can't

"Can" yetenek veya olasılık belirtmek için kullanılırken, "can't" (cannot) bu olasılığı reddetmek için kullanılır. Örneğin, "I can swim" (Yüzebilirim), "I can't drive" (Süremem).

Could - Couldn't

"Could" geçmişteki yetenekleri veya izinleri belirtirken, "couldn't" ise bu durumların olumsuzunu ifade eder. Örnekler: "I could play the piano" (Piyano çalabilirdim), "I couldn't go to the party" (Partiye gidememiştim).

Emir cümleleri

Emir cümleleri doğrudan birine bir şey yapması talimatını verir. Genellikle basit bir fiil ile başlar ve özne kullanılmaz. Örnek: "Close the door" (Kapıyı kapat).

Let's - How about - What about - Shall we - Why don't _ davet cümleleri

Davet cümleleri "Let's" (haydi), "How about" (ya), "What about" (ya), "Shall we" (olur mu) ve "Why don't" (neden) gibi ifadelerle başlar. Öneri veya davet amacı taşır. Örnek: "Let's go to the cinema" (Sinema gidelim).

Too - Enough

"Too" ve "enough" kelimeleri, bir durumun yeterli olup olmadığını ifade eder. "Too" olumsuz bir anlam taşırken, "enough" olumlu bir anlam taşır. Örnek: "It's too hot" (Hava çok sıcak), "It's warm enough" (Hava yeterince sıcak).

So - Such

"So" ve "such" kelimeleri, bir durumu vurgulamak için kullanılır. "So" genellikle sıfatlardan önce, "such" ise isimlerden önce gelir. Örnek: "She is so beautiful" (O çok güzel), "It was such a great party" (Çok harika bir parti oldu).

Always - Never - Sometimes _ geniş zaman cümleleri

Geniş zaman cümlelerinde "always" (her zaman), "never" (asla) ve "sometimes" (bazen) gibi zaman zarfları kullanılır. Bu zarflar bir eylemin sıklığını belirtir. Örnek: "I always wake up early" (Her zaman erken uyanırım).

Ch - Sh - Ss - X - O - Dy - Ly - Ry _ S takıları

Bu bölümde, belirli harf kombinasyonlarından sonra "-s" veya "-es" ekleme kuralı açıklanır. "Ch", "sh", "x" gibi bitişlerle "-es" eklenirken, diğer harflerle "-s" eklenir. Örnek: "bus - buses" (otobüs - otobüsler).

Günlük rutin cümleler

Günlük rutin cümlelerinde sıkça karşılaşılan ifadeler ve yapılar öğretilir. Örnekler ile birlikte gün içinde yapılan eylemlere yer verilir. "I wake up early" (Erken kalkarım), "I go to work" (İşe giderim) gibi örnekler verilir.

Do - Does

"Do" ve "does" fiilleri, geniş zamanlı olumsuz ve soru cümlelerinde kullanılır. "Do" çoğul ve "I" ile, "does" ise tekil öznelerle kullanılır. Örneğin, "Do you like coffee?" (Kahveyi sever misin?), "Does she work here?" (Burada mı çalışıyor?).

Geniş zaman kullanım yerleri

Geniş zamanın günlük hayatta nerelerde kullanıldığı örneklerle anlatılır. Özellikle alışkanlıkları ve genel bilgileri ifade etmek için geniş zaman kullanılır. "He plays football" (Futbol oynar) gibi örneklerverilir.

İng _ şimdiki zaman cümleleri

Bu bölümde, "ing" ekinden yararlanarak şimdiki zaman cümleleri kurma öğretilir. Eylemlerin o an gerçekleştirilme durumunu ifade eder. Örnek olarak, "I am studying" (Çalışıyorum) gibi örnek cümleler verilir.

Was - Were _ geçmiş zaman

"Was" ve "were" geçmiş zaman fiilleridir. "Was" tekil öznelerle, "were" çoğul öznelerle kullanılır. Örnekler: "I was happy" (Mutluydum), "They were at the park" (Parkta idiler).

Fiillerin 2. halleri

İngilizce fiillerin ikinci halleri, geçmiş zaman anlatımında önemlidir. Düzenli fiiller "-ed" ile, düzensiz fiiller ise değişik biçimlerde kullanılır. Örneklerde, "play - played" (oyna - oynadı), "go - went" (git - gitti) gibi karşılaştırmalar yapılır.

Did - Didn't

"Did" geçmiş zamanla ilgili soru ve olumsuz cümleler kurmak için kullanılır. "Did" geçmişte olan bir durumu sorgulamak için, "didn't" ise reddetmek için kullanılır. Örnek: "Did you go?" (Gittin mi?), "I didn't see her" (Onu görmedim).

Geçmişte devam eden zaman

Geçmişte devam eden zaman, bir eylemin geçmişte belirli bir zamanda devam ettiğini ifade etmek için kullanılır. "Was" ya da "were" ile birlikte "ing" ekinin kullanımıyla oluşturulan cümlelerdir. Örnek: "I was reading" (Okuyordum).

When - While _ geçmişte devam eden

"When" ve "while" bağlaçları, geçmişte devam eden olayları anlatmak için kullanılır. Örnek: "I was sleeping when he called" (Aradığında ben uyuyordum). "While" ise iki olayın aynı anda gerçekleştiğini belirtir.

Will - Going to _ gelecek zaman

Gelecek zaman anlatımında "will" ve "going to" yapıları kullanılır. "Will" beklenmedik olayları, "going to" ise planlanan veya önceden belirlenen durumları ifade eder. Örnek: "I will call you" (Seni arayacağım), "I am going to visit my friend" (Arkadaşımı ziyaret edeceğim).

Will - Won't

"Will" gelecekteki olumlu durumları, "won't" ise olumsuz durumları ifade eder. Örnek: "I will help you" (Sana yardım edeceğim), "I won't forget" (Unutmayacağım).

Going to

"Going to", gelecekteki niyetleri veya planları ifade etmek için kullanılır. Cümle, "be" fiili ile birlikte kullanılarak oluşturulur. Örnek: "I am going to study" (Çalışacağım).

Fiillerin 3. halleri

İngilizce fiillerin 3. halleri geçmiş zaman ve geçmişte zaman anlatımında önemli rol oynar. Bu cümleler genellikle Perfect Tense yapıları içinde kullanılır. Örnek: "have eaten" (yemiş olmak), "has gone" (gitmiş olmak).

Since - For _ ne kadar zamandır anlamındaki

"Since" ve "for" kelimeleri belirli bir zaman dilimini ifade eder. "Since", belirli bir başlangıç noktasından beri olan durumları açıklarken, "for" belirli bir süre boyunca olan durumları belirtir. Örnek: "I have lived here since 2010" (2010'dan beri burada yaşıyorum), "I have known her for five years" (

Summarize any YouTube video in seconds

Get summaries like this one for any video, in your language, with the free Summ app.

Download on the Apple Store
Get it on Google Play

Transkript

YouTube Transcript Generator

0:01 İNTRO Merhaba arkadaşlar, YouTube kanalıma yeniden hoş geldiniz. Bugün sizlerle çok uzun bir videomuz olacak. Çünkü İngilizce'deki A1 ve A2 seviye İngilizceyi tek bir videoda anlatmaya çalışacağım. İsterseniz vakit kaybetmeden hemen konularımızdan başlayalım. Konulara başlamadan önce tabi ki kanala abone olmayı, kanaldaki videoları beğenmeyi unutmayın. Evet, başlıyoruz. Öncelikle A, N ve The yani İngilizce'de artikel olarak bilinen kelimelerimiz. E

0:46 ve N herhangi bir bir anlamına gelen kelimelerdir. Sesli ve sessiz harfe göre E ve N kullanımı değişir. Gördüğünüz gibi A chair yani bir sandalye, a book, bir kitap, a novel, bir roman, a house, bir ev, a computer, bir bilgisayar. Neden E kullanıldı? Çünkü kendisinden sonra gelen kelimenin baş harfi sessiz harfi olduğu için E kullanıldı. Burada ise gördüğünüz gibi sesli harfle başlayan kelimelerle başladığı için N kullanmış olduk. N umbrella yani bir şemsiye, N engineer, bir mühendis, N apple, bir elma, N orange, bir portakal, N egg, bir yumurta anlamında. Ancak telaffuza göre bunlar şekillendiği için bazen istisnalar ortaya çıkabiliyor. Mesela an hour, bir saat

1:32 demek. Burada H kelimesi hour yani H okunmadan telaffuz edildiği için an hour şeklinde söylenmiş oldu. University yani U harfiyle başlamasına rağmen uni şeklinde telaffuz edildiği için sanki Y harfiyle başlıyormuş gibi olmasından dolayı E university şeklinde telaffuzu var arkadaşlar. Şimdi Türkçe'de biliyorsunuz ki güzel bir gün veya kırmızı bir araba dediğimiz zaman burada bir kelimesini ortaya alıyoruz. Ancak İngilizce'de buradaki bir anlamına gelen ya da E ve N kelimeleri her zaman başa geliyor. A lovely day, güzel bir gün derken bakın a lovely day. Kırmızı bir araba derken a red car yani bir kırmızı araba şeklinde yazmış oluyoruz ama biz tabii Türkçe 'ye çevirirken kırmızı bir araba diyoruz. An old table, eski bir masa. A hot country,

2:23 sıcak bir ülke gördüğünüz gibi. Şimdi the 'nın kullanımından bahsedelim. The daha çok ortamdaki tek olan ya da tek yani başka olmayan yani ortamda kastedilen nesneden bahsediyorsak o zaman o eşyanın başına the geliyor. Yani genellikle İngilizce'de zaten the 'yı bütün cins isimlerde görmeniz mümkün. The chair, sandalye, the door, kapı, the window, pencere, the garden, bahçe, the cinema, the kitchen gördüğünüz gibi cins isimlerin başlarına the gelebiliyor. İngilizce'de the dediğimiz gibi yeryüzünde tek olarak bulunan şeylerin genellikle başına geliyor. The sky, gökyüzü, the moon, ay, the sun, güneş, the earth, dünya, the Himalayas. Coğrafi terimler bakın Himalayalar, Everest, Nil Nehri, işte

