0:01 İNTRO Merhaba arkadaşlar, YouTube kanalıma yeniden hoş geldiniz. Bugün sizlerle çok uzun bir videomuz olacak. Çünkü İngilizce'deki A1 ve A2 seviye İngilizceyi tek bir videoda anlatmaya çalışacağım. İsterseniz vakit kaybetmeden hemen konularımızdan başlayalım. Konulara başlamadan önce tabi ki kanala abone olmayı, kanaldaki videoları beğenmeyi unutmayın. Evet, başlıyoruz. Öncelikle A, N ve The yani İngilizce'de artikel olarak bilinen kelimelerimiz. E
0:46 ve N herhangi bir bir anlamına gelen kelimelerdir. Sesli ve sessiz harfe göre E ve N kullanımı değişir. Gördüğünüz gibi A chair yani bir sandalye, a book, bir kitap, a novel, bir roman, a house, bir ev, a computer, bir bilgisayar. Neden E kullanıldı? Çünkü kendisinden sonra gelen kelimenin baş harfi sessiz harfi olduğu için E kullanıldı. Burada ise gördüğünüz gibi sesli harfle başlayan kelimelerle başladığı için N kullanmış olduk. N umbrella yani bir şemsiye, N engineer, bir mühendis, N apple, bir elma, N orange, bir portakal, N egg, bir yumurta anlamında. Ancak telaffuza göre bunlar şekillendiği için bazen istisnalar ortaya çıkabiliyor. Mesela an hour, bir saat
1:32 demek. Burada H kelimesi hour yani H okunmadan telaffuz edildiği için an hour şeklinde söylenmiş oldu. University yani U harfiyle başlamasına rağmen uni şeklinde telaffuz edildiği için sanki Y harfiyle başlıyormuş gibi olmasından dolayı E university şeklinde telaffuzu var arkadaşlar. Şimdi Türkçe'de biliyorsunuz ki güzel bir gün veya kırmızı bir araba dediğimiz zaman burada bir kelimesini ortaya alıyoruz. Ancak İngilizce'de buradaki bir anlamına gelen ya da E ve N kelimeleri her zaman başa geliyor. A lovely day, güzel bir gün derken bakın a lovely day. Kırmızı bir araba derken a red car yani bir kırmızı araba şeklinde yazmış oluyoruz ama biz tabii Türkçe 'ye çevirirken kırmızı bir araba diyoruz. An old table, eski bir masa. A hot country,
2:23 sıcak bir ülke gördüğünüz gibi. Şimdi the 'nın kullanımından bahsedelim. The daha çok ortamdaki tek olan ya da tek yani başka olmayan yani ortamda kastedilen nesneden bahsediyorsak o zaman o eşyanın başına the geliyor. Yani genellikle İngilizce'de zaten the 'yı bütün cins isimlerde görmeniz mümkün. The chair, sandalye, the door, kapı, the window, pencere, the garden, bahçe, the cinema, the kitchen gördüğünüz gibi cins isimlerin başlarına the gelebiliyor. İngilizce'de the dediğimiz gibi yeryüzünde tek olarak bulunan şeylerin genellikle başına geliyor. The sky, gökyüzü, the moon, ay, the sun, güneş, the earth, dünya, the Himalayas. Coğrafi terimler bakın Himalayalar, Everest, Nil Nehri, işte
3:09 Cinsetti bu tarz şeylerin başına gördüğünüz gibi the geliyor. Müzik aletlerinin de başına her zaman the gelir. The piano, the guitar, the violin, the flute şeklinde. Eğer kişileri soy isimleriyle birlikte çoğul halde söylersek işte Wilson 'lar, işte Smith 'ler, Wilkinson 'lar yani o ailenin tamamını kastederek söylediğimiz zaman başına yine the geliyor. Aynı şekilde ülke değil de millet isimlerini söylediğimiz zaman yine the gelir. The French dersek Fransızlar anlamını vermiş oluruz. Tabii bazı ülkeler başına yine the alabiliyor. Mesela the United States of America, the United Kingdom ya da the Netherlands gibi 3 tane ülke başına the alabiliyor. Ancak normalde ülkeler başına the almaz. Bir de the 'nın en çok kullanılan ve bilinmesi gereken bir alanı bir şeyden ilk defa bahsedilirken e ve
3:59 n kullanılır. Çünkü herhangi bir anlamını veren kelime e -en ama the belirli olduğunu gösteren bir ifadedir. Mesela I saw a man at the park. Part'ta bir adam gördüm. Buradaki bir adam herhangi bir adam ya da söylediğim kişinin kim olduğunu bilmediği bir adam. Ama ikinci cümlede the man was wearing a white hat yani adam beyaz bir şapka giyiyordu. Hangi adam? Part'taki adam. O yüzden buradaki adam kelimesinin başına the gelmiş oldu. Burada beyaz bir şapka dedik. Beyaz şapkayı bilmiyoruz. İlk defa bahsediyoruz. Ama şapkadan tekrar bahsedersem gördüğünüz gibi şapka da yine the alıyordu. The hat was really weird. Yani şapka gerçekten tuhaftı anlamında bir ifade oluyor. Devam ediyoruz. İşaret sıfatlarımız this ve that. This bu demek that de şu ya da o anlamında.
4:49 Yani biraz daha kendimize göre uzakta olan cisimlere, nesnelere veya şahıslara söylediğimiz şey. This book, bu kitap, this machine, bu makina, this time, bu sefer, this table, bu masa, this door, bu kapı, that man, o adam, that house, o ev, that computer, o bilgisayar, that boy, o çocuk, that university, o üniversite. Gördüğünüz gibi. This book is very interesting dedik. Bu kitap çok ilginç. That boy is really naughty. O çocuk gerçekten yaramaz. This is a nice house. Bu güzel bir ev. That is a very interesting story. Bu çok ilginç bir hikaye. Gördüğünüz gibi this ve that sadece burada bir işaret sıfatı olarak kullanılabiliyor. Geçiyoruz these ve those 'a. These ve those da bunun çoğulu oluyor. Eğer bahsettiğimiz özne
5:39 çoğul bir özne ise o zaman bunların başına these ya da those geliyor. Yani bunlar diyorsak these, şunlar veya onlar diyorsak those kullanıyoruz. Yani this girl derken bu kız anlamına geliyor ama these girls dersek bu kızlar anlamına geliyor. These shoes bu ayakkabılar, these people bu insanlar, these children bu çocuklar, these chairs bu sandalyeler anlamına gelmiş oldu. Those girls bu etekler, those houses olacak yanlış yazmışız. Bu evler, those computers bu bilgisayarlar, those new dresses bu yeni elbiseler, those animals bu hayvanlar anlamına geliyor. These girls are very intelligent. Bu kızlar çok zeki. Burada are neden geldi? Çoğul olduğundan dolayı. Zaten bir sonraki konumuzda emzarı işlerken bunlardan bahsedeceğiz. Those shoes bu ayakkabılar çok gerçekten pahalı. These skirts are trendy.
6:30 Yani bu etekler moda. Those chairs are rather old fashioned. Yani bu sandalyeler oldukça demode anlamında bir ifade kullanmış olduk. Evet şimdi gördüğünüz gibi zamirlerimiz ve sahiplik sıfatlarımız var. I, ben, you, sen, he, she, it. o anlamında. Tabi erkek için he, bayan için she, cansız ve hayvanlar için it kullanıyoruz. We, biz, they, onlar demek. Bu yanındaki kelimeler de sahiplik sıfatları. Yani I, bense my benim you sen your senin he o his onun she o her onun it o its onun we biz our bizim they onlar their onların. Bunlar her zaman önlerine bir isim alarak kullanılıyorlar. Mesela my life, benim hayatım, her jacket,
7:16 onun ceketi, their garden, onların bahçesi, his sons, onun oğulları, our football team, bizim futbol takımımız gibi. Gördüğünüz gibi bunlar kendi başlarına kullanılmıyor. Daha çok önlerinde mutlaka bir isim barındırıyor arkadaşlar. Devam ediyoruz. Eğer özel isimlerin sahip oldukları şeyleri naninekiyle söylüyorsak. Mesela gördüğünüz gibi Suzan 'ın arabası, Jack 'in ofisi, köpeğin kuyruğu şeklinde söylüyorsak. İsterse kesme işaretiyle, s takısıyla bu şekilde yazabiliriz. Ya da onun anlamını vermek istiyorsak gördüğünüz gibi her car diyebiliriz. Yani Suzan yerine her kullanırım, onun anlamını vermiş olurum ve onun arabası demiş olurum. Jack's office, Jack 'in ofisi yani his ofisi, onun ofisi demiş oluyorum. The dog's tail,
8:02 köpeğin kuyruğu, onun kuyruğu dersem its tail oluyor gördüğünüz gibi. Eğer çoğul olan bir şeyin naninekini vermek istersem, tabi naninekini biz isimlerde kesme işaretiyle, s ile veriyoruz. Ancak normalde İngilizce'de s takısı çoğul yaparken de kullanılıyor. Şimdi the girls dediğimiz zaman kızlar anlamına geliyor. Ama ben buraya tekrar s takısı koyarsam, o zaman telaffuzda bir zorluk çıkacağından dolayı iki tane s takısı koymuyorum. Sadece virgülle ayırıyorum ve kızların üniformaları bu şekilde yazılmış oluyor. The teacher's room, öğretmenlerin odası anlamını vermiş oluyorum. Bakın sadece kesme işareti koymuş olurum. The doctor's union, doktorların birliği ya da sendikası anlamında bir ifade.
