Fatih Altaylı yorumlayamıyor, Dilan Polat helva kavuruyor... (!)

GunessuL www.youtube.com

Kısa Özet

Bu video, Fatih Altaylı'nın tutuklanması ve Dilan Polat'ın tartışmalı sosyal medya paylaşımları olmak üzere iki önemli konuyu ele alıyor. Altaylı'nın bir konuşmasının bağlamından koparılarak Cumhurbaşkanı'na tehdit suçlamasıyla tutuklanması, ifade özgürlüğü ve medyadaki manipülasyon iddialarını gündeme getiriyor. Dilan Polat'ın ise Nihal Candan'ın vefatının ardından yaptığı zayıflama ürünleri tanıtımı, sosyal medya etiği ve duyarlılık konularında tartışmalara yol açıyor. Video, bu olaylardan çıkarılması gereken derslere odaklanarak, sosyal medya kullanıcılarının daha dikkatli ve bilinçli olmaları gerektiğini vurguluyor.

  • Fatih Altaylı'nın tutuklanması, ifade özgürlüğü ve manipülasyon tartışmaları.
  • Dilan Polat'ın paylaşımı, sosyal medya etiği ve duyarlılık eleştirileri.
  • Her iki olaydan çıkarılacak dersler: Sosyal medyada daha dikkatli ve bilinçli olmak.

Fatih Altaylı Olayı

Gazeteci Fatih Altaylı, 20 Haziran 2025 tarihinde YouTube programında yaptığı bir konuşma nedeniyle Cumhurbaşkanı'nı tehdit suçlamasıyla tutuklandı. Tutuklamaya gerekçe gösterilen video, aslında Altaylı'nın konuşmasının sadece 30 saniyelik bir kesitiydi ve bu kesitin bağlamından koparıldığı iddia edildi. Altaylı'nın kendi kanalında yayınladığı "Bunlar Denenmişti" programında yer alan konuşmanın tamamı, söz konusu ifadelerin geçtiği bölümü 26:42 dakikaları arasında içeriyor. Sosyal medyada dolaşan kısa klip, manipülasyon iddialarını güçlendiriyor.

Altaylı'nın Savunması ve Tepkiler

Altaylı'nın avukatları, konuşmada herhangi bir tehdit unsuru olmadığını ve sözlerin tarihi örnekler üzerinden genel bir değerlendirme olduğunu savunuyor. Altaylı da savunmasında, konuşmasının Cumhurbaşkanı'na yönelik bir tehdit veya hakaret amacı taşımadığını belirtiyor. Bir araştırma şirketinin anketinde vatandaşlara Cumhurbaşkanı'nın ömür boyu görev yapmasına onay verip vermedikleri sorulmuş ve Altaylı bu konuyla ilgili yorum yaparken Türk halkının devlet yönetiminde etkin olmayı sevdiğini ve herhangi bir kişiye peşinen yetki vermekten hoşlanmadığını ifade etmiş. Bu tarihi bilgilerden bir tehdit algısı çıkabileceği aklından dahi geçmediğini söylüyor. Olayın ardından video sosyal medyada hızla yayıldı, Altaylı gözaltına alındı ve tutuklandı. Gazeteciler ve hukukçular, bağlam dışı kliplerle yargılama yapılmasına tepki gösteriyor.

Konuşmanın Detayları ve Yorumlar

Altaylı'ya yöneltilen soru, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ömür boyu Cumhurbaşkanı olmasına halkın %70'inin hayır demesi üzerineydi. Altaylı, bu oranın beklediği bir oran olduğunu, çünkü AKP ve MHP seçmeninin bir bölümü dışında kimsenin buna onay vermeyeceğini belirtti. Türk halkının sandığı sevdiğini ve gücün kendisinde olmasını istediğini, geçmişte padişahlarını bile değiştirdiğini ifade etti. Bu ifadelerin ardından hazırlanan bir klipte, padişahların boğdurulduğundan bahsedilmesi üzerine soruşturma başlatılıp tutuklama kararı verildi.

Doğru Söylenen Yanlış Zaman mı?

Videoda, Altaylı'nın Türk halkını süzgeçten geçirerek nasıl bir millet olduğunu aktardığı, geçmişte padişahları boğdurduğunu, istediğini getirip istemediğini indirdiğini söylediği belirtiliyor. Ancak bu doğru bilgilerin, sorunun arkasından verilecek sıralı bir cevap olmadığı ifade ediliyor. Kelime sıralamasından böyle bir klip çıkarılabileceği, kışkırtıcı olabileceği ve insanların psikolojisinin bozuk olduğu bir dönemde bu tür ifadelerin yanlış anlaşılabileceği vurgulanıyor. %70 oranını söyleyip padişahlara kadar boğdurmaya girmeseydi böyle bir sorun olmayacağı belirtiliyor.