3:09 Cinsetti bu tarz şeylerin başına gördüğünüz gibi the geliyor. Müzik aletlerinin de başına her zaman the gelir. The piano, the guitar, the violin, the flute şeklinde. Eğer kişileri soy isimleriyle birlikte çoğul halde söylersek işte Wilson 'lar, işte Smith 'ler, Wilkinson 'lar yani o ailenin tamamını kastederek söylediğimiz zaman başına yine the geliyor. Aynı şekilde ülke değil de millet isimlerini söylediğimiz zaman yine the gelir. The French dersek Fransızlar anlamını vermiş oluruz. Tabii bazı ülkeler başına yine the alabiliyor. Mesela the United States of America, the United Kingdom ya da the Netherlands gibi 3 tane ülke başına the alabiliyor. Ancak normalde ülkeler başına the almaz. Bir de the 'nın en çok kullanılan ve bilinmesi gereken bir alanı bir şeyden ilk defa bahsedilirken e ve

3:59 n kullanılır. Çünkü herhangi bir anlamını veren kelime e -en ama the belirli olduğunu gösteren bir ifadedir. Mesela I saw a man at the park. Part'ta bir adam gördüm. Buradaki bir adam herhangi bir adam ya da söylediğim kişinin kim olduğunu bilmediği bir adam. Ama ikinci cümlede the man was wearing a white hat yani adam beyaz bir şapka giyiyordu. Hangi adam? Part'taki adam. O yüzden buradaki adam kelimesinin başına the gelmiş oldu. Burada beyaz bir şapka dedik. Beyaz şapkayı bilmiyoruz. İlk defa bahsediyoruz. Ama şapkadan tekrar bahsedersem gördüğünüz gibi şapka da yine the alıyordu. The hat was really weird. Yani şapka gerçekten tuhaftı anlamında bir ifade oluyor. Devam ediyoruz. İşaret sıfatlarımız this ve that. This bu demek that de şu ya da o anlamında.

4:49 Yani biraz daha kendimize göre uzakta olan cisimlere, nesnelere veya şahıslara söylediğimiz şey. This book, bu kitap, this machine, bu makina, this time, bu sefer, this table, bu masa, this door, bu kapı, that man, o adam, that house, o ev, that computer, o bilgisayar, that boy, o çocuk, that university, o üniversite. Gördüğünüz gibi. This book is very interesting dedik. Bu kitap çok ilginç. That boy is really naughty. O çocuk gerçekten yaramaz. This is a nice house. Bu güzel bir ev. That is a very interesting story. Bu çok ilginç bir hikaye. Gördüğünüz gibi this ve that sadece burada bir işaret sıfatı olarak kullanılabiliyor. Geçiyoruz these ve those 'a. These ve those da bunun çoğulu oluyor. Eğer bahsettiğimiz özne

5:39 çoğul bir özne ise o zaman bunların başına these ya da those geliyor. Yani bunlar diyorsak these, şunlar veya onlar diyorsak those kullanıyoruz. Yani this girl derken bu kız anlamına geliyor ama these girls dersek bu kızlar anlamına geliyor. These shoes bu ayakkabılar, these people bu insanlar, these children bu çocuklar, these chairs bu sandalyeler anlamına gelmiş oldu. Those girls bu etekler, those houses olacak yanlış yazmışız. Bu evler, those computers bu bilgisayarlar, those new dresses bu yeni elbiseler, those animals bu hayvanlar anlamına geliyor. These girls are very intelligent. Bu kızlar çok zeki. Burada are neden geldi? Çoğul olduğundan dolayı. Zaten bir sonraki konumuzda emzarı işlerken bunlardan bahsedeceğiz. Those shoes bu ayakkabılar çok gerçekten pahalı. These skirts are trendy.

6:30 Yani bu etekler moda. Those chairs are rather old fashioned. Yani bu sandalyeler oldukça demode anlamında bir ifade kullanmış olduk. Evet şimdi gördüğünüz gibi zamirlerimiz ve sahiplik sıfatlarımız var. I, ben, you, sen, he, she, it. o anlamında. Tabi erkek için he, bayan için she, cansız ve hayvanlar için it kullanıyoruz. We, biz, they, onlar demek. Bu yanındaki kelimeler de sahiplik sıfatları. Yani I, bense my benim you sen your senin he o his onun she o her onun it o its onun we biz our bizim they onlar their onların. Bunlar her zaman önlerine bir isim alarak kullanılıyorlar. Mesela my life, benim hayatım, her jacket,

7:16 onun ceketi, their garden, onların bahçesi, his sons, onun oğulları, our football team, bizim futbol takımımız gibi. Gördüğünüz gibi bunlar kendi başlarına kullanılmıyor. Daha çok önlerinde mutlaka bir isim barındırıyor arkadaşlar. Devam ediyoruz. Eğer özel isimlerin sahip oldukları şeyleri naninekiyle söylüyorsak. Mesela gördüğünüz gibi Suzan 'ın arabası, Jack 'in ofisi, köpeğin kuyruğu şeklinde söylüyorsak. İsterse kesme işaretiyle, s takısıyla bu şekilde yazabiliriz. Ya da onun anlamını vermek istiyorsak gördüğünüz gibi her car diyebiliriz. Yani Suzan yerine her kullanırım, onun anlamını vermiş olurum ve onun arabası demiş olurum. Jack's office, Jack 'in ofisi yani his ofisi, onun ofisi demiş oluyorum. The dog's tail,

8:02 köpeğin kuyruğu, onun kuyruğu dersem its tail oluyor gördüğünüz gibi. Eğer çoğul olan bir şeyin naninekini vermek istersem, tabi naninekini biz isimlerde kesme işaretiyle, s ile veriyoruz. Ancak normalde İngilizce'de s takısı çoğul yaparken de kullanılıyor. Şimdi the girls dediğimiz zaman kızlar anlamına geliyor. Ama ben buraya tekrar s takısı koyarsam, o zaman telaffuzda bir zorluk çıkacağından dolayı iki tane s takısı koymuyorum. Sadece virgülle ayırıyorum ve kızların üniformaları bu şekilde yazılmış oluyor. The teacher's room, öğretmenlerin odası anlamını vermiş oluyorum. Bakın sadece kesme işareti koymuş olurum. The doctor's union, doktorların birliği ya da sendikası anlamında bir ifade.

8:47 Eğer benim ismim düzensiz bir isimse, yani düzensiz isimden kastım şu, bazı isimler İngilizce'de çoğul oldukları zaman sonlarını s takısı almazlar. Ondan da bahsedeceğiz ilerleyen konumuzda. Mesela child çocuk demek, children çocuklar demek. Ama gördüğünüz gibi sonunda s takısı yok çoğul olduğu halde. eğer çoğul halinde sonda s takısı yoksa o zaman sanki tekilmiş gibi kesme işareti. İNTRO Merhaba arkadaşlar, YouTube kanalıma yeniden hoş geldiniz. Bugün sizlerle çok uzun bir

9:37 videomuz olacak. Çünkü İngilizce'deki A1 ve A2 seviye İngilizceyi tek bir videoda anlatmaya çalışacağım. İsterseniz vakit kaybetmeden hemen konularımızdan başlayalım. Konulara başlamadan önce tabi ki kanala abone olmayı, kanaldaki videoları beğenmeyi unutmayın. Evet, başlıyoruz. Öncelikle A, N ve The yani İngilizce'de artikel olarak bilinen kelimelerimiz. E ve N herhangi bir bir anlamına gelen kelimelerdir. Sesli ve sessiz harfe göre E ve N kullanımı değişir. Gördüğünüz gibi A chair yani bir sandalye, a book, bir kitap, a novel, bir roman, a house, bir ev, a computer, bir bilgisayar. Neden E kullanıldı? Çünkü kendisinden sonra gelen kelimenin baş harfi sessiz harfi olduğu için

10:24 E kullanıldı. Burada ise gördüğünüz gibi sesli harfle başlayan kelimelerle başladığı için N kullanmış olduk. N umbrella yani bir şemsiye, N engineer, bir mühendis, N apple, bir elma, N orange, bir portakal, N egg, bir yumurta anlamında. Ancak telaffuza göre bunlar şekillendiği için bazen istisnalar ortaya çıkabiliyor. Mesela an hour, bir saat demek. Burada H kelimesi hour yani H okunmadan telaffuz edildiği için an hour şeklinde söylenmiş oldu. University yani U harfiyle başlamasına rağmen uni şeklinde telaffuz edildiği için sanki Y harfiyle başlıyormuş gibi olmasından dolayı E university şeklinde telaffuzu var arkadaşlar. Şimdi Türkçe'de biliyorsunuz ki

11:10 güzel bir gün veya kırmızı bir araba dediğimiz zaman burada bir kelimesini ortaya alıyoruz. Ancak İngilizce'de buradaki bir anlamına gelen ya da E ve N kelimeleri her zaman başa geliyor. A lovely day, güzel bir gün derken bakın a lovely day. Kırmızı bir araba derken a red car yani bir kırmızı araba şeklinde yazmış oluyoruz ama biz tabii Türkçe 'ye çevirirken kırmızı bir araba diyoruz. An old table, eski bir masa. A hot country, sıcak bir ülke gördüğünüz gibi. Şimdi the 'nın kullanımından bahsedelim. The daha çok ortamdaki tek olan ya da tek yani başka olmayan yani ortamda kastedilen nesneden bahsediyorsak o zaman o eşyanın başına the geliyor. Yani genellikle İngilizce'de zaten the 'yı bütün cins isimlerde görmeniz mümkün. The chair, sandalye, the door, kapı, the window,

12:00 pencere, the garden, bahçe, the cinema, the kitchen gördüğünüz gibi cins isimlerin başlarına the gelebiliyor. İngilizce'de the dediğimiz gibi yeryüzünde tek olarak bulunan şeylerin genellikle başına geliyor. The sky, gökyüzü, the moon, ay, the sun, güneş, the earth, dünya, the Himalayas. Coğrafi terimler bakın Himalayalar, Everest, Nil Nehri, işte Cinsetti bu tarz şeylerin başına gördüğünüz gibi the geliyor. Müzik aletlerinin de başına her zaman the gelir. The piano, the guitar, the violin, the flute şeklinde. Eğer kişileri soy isimleriyle birlikte çoğul halde söylersek işte Wilson 'lar, işte Smith 'ler, Wilkinson 'lar yani o ailenin tamamını kastederek söylediğimiz zaman başına yine the geliyor. Aynı