8:47 Eğer benim ismim düzensiz bir isimse, yani düzensiz isimden kastım şu, bazı isimler İngilizce'de çoğul oldukları zaman sonlarını s takısı almazlar. Ondan da bahsedeceğiz ilerleyen konumuzda. Mesela child çocuk demek, children çocuklar demek. Ama gördüğünüz gibi sonunda s takısı yok çoğul olduğu halde. eğer çoğul halinde sonda s takısı yoksa o zaman sanki tekilmiş gibi kesme işareti. İNTRO Merhaba arkadaşlar, YouTube kanalıma yeniden hoş geldiniz. Bugün sizlerle çok uzun bir
9:37 videomuz olacak. Çünkü İngilizce'deki A1 ve A2 seviye İngilizceyi tek bir videoda anlatmaya çalışacağım. İsterseniz vakit kaybetmeden hemen konularımızdan başlayalım. Konulara başlamadan önce tabi ki kanala abone olmayı, kanaldaki videoları beğenmeyi unutmayın. Evet, başlıyoruz. Öncelikle A, N ve The yani İngilizce'de artikel olarak bilinen kelimelerimiz. E ve N herhangi bir bir anlamına gelen kelimelerdir. Sesli ve sessiz harfe göre E ve N kullanımı değişir. Gördüğünüz gibi A chair yani bir sandalye, a book, bir kitap, a novel, bir roman, a house, bir ev, a computer, bir bilgisayar. Neden E kullanıldı? Çünkü kendisinden sonra gelen kelimenin baş harfi sessiz harfi olduğu için
10:24 E kullanıldı. Burada ise gördüğünüz gibi sesli harfle başlayan kelimelerle başladığı için N kullanmış olduk. N umbrella yani bir şemsiye, N engineer, bir mühendis, N apple, bir elma, N orange, bir portakal, N egg, bir yumurta anlamında. Ancak telaffuza göre bunlar şekillendiği için bazen istisnalar ortaya çıkabiliyor. Mesela an hour, bir saat demek. Burada H kelimesi hour yani H okunmadan telaffuz edildiği için an hour şeklinde söylenmiş oldu. University yani U harfiyle başlamasına rağmen uni şeklinde telaffuz edildiği için sanki Y harfiyle başlıyormuş gibi olmasından dolayı E university şeklinde telaffuzu var arkadaşlar. Şimdi Türkçe'de biliyorsunuz ki
11:10 güzel bir gün veya kırmızı bir araba dediğimiz zaman burada bir kelimesini ortaya alıyoruz. Ancak İngilizce'de buradaki bir anlamına gelen ya da E ve N kelimeleri her zaman başa geliyor. A lovely day, güzel bir gün derken bakın a lovely day. Kırmızı bir araba derken a red car yani bir kırmızı araba şeklinde yazmış oluyoruz ama biz tabii Türkçe 'ye çevirirken kırmızı bir araba diyoruz. An old table, eski bir masa. A hot country, sıcak bir ülke gördüğünüz gibi. Şimdi the 'nın kullanımından bahsedelim. The daha çok ortamdaki tek olan ya da tek yani başka olmayan yani ortamda kastedilen nesneden bahsediyorsak o zaman o eşyanın başına the geliyor. Yani genellikle İngilizce'de zaten the 'yı bütün cins isimlerde görmeniz mümkün. The chair, sandalye, the door, kapı, the window,
12:00 pencere, the garden, bahçe, the cinema, the kitchen gördüğünüz gibi cins isimlerin başlarına the gelebiliyor. İngilizce'de the dediğimiz gibi yeryüzünde tek olarak bulunan şeylerin genellikle başına geliyor. The sky, gökyüzü, the moon, ay, the sun, güneş, the earth, dünya, the Himalayas. Coğrafi terimler bakın Himalayalar, Everest, Nil Nehri, işte Cinsetti bu tarz şeylerin başına gördüğünüz gibi the geliyor. Müzik aletlerinin de başına her zaman the gelir. The piano, the guitar, the violin, the flute şeklinde. Eğer kişileri soy isimleriyle birlikte çoğul halde söylersek işte Wilson 'lar, işte Smith 'ler, Wilkinson 'lar yani o ailenin tamamını kastederek söylediğimiz zaman başına yine the geliyor. Aynı
12:46 şekilde ülke değil de millet isimlerini söylediğimiz zaman yine the gelir. The French dersek Fransızlar anlamını vermiş oluruz. Tabii bazı ülkeler başına yine the alabiliyor. Mesela the United States of America, the United Kingdom ya da the Netherlands gibi 3 tane ülke başına the alabiliyor. Ancak normalde ülkeler başına the almaz. Bir de the 'nın en çok kullanılan ve bilinmesi gereken bir alanı bir şeyden ilk defa bahsedilirken e ve n kullanılır. Çünkü herhangi bir anlamını veren kelime e -en ama the belirli olduğunu gösteren bir ifadedir. Mesela I saw a man at the park. Part'ta bir adam gördüm. Buradaki bir adam herhangi bir adam ya da söylediğim kişinin kim olduğunu bilmediği bir adam. Ama ikinci cümlede the man was wearing a white hat yani adam beyaz bir şapka
13:36 giyiyordu. Hangi adam? Part'taki adam. O yüzden buradaki adam kelimesinin başına the gelmiş oldu. Burada beyaz bir şapka dedik. Beyaz şapkayı bilmiyoruz. İlk defa bahsediyoruz. Ama şapkadan tekrar bahsedersem gördüğünüz gibi şapka da yine the alıyordu. The hat was really weird. Yani şapka gerçekten tuhaftı anlamında bir ifade oluyor. Devam ediyoruz. İşaret sıfatlarımız this ve that. This bu demek that de şu ya da o anlamında. Yani biraz daha kendimize göre uzakta olan cisimlere, nesnelere veya şahıslara söylediğimiz şey. This book, bu kitap, this machine, bu makina, this time, bu sefer, this table, bu masa, this door, bu kapı, that man, o adam, that house, o ev, that computer, o bilgisayar, that boy, o çocuk, that university, o üniversite. Gördüğünüz gibi.
14:26 This book is very interesting dedik. Bu kitap çok ilginç. That boy is really naughty. O çocuk gerçekten yaramaz. This is a nice house. Bu güzel bir ev. That is a very interesting story. Bu çok ilginç bir hikaye. Gördüğünüz gibi this ve that sadece burada bir işaret sıfatı olarak kullanılabiliyor. Geçiyoruz these ve those 'a. These ve those da bunun çoğulu oluyor. Eğer bahsettiğimiz özne çoğul bir özne ise o zaman bunların başına these ya da those geliyor. Yani bunlar diyorsak these, şunlar veya onlar diyorsak those kullanıyoruz. Yani this girl derken bu kız anlamına geliyor ama these girls dersek bu kızlar anlamına geliyor. These shoes bu ayakkabılar, these people bu insanlar, these children bu çocuklar, these chairs bu sandalyeler anlamına gelmiş oldu.
15:15 Those girls bu etekler, those houses olacak yanlış yazmışız. Bu evler, those computers bu bilgisayarlar, those new dresses bu yeni elbiseler, those animals bu hayvanlar anlamına geliyor. These girls are very intelligent. Bu kızlar çok zeki. Burada are neden geldi? Çoğul olduğundan dolayı. Zaten bir sonraki konumuzda emzarı işlerken bunlardan bahsedeceğiz. Those shoes bu ayakkabılar çok gerçekten pahalı. These skirts are trendy. Yani bu etekler moda. Those chairs are rather old fashioned. Yani bu sandalyeler oldukça demode anlamında bir ifade kullanmış olduk. Evet şimdi gördüğünüz gibi zamirlerimiz ve sahiplik sıfatlarımız var. I, ben, you, sen, he, she, it.
