Canlıların Ortak Özellikleri | MAARİF KAMPI 3.GÜN #maarif

Merve Hoca www.youtube.com

Kısa Özet

Bu video, canlıların ortak özelliklerini detaylandırmaktadır. Canlıların yaşam döngüleri, hücresel yapı, enerji üretimi, metabolizma, homeostaz, üreme ve adaptasyon gibi çeşitli konular ele alınmaktadır.

  • Canlılar hücresel yapıdan oluşur.
  • Tüm canlılar enerji üretmeli ve bunu metabolizma ile gerçekleştirmelidir.
  • Boşaltım, homeostaz ve üreme gibi diğer özellikler de canlıların önemli unsurlarıdır.

Canlının Ortak Özellikleri

Video, canlıların ortak özellikleri üzerine odaklanıyor. İlk olarak, canlıların hücresel yapıya sahip olması gerektiği ve bu yapının hem tek hücreli canlılarda hem de çok hücreli canlılarda bulunduğu belirtiliyor. Örneğin, bakteriler tek hücreli ve prokaryot yapıda iken, bitkiler ve hayvanlar çok hücreli ve ökaryot yapıda olmaktadır.

Enerji Üretimi ve Beslenme

Tüm canlıların enerji üretmek zorunda olduğu ve bu enerjinin besinlerden elde edildiği vurgulanıyor. Canlılar iki ana gruba ayrılıyor: Ototrof canlılar kendi besinini üretirken, heterotrof canlılar dışarıdan besin almak zorundadır. Ototrof canlılar fotosentez ve kemosentez yoluyla besin üretebilir.

Metabolizma ve Boşaltım

Metabolizma, yapıma ve yıkıma dair tepkimeleri içerir. Canlılar, metabolik reaksiyonlar sonucunda açığa çıkan toksik maddeleri dışarı atmak zorundadır. Bu boşaltım işlemleri, canlıların iç çevre dengesini korumak için gereklidir.

Homeostazi ve Üreme

Homeostazi, değişen çevre koşullarına karşı iç dengenin korunması anlamına gelir. Canlıların üremesi de önemli bir özelliktir. Üreme, hem eşeyli hem de eşeysiz biçimde gerçekleşebilir. Ancak üreme, canlılığın devamı için zorunlu bir özellik değildir; diğer tüm özellikler canlıda bulunmak zorundadır.

Büyüme, Gelişme ve Tepkime

Büyüme ve gelişme, canlıların yaşam sürecinde önemli yer tutar. Tek hücreli canlılar da büyüyebilirler. Uyarılara tepki verme yetisi, canlıların çevreleriyle etkileşim kurmasına olanak tanır. Tüm canlılar, iç ve dış çevresindeki değişikliklere bağlı olarak hareket eder.

Adaptasyon ve Varyasyon

Adaptasyon, canlıların çevre koşullarına uyum sağlama yeteneğidir. Varyasyon, aynı tür bireyleri arasında görülen farklılıklardır ve genetik çeşitliliği sağlamaktadır. Örneğin, kışın beyaz renkte olan kutup ayıları, avlanmak için çevre koşullarına daha iyi uyum gösterir.

Organizasyon Basamakları

Canlılar, organizasyon basamaklarıyla tanımlanabilir. Atomdan başlayarak hücre, doku, organ, sistem ve en son organizma düzeyine ulaşılır. Her düzeyin kendi işlevleri ve özellikleri vardır, bu yüzden işbirliği içinde çalışılır.

Canlıların Ortak Özellikleri ve Virüsler

Bütün canlılarda DNA ve RNA bulunur. Tüm canlılar ATP üretmeli ve protein sentezi gerçekleştirmelidir. Ancak virüsler, cansız özellikler taşıdıkları için canlılar arasında yer almazlar. Virüsler sadece bir hücre içinde çoğalarak yaşam belirtileri gösterirler.

Sonuç ve Test Konuları

Video sonunda canlıların özellikleri ile ilgili sorular ve testler üzerinde duruluyor. Bu bölüm, canlıların özelliklerini daha iyi pekiştirmek için örneklerle detaylandırılıyor. Özellikle, canlıların ortak özellikleri ve virüslerin cansızlığı üzerinde açıklamalar yapılıyor.

Summarize any YouTube video in seconds

Get summaries like this one for any video, in your language, with the free Summ app.

Download on the Apple Store
Get it on Google Play

Transkript

YouTube Transcript Generator

0:00 Arkadaşlar merhaba. Kanalıma hoş geldiniz. 27 Haziran Büyük Maarif Kampı hız kesmeden devam ediyor. 3üncü güne geldik bile. Bugün canlının ortak özelliklerinden bahsedeceğim size ve burada hazırladığım, kullandığım PDF'i WhatsApp grubunda paylaştım. Siz de önden çıktı alarak notlarınızı benimle birlikte tutabilirsiniz ve bu şekilde takip edebilirsiniz. WhatsApp'a hala katılmadıysanız açıklamalar kısmına bırakıyorum. Orada çok güzel sohbet ediyoruz. Duyurular yapıyoruz, PDF'ler paylaşıyoruz. Sizin de katılmanızı isterim. aramıza buyurun gelin. Şimdi arkadaşım tamamen MB müfredatıyla uyumlu, MEB kitabıyla uyumlu bir PDF hazırladım. Özetlerimiz çok güzel. Gönül rahatlığıyla bu özetlerden faydalanabilirsin. Bir kenarda depolayıp saklayabilirsin. Zamanı geldiğinde yine bunlar senin işine yarayacak çünkü.

0:46 Canlının ortak özellikleriyle başlayalım. Şimdi canlı dediğim şey nedir arkadaşım? Bir tek hücreli olan bakteri de canlıdır. Bizim gibi trilyonlarca hücreden meydana gelen gelişmiş bir canlı da canlıdır. Baktığın zaman bu canlının ortak özellikleri dediğimde hem bakteride de olabilsin hem de benim gibi gelişmiş bir canlıda da olsun. Bu özelliklerin hepsi bir canlının üzerinde olmak zorunda. Bir tek şu üremeyi şöyle bir kenara ayırabiliriz. Üreme bireysel bazda yapmak zorunda değiliz. Yani üreme yapmazsam da ölmem. Bir şey olmaz. Ama üremenin dışında kalan o diğer maddeler mutlaka bütün canlılarda olmak zorundadır. Mesela hücresel yapı bütün canlılarda canlılar hücre ya da hücrelerden oluşmuştur. Hücresel yapı zorunludur. Mesela enerji üretmek. Bütün canlılar canlının devamı için enerji

1:32 üretmek zorundadır. Enerjiyi nereden üretiyor? Beslenme. Besinden üretiyor. O zaman bütün canlılar beslenmek zorundadır. Mesela metabolik reaksiyonlar gerçekleşiyor. Bunun sonucunda ne oluyor arkadaşım? Toksik maddeler açığa çıkıyor. Toksik maddeleri dışarı atması lazım. Yani boşaltım yapması lazım. Değişen çevre koşullarına karşı iç çevreyi sabit tutması gerekiyor. Değişen şartlara karşı kendini koruması lazım. Ne diyeceğim? Kararlı iç denge, homeostasinin olması lazım diyeceğim gibi. Arkadaşlar bütün bu özellikler canlıda olmak zorunda. Hadi gelin şimdi içine girelim. Biraz detaylara hakim olalım. Şimdi bir üzerinden anlattım. Şimdi detaylara giriyoruz. Hücresel yapıya sahip olmayla başlayalım. Az önce ne demiştim? Bütün

2:19 canlılar hücre ya da hücrelerden meydana gelir. Canlının en küçük yapısal işlevsel birimine hücre denir. En küçük anlamlı birimimiz hücredir arkadaşım. Şimdi bazı canlılar tek hücreden bazı canlılar çok hücreden meydana geliyor. Ama bundan da önce canlı alemlerini bilmenizi istiyoruz. Bunlar en temel bilgiler. Dikkat dikkat dikkat. Bu sayfada ve sonraki birkaç sayfada anlatacağım bilgiler biyolojinin en temel bilgileridir. Bunu bilemeyenler diğer soruları çözemez. Konular git gide kompleks hale gelecek. O yüzden lütfen beni pür dikkat dinleyin. Şimdi arkadaşım canlı alemlerini de bilmeni istiyoruz. Doğada bizim bildiğimiz şu ana kadar 6 tane alem biliyoruz. Canlı alemlerinde. Keşfedilmemiş pek çok türler var. Belki başka alemler de var

3:05 ama biz 6 tanesini biliyoruz. İlkerden başlayarak sıralamışız. Bakteriler alemi, arkeler alemi, protistler, mantarlar, bitkiler ve hayvanlar alemi. Altı tane alemimiz var. Şimdi bu alemlere baktığımız zaman tek hücreli olanlar, çok hücreli olanlar var. Bunu da bileceksin. Bakteriler alemi ve arkeler aleminin tamamı tek hücreli türlerden oluşur. Tamamı diyorum. Çok hücreli hiçbir türe rastlanmaz. Bunlar tek bir hücreyle yaşamlarına devam ederler. Bunlar bizim en ilkellerimiz. Sonra protista ve mantarlar alemi var. Protistler ve mantarlar da tek hücreli ya da çok hücreli türlere rastlanmaktadır. Tek hücreli de olabilir, çok hücreli de olabilir. Bitkiler ve hayvanlara geldiğimde ise

3:50 bunların tamamı çok hücrelidir. Ne bitkide ne de hayvanda tek hücreli bir türe rastlanmaz. Burası dikkat dikkat dikkat kısmı. Bunu kesin bileceksin arkadaşım. Bakteri ve arkeler tek hücreli. Bitkiler, hayvanlar çok hücreli. Şu arada kalan protitler ve mantarlarımda tek hücreli ya da çok hücreli olabiliyormuş. Bunları lütfen bilelim. Şimdi devam ediyoruz. Hala hücredeyiz. Hücre yapısını konuşacağız. Hücre yapısına göre ikiye ayrılır. Prokaryot hücre, ökaryot hücre. Prokaryot hücre ilkellerin hücresidir. Bakteriler alemi, arkeler alemi prokaryot hücre yapısına sahiptir. Peki hocam nedir bu prokaryot hücre yapısı? Şimdi arkadaşlar bunlarda çekirdek denilen bir yapı yok. DNA direkt

4:36 sitoplazma üzerinde bulunuyor ve bunlar da zarlı organelde bulunmaz. Organel değil ribozom adını verdiğimiz protein sentezi yapan bir yapıları var ama asla zarlı organelleri bulunmuyor arkadaşım. DNA'sı direkt sitoplazmada bulunur. Çıplak bir halde etrafında bir çekirdek. Çekirdek zarı mevcut değildir. Evet. Çekirdeği yoktur dedik. DNA'sı çift zincirli, halkasal ve iki ucu kapalıdır demişiz. Şöyle şeklinde de gösterdik. Zarlı organelleri asla bulunmayacak. Arkadaşlar eskiden biz ribozoma organel diyorduk ama artık organel değil. Ribozom denilen protein sentezi yapan bir yapısı da mevcuttur. Ökaryot hücreye geldim arkadaşım. Ökaryot hücrede DNA çekirdeğin içerisinde bulunur. Bak