12:46 şekilde ülke değil de millet isimlerini söylediğimiz zaman yine the gelir. The French dersek Fransızlar anlamını vermiş oluruz. Tabii bazı ülkeler başına yine the alabiliyor. Mesela the United States of America, the United Kingdom ya da the Netherlands gibi 3 tane ülke başına the alabiliyor. Ancak normalde ülkeler başına the almaz. Bir de the 'nın en çok kullanılan ve bilinmesi gereken bir alanı bir şeyden ilk defa bahsedilirken e ve n kullanılır. Çünkü herhangi bir anlamını veren kelime e -en ama the belirli olduğunu gösteren bir ifadedir. Mesela I saw a man at the park. Part'ta bir adam gördüm. Buradaki bir adam herhangi bir adam ya da söylediğim kişinin kim olduğunu bilmediği bir adam. Ama ikinci cümlede the man was wearing a white hat yani adam beyaz bir şapka

13:36 giyiyordu. Hangi adam? Part'taki adam. O yüzden buradaki adam kelimesinin başına the gelmiş oldu. Burada beyaz bir şapka dedik. Beyaz şapkayı bilmiyoruz. İlk defa bahsediyoruz. Ama şapkadan tekrar bahsedersem gördüğünüz gibi şapka da yine the alıyordu. The hat was really weird. Yani şapka gerçekten tuhaftı anlamında bir ifade oluyor. Devam ediyoruz. İşaret sıfatlarımız this ve that. This bu demek that de şu ya da o anlamında. Yani biraz daha kendimize göre uzakta olan cisimlere, nesnelere veya şahıslara söylediğimiz şey. This book, bu kitap, this machine, bu makina, this time, bu sefer, this table, bu masa, this door, bu kapı, that man, o adam, that house, o ev, that computer, o bilgisayar, that boy, o çocuk, that university, o üniversite. Gördüğünüz gibi.

14:26 This book is very interesting dedik. Bu kitap çok ilginç. That boy is really naughty. O çocuk gerçekten yaramaz. This is a nice house. Bu güzel bir ev. That is a very interesting story. Bu çok ilginç bir hikaye. Gördüğünüz gibi this ve that sadece burada bir işaret sıfatı olarak kullanılabiliyor. Geçiyoruz these ve those 'a. These ve those da bunun çoğulu oluyor. Eğer bahsettiğimiz özne çoğul bir özne ise o zaman bunların başına these ya da those geliyor. Yani bunlar diyorsak these, şunlar veya onlar diyorsak those kullanıyoruz. Yani this girl derken bu kız anlamına geliyor ama these girls dersek bu kızlar anlamına geliyor. These shoes bu ayakkabılar, these people bu insanlar, these children bu çocuklar, these chairs bu sandalyeler anlamına gelmiş oldu.

15:15 Those girls bu etekler, those houses olacak yanlış yazmışız. Bu evler, those computers bu bilgisayarlar, those new dresses bu yeni elbiseler, those animals bu hayvanlar anlamına geliyor. These girls are very intelligent. Bu kızlar çok zeki. Burada are neden geldi? Çoğul olduğundan dolayı. Zaten bir sonraki konumuzda emzarı işlerken bunlardan bahsedeceğiz. Those shoes bu ayakkabılar çok gerçekten pahalı. These skirts are trendy. Yani bu etekler moda. Those chairs are rather old fashioned. Yani bu sandalyeler oldukça demode anlamında bir ifade kullanmış olduk. Evet şimdi gördüğünüz gibi zamirlerimiz ve sahiplik sıfatlarımız var. I, ben, you, sen, he, she, it.

16:02 o anlamında. Tabi erkek için he, bayan için she, cansız ve hayvanlar için it kullanıyoruz. We, biz, they, onlar demek. Bu yanındaki kelimeler de sahiplik sıfatları. Yani I, bense my benim you sen your senin he o his onun she o her onun it o its onun we biz our bizim they onlar their onların. Bunlar her zaman önlerine bir isim alarak kullanılıyorlar. Mesela my life, benim hayatım, her jacket, onun ceketi, their garden, onların bahçesi, his sons, onun oğulları, our football team, bizim futbol takımımız gibi. Gördüğünüz gibi bunlar kendi başlarına kullanılmıyor. Daha çok önlerinde mutlaka bir isim barındırıyor arkadaşlar. Devam ediyoruz. Eğer özel

16:49 isimlerin sahip oldukları şeyleri naninekiyle söylüyorsak. Mesela gördüğünüz gibi Suzan 'ın arabası, Jack 'in ofisi, köpeğin kuyruğu şeklinde söylüyorsak. İsterse kesme işaretiyle, s takısıyla bu şekilde yazabiliriz. Ya da onun anlamını vermek istiyorsak gördüğünüz gibi her car diyebiliriz. Yani Suzan yerine her kullanırım, onun anlamını vermiş olurum ve onun arabası demiş olurum. Jack's office, Jack 'in ofisi yani his ofisi, onun ofisi demiş oluyorum. The dog's tail, köpeğin kuyruğu, onun kuyruğu dersem its tail oluyor gördüğünüz gibi. Eğer çoğul olan bir şeyin naninekini vermek istersem, tabi naninekini biz isimlerde kesme işaretiyle, s ile veriyoruz. Ancak normalde İngilizce'de s takısı çoğul yaparken de kullanılıyor. Şimdi the girls dediğimiz zaman kızlar anlamına geliyor. Ama ben buraya tekrar

17:39 s takısı koyarsam, o zaman telaffuzda bir zorluk çıkacağından dolayı iki tane s takısı koymuyorum. Sadece virgülle ayırıyorum ve kızların üniformaları bu şekilde yazılmış oluyor. The teacher's room, öğretmenlerin odası anlamını vermiş oluyorum. Bakın sadece kesme işareti koymuş olurum. The doctor's union, doktorların birliği ya da sendikası anlamında bir ifade. Eğer benim ismim düzensiz bir isimse, yani düzensiz isimden kastım şu, bazı isimler İngilizce'de çoğul oldukları zaman sonlarını s takısı almazlar. Ondan da bahsedeceğiz ilerleyen konumuzda. Mesela child çocuk demek, children çocuklar demek. Ama gördüğünüz gibi sonunda s takısı yok çoğul olduğu halde. Eğer çoğul halinde

18:25 sonda s takısı yoksa, o zaman sanki tekilmiş gibi kesme işaretiyle tekrar ayırıyoruz. Çocukların oyuncakları demiş oluyoruz. Aynı şekilde people da öyle. People da düzensiz ve çoğul olan bir kelime. People's Republic of China, yani her yerde gördüğünüz PRC kısaltması, Çin Halk Cumhuriyeti anlamındaki ifade. Women's Right, yani kadın hakları anlamında. Burada yine ifademizi görüyorsunuz. Evet, şimdi eğer biliyorsunuz ki Türkçe'de tamlayan ve tamlanan eklerimiz var. İşte kapının kolu, evin bahçesi, Türkiye 'nin nüfusu, kitabın sayfaları. Eğer bahsettiğimiz şeyler insan dışında olan varlıklarsa, o zaman tamlayan ve tamlanan da... İNTRO

19:25 Merhaba arkadaşlar, YouTube kanalıma yeniden hoş geldiniz. Bugün sizlerle çok uzun bir videomuz olacak. Çünkü İngilizce'deki A1 ve A2 seviye İngilizceyi tek bir videoda anlatmaya çalışacağım. İsterseniz vakit kaybetmeden hemen konularımızdan başlayalım. Konulara başlamadan önce tabi ki kanala abone olmayı, kanaldaki videoları beğenmeyi unutmayın. Evet, başlıyoruz. Öncelikle A, N ve The yani İngilizce'de artikel olarak bilinen kelimelerimiz. E ve N herhangi bir bir anlamına gelen kelimelerdir. Sesli ve sessiz harfe göre E ve N kullanımı değişir. Gördüğünüz gibi A chair yani bir sandalye, a book, bir kitap, a novel, bir roman, a house, bir ev, a computer, bir bilgisayar.

20:12 Neden E kullanıldı? Çünkü kendisinden sonra gelen kelimenin baş harfi sessiz harfi olduğu için E kullanıldı. Burada ise gördüğünüz gibi sesli harfle başlayan kelimelerle başladığı için N kullanmış olduk. N umbrella yani bir şemsiye, N engineer, bir mühendis, N apple, bir elma, N orange, bir portakal, N egg, bir yumurta anlamında. Ancak telaffuza göre bunlar şekillendiği için bazen istisnalar ortaya çıkabiliyor. Mesela an hour, bir saat demek. Burada H kelimesi hour yani H okunmadan telaffuz edildiği için an hour şeklinde söylenmiş oldu. University yani U harfiyle başlamasına rağmen uni şeklinde telaffuz edildiği için sanki Y harfiyle başlıyormuş gibi olmasından dolayı E university

20:58 şeklinde telaffuzu var arkadaşlar. Şimdi Türkçe'de biliyorsunuz ki güzel bir gün veya kırmızı bir araba dediğimiz zaman burada bir kelimesini ortaya alıyoruz. Ancak İngilizce'de buradaki bir anlamına gelen ya da E ve N kelimeleri her zaman başa geliyor. A lovely day, güzel bir gün derken bakın a lovely day. Kırmızı bir araba derken a red car yani bir kırmızı araba şeklinde yazmış oluyoruz ama biz tabii Türkçe 'ye çevirirken kırmızı bir araba diyoruz. An old table, eski bir masa. A hot country, sıcak bir ülke gördüğünüz gibi. Şimdi the 'nın kullanımından bahsedelim. The daha çok ortamdaki tek olan ya da tek yani başka olmayan yani ortamda kastedilen nesneden bahsediyorsak o zaman o eşyanın başına the geliyor. Yani genellikle İngilizce'de zaten the 'yı bütün

21:48 cins isimlerde görmeniz mümkün. The chair, sandalye, the door, kapı, the window, pencere, the garden, bahçe, the cinema, the kitchen gördüğünüz gibi cins isimlerin başlarına the gelebiliyor. İngilizce'de the dediğimiz gibi yeryüzünde tek olarak bulunan şeylerin genellikle başına geliyor. The sky, gökyüzü, the moon, ay, the sun, güneş, the earth, dünya, the Himalayas. Coğrafi terimler bakın Himalayalar, Everest, Nil Nehri, işte Cinsetti bu tarz şeylerin başına gördüğünüz gibi the geliyor. Müzik aletlerinin de başına her zaman the gelir. The piano, the guitar, the violin, the flute şeklinde. Eğer kişileri soy isimleriyle birlikte çoğul halde söylersek işte Wilson 'lar, işte Smith 'ler,

22:34 Wilkinson 'lar yani o ailenin tamamını kastederek söylediğimiz zaman başına yine the geliyor. Aynı şekilde ülke değil de millet isimlerini söylediğimiz zaman yine the gelir. The French dersek Fransızlar anlamını vermiş oluruz. Tabii bazı ülkeler başına yine the alabiliyor. Mesela the United States of America, the United Kingdom ya da the Netherlands gibi 3 tane ülke başına the alabiliyor. Ancak normalde ülkeler başına the almaz. Bir de the 'nın en çok kullanılan ve bilinmesi gereken bir alanı bir şeyden ilk defa bahsedilirken e ve n kullanılır. Çünkü herhangi bir anlamını veren kelime e -en ama the belirli olduğunu gösteren bir ifadedir. Mesela I saw a man at the park. Part'ta bir adam gördüm. Buradaki bir adam herhangi bir adam ya da söylediğim kişinin kim olduğunu bilmediği bir adam.

