Fatih Altaylı yorumluyor: Ülkenin sonunu getirirsiniz!

Kısa Özet

Fatih Altaylı, programına dönüşünde İspanya'daki turizm gelirlerini kıskandığını, Türkiye'deki trafik sorunlarını ve radar uygulamalarını eleştiriyor. Ayrıca, 10. Yargı Paketi ile serbest bırakılan suçlulara, Manisa Belediye Başkanı'nın elektrik çarpması olayına, İBB operasyonlarına ve CHP'deki kayyum iddialarına değiniyor. Erdoğan'ın Özgür Özel'e sitemi, ORC'nin yeni anketi, YPG'nin bağımsızlık arayışı, Dilek İmamoğlu'nun Emine Erdoğan'a çağrısı, Hüseyin Çelik'in AKP eleştirisi, Murat Bardakçı'nın sözleri, yıllık enflasyon oranları, Kahve Dünyası'nın yalı alımı ve vergi durumu, Japonya'daki Kürt karşıtlığı, ABD'nin Ankara Büyükelçisi'nin Türkiye'yi övmesi, Trump ile Musk arasındaki gerilim ve Ayhan Sicimoğlu'nun kara büyü ayinine katılması gibi çeşitli konuları yorumluyor.

  • İspanya'nın turizm gelirleri Türkiye'nin çok üzerinde.
  • Türkiye'deki trafik kuralları ve radar uygulamaları sorunlu.
    1. Yargı Paketi ile serbest bırakılan suçlular tartışma yaratıyor.
  • Kürtlere karşı Japonya'da yükselen ırkçılık eleştiriliyor.

Giriş

Fatih Altaylı, bir haftalık aranın ardından stüdyoya ve izleyicilerine dönmekten duyduğu mutluluğu dile getiriyor. İspanya'da geçirdiği zamanı anlatırken, ülkenin güzelliklerini ve turizm potansiyelini kıskandığını belirtiyor. İspanya'nın turizm gelirlerinin Türkiye'nin çok üzerinde olduğunu vurguluyor.

Radarlar ve trafik cezaları

Altaylı, İçişleri Bakanı'nın radar tanıtımını ve radar haritasındaki dağılımı eleştiriyor. Türkiye'deki trafik sorunlarına ve yollardaki tabela karmaşasına dikkat çekiyor. Radar uygulamalarının gerekliliğini savunurken, yollardaki kuralsızlıkların ve polislerin bu durumdan faydalanmasının yarattığı sorunlara değiniyor. Cezaların caydırıcılık yerine gelir kaynağı olarak görülmesini eleştiriyor.

10. Yargı Paketi sonrası tahliyeler

  1. Yargı Paketi ile serbest bırakılan suçluların kimliği ve hangi suçlardan tahliye edildikleri konusundaki belirsizliği eleştiriyor. Fikir suçlularının ve siyasi suçluların salınmadığını, ancak hırsız, gaspçı ve katillerin serbest bırakıldığını iddia ediyor. Bu durumun kamuoyunda tepki yarattığını ve kimsenin hesap soramadığını belirtiyor.

Manisa Belediye Başkanı elektrik akımına kapıldı

Manisa Belediye Başkanı'nın elektrik çarpması olayına değiniyor ve geçmiş olsun dileklerini iletiyor. Olayla ilgili soruşturma başlatılmasını ve Akit gazetesinin başlığını eleştiriyor. Kazanın bir komplo olup olmadığı konusundaki şüphelerini dile getiriyor.

5. dalga İBB operasyonu

İBB operasyonlarını ve tutuklananların fotoğraflarını utanç verici olarak nitelendiriyor. İtirafçıların geçmişte AKP ile ilişkili olduğunu ve iddiaların tutarsız olduğunu belirtiyor. Bu durumun en çok Ekrem İmamoğlu'na yaradığını, çünkü İmamoğlu'nun Avrupa'da tanınan bir siyasi figür haline geldiğini söylüyor.

CHP'ye kayyum iddiaları

CHP'deki kayyum iddialarını ve mahkemenin yetkisizlik kararını değerlendiriyor. İddianamenin içeriğinin boş olduğunu ve Kemal Kılıçdaroğlu'nun mağdur sıfatıyla yer almasının hakaret olduğunu belirtiyor. Kılıçdaroğlu'nun rejim değişikliğine göz yumduğunu, ancak kurultaydaki şaibe iddialarının arkasında durmasını eleştiriyor.

Erdoğan'ın Özgür Özel'e sitemi

Erdoğan'ın Özgür Özel'e yönelik sitemini ve Özgür Özel'in bayramlaşmama kararını değerlendiriyor. Erdoğan'ın bayram konuşmasını yadırgadığını ve Özgür Özel'in bayramlaşmama kararını doğru bulduğunu söylüyor. Özgür Özel'in Devlet Bahçeli ile olan sohbetini ise yadırgadığını belirtiyor.

ORC'nin yeni anketi

ORC'nin anketinde Özgür Özel'in en beğenilen siyasetçi çıkmasını değerlendiriyor. Özgür Özel'in CHP'nin adayı yapılması gibi bir girişimden şüphelendiğini ve bu durumun tehlikeli olduğunu söylüyor. Erdoğan'ın yıpranmışlığının seçmende uzaklaşma yarattığını, ancak bu hissiyatın 2023'te de yaratıldığını hatırlatıyor.

YPG'nin bağımsızlık peşinde olması

YPG'nin bağımsızlık arayışını ve bölgedeki gelişmeleri değerlendiriyor. İsrail ve Suudi Arabistan'ın Türkiye ve İran'ı bölme planları yaptığını iddia ediyor.

Dilek İmamoğlu'nun Emine Erdoğan'a çağrısı

Dilek İmamoğlu'nun Emine Erdoğan'a mektup yazmasını son derece yanlış ve hatalı bulduğunu söylüyor. Emine Erdoğan'ın cezaevlerindeki durumla ilgili bir yetkisi olmadığını ve bu mektubun anayasal olmayan tek adam düzenini kabul etmek anlamına geldiğini belirtiyor.

Hüseyin Çelik'in AKP eleştirisi

Hüseyin Çelik'in AKP eleştirisine katıldığını ve Çelik'in sözlerinin doğru olduğunu söylüyor. AKP içerisinde eleştiri ve istişare olmadığını ve Çelik'in yakında partiden atılacağını düşünüyor.

Murat Bardakçı'nın sözleri

Murat Bardakçı'nın Habertürk'teki programında söylediklerini değerlendiriyor. Bardakçı'nın bilgilerine saygı duyduğunu, ancak siyasal görüşlerine katılmadığını belirtiyor. Bardakçı'nın Atatürk, hac ve İslam'ın Araplaşması ile ilgili sözlerini tartışıyor.

Yıllık enflasyon oranları

TÜİK ve ENAG'ın açıkladığı yıllık enflasyon oranlarını değerlendiriyor. TÜİK'in enflasyonu düşük göstermeye çalıştığını, ancak gerçeğin bununla bağdaşmadığını belirtiyor. Türkiye'nin şu anda Avrupa'dan daha pahalı bir ülke olduğunu ve enflasyonun %50'ler civarında olduğunu tahmin ediyor.

Kahve Dünyası'nın yalı alması ve vergi vermemesi

Kahve Dünyası'nın yalı alımını ve vergi vermemesi konusunu değerlendiriyor. Vergi konusunun karışık bir konu olduğunu, vergi kaçırmakla vergiden kaçınmanın farklı şeyler olduğunu belirtiyor. Şirketlerin vergi ödemeden büyüyebileceğini, ancak defterlerini incelemeden doğru sonuca ulaşılamayacağını söylüyor.

Japonya'da Kürt karşıtlığı mı var?

Japonya'da Kürt karşıtlığının yükselmesini değerlendiriyor. Japonya'nın kendine özgü bir kültürü olduğunu ve oraya gidenlerin o topluma saygı gösterip uyum sağlaması gerektiğini belirtiyor. Kendi kültürünü dayatanların tepki göreceğini ve bunun ırkçılıkla alakası olmadığını söylüyor.

ABD'nin Ankara Büyükelçisi Türkiye'yi övdü

ABD'nin Ankara Büyükelçisi'nin Türkiye'yi övmesini değerlendiriyor. Amerikalıların Türkleri övmesinin altında bir çıkar olduğunu ve bu övgüden korktuğunu söylüyor.

Trump ile Musk birbirine girdi

Trump ile Musk arasındaki gerilimi değerlendiriyor. İki koca egonun bir araya gelmesinin kıyamet koparacağını ve bu durumun Amerika için iyi olduğunu söylüyor.

Ayhan Sicimoğlu kara büyü ayinine katılmış

Ayhan Sicimoğlu'nun Küba'da kara büyü ayinine katılması olayını değerlendiriyor. Sicimoğlu'nun uçarı ve haşarı bir kişiliğe sahip olduğunu, hatta adına bir şarkı yapıldığını belirtiyor. Küba'nın enteresan bir yer olduğunu, ancak vatandaşları açısından sefalet bir ülke olduğunu söylüyor.

Kapanış

Fatih Altaylı, izleyicilerine hasret giderdiklerini ve yaz boyunca stüdyoda olacaklarını belirtiyor. Sponsorları Crypex'e teşekkür ederek programı sonlandırıyor.

Summarize any YouTube video in seconds

Get summaries like this one for any video, in your language, with the free Summ app.

Download on the Apple Store
Get it on Google Play

Transkript

YouTube Transcript Generator

0:01 Türkiye'nin kripto varlık platformu Crypex Fatih Altaylı yorumluyoruz sunar. Fatih Bey selamlar. Selamciğim. Nasılsınız Fatih Bey? Vallaha süper ötesi iyiyim. V ben sevindim Fatih Bey. Çünkü ben çok özledim. Ben de çok özledim. Seni özledim. Stüdyoyu özledim. Evimi özledim. Yatağımı özledim. Memleketi özledim. Memleketin hengelmesini özledim. İzleyicilerimizle beraber olmayı özledim. Konuşmayı e özledim. Bayağı bir özledim. Eee, o yüzden döndüğüm için, geldiğim için çok mutluyum. Bir haftadığına gittim. Sonra işler uzadı. Eee, orada işte önce Madrid'eydim. Sonra Herez'e gitmek zorunda kaldım. Herez'e gitmişken eşim dedi ki, "Fatih, iki senesine bir tatil yapmıyoruz. Hadi buralara gelmişken bir tatil yapalım." dedi. Bir haftada onunla

0:46 bir tatil, eee, yaptık ve sonunda memlekete vasıl olduk. Uzun bir Avrupa turu. Birkaç bin kilometre araba kullandıktan sonra eee, döndüm geldim. Radar ciası yedim diyeceksin. Yemedim yani. Umarım yememişimdir. Bildiğim kadarıyla e yemedim. Keyifliydi ama hakikaten memleket gibisi yok yani. Her şeyini özledim. Sizi özledim. Köfteyi özledim. Döneri özledim. Her şeyi özledim. Fatih Bey o zaman ben sorulara geçmeden önce nasıldı? İspanya genel olarak? Valla İspanya'daydım ve eee işte daha çok daha çok İspanya'daydım. Bir iki yere sağa sola gidip geldim eee bazı toplantılar için ama eee yani neyle ilgili toplantı dersem gizli falan bir toplantı değil. Benim ilgilendiğim bir spor dalıyla ilgili içinde bulunduğum bir kurulla ilgili bir toplantılar vardı. Eee onlarla vakit geçirdim. Onun

