0:00 Çok daha önceden de yapılabilir bir şeymiş. Olsun geç olsun güç olmasın. Ben size Mavi Odada ve işte Instagram'da beni takip edenler bilirler. Böyle bir takım kitaplar tavsiye ettim. Ama tabii bu kitapları tek başınıza okuduğunuzda eee yani evet bu bu öyle bir kitap mesela. Hani bu böyle tek başınıza okuyup da sindirebileceğiniz bir kitap değil. Eee böyle bir fikir alışverişi olursa DSER teşekkür ederim. Ben de size soruluyorum. Sağ ol. böyle eee eee şey böyle birkaç kişi hani o Telegram grubunda çünkü birbirinizle de sohbet edebiliyorsunuz. Eee sorular sorabiliyorsunuz. E şey Jojo mama yiyormuş artık sesten şey oluyor böyle her ses geldiğinde Jojo'nun mama sesi inşallah yerine
0:45 gelmiyordur. Eee ve Öfke Dahası kitabı ilk bölümde kaçıranlar oldu mu bilmiyorum. Birazcık hikayesinden bahsetmiştim. tanıştığımda yazarla böyle bir burun kıvırdığım kitaplardan bir tanesiydi. Ama daha sonra beni çok etkiledi. İlk bölümden itibaren ilk kısımda bahsetmiştim. Kitabı böyle elinize aldığınızda yani ilk üç sayfadan falan çıkamıyorsunuz. Ben şöyle 9. sayfaya geldiğimde 3 gün geçmişti. O yüzden de size okurken de söylemiştim. Eee hani böyle bir 17 sayfaya kadar 3 gün geçirebilirsiniz. Çünkü kitabın kasası, kitabın ne anlattığı böyle öyle cümleler var ki böyle bir cümleni okuduktan sonra böyle bir 15 dakika durabilirsiniz. Hani bazı günler böyle kitaplarda sadece bir paragraf okuyup böyle onu düşünmeniz, demlendirmeniz gerekir. Çarpıcı olabilir. E ya da çok sıkıcı gelebilir.
1:30 Hani bu e ben Telegram'daki mesajlarınıza baktım biraz. Hani çok e şey geldi bana. Çok ağır geldi, kafa karıştırıcı geldi. Beni sinirlendirdi. Okuması çok zor geldi diyenler de olmuş. O bu yüzden hani kitabın içinde eee her cümlede bizi kendimize döndüren, kendimize eee yaklaştıran alışkın olduğumuz söylemlerden farklı şeyler var. Evet. Öfkenin bir işaret olduğu ama bakın neye işaret ettiğini söylerken çok detaylı güzel bir tanımlama var. Mesela incindiğim için öfkeli olduğumu ben bilmiyorum aslında burada. Kalbimin kırık olduğunu, kalbim kırık olduğu için öfkelendiğimi bilmiyorum. Haklarımın ihlal edilmesi. Bunu bilmiyorum. Eee ihtiyaçlarım karşılanmadığı için öfkeliyim bunu. Ben bunu böyle bilmiyorum. İhtiyaçlarımın karşılanmamasının bende öfke yaratabileceğini bilmiyorum. Bakın daha sadece kitabın ilk sayfasının 3.
