0:00 Merhaba sevgili dostlar. Ben Ayşe Tolga. Burada benimle birlikte olmanız benim için gerçekten çok büyük bir mutluluk. Bugün sizlere çok iyi gelecek, yaşamınızı kolaylaştıracak harika bir video ile karşınızdayım. Size yaşamınızda istediğiniz her şeyi yaşamanızı sağlayacak bir anahtar vereceğim. Bir insanın sahip olabileceği en büyük gücün sırını vereceğim. 21. yüzyılda sahip olabileceğiniz en büyük güç ne olabilir? Ya da kaslarınız mı ya da dış görünümüz mü? Hayır, hiçbiri değil. 21. yüzyıla sahip olabileceğiniz en büyük güç beyin gücünüz. Şaşırdınız mı? Ayşe sen de iyice saçmalıyorsun diyebilirsiniz ama şimdi size bir şey sormak istiyorum. Kaçınız zaman şunu yaşamıyoruz ki ya bir odaya giriyoruz ve neden oraya girdiğimizi unutabiliyoruz. Ya da bir sayfa kitap okuyoruz ama ne okuduğumuzu bile hatırlamıyoruz.
0:46 Anahtarımız, cüzdanımız, telefonumuz hatta arabamızı park ettiğimiz yeri unuttuğumuz bile oluyor değil mi? Bazen de isimleri. Bugün tanıştığımız birinin ismini daha 5 dakika geçmeden unuttuğunuzu hatırlıyor musunuz? Merak etmeyin. Bu durumu hepimiz yaşıyoruz. Burada bir sorun yok. Sizde de bir sorun yok. Ama sorunuz inanın şu değil. Benim hafızam kötü demeyin asla. Çünkü durum şu. Hafızanız eğitilmemiş ve şimdi size hafızanızı eğittiğinizde verimliliğinizin böylece vakit kaybınızın azalacağını söylesem vakit kaybetmediğinizde ise yaşam kaliteniz artacak. Şimdi sorarım size 21. Yüzyılın en güçlü insanları kimlerdir? Kasları en güçlü olanlar mı? Kasalarında çokça para olanlar mı yoksa hayır? Güçlü bir beyine
1:31 ve güçlü bir hafızaya sahip olanlar. Çok mu iddialı konuşuyorum ya da anlattıklarım size saçma mı geldi? Valla sizi ikna etmek benim işim değil aslında. Ben istatistiklerle ve verilerle ilgileniyorum. Ve bu veriler bana dünyanın en güçlü insanlarının beyinlerini en güçlü kullanan insanlar olduğunu söylüyor. Bu veriyi ve örnekleri kullanarak sayısız sistem kurguladım. İşte bugün size tüm bunları anlatacağım. Merak edenleriniz buyurunuz devam edelim. Kaçınız daha güçlü bir beyine sahip olmak ister?