23:24 Ama ikinci cümlede the man was wearing a white hat yani adam beyaz bir şapka giyiyordu. Hangi adam? Part'taki adam. O yüzden buradaki adam kelimesinin başına the gelmiş oldu. Burada beyaz bir şapka dedik. Beyaz şapkayı bilmiyoruz. İlk defa bahsediyoruz. Ama şapkadan tekrar bahsedersem gördüğünüz gibi şapka da yine the alıyordu. The hat was really weird. Yani şapka gerçekten tuhaftı anlamında bir ifade oluyor. Devam ediyoruz. İşaret sıfatlarımız this ve that. This bu demek that de şu ya da o anlamında. Yani biraz daha kendimize göre uzakta olan cisimlere, nesnelere veya şahıslara söylediğimiz şey. This book, bu kitap, this machine, bu makina, this time, bu sefer, this table, bu masa, this door, bu kapı, that man, o adam, that house, o ev, that

24:14 computer, o bilgisayar, that boy, o çocuk, that university, o üniversite. Gördüğünüz gibi. This book is very interesting dedik. Bu kitap çok ilginç. That boy is really naughty. O çocuk gerçekten yaramaz. This is a nice house. Bu güzel bir ev. That is a very interesting story. Bu çok ilginç bir hikaye. Gördüğünüz gibi this ve that sadece burada bir işaret sıfatı olarak kullanılabiliyor. Geçiyoruz these ve those 'a. These ve those da bunun çoğulu oluyor. Eğer bahsettiğimiz özne çoğul bir özne ise o zaman bunların başına these ya da those geliyor. Yani bunlar diyorsak these, şunlar veya onlar diyorsak those kullanıyoruz. Yani this girl derken bu kız anlamına geliyor ama these girls dersek bu kızlar anlamına geliyor. These shoes bu ayakkabılar, these

25:03 people bu insanlar, these children bu çocuklar, these chairs bu sandalyeler anlamına gelmiş oldu. Those girls bu etekler, those houses olacak yanlış yazmışız. Bu evler, those computers bu bilgisayarlar, those new dresses bu yeni elbiseler, those animals bu hayvanlar anlamına geliyor. These girls are very intelligent. Bu kızlar çok zeki. Burada are neden geldi? Çoğul olduğundan dolayı. Zaten bir sonraki konumuzda emzarı işlerken bunlardan bahsedeceğiz. Those shoes bu ayakkabılar çok gerçekten pahalı. These skirts are trendy. Yani bu etekler moda. Those chairs are rather old fashioned. Yani bu sandalyeler oldukça demode anlamında bir ifade kullanmış olduk. Evet şimdi gördüğünüz gibi

25:49 zamirlerimiz ve sahiplik sıfatlarımız var. I, ben, you, sen, he, she, it. o anlamında. Tabi erkek için he, bayan için she, cansız ve hayvanlar için it kullanıyoruz. We, biz, they, onlar demek. Bu yanındaki kelimeler de sahiplik sıfatları. Yani I, bense my benim you sen your senin he o his onun she o her onun it o its onun we biz our bizim they onlar their onların. Bunlar her zaman önlerine bir isim alarak kullanılıyorlar. Mesela my life, benim hayatım, her jacket, onun ceketi, their garden, onların bahçesi, his sons, onun oğulları, our football team, bizim futbol takımımız gibi. Gördüğünüz gibi bunlar kendi başlarına kullanılmıyor. Daha çok önlerinde mutlaka

26:37 bir isim barındırıyor arkadaşlar. Devam ediyoruz. Eğer özel isimlerin sahip oldukları şeyleri naninekiyle söylüyorsak. Mesela gördüğünüz gibi Suzan 'ın arabası, Jack 'in ofisi, köpeğin kuyruğu şeklinde söylüyorsak. İsterse kesme işaretiyle, s takısıyla bu şekilde yazabiliriz. Ya da onun anlamını vermek istiyorsak gördüğünüz gibi her car diyebiliriz. Yani Suzan yerine her kullanırım, onun anlamını vermiş olurum ve onun arabası demiş olurum. Jack's office, Jack 'in ofisi yani his ofisi, onun ofisi demiş oluyorum. The dog's tail, köpeğin kuyruğu, onun kuyruğu dersem its tail oluyor gördüğünüz gibi. Eğer çoğul olan bir şeyin naninekini vermek istersem, tabi naninekini biz isimlerde kesme işaretiyle, s ile veriyoruz. Ancak normalde İngilizce'de s takısı çoğul

27:27 yaparken de kullanılıyor. Şimdi the girls dediğimiz zaman kızlar anlamına geliyor. Ama ben buraya tekrar s takısı koyarsam, o zaman telaffuzda bir zorluk çıkacağından dolayı iki tane s takısı koymuyorum. Sadece virgülle ayırıyorum ve kızların üniformaları bu şekilde yazılmış oluyor. The teacher's room, öğretmenlerin odası anlamını vermiş oluyorum. Bakın sadece kesme işareti koymuş olurum. The doctor's union, doktorların birliği ya da sendikası anlamında bir ifade. Eğer benim ismim düzensiz bir isimse, yani düzensiz isimden kastım şu, bazı isimler İngilizce'de çoğul oldukları zaman sonlarını s takısı almazlar. Ondan da bahsedeceğiz ilerleyen konumuzda. Mesela child çocuk demek, children

28:13 çocuklar demek. Ama gördüğünüz gibi sonunda s takısı yok çoğul olduğu halde. Eğer çoğul halinde sonda s takısı yoksa, o zaman sanki tekilmiş gibi kesme işaretiyle tekrar ayırıyoruz. Çocukların oyuncakları demiş oluyoruz. Aynı şekilde people da öyle. People da düzensiz ve çoğul olan bir kelime. People's Republic of China, yani her yerde gördüğünüz PRC kısaltması, Çin Halk Cumhuriyeti anlamındaki ifade. Women's Right, yani kadın hakları anlamında. Burada yine ifademizi görüyorsunuz. Evet, şimdi eğer biliyorsunuz ki Türkçe'de tamlayan ve tamlanan eklerimiz var. İşte kapının kolu, evin bahçesi, Türkiye 'nin nüfusu, kitabın sayfaları. Eğer bahsettiğimiz şeyler insan dışında olan varlıklarsa,

28:59 o zaman tamlayan ve tamlanan da... İNTRO Merhaba arkadaşlar, YouTube kanalıma yeniden hoş geldiniz. Bugün sizlerle çok uzun bir videomuz olacak. Çünkü İngilizce'deki A1 ve A2 seviye İngilizceyi tek bir videoda anlatmaya çalışacağım. İsterseniz vakit kaybetmeden hemen konularımızdan başlayalım. Konulara başlamadan önce tabi ki kanala abone olmayı, kanaldaki videoları beğenmeyi unutmayın. Evet, başlıyoruz. Öncelikle A, N ve The yani İngilizce'de artikel olarak bilinen kelimelerimiz. E

29:48 ve N herhangi bir bir anlamına gelen kelimelerdir. Sesli ve sessiz harfe göre E ve N kullanımı değişir. Gördüğünüz gibi A chair yani bir sandalye, a book, bir kitap, a novel, bir roman, a house, bir ev, a computer, bir bilgisayar. Neden E kullanıldı? Çünkü kendisinden sonra gelen kelimenin baş harfi sessiz harfi olduğu için E kullanıldı. Burada ise gördüğünüz gibi sesli harfle başlayan kelimelerle başladığı için N kullanmış olduk. N umbrella yani bir şemsiye, N engineer, bir mühendis, N apple, bir elma, N orange, bir portakal, N egg, bir yumurta anlamında. Ancak telaffuza göre bunlar şekillendiği için bazen istisnalar ortaya çıkabiliyor. Mesela an hour, bir saat

30:35 demek. Burada H kelimesi hour yani H okunmadan telaffuz edildiği için an hour şeklinde söylenmiş oldu. University yani U harfiyle başlamasına rağmen uni şeklinde telaffuz edildiği için sanki Y harfiyle başlıyormuş gibi olmasından dolayı E university şeklinde telaffuzu var arkadaşlar. Şimdi Türkçe'de biliyorsunuz ki güzel bir gün veya kırmızı bir araba dediğimiz zaman burada bir kelimesini ortaya alıyoruz. Ancak İngilizce'de buradaki bir anlamına gelen ya da E ve N kelimeleri her zaman başa geliyor. A lovely day, güzel bir gün derken bakın a lovely day. Kırmızı bir araba derken a red car yani bir kırmızı araba şeklinde yazmış oluyoruz ama biz tabii Türkçe 'ye çevirirken kırmızı bir araba diyoruz. An old table, eski bir masa. A hot country,

