0:00 Checkpoint'teyiz arkadaşlar. Checkpointler bizim konuyu özetlediğimiz yerler. Siz neyi yazacaksınız? Söylediğim her şey değil. Sizin için önemli olan yerleri yazacaksınız. Ben zaten bütün konuyu yazdım ama biliyorsunuz ki kara tahta serisi gelecek. Kara tahta serisi için şu anda sizden soruları toplamaya başladım. TYT kısmı için. AYT bittiğinde AYT için de yapacağız. Sizden gelen sorularda ben kara tahtayı açacağım ve size yapamadığınız şeyleri ya da üzerinde takıldığınız, zorlandığınız şeyleri bir daha anlatacağım. Burada bir problem yok. Şimdi checkpint'in mantığı neymiş? Sizin gerçekten tekrar etmeniz gereken yeri yazdığınız yermiş. Tamam mı? Yoksa ben söylediğim her şeyi zaten sizinle beraber yazdım. Şimdi endokrin sistemle
0:46 ilgili konuştuk. Endokrin kana salgı yapan yapılar dedik. Ama bazı endokrin sistem organları karmaabez özelliği gösterebilir. Kanala da salgı yapabilir. Ama bu hormon değildi dedik. Şimdi bir organın hormon salgılaması onu doğrudan endokrin sisteminin bir parçası yapmaz arkadaşlar. Mide de hormon salgılıyor. Gastrin, ince bağırsaklar da hormon salgılıyor. Sekretin, kolestokinin, karaciğer de hormon salgılıyor. Nedir hocam? Evet. Böbreklerle aynıydı. böbrekler daha fazla üretiyordu. Eritropoyetin. Dolayısıyla şimdi ben gidip böbreği endokrin sisteminin bir parçası olarak mı anlatıyorum? Hayır. O ürün sistemin başrol oyunusu. Mide bağırsaklar sindirim sistemin başrol oyuncusu. Aslında her organımız bir uyarıcı
1:33 salgılıyor zaten ama bu onu endokrin sistemin bir parçası yapmıyor. Şimdi hormonlara baktığımız zaman aminoasit yapılı, lipit yapılı, glikoprotein yapılı, protein yapılı olabilir dedik. organik yapısına bağlı olarak hücre zarından girebilir ya da hücredeki reseptörlere bağlanabilir dedik. Ama hangisi ne yapılı, nasıl etkiye sahip ya da nasıl hücrenin içerisine girer ya da reseptöre bağlanır bunu bilmek zorunda değilsiniz. Belli miktarda olması gerekir etki gösterebilmesi için. Fazlası ya da azı metabolik faaliyetlerde birtım problemlere neden oluyordu. Onların da hepsi ile ilgili konuştuk ama kana salgılandığı zaman etkisi uzun süreli fakat yavaştı. Neden yavaştı? Çünkü kanda belli bir değere ulaşması
2:19 gerekiyordu etki gösterebilmesi için. Bazıları belli dokulara özgüydü. Bazıları ise neredeyse vücuttaki tüm hücreleri uyarabiliyordu. Hipotalamusan bahsederken su sıcaklık özelinde konuştuk. sirkadyen itimle ilişkilendirdik. Hipotalamus oksitosin ve ADH üretir. Hipofizin arka lobunda biriktirir dedik. Oksitosin rayim kaslarının kasılmasını sağlıyor. Aynı zamanda sütün basınçla kanallara geçmesini sağlıyor. Anne bebek arasındaki ilişki oksitosin salınımını pozitif yönde etkiliyor. Annenin psikolojisi çok önemli arkadaşlar. Doğum yaptığı evrelerde hiçbir şekilde üzüntü ya da onu böyle derinden etkileyecek negatif bir şey olmamalı. Çünkü oksitosin salgısı etkilenebiliyor. ADH'a baktığınız zaman antidetik hormon
3:06 vazopresin diğer adını da bilmemiz gerekiyor. Damar daraltıcı kan basıncını artırıcı etkiye sahip dedik. Aşırı terleme, susama, sodyum tüketiminin artması, kanama durumlarında ADH salgısının arttığını söyledik. Çünkü antidiuretik hormon böbreklerden suyun geri emilimini sağlayacaktı. Kişi de normalden az salgılanırsa çok fazla idrar çıkışı olacak. hipotonik idrar oluşturacak demiştik. Burada kişi eğer ADH salgılayamıyorsa ya da işte reseptörlerinde bir problem varsa diyabetes insibitus dediğimiz halk arasında şekersiz şeker hastalığı oluşuyordu ama bunların idrarında şeker asla olmuyordu. Bu bir şeker hastalığı değildi. Yine sıcaklıkla ilişkili konuştuğumuzda hipotalamus TRH üretir, hipofizi uyarır. Hipofiz TSH üretir. Tiroid bezini uyarır. Tiroit bezi