2:20 [Müzik] Benim bütün hayallerim gerçek olur. Kitabımda da anlattığım gibi beyin aslında bir mıknatıs gibidir. Ona hangi komutu verirseniz onu çalıştırırsınız. Eğer kendinize "Ben unutkanım" derseniz beyniniz bu programı yükler. Ama benim hafızam çok güçlü dediğinizde beyniniz buna uygun yolları kendisi için açmaya başlar. Evet, bu kadar da basit. Peki neden? Peki nasıl? Peki niçin? Haydi gelin cevaplarına birlikte bakalım. Bugün size pek çok farklı teknik öğreteceğim. Bunlar benim kitaplarımda anlattığım kuantum tezahür metodu eğitimlerimde uyguladığım teknikler. Bu tekniklere sadece hafızanız değil, işiniz, ilişkileriniz, özgüveninize dönüşecek. Nereden mi biliyorum? Kendimden. Haydi şimdi beraberce bir egzersiz yapalım. Ellerimizi sallayalım
3:06 ve olduğumuz yerde zıplamaya çalışalım. Bunu neden yapıyoruz biliyor musunuz? Çünkü beynimizi çalıştırmanın ilk adımı bedenimizi uyandırmak. Çünkü sinir bilimi bize şunu söylüyor. Bedenimiz hareket ettikçe beynimizde BDNF dediğimiz yani brain derived nötropic factor dediğimiz bir salgı salgılanmaya başlıyor. Bu ne demek? Bu beynimizin gübresi yani yeni sinnapslar oluşuyor demek. Öğrenmemiz hızlanıyor, unutkanlığımız azalıyor demek. Dolayısıyla beraberce küçük bir uygulama yapalım. Şimdi ben kalkamıyorum ama siz lütfen kalkabiliyorsanız ayağa doğru kalkın ve dizlerinizi karşı tarafa dizinize doğru dokundurun. Yani bir dirseğinizi alıp karşı dirseğinize, sağ dirseğiniz sol dizinize ve sonra sol dirğinizi sağ dizinize doğru getirin. Bu harekete cross crow yani çapraz e
3:54 yuvarlanma diyoruz. Burada yaptığımız şey şu. Beynimizin sağ ve sol lobunu birbirine bağlıyoruz ve odaklanmayı ne yapıyoruz? Artırıyoruz. Çok basit gibi gözüküyor değil mi? Ama çok basit ama gerçekten beynimizin iki farklı lobunu, sağ ve sol lobunu birbirine bağlanmayı arttıran bir teknik. Peki bunu neden yapıyoruz? Harekette bereket vardır. Biliyorsunuz eskiler bunu bilirmiş. Hareket etmek yeni şeyler öğrenmemizi pekiştiriyor. Peki nasıl? Bedeniniz hareket ettikçe beyniniz yeni yollar açıyor. Vücudunuz hareket ettikçe beyniniz çalışıyor. İşte öğrenme aynen böyle işliyor. Beynimizin mekaniklerini doğru çalıştırırsanız hafızanız size hizmet etmeye başlıyor. Sinir bilemi bu süreci üç temel başlıkla özetliyor. Bir kıvılcım, bir istek, taklit veya
4:41 izlemek, tekrar tekrar yapmak. Yani İngilizce mom modeli, motivation, motivasyon, observation yani gözlem ve mekanics yani tekrar. Motivasyon dediğimizi zaten biliyorsunuz. Yani beynimiz bir şey öğrenmeye başlaması için içsel bir kıvılcıma ihtiyacı var. İşte dikkat eşittir enerji dediğimiz burada. İkincisi ise observation yani gözlem. Öğrendiklerimizin büyük bir kısmına gözlemle başlıyoruz. İnsan beyni sosyal bir beyin. Yani başkalarını izleyerek onların deneyimlerini taklit ederek öğrenebiliyor. Ve üçüncü adım mekanikler. Yani burada da beynimizin nasıl çalıştığını anlamamız gerekiyor. Tekrar tekrar aynı deneyimi pratik ederek ve öğrenmenin mekanik kısmını oluşturabiliriz. Kuantum tezahür metodundaysa ben öğrencilerime genelde