31:25 sıcak bir ülke gördüğünüz gibi. Şimdi the 'nın kullanımından bahsedelim. The daha çok ortamdaki tek olan ya da tek yani başka olmayan yani ortamda kastedilen nesneden bahsediyorsak o zaman o eşyanın başına the geliyor. Yani genellikle İngilizce'de zaten the 'yı bütün cins isimlerde görmeniz mümkün. The chair, sandalye, the door, kapı, the window, pencere, the garden, bahçe, the cinema, the kitchen gördüğünüz gibi cins isimlerin başlarına the gelebiliyor. İngilizce'de the dediğimiz gibi yeryüzünde tek olarak bulunan şeylerin genellikle başına geliyor. The sky, gökyüzü, the moon, ay, the sun, güneş, the earth, dünya, the Himalayas. Coğrafi terimler bakın Himalayalar, Everest, Nil Nehri, işte

32:11 Cinsetti bu tarz şeylerin başına gördüğünüz gibi the geliyor. Müzik aletlerinin de başına her zaman the gelir. The piano, the guitar, the violin, the flute şeklinde. Eğer kişileri soy isimleriyle birlikte çoğul halde söylersek işte Wilson 'lar, işte Smith 'ler, Wilkinson 'lar yani o ailenin tamamını kastederek söylediğimiz zaman başına yine the geliyor. Aynı şekilde ülke değil de millet isimlerini söylediğimiz zaman yine the gelir. The French dersek Fransızlar anlamını vermiş oluruz. Tabii bazı ülkeler başına yine the alabiliyor. Mesela the United States of America, the United Kingdom ya da the Netherlands gibi 3 tane ülke başına the alabiliyor. Ancak normalde ülkeler başına the almaz. Bir de the 'nın en çok kullanılan ve bilinmesi gereken bir alanı bir şeyden ilk defa bahsedilirken e ve

33:02 n kullanılır. Çünkü herhangi bir anlamını veren kelime e -en ama the belirli olduğunu gösteren bir ifadedir. Mesela I saw a man at the park. Part'ta bir adam gördüm. Buradaki bir adam herhangi bir adam ya da söylediğim kişinin kim olduğunu bilmediği bir adam. Ama ikinci cümlede the man was wearing a white hat yani adam beyaz bir şapka giyiyordu. Hangi adam? Part'taki adam. O yüzden buradaki adam kelimesinin başına the gelmiş oldu. Burada beyaz bir şapka dedik. Beyaz şapkayı bilmiyoruz. İlk defa bahsediyoruz. Ama şapkadan tekrar bahsedersem gördüğünüz gibi şapka da yine the alıyordu. The hat was really weird. Yani şapka gerçekten tuhaftı anlamında bir ifade oluyor. Devam ediyoruz. İşaret sıfatlarımız this ve that. This bu demek that de şu ya da o anlamında.

33:51 Yani biraz daha kendimize göre uzakta olan cisimlere, nesnelere veya şahıslara söylediğimiz şey. This book, bu kitap, this machine, bu makina, this time, bu sefer, this table, bu masa, this door, bu kapı, that man, o adam, that house, o ev, that computer, o bilgisayar, that boy, o çocuk, that university, o üniversite. Gördüğünüz gibi. This book is very interesting dedik. Bu kitap çok ilginç. That boy is really naughty. O çocuk gerçekten yaramaz. This is a nice house. Bu güzel bir ev. That is a very interesting story. Bu çok ilginç bir hikaye. Gördüğünüz gibi this ve that sadece burada bir işaret sıfatı olarak kullanılabiliyor. Geçiyoruz these ve those 'a. These ve those da bunun çoğulu oluyor. Eğer bahsettiğimiz özne

34:41 çoğul bir özne ise o zaman bunların başına these ya da those geliyor. Yani bunlar diyorsak these, şunlar veya onlar diyorsak those kullanıyoruz. Yani this girl derken bu kız anlamına geliyor ama these girls dersek bu kızlar anlamına geliyor. These shoes bu ayakkabılar, these people bu insanlar, these children bu çocuklar, these chairs bu sandalyeler anlamına gelmiş oldu. Those girls bu etekler, those houses olacak yanlış yazmışız. Bu evler, those computers bu bilgisayarlar, those new dresses bu yeni elbiseler, those animals bu hayvanlar anlamına geliyor. These girls are very intelligent. Bu kızlar çok zeki. Burada are neden geldi? Çoğul olduğundan dolayı. Zaten bir sonraki konumuzda emzarı işlerken bunlardan bahsedeceğiz. Those shoes bu ayakkabılar çok gerçekten pahalı. These skirts are trendy.

35:32 Yani bu etekler moda. Those chairs are rather old fashioned. Yani bu sandalyeler oldukça demode anlamında bir ifade kullanmış olduk. Evet şimdi gördüğünüz gibi zamirlerimiz ve sahiplik sıfatlarımız var. I, ben, you, sen, he, she, it. o anlamında. Tabi erkek için he, bayan için she, cansız ve hayvanlar için it kullanıyoruz. We, biz, they, onlar demek. Bu yanındaki kelimeler de sahiplik sıfatları. Yani I, bense my benim you sen your senin he o his onun she o her onun it o its onun we biz our bizim they onlar their onların. Bunlar her zaman önlerine bir isim alarak kullanılıyorlar. Mesela my life, benim hayatım, her jacket,

36:19 onun ceketi, their garden, onların bahçesi, his sons, onun oğulları, our football team, bizim futbol takımımız gibi. Gördüğünüz gibi bunlar kendi başlarına kullanılmıyor. Daha çok önlerinde mutlaka bir isim barındırıyor arkadaşlar. Devam ediyoruz. Eğer özel isimlerin sahip oldukları şeyleri naninekiyle söylüyorsak. Mesela gördüğünüz gibi Suzan 'ın arabası, Jack 'in ofisi, köpeğin kuyruğu şeklinde söylüyorsak. İsterse kesme işaretiyle, s takısıyla bu şekilde yazabiliriz. Ya da onun anlamını vermek istiyorsak gördüğünüz gibi her car diyebiliriz. Yani Suzan yerine her kullanırım, onun anlamını vermiş olurum ve onun arabası demiş olurum. Jack's office, Jack 'in ofisi yani his ofisi, onun ofisi demiş oluyorum. The dog's tail,

37:04 köpeğin kuyruğu, onun kuyruğu dersem its tail oluyor gördüğünüz gibi. Eğer çoğul olan bir şeyin naninekini vermek istersem, tabi naninekini biz isimlerde kesme işaretiyle, s ile veriyoruz. Ancak normalde İngilizce'de s takısı çoğul yaparken de kullanılıyor. Şimdi the girls dediğimiz zaman kızlar anlamına geliyor. Ama ben buraya tekrar s takısı koyarsam, o zaman telaffuzda bir zorluk çıkacağından dolayı iki tane s takısı koymuyorum. Sadece virgülle ayırıyorum ve kızların üniformaları bu şekilde yazılmış oluyor. The teacher's room, öğretmenlerin odası anlamını vermiş oluyorum. Bakın sadece kesme işareti koymuş olurum. The doctor's union, doktorların birliği ya da sendikası anlamında bir ifade.

37:49 Eğer benim ismim düzensiz bir isimse, yani düzensiz isimden kastım şu, bazı isimler İngilizce'de çoğul oldukları zaman sonlarını s takısı almazlar. Ondan da bahsedeceğiz ilerleyen konumuzda. Mesela child çocuk demek, children çocuklar demek. Ama gördüğünüz gibi sonunda s takısı yok çoğul olduğu halde. Eğer çoğul halinde sonda s takısı yoksa, o zaman sanki tekilmiş gibi kesme işaretiyle tekrar ayırıyoruz. Çocukların oyuncakları demiş oluyoruz. Aynı şekilde people da öyle. People da düzensiz ve çoğul olan bir kelime. People's Republic of China, yani her yerde gördüğünüz PRC kısaltması, Çin Halk Cumhuriyeti anlamındaki ifade. Women's Right, yani kadın

38:35 hakları anlamında. Burada yine ifademizi görüyorsunuz. Evet, şimdi eğer biliyorsunuz ki Türkçe'de tamlayan ve tamlanan eklerimiz var. İşte kapının kolu, evin bahçesi, Türkiye 'nin nüfusu, kitabın sayfaları. Eğer bahsettiğimiz şeyler insan dışında olan varlıklarsa, o zaman tamlayan ve tamlanan da... diplomatç起來... İNTRO Merhaba arkadaşlar, YouTube kanalıma yeniden hoş geldiniz. Bugün sizlerle çok uzun bir videomuz olacak. Çünkü İngilizce'deki A1 ve A2 seviye İngilizceyi tek bir videoda anlatmaya

39:23 çalışacağım. İsterseniz vakit kaybetmeden hemen konularımızdan başlayalım. Konulara başlamadan önce tabi ki kanala abone olmayı, kanaldaki videoları beğenmeyi unutmayın. Evet, başlıyoruz. Öncelikle A, N ve The yani İngilizce'de artikel olarak bilinen kelimelerimiz. E ve N herhangi bir bir anlamına gelen kelimelerdir. Sesli ve sessiz harfe göre E ve N kullanımı değişir. Gördüğünüz gibi A chair yani bir sandalye, a book, bir kitap, a novel, bir roman, a house, bir ev, a computer, bir bilgisayar. Neden E kullanıldı? Çünkü kendisinden sonra gelen kelimenin baş harfi sessiz harfi olduğu için E kullanıldı. Burada ise gördüğünüz gibi sesli harfle başlayan kelimelerle başladığı için N

40:11 kullanmış olduk. N umbrella yani bir şemsiye, N engineer, bir mühendis, N apple, bir elma, N orange, bir portakal, N egg, bir yumurta anlamında. Ancak telaffuza göre bunlar şekillendiği için bazen istisnalar ortaya çıkabiliyor. Mesela an hour, bir saat demek. Burada H kelimesi hour yani H okunmadan telaffuz edildiği için an hour şeklinde söylenmiş oldu. University yani U harfiyle başlamasına rağmen uni şeklinde telaffuz edildiği için sanki Y harfiyle başlıyormuş gibi olmasından dolayı E university şeklinde telaffuzu var arkadaşlar. Şimdi Türkçe'de biliyorsunuz ki güzel bir gün veya kırmızı bir araba dediğimiz zaman burada bir kelimesini ortaya alıyoruz. Ancak