16:02 o anlamında. Tabi erkek için he, bayan için she, cansız ve hayvanlar için it kullanıyoruz. We, biz, they, onlar demek. Bu yanındaki kelimeler de sahiplik sıfatları. Yani I, bense my benim you sen your senin he o his onun she o her onun it o its onun we biz our bizim they onlar their onların. Bunlar her zaman önlerine bir isim alarak kullanılıyorlar. Mesela my life, benim hayatım, her jacket, onun ceketi, their garden, onların bahçesi, his sons, onun oğulları, our football team, bizim futbol takımımız gibi. Gördüğünüz gibi bunlar kendi başlarına kullanılmıyor. Daha çok önlerinde mutlaka bir isim barındırıyor arkadaşlar. Devam ediyoruz. Eğer özel
16:49 isimlerin sahip oldukları şeyleri naninekiyle söylüyorsak. Mesela gördüğünüz gibi Suzan 'ın arabası, Jack 'in ofisi, köpeğin kuyruğu şeklinde söylüyorsak. İsterse kesme işaretiyle, s takısıyla bu şekilde yazabiliriz. Ya da onun anlamını vermek istiyorsak gördüğünüz gibi her car diyebiliriz. Yani Suzan yerine her kullanırım, onun anlamını vermiş olurum ve onun arabası demiş olurum. Jack's office, Jack 'in ofisi yani his ofisi, onun ofisi demiş oluyorum. The dog's tail, köpeğin kuyruğu, onun kuyruğu dersem its tail oluyor gördüğünüz gibi. Eğer çoğul olan bir şeyin naninekini vermek istersem, tabi naninekini biz isimlerde kesme işaretiyle, s ile veriyoruz. Ancak normalde İngilizce'de s takısı çoğul yaparken de kullanılıyor. Şimdi the girls dediğimiz zaman kızlar anlamına geliyor. Ama ben buraya tekrar
17:39 s takısı koyarsam, o zaman telaffuzda bir zorluk çıkacağından dolayı iki tane s takısı koymuyorum. Sadece virgülle ayırıyorum ve kızların üniformaları bu şekilde yazılmış oluyor. The teacher's room, öğretmenlerin odası anlamını vermiş oluyorum. Bakın sadece kesme işareti koymuş olurum. The doctor's union, doktorların birliği ya da sendikası anlamında bir ifade. Eğer benim ismim düzensiz bir isimse, yani düzensiz isimden kastım şu, bazı isimler İngilizce'de çoğul oldukları zaman sonlarını s takısı almazlar. Ondan da bahsedeceğiz ilerleyen konumuzda. Mesela child çocuk demek, children çocuklar demek. Ama gördüğünüz gibi sonunda s takısı yok çoğul olduğu halde. Eğer çoğul halinde
18:25 sonda s takısı yoksa, o zaman sanki tekilmiş gibi kesme işaretiyle tekrar ayırıyoruz. Çocukların oyuncakları demiş oluyoruz. Aynı şekilde people da öyle. People da düzensiz ve çoğul olan bir kelime. People's Republic of China, yani her yerde gördüğünüz PRC kısaltması, Çin Halk Cumhuriyeti anlamındaki ifade. Women's Right, yani kadın hakları anlamında. Burada yine ifademizi görüyorsunuz. Evet, şimdi eğer biliyorsunuz ki Türkçe'de tamlayan ve tamlanan eklerimiz var. İşte kapının kolu, evin bahçesi, Türkiye 'nin nüfusu, kitabın sayfaları. Eğer bahsettiğimiz şeyler insan dışında olan varlıklarsa, o zaman tamlayan ve tamlanan da... İNTRO
19:25 Merhaba arkadaşlar, YouTube kanalıma yeniden hoş geldiniz. Bugün sizlerle çok uzun bir videomuz olacak. Çünkü İngilizce'deki A1 ve A2 seviye İngilizceyi tek bir videoda anlatmaya çalışacağım. İsterseniz vakit kaybetmeden hemen konularımızdan başlayalım. Konulara başlamadan önce tabi ki kanala abone olmayı, kanaldaki videoları beğenmeyi unutmayın. Evet, başlıyoruz. Öncelikle A, N ve The yani İngilizce'de artikel olarak bilinen kelimelerimiz. E ve N herhangi bir bir anlamına gelen kelimelerdir. Sesli ve sessiz harfe göre E ve N kullanımı değişir. Gördüğünüz gibi A chair yani bir sandalye, a book, bir kitap, a novel, bir roman, a house, bir ev, a computer, bir bilgisayar.
20:12 Neden E kullanıldı? Çünkü kendisinden sonra gelen kelimenin baş harfi sessiz harfi olduğu için E kullanıldı. Burada ise gördüğünüz gibi sesli harfle başlayan kelimelerle başladığı için N kullanmış olduk. N umbrella yani bir şemsiye, N engineer, bir mühendis, N apple, bir elma, N orange, bir portakal, N egg, bir yumurta anlamında. Ancak telaffuza göre bunlar şekillendiği için bazen istisnalar ortaya çıkabiliyor. Mesela an hour, bir saat demek. Burada H kelimesi hour yani H okunmadan telaffuz edildiği için an hour şeklinde söylenmiş oldu. University yani U harfiyle başlamasına rağmen uni şeklinde telaffuz edildiği için sanki Y harfiyle başlıyormuş gibi olmasından dolayı E university
20:58 şeklinde telaffuzu var arkadaşlar. Şimdi Türkçe'de biliyorsunuz ki güzel bir gün veya kırmızı bir araba dediğimiz zaman burada bir kelimesini ortaya alıyoruz. Ancak İngilizce'de buradaki bir anlamına gelen ya da E ve N kelimeleri her zaman başa geliyor. A lovely day, güzel bir gün derken bakın a lovely day. Kırmızı bir araba derken a red car yani bir kırmızı araba şeklinde yazmış oluyoruz ama biz tabii Türkçe 'ye çevirirken kırmızı bir araba diyoruz. An old table, eski bir masa. A hot country, sıcak bir ülke gördüğünüz gibi. Şimdi the 'nın kullanımından bahsedelim. The daha çok ortamdaki tek olan ya da tek yani başka olmayan yani ortamda kastedilen nesneden bahsediyorsak o zaman o eşyanın başına the geliyor. Yani genellikle İngilizce'de zaten the 'yı bütün
21:48 cins isimlerde görmeniz mümkün. The chair, sandalye, the door, kapı, the window, pencere, the garden, bahçe, the cinema, the kitchen gördüğünüz gibi cins isimlerin başlarına the gelebiliyor. İngilizce'de the dediğimiz gibi yeryüzünde tek olarak bulunan şeylerin genellikle başına geliyor. The sky, gökyüzü, the moon, ay, the sun, güneş, the earth, dünya, the Himalayas. Coğrafi terimler bakın Himalayalar, Everest, Nil Nehri, işte Cinsetti bu tarz şeylerin başına gördüğünüz gibi the geliyor. Müzik aletlerinin de başına her zaman the gelir. The piano, the guitar, the violin, the flute şeklinde. Eğer kişileri soy isimleriyle birlikte çoğul halde söylersek işte Wilson 'lar, işte Smith 'ler,
22:34 Wilkinson 'lar yani o ailenin tamamını kastederek söylediğimiz zaman başına yine the geliyor. Aynı şekilde ülke değil de millet isimlerini söylediğimiz zaman yine the gelir. The French dersek Fransızlar anlamını vermiş oluruz. Tabii bazı ülkeler başına yine the alabiliyor. Mesela the United States of America, the United Kingdom ya da the Netherlands gibi 3 tane ülke başına the alabiliyor. Ancak normalde ülkeler başına the almaz. Bir de the 'nın en çok kullanılan ve bilinmesi gereken bir alanı bir şeyden ilk defa bahsedilirken e ve n kullanılır. Çünkü herhangi bir anlamını veren kelime e -en ama the belirli olduğunu gösteren bir ifadedir. Mesela I saw a man at the park. Part'ta bir adam gördüm. Buradaki bir adam herhangi bir adam ya da söylediğim kişinin kim olduğunu bilmediği bir adam.
23:24 Ama ikinci cümlede the man was wearing a white hat yani adam beyaz bir şapka giyiyordu. Hangi adam? Part'taki adam. O yüzden buradaki adam kelimesinin başına the gelmiş oldu. Burada beyaz bir şapka dedik. Beyaz şapkayı bilmiyoruz. İlk defa bahsediyoruz. Ama şapkadan tekrar bahsedersem gördüğünüz gibi şapka da yine the alıyordu. The hat was really weird. Yani şapka gerçekten tuhaftı anlamında bir ifade oluyor. Devam ediyoruz. İşaret sıfatlarımız this ve that. This bu demek that de şu ya da o anlamında. Yani biraz daha kendimize göre uzakta olan cisimlere, nesnelere veya şahıslara söylediğimiz şey. This book, bu kitap, this machine, bu makina, this time, bu sefer, this table, bu masa, this door, bu kapı, that man, o adam, that house, o ev, that
24:14 computer, o bilgisayar, that boy, o çocuk, that university, o üniversite. Gördüğünüz gibi. This book is very interesting dedik. Bu kitap çok ilginç. That boy is really naughty. O çocuk gerçekten yaramaz. This is a nice house. Bu güzel bir ev. That is a very interesting story. Bu çok ilginç bir hikaye. Gördüğünüz gibi this ve that sadece burada bir işaret sıfatı olarak kullanılabiliyor. Geçiyoruz these ve those 'a. These ve those da bunun çoğulu oluyor. Eğer bahsettiğimiz özne çoğul bir özne ise o zaman bunların başına these ya da those geliyor. Yani bunlar diyorsak these, şunlar veya onlar diyorsak those kullanıyoruz. Yani this girl derken bu kız anlamına geliyor ama these girls dersek bu kızlar anlamına geliyor. These shoes bu ayakkabılar, these
25:03 people bu insanlar, these children bu çocuklar, these chairs bu sandalyeler anlamına gelmiş oldu. Those girls bu etekler, those houses olacak yanlış yazmışız. Bu evler, those computers bu bilgisayarlar, those new dresses bu yeni elbiseler, those animals bu hayvanlar anlamına geliyor. These girls are very intelligent. Bu kızlar çok zeki. Burada are neden geldi? Çoğul olduğundan dolayı. Zaten bir sonraki konumuzda emzarı işlerken bunlardan bahsedeceğiz. Those shoes bu ayakkabılar çok gerçekten pahalı. These skirts are trendy. Yani bu etekler moda. Those chairs are rather old fashioned. Yani bu sandalyeler oldukça demode anlamında bir ifade kullanmış olduk. Evet şimdi gördüğünüz gibi