2:18 satırındayım şu anda. Öfkemiz Evet. Ben kendimi, duygularımı, sorunlarımı, değerlerimi ihmal ettiğimde de öfkelenirmişim. İnsanın kendisini bakın burada inanç, değer ve isteklerimiz, inançlarımızdan taviz verdiğimizde, inandığımız gibi yaşayamadığımızda hayalini kurduğumuz şeyler hırslarımız demiş. Ama biz bunu şöyle açalım. Yani benim hayalini kurduğum şeyler var. Yapmak istediğim şeyler var. İşte bir üniversiteyi bitirmek mi istiyorsun? E bir işe girmek mi istiyorsun? kendi iş yerini açmak mı istiyorsun? Hayallerin var. Ve bu engellendiğinde biri sana yapamazsın dediğinde eee ya da bakın şurada kalmıştık biz önceki yayında. Anlaşılmayan yer demiştim. Anlaşılmayan yer. Eee birisi şuna da öfkeleniyoruz. birisi sadece bizi incittiğinde, kırdığında, ihlal ve ihmal ettiğinde
3:04 değil, aynı zamanda başkalarının bizim için çok fazla şey yapması da, bizi kurtarması da bizde öfke yaratıyor. Fedakarlığın karşılığı her zaman nankörlük mü olmalı diye terapi odası konuları kitabında da kitabımızda benim yazdığım kitap olan bir bölüm var. Eee, birisi benim yapabileceğim şeyi benim adıma yaptığında ben o onu yapma kasımı kuvvetlendiremiyorum. Benim yapabileceğim bir şey. Benim ihtiyacım da yok. Bakın birisi sizin ihtiyacınız olmayan şeyi size verdiğinde ihtiyacım olmayan şey mesela hiç ihtiyacın yok. O anda zaten sen onu yapıyorsun. Bulaşık makinesini boşaltıyorsun. Sen zaten mutfaktasın, bulaşıklara girişmişsin filan. Senin zaten yaptığın bir şey. Eee ve eşin geliyor, kardeşin geliyor. Dur ben yardım edeyim. Ya sen orada başka bir şey var. Sen git çöpe çöpün içine poşet tak mesela. Anlatabiliyor muyum?
3:49 Bakın bu çok basit bir örnek. Ama bunlar bizi hani sinirlendirir ya. Sonra karşınızdaki kişi der ki ya ben yardım etmeye çalışıyorum. Sen istemiyorsun. Ya ben yardımı bak ben zaten elimi kolumu sıvamışım, önlümü takmışım, elimi bulaştırmışım. Madem yardım edecektin ben bu kadar uğraşmadan, mutfağa girmeden yardım etseydin ya. Ama bak tuvaletteki çöp dolu. İstersen tuvaletteki çöpü boşaltabilirsin. Bunu bunu yapabilirsin. Yok ben oraya giriyorum. Benim zaten hayır diyeceğim belirli olan bir şey de bana yardım etmeye çalışıyor. Eee ve benim akışımı bozuyor. Bakın bu bu burada yazmıyor ama hani bunu ekleyebiliriz. Onun dışında sizin zaten doğal olarak yapabileceğiniz bir şeyi sizi bağımlı kılmaktır. Bu uyuşturucuya da böyle filmlerde dikkat edin böyle başlarlar. Yani kişiye uyuşturucu verilir. İhtiyacı yokken ve parasız ve bedavadan o verilir. O bir süre sonra kişi onu kendisi ister. Eee mesela eşinizin ya da annenizin sizin
4:36 adınıza bir şeyleri derlemesi, toplaması sizin hiç aramanıza gerek yok. Bul hayatınızı kolaylaştırıyor. İnsanlar size der ki eşin ne kadar güzel. Senin hayatını kolaylaştır. Ay harika bir annen var. Senin hayatını kolaylaştırıyor. Ama benim aslında ona ihtiyacım yok. O o kadar kolaylaştırılıyor ki bir süre sonra ben onu yapmayı unutuyorum. Yani benim ve ben onu gözümde büyütmeye başlıyorum. Çok basit yapabileceğim şeyler benim gözümde büyümeye başlıyor ve artık onu yapacağıma da inanmadığım için o ilişkide ona bağımlı olduğu için ona öfkelenmeye başlıyorum. Çünkü büyümek için bakın insanın yönü hep ileri doğrudur, yukarı doğrudur. Biri benim büyümem pahasına beni sakatlayacak şekilde, kendine bağımlı kılacak şekilde bana bir şey veriyorsa, ihtiyacım olanı değil, bağımlı kılacak olanı veriyorsa da yine bende öfke sorunu olacaktır arkadaşlar. Teşekkür ederim Özlem.