Dilan Polat Olayı

Nihal Candan'ın 23 kiloya düşerek hayatını kaybetmesinden 24 saat bile geçmeden cenazesine katılan Dilan Polat'ın, zayıflama ürünleri tanıtımı yapması büyük tepki çekti. Candan'ın vefatının ardından, Polat'ın zayıflama çayı veya kahvesi paylaşımları yapması, sosyal medyada eleştirilere neden oldu. Nihal Candan'ın katıldığı bir programda kilosu nedeniyle eleştirildiği ve zayıflamaya çalıştığı hatırlatılıyor. Dilan Polat'ın, Candan'ın arkasından ağlayıp tırnaklarını çıkarttığını söylemesinin ardından zayıflama ürünleri tanıtımı yapması, samimiyetsiz olarak değerlendiriliyor.

Sosyal Medya Baskısı ve Dikkatli Olmak

Nihal Candan'ı bu hale getiren sosyal medya baskısı, kilo baskısı ve güzellik algısı olduğu vurgulanıyor. 23 kiloya kadar düşmüş bir insanın ölümünden sonra zayıflama ürünü paylaşımı yapılmasına tepki gösterilmesi doğal karşılanıyor. Videoda, Dilan Polat'ı gömmek değil, sosyal medyada daha dikkatli olunması gerektiği vurgulanıyor. Bu iki olaydan çıkarılabilecek büyük dersler olduğu, yapılan küçücük bir adımın büyük patlamalara neden olabileceği belirtiliyor. İnsanların daha güzel yarınlara ulaşması için her adıma dikkat edilmesi gerektiği, sosyal medya akışından dersler çıkarıp hayatı buna göre yönlendirmenin önemi vurgulanıyor.

Summarize any YouTube video in seconds

Get summaries like this one for any video, in your language, with the free Summ app.

Download on the Apple Store
Get it on Google Play

Transkript

YouTube Transcript Generator

0:00 Bugün gündemde olan Fatih Altaylı ve Dilan Polat olayını konuşuyoruz. Gazeteci Fatih Altaylı 20 Haziran 2025 tarihinde YouTube'daki programda yaptığı bir konuşma nedeniyle Cumhurbaşkanı tehdit suçlamasıyla tutuklandı. Ancak sosyal medyada paylaşılan ve tutuklamaya gerekçe gösterildiği öne sürülen video aslında konuşmanın yalnızca 30 saniyelik bir kesiti. Bu kesitin bağlamından koparıldığı ve montajlandığı iddiaları kamuoyunda büyük bir tartışma başlattı. Konuşmasının tamamı kendi kanalında yayınladığı bunlar denenmişti. başlıklı programında yer alıyor. Söz konusu ifadelerin geçtiği bölüm 2642 dakikaları arasında. Toplamda aslında 3 dakikalık bir açıklama söz konusu. Ancak sosyal medyada dolaşan klip yalnızca birkaç saniye ve bu da manipülasyon iddialarını güçlendiriyor. 6 aylık konuşmasında tam

0:45 olarak ne demişti? Sorulan bir soru vardı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ömür boyu cumhurbaşkanı olmasına halkın %70'i hayır demiş. Siz bu oranı nasıl görüyorsunuz? diye. Altal'ın yanıtı da şöyle olmuştu. Bu oran çok da beklediğim bir oran. Çünkü şu anda AKP seçmeninin önemli bir bölümü ve MHP seçmeninin bir bölümü dışında hiç kimse böyle bir şeye onay vermez. Türk halkına çeşitli nedenlerle kızabilirsin. Türk halkının oy verme biçimine, oy kullanma alışkanlıklarına bir sürü nedenle kızabilirsin. Katılmayabilirsin. Hatta çok sinirlenip bazılarının yaptığı gibi bidon kafalı, göbeğini kaşıyan adam falan da diyebilirsin. Onlar o kişilerin kendi fikirleridir. Ama şunu diyemezsin abi. Türk halkı sandığı sever kardeşim ve gücün kendisinde olmasını ister. Yani babasını seçse, oraya koysa babasını