25:49 zamirlerimiz ve sahiplik sıfatlarımız var. I, ben, you, sen, he, she, it. o anlamında. Tabi erkek için he, bayan için she, cansız ve hayvanlar için it kullanıyoruz. We, biz, they, onlar demek. Bu yanındaki kelimeler de sahiplik sıfatları. Yani I, bense my benim you sen your senin he o his onun she o her onun it o its onun we biz our bizim they onlar their onların. Bunlar her zaman önlerine bir isim alarak kullanılıyorlar. Mesela my life, benim hayatım, her jacket, onun ceketi, their garden, onların bahçesi, his sons, onun oğulları, our football team, bizim futbol takımımız gibi. Gördüğünüz gibi bunlar kendi başlarına kullanılmıyor. Daha çok önlerinde mutlaka
26:37 bir isim barındırıyor arkadaşlar. Devam ediyoruz. Eğer özel isimlerin sahip oldukları şeyleri naninekiyle söylüyorsak. Mesela gördüğünüz gibi Suzan 'ın arabası, Jack 'in ofisi, köpeğin kuyruğu şeklinde söylüyorsak. İsterse kesme işaretiyle, s takısıyla bu şekilde yazabiliriz. Ya da onun anlamını vermek istiyorsak gördüğünüz gibi her car diyebiliriz. Yani Suzan yerine her kullanırım, onun anlamını vermiş olurum ve onun arabası demiş olurum. Jack's office, Jack 'in ofisi yani his ofisi, onun ofisi demiş oluyorum. The dog's tail, köpeğin kuyruğu, onun kuyruğu dersem its tail oluyor gördüğünüz gibi. Eğer çoğul olan bir şeyin naninekini vermek istersem, tabi naninekini biz isimlerde kesme işaretiyle, s ile veriyoruz. Ancak normalde İngilizce'de s takısı çoğul
27:27 yaparken de kullanılıyor. Şimdi the girls dediğimiz zaman kızlar anlamına geliyor. Ama ben buraya tekrar s takısı koyarsam, o zaman telaffuzda bir zorluk çıkacağından dolayı iki tane s takısı koymuyorum. Sadece virgülle ayırıyorum ve kızların üniformaları bu şekilde yazılmış oluyor. The teacher's room, öğretmenlerin odası anlamını vermiş oluyorum. Bakın sadece kesme işareti koymuş olurum. The doctor's union, doktorların birliği ya da sendikası anlamında bir ifade. Eğer benim ismim düzensiz bir isimse, yani düzensiz isimden kastım şu, bazı isimler İngilizce'de çoğul oldukları zaman sonlarını s takısı almazlar. Ondan da bahsedeceğiz ilerleyen konumuzda. Mesela child çocuk demek, children
28:13 çocuklar demek. Ama gördüğünüz gibi sonunda s takısı yok çoğul olduğu halde. Eğer çoğul halinde sonda s takısı yoksa, o zaman sanki tekilmiş gibi kesme işaretiyle tekrar ayırıyoruz. Çocukların oyuncakları demiş oluyoruz. Aynı şekilde people da öyle. People da düzensiz ve çoğul olan bir kelime. People's Republic of China, yani her yerde gördüğünüz PRC kısaltması, Çin Halk Cumhuriyeti anlamındaki ifade. Women's Right, yani kadın hakları anlamında. Burada yine ifademizi görüyorsunuz. Evet, şimdi eğer biliyorsunuz ki Türkçe'de tamlayan ve tamlanan eklerimiz var. İşte kapının kolu, evin bahçesi, Türkiye 'nin nüfusu, kitabın sayfaları. Eğer bahsettiğimiz şeyler insan dışında olan varlıklarsa,
28:59 o zaman tamlayan ve tamlanan da... İNTRO Merhaba arkadaşlar, YouTube kanalıma yeniden hoş geldiniz. Bugün sizlerle çok uzun bir videomuz olacak. Çünkü İngilizce'deki A1 ve A2 seviye İngilizceyi tek bir videoda anlatmaya çalışacağım. İsterseniz vakit kaybetmeden hemen konularımızdan başlayalım. Konulara başlamadan önce tabi ki kanala abone olmayı, kanaldaki videoları beğenmeyi unutmayın. Evet, başlıyoruz. Öncelikle A, N ve The yani İngilizce'de artikel olarak bilinen kelimelerimiz. E
29:48 ve N herhangi bir bir anlamına gelen kelimelerdir. Sesli ve sessiz harfe göre E ve N kullanımı değişir. Gördüğünüz gibi A chair yani bir sandalye, a book, bir kitap, a novel, bir roman, a house, bir ev, a computer, bir bilgisayar. Neden E kullanıldı? Çünkü kendisinden sonra gelen kelimenin baş harfi sessiz harfi olduğu için E kullanıldı. Burada ise gördüğünüz gibi sesli harfle başlayan kelimelerle başladığı için N kullanmış olduk. N umbrella yani bir şemsiye, N engineer, bir mühendis, N apple, bir elma, N orange, bir portakal, N egg, bir yumurta anlamında. Ancak telaffuza göre bunlar şekillendiği için bazen istisnalar ortaya çıkabiliyor. Mesela an hour, bir saat
30:35 demek. Burada H kelimesi hour yani H okunmadan telaffuz edildiği için an hour şeklinde söylenmiş oldu. University yani U harfiyle başlamasına rağmen uni şeklinde telaffuz edildiği için sanki Y harfiyle başlıyormuş gibi olmasından dolayı E university şeklinde telaffuzu var arkadaşlar. Şimdi Türkçe'de biliyorsunuz ki güzel bir gün veya kırmızı bir araba dediğimiz zaman burada bir kelimesini ortaya alıyoruz. Ancak İngilizce'de buradaki bir anlamına gelen ya da E ve N kelimeleri her zaman başa geliyor. A lovely day, güzel bir gün derken bakın a lovely day. Kırmızı bir araba derken a red car yani bir kırmızı araba şeklinde yazmış oluyoruz ama biz tabii Türkçe 'ye çevirirken kırmızı bir araba diyoruz. An old table, eski bir masa. A hot country,
31:25 sıcak bir ülke gördüğünüz gibi. Şimdi the 'nın kullanımından bahsedelim. The daha çok ortamdaki tek olan ya da tek yani başka olmayan yani ortamda kastedilen nesneden bahsediyorsak o zaman o eşyanın başına the geliyor. Yani genellikle İngilizce'de zaten the 'yı bütün cins isimlerde görmeniz mümkün. The chair, sandalye, the door, kapı, the window, pencere, the garden, bahçe, the cinema, the kitchen gördüğünüz gibi cins isimlerin başlarına the gelebiliyor. İngilizce'de the dediğimiz gibi yeryüzünde tek olarak bulunan şeylerin genellikle başına geliyor. The sky, gökyüzü, the moon, ay, the sun, güneş, the earth, dünya, the Himalayas. Coğrafi terimler bakın Himalayalar, Everest, Nil Nehri, işte
32:11 Cinsetti bu tarz şeylerin başına gördüğünüz gibi the geliyor. Müzik aletlerinin de başına her zaman the gelir. The piano, the guitar, the violin, the flute şeklinde. Eğer kişileri soy isimleriyle birlikte çoğul halde söylersek işte Wilson 'lar, işte Smith 'ler, Wilkinson 'lar yani o ailenin tamamını kastederek söylediğimiz zaman başına yine the geliyor. Aynı şekilde ülke değil de millet isimlerini söylediğimiz zaman yine the gelir. The French dersek Fransızlar anlamını vermiş oluruz. Tabii bazı ülkeler başına yine the alabiliyor. Mesela the United States of America, the United Kingdom ya da the Netherlands gibi 3 tane ülke başına the alabiliyor. Ancak normalde ülkeler başına the almaz. Bir de the 'nın en çok kullanılan ve bilinmesi gereken bir alanı bir şeyden ilk defa bahsedilirken e ve
33:02 n kullanılır. Çünkü herhangi bir anlamını veren kelime e -en ama the belirli olduğunu gösteren bir ifadedir. Mesela I saw a man at the park. Part'ta bir adam gördüm. Buradaki bir adam herhangi bir adam ya da söylediğim kişinin kim olduğunu bilmediği bir adam. Ama ikinci cümlede the man was wearing a white hat yani adam beyaz bir şapka giyiyordu. Hangi adam? Part'taki adam. O yüzden buradaki adam kelimesinin başına the gelmiş oldu. Burada beyaz bir şapka dedik. Beyaz şapkayı bilmiyoruz. İlk defa bahsediyoruz. Ama şapkadan tekrar bahsedersem gördüğünüz gibi şapka da yine the alıyordu. The hat was really weird. Yani şapka gerçekten tuhaftı anlamında bir ifade oluyor. Devam ediyoruz. İşaret sıfatlarımız this ve that. This bu demek that de şu ya da o anlamında.
33:51 Yani biraz daha kendimize göre uzakta olan cisimlere, nesnelere veya şahıslara söylediğimiz şey. This book, bu kitap, this machine, bu makina, this time, bu sefer, this table, bu masa, this door, bu kapı, that man, o adam, that house, o ev, that computer, o bilgisayar, that boy, o çocuk, that university, o üniversite. Gördüğünüz gibi. This book is very interesting dedik. Bu kitap çok ilginç. That boy is really naughty. O çocuk gerçekten yaramaz. This is a nice house. Bu güzel bir ev. That is a very interesting story. Bu çok ilginç bir hikaye. Gördüğünüz gibi this ve that sadece burada bir işaret sıfatı olarak kullanılabiliyor. Geçiyoruz these ve those 'a. These ve those da bunun çoğulu oluyor. Eğer bahsettiğimiz özne
34:41 çoğul bir özne ise o zaman bunların başına these ya da those geliyor. Yani bunlar diyorsak these, şunlar veya onlar diyorsak those kullanıyoruz. Yani this girl derken bu kız anlamına geliyor ama these girls dersek bu kızlar anlamına geliyor. These shoes bu ayakkabılar, these people bu insanlar, these children bu çocuklar, these chairs bu sandalyeler anlamına gelmiş oldu. Those girls bu etekler, those houses olacak yanlış yazmışız. Bu evler, those computers bu bilgisayarlar, those new dresses bu yeni elbiseler, those animals bu hayvanlar anlamına geliyor. These girls are very intelligent. Bu kızlar çok zeki. Burada are neden geldi? Çoğul olduğundan dolayı. Zaten bir sonraki konumuzda emzarı işlerken bunlardan bahsedeceğiz. Those shoes bu ayakkabılar çok gerçekten pahalı. These skirts are trendy.