5:23 şurada temsili bir resim var. DNA'ımız çekirdeğin içerisinde bulunacak ve bazı görevleri yapmak üzere özelleşmiş organelleri vardır. İşte mitokondri, kloroplast lizozom koful endoplazmik retikulum gibi. Bunlar çokça sayıda. Onları da organeller konusunda anlatacağız. zarlı organelleri vardır. DNA'sı çekirdeğin içerisinde daha korunaklı bir haldedir diyelim. Şimdi bunlar kimlerdir peki? Protistler, mantarlar, bitkiler ve hayvanlar alemi ökaryot hücre yapısına sahiptir. Hemen şurayı çektim. Hatırla bakalım. Tek hücrelilerden bakteriler ve arkelerin hücre yapısı neydi? Prokaryottu hocam. Eee protistler mantarlar bitkiler

6:09 hayvanlar. Bunların yapısı neydi? ökaryot hücre yapısına sahipti. Hocam bunları bilelim arkadaşlar. Evet, şimdi ikinci özelliğimize geçelim. Canlı enerji üretmek zorundadır zaten canlının devamı için. Enerjiyi de nereden üretecek? Besini parçalayarak üretecek. Hücresel solunum reaksiyonlarında besinler parçalanır. ATP enerjisi açığa çıkarılır. O zaman canlı beslenmek zorundadır. Beslenme tipine göre canlıları üç gruba ayırıyoruz. Ototrof canlılar kendi besini kendisi üreten, heterotrof canlılar besinini dışarıdan temin eden hem ototrof hem heterotrof olanlar bunlar süper grup. Böyle ihtiyaçlarına göre hallediyorlar. Öglen örneğini vereceğim birazdan. Şimdi

6:54 ototrof canlar kendi besini kendi üreten dedim iki grup var. Fotosentez, güneş ışığıyla besinini üretenler var. Bir de kemosentez. Bunların olayı bambaşka. inorganik maddeleri oksitleyerek bir enerji üretiyor. Sonra ondan besin üretiyor. Bu kadar detaya burası için gerek yok. İlerleyen konularda anlatacağız. Yani şunu bilelim. Ototrof canlılarda ikiye ayrılıyormuş. Fotootrof ve kemaotrof olanlar. Daha detaylı bilgiyi sonraki konuda vereceğiz. Sonra heterotrof canlılardan az önce söylemiştim. Kendi besinini üretemeyen kim? Hayvanlar grubu kendi besini üretemez değil mi? dışarıdan alır. Mantarlar alemi besinini üretemez. Heterotroftur. Dışarıdan alır. Bunlar dışarıdan alıyorsa tüketiciler ya da

7:40 heterotrof adını alıyor arkadaşım. Holozoik beslenenler ve ayrıştıcı olarak ilk grupta incelenir demişim. Yani etciller otçullar hepciller saprofitler. Bunlar dışarıdan beslenen heterotrof canlılardır. Hem ototrof hem heterotrof örneğime de öglenayı örnek verebilirim. Öglen Öglen tek hücreli protist aleminin bir üyesidir. Tatlı sularda yaşar. Kloroplast organeli vardır. Güneş ışığı varsa besinini sentezleyebiliyor. Ama güneş ışığı yoksa karanlıktaysa dışarıdan hazır olarak da temin edebiliyor. Hem ototrof hem heterotrof davranabiliyor diyelim. Evet. Şimdi beslenmeyi de bitirdik kardeş. Nereye geldik? Beslendik zaten amacımız neydi? Enerji üretmekti. Besini

8:26 parçalarken enerji açığa çıksın. Bunu istiyorum. Bütün canlılar ATP enerjisini üretir ve tüketir. Bu sirkülasyon sürekli devam eder. Hücre sürekli enerji üretip tüketir. ATP enerjisi depolanamaz. Hücreden hücreye nakledilemez. Dolayısıyla her hücre kendi içinde bunu gerçekleştirmek zorundadır arkadaşım. Peki ATP enerjisini biz hangi olaylarda kullanıyoruz? Oo! Kasların kasılması, sinirsel iletim, büyüme, gelişme, üreme, hücrenin bölünmesi, daha pek çok olayda aktif taşıma gibi olaylarda ATP enerjisinden yararlanıyoruz. Bence burası çok önemli. Bu çok soruluyor. ATP enerjisi de hangi olaylarda kullanılır diye bunları not alabiliriz. Ayrıca sentez reaksiyonları mesela protein

9:12 sentezliyorum, yağ sentezliyorum, polisakkarit sentezliyorum. Vücudumdaki gerçekleşen anabolik olaylarda, sentez olaylarında yine ATP enerjisini kullanacağım. Evet, burası için de bu kadar bilgi yeterli. Geldim metabolizmaya. Vücudumuzdaki yapım ve yıkım tepkimelerinin tamamına metabolizma denir. Metabolizma genç insanlarda hızlıdır. Yaşlı insanlarda yavaşlamıştır. Bunu hepimiz az çok biliyoruz arkadaşım. Evet. Şimdi bir anabolizma ve katabolizma tanımlarını yapalım. Bu kelimeleri de bilmen gerekiyor. Yapım olaylarına anabolik olaylar diyeceğiz. Anabolizma diyeceğiz. Yıkım olaylarına da katabolik olaylar, katabolizma diyeceğiz. Şimdi yapım dediğim şey ne olabilir arkadaşım? Küçük bir şey, küçük şeyleri birleştiriyorumdur. Büyük bir şey elde ediyorumdur. Sentez yapıyorumdur.

9:58 Vücutta hücre içerisinde bir reaksiyon yapacağım. Buna anabolik olay denir. Yapım olayı denir. Fotosentez, kemosentez yapım olayıdır. Protein sentezi, yağ sentezi yapım olayıdır. Küçük şeyler birleştirilerek büyük bir şey elde ediyorsam bu bir yapım olayıdır. Evet. Katabolizma dedi nedir? Yıkmaktır. Bu sefer büyük bir şeyi küçülteyim. Mesela proteini parçalayayım amino asitlerine kadar ayırayım işte ya da ne bileyim yağı parçalayayım. Yağ asidine ayırayım. Hücresel solunum reaksiyonları olur, fermantasyon tepkimeleri olur. Bunlar da yine katabolik olaylardır. Küçültüyorsam katabolik, büyütüyorsam sentez yapıyorsam da anabolik diyeceğim. Burası için de bu kadarı yeterli. Y neymiş? Bütün canlılarda metabolizma varmış mı? Metabolizma dediğim şey yapım ve yıkım olayları. Zaten bütün

10:44 hücrelerde bakteride de yapım ve yıkım olayları var. Bakteri de protein sentezliyor. Bakteri de proteini parçalıyor. Ya da işte hücresel solunum yaparak ATP üretiyor. Değil mi? Yapım ve yıkım reaksiyonları sürekli devam ediyor. Bir tek hücrelide de çok hücrelide de fark etmeksizin hepsinde metabolizma var. [homurdanır] Sonra devam ettim. Neye geldim? Boşaltma. Vücudumuzdaki metabolik reaksiyonlar sonucunda açığa çıkan toksik, zararlı, zehirli maddelerin hücreden ya da vücuttan uzaklaştırılması işlemine tahliye edilmesine boşaltım denir. İnsanlar nasıl boşaltım yapıyor? İdrar atımıyile boşaltım yapabiliriz. Üre atarız dışarıya ya da terleme yoluyla yine toksin maddeleri dışarı atabiliyoruz. Veyahut nefes verme yoluyla karbondioksit gazını dışarı veriyorum. Bu da bir boşaltım

11:30 yöntemidir. O zaman idrar oluşturma, nefes verme, terleme gibi olaylar neymiş? Boşaltım olayına örnekmiş. İnsan üzerinden örnek verdim ama bitkilerde de bu olabilir. Bitkilerde de yine yapraklardan terleme yapılarak ne yapıyor? Boşaltım yapılabiliyor arkadaşım. Tek hücreliler de boşaltım yapar. Tek hücreliler de nedir? Adam zaten tek bir hücreden oluşmuş. Zardan dışarıya boşaltım maddesini atar. Yani tek hücrelilerde zar yoluyla atılır. Bizim gibi çok hücreli de mesela idrar yoluyla, nefes verme yoluyla, terleme yoluyla atılabilir. Bitkide terleme yoluyla atılabilir diye düşünebilirsin. Ama bütün canlılarda metabolik reaksiyonlar olduğu için, toksik maddeler açığa çıktığı için hepsinde boşaltımda ortaktır. Bakteri de boşaltım yapar, ben de boşaltım yaparım. Hepimiz de ortak diyeceğiz. Geldim homeostasiye.

12:17 Homeostasinin türkçesi kararlı iç denge demek. değişen çevre şartlarına karşın iç ortamı kararlı bir yapıda bulundurmak. Yani mesela benim işte kan pH'ım kaç benim, senin hepimizin 7,4. Bunun 7,4'te kalmasını sağlar vücut. Ya da işte ne diyelim başka? Ağız ortamın nötr nötr olmasını sağlayacak. İşte kan şekerinin belli bir seviyesi var. O seviyede tutmayı sağlayacak. Bu şekilde ortam şartları değişse bile o iç dengenin bozulmasını engelliyor vücut. O zaman ne diyoruz buna? Homeostasi, kararlı iç denge diyoruz. Bakalım ne demişiz tanımına? Canlıların değişen çevre koşullarına karşı iç dengelerini kararlı tutması yaşamsal öneme sahiptir. Buna homeostitesi diyoruz demişim. Hücrelerdeki su miktarının korunması mesela atıkların vücuttan uzaklaştırılması. Boşaltım yapmak yine

13:03 homeostası örneğidir. Vücut sıvılarında asit baz dengesinin korunması. Vücut sıcaklığının normal seviyede tutulması. Ha mesela vücudumuzun sıcaklığı nedir? 36.6'dır. Hocam ne yapacak? O o sıcaklıkta tutmak zorundayım. Çok sıcak. Yaz günlerinde aşırı sıcak oluyor bazen. Hemen ne yapıyor? Vücut terleme yaparak kendisini soğutuyor. Homeostasiyi sağlamış oluyor yani diye düşünebilirsin. Evet. Bunların her birisi homeostasi örnekleridir. Tamamdır. Nereye kadar geldik? Üremeye kadar geldik arkadaşım. Canlıların neslini devam ettirebilmek için kendisine benzeyen yeni canlılar oluşturmasına üreme denir. Şimdi eşeysiz üreme ve eşeyli üreme olmak üzere iki ayrılıyor. Eşeysiz üremede tek bir ata