1:33 dışında İspanya'daydım. Açık söylemek gerekirse kıskandım biraz. Niye kıskandım biraz? Eee, çünkü İspanya'da biliyorsun İspanya Türkiye'ye benzer bir ülke. Deniz, güneş, tarih hepsinin iç içe olduğu çok hoş bir ülke. E, İspanya'nın güzel tarafı şu. Eee, hem şehirler güzel, hem kırsalı güzel, hem kültürü iyi, hem de insanları çok iyi. Yani, eee, ben şey diyorum İspanya için bazen bir gün böyle bir turizm versek orada daha iyi anlatırım ama mesela Madrid, Paris kadar güzel bir şehir ama daha iyi tarafı şu içinde Fransızlar yok. Bir de mesela yani öyle bir tatlı tarafı var. İsmail çok iyi insanlar yani bizim gibiler biraz. E yani biz ne kadar iyi tabii onu bilemiyorum ama yani e iyiyizdir herhalde diye düşünüyorum. E sıcak tatlı insanlar. Kıskandım derken şunu söyleyeceğim söylemek istiyorum. İspanya'ya biliyorsun bize geçen yıl eee

2:20 turizmde biz rekor kırdık. Yaklaşık 60 milyon turist geldi geçen yıl Türkiye'ye 2024 yılında ve 61 milyar dolarla tüm zamanların en yüksek turizm gelirini eee elde ettik ve eee bundan dolayı çok mutluyuz. Şimdi İspanya'ya baktığın zaman İspanya'ya geçen yıl gelen turist sayısı 138 milyon. Yani Türkiye'nin iki katından biraz e fazla. Eee İspanya nüfusunun Türkiye'den daha az olduğunu da düşünürsen eee nüfusunun hemen hemen iki katı kadar bir turist gelmiş İspanya'ya ve turist başına bıraktıkları gelirde yaklaşık 2.000 dolara yakın 1900 küsür dolarlarda 261 milyar dolara yakın turizm geliri var. Yani bizimkinden 200 milyar dolar

3:07 daha fazla ve sunduğu şeyler de hemen hemen aynı. Bakarsan da bizim otellerin büyük bölümü daha iyi. Eee, aslında eee, personel kalitesi orada çok emin olamıyorum. Oradaki personel kalitesi de çok iyi. Eee, çünkü ama ya bizdeki hizmet hiçbir yerde eee, bulunmazken, eee, açıkçası turist yarı yarıya, gelir ise, eee, hemen hemen 1örte biri eee, kadar. Bunu biraz açıkçası kıskandım. eee bu sene de 265 milyar dolar civarında bir turizm geliri bekliyorlar. Eee bu e ne diyeyim hani aslında çok eşit şartlarda eee cen eden bir yarışta çok farklı bir biçimde öndeler. Evet biz çok geriden geldik turizmde falan ama sonuç olarak çok fark var. eee arada tabii onların avantajı Avrupa'nın pek çok e yerine çok kısa mesafede olmaları,

3:53 daha çabuk gidiliyor olması falan filan ama eee açıkçası yine de kıskandırıcı eee turizm rakamları var. Ya siz bunu söylene kadar ben Türkiye'nin rekor kırdı deniyordu ya F Bey. Ben İspanya ile kafa kafayız ya da üstündeyizdir zannediyor. Yok hayır. İspanya'nın turizm geliri bu sene 261 milyar dolar. 261 milyar. Evet. Bizimkinden 200 daha fazla. 200 milyar dolar daha fazla. Ya arada uçurum varmış. Evet. Yani bizim neredeyse ihracatımız kadar onların turizm geliri var. F Bey ben öyleyse tekrar ufaktan gündeme dönüyorum. Hemen gündeme dönelim. Yine sponsorumuz eee değerli Aykx ilk günden beri yanımızda. Türkiye'nin eee kripto varlık eee platformu eee bizim de sponsorumuz. Eee iyi ki varlar diyelim ve başlayalım. Fatih Bey böyleyse az önce de bahsettiğiniz aslında konu trafik cezaları, radarlar. Radarlar bayramın

4:40 mevzu buymuş Türkiye'de. Gördüm bu arada çok zordu yani. Bir bir bir gariplik vardı bayrakta. Evet bir gariplik vardı. Eee, gariplik şöyle başladı zaten. Yani şeyin, eee, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya'nın durduk yere ortada hiçbir gereklilik yokken eline bir radar alıp kendini ekranların ya da kameraların önüne atmasıyla eee, başladı her şey. İşte yeni radarımız bu. İşte şu eee akıllı eee ne yapay zeka destekli radar falan. Yapay zeka desteğine ne gerek var radarda? anlamış değilim ben. Yani onu hani onu başka bir sistemle beraber çalıştırıyor falan olsa anlayayım da bir tane radar yani Amerikalı polisin tabanca gibisi var. Çeşit çeşidi var. Bu da yerli ve eee milliymiş galiba. AKP'nin yaptığı her şey gibi, her türlü

5:26 açılım gibi radar açılımı da yerli ve milliymiş bir radar eee tanıttı ve bu radardan her köşe başına koyacaklarını söyledi. Aslına bakarsan her köşe başına koymamıştır. Eee bir radar haritası yayınladı. İçişleri bakanlığı biliyorsun ülkenin batısına yığmışlar radarları. Yani ülkenin ne kuzeydoğusunda ne güneydoğusunda eee radar yok. Şuna yordum ben onu. Türkiye'de bu iki grup etkili ya eee son yıllarda. O yüzden kuzey yani Karadeniz ve Doğu Anadolu Güneydoğu Anadolu'ya pek koymamışlar. İşte İstanbul, Marmara bölgesi, Ankara İstanbul arası falan oralara koymuşlar eee radarları niyeyse ve bolca radar dağıtmışlar. Şimdi benim yıllardan beri burada da defalarca söylediğim 2000'lerin başından beri hep gündeme

6:12 getirdiğim bir konu var kardeşim. Türkiye'de trafik bir rezalet. Trafik eee kanunu bir rezalet. Yollardaki uygulamalar bir rezalet. Şimdi radarla ilgili herkes bir kıyamet kop vay bana da kes. Ve en çok AKP'lilerin canı yanmış videosu. Ondan da biraz memnun olmadım değil yani. Ha sonunda bir yerde bir adalet oldu yani. Çünkü başka hiçbir yerde yok. AKP'li belediyeye dava açılmaz. AKP'liye yolsuzluk soruşması olmaz ama radar olduğu zaman AKP'li falan dinlemiyorlar. Gerçi dinliyorlardır be onu da söyleyeyim sana. Çünkü başımdan geçmişi var. Bir gün böyle bir otomobille gidiyorum böyle eski püskü bir otomobille. Otomobil su kaynattığı için böyle şeye aldım. Ne denir? Eee Emniyet şeridine aldım ve eee biraz duruyorum işte biraz soğuyunca ilerliyorum falan. Polis çevirdi. Dedi ki buradan gidemezsin. Dedi ki kardeş burada gitmiyorum. Bak araba hararet yaptı. Şey yapıyor. Burada ilerleyerek

6:59 bu yoldan çıkıp şuradaki tamircilere ulaşmaya çalışıyorum falan dedim. Yok. Buradan gidemezsin dedi. Peki ne yapacağız? Ceza keseceğiz. Peki kes kardeşim. Ama dedim ya yapacak bir şey yok. Araba su kaynatıyor görüyorsun. Buharlar çıkara. Neyse o sıra yanımızdan bir tane Passat vız vız diye geçti. Polis ne durdu ne bir şey yaptı. Dedim ki oğlum oğlum bu bu nasıl gidiyor dedim. Sen onun plakayı görmedin mi dedi. Plakası AK'ydi arabanın. 34 AK mi? Ya da 06 AK bir şey tam hatırlamıyorum. Ya 06 ya 34. Yani trafikte de ayrıcalıklar ama bu sefer tam olmamış galiba. Çünkü sosyal medyada ne diyeyim iktidar yanlıın da AKP'lilerin de feveranını gördüm. En azından hani eee şey verilmeyen ne denir çakar verilmeyen eee daha ayak takımı diyebileceğimiz AKP'lilerin ya da kendi içindeki ayak takımının eee feveranlarını gördüm.

7:44 Şimdi birincisi şu kardeşim bir ülkede radar var diye kıyamet kopmaz. Dünyanın her yerinde otobanlarda, otoyollarda, yollarda trafik güvenliği ve hız sınırlarına uyulup uyulmadığı radarlarla kontrol ediliyor. O yüzden de vay siz niye radar kurdunuz? Biz bu yolda işte İstanbul Ankara böyle dört şeritli otoly yaptım. Burada sınır mı olur? Olur tabii. Dünyanın her yerinde var. Bir tek galiba Almanya'nın bazı yollarında yok. Ama orada da durum oradaki durum daha kötü. Onu da anlatırım istiyorsan. Eee, şimdi Türkiye'deki sorun radar kurulması değil. Radar her yerde kuruluyor ve kurulmalı da. Çünkü ipini koparanın 260 280'ini görüyorum ben şeyde sosyal medyayı koy adam 300'le gidiyor 280'e gidiyor 340'la gidiyor falan koyuyorlar

8:30 yani. Bu yollarda insanların canını güvenliğini can güvenliğini tehlike açe hızlı gidemezsin kardeşim. Gitmemen lazım. Gidersen de bunun bir cezası vardır. Ödersin. Ama Türkiye'deki mesele bu kadar basit değil. Yıllardan beri burada söylediğim bir şey varım kardeşim. Bizim yollarımızda büyük bir tabela kirliliği, tabela eksikliği ve kural hataları var. Buradan çıkalım seninle. İşte buradan şu anda bulunduğumuz yere yaklaşık 30 km mesafede İstanbul'un yeni havaalanı var. Ben hala ona Atatürk diyorum ama onlar İstanbul hava diyorlar. Bana göre İstanbul yeni Atatürk Havalimanı orası 30 km bir yol. Çıkacağız buradan geleceğiz. Abi giriyorsun ikiye bölünmüş. Üç şeritli üç şeritli bildiğin otoyol. İlk yaklaşık 17-18 kilometresi 90. Limit 90. İkinci aynısı aynı yol

9:19 hiçbir farkı yok. 2inci 171 kilometresi 120. Niye bilmiyoruz birisi öyle koymuş. Hadi ben buna da razıyım. Daha kötüsü. 90'lık yola girdin. Yanda tabela 70. Aynı tabela. Burada 70 yazıyor. Burada 90 yazıyor. Abi ona mı güveneyim? Tepede yazana mı güveneyim? Hangisine güveneyim? Biraz daha gidiyorsun. Yanda 120 yazıyor. Niye 120? Orada 90 yazıyor. Hangisi kardeşim? Ve bütün yollarda bu. Gidiyorsun 120 zart 70 zart 120 zart bir daha 70. Yahu kardeşim hangisine uyacağız biz bunun? Hangisi bunun kural? Şimdi biliyorsun yeni otomobillerde yol tabelini okuyan orada şeyde kadranda şeyler çıkıyor. 120 160 neyse bir şey çıkıyor. 90 80. Abi Türkiye'de bunun

10:05 mümkün değil. Otobanda gidiyorsun 40 çıkıyor abi orada. Çünkü bir tabela var orada birisi unutmuş o tabelayı. Orayı belki 1960'ta koymuşlar bilmiyoruz. Orada bir 60 yazan bir tabela var abi. Zart 60. De ki sen otonom sürüşü geçtin ve akıllı otomobiller eee full otonomla gidiyorsun. Abi yolda var ya camdan çıkarsın. 60 120 ya böyle kural mı olur? Ayrıca hangi yol kaç kardeşim? İşte diyorlar ki bölünmüş yollar 120, otobanlar 130 bilmem neresi 140. Hangisinde hangi kural geçerli bilmiyoruz abi. Aynı bölünmüş yol. Birinde 90, birinde 120, birinde 70. Neye göre? Avrupa'da böyle değil abi. Orada da radar var. Her yerde radar var. Ama biliyorsun bu yol 120. Tünele geldin mi 80 90 100 90'a düşmüyor. 100'e düşüyor gene. 120'den. Ama sınırı belli.