5:23 Teşekkür ederim. Aile Yıll sağ olun. Eee, evet. Şimdi, eee, burası böyle. kadınlarla ilgili bir şey söylüyor. Tüm hayatımız yine bir hala aynı sayfadayım. Tüm hayatımız buna bağlıymış gibi ilişkilerimizi korumaya çalışırız. Çoğumuzun yaptığı şey. Evet. Aramızda erkek takipçiler var mı bilmiyorum. Kitapta yazar kadınlara sesleniyor. Kendisini feminist olarak tanımlıyor. Ama kitabı kadınlar da erkekler de bence okuyabilir. Sonuç olarak öfke hepimizde aynı. kadında ve erkek de aynı şekilde ve öfkenin temelinde işaret ettiği şey her zaman bir benlik sorunu. Kendi benliğimizi inşa etmek, isteklerimizi açık ve net bir şekilde bilmek, önce bilmek ve sonra da ifade etmek üzerine.
6:11 Şimdi eee şöyle bir cümle var. Öfkem 7. sayfaya geçtim. Kısacası öfkemizden sadece başkalarının bizi onaylamamasına yol açtığı için değil, aynı zamanda değişimin gerekli olduğunu gösterdiği için de korkmayı öğreniyoruz. Evet. Öfk öfkemizi tanımakta, tanımlamakta, ifade etmekte bir korkumuz var. Şunu unutmayın arkadaşlar. Öfkeyi anlamaya başladığınız an değişim kaçınılmaz oluyor. Bakın öfkeyi anlamaya ve tanımlamaya başladığınız an hayatınızda sizi korkutan ve öngöremediğiniz bir değişim kaçınılmaz olarak kapınızı çalıyor. Beni Instagram'dan takip ediyorsanız az önce bir yemek tarifi paylaştım. İman bayıldı olarak yola çıkan yemek tarifimiz
6:58 patlıcanlı sebzeli bir makarna şeklinde son buldu. Orada Joe Dispensa'nın Doğa Üstü Olmak kitabından bir alıntı yaptım. Joe Dispenza, bu kitap değil ama başka yani öfke dans kitabından çıktım şu an ama onu da söylemem lazım. Şöyle bir şeyden bahseder doğaüstü olmak kitabında. Aşina olduğumuz geçmiş. Bakın aşina olduğumuz geçmiş ve öngörülebilir gelecek arasında sıkıştığımızda değişimi yaşayamayız. Değişimi yakalayamayız. Öngörülebilir geç öngörülebilir gelecek şudur. Yarın sabah kalkacağım. Yarın günlerden de cumartesi. İş yok. İş olmadığı için belirli rutinleriniz var. Ya da işte bir ay sonra bir sınav var girmeniz gereken. İşte bir ay sonraki
7:44 sınavım, 2 ay sonraki terfim, eee, işte yarın öğle saatlerinde falan. Ben burada oturup da geleceği inşa etmeye çalışıyorum güya. Ama nasıl bir gelecek? Eee, arabanın borcu biter bitmez orada da bunu yaparım dediğim gelecek. Benim öngörebildiğim gelecek zaten. Sınav tarihi belli, kredinin taksidi belli. Eee, saat kaçta kiminle nerede ne yapacağım belli. Fakat o öngörülemez geleceğe doğru bir enerji gitmesi gerekiyor ki bakın öngörü öngörülemez olanı inşa etmeye gidecek olan enerji işte burada öfke duygusunun içinde saklı. Öfke dediğimiz şeyi şöyle düşünebilirsiniz. Böyle yakıt gibi düşünün. Benzin varilleri gibi düşünün. O öfke, fakat bu öfke ya bedenimizde baskılı, basılı bir şekilde duruyor ya