40:57 İngilizce'de buradaki bir anlamına gelen ya da E ve N kelimeleri her zaman başa geliyor. A lovely day, güzel bir gün derken bakın a lovely day. Kırmızı bir araba derken a red car yani bir kırmızı araba şeklinde yazmış oluyoruz ama biz tabii Türkçe 'ye çevirirken kırmızı bir araba diyoruz. An old table, eski bir masa. A hot country, sıcak bir ülke gördüğünüz gibi. Şimdi the 'nın kullanımından bahsedelim. The daha çok ortamdaki tek olan ya da tek yani başka olmayan yani ortamda kastedilen nesneden bahsediyorsak o zaman o eşyanın başına the geliyor. Yani genellikle İngilizce'de zaten the 'yı bütün cins isimlerde görmeniz mümkün. The chair, sandalye, the door, kapı, the window, pencere, the garden, bahçe, the cinema, the kitchen gördüğünüz gibi cins isimlerin başlarına

41:47 the gelebiliyor. İngilizce'de the dediğimiz gibi yeryüzünde tek olarak bulunan şeylerin genellikle başına geliyor. The sky, gökyüzü, the moon, ay, the sun, güneş, the earth, dünya, the Himalayas. Coğrafi terimler bakın Himalayalar, Everest, Nil Nehri, işte Cinsetti bu tarz şeylerin başına gördüğünüz gibi the geliyor. Müzik aletlerinin de başına her zaman the gelir. The piano, the guitar, the violin, the flute şeklinde. Eğer kişileri soy isimleriyle birlikte çoğul halde söylersek işte Wilson 'lar, işte Smith 'ler, Wilkinson 'lar yani o ailenin tamamını kastederek söylediğimiz zaman başına yine the geliyor. Aynı şekilde ülke değil de millet isimlerini söylediğimiz zaman yine the gelir. The French dersek

42:33 Fransızlar anlamını vermiş oluruz. Tabii bazı ülkeler başına yine the alabiliyor. Mesela the United States of America, the United Kingdom ya da the Netherlands gibi 3 tane ülke başına the alabiliyor. Ancak normalde ülkeler başına the almaz. Bir de the 'nın en çok kullanılan ve bilinmesi gereken bir alanı bir şeyden ilk defa bahsedilirken e ve n kullanılır. Çünkü herhangi bir anlamını veren kelime e -en ama the belirli olduğunu gösteren bir ifadedir. Mesela I saw a man at the park. Part'ta bir adam gördüm. Buradaki bir adam herhangi bir adam ya da söylediğim kişinin kim olduğunu bilmediği bir adam. Ama ikinci cümlede the man was wearing a white hat yani adam beyaz bir şapka giyiyordu. Hangi adam? Part'taki adam. O yüzden buradaki adam kelimesinin başına the gelmiş

43:23 oldu. Burada beyaz bir şapka dedik. Beyaz şapkayı bilmiyoruz. İlk defa bahsediyoruz. Ama şapkadan tekrar bahsedersem gördüğünüz gibi şapka da yine the alıyordu. The hat was really weird. Yani şapka gerçekten tuhaftı anlamında bir ifade oluyor. Devam ediyoruz. İşaret sıfatlarımız this ve that. This bu demek that de şu ya da o anlamında. Yani biraz daha kendimize göre uzakta olan cisimlere, nesnelere veya şahıslara söylediğimiz şey. This book, bu kitap, this machine, bu makina, this time, bu sefer, this table, bu masa, this door, bu kapı, that man, o adam, that house, o ev, that computer, o bilgisayar, that boy, o çocuk, that university, o üniversite. Gördüğünüz gibi. This book is very interesting dedik. Bu kitap çok ilginç. That boy is really

44:13 naughty. O çocuk gerçekten yaramaz. This is a nice house. Bu güzel bir ev. That is a very interesting story. Bu çok ilginç bir hikaye. Gördüğünüz gibi this ve that sadece burada bir işaret sıfatı olarak kullanılabiliyor. Geçiyoruz these ve those 'a. These ve those da bunun çoğulu oluyor. Eğer bahsettiğimiz özne çoğul bir özne ise o zaman bunların başına these ya da those geliyor. Yani bunlar diyorsak these, şunlar veya onlar diyorsak those kullanıyoruz. Yani this girl derken bu kız anlamına geliyor ama these girls dersek bu kızlar anlamına geliyor. These shoes bu ayakkabılar, these people bu insanlar, these children bu çocuklar, these chairs bu sandalyeler anlamına gelmiş oldu. Those girls bu etekler, those houses olacak yanlış yazmışız. Bu evler,

45:02 those computers bu bilgisayarlar, those new dresses bu yeni elbiseler, those animals bu hayvanlar anlamına geliyor. These girls are very intelligent. Bu kızlar çok zeki. Burada are neden geldi? Çoğul olduğundan dolayı. Zaten bir sonraki konumuzda emzarı işlerken bunlardan bahsedeceğiz. Those shoes bu ayakkabılar çok gerçekten pahalı. These skirts are trendy. Yani bu etekler moda. Those chairs are rather old fashioned. Yani bu sandalyeler oldukça demode anlamında bir ifade kullanmış olduk. Evet şimdi gördüğünüz gibi zamirlerimiz ve sahiplik sıfatlarımız var. I, ben, you, sen, he, she, it. o anlamında. Tabi erkek için he, bayan için she, cansız ve hayvanlar için it

45:49 kullanıyoruz. We, biz, they, onlar demek. Bu yanındaki kelimeler de sahiplik sıfatları. Yani I, bense my benim you sen your senin he o his onun she o her onun it o its onun we biz our bizim they onlar their onların. Bunlar her zaman önlerine bir isim alarak kullanılıyorlar. Mesela my life, benim hayatım, her jacket, onun ceketi, their garden, onların bahçesi, his sons, onun oğulları, our football team, bizim futbol takımımız gibi. Gördüğünüz gibi bunlar kendi başlarına kullanılmıyor. Daha çok önlerinde mutlaka bir isim barındırıyor arkadaşlar. Devam ediyoruz. Eğer özel isimlerin sahip oldukları şeyleri naninekiyle söylüyorsak. Mesela gördüğünüz gibi Suzan 'ın arabası, Jack 'in

46:36 ofisi, köpeğin kuyruğu şeklinde söylüyorsak. İsterse kesme işaretiyle, s takısıyla bu şekilde yazabiliriz. Ya da onun anlamını vermek istiyorsak gördüğünüz gibi her car diyebiliriz. Yani Suzan yerine her kullanırım, onun anlamını vermiş olurum ve onun arabası demiş olurum. Jack's office, Jack 'in ofisi yani his ofisi, onun ofisi demiş oluyorum. The dog's tail, köpeğin kuyruğu, onun kuyruğu dersem its tail oluyor gördüğünüz gibi. Eğer çoğul olan bir şeyin naninekini vermek istersem, tabi naninekini biz isimlerde kesme işaretiyle, s ile veriyoruz. Ancak normalde İngilizce'de s takısı çoğul yaparken de kullanılıyor. Şimdi the girls dediğimiz zaman kızlar anlamına geliyor. Ama ben buraya tekrar s takısı koyarsam, o zaman telaffuzda bir zorluk çıkacağından dolayı iki tane

47:26 s takısı koymuyorum. Sadece virgülle ayırıyorum ve kızların üniformaları bu şekilde yazılmış oluyor. The teacher's room, öğretmenlerin odası anlamını vermiş oluyorum. Bakın sadece kesme işareti koymuş olurum. The doctor's union, doktorların birliği ya da sendikası anlamında bir ifade. Eğer benim ismim düzensiz bir isimse, yani düzensiz isimden kastım şu, bazı isimler İngilizce'de çoğul oldukları zaman sonlarını s takısı almazlar. Ondan da bahsedeceğiz ilerleyen konumuzda. Mesela child çocuk demek, children çocuklar demek. Ama gördüğünüz gibi sonunda s takısı yok çoğul olduğu halde. Eğer çoğul halinde sonda s takısı yoksa, o zaman sanki tekilmiş gibi kesme işaretiyle tekrar

48:11 ayırıyoruz. Çocukların oyuncakları demiş oluyoruz. Aynı şekilde people da öyle. People da düzensiz ve çoğul olan bir kelime. People's Republic of China, yani her yerde gördüğünüz PRC kısaltması, Çin Halk Cumhuriyeti anlamındaki ifade. Women's Right, yani kadın hakları anlamında. Burada yine ifademizi görüyorsunuz. Evet, şimdi eğer biliyorsunuz ki Türkçe'de tamlayan ve tamlanan eklerimiz var. İşte kapının kolu, evin bahçesi, Türkiye 'nin nüfusu, kitabın sayfaları. Eğer bahsettiğimiz şeyler insan dışında olan varlıklarsa, o zaman tamlayan ve tamlanan da... İNTRO

49:06 Merhaba arkadaşlar, YouTube kanalıma yeniden hoş geldiniz. Bugün sizlerle çok uzun bir videomuz olacak. Çünkü İngilizce'deki A1 ve A2 seviye İngilizceyi tek bir videoda anlatmaya çalışacağım. İsterseniz vakit kaybetmeden hemen konularımızdan başlayalım. Konulara başlamadan önce tabi ki kanala abone olmayı, kanaldaki videoları beğenmeyi unutmayın. Evet, başlıyoruz. Öncelikle A, N ve The yani İngilizce'de artikel olarak bilinen kelimelerimiz. E ve N herhangi bir bir anlamına gelen kelimelerdir. Sesli ve sessiz harfe göre E ve N kullanımı değişir. Gördüğünüz gibi A chair yani bir sandalye, a book, bir kitap, a novel, bir roman, a house, bir ev, a computer, bir bilgisayar.