10:52 Hangi yolda? Yani tabelaya bakmasan bile o yolda kaçla gideceğini zaten biliyorsun. Bizde abi hangi yol kaçta gidilir, nasıl gidilir belli değil. Bir, iki, polisler bu kuralsızlıktan yani işte bu tabelalar içişleri bakanı hatası değil. Bu karayollarının ve karayollarının bağlı olduğu tabii ki Ulaşan Bakanlığı hatası. Ama polisler de bu hatadan muazzam faydalanıyorlar. En olmayacak yere radar kuruyor. Şimdi mesela bir yerden çıkıyorsun diyelim ki o yolun 90. Yokuş aşağı inmeye başlıyorsun. Sohbet ediyorsun. Müzik dinliyorsun. Dikkatin dağınık. 5 km 10 km hızlı gidiyorsun. 100le gidiyorsun. Hop radar kur oraya. Çünkü biliyor yokuş aşağı kaçırabilirsin. Hop gel. Hayda abi 3 kilometreyile bir kısa bir süre geçti yani. Belki bir 200 metre o hızla

11:37 gittim. Farkına bile varmıyorsun. Tuzak 70'e yönüyor oraya radar kuruyor. Ya kardeşim 100'den 70'e zart diye nasıl ineceksin 120'den 70'e? Bu bizim ofisin önünde bile var Fatih. Evet abi. Nasıl ineceksin abi? Yani 120'e gidiyorsun 70 oy frene bas arkadaki sana haşert diye geçirsin. E bu iş mi yani bizde yollar kötü ve bu yolların kötülüğünden kurallar kötü bundan faydalanan bir polis var. Kıyamet bundan kopuyor. Ama şimdi belli ki geri adım atacaklar. Çünkü kendi taraftarlarını da, kendi seçmenlerini de yandı. Eee, hemen onlara da bir af çıkarırlar. Bayanda kesilen cezalar geçersiz falan eee de derler. Ama şunu söyleyeyim. Radar uygulanması lazım gelen bir kontrol türüdür. Yeter ki yollardaki tabelalar doğru düzgün olsun, kurallar doğru düzgün konsalları denetlemeye kalkarsan

12:25 insanların canını yakarsın. Doğru kural koy, doğru denetle. Olması gereken bu. İçişleri Bakanlığı'ın beceremediği bu. Ya da bile bile becermediği, kötü kurallar üzerinden para kazandığı bu. Ama şunu da biliyoruz zaten. Artık Türkiye'de cezalar bir caydırıcılık unsuru olarak değil. Devletin bir gelir unsuru haline geldi. Ve polislerden duyuyoruz. Bilmiyoruz doğru mu değil mi ama polisler abi bize talimat var. Şu kadar ceza keseceksiniz dediler. Biz de kesmek zorundayız diyorlar. Bu da büyük ihtimalle böyledir de zaten. Ve maksat işte para toplamak, maksat milleti olmak. Araba mı var? ver parayı. Ev arabasından fazla cezası var. Son gelen cezalar zaten mantık dışı. Yani mantık dışı, akıl dışı. Dünyanın her yerinde ceza var ama böyle sakma sapan bir ceza eee sistemi yok. Eee kırmızı ışı geçmeye 10.000 20.000 100.000'e kadar giden

13:10 cezalar koymuşlar. Zırvanın önünde gideni ama diyeceksin ki Türkiye deve gibi. Nasıl deve gibi? Neresi doğru ki orası doğru olsun? Öyle bir durum işte. Bir de trafik güvenliğini de Fatih Bey yani şöyle tehlike atıyor insanlar. radarı oyuyacağım diye şimdi yani hız limitlerini otoyolda giderken bir anda yavaşlayan arabalar, bir anda hızlananlar vesaire. Bu ilk defa garip bir trafik vardı felaket bu bayram sürecinde. Be gerçi belki de iyi oldu. Millet yavaş gitti. Valla yavaş da gitmediler. Ben çok garip bir trafik gördü. Gazlıyorlar, tren yapıyorlar falan. Bir hızlı bir yavaş garip bir ortam var. Fatih Bey, hazır bayram demişken bir de şu 10 yargı paketi resmi gazetede yayınlandı. Herkesi salıyorlar. Daha doğrusu herkesi kimi salıyorlar bilmiyoruz. İşte ben de aslında onu soracaktım. Bir 20.000 000 kişi ilk etapta tahliye ediliyor. Ama bunlar kimdir bilmiyoruz. Kimse bilmiyor Emre.

13:55 Yani eee tam bu dönemin işi Emre bak bu dönemde Türkiye'de yani bu AKP iktidarının özellikle bu son 1015 yılında çok acayip şeyler oluyor. Şimdi yolda gelirken eee dikkatimi çekti. Bir zamanlar orman arazisi olduğu için orada bulunan bir özel okulu yıktıkları yere şimdi koca bir site yapıyorlar. Artık kimse bunlarla ilgilenmiyor Emre. Yani kimse ilgilenmedi dediğim şu AKP dönemi iktidarın canını istediğinin istediği gibi kanun kural tanımaksızın yapabildiği bir dönem oldu. Bu af infaz düzenlemesi altında yapılan af da aynen böyle. Abi kimi saldınız? Kimi serbest bıraktınız? Eğer yayınlanan fotoğraflara ve yayınlanan fotoğrafların sahiplerinin sicillerine bakarsan çok acayip bir durum var. Yani fikir suçları

14:41 salınmamış, siyasi suçlular salınmamış. Ama nerede var it uğursuz? Nerede var hırsız, gasçı, katil? Bunları salmışlar aramıza. Yani memlekette bunlardan yeterince sokakta gezen yokmuş gibi. Daha önceki Covid affı dolayısıyla, daha önceki infaz düzenleme dolayısıyla zaten pek çok bu nevi suçlu aramızda dolaşır. Bize, çoluğumuza, çocuğumuza, eşimize, karımıza, kızımıza, kendimize tehlike arz etmezmiş gibi bunlardan bir 20 30.000 tanesini daha saldılar. Bak 20.000 diyebiliyoruz. Bu 20.000 de olmayabilir Emre. Yani o kadar kuralsız, o kadar kanunsuz, o kadar vahşi batı ya da vahşi doğu sisteminde bir gidişat var ki Türkiye'de. Kimsalı verildi, bütün herkesimiz saldılar. Bunlarla ilgili

15:28 kimsenin bir fikri yok ve bir hesap sorabilen de yok. Hiç kimse kal daşim sen kimi serbest bıraktın diye soramıyor. Soran da cevap alamıyor. Yani ceza ve tefkif evleri, Adalet Bakanlığı, Genel Müdür, Ceza ve Tefkif İşleri Genel Müdürlüğü, Adalet Bakanlığı kimse kardeşim biz bunları bunları salıverdik. şunlar, şunlar, şunlar, şu suçlar bir açıklama yapmaya bile gerek duymuyor. Bunu sorsan, ben bunu sorsam mesela sosyal medyada benim bu sorumun altına sana ne şerefsiz, haysiyesiz, sen CHP'lisin, sen eee Atatürkçüsün, sen Kemalistsin, bilmem nesin sen. Bunları yazıyorlar ve böyle gidiyor. Mesela ben bunu üç kere sorsam dördüncüsünde Cumhurbaşkanı danışmanı altında eşikalık yapan birisi kalkıp bana küfür de edebilir. Artık hesap sormak, hesap da

16:15 değil ya kamuoyu adına bilgi istemek bile artık Türkiye'de mümkün değil. Mümkün değil. Sor cevap yap. Saldık kardeşim. Sana ne? Biz saldık. Yetkimizde, güçle saldık. Canım kimi isterse onu saldırım. Sana ne lan deseler diyecek lafımız yok. Zaten gördüğümüz de biraz daha tam öyle. Tam öyle. Fatih Bey diğer bir konu da Manisa Belediye Başkanı ya adamcağız. Şimdi orada kızının ilginç açıklamaları da oldu Fatih Bey. Evet. Bununla ilgili bir soruşturma başlatılmış. Eee, bu arada Yine Akit gazetesi sahip sapan bir eee, başlık atmış. Şimdi bunu insan söyleyebilir. Boş bulundum ama yani yeni hakim bunu iyi niyetle veya boş bulun söylediğini düşünmüyorum. Bunu basm bayağı inadına yapmışlar diye eee, düşünüyorum Akit Gazetesi'nin. Manisa'nın çok da sevilen ve çok da başarılıymış. Yani gelir gelmez eee, belediyenin inanılmaz bir borcunu

17:02 kapatıp eee, üzerine belediye gelirlerini eee, belediyeyi kara geçirmiş diyeyim. neresi yani gelir eee gelir fazlası eee yaratmış belediyede. Çok da başarılı bir belediye başkanıymış. Eee kendisi. Açıkçası ben hiç tanışmadım kendisiyle ama yaptıklarını duyuyordum, izliyordum ve Özgür Özel'in kendisine özel bir ne diyeyim özeni olduğunu ve Manisa gibi aslında CHP'nin pek de kazanmaya alışık olmadığı hatta hemen hemen hiç kazanamadığı bir yerde seçimi kazandığını da biliyordum. Ve hani kendisine oy verenle de pişman etmeyen eee birisiydi. Yani ne diyeyim? Hani inanmam böyle şeylere ama nazar dedi diyeceğim. Eee, adamcağza havuzda bir arıza varmış galiba. Onun elektriğini tamir etmek için gitmiş. Ya bunlar çok fenadır Emre. Yani hakikaten bu işler hakikaten yani insan böyle boş bulunur.

