0:00 [müzik] Evet sevgili arkadaşlar herkese selamlar, sevgiler. Geldik Ocak ayı 3. hafta denememize. Bakalım bu denemede 18 soruluk KPS ve 6 soruluk AGS'yi göreceğiz. Yine her zaman söylediğim gibi unutmayınız eğer KPS hazırlanıyorsanız muhakkak AGS denemesinde, AGS hazırlanıyorsanız muhakkak KPS denemesinde çözün. Çünkü coğrafyada müfredat aynı. Dolayısıyla buradaki soru tiplerinin hepsini görmüş olursunuz. Hadi bakalım bu haftanın denemesinde neler var menüde hep beraber görelim. Hadi sorular gelsin. Evet ilk sorumuzdan başlıyoruz. İlk sorumuz bir coğrafi konum sorusu. Bize demiş ki haritada aşağıdaki haritada bazı merkezler numaralandırılarak gösterilmiştir. Bu merkezlerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine
0:47 ulaşılamaz demiş. Ben öncelikle şunu incelemem lazım böyle bir soruda hemen baktığım zaman 1 ve 2 numaralı merkezlerin aynı enlem üzerinde yer aldığını 1 3 2 ve 4'ün aynı boylam üzerinde yer aldığını 3 ve 4'ün aynı enlem üzerinde yer aldığını görüyorum. Buna bağlı olarak demek ki aynı enlemde neler aynı neler farklı? Aynı boyamlarda neler aynı neler farklı? Bunları hatırlamam gerekecek. Hemen bakıyorum A'dan. 1 ve 2 numaralı merkezlerde gündüz süresi aynıdır demiş. 1 ve 2 aynı enlemde. Biz ne demiştik? Aynı enlemde olan merkezlerde gece süresi, gündüz süresi, gece gündüz süre farkı, güneş ınlarının geliş açısı, gölge boyu gibi kavramların hepsi aynıdır. Ama sıcaklık ve bağlantılı bir şey sormuş olsaydı, örneğin buharlaşma miktarı gibi, bunlardaki karasallık şiddeti gibi,
1:32 karın yerde kalma süresi, tarım ürünü olgunlaşma süresi, bunlar doğu batı yönlü olduğu için bunlar farklılık gösterirdi. Ama gece süresi, gündüz süresi, gece gündüz süre farkı gibi kavramların hepsi aynı enlemde aynıdır. 2 ve 4 numaralı merkezlerde yerel saat aynıdır. 2 ve 4'e baktığım zaman bunlar aynı boylam mı? Evet, aynı boylam. Aynı boylamda olan merkezlerde demiş demiştik saat, vakit, zaman, an gibi kavramlar varsa bunların hepsi aynıdır diye ifade etmiştik. Bu da doğrudur. 1 ve 3 numaralı merkezler başlangıç meridyenine eşit uzaklıktadır. 1 ve 3'e baktığım zaman bunlar her ne kadar aynı boylamda olsa da biz ne diyorduk? Aynı boylamda olan merkezler boylamlar arası mesafe kutuplara doğru daraldığı için gerçek görüntü aslında 1 ve 3'ün böyleydi. Dolayısıyla da şurası başlangıç boylamı
2:18 olduğunda 1 numaralı merkez başlangıç boylamına daha yakınken 3 numaralı merkez daha uzakta. Yani aynı boylamda olanlarda saat, vakit, zaman, an aynıdır. Ancak başlangıç boylamına olan mesafe, başlangıç boylamına olan uzaklık gibi şeyler sorulursa bunlar aynı olmaz. D'ye ve E'ye de bakalım. 3 ve 4 numaralı merkezler ekvatora eşit uzaklıktadır. 3 ve 4 aynı enlemde olduğuna göre enlemler arasında bir farklılık yoktu. Ekvator burada olduğuna göre enlemler arası mesafe birbirine eşit. Dolayısıyla 4'ten de ekvatora kadar mesafe aynı. 3'ten de mesafe aynı. Sadece bu boylamla ilgili mesafe aynı olmuyor. Buna dikkat ediniz. Bu da doğru. 1 ve 4 numaralı merkezlerde en uzun gündüzün yaşandığı tarih aynıdır. Şimdi 1 ve 4 numaralı merkezlere baktığımda burada bir şeye
3:03 dikkat edeceğiz. Burada tuzak bir ifade var. O da nedir biliyor musunuz? O da şu 1 numara 1 ve 4 numaralı merkezlerde en uzun gündüzün yaşandığı tarih aynıdır. En uzun gündüz bizde ne zaman yaşanır? Yaz başlangıcı olan Haziran'da değil mi? İkisinde de sonuç olarak Haziran ayında en uzun gündüzün yaşanması mümkün mü? Mümkün. Ama şunu deseydi orada patlardı. Gündüz süresi aynıdır deseydi işte orada patlardı. Buradaki tuzak ifade bahsettiğim bu. Çünkü gündüz süresi niye aynı olamaz? 4 numara daha güneyde, 1 numara daha kuzeyde. Bizim YK formülümüze göre ne demiştik biz? Yaz aylarında kuzeye doğru gündüz uzar. Dolayısıyla burada 1 numaralı merkezin gündüzü daha uzun 4 numaranın daha kısa olacaktı. Eğer gündüz süresi demiş olsaydı. Ancak burada en uzun gündüzün
3:48 yaşandığı tarih nedir derse Türkiye'de 21 Haziran. Süreyi katmıyor bak. Yaşandığı tarih. Herkes için 21 Haziran en uzun gündüzün yaşandığı tarih midir? Evet. Haritadaki bütün merkezler için en uzun gündüzün yaşandığı tarih bu mudur? Evet. Dolayısıyla bu da doğru olur. Bak buradaki tuzağa dikkat et. Ama zaten şurada uzaklık, mesafe vesaire gibi kavramlar verdiğinde bunları kafadan biz boylamlarla ilgili kabul etmiyoruz. Aynı boylamdaysan sadece saat, vakit, zaman, an, bunun dışında ne görürsen salla geç. Bunlar benzer değildir de zamanla ilgili bir şey yoksa mesafe falan diyorsa. Geldik 2 numaralı sorumuza. Türkiye arazisi farklı jeolojik zamanlardan etkilense de büyük oranda senozoikte. Senozoik ne hocam? Senozoik şu arkadaşlar. Bizim tersi yer dediğimiz 3ünc zamanı ve kuaterner dediğimiz 4üncü
4:35 zamanı kapsayan büyük bir çağın adı. Hani biz nasıl ki paleozoik diyoruz, paleozoik, mezozoik diyoruz. Mezozoik hani paleozoik birinci zaman, mezoik zaman. Senozoik dediğimiz de bizim 3'ü ve 4'ü kapsayan yani tersi yeri ve kuaternleri kapsayan büyük dönemin adı. Dolayısıyla bu verilirse eğer ne olur ne olmaz 3 ve 4'te yaşanan olayları birlikte ele alacağız. bu dönemin içerisi diye kabul edeceğiz. Aşağıdakilerden hangisi söz edilen jeolojik zamanda meydana gelmemiştir diyor. Baktım şimdi kim ne zaman oluştu dediğimizde Zonguldak'taki taş kömürü yatakları. Aa kömür o kadar eski ki taşlaşmış demiştik. Zonguldak'taki taş kömürü yatakları bizim paleozoik dediğimiz çağda oluşmamış mıydı? Paleozoik dediğimiz ne zamandı? Birinci
5:21 zamandı. Masif araziydi. Dolayısıyla burada taş kömürü bulunurdu. Ve paleozoikte oluşan bu kömürün de alt dönemi ne olur ne olmaz aklımızda bulunsun. Bunun da alt dönemi kar dur. Yazamadım şunu bir geri alayım. Yazamadım hocam. De dur. Eh geri gel. Heh. Karbonifer diye geçer dostlar. Bu dünya üzerinde bu dönemde büyük bir karbonlaşma çağı yaşanmış. Yani şöyle atmosferdeki bütün karbonu inanılmaz bir dünyadaki gür bitki orada oksijen vermek üzere karbondioksini kendine çekmiş ve ağaçların kökleri, bünyeleri tamamen karbonla dolmuş. Ve bunlar da toprak altında milyonlarca yıl boyunca kalınca haliyle o karbon bitkilerin içerisindeki oksijensiz ortamda kalan karbon taş