3:52 tiroksin üreterek vücut hücrelerini metabolik faaliyetlerini artırıcı şekilde uyararak aslında ne yapar? Sıcaklığın artmasını sağlar. Çünkü mitokondriyal faaliyetler artarsa solunumun arttığı anlamına gelir ve solunum egzotermik bir tepkimedir dedim ve geçiyorum. Hipofiz ön lobundan özellikle salgılanan hormonlar üzerinde durduk. Çünkü arka loptan salgılanan hormonlar zaten hipotalamusla ilişkiliydi. STH burada göze çarpıyordu. Somatotropik hormon, growth hormon büyüme hormonuydu. Adı üstünde büyüme hormon. Neyle büyürüz? Hücre sayısını arttırarak büyürüz. Protein senteziyle büyürüz. protein sentezini arttırır. Yağ yıkımını arttırır. Kan da şekerin yükselmesini sağlar. Yani burada aslında yağsız bir kas kitlesi oluşumunu sağlar demiştik. Kortizolde neydi? Protein de
4:38 yıkılıyordu orada. Büyüme döneminde normalden az salgılanırsa cücelik, normalden fazla salgılanırsa devlik. Büyüme döneminden sonra epifis plakları kapandı. Salgısı arttı. Vücudun uç noktalarında orantısız büyüme görüyordu. El, yüz, ayak kemiklerinde. Bu da akromegali ile ilişkilendirilmişti. Melanosit stimüle edici hormon iştah kontrolü, metabolik faaliyetlerle ilişkili olduğunu düşünüyor bilim insanları. melanositleri uyararak melanin pigment üretimini sağlıyordu. ACH adrenokortikotropik hormon böbrek üstü bezinin kabuk bölgesini uyarıyordu. Öz bölgesi sinirlerle uyarılır. Adrenalin ve norad adrenalin salgılanır. Ama kabuk bölgesi hormonla uyarılır. Kortizol üretimi sağlanır. Aşırı ACh'tta aldosteron da üretilebilir. Prolaktin hamilelik sırasında süt bezlerinin gelişimini ve süt üretimini sağlardı.
5:25 TSH tiroid stimüle edici hormon tiroidleri uyarıyor. Ama ne için? Tiroksin istediği için kalsitonin kandaki kalsiyum oranı ile ilişkiliydi. FSHLH gonadotropinlerdi. Gonatları uyarıyordu. FSH erkeklerde sertol hücrelerini uyarır. Spermatogenezle ilişkilidir. Aynı FSH kadınlarda menstrüel döngüyü başlatıyordu. LH erkeklerde ladyik hücrelerini uyarıyor. Testosteron üretimini sağlıyordu. Aynı LH kadınlarda ovulasyon ve korkustum oluşumunu sağlıyordu. Bu da tamam. Tiroid bezine baktığımız zaman tiroksin ve kalsitonin üretir. Kalsitonin ne zaman devreye giriyordu? Kanda kalsiyum oranı arttığında kandan kemiğe kalsiyum geçişi sağlıyor. Böbrek ince bağırsaktan kalsiyum emilimini azaltıyor. Fosfat atılımını sağlıyordu. Tiroksin TSH
6:11 özelinde üretiliyor. TSH tiroid bezini uyarınca tiroksin salgılanıyor. Bir kişi eğer iyot bakımından yetersiz beslenirse tiroksin üretilemez. Tiroksin üretilemediğinden dolayı TSH'a TRH'a negatif feedback yapamaz. TRH ve TSH miktarı arttığı için tiroid bezini büyütücü yönde etki eder demiştim. Bu da basit guatır olur. Ama burada otoimmün hastalıklar vardı hocam. Graves ve Haşimatu tiroiditi gibi. Gravest'te antikorlar TSH'ı taklit ediyordu. Bu da bezin gereksiz yere tiroksin üretmesine neden oluyordu. Hipertiroidi tablosu oluşturuyordu. Haşimato tiroidinde ise antikorlar tiroid bezini parçalıyor, yok ediyor. Dolayısıyla tiroksin azlığı hipotiroide oluşuyordu. Hipotiroide ve hipertiroideye baktığınızda birini öğren