17:47 Eee, biliyorsun dünyada en çok ölüm eee biri ev kazalarında böyle bu nevi kazalarda oluyor. Tahtaya vuralım. eee inşallah sağlığına kavuşur. Yani bir sürü organ hasar görmüş falan ama eee işte yaşının genç olması falan inşallah kurtulur. Dikkatli olma yani hepimiz yapıyoruz bu hataları. Yani ben de evde sigorta atıyor gidip bir şey oluyor falan. A yaparım maparım falan yapmamak lazım aslında ama hepimizde bir makayverlık var böyle bir yaparız ne olacak falan. Ben de birkaç kere çarpıldım ama bu çok fena olmuş yani. Bir de eşi bulmuş Allah'tan kadın gayet bilinçli bir şekilde hemen şalteri kapatmış falan. Ne diyeyim kimseye göstermesin lan. İnşallah bir an önce şifa bulur. Peki kızının dediği gibi Fatih Bey şey olabilir mi yani? Yani zannetmiyorum. Yani zannetmiyorum derken şunu yani birine bir komplo düzen böyle

18:33 bir komplo yani ben onun eee şeyini eee ne diyeyim havuzun elektrik odasında bir kaçak yaratayım. O da oraya girerse çarpılsın. Bilemiyorum yani. Yapıladabilir. Yani her oraya girip çıktığını bilen birileri falan varsa ya bu kendisi bu işten meraklı diyen ama bana zor geliyor yani pek değil ama eee bir sorumsuzluk olduğu ortada yani. Yani şey diyorlar işte kaçak akım röesinde eee bir şey oynanmış mı oynanmış abi yani memlekette ustalık falan kalmadığı için onu yanlış da yapmış olabilirler. O oradaki bir tane vida yani o vida düşmüş eee olabilir. Bir kablo yani açıkçası zannetmiyorum yani böyle bir şey olacağını. İnşallah da değildir. Yani eğer öyleyse Allah korusun yani. Hepimiz Allah korusun. Herkese her şey olabilir o zaman. Fatih Bey hazır şimdi eee belediye başkanı

19:19 demişken aklıma geldi. 5. dalga EBB operasyonu. Evet. Şimdi orada tutuklananların tek sıra halinde utanç verici bir fotoğraftı. Şimdi zaten 5. dalga da başlı başına utanç verici. Daha doğrusu işin başından beri her şey utanç verici de eee bu konuyla ilgili 5. dalgayı da bir itirafçının itiraflarına dayandılar. İhtirafçı, iftiracım artık orası artık çok e iyi deneyeye karıştı. Biliyorsun bu iftiracı ya da itirafçıların büyük bölümü aslında belediyeyle uzun yıllardan beri iş yapan isimler. Yani uzun yıllardan beri derken bunların pek çoğunun belediyeyle iş yapma ilişkisi AKP'li AKP zamanında başlamış. Bu belediyeler CHP'den CHP'ye geçmezden önce AKP'liyken bunlar belediyeyle iş yapmaya başlayan işte müteahitler, iş adamları,

20:05 organizatörler, şunlar bunlar ve bunların Türkiye'nin farklı yerlerindeki belediyelerde de işleri eee var. AKP'li B'de de işleri var. Ve itirafçıların hepsinin de ortak geçmişi AKP'li olmaları. Çok ilginç. Yani bakınca insanda bir şüphe eee uyanıyor ve tutarsız bir sürü iddialar üzerine. Şimdi adam diyor ki benim diyor belediyeden ne kadar alacağım vardı diyor 70 milyon lira alacağım vardı. 1 milyon dolar rüşvet verdim aldım diyor parayı. Ya çek senet mafyası bu kadar yüksek oranlı çalışmıyor biliyorsun. Yani bunu Alaattin Çakıcı'nın adı geçer zaman biliyorsun bu işlerde onlara versen %30'la falan yaparlar. Bunlar %50'den fazla bir şeyle eee yani inandırıcı olmaktan uzak. Bir başkası var. Alacağı para 500 milyon lira. 500 milyon lirayı almak için 1,5 milyar

20:51 rüşvet vermiş. Şimdi bunu yap. Bir mesela ben polis veya savcı olsam birisi bana böyle bir itirafta olursa ben masadan kalkar bunu döverim ya. Çünkü insan asabı kaldırmaz. Ulan benle dalga mı geçiyorsun? Sen beni bu ifadeyi vererek beni bu ifadeyi alan kişi olarak rezil mi etmek istiyorsun diye vallahi döverim bu adamı. İki tane tokat atarsın ya dersin işkence mi işkence edecekler ama ya bu kadar da olmaz dersin. Düşünsene şimdi benim senden 500 lira alacağım var. Derya geliyor diyor ki bana Fatih abi diyor ben diyor senin diyor Emre alacağını tahsis ederim diyor. Ne sen bana 00 lir ver ben 500 lirayı alayım diyor. Şimdi bunu ya buna kim inanır Emre ya? Buna inanacak kadar beyinsiz biri var mı Türkiye'de? Ya diyeceksin ki var. Var. Böyle iftiralar üzerinden bir 5 dalga. E şimdi ne

21:37 diyeyim Emre'ye bununla ilgili diyecek bir şey yok da şimdi bu şunu gördüm ben yabancı basında özellikle bu iş en çok kime yarıyor biliyor musun? Ekremimoğ olur. Niye Ekremimo olur? Sonuçta bir İstanbul belediye başkanı ve yerel bir siyasetçi. Yani Avrupa'da, dünyada Ekremolğu'nu kim tanır, kim bilir? 3 be siyasetçi dışında kendi alanında. Şu anda Avrupa'da tanınan iki tane Türk siyasetçisi var. Bir tanesi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan. 23 yıldır Türkiye'yi yönetiyor. 23 yılın getirdiği bir tanınmışlık. Pek çok uluslararası meselenin içerisinde kendisine kızanlar var, sevmeyenler var. İşte otokrat diyenler var, diktatör diyenler var falan. Avrupa'da böyle bir Recep Tayyip Erdoğan çok dünyada çok bilinen en bilinen herhalde 56 devlet

22:22 başkanından biri yani işte kim biliniyordur? Rusya devlet başkanı biliniyordur. Fransa devlet başkanı biliniyordur. Macron biliniyordur. Alman bilinmiyordur. Şu yenisi, Merkel biliniyordu. Ne bileyim Çin devlet başkanı biliniyordur. Fakat böyle birkaç tane bilin. Onlardan bir tanesi. Ha biliniyor da imajı iyi mi? Pek çok yerde iyi değil. Yani zaman biraz düzeliyor, daha yükseliyor falan. Bu Ukrayna mukraayna işlerinde falan filan. Ama genel olarak pozitif olmayan bir imajı var. Eee bizim cumhurbaşkanının dünyada. Yani bilinmek her zaman parlak bir şey değil. Yani iyi iyi biliniyor olmak iyi biliniyor olmak anlamına gelmez. Ama yine de Erdoğan etkili bir seyatçı olarak biliniyor. İkinci bilinen kim şimdi? İmamoğlu. Çünkü neden? otokrat olarak değerlendirilen yabancı özellikle medyada veya eee şeyde eee siyasi

23:08 gözlemcilerde Erdoğan'ın rakibi görülen rakibi görürken çok önemli değildi ama Erdoğan'ı korkutup hapse attırttığı rakibi olarak görünen kişi olarak şu anda bütün dünyanın gündemindir. Bütün dünya derken tabii ki hani sokaktaki vatandaş aa Ekremoğlu hapse atmışlar Mr. İmamoğlu izin prizon falan demiyor elbette ama siyasi çevrelerde, medyada falan muazzam birinlik ve tanlık elde etti. E şu anda Ekrem Ümoğlu Türkiye'de baskı rejimine karşı direnen ve halk tarafından da desteklendiği için korkudan cezaevine altına adam olarak görülüyor. Yani birdenbire durduk yere Ekrem İmamoğlu'na AKP'nin siyasi iş bilmezliği artık o hale geldi. AKP Ekrem İmamoğlu diye bir figür

23:54 yarattı. bir evrensel uluslararası bir siyasi figür haline getir Ekremoğlu'nu. Bu Ekrem Boğlu için uzun vadede büyük avantaj. Fatih Bey bu hazır bunu konuşmuşken şu CHP'nin kayyum iddiaları. Hı hı. Şimdi orada eee mahkeme yetkisizlik kararıyla ağır cezaya yolladı. Doğru doğru yaptı. Biliyorsun ben bunu yazdım zaten. Bu e hem mahkeme hem Şimdi ilginçtir bir siyasi parti kurultayında yolsuzluk ve ne diyeyim eee işte rüşvet müşvet falan filan iddiaları var. Bunu soruşturan savcılık kim olabilir? Basın savcılığı soruşturmuş abi. Basın suçları savcılığı. İddianamenin üzerinde onun imzası, onun eee şeyi var, anteti var. Niye basın savcılığı? Bu bir basın suçu mu bu? Bu suçu ben ben mi işledim? Bu

24:40 medyada mı işlendi bu suç? Nasıl eğer böyle bir suç varsa? Eğer birincisi zaten orada bir saçmalık var. İkincisi bunun açıldığı mahkemede bir saçmalık vardı. Saçmalığı mahkeme fark etti zaten. İddianameyi kabul etti. Bu da enteresan ama yetkisizlik kararı verdi. Dedi ki ben bu denemeyi kabul ederim ama yetkim yok. Bu da garip bir şey. Yani benim yetkim yok ama ben kabul ediyorum nasıl oluyorsa. Ve ağır cezaya eee yolladı. Şimdi o iddianameyi ben köşemde yayınladım. Birebir eee okudum da yaklaşık 40 sayfalık bir iddianame ve aynen Ekrem İmamoğlu iddianamesine benzer bir şekilde İBB iddianamelerine ya da iddianame demeyim iddialarına benzer bir şekilde içeriği son derece boş. Yani hep o dedi, bu dedi, şu dedi. İlginçtir. Mağdur sıfatıyla Kemal Kılıçdaroğlu görünüyor. Şimdi Kemal, bu

25:25 Kemal Kılıçdaroğlu'a hakaret. Yani niye hakaret? Çünkü müşteki sıfatıyla değil orada. Müşteki başkası. Müşteki AK Parti'den CHP'ye geçip belediye başkanı olan, Özgür Özel'in de belediye başkanı adayı yaptığı ama seçilemeyen lütfü savaş denen neyse işte adam demek içimden gelmediği için neyse dedim kişi. Şimdi burada imam şeye Kılıçdaroğlu'a büyük bir hakaret var. Yani diyorlar ki Kılıçdaroğa sen mağdursun ama fark etmemişsin. Ya bir insan mağdur olup da fark etmeyebilir mi bunu? Kılıçdaroğlu olursan etmeyebilirsin diyor. Mahkeme bunu söylüyor. Yani sen öylesine bir adamsın ki mağduriyetini bile fark değilsin. Allah'tan lütfi savaş var da senin mağdur olduğunu fark edip eee şikayetçi oldun. Neyse iddianamen içerisinde hemen hemen hiçbir şey yok. İşte o iddia o onu dedi, bu bunu dedi, şuna şu verildi falan. Telefon diyorlar,

26:12 telefon yok. O diyorlar yani telefon dersin işte şu telefon hiçbiri yok. Neyse ne çıkacağını bilmiyoruz. Şimdi buradaki garip olan eee şu şey çıkıp da Kemal Kılıçdaroğlu çıkıp da ben mağdur değilim falan demiyor. Kardeşim orada demokratik bir yarış oldu. Ben de mağdur değilim demiyor. Çok ilginç. Ve bu davanın arkasında duruyor. Ya kardeşim sen Kemal Kılıçdaroğlu 3 be tane de yancısı var bunun. 3 be tane satılmış yancısı var. Ya sen Türkiye'de rejim değişti. Bak Türkiye'de rejimi değişecek bir anayasa referandumu yapıldı. Bu referandumda sahte olduğu artık herkes tarafından kabul edilir hale gelmiş, aşikar hale gelmiş. Mühürsüz, imzasız oylar kullanıldı. Sen bunlarda, bunlardan mağdur olmadın da, bunlardan şikayetçi olmadın da, bunlar için

26:58 yargıya gitmedin de Türkiye'deki rejim değişikliğine göz yumund. Türkiye'nin bu hale gelmesine imkan sağladın. Türkiye'de bir tek adam düzeninin kurulmasına sesini çıkarmadın. Ama senin siyasi partinde senin bile farka varmadığın bir şaibe iddiası var. Sen bunun arkasında duruyorsun. Ya sen nasıl adamsın Kemal Kılıçdaroğlu'ya rejim değişiyor, yargıya gitmiyor. Kurultayı kaybediyor yargıda. E çık de ki ben mağdur değilim diye değil mi? Yok bu süreçte zaten bu konuyla ilgili Kılıçdaroğ burada haftadan önce ben şunu dedim biliyorsun. Yani eğer Kemal Kılıçdaroğlu kayyumluk görevini kabul eder ve bu davada gidip de kardeşim burada bir yolsuzluk yoktur. Burada bir usulsüzlük yoktur. Ben bu davayı, ben bu partiyi yasal bir seçimle kaybettim demezse eğer ne diyorum sana? CHP seçmeni Kemal Kılıçdaroğlu ve o

27:45 yanındaki 3 be tane bugün yandaş medyada iktidar borazanlığı yapan 3 be sözde CHP'li tükürüyle boğar. Bunu daha önce de söyledim. Bir kez daha tekrarlıyorum. Tükürüğüyle boğar. Böyle bir utanmazlık, böyle bir arsızlık Türkiye Cumhuriyeti görmedi. Bu adamlar bu partiyi yener ele geçirirsinler diye kimler destek veriyor görürsün. Ne kadar AKP'li varsa gazeteci veya siyasetçi hepsi Kılıçdaroğlu mağdur partiyi ona verin diye bas bağırıyorlar ve Kılıçdaroğlu bundan son derece memnun. Yanındakiler, yancılar zaten memnun çünkü onların geçim kaynağı bu. Kılıçdaroğlu oraya gelecek ki onlar da avanta yapsınlar. Peki olur da geldi mesela Kılıçdaroğlu kayyumluk görevini kabul etti. Şaşırır mısınız F Bey? Şimdi Türkiye'de yaşamanın şöyle güzel bir tarafı var. Yani hiçbir şeye şaşırmamayı öğreniyorsun. Tabii ki şaşırdım. Anneannemin çok güzel bir lafı vardı.