1:30 değiştirme ihtimali elinde tutmaktan hoşlanır. Bu da yeni bir şey değil yani. Geçmişine bak. Bu milletin yakın geçmişinden de söz etmiyorum. Uzak geçmişine bak. Bu millet padişahını boğmuş bir millettir. Hoşuna gitmediği zaman, istemediği zaman padişahını yuhlamış bir millettir. Az buz değildir. Öldürülen, suikasta kurban giden Osmanlı padişahı. Suikast demeyelim de kompleye kurban giden veya boğazlanan ya da intihar et düştüsü verilen. O yüzden öyle baktığın zaman bu halk her şeyden vazgeçebilir ya da vazgeçmiş gibi görünür ama seçme hakkının elinden alınmasından ve kendi kaderini kimin belirleyeceğini belirleme hakkının elinden sonsuza kadar alınmasından hoşlanmaz. O yüzdendir ki burada hakiki bir diktatörlük kurma hayali olanlar asla kuramazlar. Tam kurduklarını zannederken bir de bakarlar ki

2:16 kuramamışlar. Tam aksine bu onların da lehine olmaz. Ülkenin de lehine olmaz. Bu ülkenin %70'i Tayyip Erdoğan'dan nefret ediyor anlamına gelmez. Ülkenin bir bölümü elbette Tayyip Erdoğan'dan hoşlanmıyor. Bir bölümü nefret ediyor da olabilir ama %70'i bir dakika kardeşim biz sana yetki verdik ama bunu haneden haline gel. Hayat boyu orada kal. Hatta sonunda da oğluna, damadına, yeğenine devret. İstemez bunu Türk halkı. Geçmişine baktığın zaman hiçbir zaman istenmediğini görüyorsun. Türk halkının bir şeyi vardır. Bir dakika. Ben önemliyim. Sen oradasın. Çünkü ben seni seviyorum. Sen bana efelenemezsin. Türk halkının %70'i bu kanaattedir. O da bunu gösteriyor zaten. Bu konuşmasının ardından küçük bir klip hazırlanıyor. Soru soruluyor ve arkasından işte padişahların boğdurulduğundan filan

3:02 bahsediliyor. Aradaki kesiti almışlar. Klip hazırlamışlar. Bu klip üzerine soruşturma başlatılıp tutuklanıyor. Altaylı'nın avukatları bu konuşmada herhangi bir tehdit unsuru olmadığını ve sözlerin tarihi örnekler üzerinden genel bir değerlendirme olduğunu savunuyor. Fatih Altaylı da kendini savunduğu dilekçede şunlardan bahsetmiştir. Söz konusu yayın ve cümleleri bana aittir. Ancak cumhurbaşkanına ne tehdit ne de hakaret maksadım vardır. bir araştırma şirketinin yapmış olduğu ankette vatandaşlara cumhurbaşkanının kaydı hayat şartı ile cumhurbaşkanlığı yapmasına onay verip vermedikleri sorulmuş. Vatandaşların %70'te böyle bir anayasa değişikliğine onay verip vermeyeceklerini söylemişti. Ben de bu konuyla ilgili yorumumda Türk halkının Tanzimattan bu yana oy kullanarak devlet

3:47 yönetiminde etkin olmayı sevdiğini ve benimsediğini, herhangi bir kişiye kendi isteği ve denetimi dışında devlete üst düzey görev yapma iznini peşinen vermekten hoşlanmadığını söyledim. ve Türk halkının kendini yönetenlere karşı her zaman eleştirel bir tutum takınabileceğini, padişah döneminde bile cuma selamlıklarında padişahları eleştirdiğini, tarihe meraklı bir afyoncu gibi yakın tarihimiz üzerine uzman bilim insanları ile de defalarca televizyonlarda entelektüel kimliğimle ifade ettim. Bu gibi örnekleri daha önce gerek Murat Bardakçı gerek Erhan Afyoncu ile konuşmuşluğumuz vardır. Açıkçası bu tarihi bilgilerden mevcut cumhurbaşkanına bir tehdit algısı çıkabileceği aklımdan dahi geçmezdi. Sonra ne oldu? Video sosyal medyada hızla yayıldı. Altayla gözaltına alındı. Ardından tutuklandı. Gazeteciler ve