6:06 kömürüne dönüşmüş. Dolayısıyla dünyada karbonun çekildiği, bütün karbonun bitkilere girdiği anlamındaki dönemin adı karboniferdir. Bu dönemde palzoin karbonifer çağında işte bizim taş gömlü yataklar oluştu. Diğerlerine baktığımda batalı dolu dağları Ege'deki kırık dağları ifade eder. Bizde kırılma, kıvrılma yanma patlama çatlama devrilme. Bunların hepsi ne zaman yaşanmıştı? 3te. O zaman buradaki üçe aittir. Linyit, bor, tuz, bor, tuz, alp, Himalaya gibi ne demiştik? Üç harfliler. Boru tuzlu görüyorsanız direkt bu 3üncü zaman demektir. 3ün zaman 3 harf. 3. Dolayısıyla bunlar da üç harfli diye bakalım. İstanbul ve Çanakkale Boğazları. Bizde denizler, boğazlar, kıyılar, kıyıya dair ne varsa her şey ne zaman oluşmuştu? 4'te oluşmuştu. Ege Denizi'nin oluşması zaten denizlerin
6:51 hepsi boğazlar vesaire. Bunların hepsi kıyıya dair her şey 4'tü. O zaman bu 3, bu 3, 4, 4. 4 Bunların hepsi 3 ve 4'ü kapsayan o zaman senozoik de olabilir mi? Olabilir. Ancak paleozoik dediğimiz birinci zamandı. Zonguldak Taş Kömürü bu döneme yani senozoik döneme ait değildir. Cevabımız A'dır dostlar. Bu denemedeki sorularımız biraz daha böyle bir tık hım güzel diyebileceğin yani diğerleri kötü mü hocam yaz olur mu benim yazmış bu kadar kötü olmaz. Buradakilerden bahsettim yani. Böyle bu denemede böyle yapasım geldi. [kahkaha] Ocak ayının 3. denemesi de böyle olsun canım ne olacak diye öğretici olmuş olur. Bu anlamda zaten ne diyorum? Şuna dikkat edin dostlar. Buradaki her denemede işte illa şu kadar net yaptım hani az yaptım moralim bozulsun, şöyle olsun, böyle olsun diye yapmıyorum bu denemeleri. Bu denemelerin hepsinde şunu
7:38 görmek istiyoruz. İster konun bitmiş olsun ister bitmemiş olsun. İster bütün her şeye hakim ol tekrarlarını yapmış ol, yapmamış ol. Buradan da bir şey öğreniyorsun. Dolayısıyla da denemeyi bu anlamda çözmek size öğreticilik de katsın, soru tarzı görmek ve yorumlama da katsın diye yapmış olduğum bir seri ben. Yoksa şu an kimseyi sınava tabi tutmuyorum haliyle. Geldik şimdi yukarıda genel özellikleri verilen plato aşağıdakilerden hangisidir? Seçeneklere baktım. Hepsi plato. Özelliklerine bakayım. Oluşumunda kalkerli arazi etkili olmuştur. Kalker diğer adıyla neydi dostlar? Kalker kireç taşıydı değil mi? Peki kiraç taşı kalker dediğimiz hangi tip araziler oluşturuyordu? volkanik miydi yoksa karslik miydi? Karstik arazilerdi. Yüzey suyu bakımından fakir, yeraltı suyu bakımından zengindir. Zaten bizim karstik arazilerimizde demiştik. Yüzeydı
8:23 bulunmaz. Her şey erir, yeraltına kaçar. Bu yüzden de tarım yoktur. Bak buraya da tarım yok yaz. Tarımın olmama sebebi bundan kaynaklı. Çünkü yüzeyde su bulunamaması, her şehrin taş kaya olması, bütün suyun yer altına sızması. Bu yüzden tarım yapamıyoruz. Peki yaygın ekonomik faaliyet bunun yerine ne geliyor? keçi yetiştiriciliği geliyor. Dolayısıyla bizim keçi yetiştiriciliği dediğimiz karstik plato olduğunu anladığımızda hemen aklımıza ne platoları gelecek hocam? Akdeniz'de bulunan tek taş platoları. Kimdi bunlar? Teke ve Taşeli platoları. O zaman baktım Cihan Beyli platosu Konya'da bulunan bir platoydu. Ardahan platosu halde Doğu Anadolu'da. Ardahan da zaten doğu. Konya'daki Cihan Beyli yatay duruşlu dediğimiz bir özelliğe sahiptir. Yatay duruş. İç Anadolu düz olduğu için tabaka düzlüğü diye de geçer bunlar. Doğu
9:09 Anadolu'da bulunan Ardahan platosu volkanik özellik gösterir dostlar. Bu volkanik bir plato. Taş Eli bizim zaten aradığımız taş gibi sağlam yer. Aynı zamanda karstik arazi. Gaziantep platosu yine aynı şekilde yatay duruşlu özellik düz. Buna tabaka düzlüğü de denir. Yatay duruşlu tabaka düzü. Zaten iki bölge hani şöyle bakın. İç Anadolu düz, Güneydoğu düz. ikisi de düzlü olduğuna göre tabaka düzlüğü platosu diye verilir. Çatalca Kocaeli platosu Türkiye'nin en alçak platosudur. En alçak yani yükseltinin en az olduğu plato. Alçak olduğu için de biz buna ne demiştik? Aşınım demiştik. Hani şöyle düşün. Bir yerin alçak olduğunu biliyorsanız orası çok aşınmıştır. Bir yer aşınırsa alçaklaşır. Anladın mı? O y açıdan bak böyle. Dolayısıyla da platoların da böyle oluşumlarını görmüş olduk. Peki cevabımız ne burada? Kireç
9:55 taşları, karstik arazi, kıl keçisi bunlardan bahsederse hepsi tek ya da taşeri olur. Geldik 4 numaralı sorumuza. Denizden gelen nemli hava kütlelerinin bir dağ yamacı boyunca yükselip soğuması orografik yağışlara neden olur. Buna göre söz edilen yağış türünün aşağıdaki dağlardan hangisinin kuzey yamaçlarında bak bazı altı çizilmesi gereken, bazı yuvarlak içerisine alınması gereken kelimeler vardır. Neden biliyor musunuz? Şundan dolayı. Şurada görmüş olduğumuz dağların hepsi arkadaşlar kıyıya nasıl uzanır? Kıyıya paralel. Peki bütün dağlar kıyıya paralel uzanıyorsa hepsinde orografik yağış görülür mü? Evet görülür. Peki o zaman ben burada neyi algılamam gerekir? Burada bana orogografik yağış vardır ya da yoktur diye sormuyor ki. Hepsi zaten kıyıya
10:40 paralel dağlar ve deniz kıyısındalar. Hepsinde de orografik yağış var. Ama işte anahtar kelimem şurada saklı. Kuzey yamaçlarında görülmesi beklenmez. O zaman ben bildiğim dağları şu şekilde ifade etmem lazım. Yine Türkiye'yi demiştik ya kabaca bir Türkiye çizeceksiniz. Küre dağları demiş. Küre Kastamonu'da bulunan diğer adı İsfendiyar dağlarıydı değil mi? Buraya yerleştirdim. Kaçkar dağları Doğu Karadeniz'de bulunan dağlar. Canik dağları Nanikler yani Orta Karadeniz'de bulunan dağlar. Pardon bir tık bir tık kaldı ama çözeceğim o işi. Bir tık kaldı. Bir diğeri Bolkarlar. Aladağlar, Bolkarlar dediğimiz bizim Akdeniz'de bulunan Adana ve Mersin'in kuzeyindeki dağlardı. Ve Köroğlu dağlar dediğimizde Batı Karadeniz'de Küre, Ilgaz, Köroğlu üç sıra halinde uzanırdı. Köroğlu dağlar da Batı Karadeniz'de yer alırdı. Peki hocam o zaman ben burada neye bakacağım?