28:31 Tıs osuruk, pis osuruk derdi. Böyle sessizinden korkacaksın. Ne güldün. Annem ded laf çok rahmetli. Nur içinde yazsın. Rahmetli. Bu arada ben de kullanırım Fat güzel laft. Güzel laftır. Fatih Bey şey de Cumhurbaşkanı Erdoğan da Özgür Özel'e sitem etti. Dedi ki ana muhalefetin kimseyle bayramlaşmayan parti haline gelmesinden üzüntü duyuyoruz dedi. Hı hı. Özgür Özer de 11 belediye başkanımız tutuklu. Bize bayram gelmedi dedi. Özgür Özel haklı. Şimdi birincisi de eee Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bayram eee konuşmasını açıkçası ben yadırgadım. Yani bayram konuşmaları biraz daha dostane, biraz daha ne diyeyim yumuşak hele hele ne diyeyim partili bile olsa tarafsız olması gereken en azından kağıt üzerinde veya görüntüde tarafsız olması gereken bir cumhurbaşkanının bayram konuşmasının

29:17 büyük bölümünü Cumhuriyet Halk Partisi'ne ayırıp Cumhuriyet Halk Partisi'ne hakaret diyebileceğimiz tarzda ağır konuşması doğrusu ben çok garipsim. Bu yüzden de e Özgür Özer'nin bayramlaşmama kararını doğru buluyorum. Yani çünkü bir laf vardır. Kara bayram derler. Yani böyle bir acılı, matemli bir bayram. CHP'den baktığın zaman belediyelerini elinden alınmış. Bazı beledelerin kayyum atanmış. Bir türlü hukuksla karşı karşıya kalmış. Kurultayı iptal davası siyasi olarak eee pompalanan falan bir durumda. Şimdi sen ne diye bayramlaşacaksın? Açıkçası ben Özgür Özel'in bayramlaşmama kararını son derece doğru ve yerinde bulurum. Ben de olsam ben yarışmazdım. Ben tam aksine Özgür Özel'in Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde karşılaştığı Devlet Bahçeli ile olan sohbetini yadırgadım. Gördün

30:03 herhalde sohbeti. Devlet Bahçeli ayağa kalkıyor. El sıkışıyorlar Özgür Özel'le. Hadi el sıkışmaya bir şey diyeceğimiz yok. El sıkışmak medeni bir hareket. Özgür Özel'e dönüyor diyor ki çok hareketlisiniz. Maşallah sizi yakından takip ediyorum. Özgür Özel dedi teşekkür ederim. Diyor ya nes teşekkür ediyorsun Özgür Özel? Özgür teşekkür edecek bir şey yok ortada. Yani karşında cumhurbaşkanını hukuk dışı davranmaya davet eden bir parti genel başkanı var. Cumhurbaşkanı bırakacağım dese bırakamazsın kardeşim diyen, Cumhurbaşkanının yaptığı doğru veya yanlış her şeyi kayıtsız şartsız destekleyen ve terör örgütü yandaşlarına özgürlük isteyen bir sözlü Milliyetçi Parti Genel Başkanı var. Hadi bu onun kararı. Karışamayız. Öyle yapmak istiyor, öyle yapmak istiyor. Seçmenine karşı sorumluluğu var. Seçmeli de eğer

30:49 Öcalan'ın affını, Pekkalan'ın salıverilmesini ve eee siyasal Kürt hareketinin Türkiye'de egemen güç hale gelmesini içlerine sindiriyorlarsa sindirirler. Benim derdim değil. Onların derdi. Onların ilkesiz diğiyorlar. Benim ilkesizliğim olmaz. Ama CHP'ye karşı yapılan bunca şeyden sonra kalkıp da orada bunu söylediği var. Teşekkür ederim efendim denmez. Ben olsam şöyle derdim. Sağ olun Sayın Bahçeli. Sizin de geçmiş yıllarda sıklıkla dile getirdiğiniz gibi Türkiye bir rejim tehlikesiyle karşı karşıya. Türkiye bir yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Ben de bu yüzden çok hareketli olmak zorundayım. Çünkü Türkiye'yi korumak ve kurtarmak benim vazifem. Keşke siz de hareketli olsanız derdim ve giderdim. Ben şu an haksız mıyım? Aynı şeyi düşünüyorum. Şimdi o yüzden eee ben eee bayramlaşmamak kararını değil bu sözlerin yadırgadığını söyleyeyim. Bir de ben bunları görünce geçmişte bir hani siyaseten konusu olmuştu ya Fatih Bey.

31:36 Arkada el sıkışı var. Hep öyle görüyorsun. Evet. Hep öyle görüyorsun. Vatandaşta bir güvensizlik oluşuyor o zaman. Kesinlikle öyle yani. Ya şimdi bu şunu söyleyeyim. Yani MHP açısından veya MHP se açısından sorun olmayabilir. Yani onlar her harekarda devlet hakkı deyip her şeyi içlerine sindirebilirler. Ama CHP seçimine böyle bir seçmen olmadığı için eee ben Özgür Bey'in oradaki tavrını gereğinden fazla yumuşak buldum. Peki Akın Gürlük'e karşı tavrını nasıl buluyorsunuz? Orada haklı bulmuyorum. Niye haklı onu söyleyeyim mi? Mesele Akın Gürlek meselesi değil ki. Mesele herhangi bir savcının ismiyle müsemma bir mesele değil. Niye? Akın Gürlek gider, Mehmet bilmem kim gelir. Yani buradaki sorun rejimin işleyiş sorunu. Cumhurbaşkanının devletin kuvvetler ayrılığı prensibini tamamen ortadan

32:22 kaldırmasının eee sorumlusu Akın Gürlek değil ki. Akın Gürlek bir isim. Akın Gürlek yarın mesela Akın Gürülü'yi görevden alsa Cumhurbaşkanı kızıp bir şeyine. Türkiye tamam bitti şahane kurtulduk mu? Yok. Mesele Akın meselesi değil. Akın Ahmet, Mehmet isimlerle alakalı değil. Türkiye'nin rejimi bozuk. Rejim bozulu Türkiye'de. Yani yargı siyasetin siyasete her zaman yakındı Türkiye'de ama bu denli siyasetin emrinde değildi. İşte anlatıyoruz hep Emre. Gençler belki hatırlamıyor. Yani Cumhurbaşkanı Erdoğan yargılandı bir şiir davasından. Son derece saçma sapan bir davaydı. O gün de yanlıştı. Bugün de yanlış o dava. Ama Akbil davasında da yargılandı. Türkiye'deki o güne kadarki

33:07 en büyük yolsuzluktu. Hiçbirine tutuklanmadı ve Akbil davasından da beraat etmediler. Yani zaman aşımı oldu, o oldu, bu oldu falan filan bir şeyler oldu. Dava kapandı gitti AKP iktidara gelince ve eee o davanın hakimi de daha sonra taltif edildi. Eee AKP iktidarı tarafından. Yani o gün yargıya evet yine baskı vardı ama yargı bugünkü kadar bu baskılar altında çaresiz değildi. O yüzden yani bence Akın Gürlek demenin bir manası yok yani. Çünkü sorumuz Akın Gürlek değil. Akın Gürlek sadece orada adı geçen bir savcı. O olmaz başkası olur. Olmadı mı bunlar daha önce? Eskiden de başka savcıdan bahsediliyordu. O savcılar var mı bugün? Yok. Sistem bozuk. Sistem bozuk olunca oraya istediğin ismi koy ya yarın başka birini koy. Fark etmez ki yani. Mesela

33:52 Kür veya başka bir savcı veya hakim adı alacak bir durum yok yani. Orada bir de Far Bey yıllardır hep anketlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan en beğenilen siyasetçi çıkar. Şimdi ORC farklı bir sonuç çıkarmış. Daha doğrusu bulmuş. Özgür Özel bu sefer en beğenilen siyasetçi olmuş. Yani bir yandan Özgür Özel'in performansının son aylarda çok yükseldiğini, özellikle Ekremoğlu'nun tutuklanmasından sonra çok yukarı tırmandığını biliyoruz. Yani bunda bir beis yok. Bunu söylemekte de bir sakınca yok. Ancak burada ben şöyle bir şeyden şüpheleniyorum giderek. Ekrem İmamoğlu'nun hapse girmesinden sonra Özgür Özel'i CHP'nin adayı yapmak gibi bir girişimden ben şüpheleniyorum. Yani sanki birileri ya bak Ekrem de yok. Bu Mansur da zaten CHP'li sayılmaz. Başkan

34:39 senden isim var. Goygoyu başlamış diye hissediyorum. Bu goygoyu daha önce şeye de yaptılar biliyorsun. Kılıçdaroğlu'da yaptılar. O da teşneydi belki ya da belki o yaptırıyordu o koykoyu. Onu da tam bilmiyoruz. Çünkü olmayaca mı olmayaca sonuna kadar çıktı. Oldu ama 2022'den sonra olacağı zaten çok neredeyse aşikar hale eee gelmişti. Şimdi aynısını sanki o pompa operasyonunu böyle gaz vermeyi p diye şeye başlattılar. Özgür Özel'e başlattılar gibi geliyor bana. Bu tehlikeli e bir şey. Hani tabii iş öyle bir noktaya gidiyor ki Erdoğan'ın yıpranmışlığı, Erdoğan'ın toplum önündeki hal ve hareketleri, artık saklanamaz hale gelen yorgunluğu. Elbette seçmende bir Erdoğan'a uzaklaşma yaşatıyor ama ve rakibi kim olursa olsun kazanacakmış

35:25 gibi bir hissiyat yaratıyor. Ama bu hissiyatı unutma ki 2023'te de yaratıldı ve işte artık yürüyemiyor. işte ayakkabısıda tekerlek var, bilmem ne var falan filan gibi böyle birtım şeyler yapıldı. Kim kimi koysan kazanır karşısına dendi. Ne olduğunu gördük. Eğer Türkiye 2028'e kadar olan süreci kazasız belasız atlatmayı başarırsa eğer Erdoğan tabii erken seçim eee organize etmeyi başarır ve tekrar aday olabilirse eğer karşısına Özgözleri çıkarmak çok doğru bir fikir gibi görünmüyor. Ben bu anketlerle sanki biraz onu böyle iteliyorlarmış gibi hissetmeye başladım. Açıkçası bundan korkarım. Peki Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın elhamdülillah dimdik ayaktayız. Emri hak vaki olana kadar da yine burada olacağız demesini