13:49 canlıdan, tek bir ana canlıdan yeni yavrular dünyaya gelir. Genetik çeşitlilik yoktur. Dolayısıyla atacanlının tamamen aynısı yeni yavrular dünyaya gelecektir. Pekala kimlerde görülür? Bir defa tek hücreli canlılar yani bakteriler aleminde, arkeler aleminde görülür. Sonra işte protistadan o muhteşem üçlüyü bilin. Amip, paramesyum, öglena da görülür. Eee, bitkilerde eşeysiz üreme yine görülebiliyor. Eşeyli üreme de görülür, eşeysiz üreme de görülüyor bitkide. Ya dalını kopardın, ne yaptın? Koydun bir yere, çimlendirdin. Bu bir eşeysiz üremedir mesela. Ya da kökünden, gövdesinden, yaprağından bir parça aldın, ektin, yeni bir bitki oldu. Bunlar eşeysiz üreme olacak. E ve omurgasız hayvanlarda da yine eşeysiz üreme görülür. Eşeyli üremede iki tane

14:35 ata canlı var. Dişi ve erkek bireyin üreme hücrelerinin birleşmesiyle döllenme olayıyla meydana gelen yeni canlılar, yeni canlılar oluşur. Tabii ki bu yeni canlılar genetik olarak çeşitlilik kazanmıştır. Buna da eşeyli üreme denir. Yine bitkiler ve hayvanları örnek verebiliriz arkadaşım. Omurgalı hayvanların tamamı bitkilerin yine bazıları çoğusu diyelim çoğusu eşeyli üreme yapar. Daha fazla burada detay vermemize gerek yok. O sonraki konularda daha detaylı olarak anlatacağız. Biz şu an burada sadece canlının ortak özelliklerinden bahsediyoruz. Yani üreme davranışı da canlıların ortak özelliğidir. Ama giriş kısmında söylediğimi unutma. Bir canlı üreme yapmadı diye ölmez. Yani üremek her canlının yapması gereken zorunlu bir şey değildir. Bak diğer bütün maddeler

15:21 zorunlu. Hepimizde olmak zorunda ama üreme zorunlu değil. Yani ben çocuk doğurmadım diye ölmeyeceğim. canlılığımı etkilemez. Onu da söyleyelim. Şimdi geldik başka bir ortak özelliğimize. Büyüme ve gelişmeye. Tek hücreli de büyür arkadaşım. Çok hücreli bizler zaten büyüyoruz biliyorsun. Mesela hocam tek hücrelinin büyümesi nasıl olur? Aha sana tek hücre yeni doğmuş. Bu ne yapıyor? Bir süre sonra hacimce büyüyor değil mi? Hacmi arttı. Buna ne denir? Büyüme diyeceksin. Tek hücreli de zaten dikkat et. Eğer sayı artışı varsa iki tane olduysa bundan bu üremedir. Sakın üremesiyle büyümesini karıştırma. Neymiş? Tek hücreli hacimce artış varsa buna büyüme diyormuşuz. Bizdeki olay ne? Bizde de aynı. Hacimiz artsın, boyumuz, kilomuz artsın. Bak büyümüş bebek.

16:07 Kocaman kız olmuş. İşte buna büyüme denir. Tamam, çok Türkçe. Ama gelişmeyi sakın karıştırma. Gelişme bambaşka bir şey. Büyümeyle birbirine karıştırılıyor bazen. Gelişme bir organın işlevsellik kazanması. Mesela bebek doğar doğmaz büyüyemez, değil mi? Kasları ancak 1 yaşında gelişecek. Beyincik yapısı 1 yaşında gelişecek. Ancak 1 1,5 yaşında yürümeye başlar. Dengesini sağlamaya başlar. Ya da gözleri 40 gün sonra tam olarak görmeye, ayırt etmeye başlayacak. Ya da üreme dönemi ne zaman geliyor? Ergenlikten. Ergenlik döneminden sonra ancak üremeye başlayabilir, değil mi? Üreme sistemi ancak o zaman gelişiyor. Yani organların işlevsellik kazanmasına gelişme diyoruz. Büyüme ile gelişme birbirinden farklı. Buraya dikkat edelim. Ne demişim?

16:52 Bebeğin 1 yaşlarında yürümeye başlaması ya da işte 2 2,5 yaşlar yaşlarında ancak tuvalet eğitimi veriliyor değil mi? Onun öncesinde ne yapıyor? Eee, idrar idrarını yapacak kasları daha gelişmediği için, henüz tutamadığı için zaten altına yapıyor bebek. Ama bir süre sonra kasları geliştiği için artık tutabiliyor. Kakasını da, çişini de tutabilir hale geliyor. Bu tabii bebekten bebeğe değişir. Genetik faktörler etkilidir. 2,5 yaştan 3,5 yaşa kadar o değişebilir aralığı. O yaşlarda ancak idrarını, kakasını tutabilir hale geliyor ve o zaman tuvalet eğitimi veriliyor. Yine bu da gelişme ile alakalı bir durum. Evet, büyüme ve gelişmeyi de bitirdik arkadaşlar. Şimdi tepkiden, hareketten bunlardan da bahsedelim. Biraz sonlara geldik. Organizmaların iç ve dış çevrelerinde

17:37 meydana gelen değişimlere uyarı denir. Uyarılara verilen e etkiye de tepki denir diyelim arkadaşlar. Tam cümleyi de toparlayamadım. Homeostasiyi sağlamak için bu yarılara karşı oluşturulan cevap ha oluşturulan cevaba da tepki denir. Uyaranlara karşı oluşturduğumuz cevaba tepki denir. Bitki köklerinin suya doğru büyümesi de bir tepkidir arkadaşlar. Ögleranın güneş ışığına doğru yönelmesi tepkidir. Mesela tehlike anında kaçma hareketi yine tepkiye örnek verilebilir. Köpekten kaçıyorsak tepki veriyoruz demektir. Bunun yanında size hareketten de bahsetmek istiyorum. Map kitabında doğrudan bir başlık altında göremedim ama ara böyle cümlelerde gördüm. Şimdi arkadaşlar bütün canlar hareket eder dediğimizde yanlış bir cümle değil aslında. Ya hocam şimdi nasıl oluyor?

18:24 Bitki hareket ediyor mu? Ya illa aktif hareket aklına gelmesin. Pasif hareket dediğimiz hareket türleri de mevcut. Mesela bitkilerin yaptığı hareketler pasif harekettir. İşte ne yapıyor? Kökleri toprağın derinliklerine doğru gidiyor. İşte ne bileyim ay çiçeği güneşe doğru dönüyor. Ya da işte açılıp kapanma açılıp kapanan o çiçekli bitkiler var bilirsiniz. Bazen açar yapraklarını bazen kapatır falan. Bu tarz pasif hareket eee türlerini örnek verebilirim. Tamam mı? Aktif harekette mesela bizlerin çizgili kaslarla yaptığı hareket aktif hareket. Mesela bir yerden bir yere konumunu, konumumuzu değiştiriyoruz. Buna aktif hareket diyebiliriz. Ya da bazı tek hücrelerde kamçıl, sil, yalancı, ayak gibi yapılar var. Bunlarla da yine aktif hareket gerçekleştirilir. O zaman ne diyormuşuz? Hareket bütün canlılarda ortakmış. Tabii

19:11 bitkiler pasif hareket yapıyor. İşte hayvanlar aleminde aktif hareket var. Olabilir. Pasif ya da aktif hareket türleri olabilir. İkiye ayrılır. Yani mesela bütün canlılar aktif hareket eder dersem yanlış. Böyle bir cümle yanlışa gider. Buraya dikkat. Ama canlılar hareket eder dedi mi doğru bir cümle. Pasif ya da aktif hareket türleri vardır diyeceğiz arkadaşım. Evet geldik adaptasyona. Bir de varyasyon diye bir tanımımız var. Bu ikisinden de bahsedelim. Genetiğin ve çevrenin etkisiyle aynı türün bireyleri arasında görülen farklılıklara varyasyon denir. Aynı türden kelebeklerin kanatlarındaki desen farklılıkları, insanlardaki göz renginin farklı olması, farklı farklı olması bunlar nedir? Varyasyondur. Bir çeşitliliktir diyebiliriz arkadaşlar. Genetik varyasyonların kaynağı

19:56 mutasyonlar ve eşeyli üremedir. Genetik varyasyonlar tabii ki kalıtsaldır. Nesilden nesile aktarılabilir. Genetik olmayan varyasyon da olabilir. Mutasyonun açığa çıkmıştır. Ama üreme ana hücrelerinde değilse, vücut hücrelerinde olmuşsa nesilden nesile aktarılmaz. Yani genetik olmayan varyasyon da olabilir. Varyasyon aslında türkçesi çeşitlilik demek arkadaşlar. Mesela köpek ırklarını düşünün. Hepsi birbirinden farklı farklı farklı renkler ve desenleri oluyor. Bunlar işte varyasyondur. Tür içi çeşitlilik de vardır arkadaşım. O zaman neymiş? Genetiğin ve çevrenin etkisiyle aynı türün bireyleri arasında görülen çeşitliliğe varyasyon denir diyeceğiz. Bir de adaptasyondan bahsedelim. Asıl meselemiz zaten adaptasyon. Canlıların hayatta kalma şansını ve üreme şansını

20:42 arttıran yavrulara aktarılan kalıtsal özelliklere bak. Nesilden nesile aktarılıyor. Dikkat et. adaptasyon denir. En şey örneği, bütün biyolojiler aynı örneği verir. Kutup ayılarının beyaz renkli olması arkadaşım. Eee, kutup ayıları avlanacağı zeminde, o bembeyaz zeminde kendileri de beyaz olduğu için daha rahatlıkla avına yaklaşabilir. Ama orada bir şey düşünün. Boz ayı olur mu? Orada kahverengi bir ayı bembeyaz deminin üzerinde avlanması sıkıntıya girer, değil mi? Zaten onlar orada tutunamamışlar. Beyaz renkli kutup ayıları ortama adapte olmuş diyeyim. Mesela çöl ortamına gidelim. Bir de develeri konuşalım. Develer uzun süreli böyle aç ve susuz bir şekilde yolculuklara dayanabiliyorlar. Ne yapıyor? Çünkü bol miktarda hör gücünde