49:53 Neden E kullanıldı? Çünkü kendisinden sonra gelen kelimenin baş harfi sessiz harfi olduğu için E kullanıldı. Burada ise gördüğünüz gibi sesli harfle başlayan kelimelerle başladığı için N kullanmış olduk. N umbrella yani bir şemsiye, N engineer, bir mühendis, N apple, bir elma, N orange, bir portakal, N egg, bir yumurta anlamında. Ancak telaffuza göre bunlar şekillendiği için bazen istisnalar ortaya çıkabiliyor. Mesela an hour, bir saat demek. Burada H kelimesi hour yani H okunmadan telaffuz edildiği için an hour şeklinde söylenmiş oldu. University yani U harfiyle başlamasına rağmen uni şeklinde telaffuz edildiği için sanki Y harfiyle başlıyormuş gibi olmasından dolayı E university

50:39 şeklinde telaffuzu var arkadaşlar. Şimdi Türkçe'de biliyorsunuz ki güzel bir gün veya kırmızı bir araba dediğimiz zaman burada bir kelimesini ortaya alıyoruz. Ancak İngilizce'de buradaki bir anlamına gelen ya da E ve N kelimeleri her zaman başa geliyor. A lovely day, güzel bir gün derken bakın a lovely day. Kırmızı bir araba derken a red car yani bir kırmızı araba şeklinde yazmış oluyoruz ama biz tabii Türkçe 'ye çevirirken kırmızı bir araba diyoruz. An old table, eski bir masa. A hot country, sıcak bir ülke gördüğünüz gibi. Şimdi the 'nın kullanımından bahsedelim. The daha çok ortamdaki tek olan ya da tek yani başka olmayan yani ortamda kastedilen nesneden bahsediyorsak o zaman o eşyanın başına the geliyor. Yani genellikle İngilizce'de zaten the 'yı bütün

51:29 cins isimlerde görmeniz mümkün. The chair, sandalye, the door, kapı, the window, pencere, the garden, bahçe, the cinema, the kitchen gördüğünüz gibi cins isimlerin başlarına the gelebiliyor. İngilizce'de the dediğimiz gibi yeryüzünde tek olarak bulunan şeylerin genellikle başına geliyor. The sky, gökyüzü, the moon, ay, the sun, güneş, the earth, dünya, the Himalayas. Coğrafi terimler bakın Himalayalar, Everest, Nil Nehri, işte Cinsetti bu tarz şeylerin başına gördüğünüz gibi the geliyor. Müzik aletlerinin de başına her zaman the gelir. The piano, the guitar, the violin, the flute şeklinde. Eğer kişileri soy isimleriyle birlikte çoğul halde söylersek işte Wilson 'lar, işte Smith 'ler,

52:15 Wilkinson 'lar yani o ailenin tamamını kastederek söylediğimiz zaman başına yine the geliyor. Aynı şekilde ülke değil de millet isimlerini söylediğimiz zaman yine the gelir. The French dersek Fransızlar anlamını vermiş oluruz. Tabii bazı ülkeler başına yine the alabiliyor. Mesela the United States of America, the United Kingdom ya da the Netherlands gibi 3 tane ülke başına the alabiliyor. Ancak normalde ülkeler başına the almaz. Bir de the 'nın en çok kullanılan ve bilinmesi gereken bir alanı bir şeyden ilk defa bahsedilirken e ve n kullanılır. Çünkü herhangi bir anlamını veren kelime e -en ama the belirli olduğunu gösteren bir ifadedir. Mesela I saw a man at the park. Part'ta bir adam gördüm. Buradaki bir adam herhangi bir adam ya da söylediğim kişinin kim olduğunu bilmediği bir adam.

53:05 Ama ikinci cümlede the man was wearing a white hat yani adam beyaz bir şapka giyiyordu. Hangi adam? Part'taki adam. O yüzden buradaki adam kelimesinin başına the gelmiş oldu. Burada beyaz bir şapka dedik. Beyaz şapkayı bilmiyoruz. İlk defa bahsediyoruz. Ama şapkadan tekrar bahsedersem gördüğünüz gibi şapka da yine the alıyordu. The hat was really weird. Yani şapka gerçekten tuhaftı anlamında bir ifade oluyor. Devam ediyoruz. İşaret sıfatlarımız this ve that. This bu demek that de şu ya da o anlamında. Yani biraz daha kendimize göre uzakta olan cisimlere, nesnelere veya şahıslara söylediğimiz şey. This book, bu kitap, this machine, bu makina, this time, bu sefer, this table, bu masa, this door, bu kapı, that man, o adam, that house, o ev, that

53:55 computer, o bilgisayar, that boy, o çocuk, that university, o üniversite. Gördüğünüz gibi. This book is very interesting dedik. Bu kitap çok ilginç. That boy is really naughty. O çocuk gerçekten yaramaz. This is a nice house. Bu güzel bir ev. That is a very interesting story. Bu çok ilginç bir hikaye. Gördüğünüz gibi this ve that sadece burada bir işaret sıfatı olarak kullanılabiliyor. Geçiyoruz these ve those 'a. These ve those da bunun çoğulu oluyor. Eğer bahsettiğimiz özne çoğul bir özne ise o zaman bunların başına these ya da those geliyor. Yani bunlar diyorsak these, şunlar veya onlar diyorsak those kullanıyoruz. Yani this girl derken bu kız anlamına geliyor ama these girls dersek bu kızlar anlamına geliyor. These shoes bu ayakkabılar, these

54:44 people bu insanlar, these children bu çocuklar, these chairs bu sandalyeler anlamına gelmiş oldu. Those girls bu etekler, those houses olacak yanlış yazmışız. Bu evler, those computers bu bilgisayarlar, those new dresses bu yeni elbiseler, those animals bu hayvanlar anlamına geliyor. These girls are very intelligent. Bu kızlar çok zeki. Burada are neden geldi? Çoğul olduğundan dolayı. Zaten bir sonraki konumuzda emzarı işlerken bunlardan bahsedeceğiz. Those shoes bu ayakkabılar çok gerçekten pahalı. These skirts are trendy. Yani bu etekler moda. Those chairs are rather old fashioned. Yani bu sandalyeler oldukça demode anlamında bir ifade kullanmış olduk. Evet şimdi gördüğünüz gibi

55:30 zamirlerimiz ve sahiplik sıfatlarımız var. I, ben, you, sen, he, she, it. o anlamında. Tabi erkek için he, bayan için she, cansız ve hayvanlar için it kullanıyoruz. We, biz, they, onlar demek. Bu yanındaki kelimeler de sahiplik sıfatları. Yani I, bense my benim you sen your senin he o his onun she o her onun it o its onun we biz our bizim they onlar their onların. Bunlar her zaman önlerine bir isim alarak kullanılıyorlar. Mesela my life, benim hayatım, her jacket, onun ceketi, their garden, onların bahçesi, his sons, onun oğulları, our football team, bizim futbol takımımız gibi. Gördüğünüz gibi bunlar kendi başlarına kullanılmıyor. Daha çok önlerinde mutlaka

56:18 bir isim barındırıyor arkadaşlar. Devam ediyoruz. Eğer özel isimlerin sahip oldukları şeyleri naninekiyle söylüyorsak. Mesela gördüğünüz gibi Suzan 'ın arabası, Jack 'in ofisi, köpeğin kuyruğu şeklinde söylüyorsak. İsterse kesme işaretiyle, s takısıyla bu şekilde yazabiliriz. Ya da onun anlamını vermek istiyorsak gördüğünüz gibi her car diyebiliriz. Yani Suzan yerine her kullanırım, onun anlamını vermiş olurum ve onun arabası demiş olurum. Jack's office, Jack 'in ofisi yani his ofisi, onun ofisi demiş oluyorum. The dog's tail, köpeğin kuyruğu, onun kuyruğu dersem its tail oluyor gördüğünüz gibi. Eğer çoğul olan bir şeyin naninekini vermek istersem, tabi naninekini biz isimlerde kesme işaretiyle, s ile veriyoruz. Ancak normalde İngilizce'de s takısı çoğul

57:08 yaparken de kullanılıyor. Şimdi the girls dediğimiz zaman kızlar anlamına geliyor. Ama ben buraya tekrar s takısı koyarsam, o zaman telaffuzda bir zorluk çıkacağından dolayı iki tane s takısı koymuyorum. Sadece virgülle ayırıyorum ve kızların üniformaları bu şekilde yazılmış oluyor. The teacher's room, öğretmenlerin odası anlamını vermiş oluyorum. Bakın sadece kesme işareti koymuş olurum. The doctor's union, doktorların birliği ya da sendikası anlamında bir ifade. Eğer benim ismim düzensiz bir isimse, yani düzensiz isimden kastım şu, bazı isimler İngilizce'de çoğul oldukları zaman sonlarını s takısı almazlar. Ondan da bahsedeceğiz ilerleyen konumuzda. Mesela child çocuk demek, children

57:54 çocuklar demek. Ama gördüğünüz gibi sonunda s takısı yok çoğul olduğu halde. Eğer çoğul halinde sonda s takısı yoksa, o zaman sanki tekilmiş gibi kesme işaretiyle tekrar ayırıyoruz. Çocukların oyuncakları demiş oluyoruz. Aynı şekilde people da öyle. People da düzensiz ve çoğul olan bir kelime. People's Republic of China, yani her yerde gördüğünüz PRC kısaltması, Çin Halk Cumhuriyeti anlamındaki ifade. Women's Right, yani kadın hakları anlamında. Burada yine ifademizi görüyorsunuz. Evet, şimdi eğer biliyorsunuz ki Türkçe'de tamlayan ve tamlanan eklerimiz var. İşte kapının kolu, evin bahçesi, Türkiye 'nin nüfusu, kitabın sayfaları. Eğer bahsettiğimiz şeyler insan dışında olan varlıklarsa,

58:40 o zaman tamlayan ve tamlanan da... İNTRO Merhaba arkadaşlar, YouTube kanalıma yeniden hoş geldiniz. Bugün sizlerle çok uzun bir videomuz olacak. Çünkü İngilizce'deki A1 ve A2 seviye İngilizceyi tek bir videoda anlatmaya çalışacağım. İsterseniz vakit kaybetmeden hemen konularımızdan başlayalım. Konulara başlamadan önce tabi ki kanala abone olmayı, kanaldaki videoları beğenmeyi unutmayın. Evet, başlıyoruz. Öncelikle A, N ve The yani İngilizce'de artikel olarak bilinen kelimelerimiz. E

59:29 ve N herhangi bir bir anlamına gelen kelimelerdir. Sesli ve sessiz harfe göre E ve N kullanımı değişir. Gördüğünüz gibi A chair yani bir sandalye, a book, bir kitap, a novel, bir roman, a house, bir ev, a computer, bir bilgisayar. Neden E kullanıldı? Çünkü kendisinden sonra gelen kelimenin baş harfi sessiz harfi olduğu için E kullanıldı. Burada ise gördüğünüz gibi sesli harfle başlayan kelimelerle başladığı için N kullanmış olduk. N umbrella yani bir şemsiye, N engineer, bir mühendis, N apple, bir elma, N orange, bir portakal, N egg, bir yumurta anlamında. Ancak telaffuza göre bunlar şekillendiği için bazen istisnalar ortaya çıkabiliyor. Mesela an hour, bir saat