36:11 nasıl buluyorsunuz? Beklenmedik bir şey değil. Ben burada sıklık bunu söylüyorum. Yani çıkın kardeşim bunu açık açık söyleyin. Eee yani kayda şartıyla cumhurbaşkanı kalmak istiyorum diye söyleyin. Eee ona göre eee biz de bilelim. Eee diyordum. Sonunda baklayı ağzından çıkardı. Anayasa içinde zaten bu yüzden istiyorlar. Vallahi şunu söylüyorum Emre biliyorsun. Yani böyle bir şey tabii ki bir demokrasisi açısından kabul edebilir bir şey değil de ben şunu söylüyorum ya Türkiye'yi demokrat yapsınlar. Türkiye'de güçler prensibi olsun. Türkiye'de bu baskılar ortadan kalksın. Türkiye'de insanlar serbest bırakılsın. Türkiye'de belediyeler üzerindeki bu kayyum baskısı ortadan kalksın. Yalan yanlı suçlamalarla siyasetçiler, gazeteciler, aydınlar, düşünürler içeri atılmasın. Bütün bunlar garanti altına alınsın. E desin ya ben hakikaten muazzam demokrasi

36:58 getireceğim ama bir ricam var. Bir 10 yıl daha cumhurbaşkanlığı yapayım desin. Bütün bunları güvence alıyorsa getirsin tartışalım. Ama bu şekliyle bir 10 yıl daha e bir dönem ik dönem 3 dönem kaydat çekilmez. Bence demokrasilere karışmamak lazım. Yani demokraside kurallarla kişiye özgü biçimde oynamamak lazım. Eğer böyle yapmaya başlarsanız devletin dibine dinamit sokuyorsunuz. Dinamit koyuyorsunuz. Bu sürecin sonunda ortada bir Türkiye Cumhuriyeti kalmamasından korkarım Emre. Bak bu cümle çok ağır bir cümle. Ama siz bir devletin temel taşı olan demokrasi pardon anayasayla bir kişinin siyasi geleceği uğruna bu kadar fazla oynamaya başlarsanız o ülkenin sonunu getirirsiniz. Ülkelerin sonu gelmez falan filan dedi. Kimse düşünmesin. Rejimler yıkılır, ülkeler yıkılır, ülkeler darmadağan olur. Ve

37:45 bugün Türkiye ne yazık ki iyi bir yerde değil Emre. O yüzden bu kadar oynamak lazım. Ve bana göre bugün toplumsal muhalefetin yapması gereken en temel şey, toplumsal ve siyasal muhalefetin yapması gereken en temel şey Türkiye'nin bir anayasa değişikliğine izin vermemesi. Bu anayasa değişikliği Türkiye Cumhuriyeti'nin sonunu getirebilir. Emre söylediğim kolay yutulur bir şey değil ama bildiğimiz cumhuriyeti ortadan kaldırabilir. Yani bütün bu son bir yıllarda olan ve son aylarda giderek zirveye çıkan gelişmeleri bir araya koyduğun zaman ben eee açıkçası bu analiz içinden çok korkar hale geldim. Şimdi Fatih Bey bu konuya ilerleyen dakikalarda girecektim de bir de YPG konusu var. Evet. Şimdi biraz dağıttım şeyi akşam ama. Şimdi YPG'nin görüşmeler yaparak Evet. YPG eee

38:32 Suriye'de görüşüyor ve sürekli bir özelklik e veya yarı bağımsızlık peşind yarı bağımsızlık peşinde. Y özelklik peşindeymiş. Şimdi bize anlatılan bunların olmayacağı hatta silah bırakacağıydı ya o gün bize anlatılan oydu ama bizim o gün söylediğimiz o değildi. Burada biliyorsun biz bunun bir rüya olduğunu, böyle bir şey olmayacağını YPG'nin Elşara ile imzalamış olduğu anlaşmanın aslında YPG'nin bir hükmi şahsiyet olarak kabulünün ve sanki eee içeride bir federe devlet başkanıyla merkezi devletin yapmış olduğu bir anlaşma gibi olduğunu burada söyledik. Şimdi bugün orada o oluyor. Bugün bir benzer bir şey farklı bir isim altında Türkiye'de kotarılıyor. Yani burada Öcalan'la yapılan görüşmelerin de çok büyük bir farkı yok aslında. Ve YPG orada bir bağımsızlık peşinde. Diğer tarafta bir

39:18 özerklik peşinde. Diğer tarafta zaten bir özelklik var. Geriye kalıyor iki ülke. İran ve Türkiye. Bu neyi hatırlatıyor sana? İsrail ve Suudi Arabistan'ın Amerika Birleşik Devletleri'de yaptıkları ortak açıklamayı hatırlatıyor. Biliyorsunuz İsrail'in e ulusal güvenliğinden sorumlu eski eee büyükelçisinin ve eee Suudi Arabistan'ın eski Washington büyükelçisinin ortak bir basın sohbeti vardı. Orada diyorlar ki bölgede iki ülke İsrail ve Suudi Arabistan'ın güveni açısından tehlike arz ediyor. Bunlar İran ve Türkiye. Bu iki ülkenin bu denli büyük olmaları ikimiz için de tehlikeli. Türkiye'yi ve İran'ı bölmeliyiz diye karar almışlar ve şimdi baktığın zaman işleri o tarafa doğru götüren bir hareketlilik varmış gibi duruyor. Fatih

40:04 Bey tekrar ülke içindeki gündeme dönersek şayet bir de Dilek İmamoğlu bir paylaşımda bulundu. Emine Erdoğan'a aslında bir çağrıda bulundu. Hı hı. mektup yazmış galiba. Mektup yazmış. Eee, cezaevindeki tutuklular için. Evet. Şimdi siz bu çağrıyı ve Dile Kimemoğlu'nun bunu Emine Erdoğan'a yapmasını nasıl buluyorsunuz? Ben onu merak ediyorum. Şimdi bununla ilgili eee duyduğum rahatsızlığı eee sana o gün eee attığım e daha doğrusu bu haberle ilgili sana yolladığım paylaşımdan dolayı biliyorsun ve o yüzden bana bunu e söylüyorsun farkındayım. Bu son derece ama son derece ama son son derece yanlış, hatalı ve olmaması gereken bir mektuptur. Dilek İmamoğlu'na bu mektubu

40:50 yazmasını kim söylediyse ya da Dilek İmamoğlu'nun ben böyle mektup yazmayı düşünüyorum dediği zaman kim ona aa Dilek Hanım çok iyi yaparsınız bravo yazalım vallahi dediyse bu gerçek bir aymazlıktır. Niye? Emine Hanım kim? Emine Hanım, Türkiye'yi yöneten, 23 yılını yöneten cumhurbaşkanının eşi. Başka bir görevi, yetkisi var mı? Tamam. Birtım sosyal faaliyetler bulunuyor. İşte çevrecilik, işte sıfır atık, bilmem çeşitli dernekler şunlar. Peki bunun dışında mesela cezaevlerindeki durum Emin Erdoğan'a mı bağlı? Emin Erdoğan talimat verip cezaevlerinde şunu şunu öyle yapın, bunu bunu serbest bırakın, onlara böyle bir yetkisi var mı? Bu mektup benim hayatımda gördüğüm en

41:36 saçma, en yanlış siyasi mesajlardan bir tanesi. Diyeceksiniz ki Dilekağlu siyasetçim. Siyasi değilse bu işler karışmasın. Bilmiyorsa da karışmasın. Ne demek yani? Siz hiçbir yetki adalet bakanına yaz. Hiçbir itirazım yok. Cumhurbaşkanına yaz. Hiçbir itirazım yok. Az önce adını andık. Ceza ve tefkif işleri Genel Müdürlüğüne yaz. Varsa öyle genel müdürlük hala bilmiyorum. Bir var ne kaldı ne kalmadı eski Türkiye'den bilmediğimiz için yaz hiçbir itirazım. Emin Erdoğan ya mesela Emine Erdoğan'a şöyle müsin Emine Hanım işte vakıflarınızın yaptığı şu çalışmalardan dolayı sıfır atık konusunda işte eee bizim de İstanbul'da örgütlenmiş bilmem ne kadınlar olarak bir yardımız olur mu falan diye bir şey soracaksan yaz hiçbir itirazım yok ama cezaevlerindeki kadın mahkumlarının durumları ile ilgili olarak Emine Erdoğan'dan bir destek istemek dünyanın

42:22 en mantıksız şeyi şu olabilir. Direkt Emoğlu bununla ilgili bir dernek kurar. Mesela işte cezaeki kadın mahkumları koruma kollama işte sahip çıkma Zartsurt Derneği diye bir dernek kurar ve Emre Hanım'a da der ki derneğimize katkıda bulun sosyal alanlardaki faaliyetini bildiğimiz için derneğimize de katkıda bulunmanızı rica ederiz, dileriz, isteriz falan davet ed konuşmayın. Hiçbir itirazım yok. Ama yasal bir konuda yasal hiçbir pozisyonu olmayan, sorumluluğu olmayan, olmaması gereken zaten birinden böyle bir yardımda beklemek Türkiye'deki anayasal olmayan tek adam düzenini evet biz bu düzeni kabul ediyoruz ve bu düzenin parçası olmaktan bir sıkıntımız yok demektir. Ya bu iş bu kadar ucuz mu? Nasıl yapabilirsin böyle bir şey? Kusura bakmasın Dilek Hanım yani hiç akıl karı değil. Yani bu muhalefetin eleştirdiği

43:09 bazı şeyleri kabul etmiş. Kabul etmedim bak abi. Zımnen kabul ediyorsun. Dedik ki evet Türkiye'yi işte ailece yönetiyorlar. Biz de eee aileden isteyelim. Yarın bir gün de mesela Bilel Erdoğan'a mı bir şey yazacaksınız veya Sümey Erdoğan'a mı bir şey yazacaksınız o konularla ilgili? Ya da diğer akrabaları e işte yani. Ama Hüseyin Çelik de diğer taraftan AKP'yi o kabul etmemiş. Fatih eee durumu eleştirdi AKP kurucularının Hüseyin Çelik dedi ki bu Türk tipi başkanlık dedi Türkiye'ye yaramamıştır dedi. Bütün yetkilerin bir elde toplandığı bir yapı demokratik bir yapı değildi. Türkiye'nin mutlaka arızaları giderilmiş parlamenter sisteme gerekiyor dedi. Hı hı. Eee bu IBVB'deki şey soruşturma sürecinde vesaire hepsini eleştirdi. Evet okudum. Yeni bir şey yok aslına bakarsan. Eee birincisi şunu söyleyeyim. Eee Hüseyin Çelik'in bu sözlerinin tamamına birebir katılıyorum. söylediklerinde herhangi