8:31 da biz bunu eee işte çakıp çakıp böyle günlük o enerjiyi eee öfkelenerek burada bir ayrıma giriyor yazar. Şirret kadınlar. İşte bu dırdırcı çok konuşan kadınlar ve iyi kızlar olarak kadınları eee ayırmış. Ona da eee geleceğiz birazdan. Nasıl gidiyoruz? Nasıl hissediyorsunuz? Evet. Nasılsınız arkadaşlar? Şöyle bir bakalım. Bir atar gider yaptık birbirimizi. Olur o kadar. Artık bu biz bir aile gibi olduk. Ailelerde öyle şeyler olur. Önemli olan arkadaşlar olması toparlamak. Eee tekrar dengeye gelmek arkadaşlar. Yani siz de suçlamak falan değil ama bütün bunları şimdi bakın ben bunları sizin gözünüzün önünde yaşıyorum ve yani büyük de bir risk alıyorum aslına bakarsanız. Ay siz de iyi ki varsınız ya. Vallahi bugün benim için çok zor bir gündü. Size bir tane de haber vereyim. Eee uzun
9:17 zamandır yine uğraştığım şeyler var. Harekete geçtiğim bir şey. Eee yeni şirketimi kurdum. eee burada atölye odasında falan yaptığımız şeyler var. Bugün aslında ticaret odasında falandı. Böyle çok şey bir gündü benim için önemli bir gündü. Mesle şirketimiz unvanı vesairesi duyuracağım. Ondan sonra yayınlandı. Eee daha sonra web sitemizde birtım eee aile teşekkür ederim. Sağ olun. Eee işte bunlar olacak. Eee daha sonra da bu işleri buradan yapacağız. Atölye odasından değil hani söylemiştiniz siz bana. Gerçi ben de o korktuğum, gözümde büyüttüğüm, öngöremediğim şeyleri yapıyorum. kitap kulübü bunlardan bir tanesiydi. Bir diğeri eee kendi şirketimi eee kurmak. Eee öyle arkadaşlar. Bunlarla uğraştım bugün. Belirli bir yorgunluk da vardı. Neydi? İnsanlar biz yorulduğumuzda filan
10:03 eee yani normalde ben orada tetiklenmem ama böyle yorgunum. Akşam saatleri sabah erken kalkıyorum. Akşam saatlerinde eee Yalom'un sözünü hatırlayalım. Yorulduğumuzda ve cesaretimizi kaybettiğimizde Yağmur teşekkür ederim. Yorulduğumuzda ve cesaretimizi kaybettiğimizde e daha önce yendiğimiz sorunların hücumuna uğrarız. Ben kendimi çok başarısız hissettim. Bakın itiraf ediyorum. Derim kızım yapamıyorsun ya. Sen neyine senin kitap kulübün senin neyine? Bak orada siz fark etmiyorsunuz da bak ben içimden geçen şeyleri söyleyeyim size. Kitap kulübü senin neyine? Sen girdin bu işlere işte burada bir sesi bile ayarlayamıyorsun ondan sonra gibi böyle içimden şeyler geçti. Sonra hızlıca bir yine sizlerin gözü önünde nefesimi aldım verdim. Sakinleştim. Eee geri döndüm. İşe döndüm. İşime döndüm. eee en çok sevdiğim ve o kadar uzun zamandır şu kitabı sizlerle beraber okumak, önemli