5:26 şunu anlatıyorum. Evet, beynimizin mekanizmasını anlamamız çok önemli. Ancak asıl mesele bu mekanizmayı hayata nasıl uyguladığımız. İşte tam burada kendi tekniğimi devreye sokmak istiyorum. Ben de buna nettir modeli diyorum. Nedir bu? Niyet, dikkat ve tekrar. İşte bu üç başlığı birleştirdim ve net de resmini çıkarttım. Çünkü seneler içerisinde anladığım bir şey var. Beynimiz şu üç koşul altında en iyi ve en kalıcı şekilde öğreniyor. Birincisi bir niyetin olması. İkincisi o niyete odaklı dikkatini vermen. Ve üçüncüsü öğrendiğini tekrar ederek kalıcı hale getirmen. Hadi gel seninle nettir modelini öğrenelim. Niyet. Niyet yalnızca bir yakıt değildir. Niyet bir sözdür. Niyet bir karardır. Niyet bir
6:12 içeriktir. Ben bir tezahür koçuyum ve yıllardır öğrencilerime şunu öğretiyorum. Gerçek dönüşüm sadece zihinsel tekniklerle olmaz. Gerçek dönüşüm dönüşmek istediğiniz gerçekliğe zihninizi hizalamanızla başlar. Çünkü sinir sisteminiz, bedeniniz ve bilinciniz aynı hizaya gelmedikçe hiçbir niyetiniz tutmaz. Tezahürün özü enerjinizi bütünleştirmeyi bilmekte. Gerçek tezahür işte buradan başlıyor. İçeriden dışarıya. Ama şunu bilmeniz gerekir. Zihnimiz sandığınızdan çok daha seçici çalışır. Bilimsel araştırmalar şunu gösteriyor ki beynimize saniyede yaklaşık 11 milyon bit bilgi giriyor. Ama bilinçli zihnimiz bunun sadece 40 ya da 60 bitini işleyebiliyor. Ne demek bu? Yani gerçekliğin %99'undan fazlası zaten
7:00 biz farkında olmadan zihnimiz tarafından filtreleniyor. Peki bu filtreyi kim yönetiyor? İşte burada devreye retiküler aktivasyon sistemi dediğimiz rast giriyor. Beynimizdeki bu yapı hangi bilgilere dikkat edeceğimizi, hangilerini tamamen yok sayacağımızı bizim için belirliyor. Ve bu kararı bilinçli zihnimiz değil odaklarımız, inançlarımız ve bilinçaltı kodlarımız veriyor. Örneğin diyelim ki yeni bir araba modeli beğendiniz. Ben dediniz ki ben böyle bir araba istiyorum dediniz. Ve bir anda daha önce fark etmediğiniz kadar çok sayıda beğendiğiniz, almaya karar verdiğiniz o arabayı sokakta görmeye başlarsınızdır. İşte bu bir tesadüf değildir. Beyin bu bilgiyi önemli olarak işaretlemiştir ve filtrelerini buna göre ayarlamıştır. Aynı mekanizma fırsatları, başarıyı,
7:47 bolluğu ya da tam tersi eksikliği ya da tehditleri algılamanız içinde çalışır. Zihnimiz neye inanırsa beynimiz o inancı doğrulayan gerçeklik kuruntlarını bizlere gösterir. İşte bu yüzden düşünce gerçekliği yaratır sözü sadece ruhsal bir öğreti değil, aynı zamanda sinir bilimsel bir gerçektir. Benim hayatımda da en büyük dönüşüm işte buradan geldi. Zihnimi yeniden yapılandırdım. İnançlarımı dönüştürdüm ve beynimin hangi gerçekliği filtreleyeceğini ben seçmeye başladım. Sonuç fırsatları görmeye, bolluğu hissetmeye ve yaşamın sunduğu sonsuz olasılıkları fark etmeye başladım. Çünkü gerçekliğimiz dışarıdan değil içeriden başlıyor. Zihnini değiştirirse beyninde neyi göreceğini değiştirebiliyor ve hayatın yeni bir