43:55 bir yanlış yok. Zaten söziklerinde herhangi bir yanlış olmadığı için de iktidar eee tarafından ya da iktidardan nemalananlar tarafından ağır biçimde eleştiriye ve hakaret uğradım. Biliyorsunuz ben zaman Hüseyin Bey'le konuşuyorum. Yani kendisiyle Milli Eğitim Bakanı olduğu dönemden beri zaman zaman konuşuruz. Eee fikirlerinin büyük bölümüne katılmazdım eskiden ama son zamanlar söylediklerinde açıkçası çok yerli ve yerli yerinde eleştiriler görüyorum. Hatta programa da davet ettim. İki konuyla ilgili ettim. Hatta bir tanesi Abdülhamit konuşalım diye. Çünkü Abdülhamit'le ilgili çok güzel bir eee eseri var. Eee Hüseyin Çelik'in. Diğeri de hem siyasi hem de eğitimle ilgili konuları konuşuyorum diye bir türlü nasip olmadı bir araya gelmek. Hatta AKP ile ilgili eşitini de söylediimde dedi ki dedim ki siz hala AKP'lisiniz dedi ki içeriden eleştiri

44:42 yapmak daha doğru geliyor bana. Eee dedi çünkü benim bildiğim AKP içerisinde eskiden dedi bir şey vardı. Eleştiri ve istişare vardı. Ben hala onu yaşatmaya çalışıyorum dedi ama e yakında de AKP'den atarlar kendisini diye eee düşünüyorum. Söyledikleri %100 doğrudur. Eee bu söylediklerine katılmamak elde değil ama eee partiden de kendisine yönelik çok ağır tepkiler geldiğini de hep beraber gördük. Fatih Bey bir de Murat Bey. Murat Bardakçı. Evet. Kadim dostum Murat Bardakçı. Şimdi kendisi şeyde Habertürk'te bir televizyon programı yaptı. Evet. Şaşırdım. Çünkü yapmak istemiyordu. Çünkü Habertür televizyona çıkmak istemiyordu. Evet biliyorum. Ve orada söyledikleri pek çok şeyde gündem oldu. Yani işte son senelerde Türkiye ucuz bir mesela Araplaşma şekline döndü gibi. İşte

45:27 Atatürk'ün eee şey dine bakışıyla ilgili söyledikleri vesaire böyle hepsi ayrı ayrı gündem oldu. Bilmiyorum siz tamamını izlediniz mi ama tamamını izlemedim. Eee yurt dışında olduğum için tamamını izleyemedim. Hatta şimdi buradan çıkınca eee gidip YouTube'da varsa, eee, eğer koydularsa YouTube'a, eee, izlemeyi, eee, planlıyorum ama okudum önem bölümünü. şeyi söylemiş. Ben senden biraz daha geniş bir özet geçeyim. Söyledikleri arasında şunlar var. Bir diyor ki tek parti döneminde hacca gitmek yasaktı demiş. Eee ikincisi Atatürk'ün inançsız bir olduğunu e dinlere inanmadığını eee söylemiş bir Amerikalı gazeteci kadına verdiği röportaja eee dayanarak. Sonra Türkiye'de artık ezanın çok kötü

46:12 İstanbul tavrının kalktığını ve ezanın çok kötü bir Arap taklidi olarak okunduğunu ve bunun da hiç hoş olmadığını söylemiş. Türkiye'de İslam'ın Araplaşmaya, son yıllarda Araplaşmaya dönüştüğünü anlatmış. Şimdi şöyle söyleyeyim. Murat'ın söylediklerini tartışacak derecede Murat'ın bilgilerine haiz değilim. Yani Murat pek çok konuda benden daha bilgili. Özellikle bu gibi tarihi e meselelerde eee şimdi Murat'ın siyasal görüşlerinin hiçbirine katılmam ama Murat'ın bilgisine her zaman saygım vardır. Hacı diyor ki Demokrat Parti'de hacasa vardı. Orası çok net değil. Şöyle derken bir yasak yok aslında. Yani kanunlarda tanımlanmış bir yasak ben görmedim. Fiili bir yasak var mı? Var. Mesela 1948'de döviz yokluğu ekonomik

46:58 sıkıntılar nedeniyle o Dünya Savaşı sonrası dönemde e ekonomik sıkıntılar nedeniyle bir yasak olduğu biliniyor. Para yok. Eee ı Dünya Savaşı döneminde yani 1944 eee daha doğrusu 1939-45 eee arasında savaş nedeniyle bir yasak olduğunu da biliyoruz. Ondan öncesiyle ilgili fiili bir yasak eee daha doğrusu fiili bir yasak demeyeyim yasal bir yasak yok. fiili bir yasak olabilir. Yani yoktur da diyemem, vardır da diyemem. Ama o günün koşullarına bakmak lazım. Atatürk'ün dine bakışı. Atatürk'ün dine bakışının ne olduğunu bilmek için çok fazla araştırma yapmaya gerek yok. Atatürk biliyorsun ki Kur'an'ı Türkçeye çevirterek halkın ne okuduğunu, hangi ibadetleri yaptığını

47:45 bilmesi gerektiği konusunda kendi cebinden verdiği parayla Elmalı Hamdi Yazır'a bir şey yaptıran, Kur'an tefsiri yaptıran ve Diyanet İşleri Başkanlığını kuran kişi. Şimdi o yüzden Atatürk'ün dindar olup olmaması neye ne kadar inandığı bizi çok ilgilendirmiyor. Ama şunu biliyoruz. Atatürk kendisi Murat'ın iddiasını dayandırdığı Amerikalı kadın gazeteci ile ilgili olarak Atatürk'ün iki kez farklı e dönemlerde söylediklerini çarpıttığını, söylediklerini doğru anlamadığını ve söylediklerini yanlış yansıttığını açıkladığını biliyoruz. Yani bu kadının röportajında zaten Atatürk'ün dine bakışıyla ilgili bir şey yok. daha sonra yazmış olduğu bir kitapta bundan eee bahsediyor ve Atatürk'ün de bu kadının yazdıklarına ilişkin kaygılı davrandığı

48:32 ve eee benim söylemediğim şeyleri de bana atfederek yazmış dediği biliniyor. Eee dinli miydi, dinsiz miydi? Vallahi Atatürk'ün dinli mi dinsiz mi olduğu ben hiçim ama Türkiye'de insanların dinini, Diyanetini düzgün işle anlaymisini Diyanet İşleri Başkanlığını kurduğunu ve Kur'an'ı çevirdiğini de biliyoruz. camileri ahıra çevirdiler falan filan palavrası ise o bir palavradan ibarettir. E yarın öbür gün birisi kalkıp da aradan 30-40 yıl geçince Tayyip Erdoğan cami yaktırdı, cami yıktırdı derse doğrudur. Pek çok cami hemen karşımda mesela işte Kasımpaşa'da bir camiyi eee ve eee onun yanındaki Kur'an kursunu Erdoğan döneminde yıkıldığını biliyoruz. Niye yanlıştı? Kaçaktı, şuydu, buydu. Yani boş cami varsa eğer nüfus kalmadığı için gidilmeyen cami varsa eğer köylü orayı ahır olarak kullanmışsa eğer,

49:17 bilemiyorum tabii. Eee, bu Atatürk'ün camileri ahır yaptığı anlamına gelmez. Ama Murat Bardakçı genellikle kendi bildiklerini söyleyen bir adam. Şimdi mesela Murat Bardakçı'nın bu sözleri abartılıyor. Peki aynı Murat Bardakçı başka neler söylüyor? Murat Bardakçı ve Erhan Afyoncu çıkıp ekranda şunu söylemediler mi? Defalarca Abdülhamit en neye inanır bu siyasal İslamcılar? Abdülhamit müthiş padişahtı. Hiç toprak kaybetmedi falan filan. Murat ve Erhan televizyonda çıkıp YouTube'da bunlar var. Arasınlar bulurlar. Herkes yazsınlar. Murat Barakçı, Erhan Afyoncu, Abdülhamit diye yazsınlar çıkar. Abdülhamid'in toprak kaybetmediği cümlesinin tamamen yalan olduğunu, Abdülhamit'in en fazla toprak kaybeden 5 milyon ketk yakın toprak kaybeden bir padişah olduğunu, Abdülhamit döneminde

50:03 şeylerin eee Rusların şeye kadar geldiğini eee falan Erhan Murat söylüyor. Keza Murat Bardakçı yanlış hatırlamıyorsam Abdülhamit'in bir darbeyle tahta oturduğunu, Mithat Paşa'yı Fransızlardan alabilmek için Fransızlara Tunus'u verdiğini Murat Arakçı söylüyor. Şimdi bir muhalif, muhalif olduğunu düşündüğün ve sevmediğin bir paşayı geri almak için Fransa' Musul'u veriyorsan eğer bu iyi bir şey midir? Bunları da Murat söylüyor abiciğim. Hani Murat'ın Atatürk veya işte başka şeyle ilgili söylediklerini abartınca peki onlara doğru diyorsun da Abdülhamit'le ilgili söyledikleri niye kabul etmiyorsun? En çok arazi kaybeden diyor. Şimdi Mithat Paşa mesela işte Mithat Paşa azadan mı kardeşim? Mithat Paşa Tuna valisi muazzam modern işler yapan ve en başarılı vali. Kıskanılıyor

50:50 o kadar merkeze alınıyor. Burada Türkiye'de ilk bankayı kuran adam Emniyet Sandığı hatırlar mısın? Hatırlamazsın. Benim çocukluğuma kadar vardı. Benim ilk hesabım emniyet sandığındaydı. İlk kumarım emniyet sandığındaydı. Emniyet sandığını kuran adamdır Mitat Paşa bir bankadır emniyet sandığı. Türkiye'de modern anlamda bankacılığı kuran adamdır. Sonra şeye sürüldü. Basra'ya sürüldü. Sonra da öldürüldü. Şimdi bu adamı yok eden de yine şey diyor işte Abdülhamit diyor. E şimdi Murat Abdülhamit'le ilgili söyledikleri ha bunlar doğru değil. At bunlar doğru. Hayır Murat her şeyi söylüyor kardeşim. Murat ağz yeni söylüyor ama herkes işine gelen tarafını tutuyor. Peki orada şey bir de Murat Bey şey dedi Fatih Bey Türkiye reddi mirasın getirdiği cehaletten ucuz Araplaşmaya döndü dedi. Türkiye'nin ucuz bir Araplaşmaya döndüğünü elbette hepimiz

51:36 biliyoruz ve görüyoruz zaten. Bundan Murat da çok eee rahatsız. Bunu da hep söylüyor zaten. E bunu da bu şekilde söylemektense bir şeye bağlamak Murat'ın da eee siyasi takdiği diyeyim. Ne diyeyim yani? Fatih Bey bir de şey biraz şunu söyleyeyim abiciim. Murat Bardakçı siyasi görüşüne katılmam ama namuslu davranma çabası içerisinde olan bir aydın olduğunu, bir tarihçi olduğunu bilirim. B uzun bir program olacak ama bir de enflasyon konusu. Özledik birbirimizi ya. Uzun olsun. Bence de bugün uzun olsun. Fatih Bey, şimdi şey TÜK yıllık enflasyonu Fatih Bey %35,41 olarak hesapladı. ENAK 71,23. Eee, benim artık en azından enflasyona dair düşüş beklentim pek kalmadı. Şimdi belli ki TÜİK eee şeyin iktidarın öngördüğü enflasyonu eee bir şekilde organize etmeye çalışıyor. Eee

52:23 ama gerçeğin bununla bağdaşmadığını ve Türkiye'nin müthiş bir pahalık içerisinde yaşadığını biliyoruz. Şunu söyleyeyim Emre. Yani İspanya'da eeeim biliyorsun işte ve Avrupa'nın bir iki ülkesini daha gezdim ama daha çok İspanya'daydım. Şu anda Türkiye bunların hepsinden daha pahalı bir ülke. Yemek, içmek her açıdan. Her açıdan. Eee ve artık Türkiye'de yaşamak neredeyse imkansız. Yani mesela İspanyol'un 10 liraya aldığı otomobili biz 25 30 liraya alıyoruz. İspanyol'un 5 liraya yediğimeyi biz 7 lir 9 liraya yiyoruz. İspanyol'un 10 liraya kaldığı otelde biz 15 20 30 liraya kalıyoruz. Yani Türkiye artık çok pahalı bir ülke. Bunu bir kere kesin eee çok net ve açık ortada. Enflasyona gelince biliyorsun benim başından beri söylediğim şu yıllardır söylediğim şu TÜK'le NA toplayıp ikiye