10:49 gördüğüm yerleri size böyle tekrar tekrar söylemek e evet siz bana kızmadınız. Tabii ki kızmadınız. Ne kadar şefkatli olduğunuzu biliyorum. Zaten siz değilsiniz kızan. Ben kendime zaten kızdım orada. Öyle işte. Eee şirketimiz eee danışmanlık, yayıncılık eee bulut tamamadığını şey yapayım. Bütün işlemler tamamlandık. Tamamlandı gerçi de söylerim. Emel teşekkür ederim. Böyle işte. Sağ olun. Sağ olun. Şimdi devam edelim o zaman. Eee evet. Öfkemiz bize değişimin gerekli olduğunu e gösteren bir işaret ama değişim daha doğrusu öngörülemez. Asya teşekkür ederim. öngörülemez olana
11:34 doğru bizi ittiği için en iyisi böyle öfkeyi hiç hissetmemek daha iyi geliyor. Şimdi burada kıymetli arkadaşlarım eee öfkemde haklı mıyım? Bu soruyu sormuş sıklıkla. Sizlerden de bana gelen sadece öfkeyle ilgili değil. Kırıldım ama kırılmaya hakkım var mı? Üzüldüm ama üzülmeye hakkım var mı? Bakın her zaman her şeyi hissetmeye hakkınız var. Bu duygu, siz bir şey hissediyorsanız onu hissetmeye hakkın var mı yok mu diye bir şey yok. Bir duygu vardır ya da yoktur. Yani bir varsa varsa haklıdır zaten. Tamam mı? Hani çünkü siz bunu seçmiyorsunuz. Dolayısıyla da eee öfke haklı ya da haksız, anlamlı ya da yararsız değildir. Öfke sadece vardır. Öfkemde haklı mıyım diye sormak. Susamaya hakkım var mı ki? Ne de olsa 5
12:21 dakika önce su içtim. Demek ki susamaya hakkım yok. zaten şu anda su içemeyeceksem susamamın ne anlamı var demeye bekler. Çok da güzel bir metaforla anlatmış. Hilal teşekkür ederim. Canlı canlı duygular nasıl regüle edilir? Böyle regüle edilir arkadaşlar. Hemen kaldığımız yerden hayata devam edeceğiz. Eğer ben orada eee geri çekilseydim, bu yayını yapmaktan vazgeçseydim mümkün değil olmazdı. Regüle olmam çok zordu. Eee oyunun içinde eee kalmak, nefes alıp vermek, dik durmak. Bir kahvem vardı. Bana iyi geleceğini biliyorum. kokusu bile soğumuştu aslında kenarda duruyordu. Eee, bol su içmek, eee, yani ve, eee, karşınızdaki insanların da tabii iyi niyetine, eee, güvenmek. Her zaman da bu.
13:07 Evet. Eee, "Öfke hissettiğimiz bir şeydir di" diyor. 7. sayfayı okuyorum. Her zaman bir nedeni vardır ve ilgi görmeyi hak eder. Bakın, öfkelendiğiniz an her zaman bir nedeni vardır. Neden öfkelendi? Şöyle açıklamalar yok. Çünkü dolunay, çünkü Merkür Rotarda, çünkü benim işte falan. Hayır alakası yok. Öfke hani alakası olabilir. Dolunay etkiliyor olabilir ama nedir? 8 olan duygunuzu 9a çıkartır. Olmayan bir şeyi dolunay var edemez. Onu da söyleyeyim. Her zaman bir nedeni vardır. Nedenler içseldir ve ilgi görmeyi hak eder. Herkesin her şeyi hissetmeye hakkı vardır. Ama madalyonun ikinci bir yüzü vardır arkadaşlar. Madalyonun ikinci bir yüzü. Bakın öfke duymak. 7. sayfanın son paragrafını size okumak istiyorum. Bu noktanın altını çizmek istiyorum. Bu nokta çok önemli.