35:32 Yani bu etekler moda. Those chairs are rather old fashioned. Yani bu sandalyeler oldukça demode anlamında bir ifade kullanmış olduk. Evet şimdi gördüğünüz gibi zamirlerimiz ve sahiplik sıfatlarımız var. I, ben, you, sen, he, she, it. o anlamında. Tabi erkek için he, bayan için she, cansız ve hayvanlar için it kullanıyoruz. We, biz, they, onlar demek. Bu yanındaki kelimeler de sahiplik sıfatları. Yani I, bense my benim you sen your senin he o his onun she o her onun it o its onun we biz our bizim they onlar their onların. Bunlar her zaman önlerine bir isim alarak kullanılıyorlar. Mesela my life, benim hayatım, her jacket,
36:19 onun ceketi, their garden, onların bahçesi, his sons, onun oğulları, our football team, bizim futbol takımımız gibi. Gördüğünüz gibi bunlar kendi başlarına kullanılmıyor. Daha çok önlerinde mutlaka bir isim barındırıyor arkadaşlar. Devam ediyoruz. Eğer özel isimlerin sahip oldukları şeyleri naninekiyle söylüyorsak. Mesela gördüğünüz gibi Suzan 'ın arabası, Jack 'in ofisi, köpeğin kuyruğu şeklinde söylüyorsak. İsterse kesme işaretiyle, s takısıyla bu şekilde yazabiliriz. Ya da onun anlamını vermek istiyorsak gördüğünüz gibi her car diyebiliriz. Yani Suzan yerine her kullanırım, onun anlamını vermiş olurum ve onun arabası demiş olurum. Jack's office, Jack 'in ofisi yani his ofisi, onun ofisi demiş oluyorum. The dog's tail,
37:04 köpeğin kuyruğu, onun kuyruğu dersem its tail oluyor gördüğünüz gibi. Eğer çoğul olan bir şeyin naninekini vermek istersem, tabi naninekini biz isimlerde kesme işaretiyle, s ile veriyoruz. Ancak normalde İngilizce'de s takısı çoğul yaparken de kullanılıyor. Şimdi the girls dediğimiz zaman kızlar anlamına geliyor. Ama ben buraya tekrar s takısı koyarsam, o zaman telaffuzda bir zorluk çıkacağından dolayı iki tane s takısı koymuyorum. Sadece virgülle ayırıyorum ve kızların üniformaları bu şekilde yazılmış oluyor. The teacher's room, öğretmenlerin odası anlamını vermiş oluyorum. Bakın sadece kesme işareti koymuş olurum. The doctor's union, doktorların birliği ya da sendikası anlamında bir ifade.
37:49 Eğer benim ismim düzensiz bir isimse, yani düzensiz isimden kastım şu, bazı isimler İngilizce'de çoğul oldukları zaman sonlarını s takısı almazlar. Ondan da bahsedeceğiz ilerleyen konumuzda. Mesela child çocuk demek, children çocuklar demek. Ama gördüğünüz gibi sonunda s takısı yok çoğul olduğu halde. Eğer çoğul halinde sonda s takısı yoksa, o zaman sanki tekilmiş gibi kesme işaretiyle tekrar ayırıyoruz. Çocukların oyuncakları demiş oluyoruz. Aynı şekilde people da öyle. People da düzensiz ve çoğul olan bir kelime. People's Republic of China, yani her yerde gördüğünüz PRC kısaltması, Çin Halk Cumhuriyeti anlamındaki ifade. Women's Right, yani kadın
38:35 hakları anlamında. Burada yine ifademizi görüyorsunuz. Evet, şimdi eğer biliyorsunuz ki Türkçe'de tamlayan ve tamlanan eklerimiz var. İşte kapının kolu, evin bahçesi, Türkiye 'nin nüfusu, kitabın sayfaları. Eğer bahsettiğimiz şeyler insan dışında olan varlıklarsa, o zaman tamlayan ve tamlanan da... diplomatç起來... İNTRO Merhaba arkadaşlar, YouTube kanalıma yeniden hoş geldiniz. Bugün sizlerle çok uzun bir videomuz olacak. Çünkü İngilizce'deki A1 ve A2 seviye İngilizceyi tek bir videoda anlatmaya
39:23 çalışacağım. İsterseniz vakit kaybetmeden hemen konularımızdan başlayalım. Konulara başlamadan önce tabi ki kanala abone olmayı, kanaldaki videoları beğenmeyi unutmayın. Evet, başlıyoruz. Öncelikle A, N ve The yani İngilizce'de artikel olarak bilinen kelimelerimiz. E ve N herhangi bir bir anlamına gelen kelimelerdir. Sesli ve sessiz harfe göre E ve N kullanımı değişir. Gördüğünüz gibi A chair yani bir sandalye, a book, bir kitap, a novel, bir roman, a house, bir ev, a computer, bir bilgisayar. Neden E kullanıldı? Çünkü kendisinden sonra gelen kelimenin baş harfi sessiz harfi olduğu için E kullanıldı. Burada ise gördüğünüz gibi sesli harfle başlayan kelimelerle başladığı için N
40:11 kullanmış olduk. N umbrella yani bir şemsiye, N engineer, bir mühendis, N apple, bir elma, N orange, bir portakal, N egg, bir yumurta anlamında. Ancak telaffuza göre bunlar şekillendiği için bazen istisnalar ortaya çıkabiliyor. Mesela an hour, bir saat demek. Burada H kelimesi hour yani H okunmadan telaffuz edildiği için an hour şeklinde söylenmiş oldu. University yani U harfiyle başlamasına rağmen uni şeklinde telaffuz edildiği için sanki Y harfiyle başlıyormuş gibi olmasından dolayı E university şeklinde telaffuzu var arkadaşlar. Şimdi Türkçe'de biliyorsunuz ki güzel bir gün veya kırmızı bir araba dediğimiz zaman burada bir kelimesini ortaya alıyoruz. Ancak
40:57 İngilizce'de buradaki bir anlamına gelen ya da E ve N kelimeleri her zaman başa geliyor. A lovely day, güzel bir gün derken bakın a lovely day. Kırmızı bir araba derken a red car yani bir kırmızı araba şeklinde yazmış oluyoruz ama biz tabii Türkçe 'ye çevirirken kırmızı bir araba diyoruz. An old table, eski bir masa. A hot country, sıcak bir ülke gördüğünüz gibi. Şimdi the 'nın kullanımından bahsedelim. The daha çok ortamdaki tek olan ya da tek yani başka olmayan yani ortamda kastedilen nesneden bahsediyorsak o zaman o eşyanın başına the geliyor. Yani genellikle İngilizce'de zaten the 'yı bütün cins isimlerde görmeniz mümkün. The chair, sandalye, the door, kapı, the window, pencere, the garden, bahçe, the cinema, the kitchen gördüğünüz gibi cins isimlerin başlarına
41:47 the gelebiliyor. İngilizce'de the dediğimiz gibi yeryüzünde tek olarak bulunan şeylerin genellikle başına geliyor. The sky, gökyüzü, the moon, ay, the sun, güneş, the earth, dünya, the Himalayas. Coğrafi terimler bakın Himalayalar, Everest, Nil Nehri, işte Cinsetti bu tarz şeylerin başına gördüğünüz gibi the geliyor. Müzik aletlerinin de başına her zaman the gelir. The piano, the guitar, the violin, the flute şeklinde. Eğer kişileri soy isimleriyle birlikte çoğul halde söylersek işte Wilson 'lar, işte Smith 'ler, Wilkinson 'lar yani o ailenin tamamını kastederek söylediğimiz zaman başına yine the geliyor. Aynı şekilde ülke değil de millet isimlerini söylediğimiz zaman yine the gelir. The French dersek
42:33 Fransızlar anlamını vermiş oluruz. Tabii bazı ülkeler başına yine the alabiliyor. Mesela the United States of America, the United Kingdom ya da the Netherlands gibi 3 tane ülke başına the alabiliyor. Ancak normalde ülkeler başına the almaz. Bir de the 'nın en çok kullanılan ve bilinmesi gereken bir alanı bir şeyden ilk defa bahsedilirken e ve n kullanılır. Çünkü herhangi bir anlamını veren kelime e -en ama the belirli olduğunu gösteren bir ifadedir. Mesela I saw a man at the park. Part'ta bir adam gördüm. Buradaki bir adam herhangi bir adam ya da söylediğim kişinin kim olduğunu bilmediği bir adam. Ama ikinci cümlede the man was wearing a white hat yani adam beyaz bir şapka giyiyordu. Hangi adam? Part'taki adam. O yüzden buradaki adam kelimesinin başına the gelmiş
43:23 oldu. Burada beyaz bir şapka dedik. Beyaz şapkayı bilmiyoruz. İlk defa bahsediyoruz. Ama şapkadan tekrar bahsedersem gördüğünüz gibi şapka da yine the alıyordu. The hat was really weird. Yani şapka gerçekten tuhaftı anlamında bir ifade oluyor. Devam ediyoruz. İşaret sıfatlarımız this ve that. This bu demek that de şu ya da o anlamında. Yani biraz daha kendimize göre uzakta olan cisimlere, nesnelere veya şahıslara söylediğimiz şey. This book, bu kitap, this machine, bu makina, this time, bu sefer, this table, bu masa, this door, bu kapı, that man, o adam, that house, o ev, that computer, o bilgisayar, that boy, o çocuk, that university, o üniversite. Gördüğünüz gibi. This book is very interesting dedik. Bu kitap çok ilginç. That boy is really