11:27 Kuzey yamaçlarında demiş görülmesi beklenmez. Şimdi hemen şuna bakıyorum. Buradaki dağların kuzey yamacı Karadeniz'e baktı mı? Köroğlu dağlarının baktı. Küre dağlarının kuzeyi Karadeniz'e baktı mı? Baktı. Cani'in kuzeyi Karadeniz'e baktı mı? Baktı. Kaçkar'ın kuzeyi Karadeniz'e baktı mı? Baktı. Peki Bolkar'ın kuzeyi kime baktı? İç Anadolu'ya. Heh. İşte ben burada soruyu çözdüm. Neden? Hepsi Karadeniz'deki dağların hepsi kuzeye baktığı zaman deniz olan Karadeniz'e baktı. Denizden gelen nemli havaları karşılayabildi. Ancak Akdeniz güneyde olduğuna göre bolkarların denizi karşılayan yamacı kuzey yamaç değil güney yamaç olur. Yani Akdeniz'deki dağların denize dönük olan yamaçları güney yamaçlardır ve daha fazla yağış güney yamaçlarda. Karadeniz'deki dağların denize bakan yamaçları kuzey yamaçlar olduğu için yağışlar daha çok kuzey yamaçlardadır. O yüzden de senin
12:13 nerede? Bolkar dağlarının kuzey yamaçlarında değil güney yamaçlarında bu orogografik yağışları görürsün. O yüzden bu yanlış ifade olur. Onun kuzeyinde görülmez diyeceğiz. Ya sorular demiştim ya bu denemede. Biraz böyle öğretici oldu. Oturdum üşenmedim. Bunları böyle güzel güzel yazdım sizler için. Beğendiyseniz likelayınız alta. Ha onu da yapmıyorsunuz ha. Vallahi ben şimdi bakıyorum tabii. Haliyle şöyle bakılıyor herhalde böyle. Hani çoğu zaman biliyorum ben diyorsunuz hocam unutuyorum vallahi abone olmayı unutmuşum vallahi yorum yapmayı beğeni atmayı unutmuşum diye. Bunlar da benim motivasyon kaynağım dostlar. Sizden gelen o yorumları gördüğüm zaman mutlu oluyorum vallahi. Bak hani insan ne arar bunu niye yapıyorum ben bunları? Sizlerle bir etkileşim halinde olsun. Sizlerin kimler olduğunu görmüş olayım. Hani şu anlamda diyorum ya oradaki bir
12:58 yapılan yorum izlenmeler vesaireler. Tamam teşekkür ederim. Sağ olun. Yani görüyorum ben büyük oranda hani sizler için güzel bir şey yapılmaya çalışıldığında bunların sizler tarafından gerçekten karşılık gördüğümü hani emek veren insanı gerçekten mücadele eden insanı bu anlamda bildiğiniz ve takip ettiğinizin farkındayım. Sağ olun var olun. Ama bunu da bir böyle yazı olarak da biraz bir şey olarak da belirtirseniz onu da ben okudukça böyle hocam Allah razı olsun. Allah sizlerden de razı olsun diyorum. Bak her yorumu okuduğumda o yorumlarda benimle ilgiltiğiniz her duada yapmaya çalıştığımız her şeyin güzelliğini gördüğünüzde vallahi oturduğum yerden diyorum ki tek tek şöyle bakıyorum bazılarınızın isimleri varız böyle e Elon Max'ın oğlu gibi isimlere sahipler öyle kodlamalarla falan geliyorsunuz ama ne olursa olsun oradaki o enerji önemli. Ben de size onu yolluyorum. Diyorum ki o
13:43 yorumu gördüğümde o şeyi gördüğümde ay diyorum canım sağ ol razı olsun. Sizlerden de razı olsun diyorum. dua ediyorum. Gerçekten hani emek veren, mücadeleden buraya gelmiş bunları yapmaya çalışan her dostumun ne hayali varsa, şu hayatta ne istiyorsa hepsi inşallah böyle çalışsın, çabalasın. Rabbim de onun karşılığını versin. Bizleri de birer vesile kılmış bu anlamda. Ne kadar da güzel bir şey. İşte hayatı anlamlı yaşamak, doldurmak böyle bir şey dostlar. Siz de her zaman bu çerçevede hareket edin. Tamam. Ne kadar güzel de böyle gidiyoruz sizlerle. Tatlış tatlış. Hadi bakalım. Aşağıdaki haritada bazı alanlar numaralandırılarak gösterilmiştir. Bu alanlardan hangilerinde alüvyal topraklar daha yaygındır? demiş. Şimdi alüvyal denildiği anda dostlar ilk etapta alüvyal toprağa bakacağımız yer delta. Bakın delta alüivüvyal. Neden? En fazla
14:28 akarsu birikiminden kaynaklı topraklardır. Alüvyaller taşınmış topraklardır ve bu anlamda deltaları da akarsu birikimine bağlı göreceğim. O zaman benim öncelikle deltaları tespit etmem lazım. Şuraya geldiğimde burada bir Bafra deltamız var mı? Şurada Samsun var. Burada da bir Çarşamba var mı? Var. O zaman 2 numarayı ben kafadan aldım. Şuraya geldiğimde bir Çukurova ve bir Silifke vardı burada ama bakıyorum ikisi de boşa çıktı. Dör tane de Ege vardı değil mi burada? Bakırçay tarafından Dikili, Gedis tarafından Menemen, Küçük Menderes tarafından Selçuk, Büyük Menderes tarafından da Balat oluşturulmuştu. 4 Deltaydı Egedde gördüm. A ben burada 5 numaralı yerin deltaya denk geldiğini gördüm. 2 numaralı yerin deltaya denk geldiğini gördüm. Zaten burada 2 ve 5 benim cevabım olacak. Peki diğer yörlerdeki hocam topraklar için ne yorum yapayım? Ben gördüğümde arkadaşlar 3 numarayı gördüğünüz zaman burası nereye denk
15:14 gelmiş? Taş eli. Peki taş elinde kireç taşı var mı? Var. Kireç taşı varsa burada oluşan toprak ne olur? Haliyle Terra Rossa olur. Yani 3 numaranın toprağı sorulsaydı terosa derdim. Peki 4 numaralı yer bizim bozkır arazimize denk gelmiş mi? Gelmiş. O zaman bozkır step toprakları burada görülebilir mi? Görülür. Peki bir numaraya baktığım zaman burası Trakya değil miydi? He. Trakya'da ay çiçeği yetişmesini sağlayan aynı zamanda Türkiye'nin sol tarafı dediğimiz hani verdi sola neydi? Verdi solsa oyları verdi sola orası kırmızıya boyanır demiştik. O zaman verdi sola adı da vertisol toprağı olurdu. Demek ki vertisol sorulsaydı da burayı görecektim. O zaman bir de Vertisol, 2'de bizim alüvial 3 numaralı yerde Terorossa 4 numaralı yerde Bozkır 5 numaralı yerde de alüvial vardır. Delta
15:59 Balata denk geldiği için burada Çarşamba deltası, burada da Balat deltası vardır. Genellikle Karadeniz'in Orta Karadeniz'e Bafra Çarşamba, Akdeniz'e Çukurova Silifge'nin orayı ya da Ege'den dör tane deltanın olduğu kıyı kesimini vermişse bunların hepsinde de alüvial toprak bulunur diyeceğiz. Cevabımız E seçeneği olacak sizlerle dostlar. E yaptım. Şöyle C gibi yapar gibi oldum ama son anda E yaptım. Geldik 6 numaralı sorumuza. Türkiye'de bulunan bir alanın doğal bitsünün sığır kuyruğu, geven, yavşan, üzellik hani vardı ya nazar değmesin diye benim favorim. Heh. Nasov, nazar kovucu. Özellik gibi tek yıllık otsu bilgilerden oluştuğu görülmektedir. Zaten bunları görüyorsanız dostlar demiştik ki Orta Asya'nın şaman kültüründen gelmektedir. Bu otların kullanılması, yakılması, tutttürülmesi. Tüttürülme demişken de ha