13:53 Siz de altını çizdiniz mi bilmiyorum. Öfke duymak bir soruna işaret etse bile öfkeyi açığa vurmak sorunu çözmeyecektir. Öfkeyi açığa vurmak ilişkideki eski model ve kuralların korunmasına hatta bunların daha da güçlenmesine ve dolayısıyla değişimin gerçekleşmemesine yol açar. Bakın değişimin gerçekleşmemesine yol açar. açabilir. Duygusal yoğunluk yükseldiğinde çoğumuz diğer kişiyi değiştirmek adına yararsız çabalara girişebilir ve bu yüzden kendi benliğimizi açığa çıkarma ya da değiştirme gücümüzü kullanamayabiliriz. Bunu açıklayacağım. Her şeyi açığa vurmanın insanı içe atmanın getireceği psikolojik tehlikelerden koruyacağını ileri süren şu öfke içeri, öfke dışarı
14:40 kuramı aslında doğru değil. Şöyle söylüyorlar ya tutma içinde. Niye tutacaksın içinde? Git konuş, git söyle. Ağzına geleni söyle. O düşünsün ya. Söyle. Hani böyle diyorlar ya öfkeni dışarı at. Hayır. Bunun doğru olmadığını söylüyor. Buna kesinlikle katılıyorum. Bunu bunun daha sonra zaten iyi kız sendromu ve şiret kadına bunun neden doğru olmadığını açıklıyor. Kavga etmemize rağmen sonunda haksızlıklara boyun eğmeye devam ediyorsak, yakınmamıza rağmen kendi umutlarımıza, değerlerimize ve potansiyelimize ihanet edecek şekilde yaşıyorsak ya da toplumun şirret, dırdırıcı, öfkeli ya da yıkıcı kadın klişesine uygun davranmaya başlıyorsak, depresyon, kendine ihanet etme gibi duygularla karşılaşmamız ve hatta
15:26 kendimizden nefret etmemiz kaçınılmaz olacaktır." demiş. Eee, evet. öfke öfkelerini şöyle bitiriyor. Etkin olmayan şekillerde ifade edenler sonunda öfkelenmeye hiç cesaret edemeyenler kadar acı çekeceklerdir. Yani şimdi siz iyi kız olabilirsiniz. Eee, şirret dırdırıcı olabilirsiniz. Herkese her şeyi söylüyor da olabilirsiniz. Her şeyi içinize atıyor da olabiliriz. Hiç fark etmez. sonunda diyor ik da aynı şekilde acı çekiyor. Eee ve hatta bu öfkeyi etkin olmayan şekillerde bağırıp çağırarak, söylenerek eee ikna etmeye çalışarak türlü türlü yollarla dışarı vuranlar eski model ve durumun o ilişkinin eski paterninin aynı kalması
16:12 ile ilgili daha fazla duruma katkıda eee bulunuyor diyor. Bunu da zaten bu şirret kadın kısmında bahsinde söylüyor arkadaşlar. Şimdi e tabii ki bu şirret kadına acaba İngilizce ne dedi bilmiyorum. Şirret kadına iyi kız sendromu. Yani şirret kadın dediği şey eee böyle duygularını ifade eden kadın. Yani aslında çoğumuz yani hepimiz yani şu anda toplumda herhalde bir baksak iyi kızlardan ziyade eee böyle daha çok bu psikolojinin moda olması, daha fazla insanın psikolojiyle ilgilenmesi, duyguların dile gelmesi vesaire hani psikolojik kavramlara aşinalıkla beraber sanki eee çoğumuz fazlaca şikayet ediyoruz. Eee dırdır ediyoruz. erkeğin bakış açısından. Eee, şimdi yazarın kavramlarına sadık kalalım. İyi