44:13 naughty. O çocuk gerçekten yaramaz. This is a nice house. Bu güzel bir ev. That is a very interesting story. Bu çok ilginç bir hikaye. Gördüğünüz gibi this ve that sadece burada bir işaret sıfatı olarak kullanılabiliyor. Geçiyoruz these ve those 'a. These ve those da bunun çoğulu oluyor. Eğer bahsettiğimiz özne çoğul bir özne ise o zaman bunların başına these ya da those geliyor. Yani bunlar diyorsak these, şunlar veya onlar diyorsak those kullanıyoruz. Yani this girl derken bu kız anlamına geliyor ama these girls dersek bu kızlar anlamına geliyor. These shoes bu ayakkabılar, these people bu insanlar, these children bu çocuklar, these chairs bu sandalyeler anlamına gelmiş oldu. Those girls bu etekler, those houses olacak yanlış yazmışız. Bu evler,
45:02 those computers bu bilgisayarlar, those new dresses bu yeni elbiseler, those animals bu hayvanlar anlamına geliyor. These girls are very intelligent. Bu kızlar çok zeki. Burada are neden geldi? Çoğul olduğundan dolayı. Zaten bir sonraki konumuzda emzarı işlerken bunlardan bahsedeceğiz. Those shoes bu ayakkabılar çok gerçekten pahalı. These skirts are trendy. Yani bu etekler moda. Those chairs are rather old fashioned. Yani bu sandalyeler oldukça demode anlamında bir ifade kullanmış olduk. Evet şimdi gördüğünüz gibi zamirlerimiz ve sahiplik sıfatlarımız var. I, ben, you, sen, he, she, it. o anlamında. Tabi erkek için he, bayan için she, cansız ve hayvanlar için it
45:49 kullanıyoruz. We, biz, they, onlar demek. Bu yanındaki kelimeler de sahiplik sıfatları. Yani I, bense my benim you sen your senin he o his onun she o her onun it o its onun we biz our bizim they onlar their onların. Bunlar her zaman önlerine bir isim alarak kullanılıyorlar. Mesela my life, benim hayatım, her jacket, onun ceketi, their garden, onların bahçesi, his sons, onun oğulları, our football team, bizim futbol takımımız gibi. Gördüğünüz gibi bunlar kendi başlarına kullanılmıyor. Daha çok önlerinde mutlaka bir isim barındırıyor arkadaşlar. Devam ediyoruz. Eğer özel isimlerin sahip oldukları şeyleri naninekiyle söylüyorsak. Mesela gördüğünüz gibi Suzan 'ın arabası, Jack 'in
46:36 ofisi, köpeğin kuyruğu şeklinde söylüyorsak. İsterse kesme işaretiyle, s takısıyla bu şekilde yazabiliriz. Ya da onun anlamını vermek istiyorsak gördüğünüz gibi her car diyebiliriz. Yani Suzan yerine her kullanırım, onun anlamını vermiş olurum ve onun arabası demiş olurum. Jack's office, Jack 'in ofisi yani his ofisi, onun ofisi demiş oluyorum. The dog's tail, köpeğin kuyruğu, onun kuyruğu dersem its tail oluyor gördüğünüz gibi. Eğer çoğul olan bir şeyin naninekini vermek istersem, tabi naninekini biz isimlerde kesme işaretiyle, s ile veriyoruz. Ancak normalde İngilizce'de s takısı çoğul yaparken de kullanılıyor. Şimdi the girls dediğimiz zaman kızlar anlamına geliyor. Ama ben buraya tekrar s takısı koyarsam, o zaman telaffuzda bir zorluk çıkacağından dolayı iki tane
47:26 s takısı koymuyorum. Sadece virgülle ayırıyorum ve kızların üniformaları bu şekilde yazılmış oluyor. The teacher's room, öğretmenlerin odası anlamını vermiş oluyorum. Bakın sadece kesme işareti koymuş olurum. The doctor's union, doktorların birliği ya da sendikası anlamında bir ifade. Eğer benim ismim düzensiz bir isimse, yani düzensiz isimden kastım şu, bazı isimler İngilizce'de çoğul oldukları zaman sonlarını s takısı almazlar. Ondan da bahsedeceğiz ilerleyen konumuzda. Mesela child çocuk demek, children çocuklar demek. Ama gördüğünüz gibi sonunda s takısı yok çoğul olduğu halde. Eğer çoğul halinde sonda s takısı yoksa, o zaman sanki tekilmiş gibi kesme işaretiyle tekrar
48:11 ayırıyoruz. Çocukların oyuncakları demiş oluyoruz. Aynı şekilde people da öyle. People da düzensiz ve çoğul olan bir kelime. People's Republic of China, yani her yerde gördüğünüz PRC kısaltması, Çin Halk Cumhuriyeti anlamındaki ifade. Women's Right, yani kadın hakları anlamında. Burada yine ifademizi görüyorsunuz. Evet, şimdi eğer biliyorsunuz ki Türkçe'de tamlayan ve tamlanan eklerimiz var. İşte kapının kolu, evin bahçesi, Türkiye 'nin nüfusu, kitabın sayfaları. Eğer bahsettiğimiz şeyler insan dışında olan varlıklarsa, o zaman tamlayan ve tamlanan da... İNTRO
49:06 Merhaba arkadaşlar, YouTube kanalıma yeniden hoş geldiniz. Bugün sizlerle çok uzun bir videomuz olacak. Çünkü İngilizce'deki A1 ve A2 seviye İngilizceyi tek bir videoda anlatmaya çalışacağım. İsterseniz vakit kaybetmeden hemen konularımızdan başlayalım. Konulara başlamadan önce tabi ki kanala abone olmayı, kanaldaki videoları beğenmeyi unutmayın. Evet, başlıyoruz. Öncelikle A, N ve The yani İngilizce'de artikel olarak bilinen kelimelerimiz. E ve N herhangi bir bir anlamına gelen kelimelerdir. Sesli ve sessiz harfe göre E ve N kullanımı değişir. Gördüğünüz gibi A chair yani bir sandalye, a book, bir kitap, a novel, bir roman, a house, bir ev, a computer, bir bilgisayar.
49:53 Neden E kullanıldı? Çünkü kendisinden sonra gelen kelimenin baş harfi sessiz harfi olduğu için E kullanıldı. Burada ise gördüğünüz gibi sesli harfle başlayan kelimelerle başladığı için N kullanmış olduk. N umbrella yani bir şemsiye, N engineer, bir mühendis, N apple, bir elma, N orange, bir portakal, N egg, bir yumurta anlamında. Ancak telaffuza göre bunlar şekillendiği için bazen istisnalar ortaya çıkabiliyor. Mesela an hour, bir saat demek. Burada H kelimesi hour yani H okunmadan telaffuz edildiği için an hour şeklinde söylenmiş oldu. University yani U harfiyle başlamasına rağmen uni şeklinde telaffuz edildiği için sanki Y harfiyle başlıyormuş gibi olmasından dolayı E university
50:39 şeklinde telaffuzu var arkadaşlar. Şimdi Türkçe'de biliyorsunuz ki güzel bir gün veya kırmızı bir araba dediğimiz zaman burada bir kelimesini ortaya alıyoruz. Ancak İngilizce'de buradaki bir anlamına gelen ya da E ve N kelimeleri her zaman başa geliyor. A lovely day, güzel bir gün derken bakın a lovely day. Kırmızı bir araba derken a red car yani bir kırmızı araba şeklinde yazmış oluyoruz ama biz tabii Türkçe 'ye çevirirken kırmızı bir araba diyoruz. An old table, eski bir masa. A hot country, sıcak bir ülke gördüğünüz gibi. Şimdi the 'nın kullanımından bahsedelim. The daha çok ortamdaki tek olan ya da tek yani başka olmayan yani ortamda kastedilen nesneden bahsediyorsak o zaman o eşyanın başına the geliyor. Yani genellikle İngilizce'de zaten the 'yı bütün
51:29 cins isimlerde görmeniz mümkün. The chair, sandalye, the door, kapı, the window, pencere, the garden, bahçe, the cinema, the kitchen gördüğünüz gibi cins isimlerin başlarına the gelebiliyor. İngilizce'de the dediğimiz gibi yeryüzünde tek olarak bulunan şeylerin genellikle başına geliyor. The sky, gökyüzü, the moon, ay, the sun, güneş, the earth, dünya, the Himalayas. Coğrafi terimler bakın Himalayalar, Everest, Nil Nehri, işte Cinsetti bu tarz şeylerin başına gördüğünüz gibi the geliyor. Müzik aletlerinin de başına her zaman the gelir. The piano, the guitar, the violin, the flute şeklinde. Eğer kişileri soy isimleriyle birlikte çoğul halde söylersek işte Wilson 'lar, işte Smith 'ler,
52:15 Wilkinson 'lar yani o ailenin tamamını kastederek söylediğimiz zaman başına yine the geliyor. Aynı şekilde ülke değil de millet isimlerini söylediğimiz zaman yine the gelir. The French dersek Fransızlar anlamını vermiş oluruz. Tabii bazı ülkeler başına yine the alabiliyor. Mesela the United States of America, the United Kingdom ya da the Netherlands gibi 3 tane ülke başına the alabiliyor. Ancak normalde ülkeler başına the almaz. Bir de the 'nın en çok kullanılan ve bilinmesi gereken bir alanı bir şeyden ilk defa bahsedilirken e ve n kullanılır. Çünkü herhangi bir anlamını veren kelime e -en ama the belirli olduğunu gösteren bir ifadedir. Mesela I saw a man at the park. Part'ta bir adam gördüm. Buradaki bir adam herhangi bir adam ya da söylediğim kişinin kim olduğunu bilmediği bir adam.