4:34 hukukçular bağlam dışı kliplerle yargılama yapılmasına karşı tepkili. Peki ne sorulmuştu? Soru olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ömür boyu cumhurbaşkanı olmasına halkın %70'i hayır demiş. Siz bu oranı nasıl görüyorsunuz? Altaylı'nın yanıtı ise bu oran çok da beklediğim bir oran. Çünkü şu an AKP seçmeninin önemli bir bölümü ve MHP seçmeninin bir bölümü dışında hiç kimse böyle bir şeye onay vermez. Türk halkına çeşitli nedenlerle kızabilirsin. Türk halkının oy verme biçimine, oy kullanma alışkanlıklarına bir sürü nedenle kızabilirsin, katılmayabilirsin. Hatta çok sinirlenip bazılarının yaptığı gibi bidon kafalı, göbeğini kaşıyan adam falan da diyebilirsin. Onlar da kişilerin kendi fikirleridir. Ama şunu diyemezsin. Abi Türk halkı sandığı sever kardeşim ve gücün kendisinde olmasını

5:20 ister. Yani babasını seçse, oraya koysa babasını değiştirme ihtimalini elinde tutmaktan hoşlanır. Bu da yeni bir şey değil yani. Geçmişe bak. Bu milletin yakın geçmişinden de söz etmiyorum. Uzak geçmişine bak. Bu millet padişahını boğmuş bir millettir. Hoşuna gitmediği zaman, istemediği zaman padişahını yuhlamış bir millettir. Azbuz değildir öldürülen, suikasta kurban giden Osmanlı padişahı. Suikast demeyelim de kompleye kurban giden veya boğazlanan ya da intihar etti süs verilen. O yüzden öyle baktığın zaman bu halk her şeyden vazgeçebilir ya da vazgeçmiş gibi görünür ama seçme hakkının elinden alınmasından ve kendi kaderini kimin belirleyeceğini belirleme hakkının elinden sonsuza kadar alınmasından hoşlanmaz. O yüzdendir ki burada hakiki bir diktatörlük kurma hayali olanlar asla kuramazlar. Tam kurduklarını

6:06 zannederlerken bir de bakarlar ki kuramamışlar. Tam aksine bu onların da lehine olmaz. Ülkenin de lehine olmaz. Çok net görüyoruz. İşte bu ülkenin %70'i Tayyip Erdoğan'dan nefret ediyor anlamına gelmez. Ülkenin bir bölümü elbette Tayyip Erdoğan'dan hoşlanmıyor. Bir bölümü nefret ediyor da olabilir. Ama %70'i bir dakika kardeşim biz sana yetki verdik ama bunu hanedan haline gel. Hayat boyu orada kal. Hatta sonunda da oğluna, damadına, yeğenine devret. İstemez bunu Türk halkı. Geçmişe baktığın zaman hiçbir zaman istenmediğini görüyorsun. Türk halkının bir şeyi vardır. Bir dakika. Ben önemliyim. Sen oradasın çünkü ben seni seviyorum. Sen bana efelenemezsin. Türk halkının %70'i bu kanaattedir. O da onu gösteriyor zaten. Fatih Altaylı yorumlayamıyor diye bir videosu var

6:53 kendi sayfasında. Eee oradan tam net olarak görebilirsiniz. Fatih Altaylı da böyle bir sorunun karşısında Türk halkını süzgeçten geçiriyor. Türk halkının aslında nasıl bir millet olduğunu, kendi düşüncesini nasıl aktardığını ya da işte geçmişte padişahları boğdurduğunu, istediğini oraya getirdiğini, işte istemediğini indirdiğini, bunlardan bahsediyor. Ama doğru tarihle ilgili bakılan şeyler. Yani her doğru her yerde söylenir mi? Hayır. Çünkü tarihle ilgili söylenen şeyler ne kadar doğru olsa da bu sorunun arkasından verilecek sıralama bir cevap değil. Yani sıralama cevaba gelecek olursak öncelikle şöyle bir cümle kursaydı. Evet. Türk halkı işte padişahını yere göğe de sığdıramaz ki. Yavuz Sultan Selim'i sığdıramamıştır. İslam alemi de çok sevmiştir. Yavuz