6:58 diğeri tam tersi mantığı vardı. Hipertiroid tiroksin fazlaysa metabolizma fazla, sıcaklık yüksek, terleme artar, kilo kaybedilir. Asabiyet vardı. ve hastaların %50'sinde egzofalmus görülüyordu. Ama tiroksinin zeka ve iskelet kastemi üzerine de etkisini bilelim. Çocukluk çağında tiroksin miktarının az salgılanması kretenizm denilen hastalıkla sonuçlanabiliyordu. Paratiroid parat hormon salgılıyor. Parat hormonu salgılarken yine kan kalsiyum oranıyla ilişkilendiriyoruz. Yani kalsönün ve parat hormonu salgılanması için hipofizden bir uyarı gelme. Şimdi burada hemen şöyle bir bilgiyi birleştirelim. Biz pankreastan insülin ve glukagon salgılamak için hipofizden bir uyarı bekledik mi? Hayır. Pankreas ve paratiroid bezi bakın pp
7:44 harfi. Bunlar hipofizde uyarılmadı. Paratiroid bezinin parat hormonu da kalsitonin de antagonist olduğu için kaystonin de hipofizden gelen bir uyarıya ihtiyaç duymadığı şeklinde aklımızda tutabiliriz arkadaşlar. Kanda kalsiyum azalırsa paratormon devreye giriyordu. O zaman kemikten kana bu sefer kalsiyum geçişi oluyor. Böbreklerden kalsiyum emilimi artıyor. D vitamin aracılığıyla ince bağırsaktan kalsiyum emilim artıyor. Ama hatırlayın fosfat emilimi azalıyordu. Yani fosfatın atılmasını sağlıyordu. O yüzden normalden fazla salgılandığı durumlarda kalsiyumu alırken, fosfatı atarken böbreklerde kalsiyum fosfat kristalleri oluşabiliyor. Böbrek taşına neden olabiliyordu. Kemikleri zayıflatıyor. Sonuçta kemiğin ana maddesi olan kalsiyumu ondan alıyorsun ve kasların geç tepki oluşturmasına neden oluyordu.
8:30 Normalden fazlası. Bunu da normalden azını öğrendiğinizde algılayabiliyordunuz. Normalden az da nöronlar içerisindeki kalsiyum da kaybolduğunu düşünün. Sodyumlar kafasına göre nöronların içerisine giriyor. Depolarizasyona neden oluyor ve bu da kasların istemsiz kasılmasıyla sonuçlanıyor. Tetani ölümcül olabiliyor. Çünkü neden? Diyaframınızda kas. Kasılı kalırsa nefes alamazsınız. Paratormomekistonin antagonist mekanizmayla çalışıyor demiştik. Böbrek üstü bezine baktım. Medula öz bölgesi, korteks kabuk bölgesi. Öz bölgesi sinirle uyarılır. Adrenalin salgılanır. Adrenalin dediğimizde sempatik aktivitelerden bahsediyorduk. Korku, panik, heyecan durumu. İşte göz bebeği büyür. Solunum artacak, bronşlar genişleyecek, kalp hızlanacak, kan basıncı artacak, kan şekeri yükselecek, kanın pıhtlaşma
9:16 süresi kısılacak. Mide, bağırsak, böbreğe giden kan akımı azalacak. Deriye giden kan akımı azalacak. Kan iskelet sistemine yönlendirilecek. Çünkü bu hormon savaş sıvış hormonu. Kabuk bölgesinden eşeysel hormonlar östrojen, progesteron, testosteron salgılandı. Progesteron östrojen testosteron özelini biz bir daha üreme sisteminde konuşacağız. Ama progesteronla alakalı en önemli şey hamileliğin sigorta hormonuydu. Corpusom tarafından özellikle salgılanıyordu. Endometriyumun kılcal damar bakımından zenginleşmesi ve olası bir hamilelikte embriyonun tutunabileceği hal almasını sağlıyordu. Östrojen endometriyumun mitozunu arttırıyordu. İkincil eşey karakterlerinin oluşmasını sağlıyordu. İşte sesin incelmesi gibi, meme dokusunun oluşumu, kalçanın anatomik yapıya ulaşması gibi görevleri vardı.