16:46 neyse. Şimdi bu bozkır dediğimiz step kültürü, bozkır kültürüne ait bir özellik, bir yörü olduğunu biliyorum. Bu alanın iklim özelliği ile ilgili hangisi söylenemez? Yani bir bozkır arazisinde bir karasal iklimle ilgili hangisi söylenemez? Yağış rejimi düzensiz midir bizde? Evet dostlar, İç Anadolu'da, Doğu Anadolu'da görülen karasal iklim tipinde yağış rejimi düzensiz zaten tek bir düzenli rejime sahip olan iklimiz var. Karadeniz iklimi. Yıllık yağış miktarı 1000 mimreden azdır. Evet azdır dostlar. Bizim karasal iklim dediklerimiz genellikle 400600 mm arasında değişir. Az yağış demektir zaten. Peki hocam 1000 mimetreler 1500'lere doğru giderse hani 1500 ekstra midir de bunun hani nereleri alayım ben? Akdeniz iklimini alabilirsiniz dostlar bu anlamda. Hani 400 600 mm çevresi karasal iklime sahip
17:32 yerler. 1000 1500 arası ya da 1000 mimrenin üzerindedir gibi bir ifade kullanırsa Akdeniz iklimini arayın. 1500 plus görürseniz de 1500 üzerine çıkmışsa da orası Karadeniz ikliminde bir yer olacaktır. Aşağı yukarı yağış zaten azdan çoğa doğru. Karasal en az, Akdeniz bir tık üstü, Karadeniz en fazlası diyebiliniz. Bu anlamda yorumlayınız. Yıllık maç miktarı 1000den azdır. Doğru. Yıllık sıcaklık farkları yükseldir. Evet. Karasal iklimler de demiştik. Aşırı ısınma, aşırı soğuma olur. Bu aşırı ısınma, soğumaya bağlı olarak da sıcaklık farklarımız ne yapıyordu? Artıyordu. Yaz mevsimi sıcak ve kurak geçer. Evet. Biz de yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve kar yağışlı diye tanımladığımız bir karasal bölgeden bahsediyoruz. En çok yağış sonbaharda düşer. Oho, gitti. Bizim E formülümüze göre Türkiye'de en fazla nereye yağış alıyor, ne dönemde alıyor dediğimizde İç
18:19 Anadolu'ya denk gelen karasal iklim bölgesinde en fazla yağışımız ilkbahar aylarında düşer. En fazla yağış ilkbahar, en az yağış yazınır. Peki hocam sonbahar yağış alan yer fazla nereydi? Karadeniz iklimiydi. Dolayısıyla en fazla yağış sonbaharda düşer. İfadesi Karadeniz iklimine ait olduğu için bu cevap yanlış olur. E seçeneği cevabımız olur. Geldik 7 numaralı sorumuza. Aha. Türkiye'de afet yönetimi ve doğal afetlerle mücadele için birçok çalışma yapılmaktadır. E bunların başında afet risklerinin belirlemesi ve can ve mal kayıplarının önleyici tedbirlerin alınması gelmektedir. Aşağıdaki da bazı merkezler işaretlemiş ve bu merkezlerde yaşanabilecek bazı doğal afetler belirtilmiştir. Buna göre yaşanması muhtemelen afetlerden hangisinin konumu yanlış gösterilmiştir? Yani kaç numarayı ya da nereye verdiği afet oray için
19:04 yanlıştır derse. Şimdi selden başlayalım dostlar. Selin olduğu yer. Şimdi hocam normalde bir sel taşkın denildiği zaman hani Asi, Gediz, işte Meriç nehirleri gibi nehirlerin olduğu yerleri biliyorduk. Oraları verdiğinde. Ben burayı alayım mı almayayım mı dediğinizde dostlar şuna dikkat edin. Burası Kastamonu. Özellikle Kastamonu'nun çok pardon Kastamonu'nun zamanında biz şunu anlatmıştım size afetlerde hatırlarsanız Bozkurt ilçesi vardı. Kastamonu Bozkurt. Burada da zaman zaman o dere yataklarına yerleşmeli. Giresun Dereli olsun. Bak adı üstüne Dereli. Derenin içerisine yerleşilmiş. Giresun Derili'de biz bunları gördük. Biz bunları aynı zamanda Kastamonu'da, Bozkurt'ta, İnebolu'da gördük. Yani bu çevrelerde dere yataklarına genellikle hani Karadeniz'de engebe eğimden dolayı çok yerleşilecek yer yok. Gidilip dere yataklarına yerleşiliyor. Bu yüzden de
19:50 burada sellere maruz kalın. İşte Bartın'dan tutun da Bartın'da da görülebiliyor bunlar. İşte Kastamonu'da görülebiliyor. Giresun'da, Trabzon'da bunlarda biz sıklıkla da sel olaylarını yaşayabiliyoruz. Ani sağanak yağışlara ya da ani kara erimelerine bağlı. yaşanabilir mi derse yaşanabilir deyin. Burada sel olabilir. Yanlış değildir. Şuraya geldik Doğu Karadeniz için. Heylan zaten Heylan buranın doğal afet bölgesi. Yani bu anlamda bu doğru. Bu da kesinlikle doğru. Depreme baktığım zaman iç Batı Anadolu özellikle Batı Anadolu payına bağlı olarak Kütahya çevresi buralar özellikle Afyon, Uşak, Kütahya bu çevrelerde de deprem riski yüksek mi? Evet bölgesi doğru. Orman yangınına baktığım zaman özellikle Armanoslar çevresinde Kızılçam Ormanları ve Akdeniz iklimine bağlı olarak orman yangınları sıklıkla görülür mü? Görülür. Peki hocam buradaki çığı ne alaka? Burada çığı görülür mü arkadaşlar? Buraya dikkat
20:36 ederseniz burası bizim ne çevremiz? Burası bizim genelde Batman ve Mardin çevremiz. Şimdi iki şeyi birbirine karıştırmayalım. Bizim çığı riskinin doğuya doğru artması dediğimiz ifadedeki doğu güneydoğu değildir. Onun zaten adı Güneydoğudur. Yani bir size Şanlıurfa, bir Gaziantep, bir Kilis, bir Mardin, bir Batman, bir Diyarbakır bu çevreler verildiğinde buralarda yer şekilleri oldukça sade. Yani Eğmen gibi çok az. Türkiye'nin en düz bölgesi Güneydoğu'dur. Artı bir şey daha var. Karın yerde kalma süresi bir Doğu Anadolu kadar uzun değil. Çünkü bölge çok yüksek değil. Güneydoğu yüksek bir bölge değildir. Doğu Anadolu yüksek bir bölgedir. Dolayısıyla burada çığ gibi bir afet Güneydoğu Anadolu için çok da dikkate alınacak bir afet değildir. Bunun bir afet bölgesi. Aman önlem alalım. Güneydoğu'daki çığlara ne yapacağız? Allah muhafaza dediğimiz bir
21:21 durum yok. Çünkü bölge alçak. Karın yerde kalma süresi az. Aynı zamanda bölge düz. Bu anlamda bu özellikleri bilirseniz zaten sıkıntı kalmayacaktır. O zaman cevabımız hangisi için yanlış? Bu yörede Güneydoğu'da çığ olmaz anlamında yanlıştır diyeceğiz. Evet, geldik bir artık fiziki coğrafya bitti. Şimdi eee bir şeri coğrafya yani nüfus yerleşme göç ile ilgili sorularımıza bakalım. Aşağıdaki grafik Türkiye'de nüfus artış hızının yıllara göre 1927 ile 2021 arasındaki durumunu göstermektedir. Hocam burada grafiği istediği kadar yıllar arası verebilir mi? verebilir. Yani bu 2021'de de bitebilir, 25'e kadar da götürür, 2010'da da bitirebilir kafaya göre. Bu önemli değildir. Buradan çıkarılması gereken grafikteki verilen yıllarla alakalı bir şeyler soracaktır bize. Grafikten yararlanarak aşağıdakilerden
22:08 hangisine ulaşılabilir? 1927 yılındaki nüfus artış hızı. Hayda bir dakika. Ben buraya baktığım zaman 1927 yılı dediğim şu yılda nüfus artış hızısını bulabildim mi? Hatırlarsanız nüfusu anlatırken size şundan bahsettim. 1927 yılı sayım ne sayım diye geçerdi bizde? İlk sayım. Ve demiştik ki bir yerdeki nüfusu ilk kez sayarsan artışa dair hiçbir fikir elde edemezsin. 27 ilk sayımdı. Öncesini bilmiyorum ki. Arttık mı bilmem. Azaldık mı bilmem. O yüzden de 1927 yılı sayımında demiştik. Bir şey bulunamadı. Nah yani nüfus artış hızı. Bunu hani 27'de neyi bulamadın? Nah bulamazsın. Niye bulamadım hocam? Çünkü öncesindeki sayım yok. Nereden bileyim? O zaman bu nüfus artıcısı bulunabilir.