8:32 gerçeğe dönüşüyor. İşte bu yüzden diyorum ki niyet sadece dilemek değildir. Niyet kendi bilincine ve enerjine verdiğin sözdür. O sözü tutarsan evren de sana cevap verir. İkinci aşama dikkat. Dikkat beynin öğrenme için kullandığı en değerli filtredir. Hafıza dediğimiz şey aslında geçmişte dikkatimizi verdiğimiz bilgilerdir. Yani bugün hatırladığınız herhangi bir şey bir zamanlar odaklanarak işaretlediğiniz şeylerdir. Ama modern dünyada dikkatinizi çalmak için sayısız tuzak var. Telefon bildirimleri, Instagram'da karşınıza çıkan saçma video, masanın üstünde duran bir telefon bile bunları sağlayabilir. Biliyor muydunuz? Yapılan bir araştırma şunu gösteriyor. Telefonunuz kapalı olsa bile mesela sadece masala durduğunda beyninizin performansının %20 oranında
9:19 düşüyor. Çünkü beyninizin bir kısmı sürekli olarak az sonra çalabilir mi, mesaj gelir olabilir mi, mesaj gelmiş olabilir mi diye ne yapıyor? Tetikte kalıyor. Ben bunu kendi hayatımda çok net yaşadım. Eskiden sabah uyanır uyanmaz ilk işim telefonuma bakmaktı. Haberler, mesajlar, sosyal medya. Oysa fark etmeden zihnimi daha güne başlarken dağıtıyordum. Sonra bu araştırmayı öğrenince çok şaşırdım ve küçük bir değişiklik yaptım. Telefonumu asla yanıma almıyorum ve masanımın üzerine de bırakmıyorum. Son iki kitabımı yazarken kendime özel bir dikkat rotası oluşturdum. Hep aynı saatte sabahın sessiz zamanlarında kalktım. Mesela 0545'i ya da 6.45 gibi ve telefonumu kapattım. Önce kişisel bakımımı yaptım. Sonra zihinsel bir düzen kurdum. Ve o
10:04 sessizlikte dikkatimi dağıtmadan, dış etkenler beni daha etkilemeden ne yaptım? Oldukça verimli çalıştım. Bunu fark ettiğimde şunu anladım. Mesele daha çok çalışmam değildi. Mesele dikkatimi doğru yere yönetmemdi. Stanford Üniversitesi'nde yapılan bir deney de bunu kanıtlıyor. Bu deneyde gönüllü öğrencileri iki gruba ayırmışlar. Bu iki gruptan biri sürekli olarak multitasking yapanlar. Yani aynı anda birden fazla iş yapanlar. Diğeri ise tek iş odaklı çalışanlar. Sonuçta multitasking yapanların beyni bilgi arasında geçiş yaparken çok daha fazla enerji harcamış ve dikkatlerini toplamaları zorlaşmış. MIT'de yapılan başka bir deneyde ise yine multitasking yani aynı anda birden fazla işi yapmak üzerine. Bu aynı anda
10:50 email atmanız olabilir. Hem konuşmanız hem video izlemeniz aynı anda ders dinlemeniz gibi bir şeyler. Araştırmacılar şunu buldular. Multitasking yapanların öğrenme performansı tek iş yapanlara göre %40 daha düşük. Çünkü beyin her görev değiştirdiğinde 20-2 saniyeye yeniden odaklanma süresi harcıyor. O yüzden diyorum ki tek iş yapın. Multitasking bir verimlilik göstergesi değil. Hafızanızı zayıflatan bir ilüzyon. Süper kahraman olmanıza falan gerek yok. Aynı anda 23 ekranla uğraşmanız sadece üretkenliğinizi değil sinir sisteminizde çökertiyor. Görüyor musunuz? Mesele çok çalışmak değil odaklı çalışmak. Çünkü sinir biliminin söylediği bir şey var. O da diyor ki zihin nereye odaklanırsa
11:35 enerjiniz oraya akar. Peki dikkati nasıl güçlendireceğiz? Çok basit ama etkili üç alışkanlıkla bildirimlerinizi kapatın. Çünkü her bildirim sesi beyninizin dikkatini sıfırlar. Aynı anda birden fazla iş değil, tek iş yapın. Süper kahramanlığa gerek yok. Beyniniz tek odakta çok daha güçlü. Bir ritüel oluşturun. Öğrenmeye başlamadan önce derin bir nefes almak, 2 dakikalık kısa bir meditasyon yapmak beyninize şimdi öğrenme zamanı mesajı verecek. Üçüncü adımımız tekrar. Tekrar olmadan öğrenme olmaz. Sizce öğrendiğiniz bir bilgiyi ne kadar süre aklınızda tutabilirsiniz? Bir gün mü, bir hafta mı yoksa yıllarca mı? Çoğumuz aslında farkında olmadan aynı yanılgıya düşüyoruz. Bir şeyi bir