21:28 yağ ve su depoluyor ve bu şekilde ortama adapte oluyor. Yine devenin o ayak yapısı kumlara batmadan daha rahat ilerlemesini sağlıyor. Bu bir adaptasyondur. İşte kirpiklerinin uzun uzun olması o kum fırtınalarından koruyor. Bir adaptasyondur. Yine çölde hemen kaktüs geldi aklıma. Kaktüsün yaprakları iğne şeklini almıştır. Adaptasyondur. Yaprak su kaybına sebep olur. Çöl ortamında su kaybetmemek için kaktüsün yaprakları diken şeklini almıştır. Bu da bir adaptasyon örneğidir. Yine onun o etli su depolayan gövdesi de eee adaptasyona örnektir. Ne yapıyor? Zaten çöl ortamına yılda birkaç kez yağış düşer. Düştüğü anda depolanır. Su depolanır ve yıl boyunca azar azar kullanılır. Bu şekilde o ortama adapte

22:13 olmuştur. Evet, bu kadar örnek yeter herhalde. Başka örnekler de yazmışım buraya. Bu kalemunun renk değiştirmesi olabilir. Su kuşlarının ayak parmaklarının perdeli olması. Yine bunlar da diğer adaptasyon örnekleridir. Adaptasyon kalıtsaldır. Dikkat et. Varyasyonda da arkadaşlar eee genetik varyasyonlar da kalıtsaldır. Bunu da söyleyebiliriz. Şimdi organizasyon basamağına geldik arkadaşlar. Organizasyon en Türkçe haliyle anlatalım. Organizasyon ne demektir? işbirliğiyle çalışma demektir. Arkadaşlar biz bakın sistemlerimiz var, dokularımız, organlarımız var. Hepsi işbirliğiyle çalışıyor. Kalbin atışı işbirliğiyle, işte kan dolaşımı işbirliğiyle, kirli kanın toplanması, temiz kanın dolanması falan hepsi işbirliği. Hücreler işbirliğiyle çalışıyor. Ya da ne bileyim hormon

22:59 üretiliyor, hipofiz bezinden ilgili yere gidiyor. Reseptöre bağlanıyor. Organlar birbiriyle haberleşiyor. Hücreler birbiriyle haberleşiyor deyip işbirliğiyle çalışıyor. Buna biz organizasyon diyoruz. Ya hocam tamam bizde var da tek hücrelide var mı? Tek hücrelide de organizasyon vardır. O da kendi içindeki yapılarla organize bir şekilde eee yoluna devam eder. Yani organizasyon tek hücrelerde de çok hücrelerde mevcuttur. Tek hücrelerde şu hücre basamağına kadar mevcuttur. atom, molekül, organel hücre bunlar bir araya gelir. En son hücreyi oluşturuyor. Hücreler bir araya gelerek dokuları, dokular organları, organlar sistemleri ve organizmayı oluşturuyor. Bizim gibi sistemleşme, organlaşma olan canlılarda biz de organizma masamana kadar gidiyoruz. Ama tek hücrelerde sadece şu

23:45 hücreye kadar olan kısım vardır. Tabii onlarda doku yok arkadaşım. Tek bir hücre bile olsa yine orada da DNA emir verir. Protein sentezi yapılır. Mesela DNA'dan şifre gider. Ribozomda protein sentezlenir. Bak DNA ribozom işbirliği ile çalışıyor. Enzimler işbirliğiyle çalışıyor. Tek bir hücre olsa bile onun içinde de kendi içinde bir işbirliği mevcuttur. Yani organizasyon mevcuttur. Biz de zaten çok organize canlılarız. dokularımız, organlarımız her birisi bir işleyişle, düzenli bir işleyişte organizasyonla gidiyor. Evet. Tek hücreli canlılarda da, çok hücreli canlılarda da hücre içi ve hücreler arası yapılar birbiriyle organize bir şekilde uyum içinde çalışır. Buna da ne denir? Organizasyon denir. Evet,

24:31 canlının diğer ortak özellikleri diye yazmışım. Bunları da mutlaka bilelim. Özellikle sorularda zaten bunlardan geliyor. O yüzden böyle bir kenara topladım arkadaşım. Şimdi bunlar da canlıların ortak özelliğidir. Bütün canlılarda DNA ve RNA bir arada bulunur. Bütün canlılarda DNA ve RNA bir arada bulunur. Bulundurmak zorundadır. ATP üretmek ve tüketmek az önce yine söylemiştik. Fosforilasyon ve defosforilasyon biyolojideki adı. Bunlar da arkadaşım canlıların hepsinde ortaktır. Düfüzyon. Düfüzyon canlı cansız bütün ortamlarda görülebilir. Canlılarda difüzyon ortak ama protein sentezi ribozom adı verilen yapıda arkadaşlar gerçekleşiyor. Bütün canlılarda ribozom vardır ortaktır. Aktif taşıma, glikozun yıkılması yani

25:17 parçalanması. Hücresel solunum olaylarında ATP üretirken glikoz parçalanır. Bütün canlılarda ortaktır ve fazlasının depo edilmesi de bütün canlılarda ortaktır. Enzim sentezleme bütün canlılarda ortak. Metabolik reaksiyonlar biliyorsunuz enzimlerin varlığında gerçekleşiyor. Enzim protein kökenli bir yapıdır. Proteinleri de ribozom sentezliyor. Dolayısıyla bütün canlılarda ribozom var, enzim var, protein var. Bunları bileceğiz. Mutasyona uğramak da bütün canlılarda ortak bir özelliktir. Çünkü bütün canlılarda DNA var. DNA varsa DNA'da mutasyon oluyor zaten. Bütün canlılar mutasyona uğrayabilir. Uğrayacak demiyoruz bak. Uğrayabilir. Canlıların ortak özelliğidir diyoruz. arkadaşım. Şimdi geldik virüslere arkadaşlar.

26:04 Virüsler ne canlı ne cansız. Yaşar, ne yaşar ne yaşamaz diye bir kitap vardı. Aklıma o geldi. Şimdi arkadaşlar virüsler öyle yapılar ki canlılara hiç benzemeyen özellikleri var. Aslında benzeyen özellikleri de var gibi. Şimdi bunu konuşacağız. Zaten konumuz bunu anlatıyor bize. Arkadaşlar virüsler mesela DNA ya da RNA'dan sadece birini bulunduruyorlar. Az önce ben canlının ortak özellikle ne demiştim? Bir canlının canlı olabilmesi için DNA'sını ve RNA'sının mutlaka olması lazım. İkisinin birden olması lazım. Virüsa bakıyorsun ya DNA'sı var ya da RNA'sı var. Sadece birisi var genetik materyal olarak. Mesela bu özelliğiyle canlıdan ayrılıyor. Sonra bunlarda bir hücre zarı yapısı yok. Halbuki bizim bildiğimiz bütün canlılar hücre hücre hücre veya hücrelerden oluşmuştu. Bunda böyle bir

26:50 hücre yapısı yok. Sadece bir protein kılıfı var. Hücre zarı gibi bir yapısı mevcut değil. Ribozomu yok. Boşaltım yapmıyor, beslenme yapmıyor, ATP üretmiyor. Bak hiç alakası yok canlıyla. Canlıda olan özelliklerin neredeyse hiçbiri bunda yok. Bunlar zorunlu hücre içi parazittirler diyoruz. Bu ne demek? zorunlu hücre içi yani bir hücreyi bulacak onu enfekte edip içeriye girecek ki ancak o zaman çoğalabilsin sayısını arttırabilsin cansız bir ortamda, dış ortamda, hücre dışı ortamda tamamen kristalize halde binlerce yıl bekleyebiliyor ve hiçbir canlılık özelliği göstermiyor. Yani bunun canlanması için bir hücrenin içine girmesi lazım arkadaşım. O yüzden zorunlu hücre içi parazittir. Hücreyi

27:37 bulursa onu enfekte edip onun içine girerse ancak o zaman canlılık belirtileri gösterebiliyor. Bak şimdi çok değişik bir şey bu. Yani dışarıda binlerce yıl kristalize halde bekledi. Ancak bir hücreyi bulduğu zaman ona enfekte ederse canlılık belirtileri gösterdi. Bakalım başka özellikleri nelermiş. Her canlıda görülen hücre zarı, sitoplazma, ribozom gibi temel yapılar bunda yoktur. Enzim sistemleri ve metabolizması bulunmaz. Beslenmez, boşaltım yapmaz. Hücresel solunum yapmaz. ATP üretmez. Aktif hareket edemez. Bak bu da güzel bilgi. Aktif hareket edemez. E hocam bize nasıl bulaşıyor diyeceksin belki. Şimdi şurada zaten çok küçükler. Normal hücreden kat be kat küçükler. Normal ışık mikroskobunda görünemiyorlar. Elektron

28:23 mikroskobunda ancak görülüyorlar arkadaşlar. Mesela o havada asılı halde kalabiliyor. Diyelim ki burada birisi hapşurdu gitti buraya virüslerini saçtı. Ben de burada nefes alıyorum. Nefes alırken o hava yoluyla içeriye giriyor. Kendisi hareket etmiyor arkadaşım. Ama o nefes alma yoluyor. O hava sirkülasyonuna gelip senin burnundan içeriye girebilir. Üst solunum yollarına yapışıp ondan sonra enfeksiyonu başlatabilir. Evet. Hast hastalığa sebep olabilir. Konak hücre dışında kristalize olur. Virüsler zorunlu. Hücre içi parazittirler ve canlı grubunda değerlendirilemezler. Bir ara form olarak düşünebiliriz. Asla canlı demiyoruz. Cansız da demiyoruz. Bak ara form bir şey diyoruz. Söyledik zaten canlıya benzeyen ve benzemeyen özelliklerine. Soru gelirse bu şekilde gelebilir. Canlıya benzemeyen özelliği

29:10 neymiş? Boşaltım yapmıyor. Ondan sonra DNA ve RNA bir arada ikisini birden bulundurmuyor. Ha canlıya benzer özelliğe bir tanesini bulunduruyor ama ikisi birden yok. eee, boşaltım yapmıyor. Üremeyi ancak hücre içerisinde sayısını arttırıyor. Dış ortamda zaten cansız tamamen gibi bu özellikleri kıyaslayarak söyleyebiliriz arkadaşlar. Evet, konu anlatımımızın sonuna geldik. Şimdi kitabımızda, testlerimize kaldığımız yerden devam edelim. Kitabımızdaki soruları çözmeye devam ediyoruz. En son testda kalmıştık. Konumuzda canlıların ortak özellikleri. Hemen birinci sorumla başlıyorum. Bir canlıda metabolizmanın varlığı durumlarından hangileriyle doğrudan ilişkilidir? Metabolizma neydi? Yapım artı yıkım olaylarıydı. Hemen bir bakalım. Hücresel bir yapının bulunması.