22:54 Yanlış. Nüfus miktarının en fazla olduğu yıl. Bak bir şeye dikkat et. Bizim nüfus artıcısı grafiğimizde hiçbir zaman değerimiz 0ın altına inmemiştir. Yani Türkiye'de nüfus artış hızı hiçbir zaman eksi değer olmamıştır. Yani artmadık ki. Değil. Bazı zamanlar çok arttık, bazı zamanlar az arttık ama hala pozitifiz. Yani hiçbir zaman 0ın altına düşüp de negatif duruma düşmedik. Yani bir önceki yıla göre Türkiye nüfusu hiçbir zaman azalmadı. Nüfusun artışı azalabilir, hızı yavaşlayabilir. Artışta durganlıklar olabilir ama miktar hiçbir zaman azalmadı dostlar. O yüzden de biz nüfusun en fazla olduğu yılı şöyle bulacağız. Madem ki bütün grafikteki değerler artı, o zaman grafiğin ilk verilen yılı en az nüfusla başlar. En az
23:39 nasıl ya? En az nüfus. Heh. Grafiğin ilk yılıdır. Grafiğin verilen son yılı da en çok nüfustur. Çünkü hep artarak gidiyoruz. Hiçbir zaman eksiye sarmadığımıza göre nüfus daima artan bir şeydir. E o yüzden de ilk verilen yıl en azla başlar. Son verilen yıl en çokla biter. Şöyle demiş olsaydı mesela nüfus miktarının en fazla olduğu yıl şöyle dese bize 1960'tır. Hayır diyecektik. 1960 miktarın en fazla olduğu değil artış hızının en fazla olduğu yıldır. Bak böyle tuzaklar vardır. Onlara dikkat edin burada. O zaman B seçeneğim doğru. Nüfusun alansal dağılı. Buraya baktığım zaman bir yer sık nüfuslanmış, seyrek nüfuslanmış, kilometrekareye düşen insan sayısı az ya da fazla gibi bir ifade bulabilir miyim? Göremem. Nüfusun yaş ve cinsiyet gruplarına dağılımı. Burada zaten artış hızını görüyorum. Buna bağlı nüfusun miktar yorumunu yapabildim. Az
24:26 arttık ya da çok arttık diye. Ama burada cinsiyetle ilgili şu kadar kadın, bu kadar erkek bulunamaz. Çalışanların sektörel dağılımı kimin ne iş yaptığı bu grafikten anlaşılır mı? Yook. O da gitti. O zaman sadece bulabildiğim şey en az nüfuslu yıl, en fazla nüfuslu yıl. artışın en az olduğu yıl, artışın en çok olduğu yıl gibi ifadeler bulabilirsiniz sadece. O yüzden de cevabımız B seçeneği oldu dost der. Değil mi? Geldik 9 numaralı sorumuza. Demiş ki bize, "Türkiye'de nüfusun dağ dışı dengeli değildir. Bazı alanlar yoğun nüfuslanmışken bazı alanlarda nüfus yoğunluğu azdır. Aşağıdaki alanlardan hangisi nüfuslanma bakımından diğerlerine göre farklılık göstermektedir? Yani ya seyrek nüfuslu dördü biri sık ya da dördü sık biri seyrek gibi bir şey arayacağım. Peki baktığım zaman ben Menteşe yöresi, Menteşe yöresi dediğimiz Muğla'daki
25:12 arazi dağlık engebeli bir arazi miydi? Evet. Bu yüzden de sık mıydı, seyrek miydi? Seyrek. Biga yöresi dediğimiz Gelibolu Biga Çanakkale'de bulunan bir yer. Gelibolu karşıdaki şehitlik olan yer. Biga yarımadası da Anakara'da olan Anadolu yarımadasında olan yarımadanın adı. Peki sık mı seyrek mi? Burası seyrek. Gerekle ulaşıma sapadır hani vesaire. Ana yollar üzerinde yer almaz. biraz uzaktır her şey. Kuzeyde Marmara'dan çok pardon Çatalca Kocaeli üzerinden geçer. İstanbul üzerinden geçer. Çanakkale tarafı çok dolaşılmaz diye. Bu yüzden seyrektir. Teke yarımadası zaten bizim tek taş platoları dediğimiz Tek yarımadası ve Taşeli yarımadalarının olduğu yerler, platoların olduğu yerler karsik arazi nedeniyle az nüfuslanmış yerlerdir. Taşeli yöresi yine aynı şekilde zaten. Peki Çatalca
25:57 Yarımadası dediğimiz yer İstanbul'un üzerinde Avrupa yakasının üzerinde bulunduğu yerin adı Çatalca Yarımadası. Pardon çok özür. Tem tersi İstanbul'un Avrupa yakasında bulunan Çatalca Yarımadası, Anadolu Yarımadası'a bulunan kısmı ise Kocaeli'dir. Zaten Çatalca, Kocaeli platoları dediğimiz aynı zamanda bu yarımadalara denk gelir. Yani burası oldukça sık nüfuslu bir yerdir. Diğerleri dördü seyrekken bu tanesi sık olduğu için cevabımız E seçeneğidir diyeceğiz. Evet, geldik 10 numaralı sorumuz. Yine bir yerleşme sorusu. Yerleşme ve fonksiyonları. Özellikle bunlara dikkat edin. Sık soru sorulan yerlerden bir tanesi şehirler ve fonksiyonlardır. Türkiye'de kentsel yerleşmeler fonksiyon yani işlevleri, kentin ne kenti olduğunu anlatır bize. Gruplara ayrılmaktadır. Buna göre aşağıda yapılan eşleştirmelerden hangisi yanlıştır? İzmit dediğimiz yer aynı zamanda Kocaeli
26:43 diye bildiğimiz ilin merkez ilçesi İzmit'tir. Peki buras sanayi ile bilinir mi? Kocaeli İzmit dediğimiz yer evet. Sanayisi öndedir. İskenderun. İskenderun Hatay'da bulunan bir liman kenti değil miydi? Aynı zamanda demir çelik fabrikası vardı. E hocam buna ne demiş? tarım demiş. Biz İskenderun bu kadar büyümesinde ve bu kadar bir şehir olmasında demir çelik fabrikası ve buna bağlı limanın olmasını mı görüyoruz? Yoksa İskenderun'da şöyle tarım ağırlıklıdır, böyle tarımlabilir. Böyle bir şey mi diyoruz? Yanlış. Böyle bir şey demiyoruz. Orası bir liman kenti. Diğerlerine bakalım. Zonguldak maden zaten taş kömüründen dolayı gelişmiştir demiştik. Bu da doğru. Kuş Adası turizm. Evet zaten orayı gördüğünüzde dedim. Kuş adası. Bunların hepsi turizmdir. İzmir liman. Evet. İzmir'in büyük bir liman kenti olduğunu biliyor muyuz? Aynı zamanda İzmir bir liman kentidir.