53:10 bölüyorum. Benim enflasyonum. Bana sorarsanlar bugün Türkiye'de enflasyon %50'ler civarındadır. %5055 eee civarındadır. Gıda enflasyonun daha yüksek olması tabii ki hepimizde bir şaşkınlık eee yaratıyor zaman. Ya benim aldığım şimdi biz kendi filemizin kaça dolduğuyla ilgili bir sıkıntı yaşadığımız zaman enflasyon bununla ilgili düşün. Ama enflasyon içinde başka şeyler de olduğu için her şey aynı oranda da artmadığı eee zaman enflasyon daha düşük olabiliyor. Bu gıdada %80'dir belki. İşte ne bileyim eee beyaz eşya da daha düşüktür rekabetten veya pazarın daralmasından dolayı. O yüzden eee ben ikisinin toplamının eee ikiye bölünmüşünü hale inanmaya eee devam ediyorum. Şimdi hazır para konuları açılmışken Fatih Bey, Kahve Dünyası diye bir marka var biliyorsunuz. Bilmem. Çok

53:55 da beğeniyorum. Neydi o? Çikolataları abi. Çikolataları falan şahane. Şimdi bunu söyledik ama negatif bir haber var Fatih Bey. Neymiş haber? A biliyorum biliyorum abi. He. Kendileri 23 milyon dolara bir şey aldı. Yalı aldı ve deniyor ki tabii hemen bu alımdan sonra artık sosyal medya çok acayip bir yere dönüştü. Hemen vergi levhalarına bakılmış vesaire. Eee matrahsızmış. Bunu burada daha önce de konuştuk. Şimdi eee birincisi vergi konusu dünyanın her yerinde karışık bir konudur. Yani biliyorsun bu Amerika'daki dev şirketler var. Trilyon trilyon dolarlık. Bunlar da vergi mergi vermiyorlar. Çünkü işte kimisinin merkezi İrlanda'da kimisinin merkezi abok sabok bir takım man adalarında şurada burada meşhur man adalarında eee vergi konusu ayrı bir konudur. Şimdi vergi kaçırmak başka bir şeydir. Vergiden kaçınmak başka bir şeydir. Ayrıca da vergi

54:42 ödemekle büyümek arasın. Yani şirketler her zaman vergi ödeme için diyelim ki bir şirketsin ve sürekli büyüyorsun. Vergi ödemezsin. Çünkü kar etmezsin. Yani kazandığın parayla yeni bir mağaza açarsın, yeni bir dükkan açarsın, yeni bir yatırım yaparsın, yeni bir fabrika kurarsın, bilmem ne vergi vermez. Ama ne yaparsın? Ekonomiyi büyütürsün, istihdam yaratırsın, şunu yaparsın, bunu yaparsın. Bunun karşısına vergi vermezsin. Vergi vermediğin zaman bu senin işini kötü yaptığın, vergi kaçırdığın anlamına gelmez. Diyelim ki biz burada atıyorum 10 lira para kazandık. Gittik yeni bir stüdyo kurduk. Yeni bir bilmem ne yaptık, bir şey yaptık falan filan. paraları buraya harcadık. Vergi vermezsin tabii ama işte yeni istihdam yaptık burada işte 20 kişi yazırken 40 kişi 50 kişi olduk falan. O zaman çok fazla vergi vermezsin. Ama vergi vermiyor olmak işte muhtasar işte

55:29 ne bileyim eee SGK falan filan gibi paraları da ödemediğin anlamına gelmez. Vergi vermediği halde bu gayrimenkul alımını nasıl yaptın? Şöyle söyleyeyim. Defterlerini incelemeden bilemezsin. Niye bilemezsin? Belki ortaklardan birisi şirkete sermaye koydu. Belki ortaklardan birisi şirkete borç verdi. Belki şirket gitti kredi aldı. Krediyle aldı. Şimdi yani bu vergi üzerinden konuştuğun zaman her zaman doğru sonuca ulaşmayabilirsin. Sakın kimseye anşamaz. Y bir şirketi vergi kaçırdığı için ben koruyor moruyor falan filan bana ne eee şeyden kahve dön tamam çikolatanı seviyoruz da yarın öbür gün başka yerden değiliz. illa kahve diyorsa çuk atacağız diye bir halimiz eee diyor ama yani bir şirketle ilgili bütün kararı vergi

56:14 üzerine vermek kolay değil. Yani defterlerine bakmadan ne olduğunu anlayamaz. Diyelim ki bir şirket var gelir melir falan filan da yok ama patronu dedi ki kardeşim bize bir bina lazım gitti bir parayı bastı bina aldı. Onun bir birebir alakası yok yani. O yüzden kafalar çok karışıyor. Ama tabii yine de herkesin beklentisi şu kardeşim bir şirket 200 tane şubesi var. Bu kadar da bilmendesi var. Niye vergi vermiyor? E kardeşim 200 şube açmak için harcadığı parayı yatırım diye gösterince e şirket kar etmiyor. Kar etmeyince de vergi vermiyor diye işi özettiğim detayını maliyeciler bilir. Gidip maliyeten inceler herhalde. Fatih Bey birkaç başlık daha var. Bunlardan bir tanesi de yani şöyle ilginç bir haber aslında. Japonya'da Kürt karşıtlığı yükseliyor. Orada da hatta şeylere karşı bir yürüyüş olmuş. Japon halkı. Japon halkı yürüyüş

57:02 yapmış. Eee, Den Partili Meral Danış Beştaş da demiş ki, "Japonya'da Kürtlere yönlük nefret ve ırkçı saldırılara sessiz kalmayacağız ve takipçisiyiz dem" demiş. Ya bununla ilgili çok güldüm. Şimdi Meral eee Meral Hanım bu açıklamayı yapmış. Sosyal medyada birisi şöyle yazmış. Emre gördün mü bilmiyorum ya. Gördüm var ya 10 dakika falan güldüm. Ne oldu? Ne yapacaksınız? Fuji dağına mı çıkacaksınız? demiş birisi. Bak ne kadar güldüğümü sana anatam. Sosyal medya hakikaten felaket ee bir yer. Şimdi şöyle söyleyeyim. Yani bu sadece eee bizim eee toplumda Kürtlere has eee toplumumuzun bir parçası olan Kürtlere has bir şey değil. Bu Türklerde de var olan bir şey. Biz gittiğimiz yerde yerde kendi yaşadığımız

57:48 coğrafyadaki şartları oluşturmaya çalışıyoruz. Japonya'ya hiç gittin mi? Yok. Kısmet olmadı. Far. Japonya dünyanın en enteresan yerinden bir tanesi. Kendilerine özgü bambaşka bir kültürü var. Dünyanın en kibar, en zarif, ne diyeyim yani hani ya kibarlıktan böyle kırılan bir millet. Yani birine bir şey sormaya korkuyorsun. Çünkü sorduğun zaman adam sana cevap veremediği için yırtınıyor. Yani birine adres soruyorsun seni alıp oraya kadar götürüyor yolundan falan. Böyle çok acayip bir yer. Eee, Japonya bambaşka bir kültür. Şimdi tabii sen oraya gittiğinde bu Türk veya Kürt fark etmez. Sen oraya gittiğinde kendi kültürünü aynen orada yaşatmaya kalkarsan ve orada kendi ortamını oluşturursan abi bunu kabul etmez. Japonlar bunun ne

58:34 ırkçılıkla alakası var ne abi? Bir topluma giriyorsan o topluma saygı gösterip belli oranda uyum sağlayacaksın. Asimile ol demiyoruz ama kurallarına, şartlarına, davranış modellerine uymak zorundasın. uymuyorsun Kürtlere karaponya'da türlü azınlık var. Niye onlara karşı değil? Türlü milletten insan var. Niye onlara karşı yürüyüş yok da sana karşı var? Haksız mıyım? Bir de bunu düşünmek lazım ya. Niye? Ben istediğimle giderim. İstediğim yapamazsın kardeşim. İstedi yini yapamazsın. İşte yaptırmazlar. Yaparsan böyle olur. Kürtlere karşı ayrımcılık. E peki orada Amerikalı var. Ona karşı yok. Ne bileyim başka ülkeden niye onlara karşı? Niye var? Sen gidip orada küçük Diyarbakır, küçük Urfa, küçük bilmem neresi kurmaya kalkarsan olmaz yani. Bu

59:20 Kürtlerle ilgili değil bu. Şimdi biz seninle oraya gidip kardeşim biz Türkiye'de böyle yaşıyorduk. Trafik kuralı biz taramayız ben böyle gezerim. Yok abi. E şimdi bunu hemen dönüp siyasal a Kürt Kürtlere abi Japon Kürt nedir bilmezdim büyük ihtimalle ya. Öğren. Öğrendim ş böyle mi öğreneceklerdi? Şimdi bak ben Japonya'ya git bir gidişimde yani ilk ikinci gidişimde hayretler içerisinde kaldım. Japonya sakin, kuzu kuzu bir yer yani. Abi bir sokağa bir girdik minibüslerde döner köfte ekmek. Fatih abi geldi döner. Japon bunu anlayamaz abi. Japona sen bunu ya benim kültürüm bu. E onun kültürü o değil abi. Onun kültürüne uymayacaksan onun senin ne işin var zaten? Haksız mıyım bilmiyorum ya. Şimdi buraya gelen ya buraya gelen Suriyelinin, Afgan'ın, bilmem nin kendi kültürünü dayatmasından bir rahatsız

1:00:07 oluyoruz. da Japon niye olmasın ki? O bambaşka bir kültür. Hani Suriye ve Afgan bize biraz benziyor. O hiç benzemiyor. Olur mu böyle bir şeye? Şimdi Arap gitsin orada mesela işte sokağa pislesin. E bizim memlekette böyle. Orada öyle değil abi. Ne olacak işte buna buna mesela gitti bir Arap orada yola hacetini yaptı. Japon vay Arap karşıtlığı siz siyonist misiniz? Hadi lan derler adama. Saçma sapan işler abi bunlar yani. Yok bu iş çok garip bir yere g hakikaten garip bir yere gidiyor. Bu arada şey de e Türkiye'deki Amerikan büyükelçisi de Fati bey Türkiye'yi övmüş. Gördüm. Çok çok iyi biliyor Türkiye'yi. Demiş siz uçak vesaire yapıyorsunuz bayağı iyisiniz demiş. Ben de abi şimdi şöyle düşün yani akşamin bir bara gittin biriyle tanıştın falan böyle onunla ilgili niyetlerine bağlı

1:00:53 olarak pohpohlarsın değil mi? Ben işte bir övgü geldiğinde korkuyorum. Korkarsın. Kalkacaksın abi. Çünkü biliyor yani. Bu Amerikalı, Amerikan şeylerinin, Amerikalı siyasetçilerin Türkiye'ye gelecek büyükelçili ve eselçilerin el kitabında var bu. Türkleri övün. Onlara kendilerini iyi hissedecek cümleler söyleyin. O zaman istediğinizi daha rahat alırsınız. Bu

…

Share

YouTube Video Özetleri