53:05 Ama ikinci cümlede the man was wearing a white hat yani adam beyaz bir şapka giyiyordu. Hangi adam? Part'taki adam. O yüzden buradaki adam kelimesinin başına the gelmiş oldu. Burada beyaz bir şapka dedik. Beyaz şapkayı bilmiyoruz. İlk defa bahsediyoruz. Ama şapkadan tekrar bahsedersem gördüğünüz gibi şapka da yine the alıyordu. The hat was really weird. Yani şapka gerçekten tuhaftı anlamında bir ifade oluyor. Devam ediyoruz. İşaret sıfatlarımız this ve that. This bu demek that de şu ya da o anlamında. Yani biraz daha kendimize göre uzakta olan cisimlere, nesnelere veya şahıslara söylediğimiz şey. This book, bu kitap, this machine, bu makina, this time, bu sefer, this table, bu masa, this door, bu kapı, that man, o adam, that house, o ev, that
53:55 computer, o bilgisayar, that boy, o çocuk, that university, o üniversite. Gördüğünüz gibi. This book is very interesting dedik. Bu kitap çok ilginç. That boy is really naughty. O çocuk gerçekten yaramaz. This is a nice house. Bu güzel bir ev. That is a very interesting story. Bu çok ilginç bir hikaye. Gördüğünüz gibi this ve that sadece burada bir işaret sıfatı olarak kullanılabiliyor. Geçiyoruz these ve those 'a. These ve those da bunun çoğulu oluyor. Eğer bahsettiğimiz özne çoğul bir özne ise o zaman bunların başına these ya da those geliyor. Yani bunlar diyorsak these, şunlar veya onlar diyorsak those kullanıyoruz. Yani this girl derken bu kız anlamına geliyor ama these girls dersek bu kızlar anlamına geliyor. These shoes bu ayakkabılar, these
54:44 people bu insanlar, these children bu çocuklar, these chairs bu sandalyeler anlamına gelmiş oldu. Those girls bu etekler, those houses olacak yanlış yazmışız. Bu evler, those computers bu bilgisayarlar, those new dresses bu yeni elbiseler, those animals bu hayvanlar anlamına geliyor. These girls are very intelligent. Bu kızlar çok zeki. Burada are neden geldi? Çoğul olduğundan dolayı. Zaten bir sonraki konumuzda emzarı işlerken bunlardan bahsedeceğiz. Those shoes bu ayakkabılar çok gerçekten pahalı. These skirts are trendy. Yani bu etekler moda. Those chairs are rather old fashioned. Yani bu sandalyeler oldukça demode anlamında bir ifade kullanmış olduk. Evet şimdi gördüğünüz gibi
55:30 zamirlerimiz ve sahiplik sıfatlarımız var. I, ben, you, sen, he, she, it. o anlamında. Tabi erkek için he, bayan için she, cansız ve hayvanlar için it kullanıyoruz. We, biz, they, onlar demek. Bu yanındaki kelimeler de sahiplik sıfatları. Yani I, bense my benim you sen your senin he o his onun she o her onun it o its onun we biz our bizim they onlar their onların. Bunlar her zaman önlerine bir isim alarak kullanılıyorlar. Mesela my life, benim hayatım, her jacket, onun ceketi, their garden, onların bahçesi, his sons, onun oğulları, our football team, bizim futbol takımımız gibi. Gördüğünüz gibi bunlar kendi başlarına kullanılmıyor. Daha çok önlerinde mutlaka
56:18 bir isim barındırıyor arkadaşlar. Devam ediyoruz. Eğer özel isimlerin sahip oldukları şeyleri naninekiyle söylüyorsak. Mesela gördüğünüz gibi Suzan 'ın arabası, Jack 'in ofisi, köpeğin kuyruğu şeklinde söylüyorsak. İsterse kesme işaretiyle, s takısıyla bu şekilde yazabiliriz. Ya da onun anlamını vermek istiyorsak gördüğünüz gibi her car diyebiliriz. Yani Suzan yerine her kullanırım, onun anlamını vermiş olurum ve onun arabası demiş olurum. Jack's office, Jack 'in ofisi yani his ofisi, onun ofisi demiş oluyorum. The dog's tail, köpeğin kuyruğu, onun kuyruğu dersem its tail oluyor gördüğünüz gibi. Eğer çoğul olan bir şeyin naninekini vermek istersem, tabi naninekini biz isimlerde kesme işaretiyle, s ile veriyoruz. Ancak normalde İngilizce'de s takısı çoğul
57:08 yaparken de kullanılıyor. Şimdi the girls dediğimiz zaman kızlar anlamına geliyor. Ama ben buraya tekrar s takısı koyarsam, o zaman telaffuzda bir zorluk çıkacağından dolayı iki tane s takısı koymuyorum. Sadece virgülle ayırıyorum ve kızların üniformaları bu şekilde yazılmış oluyor. The teacher's room, öğretmenlerin odası anlamını vermiş oluyorum. Bakın sadece kesme işareti koymuş olurum. The doctor's union, doktorların birliği ya da sendikası anlamında bir ifade. Eğer benim ismim düzensiz bir isimse, yani düzensiz isimden kastım şu, bazı isimler İngilizce'de çoğul oldukları zaman sonlarını s takısı almazlar. Ondan da bahsedeceğiz ilerleyen konumuzda. Mesela child çocuk demek, children
57:54 çocuklar demek. Ama gördüğünüz gibi sonunda s takısı yok çoğul olduğu halde. Eğer çoğul halinde sonda s takısı yoksa, o zaman sanki tekilmiş gibi kesme işaretiyle tekrar ayırıyoruz. Çocukların oyuncakları demiş oluyoruz. Aynı şekilde people da öyle. People da düzensiz ve çoğul olan bir kelime. People's Republic of China, yani her yerde gördüğünüz PRC kısaltması, Çin Halk Cumhuriyeti anlamındaki ifade. Women's Right, yani kadın hakları anlamında. Burada yine ifademizi görüyorsunuz. Evet, şimdi eğer biliyorsunuz ki Türkçe'de tamlayan ve tamlanan eklerimiz var. İşte kapının kolu, evin bahçesi, Türkiye 'nin nüfusu, kitabın sayfaları. Eğer bahsettiğimiz şeyler insan dışında olan varlıklarsa,
58:40 o zaman tamlayan ve tamlanan da... İNTRO Merhaba arkadaşlar, YouTube kanalıma yeniden hoş geldiniz. Bugün sizlerle çok uzun bir videomuz olacak. Çünkü İngilizce'deki A1 ve A2 seviye İngilizceyi tek bir videoda anlatmaya çalışacağım. İsterseniz vakit kaybetmeden hemen konularımızdan başlayalım. Konulara başlamadan önce tabi ki kanala abone olmayı, kanaldaki videoları beğenmeyi unutmayın. Evet, başlıyoruz. Öncelikle A, N ve The yani İngilizce'de artikel olarak bilinen kelimelerimiz. E
59:29 ve N herhangi bir bir anlamına gelen kelimelerdir. Sesli ve sessiz harfe göre E ve N kullanımı değişir. Gördüğünüz gibi A chair yani bir sandalye, a book, bir kitap, a novel, bir roman, a house, bir ev, a computer, bir bilgisayar. Neden E kullanıldı? Çünkü kendisinden sonra gelen kelimenin baş harfi sessiz harfi olduğu için E kullanıldı. Burada ise gördüğünüz gibi sesli harfle başlayan kelimelerle başladığı için N kullanmış olduk. N umbrella yani bir şemsiye, N engineer, bir mühendis, N apple, bir elma, N orange, bir portakal, N egg, bir yumurta anlamında. Ancak telaffuza göre bunlar şekillendiği için bazen istisnalar ortaya çıkabiliyor. Mesela an hour, bir saat
1:00:16 demek. Burada H kelimesi hour yani H okunmadan telaffuz edildiği için an hour şeklinde söylenmiş oldu. University yani U harfiyle başlamasına rağmen uni şeklinde telaffuz edildiği için sanki Y harfiyle başlıyormuş gibi olmasından dolayı E university şeklinde telaffuzu var arkadaşlar. Şimdi Türkçe'de biliyorsunuz ki güzel bir gün veya kırmızı bir araba dediğimiz zaman burada bir kelimesini ortaya alıyoruz. Ancak İngilizce'de buradaki bir anlamına gelen ya da E ve N kelimeleri her zaman başa geliyor. A lovely day, güzel bir gün derken bakın a lovely day. Kırmızı bir araba derken a red car yani bir kırmızı araba şeklinde yazmış oluyoruz ama biz tabii Türkçe 'ye çevirirken kırmızı bir araba diyoruz. An old table, eski bir masa. A hot country,