27:28 Dolayısıyla da bunun gelişiminde de liman etkili olmuş olabilir. Burada şöyle bakın hani fonksiyonu ön planda mıdır değil midir hikayesine bakın. Hocam şöyle diyebilirsiniz. Hocam İzmir için liman kenti dedik alabilir miyiz? Aldık. Sanayi kenti de al. O da vardır. Eğitim kenti. Onu da alabilirsin. Yani niye alamayasın? Turizm o da var. Ama gidip de İzmir için mesela biz maden kenti, İzmir'in temel gelişiminde maden etkilidir. Bugün öyle çok işletilen madenler vardır ki şöyle ön plana çık diyemiyorsun mesela. Dolayısıyla bu doğru kabul edebilirsiniz. Burada en yanlış olan kim? En alakası olan bir demirçelik ve bir liman kenti olan İskenderun'a tarım kenti demektir. Bu yanlıştır. Evet, geldik 11 numaralı sorumuza. Aşağıdakilerden hangisi Türkiye'nin tarım ürünleri ithalatının azaltılması için yapılması gerekenlerden biri
28:15 değildir? Biz bugün arkadaşlar birçok ürünü ithal ediyoruz, değil mi? Aslında mesela buğdaydan tutun da mercimeğe kadar esasında ya da fasulyeden tutun nohuda kadar bize birçok ürün ithal de geliyor. Aynı zamanda pirinç alıyoruz mesela gibi. Niye bunları alıyoruz? Bizim üretim azlığımız var. Yani nüfusumuz artıyor, nüfus tüketim artıyor. Ancak buna rağmen yeterli üretim yok. Peki bu üretimi artırmak için hangisine gerek yok? Ne yapalım? Çarım tarımda çalışan nüfus oranı artırılmalı. Bizim acaba sıkıntımız tarımda çalışan kişi sayısının azlığı mıdır? Yoksa modern teknikleri uygulamayamamak mıdır? Değil mi? Modern teknikleri uygulayamamak. O zaman bir şeyin sayısını artırmak yani çiftçi sayısını artırmak hayvancılık için de karşınıza çıkar. Mesela der ki Türkiye'de hayvancılığı geliştirmek için
29:00 hayvan sayısını artırın. Biz de diyoruz ki ya hayvan sayısı ile ilgili bir mesele değil ki bu. Birim hayvandan alınan miktarın azlığı ile ilgili bir problemimiz var. Yani bir ineği sağdığında demiştik ya bir Hollanda ineğini sağdığında 60 lre süt veriyor. Bizdeki yerli bir ırkı sağdığında 5 litre veriyor. Yani birim hayvanla ilgili problem yok. Birim hayvanın ürettiği üretimle alakalı sıkıntımız var. Burada da tarlada çalışan çiftçiyle alakalı sıkıntımız yok. O çiftçinin modern yöntemleri uygulayamamasıyla alakamız var. Dolayısıyla tarımda çalışanın artırılmasının hiçbir önemi yoktur. Peki ne olmalı? Nadas alanlar azaltılsa da bunlar işletilse, tarım arazileri daha da büyüse üretim artar mı? Artar. Sulama imkanları artırılsa da daha çok verim elde edilse sulama yapıldıkça ürün üretimi artar. Tabii çiftçiye tohum, gübre ilaç desteği yapılsa da daha kaliteli tohumlarla,
29:46 daha hastalıklarla mücadele edilerek daha modern yöntemlerle üretim yapısı olur mu? Olur. Tarım kredilerinin maliyeti düşürülerek çiftçilerin desteklenmesi, yeni büyük büyük traktörler alması, tarlayı daha böyle derinden sürmesi, daha çok tohuma, daha çok gübreye ulaşması sağlansa bunlar geliştirir mi? Geliştirir. Ama tarımda çalışan kişi sayısını artırmanızın hiçbir önemi yok. Bugün Hollanda dediğiniz ülkenin yaklaşık 400 milyar doların üzerinde tarım ihracatı vardır. Dünyaya sattığı tarım ürünleri. 400 milyar dolar sadece tarım ürünü satarken Türkiye'nin yıllık dış satımının toplamı 1 trilyondur. Yani Türkiye'nin yaklaşık yarısı kadar yaptığı ihraca sadece tarımdan gelir. Dolayısıyla da bakın Hollanda dediğiniz ülke içinde diyoruz ya Konya kadar bir ülke o kadar da nüfusu var ama nasıl oluyor? İşte modern
30:31 tekniklerle oluyor. Demek ki sayıyla ilgili meseleye takılmıyoruz. teknikleri geliştirmeye çalışıyoruz. Tamam. O zaman cevabımız ne oldu? A seçeneği oldu. Bunu artırmamız bir işimize yaramaz. Evet, geldik 12 numaralı sorumuz. Demiş ki, "Aşağıdaki haritada bazı alanlar numaralandırılarak koyu renkte gösterilmiştir. Bu alanlardan hangisinde kıl keçisi yetiştiriciliği yaygın olarak yapılmaz? Kıl keçisi. Kıl olduğumuz bu hayvan demiştik dostlar. Toros dağları kuşağında yaşar. dağlık engebeli arazilerde yaşayabilmektedir. Büyük oranda da makileri kemilerek yaşanır. Hayatını böyle sürdürür. O zaman geldiğimde benim bir numaralı yere baktığımızda Antalya çevresinde tek taş ele zaten kıl keçisi bunları doğrudan alır mıyım? Alırım. Hatta şunu yapın mesela içinde 1 olmayanları kafadan eleyin. Bu gitti. Bu gitti. Bu gitti.