16:57 kız sendromunda eee şunu söylüyor. Sakladığımız sadece bence etkileyici kısım da burası. sakladığımız sadece öfkemiz de yani ilk kız sendromu dediği şey her şey tamam diyen, eee, öfkelendiğini fark etmeyen, hissetmeyen, eee, kendini tamamen bu 20'li yaşlarının başında insan biraz daha böyle oluyor. 30'larından sonra sanki birazcık daha konuşmaya başlıyor. Eee, gerçi şimdi çok daha erken. Yani uyumlanıyorsunuz işte kendi benliğinizi ilişki için feda ediyorsunuz. Sanki e bu ilişki olmazsa yaşayamayacakmışız gibi. Yani kitabın ilerleyen bölümlerinde şöyle bir cümlesi var. Siyam ikizlerinden farklı olarak bizler birbirimiz olmadan yaşayabiliriz diyor. Ama biz bazen öyle içinde bulunduğumuz ilişkilere siyam ikizimizmiş gibi
17:44 yapışabiliyoruz, bağlanabiliyoruz. Şimdi eee bakın sakladığımız eee şu anda 8. sayfayı okuyorum. sakladığımız [Müzik] aslında yalnızca öfkemiz değildir. Ayrıca açıklığın diğer insanı huzursuz edeceğinden ya da aramızdaki farkları ortaya çıkaracağından kuşkulanırsak düşündüklerimiz ve hissettiklerimiz hakkında açıkça konuşmaktan kaçınırız. O kadar çok kadının yaşadığı bir şey ki bu. Erkeklerin de yaşadığı bir şey. Bu arada bir ortamda farklı düşündüğünüzde fikrinizi söylemediğiniz aslında hiç ona katılmıyorsunuz ama yo hayır bu bu söylediğiniz saçmalık. Ben buna hiç katılmıyorum diyebiliyor musunuz? Tamam saçmalık demediniz ama ben bunu çok
18:30 mantıksız geliyor bu bana. Hiç ben böyle düşünmüyorum. eee fikriniz farklı, inancınız farklı, görüşünüz farklı ama ortamda bunu ifade edip farklı olduğunuzu ki bu özellikle farklılıklara saygı duyulmayan bir ailede büyüdüyseniz farklı bir yönünüz, ailenizin dini inancından, ailenizin siyasi görüşünden farklı bir inanca sahip olmanız ölüm kalın meselesi gibi yaşandıysa ve siz eee burada annem ne düşünüyorsa onu düşünmeliyim. Babam ne düşünüyorsa öyle. Onlar ne diyorsa ve bunun aksi bir benlik inşa etmenin çok tehlikeli olduğu durumlarda ki bu durumlar toplumumuzun %99'u gibi düşünün bunu. Eee ve bu ne kadar sertse bir ailede eee ilerleyen zamanlarda da kadınlar kendi
19:15 ailelerini kurmaya çalışırken, kendi hayatlarına doğru giderken bunu o kadar öğreniyorlar. Eee çok güzel bir ifadesi var. Güzel bir metafor. Diğer insanların tepkilerini okumak ve tekneyi sallamamak için çok fazla çaba göstermemiz yüzünden kendi benliğimiz hakkındaki açıklığımızı yitirebiliriz. Kendi düşüncelerimiz, duygularımız ve isteklerimizden habersiz kalabiliriz. Hani diyorum ya ben size. Hani ne istiyorsun? Yani zamanın yarısında ne istediğimizi bilmiyoruz. 35 40 yaşına kadar ne istiyorum? Sen ne? Evet. Evet arkadaşlar, e evin internetinden çıktım. Kendi internetime girdim. Eee, bu arada çoğunuzla gittiniz yayın dondu koptu
20:01 diye ama yayın tekrardan geri geldi diye düşünüyorum. Eee, yani vardır bir hayır diyeceğim. Hani bu kadar aksilik bana yazar mısınız? Yayın geldi mi şu anda? interneti değiştirdim. Telefonumun internetine bağlandım. Modemde de sorun olabilir. Belki modemi
20:49 açıp kapatmam gerekiyor. Arkadaşlar burada 305 kişi görünüyor ama ben eee sayfa 12 sonu bakalım. Siz beni duyuyor musunuz? Görüyor musunuz acaba? Çok merak ediyorum. Bir yazarsanız chat kısmına. Böyle tek başıma gibi. Evet.
21:35 Arkadaşlar vallahi 312 kişi görünüyoruz. Bir kişi yazarsa eee ben neden hiç etki alamıyorum ki? Yayında olup olmadığımız konusunda hiçbir fikrim yok şu anda. Kapatalım. Bir daha yayın açalım. Olmazsa olur mu?