29:56 Evet, doğrudan ilişkilidir. Çünkü bir hücrede yapım ve yıkım olayları birlikte görülür zaten. Doğrudan bir ilişki var. İki, enerji dönüşümlerinin sağlanması. Bu da olur. Enerji molekülümü hatırlıyor musun? ATP'yi mesela ne oluyordu? ADP'ye bir fosfat takıyorduk. ATP oluyordu ya da ATP'den bir fosfat eksilttiğin zaman, koparttığın zaman ADP oluyordu. O zaman bunlar da bir yapım yıkım olayı değil mi? Evet. Metabolizmayla doğrudan ilişkilidir. Enerji dönüşümlerinin sağlanması. 3. Kimyasal tepkimelerin gerçekleşmesi demiş. Ya zaten ne diyoruz? Yapım olayı, yıkım olayı. Bunlar kimyasal tepkimedir. Aynı zamanda doğrudan ilişkilidir arkadaşım. Uyarılara karşı davranış geliştirilmesi. Şimdi bir uyarı alacağım. Ona karşı bir davranış geliştireceğim. O davranıştan önce de metabolizmam vardı ve devam

30:43 ediyordu. Davranış daha sonra gerçekleşen bir faaliyet. O yüzden bunu alamıyorum. Doğrudan ilişkilidir diyemem. Böyle bir yorum çıkmaz. Cevabım ne oldu? 1 2 3. Denizli oldu. İkinci sorumuzu çekelim. Terlemiş bir adam görüyorum. İnsanda terleme yoluyla su ve mineral kaybının gözlemlenmesi aşağıdakilerden hangisine kanıt oluşturur? Terleme burada nedir arkadaşım? Boşaltım da yapıyor. Aynı zamanda boşaltımı alabilirim. su ve mineral kaybı dediği için boşaltım. Mesela şey de verebilirdi. Terlemeyi, homeostasiyi sağlamak noktasında da verebilirdi. Çok sıcak bir yaz gününde adam terlemiştir. Hangisi olabilir falan dese o zaman homeostasiyi sağlamak da diyebilirdik ama burada doğrudan su ve mineral kaybı var. Hangisi olabilir diyor. Boşaltım diyeceğim zaten.

31:29 Diğerlerinin hiç alakası yok gördüğün gibi. 3ün soruya geldim. Aşağıdakilerden hangisi canlıların ortak özelliklerini belirlemede kullanılabilecek en uygun ölçüttür? Şimdi bir şıklara bakalım. Yaşam alanı. Yaşam alanına göre ben canlıyı özelliklerini belirleyebilir miyim? Hayır. Bir yaşam ortamında onlarca tür var. Farklı tür var. Böyle bir ortak özellik belirlemede öne çıkacak bir şey değil. Zaten bunu alamam. Hücresel yapı hareket biçimi görünür. Büyüklük beslenme kaynağı. Şimdi baktığın zaman biz canlıları belirlemek için zaten ilk konuda bahsettik. Hücre en önemli ölçüttü. Prokaryot ve ökaryot hücreden bahsetmiştim. Yani hücresel yapı canlılığın ortak özelliklerinden birisidir. Bunu alabilirim. Hareket biçimleri ortak değil alamıyorum. Görünür büyüklük böyle bir sınıflandırma

32:15 zaten yapamam alamıyorum. Beslenme kaynakları farklı farklıdır. Buna bakarak bir ortak özellik alamıyorum ama hücresel yapıya bakarak kesinlikle alırım. Hücresel yapı bütün canlılarda ortaktır. Canlının ortak özelliğidir. İşte kendi içinde prokaryot hücre, ökaryot hücre diye ayrılır. Cevabım Bursa olacak. En uygun ölçüt bu. 4. soruya geldim. Bir canlıda özelliklerinden hangilerinin birlikte gözlenmesi canlıda metabolizmanın var olduğunun göstergesidir. Metabolizma neydi? Yapım ve yıkım. Birinci öncülü alırım o zaman. Yapım tepkimelerinin gerçekleşmesi olur. Yıkım tepkimelerinin gerçekleşmesi olur. Enerji dönüşümlerinin sürdürülmesi. Hemen az önce şurada anlatmıştım. Bak enerji dönüşümü neydi? ADP, ATP dönüşümüydü. Fosfat takıyorum, fosfat çıkartıyorum.

33:01 Bunlar yapım yıkım olaylarıdır. O halde metabolik olaydır. Direkt bunu söyleyebilirim. 3'ü alıyorum. 4. Kalıtsal bilginin nesillere aktarılması. Bunu yapım, yıkım, metabolizma içerisinde değerlendiremeyiz arkadaşım. Burada bir üremeden bahsediyor. Doğrudan metabolizmanın var olduğunun bir kanıtı değildir. Dolaylı etkileri olabilir ama biz doğrudana bakacağız. Öyle yapım yıkım yok. Burada kalıtsal bilginin aktarılması başka bir şey. Bir de şey de düşünebiliriz mesela metabolizma. Virüslerde metabolizma var mı? Yok. Virüs canlı grubunda bile değil ama hücre içine girdiği zaman DNA'sının kopyalarını çıkartabiliyor. Yani nesilden nesile kendi genini aktarabiliyor mu? Aktarıyor. O zaman baktığın zaman illa da bir metabolizma olması da şart değil. Bak buradan da düşünebiliriz. O yüzden 4'ü alamıyorum. Cevabım ne oldu? 1, 2 ve 3 oldu. 5.

33:49 soruya geldim. Bir öğrencinin virüsleri canlı kabul etmemesinin temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir? diyor. Virüslerin canlı olarak kabul edilmemesinin en temel gerekçesi zaten bir hücresel yapıya sahip olmamasıdır. Hücre zarı yoktur, sitoplazması yoktur. Belirgin bir hücre yapısı yok. Zar yerine bir protein kılıfı var. beslenmiyor, boşaltım yapmıyor. Temel özellikler yok zaten. Enerji üretebilmeleri demiş. Zaten virüs enerji üretemez. ATP üretim mekanizması yok. Kendi başlarına çoğalamamaları. Şimdi bu doğru bir bilgi ama en temel bilgi olamaz. Genetik materyal taşımamaları demiş. Genetik materyal taşıyabilir bu arada DNA ya da RNA'dan bir tanesini bulunduruyor arkadaşım. Çevreye uyum sağlayamamaları yine bu en

34:36 temel bir faktör olamaz. Bu arada çevreye uyum sağlama noktasında mutasyonda geçiriyorlar aslında. Tam da doğru bir ifade de değil. Hücresel yapıya sahip olmamaları. Hah, aradığım şeyi buldum. En temel ölçütüm olursa olsa bu olur. Belirgin bir hücresel yapı yok. Zar yok, sitoplazma yok, hiçbir şey yok. Metabolizma yok. Cevabımız E şıkkı oldu. Bitkilerde büyümenin sınırsız olması. Bu arada bu bilgiyi bir verelim. Bitkilerde büyüme sınırsızdır. Sürekli bölünme görülebiliyor zaten. Ama hayvanlarda büyüme sınırlıdır arkadaşlar. Büyüme sınırlıdır. Bunu söyleyebiliriz. Bitkilerde büyümenin sınırsız olması özelliklerinden hangilerinin bir sonucu olarak açıklanabilir? Bölünme şıklarına bakacağım. Bölünmeye dair bir şey bulmam

35:22 lazım. Bazı hücrelerin farklılaştıktan sonra bile tekrar bölünebilmesi. Evet. Bu benim için açıklayıcı bir sonuç olur, bir kanıt olur. Yani bölünmeye devam ediyorsa sınırsızlık için sınırsız olmasını ifade eder. Hücrelerin ömür boyunca bölünmeye devam edebilmesi. Tamam zaten bunu söylüyor. Aldım. Büyümenin yalnızca gelişme dönemine özgü olması. Büyüme sınırsızdır diyoruz zaten. Bak bu cümleyi alamam. Bu ilk cümleyle çelişiyor zaten. Büyümenin yalnızca gelişme dönemine özgü olması değildir. Sınırsızdır. Büyüme sürekli olur arkadaşım. Bitkilerin bazı bölgelerinde sürekli yeni hücrelerin üretilmesi. Hah, bu da büyümenin sınırsız olduğunu bir ispatıdır benim için. Cevabımız o zaman 1, 2 ve 4 oldu.

36:08 Denizli diyebiliriz. Evet, devam ettik. Şöyle hala test tondayız. 7. soruma çektim. Bir derin nefes alayım. Bir öğrencinin yaptığı aşağıdaki gözlemlerden hangisi homeostasi kavramına örnek oluşturur? Burada ayçiçeğin güneşe doğru yönlenmesini vermiş. Buna olsa olsa tepki deriz. Hatta yönlenme davranışında pasif harekete örnek verebiliriz. Hayvanın avcıdan kaçması tepkiye örnektir. İnsanın terleyerek serinlemesi demiş. Hah, az önce bir yerde anlatmıştım zaten. Bunu homeostasimizi korumak için yapıyoruz. Vücudu soğutmak için yapıyoruz. Cevabımız Ceyhan. Hücrenin bölünerek çoğalması üremeyile alakalı. DNA'nın sitoplazmada olması prokaryot, ökaryot kavramları ile alakalı zaten.

36:53 Homeostasiye örnek oluşturmaz. Cevabım Ceyhan oldu. O zaman 8. soruya geldik. Bir öğrenci incelediği bir mikroorganizmanın uzun süre boyunca bölünmediğini ve yeni bireyler oluşturmadığını fark ederek bu varlık üremediği için canlı değildir çıkarımını yapmıştır. Bu sonucun canlıların özellikleri bakımından bilimsel olarak yetersiz kalmasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir? Üremenin yalnızca eşeyli olması. Zaten bu şıkkı alamam. Üreme sadece eşeyli değil. Eşeysiz üreme diye bir üreme de var zaten. Bu gitti. Üremenin her zaman gözlenememesi. E üreme her zaman zaten gözlenecek bir davranış değil. Ancak uygun büyüklüğe geldiğinde üreme yapabilir. Ama biz ne diyoruz? Bu özellik bakımından yetersiz kalması. Yani şu bağlamda

37:39 değerlendireceğiz. Bu konuştuğu şeyin üzerine bir yorum çıkartacağız. Bunu alamıyorum. Üremenin canlılık için zorunlu olmaması. Hah bunu alırım. Size zaten konuya girişte açıklamıştım. Bir yerde. Dedim ki üreme canlılar için zorunlu değildir. Üreme yapmazsam ölmem. Diğer ortak özelliklerin hepsi bende olmak zorunda. Bir tek üreme eee canlıda bireysel anlamda olmak zorunda değildir. Üreme yapmadı de hiçbir canlı ölmez. Üremenin canlılık için zorunlu olmaması C şıkkını kabul edebilirim. Bundan dolayı yetersiz kaldı zaten öğrencinin söylediği o cümle. Üremenin enerjiye bağlı gerçekleşmesi demiş. Ne alakası var? Bu canlı zaten enerji üretiyor sürekli. Canlıda enerjiyle alakalı bir eksiklik yok zaten. Alamam. Üremenin çevresel faktörlerden etkilenmesi. Buna dair zaten elimizde bir bilgi yok.