31:17 Şimdi 1 ve 2, 1 ve 3 kaldı karşıma. Yaygın yapılmaz diyor. Pardon bir dakika. O zaman ben yapılanları mı eledim şimdi? Dur geri geliyorum. Don't panik. Sakin sakin sakin. He maki buradan devam. Biz ne yapacağızmışız şimdi? Biz bir numarada bunun gitler nereye ne yapıyor oradan oraya gezip duruyor. Pardon 1 numarada olduğunu biliyorum değil mi? 1 numarada olduğunu biliyorsam o zaman yaygın olarak yapılmaz dediğinde 1 numaranın olduğu yerlerde yapıldığını görüyorum. Diğerlerine değerek gideceğim. Peki 2 numaraya geldiğimiz zaman arkadaşlar burada kıl keçisi mi var yoksa büyükbaş sığır mı var? Erzurum Kars platolarında çayırdan dolayı büyükbaş sığır dediklerimiz var, değil mi? Dolayısıyla da bizim 2 numaralı yerde sığır olduğuna göre 2 numaralın olduğunu eledim. Peki
32:03 geriye ne kaldı? Yok ya bunu niye eledim ben? Aha dur gene fazla bir el biz eleme yöntemini uygulam şey diyor hocam sen eleme diye. [kahkaha] O zaman yerleri tek tek yazalım dostlar. Elemeyi bitirelim. Burada ne vardı? Pardon hemen geldim. Heh. Burada ne vardı? Ortalığı iyice karıştırdım vallahi size. Eleme yöntemi falan göstermeyeceğim. Sığır. Heh. 2 numara da sığır var. Tek tespit ediyoruz. Şimdi 3 numaraya geldiğim zaman burası herhangi bir şekilde Toros dağları kuşağı mı? Maki var mı? Hiçbir şey var mı? Yok. Buraya geldiğimde ne alabilirim hocam? Burada burada besi hayvancılığı alabilirsiniz dostlar. Hani ahır besi dediğimiz büyükbaş hayvanların kapalı ortamlarda olabilir. Burada manda da alabilirsiniz. Hani manda en çok Samsun'da daha sonra İstanbul çevresi falan Trakya'nın olduğu yerde demiştik
32:49 sütü kaymağı meşhurdur diye. Yani burada mes hayvanlarından sığır, manda gibi türleri alabilirsiniz. Zaten 2 numaralı yerde de neyi alacağız? Büyükbaş sığırları alacağız. Yani 2 ve 3 numaralı yerlerde ben biliyorum ki ne yok? Kıl keçisi yetiştiriciliği yok. Peki hocam 4'ü ne yapayım? 4 neresi arkadaşlar? Burası Siirt Şırnak çevresi diye alabilirsiniz. Burada da vardır. Özellikle o dağlık engebel araziler. Toros dağlarının uzantısı olduğu için sanki dikkate alınmaz. Bizde bakın kıl keçisi buradan başlar. Toros dağları kuşağından buraya kadar uzanır. Bu yörelerin hepsini görüyorsanız şurası batı Toroslar, burası Orta Toros, burası Güneydoğu Toros. O Toroslar boyunca uzanan yani sen Akdeniz Toroslar diyebil. Yani kıl keçisi deyince Toroslar diye bilosları güney, orta, güneydoğu, batı hepsini
33:36 dikkate al. Demek ki burada 1 ve 4 de var, 2 ve 3 de yok diyeceğiz. Böyle de bir soruydu. Cevabımız ne? Olmayan C seçeneğidir diyeceğiz değil mi? Anlaştık mı sonunda? Geldik şuraya. Evet. Bir soru diyor ki bize. Yukarıdaki genel özellikleri verilen maden aşağıdakilerden hangisidir? Bakalım. ısıya dayanıklı olduğu için itfaiyeci elbisesi, yanmaz kumaş, fren balatası gibi ürünlerin yapımıda kullanılır. Yanmazlık özelliği olan bir maden arıyorum. Kansojen özelliğinden dolayı kullanım alanları sınırlandırılmıştır. Amasya Sivas Tokat Bursa Erzincan Eskişehir ve Hatay ve Bitlis'te rezervleri bulunur. Ya bunlar bu bulunduğu yerler üzerinden çok bir şey çıkaramam ama zaten iki tane verilen bana üst özellik var ya o madeni tanımlıyor. Ne diyor? Yanmıyorsun. Ben
34:22 sana ne diye anlatmıştım? Ateşe giriyorsun ve yanmıyorsun. Tıpkı abdestli gibisin. Abdest madeni bize hangisini çağır? Pardon abdest bize hangi madeni çağırıyordu? As best madeni çağırıyordu. Değil mi? Zaten demiştik ya. Kanolojen özelliğinden dolayı kullanım alanları özellikle batı demiştik yasakladı. Avrupa'da yasaktır. Batı abdesti yasakladı falan diye de anlatmıştım size. Şimdi geliyorum. Bor hocam boru sormuş olsaydı borun da böyle bir ısıya dayanıklılık özelliği vardı ama ısıya dayanıklı cam imalatı daha ziyade ön plandadır. Böyle itfaiyeici elbisesi, fren balatası, yanmaz kumaş, boya, deterjan bunlardan ziyade bor, ısıya dayanıklı yanmazlık. Zaten kanserojen falan da değildir bu. Borlu yatak var. Hülyşar tanıtıyordu. Borlu deterjan var. Yani niye kanserojen olsun? Kendisi
35:09 belki ya. Ama beni konuşturmayın. Tamam. Neyse neyse paylaşılı bir şey. Şimdi bakır dediğimiz hali de bakır iletken bir maden olarak bize sorulacaktır. Bu anlamda bakıra dikkat etmem gereken bir şey yok hocam. Zaten demir değildir burada. Zaten ne çıkarıldığı alanlarla ne kullanım alanlarıyla verilmemiştir. Burada iki tane dikkatimi çeken B ve E seçeneği var benim bilmediğim. Bunlarla ilgili neyi bileyim şimdi? Tungste'in diğer adını ben size söyleyeyim. Tungsen'in diğer adı arkadaşlar Wolfram'dır. Wolfram dediğiniz zaman ben ne demiştim? Wolf İngilizcede ne demektir? Kurt. Kurtlar ne yapar? Olur. Uludağ'da bulunan özellikle bize eee o ampuller vardı. Eski florasan lambalar vardı. Bunlar içerisinde köteller vesaireler vardır. Bu da yine ısıya dayanıklı ihmalatlar da kullanılır. Burada hani tungsten de çeldirici olarak koymuşum ama biz biliyoruz ki tungsten
35:57 itvacı elbisesi olmaz. Tungsten dediğimizin zaten yatakları Uludağ'da vardı. Çoğu yatağı artık kullanılmıyor. Kapatıldı ve çıkarım alanları içerisinde hiçbir şekilde Bursa, Uludağ vesaire yok. Bu yüzden bunu eledim. Peki ne kaldı geriye hocam? Amyant diye bir maden kaldı. Bu işte asbestin diğer adıdır arkadaşlar. Ben burada hani ne olur ne olmaz ÖSYM amyant ismiyle de sorabilir asbesti. Onu da şöyle anlatmışım. Ana dersleri izlemişseniz hatırlarsınız. İzlemeyen arkadaşım varsa da bakın asbest yanmazlık özelliği yani abdest yandın girdin yanmaz kefen hani öyle bir kumaş. Öyle düşün. Peki amyant kısmında yanma kısmını düşün. Burada yangın hani yangına dayanıklılık falan diye buradan yakala. Belki aspest adıyla değil amant adıyla da sorulabilir. Ne olur ne olmaz? Cevabımız B seçeneğidir.