1:01:06 sıcak bir ülke gördüğünüz gibi. Şimdi the 'nın kullanımından bahsedelim. The daha çok ortamdaki tek olan ya da tek yani başka olmayan yani ortamda kastedilen nesneden bahsediyorsak o zaman o eşyanın başına the geliyor. Yani genellikle İngilizce'de zaten the 'yı bütün cins isimlerde görmeniz mümkün. The chair, sandalye, the door, kapı, the window, pencere, the garden, bahçe, the cinema, the kitchen gördüğünüz gibi cins isimlerin başlarına the gelebiliyor. İngilizce'de the dediğimiz gibi yeryüzünde tek olarak bulunan şeylerin genellikle başına geliyor. The sky, gökyüzü, the moon, ay, the sun, güneş, the earth, dünya, the Himalayas. Coğrafi terimler bakın Himalayalar, Everest, Nil Nehri, işte
1:01:52 Cinsetti bu tarz şeylerin başına gördüğünüz gibi the geliyor. Müzik aletlerinin de başına her zaman the gelir. The piano, the guitar, the violin, the flute şeklinde. Eğer kişileri soy isimleriyle birlikte çoğul halde söylersek işte Wilson 'lar, işte Smith 'ler, Wilkinson 'lar yani o ailenin tamamını kastederek söylediğimiz zaman başına yine the geliyor. Aynı şekilde ülke değil de millet isimlerini söylediğimiz zaman yine the gelir. The French dersek Fransızlar anlamını vermiş oluruz. Tabii bazı ülkeler başına yine the alabiliyor. Mesela the United States of America, the United Kingdom ya da the Netherlands gibi 3 tane ülke başına the alabiliyor. Ancak normalde ülkeler başına the almaz. Bir de the 'nın en çok kullanılan ve bilinmesi gereken bir alanı bir şeyden ilk defa bahsedilirken e ve
1:02:43 n kullanılır. Çünkü herhangi bir anlamını veren kelime e -en ama the belirli olduğunu gösteren bir ifadedir. Mesela I saw a man at the park. Part'ta bir adam gördüm. Buradaki bir adam herhangi bir adam ya da söylediğim kişinin kim olduğunu bilmediği bir adam. Ama ikinci cümlede the man was wearing a white hat yani adam beyaz bir şapka giyiyordu. Hangi adam? Part'taki adam. O yüzden buradaki adam kelimesinin başına the gelmiş oldu. Burada beyaz bir şapka dedik. Beyaz şapkayı bilmiyoruz. İlk defa bahsediyoruz. Ama şapkadan tekrar bahsedersem gördüğünüz gibi şapka da yine the alıyordu. The hat was really weird. Yani şapka gerçekten tuhaftı anlamında bir ifade oluyor. Devam ediyoruz. İşaret sıfatlarımız this ve that. This bu demek that de şu ya da o anlamında.
1:03:32 Yani biraz daha kendimize göre uzakta olan cisimlere, nesnelere veya şahıslara söylediğimiz şey. This book, bu kitap, this machine, bu makina, this time, bu sefer, this table, bu masa, this door, bu kapı, that man, o adam, that house, o ev, that computer, o bilgisayar, that boy, o çocuk, that university, o üniversite. Gördüğünüz gibi. This book is very interesting dedik. Bu kitap çok ilginç. That boy is really naughty. O çocuk gerçekten yaramaz. This is a nice house. Bu güzel bir ev. That is a very interesting story. Bu çok ilginç bir hikaye. Gördüğünüz gibi this ve that sadece burada bir işaret sıfatı olarak kullanılabiliyor. Geçiyoruz these ve those 'a. These ve those da bunun çoğulu oluyor. Eğer bahsettiğimiz özne
1:04:22 çoğul bir özne ise o zaman bunların başına these ya da those geliyor. Yani bunlar diyorsak these, şunlar veya onlar diyorsak those kullanıyoruz. Yani this girl derken bu kız anlamına geliyor ama these girls dersek bu kızlar anlamına geliyor. These shoes bu ayakkabılar, these people bu insanlar, these children bu çocuklar, these chairs bu sandalyeler anlamına gelmiş oldu. Those girls bu etekler, those houses olacak yanlış yazmışız. Bu evler, those computers bu bilgisayarlar, those new dresses bu yeni elbiseler, those animals bu hayvanlar anlamına geliyor. These girls are very intelligent. Bu kızlar çok zeki. Burada are neden geldi? Çoğul olduğundan dolayı. Zaten bir sonraki konumuzda emzarı işlerken bunlardan bahsedeceğiz. Those shoes bu ayakkabılar çok gerçekten pahalı. These skirts are trendy.
1:05:13 Yani bu etekler moda. Those chairs are rather old fashioned. Yani bu sandalyeler oldukça demode anlamında bir ifade kullanmış olduk. Evet şimdi gördüğünüz gibi zamirlerimiz ve sahiplik sıfatlarımız var. I, ben, you, sen, he, she, it. o anlamında. Tabi erkek için he, bayan için she, cansız ve hayvanlar için it kullanıyoruz. We, biz, they, onlar demek. Bu yanındaki kelimeler de sahiplik sıfatları. Yani I, bense my benim you sen your senin he o his onun she o her onun it o its onun we biz our bizim they onlar their onların. Bunlar her zaman önlerine bir isim alarak kullanılıyorlar. Mesela my life, benim hayatım, her jacket,
1:06:00 onun ceketi, their garden, onların bahçesi, his sons, onun oğulları, our football team, bizim futbol takımımız gibi. Gördüğünüz gibi bunlar kendi başlarına kullanılmıyor. Daha çok önlerinde mutlaka bir isim barındırıyor arkadaşlar. Devam ediyoruz. Eğer özel isimlerin sahip oldukları şeyleri naninekiyle söylüyorsak. Mesela gördüğünüz gibi Suzan 'ın arabası, Jack 'in ofisi, köpeğin kuyruğu şeklinde söylüyorsak. İsterse kesme işaretiyle, s takısıyla bu şekilde yazabiliriz. Ya da onun anlamını vermek istiyorsak gördüğünüz gibi her car diyebiliriz. Yani Suzan yerine her kullanırım, onun anlamını vermiş olurum ve onun arabası demiş olurum. Jack's office, Jack 'in ofisi yani his ofisi, onun ofisi demiş oluyorum. The dog's tail,
1:06:45 köpeğin kuyruğu, onun kuyruğu dersem its tail oluyor gördüğünüz gibi. Eğer çoğul olan bir şeyin naninekini vermek istersem, tabi naninekini biz isimlerde kesme işaretiyle, s ile veriyoruz. Ancak normalde İngilizce'de s takısı çoğul yaparken de kullanılıyor. Şimdi the girls dediğimiz zaman kızlar anlamına geliyor. Ama ben buraya tekrar s takısı koyarsam, o zaman telaffuzda bir zorluk çıkacağından dolayı iki tane s takısı koymuyorum. Sadece virgülle ayırıyorum ve kızların üniformaları bu şekilde yazılmış oluyor. The teacher's room, öğretmenlerin odası anlamını vermiş oluyorum. Bakın sadece kesme işareti koymuş olurum. The doctor's union, doktorların birliği ya da sendikası anlamında bir ifade.
1:07:31 Eğer benim ismim düzensiz bir isimse, yani düzensiz isimden kastım şu, bazı isimler İngilizce'de çoğul oldukları zaman sonlarını s takısı almazlar. Ondan da bahsedeceğiz ilerleyen konumuzda. Mesela child çocuk demek, children çocuklar demek. Ama gördüğünüz gibi sonunda s takısı yok çoğul olduğu halde. Eğer çoğul halinde sonda s takısı yoksa, o zaman sanki tekilmiş gibi kesme işaretiyle tekrar ayırıyoruz. Çocukların oyuncakları demiş oluyoruz. Aynı şekilde people da öyle. People da düzensiz ve çoğul olan bir kelime. People's Republic of China, yani her yerde gördüğünüz PRC kısaltması, Çin Halk Cumhuriyeti anlamındaki ifade. Women's Right, yani kadın
1:08:16 hakları anlamında. Burada yine ifademizi görüyorsunuz. Evet, şimdi eğer biliyorsunuz ki Türkçe'de tamlayan ve tamlanan eklerimiz var. İşte kapının kolu, evin bahçesi, Türkiye 'nin nüfusu, kitabın sayfaları. Eğer bahsettiğimiz şeyler insan dışında olan varlıklarsa, o zaman tamlayan ve tamlanan da... İNTRO Merhaba arkadaşlar, YouTube kanalıma yeniden hoş geldiniz. Bugün sizlerle çok uzun bir videomuz olacak. Çünkü İngilizce'deki A1 ve A2 seviye İngilizceyi tek bir videoda anlatmaya
1:09:04 çalışacağım. İsterseniz vakit kaybetmeden hemen konularımızdan başlayalım. Konulara başlamadan önce tabi ki kanala abone olmayı, kanaldaki videoları beğenmeyi unutmayın. Evet, başlıyoruz. Öncelikle A, N ve The yani İngilizce'de artikel olarak bilinen kelimelerimiz. E
…