38:26 Çevresel faktörden mi etkilenmiş? Genetik faktörlerde mi bir bozukluk var, bir mutasyon var? Bilmiyorum. Verdiği soruda o cümle bağlamında en uygun şıkkı arıyorum. O yüzden E şıkkını da alamazsın. Cevabım Ceyhan oldu arkadaşım. Şimdi yukarıya çektim. Bir de 9. soruya bakalım. Böyle çeşit çeşit köpekler görüyoruz. Ne güzel. Bunu gördüğün zaman varyasyonu yapıştırıyorsun arkadaşım. Aynı tür içindeki bu çeşitlilik kazanma haline ne diyorduk? Varyasyon diyorduk. Türkçesi çeşitlilik demek. Genetik varyasyonlar da olabilir, genetik olmayan varyasyon da olabilir. Aşağıdaki görsel ile bir tür içindeki genetik çeşitlilik farklı köpek ırkları üzerinden verilen örnekle gösterilmiştir. Bir popülasyonda gözlenen varyasyon aşağıdakilerden hangisinin kanıtıdır?

39:13 Metabolizmanın varlığı. Ya bunu alamazsın. Bütün canlılarda metabolizma var. Bu köpeklerin hepsinde metabolizma var. Homeostasi bütün canlıların ortak özelliği. Enerji kullanımı bütün canlıların ortak özelliği. Genetik çeşitliliğin bulunması. Hah bunu alabilirim. Zaten burada anlattığımız şey çeşitlilik. Varyasyondan bahsediyorum. Cevabı buldum. Denizli oldu. Organizasyonun gelişmiş olması bütün canlılarda görülür zaten. Burada anlatılan şey bu değil. Cevabı teyit ettik. Denizli oldu. 10. soruya geldim. Bir biyolog laboratuvar ortamında incelediği organizmada aşağıdaki olaylardan hangisini doğrudan gözlemleyemese de metabolik yan ürünleri analiz ederek organizma hakkında bir çıkarımda bulunabilir? Güzel ve düşündürecek bir soru arkadaşım. Şimdi

39:59 öyle bir şey olsun ki bunların içinde bir metabolik atık olsun. Tamam mı? Metabolik yan ürünler olsun diyor. Bir şey çıksın açığa. Şimdi tepki süresi dediğim şey belli belirsiz bir şey. Tepki süresine göre ben metabolik yan ürünü belirleyemem. Böyle bir şey yok. Hareket yönüne göre metabolik yan ürünü belirleyemem. Bak buradaki ana fikrimiz şu. Metabolik yan ürünü olan bir şey olsun. Tamam mı? Enerji üretimi. İşte bunu alabilirim. Şimdi metabolik yan ürün nedir? Mesela ben hücresel solunum yapıyorum. Oksijenli solunum yapıyorum. Karbondioksit gazını nefes verme yoluyla dışarıya atıyorum. Metabolik yan ürünüm karbondioksit. Enerji üretirken attığım o atıktan, metabolik yan üründen analiz edilebilir mi? Edilebilir. Bak uygun

40:44 geldi. Yaprağın dökümü bir olmaz. Belirsiz davranış değişimi olmaz. Bu şıkların arasına baktığın zaman en mantıklı, en kulağa yakın zaten enerji üretimde metabolik yan ürün, yan atık CO2 olabilir. O zaman cevabımız Ceyhan olur. Ötekilerde buna dair hiçbir fikrimiz yok arkadaşım. Evet, test 11'e geldik. 1. soruyla başlıyoruz. Aşağıdaki tabloda canlılarda görülen bazı metabolik olaylar verilmiştir. Anabolizma mı, katabolizma mı bizden yerleştirmemizi istiyor? Hemen şöyle yaklaştırdım. Oksijenli solunda ne yapıyordu? besini parçalıyorduk. Parçalama tepkiler tepkimelerine ne diyorum? Katabolik tepkimeler. Katabolizma diyorum. Buna K'yı yazabiliriz. Fotosentez adı üstünde sentez nedir? Yapım olayıdır. Yani

41:30 anaboliktir. Üzerine A'yı yazıyorum. Nişastanın sindirimi. Sindirim ne demek? Küçültmek, parçalamak. O zaman bu nedir? Kataboliktir arkadaşım. Protein sentezi. Bak sentez dedi. Sentez. Küçük şeyleri birleştirdim. Bunlara biz anabolik olay, yapım olayı diyoruz. Fermantasyon. Fermantasyon tepkimelerinde ilerleyen konularda göreceksiniz. Fermantasyondan da besin kısmen parçalanır. Yine bir küçültme işlemi olarak düşünebilirsin. Buna da katabolizma diyeceğiz. Glikoz sentezi demiş. Yine sentez yapıyorum. Buna da A'yı yazalım. Anabolizmalara hangisini dedik? 2 4 6 dedik. Hemen anabolizma 2 4 6. Diğerine de 1 3 5 kaldı. O halde cevabımız Ceyhan oldu arkadaşım. İkinci soruyu çektim. Bir

42:18 hayvanda yer alan yapılarının organizma oluşumuna katılan organizasyon düzeylerine göre en basitten en karmaşağa doğru sıralamasını yap demiş arkadaşım. Şimdi ne yapıyorduk? İşte en küçük birim atom, molekül, hücre diyorduk. Hücreler bir araya gelerek dokuları oluşturuyor. Dokular bir araya gelerek organları oluşturuyor. Organlar bir araya gelerek sistemleri oluşturuyor. En sona organizmayı oluşturuyoruz. Şimdi bu sıralamayla bir bakalım. Burada bir zar demiş. E hücreden önce hücrenin zarını alırım diye düşünebilirsin. Hücre zarını 1'e koyalım. Hücreyi 2'ye koyalım. Hücreler bir araya gelsin. Dokuları oluştursun. 3'e koydum. Sonra dokular organları oluştursun. Beyini 4e attık. En son sistemleri oluşturacak. Bunu da 5'e

43:03 atmış oldum. Sıralamaya şöyle bir bakacağım. 1 2 4 diye devam eden şık. 1 2 4 5. Evet, E şıkkında gördük arkadaşım. Şimdi şöyle yukarı çekelim. 3. sorumuzu bulalım. Kocaman bir paragraf. Şöyle bir derin bir nefes alayım. Okur nefesimiz yetmiyor. Öğle yemeğinde tükettiğiniz makarna yapısında çok sayıda karbonhidrat molekülü içerir. Milletçe makarnayı seviyoruz. Sindirim sistemi boyunca ilerleyen bu büyük moleküller daha küçük yapı taşlarına ayrılır. Ortaya çıkan bu küçük moleküller ince bağırsaktan kana geçerek hücrelere taşınır. Hücrelere ulaşan bu maddelerin bir bölümü enerji gereksinimini

43:48 karşılamak amacıyla oksijenli solunum tepkimelerinde kullanılır. İhtiyacımızın fazlası olanlar depo polisakkaritlere dönüştürülerek saklanır. Daha uzun süreli depolanması gereken kısmı ise yağ dokusunda biriktirilir demiş. besinin vücuttaki yolculuğunu anlatmış. Makarnayı aldın yedin. Bunu diyor önce küçük parçalara ayıralım. Sonra bu kan dolaşımına geçsin. İhtiyacımız olduğu yerde solunum reaksiyonlarını kullanıp ATP üretelim. İhtiyacımız olmayanları önce polisakkarit olarak depolayalım. Eğer daha da elimizde varsa artıyorsa bu sefer yağa dönüştürüp yağ olarak depolayalım. Paragrafın özeti bu. Yukarıda verilen metinde metabolik olaylardan hangilerine ait örnekler yer almaktadır? Organik bileşiğin inorganik maddelere dönüşmesi var mı? Var

44:33 arkadaşım. Önce ne yaptım? Karbonhidratı aldım. Sindirimle parçaladım. En küçük yapı taşlarını ayırdım. Sonra hücresel solunumda onu inorganiğine kadar parçaladım. Bu olay var. Birinci olayı alabiliyorum. Öncülü alabiliyorum. Büyük organik bileşiklerin yapı taşlarına ayrılması. Evet zaten karbonhidrat olarak aldım. Yapı taşlarına glikozlara kadar parçaladım. Bunu da anlatmıştı. Alırım. İnorganik maddeden organik madde sentezlemek. Hadi oradan. Biz bitki miyiz? Fotosentez mi yapıyoruz? Bak inorganikten organik burada sentezlenmez. Bunu yapan canlılar ototrof canlılardır. Makarna yiyen canlılar inorganikten organik sentezleyemez. Tamam mı? Bizim yaptığımız şey ne? Organik besini almak. Onu parçalamak. En küçük hale getirmek.

45:19 Sonra hücresel solunum reaksiyonlarında oksijenle yakıyoruz. İnorganik madde açığa çıkarıyoruz. Şöyle daha anlaşılır olsun. Biraz nefes alarak anlatayım. Organik maddeyi aldım. Hatta şöyle diyeyim. Şöyle biraz yaklaştırayım. Bak şimdi kompleks organik maddeyi aldım. Ya da işte polisakkariti aldım, karbonhidratı aldım. Bunu önce sindirim yolunda ne yapıyorum? Sindirim yaparak bunları küçük organik maddelere, basit organik maddelere çeviriyorum. Basit organik maddeye. Sonra bunu ne yapıyorum? Hücresel solunum reaksiyonunda kullanıyorum. inorgane kadar parçalıyorum. İnorganik dediğim şeyin işte karbondioksite kadar suya kadar parçalıyorum demek. Tamam mı? O zaman bizler organik maddeden inorganik

46:06 maddeye kadar parçalayabiliyormuşuz. Evet zaten bunu yapıyoruz ama inorganik bir maddeyi sıfırdan alıp da organik bir madde besin sentezleyemiyorum. Bunu fotosentez kemosentez yapanlar yapıyor. Ben yapamıyorum. O yüzden 3üncü öncülü alamadım. 4. Küçük organik bileşiklerden büyük organik bileşiklerin sentezlenmesi. Bunu da alırım. Az önce ne demişti? Elimizde fazladan kaldıysa polisakkarite çevirip depolarız dedi. Paragrafta diyor. Bak bunu ne yapmıştım mesela? Glikozlarım vardı fazladan elimde. Bunları birleştirerek neye çevirdim? Karaciğerimde depolamak üzere glikojene çevirdim. Yani küçük organikten büyük organik bileşik yaptım. Kenarda depoladım. O zaman olur mu? Olur arkadaşım. O halde cevabımız 1, 2 ve 4 oldu. Evet 3 elemiştik zaten. Denizli