10:04 Testosteronda da yine ikincil eşeği karakterler sakal bıyık çıkması, ses kalınlaşması ve kas kitlesinin artması gibi. Kortizol glukokortikoid, aldosteron mineralortikoid. Kortizol karbohidratit protein metabolizması üzerine etkiliydi. Proteinleri yıktı, yağları yıktı ama ne yaptı? Glikoz üretimini sağladı. Kan şekerini yükseltti. Mineral okortikoide baktığım zaman ise sodyum klor geri emilimi potasyumun atılmasında görev aldı. Sodyum nereye giderse su da oraya gider. Fazla salgılanırsa tansiyon yükselir. Az salgılanırsa tansiyon düşer demiştik. Pankreas karma bir bezdi. Hem egzokrin hem de endokrin özelliği vardı. Egzokrin özelliğine sindirim sisteminde
10:49 bahsedeceğiz. İşte asinar hücreler var orada. Ne yapıyor? İşte bikarbonat sindirim enzimleri vesaire üretiyor. Kimden gelen sinyallerle? İnce bağırsaktan ince bağırsak sekretini ve kolistokini salgıyacak. Pankreası uyaracak. O da bikarbonat ve sindirim enzimleri üretip virsun kanalına verecek. Oradan doedonuma geçecek. Bu sindirim sisteminde. Şimdi ne lazım? Langerhans adacıkları var. Kan damarlarıyla bağlantılı. Bu adacıkların içerisindeki alfa ve beta hücreler var. Alfa hücreler glükagon, beta hücreler insülin salgılıyor ve kana veriyordu. Glüagon ne yapar? Düşmüş olan kan şekerini normale yükseltir. İnsülin ne yapar? yükselmiş olan kan şekerini normale düşürür. Bu sayede kan şekeri normal aralıkta tutulur. Kişide eğer otoimmün bir durum varsa, beta adacık
11:34 hücreleri parçalanmış, yok edilmişse, insülin yoksa bu bir tip 1 diyabetes melitus tablosudur. Ancak sedanter yaşama bağlı insülin direnci oluşmuşsa yani insülin duyarlılığı azalmışsa bu da tip 2 diyabete götürüyordu. Tip 1de genetik bir temel vardı ama tip 2 için de genetik değildir demeyecektik. Çünkü bir kişi şeker hastası olacaksa bir şekilde oluyor. Sedanter yaşam bunu hızlandırıyor arkadaşlar. Glükagona baktığımız zaman kan şekerini yükseltir dedik. Nasıl yapıyor bunu? Glikojeni glüoza çeviriyor. Eldeki aminoasitleri ve gliserolleri glüoza çeviriyor ve kana salgılatıyor. İnsülin ne yapıyor? kandaki glikozu alıyor. Depo edebilecek organların içerisine gönderiyor. Glikojen şeklinde depolatıyor. Karaciğer ve kas gibi. Ama mesela beyine giriş
12:22 yaptıramıyor. Nöronlara glukoz aldıramıyordu. Yağ ve protein sentezini arttırır. İnsülin anabolik bir hormondur. Ama eksikliği neydi? Diyabetes mellitus'a sebep oluyordu. Eşeysel bezler karmabez olarak adlandırılıyor. Testis, yumurtalık. Niye? Çünkü hem hormon hem de kanala ürettiği birtım maddelere sahipti. Mesela testisler spermleri kanala veriyor ama testosteronu kana veriyor ya da yumurtalıklar östrojeni kana veriyor. Sekonder ositi kanala veriyor gibi. Timus bezi t lenfositlerin olgunlaşmasını sağlıyordu. Timozin denilen bir madde salgılayabiliyordu. İlerleyen yaşlarda timus bezinin küçüldüğünü söylemiştik. Epifiz bezi deyince akla sirkadyen ritim gelecek. Ama hipotalamus tarafından da arkadaşlar
13:08 desteklendiğini unutmayacağız. sirkadyen ritmin epifiz bezi melatonin salgılar. Melatonin salgısı gece artar, karanlıkta artar arkadaşlar. O yüzden oransal olarak kışın yaz mevsimine göre daha fazla melatonin salgılarız dedik ve burayı da bitirmiş olduk. Endokrin sistemle alakalı çıkmış sorulara baktığınız zaman aslında sizi çok zorlamadığını göreceksiniz ÖSYM'nin. Temelde işte aşağıdakiler hangisi şekeri arttırır, hangisinin temel etkisi budur şeklinde sorular var. Lütfen çıkmışlara bakın arkadaşlar. çıkmış soruları sonraya bırakmayın, sona bırakmayın. Size ne sorulduğunu mutlaka bilerek ders çalışın. Evet, umarım anlaşılmıştır.