7:39 Sultan Selim'e halifelik vermişlerdir. İslam aleminin halifesi olmuştur. Fatih Sultan Mehmet çok sevilmiştir. Keza çok da sevmeyenleri de olmuştur. Önce bunlardan bahsedip de aynı zamanda boğdurulan padişahlardan bahsets belki ilerleyiş olabilirdi. Bu kelime sıralamasından böyle bir klip çıkarılabilir. Bu klibi yayabilirler. Kışkırtıcı olabilir. İnsanların psikolojisi o kadar bozuk ki savaş kapıda gibi gözüküyor. İnsanların savaş korkusu var. ABD savaşa girmiş. İran işin içinde son zamanlarda bir sürü magazinsel olaylar. Dünyada enflasyon sorunu varken zaten ufacık bir yerden kıvılcım arıyorlar. E bir kişi de çıkıp bir klip hazırlıyor. %70'ile ilgili ne söylüyorsun? Fatih Altaydın'nın oradan sözünü alıyorlar. İşte bu millet padişahını boğdurmuş bir millettir. Dur

8:24 diyeceksin oradan filan diye. Böyle bir klip ortaya çıkarıyor ve bunu hop alıyorlar adamı içeriye. Yani nitekim hani bu sözün meclisten dışarı bunu gerçek olarak algılayıp yuhalayıp sokağa inebilecek insanlar da var ve aynı zamanda gaza gelip buna da yeltenebilecek cahil insanlarımız da var. Oysa ki %70 oranını söyleyip de padişahlara kadar boğdurmaya girmeseydi böyle bir sorun olmazdı. Nitekim bu yüzdeler de zaten %70'ti, %60'tı, bilmem ne bunlar zaten çok sağlıklı sonuçlar değil ki. Hani buna bir yüzde verip de %50'yi de geçmiş, %60 da demiyor. %70 bunu istemiyor. Sanki %30'luk bir kesim istiyor. O %30'un haricindekiler de %70'lik bir kesim bunu istemiyor gibi gösterilerek sorulan bir soru. Onun

9:09 arkasından da böyle bir cevap alınca da artık sonucu böyle olmuş ve sonuçta ülkemizin cumhurbaşkanı. Yani söyleyeceklerimiz aslında pamuk ipliğine bağlı olarak söylemek zorundayız. Üst düzey insanlar da olsa, üst akıllılar da olsa bir o kadar tam tersi insanlar da var. Galeyana gelecek insanlar da var. Vay efendim bu böyleymiş de şöyleymiş de o hadi bunu yapalım, şunu yapalım diyebilecek cahil kesimi de çok fazla. Oraya A kişis otursa, B kişisi de otursa bizim ülkemizi temsil eden cumhurbaşkanı. Sonuçta sosyal medya tüm dünyaya açık. Yani kendimizi de niye kötü gösterelim? Bu sefer de ne oluyor? başa gelen kişileri biz tarih boyunca kötü bir milletiz de işte boğdurarak indiriyoruz ya da işte suikast yapıp indiriyoruz vesaire gibi bir izlenim de olabiliyor. Biz ne kadar tarihimizi

9:56 biliyoruz desek de tarihimizi bilmeyen de birçok insan var. Yani işin özü arkadaşlar bu sorunun %70'in cevabı bu olmamalıydı. Kötü bir örnekle anlatılmamalıydı. Yanlış anlaşılmalara meh verebilecek bir cevap olarak ortaya çıktı. Bu da benim nacizane tavsiyem. Hepimiz sosyal medya kullanıcısıyız. Hepimiz bir şeyler paylaşıyoruz. Hepimiz yorumlarda bulunuyoruz. Yaptığımız paylaşımlarda, yorumlarda daha dikkatli olmakta fayda var diye düşünüyorum. İkinci bir konumuz ise Dilan Polat. Nihal Candın'ın 23 kiloya düşerek hayatını kaybetmesinden 24 saat bile geçmeden cenazesine katıldıktan sonra paylaşım yapan Dilen Polat zayıflama ürünleri tanıtımı yaptı. Böyle bir haber var. Evet. Ve hani baktık e hikaye olarak da paylaşmış. Kadın zaten 23

10:42 kiloya düşmüş. bu kadar zayıf düşüp de hastalanıyor. Bu kadar kötü bir şekilde zayıflıyor ve öyle vefat ediyor. Ve bunun arkasından daha 24 saat geçmeden zayıflama çayı ya da zayıflama kahvesi mi ne onu bilmiyorum hikayesinde paylaşıyor. Nihal Can'ın katıldığı bir program vardı işte benim stilim diye. Hatta orada ben 57 kiloyum dediğinde işte sen şişmansın vesaire diye çok fazla eleştiriliyor. Kız ondan sonra zayıflamaya çalışıyor filan. Böyle bir süreçten geçti. Nihalc'dan vefat etti. Daha 24 saat geçmeden eee Dilan Polat evine gidiyor ve yaptığı paylaşımlarda, hikayesinde, kendi hikayesinde zayıflama ürünü tanıtımı veriyor. Ya sen Nihal Candan'ın arkasından ağlıyorsun, tırnaklarını işte protezlerini ben çıkarttım kendimde diyorsun. Ondan sonra