46:53 oldu. Devam ki 4. soruya geldik. Canlılara ait ortak özellikler dikkate alındığında kapsamı en geniş olan özellik hangisidir? Oksijenli solunum, doku oluşumu, heterotrof beslenme, boşaltım yapma, eşeyli üreme. Şimdi boşaltım yapma bütün canlıların ortak özelliğidir. O zaman en geniş kapsamlı olan budur. Oksijenli solunum çoğu canlı yapar ama bazıları yapmaz. Doku oluşumu bakterilerde yok. Heterotrof beslenme, ototroflar dahil değil. eşeyli üreme, eşeysiz ürenler var gibi düşünebilirsin. Kapsamı en geniş olan, en fazla canlıda görülen, daha doğrusu bütün canlılarda görülen şey boşaltım yapmadır. Cevabım Denizli oldu arkadaşım. 5. soruya geldim. Aşağıdaki özelliklerden hangisi

47:39 tek hücreli bir organizma olan amip ile çok hücreli bir organizma olan insan için ortak bir özellik olarak kabul edilebilir? Amiple insanın ne alakası var? Amip beyinli insanlar var ya arkadaşlar. Şimdi amip ve insanın ortak noktası olsa olsa birisi protist aleminin üyesi birisi de hayvanlar aleminin üyesi. Her ikisi de nedir? Ökaryot hücre yapısına sahip canlılardır. Birisi tek hücreli birisi çok hücreli. Ortak noktası ökaryot hücre falan olabilir. Bir bakalım neymiş. Ortak özellik kabul edilir. Hücre sayısını arttırarak büyüme demiş. Bir defa amip tek hücrelidir. Hücre sayısını arttırırsa üreme yapmış olur. Büyüme yapmış olmaz. Yani o yüzden [boğazını temizler] ortak değil. Embriyonik gelişim gelişme amip de yok zaten. Dok oluşumu amip de yok. Hücrede

48:26 çekirdek bulundurma. Hah ikisi de ne demiştik? İkisi de ökaryot demiştik. Dolayısıyla ikisinin de DNA'sı çekirdekte bulunur. Olsa olsa bu olur. Başka bir ortak noktamız yok. Prokaryot hücreli olmaz. Zaten prokaryot değiliz. Ökaryotuz. Eee bunu da alamıyoruz. Cevabımız D şıkkı oldu arkadaşım. Evet 6. soruya geldim. Şöyle bir küçülteyim. Aşağıdaki görselde bir bakteriofajın prokaryot hücrede gerçekleştiği enfeksiyon süreci aşamalar halinde gösterilmiştir. Bakteriofaj nedir? Bakteriyi enfekte eden virüse bakteriofaj denir. Gider bakteri hücresine tutunur. Ordunun zarından genetik materyalini içeriye sokar ve bakteriyi kontrol altına alır. Orada çoğalır. Burada da bunun döngüsünü

49:13 anlatmış. Tutunma ve hücre içine girme demiş. Kopyalamaya başladı kendisini. yeni virüs parçalarını üretti. Virüs parçaları birleşti ve bakteri hücresini parçalayarak ortalığa saçıldı. Evet, üreme döngüsünden bahsetmiş. Bu süreçle ilgili hangisi yanlıştır? Bakalım. Virüs konak hücreye tutunduktan sonra genetik materyalini hücre içine aktarır. Birinci aşama bu. Konak hücrenin metabolik sistemleri virüse ait nükleik asit ve proteinlerin sentezinde kullanılır. Aynen. Bakterinin her şeyinden faydalanıyor. Virüsün genetik materyali konak hücrenin kromozomuna entegre olarak uzun süre pasif halde kalır. Bak buna dair bir fikrim var mı? Bir bilgim var mı? Öyle bir şey zaten söylememiş. Entegre halde pasif şekilde

49:59 durmuyor. Aksine girdiği anda aktifleştiriyor kendini. Olgunla oluşan yeni virüs parçaları hücre içinde birleştirip olgun virüsler haline getirilir. Parça da var zaten. Sürecin sonunda konak hücre parçalanarak yeni virüslerin dış ortama yayılması da sağlanır. Tamam bu da zaten şeklimizde var. Doğrudur. Sıkıntı yok. Cevabımız Ceyhan oldu arkadaşım. 7. soruya geldik. Hastanelerde yapılan ölçümlerde kan şekeri için sağlıklı kabul edilen belirli bir aralık vardır. Örneğin açlık kan şekerinin değeri yaklaşık 70 ilile 110 miligram arasında olması beklenir. Bir kişide ölçülen kan şekeri bu aralıkta ya da bu değerlere yakın olduğunda vücudun iç dengesinin korunduğu söylenir. Ölçülen değer ile olması gereken değer arasındaki bu uyum denge olarak bilinir demiş. Bunun anlamı nedir diyor arkadaşım? Tabii ki ne

50:45 diyeceğiz? Homeostasi diyeceğiz. Kararlı iç denge diyeceğiz. belli eşik değerlerinde olması gerekiyor. Vücudumuzun o aralıkta tutulması gerekiyor. Buna homeostasi diyebiliriz. 8. soruma geldim. Kelebekler yumurta, larva, pupa ve yetişkin evrelerinden oluşan başkalaşım süreci geçirir. Larva evresinde birey yoğun şekilde beslenir. Hücre sayısı artar, belirgin bir büyüme görülür. Pupa evresinde ise dışarıdan besin alınmaz. Larva döneminde depolanan maddeler kullanılarak dokuları yeniden düzenlenir ve gelişim ön plandadır. Yetişkin evrede büyüme büyük ölçüde tamamlanmış olup birey üreme faaliyetlerine yönelecektir. Tamam. Detaylı anlattı. Bu bağlama göre

51:31 kelebeklerde başkalaşım süreci ile büyüme ve gelişme ilişkisi hakkında aşağıdaki ifadelerden hangisi söylenemez? demiş. Larva evresinde büyüme hücre sayısındaki artışla gerçekleşir diyor. Tamam. Doğru. Pupa evresinde büyüme sınırlıyken gelişimsel değişimler belirgindir. Paragrafta bunu söylemişti. Aynen bunu anlattı. Yetişkin evrede büyüme büyük ölçüde durur. Üreme ön plana çıkacaktır. Güzel. Paragrafla doğru gidiyoruz şu an. Başkalaşım sürecinde büyüme ve gelişme evrelere göre farklılık gösterir. Zaten bu farklılıklardan bahsetti. Alabiliyorum. Tüm evrelerde büyüme ve gelişme aynı düzeyde, aynı biçimde gerçekleşir demiş. Yanlış. Tüm evrelerde büyüme ve gelişme

52:18 aynı düzeyde değildir. İlk evrede büyüme ön plandaydı. İkinci evrede beslenmeyi durduruyordu mesela. 3üncü evrede üremeye yöneliyordu. Her evrenin kendine has bazı özellikleri vardı. Kesinlikle aynı düzeyde değildir. Cevap zaten ben yanlışım diye bağırıyor burada. E şıkkı oldu arkadaşım. Evet test 12. 1. soruya geldik arkadaşlar. Günümüzde sınıflandırma bilimi canlıları 6ı alemde incelemektedir. Bu alemlerin içinde yer alan canlıların hücre sayıları ve hücre yapıları birbirinden farklılık gösterir. Bize böyle bir tablo vermiş. Tabloya göre de hangisi yanlıştır diyor. Tüm tek hücreli canlılar prokaryottur diyemeyiz. Çünkü mantarlar aleminde ve protist aleminde tek hücreli canlılara da rastlanmaktadır. Ökaryot tek hücrelerde vardır. Birinci öncülüm yanlış. 2.

53:05 Ökaryot olan canlıların tamamı çok hücrelidir demiş. Yo az önce söyledik ya mantarlar aleminde, protista aleminde tek hücreli canlılar da vardır. E bunlar ökaryottur. Ökaryotlarda tek hücreli de vardır. O zaman ikinci öncül de yanlış gitti. Tüm çok hücreli canlılar ökaryottur. İşte bunu diyebilirim. Şimdi arkadaşlar bakınız. Tek hücreli canlılarda prokaryot ve ökaryot türleri rastlanabilir ama çok hücreli canlıların tamamı ökaryottur. Hemen tabloyu da inceleyebilirsin. Aynısını yazıyor. 3üncü öncülüm doğru. 4düncü öncülüme bakıyorum. Prokaryot canlılar tek ya da çok hücreli olabilir demiş. Olamaz arkadaşım. Prokaryot canlılar bakteriler

53:51 alemi ve arkeler alemidir. Tamamı tek hücrelidir. E 4.üncü öncülüm de gitti. Bunu da çizdim. O zaman 1, 2 ve 4 yanlıştır. D şıkkında gördüm arkadaşım. 2inci soruya geldim. Aşağıda canlılarda görülen bazı organizasyon basamakları verilmiştir. Buna göre organizasyon basamaklarından hangileri tüm canlılarda görülür diyor. Atom tüm canlılarda görülür arkadaşlar. Zaten hücrenin içerisindeki yapıların en küçük birimi atomdur, değil mi? Atomlar bir araya gelir. Molekülleri oluşturur. Olur hocam. Organeller bütün canlılarda görülmez ama bunu alamıyorum. Bak düşmeyin burada. Neden? Prokaryotlarda organel yoktur arkadaşım. Şimdi bu bilgi değişti. YKS tayfayı anlatırken ribozom organeldir diyorum. Size geldiğimde

54:36 ribozom organel değildir diyorum. Neden? Biyolojide bilgiler değişiyor. Yeni sistemde, marif sistemde artık ribozomu organel olarak almadığımız için prokaryotlarda organel bulunmaz diyoruz. O zaman organeli alamıyorum. Bütün canlılarda ortak değildir ama hücre yapısı ortaktır. Yani hücreyi alacağım. Hücre de ortaktır. Dok zaten ortak değildir. Bir bakteride doku falan yoktur. Tek hücreden meydana gelmiştir. Değil mi? O zaman neyi alabilirim? Bir bütün canlılarda ortaktır. Atom, molekül, hücre bütün canlılarda ortaktır. 1 3 5'i arayacağım. 1 3 5. Ceyhan'da gördüm arkadaşım. Dok ve organel yok bir tek. Evet 3. soruya geldim. Aşağıda verilenlerden hangisi tüm canlılarda ortaktır? Hücre sayısını

55:22 arttırarak büyüme demiş. Tek hücreli canlılar hücre sayısını arttırır arttırmaz. Tek hücreli canlılarda büyüme nasıl oluyor? Hacimce artışla oluyor. Sayısı artıyorsa üreme yapıyor demektir. Tüm canlılarda ortak değil. O yüzden ribozomlarında protein sentezleme. Hah aradığım şeyi buldum. Bütün canlılarda ribozom vardır ve hepsi protein sentezler. Cevabımız Bursa. Kendi besinini üretebilme sadece ototroflar yapıyor. Gametlerin döllenmesi demiş. Eşeyli ürenler yapacak. Işığa yönelme demiş. Yine belirli canlılar yapacak. Hepsi de ışığa yönelmiyor. Ortak bir özellik değil yani. Cevabımız Bursa olduğu halde. Evet. Şuraya nereye çektik? 4e çekelim. 4. soruya geldik. Virüsler kendi başlarına çoğalamayan ve

56:07 yalnızca canlı hücrelerin içinde çoğalabilen zorunlu hücre içi parazittir. Bir virüsün çoğalması sürecinde gerçekleşen olaylar aşağıda verilmiştir. Bu olayları gerçekleşme sırasıyla yazınız. Az önce bir soruda vardı arkadaşlar. Şöyle yukarıda bir yerde görmüştük. Hatırla bak şurada üreme döngüsünü vermiş. Bir önceki sayfada da var. Ne yapıyordu? Önce tutunacak. Sonra genetik materyali bakteriye gönderecek. Sonra içeride çoğalacak. Sonra bakteriyi patlatıp etrafa dağılacak. Bakalım şimdi biz de sıraya koyalım. Şuraya hemen geldim. Yaklaştırdım. Şöyle bir bakayım. Virüs konak hücrenin yüzeyindeki özgül yapılara bağlanır. Ha, virüsün bakteriye bağlanması birinci aşama olsun. Bunu 1'e yazdım arkadaşım. Sonra ne yapacak?