1:00:16 demek. Burada H kelimesi hour yani H okunmadan telaffuz edildiği için an hour şeklinde söylenmiş oldu. University yani U harfiyle başlamasına rağmen uni şeklinde telaffuz edildiği için sanki Y harfiyle başlıyormuş gibi olmasından dolayı E university şeklinde telaffuzu var arkadaşlar. Şimdi Türkçe'de biliyorsunuz ki güzel bir gün veya kırmızı bir araba dediğimiz zaman burada bir kelimesini ortaya alıyoruz. Ancak İngilizce'de buradaki bir anlamına gelen ya da E ve N kelimeleri her zaman başa geliyor. A lovely day, güzel bir gün derken bakın a lovely day. Kırmızı bir araba derken a red car yani bir kırmızı araba şeklinde yazmış oluyoruz ama biz tabii Türkçe 'ye çevirirken kırmızı bir araba diyoruz. An old table, eski bir masa. A hot country,

1:01:06 sıcak bir ülke gördüğünüz gibi. Şimdi the 'nın kullanımından bahsedelim. The daha çok ortamdaki tek olan ya da tek yani başka olmayan yani ortamda kastedilen nesneden bahsediyorsak o zaman o eşyanın başına the geliyor. Yani genellikle İngilizce'de zaten the 'yı bütün cins isimlerde görmeniz mümkün. The chair, sandalye, the door, kapı, the window, pencere, the garden, bahçe, the cinema, the kitchen gördüğünüz gibi cins isimlerin başlarına the gelebiliyor. İngilizce'de the dediğimiz gibi yeryüzünde tek olarak bulunan şeylerin genellikle başına geliyor. The sky, gökyüzü, the moon, ay, the sun, güneş, the earth, dünya, the Himalayas. Coğrafi terimler bakın Himalayalar, Everest, Nil Nehri, işte

1:01:52 Cinsetti bu tarz şeylerin başına gördüğünüz gibi the geliyor. Müzik aletlerinin de başına her zaman the gelir. The piano, the guitar, the violin, the flute şeklinde. Eğer kişileri soy isimleriyle birlikte çoğul halde söylersek işte Wilson 'lar, işte Smith 'ler, Wilkinson 'lar yani o ailenin tamamını kastederek söylediğimiz zaman başına yine the geliyor. Aynı şekilde ülke değil de millet isimlerini söylediğimiz zaman yine the gelir. The French dersek Fransızlar anlamını vermiş oluruz. Tabii bazı ülkeler başına yine the alabiliyor. Mesela the United States of America, the United Kingdom ya da the Netherlands gibi 3 tane ülke başına the alabiliyor. Ancak normalde ülkeler başına the almaz. Bir de the 'nın en çok kullanılan ve bilinmesi gereken bir alanı bir şeyden ilk defa bahsedilirken e ve

1:02:43 n kullanılır. Çünkü herhangi bir anlamını veren kelime e -en ama the belirli olduğunu gösteren bir ifadedir. Mesela I saw a man at the park. Part'ta bir adam gördüm. Buradaki bir adam herhangi bir adam ya da söylediğim kişinin kim olduğunu bilmediği bir adam. Ama ikinci cümlede the man was wearing a white hat yani adam beyaz bir şapka giyiyordu. Hangi adam? Part'taki adam. O yüzden buradaki adam kelimesinin başına the gelmiş oldu. Burada beyaz bir şapka dedik. Beyaz şapkayı bilmiyoruz. İlk defa bahsediyoruz. Ama şapkadan tekrar bahsedersem gördüğünüz gibi şapka da yine the alıyordu. The hat was really weird. Yani şapka gerçekten tuhaftı anlamında bir ifade oluyor. Devam ediyoruz. İşaret sıfatlarımız this ve that. This bu demek that de şu ya da o anlamında.

1:03:32 Yani biraz daha kendimize göre uzakta olan cisimlere, nesnelere veya şahıslara söylediğimiz şey. This book, bu kitap, this machine, bu makina, this time, bu sefer, this table, bu masa, this door, bu kapı, that man, o adam, that house, o ev, that computer, o bilgisayar, that boy, o çocuk, that university, o üniversite. Gördüğünüz gibi. This book is very interesting dedik. Bu kitap çok ilginç. That boy is really naughty. O çocuk gerçekten yaramaz. This is a nice house. Bu güzel bir ev. That is a very interesting story. Bu çok ilginç bir hikaye. Gördüğünüz gibi this ve that sadece burada bir işaret sıfatı olarak kullanılabiliyor. Geçiyoruz these ve those 'a. These ve those da bunun çoğulu oluyor. Eğer bahsettiğimiz özne

1:04:22 çoğul bir özne ise o zaman bunların başına these ya da those geliyor. Yani bunlar diyorsak these, şunlar veya onlar diyorsak those kullanıyoruz. Yani this girl derken bu kız anlamına geliyor ama these girls dersek bu kızlar anlamına geliyor. These shoes bu ayakkabılar, these people bu insanlar, these children bu çocuklar, these chairs bu sandalyeler anlamına gelmiş oldu. Those girls bu etekler, those houses olacak yanlış yazmışız. Bu evler, those computers bu bilgisayarlar, those new dresses bu yeni elbiseler, those animals bu hayvanlar anlamına geliyor. These girls are very intelligent. Bu kızlar çok zeki. Burada are neden geldi? Çoğul olduğundan dolayı. Zaten bir sonraki konumuzda emzarı işlerken bunlardan bahsedeceğiz. Those shoes bu ayakkabılar çok gerçekten pahalı. These skirts are trendy.

1:05:13 Yani bu etekler moda. Those chairs are rather old fashioned. Yani bu sandalyeler oldukça demode anlamında bir ifade kullanmış olduk. Evet şimdi gördüğünüz gibi zamirlerimiz ve sahiplik sıfatlarımız var. I, ben, you, sen, he, she, it. o anlamında. Tabi erkek için he, bayan için she, cansız ve hayvanlar için it kullanıyoruz. We, biz, they, onlar demek. Bu yanındaki kelimeler de sahiplik sıfatları. Yani I, bense my benim you sen your senin he o his onun she o her onun it o its onun we biz our bizim they onlar their onların. Bunlar her zaman önlerine bir isim alarak kullanılıyorlar. Mesela my life, benim hayatım, her jacket,

1:06:00 onun ceketi, their garden, onların bahçesi, his sons, onun oğulları, our football team, bizim futbol takımımız gibi. Gördüğünüz gibi bunlar kendi başlarına kullanılmıyor. Daha çok önlerinde mutlaka bir isim barındırıyor arkadaşlar. Devam ediyoruz. Eğer özel isimlerin sahip oldukları şeyleri naninekiyle söylüyorsak. Mesela gördüğünüz gibi Suzan 'ın arabası, Jack 'in ofisi, köpeğin kuyruğu şeklinde söylüyorsak. İsterse kesme işaretiyle, s takısıyla bu şekilde yazabiliriz. Ya da onun anlamını vermek istiyorsak gördüğünüz gibi her car diyebiliriz. Yani Suzan yerine her kullanırım, onun anlamını vermiş olurum ve onun arabası demiş olurum. Jack's office, Jack 'in ofisi yani his ofisi, onun ofisi demiş oluyorum. The dog's tail,

1:06:45 köpeğin kuyruğu, onun kuyruğu dersem its tail oluyor gördüğünüz gibi. Eğer çoğul olan bir şeyin naninekini vermek istersem, tabi naninekini biz isimlerde kesme işaretiyle, s ile veriyoruz. Ancak normalde İngilizce'de s takısı çoğul yaparken de kullanılıyor. Şimdi the girls dediğimiz zaman kızlar anlamına geliyor. Ama ben buraya tekrar s takısı koyarsam, o zaman telaffuzda bir zorluk çıkacağından dolayı iki tane s takısı koymuyorum. Sadece virgülle ayırıyorum ve kızların üniformaları bu şekilde yazılmış oluyor. The teacher's room, öğretmenlerin odası anlamını vermiş oluyorum. Bakın sadece kesme işareti koymuş olurum. The doctor's union, doktorların birliği ya da sendikası anlamında bir ifade.

1:07:31 Eğer benim ismim düzensiz bir isimse, yani düzensiz isimden kastım şu, bazı isimler İngilizce'de çoğul oldukları zaman sonlarını s takısı almazlar. Ondan da bahsedeceğiz ilerleyen konumuzda. Mesela child çocuk demek, children çocuklar demek. Ama gördüğünüz gibi sonunda s takısı yok çoğul olduğu halde. Eğer çoğul halinde sonda s takısı yoksa, o zaman sanki tekilmiş gibi kesme işaretiyle tekrar ayırıyoruz. Çocukların oyuncakları demiş oluyoruz. Aynı şekilde people da öyle. People da düzensiz ve çoğul olan bir kelime. People's Republic of China, yani her yerde gördüğünüz PRC kısaltması, Çin Halk Cumhuriyeti anlamındaki ifade. Women's Right, yani kadın

1:08:16 hakları anlamında. Burada yine ifademizi görüyorsunuz. Evet, şimdi eğer biliyorsunuz ki Türkçe'de tamlayan ve tamlanan eklerimiz var. İşte kapının kolu, evin bahçesi, Türkiye 'nin nüfusu, kitabın sayfaları. Eğer bahsettiğimiz şeyler insan dışında olan varlıklarsa, o zaman tamlayan ve tamlanan da... İNTRO Merhaba arkadaşlar, YouTube kanalıma yeniden hoş geldiniz. Bugün sizlerle çok uzun bir videomuz olacak. Çünkü İngilizce'deki A1 ve A2 seviye İngilizceyi tek bir videoda anlatmaya

1:09:04 çalışacağım. İsterseniz vakit kaybetmeden hemen konularımızdan başlayalım. Konulara başlamadan önce tabi ki kanala abone olmayı, kanaldaki videoları beğenmeyi unutmayın. Evet, başlıyoruz. Öncelikle A, N ve The yani İngilizce'de artikel olarak bilinen kelimelerimiz. E

…

Share

YouTube Video Özetleri