11:29 tak arkasından işte bu zayıflama çayı. Ya böyle bir olay olabilir mi? Ondan sonra işte Nihal Candan'ın kardeşi Bahar Canan'la beraber helva kavuruyorlar. Tabii ki niyetini bilemeyiz. Allah kabul etsin. İyi niyetlerle yaptılarsa ya o Allah'la onların arasında. Ben asla onunla ilgili herhangi bir yorum yapma hakkına sahip değilim. Veya bir kişiyi eee karşıma alıp da onu eleştirmek gibi bir gayem de yok. Benim yaptığım sadece göz önünde olan bir insanın belki de birçok genç kızın idolü olan bir insanın ağlayıp arkasından zayıflama çayı ya da zayıflama e kahvesinin tanıtımı yapması. Daha sonra dönüp helva kavurması. Bu helva kavururken bile yani Evet. Okuyorlar, ediyorlar ama işte gülüyorlar vesaire. Yani bunu tamamen böyle aa biz izlenelim, bizi izleyin. Bu algıyla yani

12:17 böyle bir şey ben görmedim. Ben çok şaşırdım ya. Bu zayıflığından dolayı, bu kilosundan dolayı vefat etmiş bir kadıncağız arkasından gelip zayıflama çayı ya da zayıflama ürünü tanıtımı yapıyorsun. İnsanların atından bir sürü şey geçecek. Ha niye? Nihalcan zayıflıktan ölmedi işte şundan öldü. sebebi buydu. İşte içeriye girmişti de orada sıkıntıdan sonuçta ne olursa olsun Nihal Candan'ı bu hale getiren zaten bu sosyal medya baskısıydı zaten. Küolusun zayıflama baskısıydı zaten. Güzellik algısıydı. Daha geçmişe bakmamız lazım. Bu birkaç günlük ya da birkaç aylık bir serüven değil. Zaten burada bir zayıflama serüveni vardı. Bundan sonra 23 kiloya kadar düşmüş bir insanın ölümünden sonra sen dönüp de zayıflama ürünü paylaşımı yaparsan bütün insanlar

13:04 doğal olarak da bir tepki gösterirler. Yani biz aslında kendi ellerimizle yapıyoruz ne yaparsak. Benim söylemeye çalıştığım şey Dilan Polat olayı değil. Dilan Polat'ı da gömmek değil. Belki dikkatsiz bir şekilde paylaştı. Belki de daha önce planlanmış bir şeydi. Belki sosyal medyasını kontrol eden kişiler paylaştı. Benim burada söylemeye çalıştığım çok çok daha dikkatli olmalıyız. Aslında bu iki olaydan da çıkarabileceğimiz büyük dersler var. Yani hayat tecrübeleri var. Yaptığımız küçücük bir adım, küçücük bir titreşim bir sürü patlamaya neden olabilir. Bunları görerek hayatımıza ona göre yön vermek zorundayız. Ben hani bu kişiyi seviyorum ya da sevmiyorum diye bir şey yok. Bu bir sevgi göstergesi ya da nefret göstergesi değil. Objektif olarak sadece insanlarımızın daha güzel yarınlara ulaşması için, yaptığımız her

13:49 adıma dikkat etmemiz gereken örnekler olduğu için bunlar bizim gözümüz önünde yaşanıyor. Nasıl sinirleniyorsak aynı şey bizim normal yaşam alanımızda da oluyor. Gözümüzün önünde olan akan bir sosyal medya akışından kendi hayatımıza dersler çıkarıp kendi hayatımızı buna göre yönlendirmemiz gerekiyor. Gelecek bölümde görüşürüz arkadaşlar. Amacımız zaten her bir yaşanan olayda, her bir ilerleyen durumda bunlardan ders çıkarıp daha güzel yarınlara ulaşabilmek. Bu anlık bile olsa. İnsanlığa faydalı olmak adına farkındalık oluşturabilmek için kanalıma abone olup videomu beğenip yorum yaparsanız böylelikle daha fazla insanın önüne çıkar, daha fazla insan bilinçlenebilir. Gelecek bölümde görüşmek üzere. Esen kalın. Yeah.

Share

YouTube Video Özetleri