56:53 Genetik materyalini konak hücrenin içine aktarsın. İkinci aşama. Sonra virüsün genetik materyali kullanılarak protein yapılı kılıf bileşenleri üretilir. 3üncü aşamaya geçtim. Yeni oluşan virüsler konak hücrenin bütününün bozulmasıyla en son dışarıya saçılsın. Buna da 4'ü yazabiliriz. O halde ne dedik? 3 4 1 2 diye gidecek. 3 4 1 2 3 4 1 2 A şıkkında gördüm arkadaşlar. Cevabımız A şıkkı olacak. Evet test 12 devam. K 5. sorudayız. Canlılarda görülen bazı olayları aşağıda verilmiştir. Hangisi dışarıda kalır? Gruplandır diyor. Bir yeşil ark türünün ışık enerjisini kullanarak organik madde üretmesi demiş. Bu neyi anlatıyor bize? Ototrof canlının yaptığı şeyi anlatıyor. Beslenmedir. Çıktık. Öglenlerin ışık

57:39 kaynağına doğru hareket etmesi etki tepki diyebiliriz. İki'yi de gönderdik. Küf mantarının uygun koşullarda spor oluşturarak çoğalması. Çoğalma diyorsa üremeyi de gönderdim. Bir memelinin vücut sıcaklığını çevre koşullarına rağmen sabit tutmaya çalışması homeostasi kararlı iç dengedir. Bunu da gönderdik. Ne kaldı? Boşaltım kavramı yok. Bu açıkta kaldı. Cevabımız A şıkkı oldu. 6. soruya geldim. Aşağıda birbirinden farklı olan X ve Y canlılarının sahip olduğu özellikler bir ven şemasıyla gösterilmiştir. Ama gördüğün gibi canlıya ait hiçbir şey vermemiş. X canlısı nedir? Y canlısı nedir? Hiçbir fikrim yok. Buna göre aşağıdakilerden hangisini kesin olarak söyleyebilirsin? A. Fotosentezle besin üretme. Nereden bileyim ben? Vermemiş ki soruda. B. Gametlerin döllenmesiyle yapılan eşeyil

58:26 üremedir. Bilmiyorum. Bilmiyorum. Bu adamlar kimler? Prokaryot mu, ökaryot mu, bitki mi, hayvan mı, mantar mı bilmiyorum. C. Hücrelerin bir araya gelerek doku oluşturmasıdır. Belki bir bakteri doku oluşturamayacak. A. Böbrekler yardımıyla boşaltımın yapılmasıdır. Böbrekler yardımıyla boşaltım bir tek sadece omurgalı hayvanlarda görülüyor. Ben bu canlıların omurgalı mı, omurgasız mı, bitki mi, hayvan mı ne olduğu belli değil. Bilmiyorum. B. Besinlerin hücresel yıkımı ile ATP üretilmesidir. B nerede? Ortak noktada ATP üretilmesi. Her canlı için alabilirim. ATP üretimi, tüketimi bütün canlılarda ortaktır arkadaşım. İşte bunu alırım. Hangi canlı olursa olsun doğru çıkar. Cevabım E şıkkı oldu arkadaşım. Yukarıya çektim. 7. soruya geldik. Virüslerin de bulunduğu örnekler

59:11 kullanılarak içerikleri birbirinden farklı olacak şekilde beş ayrı basit kültür ortamı BKO hazırlanmıştır. Buna göre aşağıdakilerden hangisinde virüsler çoğalabilir? Virüsler hücre içi zorunlu parazitlerdir. Cansız ortamda zaten yaşam belirtisi göstermiyor. Şimdi bak A'ya baktın. Protein, lipit, nişasta. Bak canlı ortamı var mı? Yok kardeş. Aminoasit asit glikoz, su, mineral, glikoz. Canlı yok. Canlı arıyorum bak kendime canlı bir hücre aramam lazım. Niye? Virüs onun için de ancak canlılık belirtisi gösterebilir. Deri hücresi dedi beni kaptı. İşte bu olur arkadaşım. Cevap Denizli. Buna baktım. S glikoz, yağ asit amino asit bilmem ne. Canlı hücre var mı? Yok. O zaman işime yaramaz. Cevabım Denizli oldu.

59:57 Denizli'de canlı hücre vardır. Dolayısıyla virüsler burada canlı hücreyi enfekte edebilir, yaşam bulabilir. Cevap Denizli. Denizliyi üç kere mi söyledim acaba? 8. soruya geldim. Aşağıda verilenlerden hangisi bakteriler ve bazı virüslerde ortaktır? Valla bakteriyle virüsün ortak noktası olsa olsa nükleik asit bulundurma olabilir. Yani DNA, RNA belki onu ortak çıkartabiliriz. Ribozom virüste yok. Hücre bölünmesi virüste yok. Hücre zarı virüste yok. Protein kılıf bakteri de yok zaten. O da gitti. DNA her ikisi için de ortak alabilirim. Evet. DNA ya da RNA'dan birini bulunduracak. Şimdi bir derin nefes. Test 13'e geçtik ve bağlam beceri temelli sorulardayız.

1:00:43 Nihayet uzun uzun sorular geldi galiba. Evet. Aşağıda verilen metinden yararlanarak 1 ve 5 arası soruları cevaplayınız. Hadi metine bakalım. Canlıların ortak özelliklerini daha iyi kavrayabilmek amacıyla yağışlı ilkbahar döneminde okul bahçesinde yaygın olarak görülen kara salyangozları üzerine bir gözlem çalışması yürütülmüştür. Çalışma kapsamında yalnızca belirli bir bahçe alanında bulunan popülasyon 5 hafta süresince haftada iki gün ve sabah saatlerinde aynı birey grubu mümkün olduğunca korunarak izlenmiştir. Her hafta fotoğraflanan salyangozların kabuk çapları ve kütleleri gram bazında ölçülerek elde edilen veriler tabloya kaydedilmiş. Harika bir çalışma. Evet. Eee ve sorulara bakacağız. Bu gözlem

1:01:28 etkinliğinde veri toplama ve kaydetme sürecini bilimsel hale getiren uygulama aşağıdakilerden hangisidir? Bunu benim için bilimsel hale getiren şey ne olabilir? Tablo olduğuna göre verilerin kaydedilmesi. Yani gözlem yapmış, verilerini kayıt haline getirmiş, ölçmüş, biçmiş. Tamam. Gözlemlerin yalnızca bir hafta sürmesi alakasız. Talyangozların sayısının tahmin edilmesi. Ne alakası var? Bak zaten ne diyor? Veri toplama ve kaydetme sürecini bilimsel hale getiren şeyi arıyorum. Gözlemlerin rastgele günlerde yapılması salyangozların yalnızca fotoğrafının olması olmaz. Ölçümlerin haftalara göre sayısal olarak kaydedilmesi işte tam anlamıyla veri toplama kaydetme sürecini bilimsel bilimselliğe çevirmiştir. Cevabım E şıkkıdır arkadaşım. 2inci soru. Tablodaki verilere göre

1:02:15 salyangozların özellikleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi değişkenlik gösteren bir özelliktir? Çok hücreli olmaları değişkenlik göstermez. Bütün salyangozlar çok hücreli. Kabuklu. Hepsi kabuklu. Buradaki salyangozların canlı sınıfına ait olmaları hepsi canlı zaten. Hücresel yapıya sahip olmaları hepsinde hücresel yapı var. Haftalara göre hareket mesafeleri tabii ki bu değişebilir. Yani bunun farklılık gösterdiğini söyleyebilirim. Cevabım E şıkkı. 3. soruya geldik. Gözlem etkinliğinde gözlemlerin 5 hafta boyunca devam ettirilmesi aşağıdakilerden hangisini sağlamaya yöneliktir? Canlı sayısındaki azaltılmanın gerçekleşmesi demiş. Bu arada canlı sayısında azaltılma yok. Böyle bir ifade yok. kabuklarını falan ölçüyoruz zaten. Ölçümlerin daha hızlı yapılmasının sağlanması yo zaten 5 hafta boyunca sürüyor. Ortam koşullarının sabitlenmesinin zor olması demiş.

1:03:02 Ortamda belli şartlar altında zaten belli bir yerde ölçüm yaptı. Aradığım şey hala bu değil. Canlıların özelliklerindeki değişimlerin izlenmesi. Hah bu olur işte. 5 hafta boyunca devam ettirmemizin sebebi canlıların özelliklerindeki değişimlerin o kabuklarındaki değişmenin bak burada ne diyor? Ortalama kabuk çapını ölçtük. ortalama kütlesini ölçtük. 5 hafta boyunca aslında o değişikliği gözlemlemek istiyor. O yüzden canlıların özelliklerindeki değişimlerin izlenmesi D şıkkı olur arkadaşım. Cevabı bulduk. Tek seferlik sonuçlara ulaşılmasının daha kolay olması. Bunun da yine 5 hafta izlenmesiyle alakası yok. Cevabımız Denizli. 4. soruya geldik. Gözlem süresi uzadıkça kabuk çapı ve kütlenin artması birlikte değerlendirildiğinde aşağıdaki açıklamalardan hangisi bilimsel olarak geçerlidir? demiş. Tablodaki verilere

1:03:49 göre kütlenin artması rastlantısaldır demiş arkadaşlar. Rastlantı değil yani düzenli bir şekilde bak kütlelerini ölçmüş. Artışlar düzenli gitmiş. Rastlantı olacak bir şey yok. Zamanla büyümüşler. Salyangozlar büyüdükçe metabolik etkinlikleri artar demiş. Evet bu yorumu çıkartabiliriz. Uygun görünüyor tabii. Diğer şıklara da

…

Share

YouTube Video Özetleri