12:22 kez okuyunca ya da dinleyince onu bildiğimizi sanıyoruz. Oysa beyin işleyişi bambaşka. Sinir bilimi bize şunu net gösteriyor. Tekrar edilmezse bilgi hızla unutulur. Çünkü beyin yalnızca tekrar edilen bilgiyi önemli olarak kodluyor. Bir defa duyduğunuz ise kısa süre sonra siliyor. İşte tam bu noktada devreye unutma eğrisi giriyor. 19. yüzyılda Alman psikolog Herman Ebinghouse hafızanın nasıl çalıştığını araştırıyor ve çarpıcı bir sonuca ulaşıyor. Örneğin bilgi ilk 24 saat içerinde tekrar edilmezse yaklaşık %70 oranında unutuluyor. Yani aslında unutmak beynin varsayılan bir ayarı. Şimdi işin güzel yanı şu: Doğru zamanda
13:07 yapılan tekrarlarla bu kayıp oranını dramatik bir şekilde düşürebiliriz. Peki neden tekrar bu kadar önemli? Çünkü tekrar beynimizdeki nöronlar arasında yeni elektriksel yollar açıyor. İlk kez bir şey öğrendiğinizde nöronlar arasında çok ince ve zayıf bir yol oluşur. Buna sinaptik pekiştirme denir. Eğer bu bilgiyi tekrar tekrar hatırlarsanız bu yol giderek kanunlaşır, sağlamlaşır ve adeta bir oto dönüşür. İşte uzun süreli hafıza böyle ifşa edilir. Tekrar edilmezse bu yollar kapanır ve bilgi kaybolur yani unutulur. Ama mesele yalnızca çok tekrar yapmak değil akıllı tekrar yapmaktır. Yani beynin unutma eğrisini lehimize çevirmek. Peki bunu nasıl yapacağız? Şimdi bilimsel olarak kanıtlanmış basit ama etkili bir yöntem
13:54 vereceğim. İlk gün yeni öğrendiğiniz bilgiyi hemen kısa bir gözden geçirme yapın. Mesela notlarınızı aldıysanız notlarınıza dönün. Özet çıkarın ya da yüksek sesle birilerine anlatın. Ertesi gün bilgiyi tekrar hatırlayın. Bu ikinci temas. Beyninize bu bilgi benim için önemli mesajı verecek. Bir hafta sonra aynı bilgiyi yeniden gözden geçirin. Burada beyninizdeki bağlantılar artık kalınlaşmaya başlamış olacak ve bir ay sonra son bir tekrar yapın. İşte bu noktada bilgi kısa süreli belleğinizden uzun süreli belleğinize taşınacak. Bu yönteme akıllı tekrar tekniği denmekte ve en güzel tarafı da şu: Düzenli tekrar ettiğinizde beyniniz bilgiyi neredeyse kalıcı hale getirecek. Bu videonun sonuna geldik. Şimdi artık öğrendiğiniz
14:40 bilgiyi nasıl hafızanızda kalıcı hale getireceğinizi biliyorsunuz. Ama bu sadece bir başlangıç. Çünkü beyninizin sınırlarını zorlayarak çok daha hızlı öğrenmek, bilgiyi hatırlamak ve kullanmak mümkün. Bir sonraki videomda size dünyanın en önemli hafıza tekniklerinden 6 adımlı BF fest metodini anlatacağım ve bu model öğrenme hazınızı katlayacak. Bugünlük benden bu kadar. Umarım videomu beğendin. Eğer kanalıma hala abone olmadıysan yeni videoları kaçırmamak için abone olmanı, videomu beğenerek izlemesini istediğin arkadaşlarınla paylaşmanı ben senden isterim. Bir sonraki videoda görüşünceye kadar kendine çok iyi bak.
15:39 [Müzik]