36:42 Bu tip sorulara ÖSYM pek arada atıyor. Hani KPS'nin zorlayıcı sorusu geldi. Ya bunu sormuşlar ben yapamadım diyen birçok arkadaş varsa işte bu detaylar anlatılmadığı içindir. Ben size hepsini tane tane onların ne yapacağım? Ciğerini biliyorum. Ciğerini. Tamam. Sen de rahat ol. Bu ticaret türünde Türkiye'nin en çok ihracat yaptığı komşu ülke aşağıdakilerden hangisidir? Neymiş? Sınır ticareti, komşu iki ülke arasındaki anlaşmaya dayanı olan yapılan bölgesel kalkınmayı, istihdamı, bölge halkının ihtiyaçlarını hızlı biçimde gidermeyi hedefleyen özel bir ticaret türüdür. Şimdi bu ticaret türünde Türkiye'nin en çok ihracat yaptığı komşu ülke ifadesi benim için çok önemli. Neden derseniz eğer bu soru bize Türkiye'nin en fazla ihracat yaptığı ülke diye total sorulmuş olsaydı Türkiye'nin en fazla ticaret yaptığı
37:29 ülke Almanya olurdu. Ancak komşu dediği için ben burada Almanya'yı eledim. İtalya'yı eledim. Çünkü bunlar benim komşum değil. Değil mi? Peki sınır komşumda Irak var, İran var, Bulgaristan var. Şimdi sınır ticareti deyince hocam Bulgarlar geliyor. Biz haberlerde görüyoruz. Adam gelmiş. EUR'uk marketten alışveriş yapmış gitmiş diyor ki 1.000 L harcadım diyor kendi parasını. 1.000 lirayla 50.000 liralık alışveriş yapıyor falan. Çok yoğun diyor. Ama bizim için önemli olan şey şu. En çok ihracat yaptığı. Şimdi biz orada gelen bir ticaret var şey var ama en çok mu? Değil. Komşular içinde en fazla ticaret Irak'tır arkadaşlar. Bakın o zaman dünyada ihracat dışı satım demektir. Dünyada ihracat en çok. Bu genelde değişmiyor
38:16 hocam. Veriler değişecek falan. Hani TÜK verileri gelecek. Evet onlar ilerleyen zamanda açıklanacak arkadaşlar. Daha bu ay içerisinde değil. Yani ben bu denemeyi çektiğim tarihte henüz daha yeni veriler gelmedi. İleride geldiğinde ben bunları zaten açıklayacağım, paylaşacağım. Yeni videolarda da onlardan bahsedeceğim. Ama değişmez bu genel %99 değişmeyecektir zaten. Dünyada en çok ihracat en çok sorarsa Almanya. Peki komşular için diye sorarsa komşular için de o da Irak dostlar. Neden Irak'tı? Şöyle ifade etmiştim. Yine bilmeyenler varsa cevap B edeyim. Kısaca onu da ifade edeyim. Neden Irak olduğu aklınızda kalsın diye. Dostlar 2003 yılında Amerika'nın Irak'ı işgal etmesi ve akabinde de Irak'ın yerle bir olmasından sonrasında bir misyon üstlenildi ve Türkiye açısından da o
39:02 misyon şöyle görevlendirildi. Türkiye'nin oradaki faaliyeti de şuydu. inşaat Irak'ın yeniden yapılandırılmasında Irak'ın statlarından tutun da toplu konutlarına kadar, Irak'taki enerji santrallerinden tutun da petrol tesislerine kadar birçok şeyin imarı, yeniden yapılandırması, inşaat işi Türkiye'ye verildi ve Türk şirketleri Irak'ta ciddi anlamda bu işi yaptılar. Ve sınırdan Habur gümrük kapısından demiştik 100 tane geçen tır varsa 90'ında inşaat malzemesi gider. Hala da yoğun bir şekilde oradaki yapılandırmaya bağlı. Bu var. 2. Irak çok fazla yumurta tüketen bir ülkedir ve yumurta büyük oranda bizden gider. Aynı zamanda bir Akdeniz iklimi olmadığı için turunç gilleri üretimi, sebze üretimi çok sınırlıdır. Bunlar bizden gider. Dolayısıyla da Irak en çok bu anlamda
39:47 komşular içinde en çok mal sattığımız ülke. Dünyada sorarsa Almanya, komşular için de Irak. Bu özellikleriyle bilinir. Yani her ne kadar gözden Irak gibi görünse de gönülden bayağı yakınız. Öyle de gözden Irak ama gönülden Irak değil. Yok, göze de yakın aslında. Hemen dibimizde sınır. Hem göze yakın hem cebe yakın. Aşağıdakilerden hangisi bu durumu destekleyen bir eşleştirme değildir? Neymiş durum? Türkiye'de gıda sanayisinin dağılı incelendiğinde bu alanda üretim yapılan tesisler genellikle hammaddeye yakın kurulduğu söylenebilir. Ya burada bir gıda ifadesi biraz şey olmuş da ben diyorum ki Türkiye'de sanayinin dağılı incelendiğinde üretim yapan tesislerin genellikle bak şöyle yapalım. Türkiye'de gıda, Türkiye'de sanayinin dağılışı
40:33 incelendiğinde üretim yapan tesislerin genellikle hammaddeye yakın kurulduğu söylenebilir. Hangisi bu duruma uygun değildir? Konya'daki şeker olması Konya'da şeker üretildiğini gösterir mi? Şeker fabrikaları gösterir. Balıkesir'de zeytinyağı fabrikası olması orada Balıkesir zeytinyağlarının üretildiğini gösterir mi? Gösterir. Ankara'da mobilya fabrikası. Ya hocam bir dakika. Mobilyanın hammaddesi orman değil mi? Orman ürünleri, keresteler, ne bileyim şey suntalar. Peki Ankara açısından düşündüğümüz zaman orman varlığı açısından buradaki üretim, ormanlara bağlı sanayi kurum saçma değil mi? Peki hocam neden Ankara gibi, Kayseri gibi mesela İstanbul gibi, İzmir gibi ormanın öyle Karadeniz ormanları gibi mobilyalık ağaçların olmadığı illerde bunlar niye var dediğinizde arkadaşlar bunlar pazara bağlı kurulur. Yani büyük oranda mobilya
41:19 sanayisi pazarlamanın bir sonucudur. Dolayısıyla da Ankara, İstanbul, İzmir gibi büyük şehirlerde bu sanayinin olmasının temel sebebi tüketici nüfusun fazla olmasıdır. Dolayısıyla da biz bunu hammaddeyle açıklayamayız. Bu tamamen tüketici nüfusla alakalıdır. Eskişehir dum fabrikası. E un varsa, makarna varsa, buğday üretimi vardır. Eskişehir gibi. Konya, Ankara, Eskişehir bunların hepsinde un fabrikaları var. Neden? Çünkü buğday üretimi var. İç Anadolu Rize'de çay fabrikası zaten çayın hammaddesi oradan çıktığı için bütün fabrikalar da orada kurulmuş. O zaman burada da bir yanlışlık var mı? Yok. Cevabımız C. Bu hammaddeye bağlı kurulmamıştır. Dışarıdan gelen odunu işlemektedir. Geldik 16. demiş ki bize, "Aşağıdaki haritada bazı limanlar numaralandırılarak koyu renkle
42:05 gösterilmiştir. Bu limanlardan hangilerinin demir yolu bağlantısı yoktur? Şimdi Türkiye'de dedik ki pardon demir yolu ağını şöyle bir kısaca özetleyeyim size. Nerelerde yoktu? Doğu Karadeniz'in hiçbir ilinde demiştik demir yolu yoktur. Gitmez. Hakkari'ye demir yolu gitmez. Tek, Taşeli ve Antalya'ya demir yolu gitmez. Yıldız dağlarına gitmez, Sinob'a gitmez, Gelibolu Biga'ya gitmez, Menteşe'ye gitmez. Tıpkı hani mesela Sinop, Yıldız, Gelibolu Biga Menteşe Teketaşeli Hakkari hani seyrek nüfuslu zaten buralara demir yolu da gitmiyor gibi. O zaman ben bu yörelere baktığım zaman zaten bunlar içerisinde birçok şeyi çözdüm. Peki buradaki limanlar kimler? 5
42:51 numarayla verilen liman arkadaşlar bize Trabzon limanı. Trabzon limanının demir yolu bağlantısı yoktur. Trabzon limanı bize İran transit ticaret yoluyla sorulur. Transit ticaret yolu. Eğer bunun sorusu gelirse böyle gelir ama demir yolu yok. O yaprak dökümündeki Ali Rıza Bey'in felç kalmasına sebebiyet veren tren almaya çalışması bir o zaten oldu. Yani o trene eee binmemesi gereken bir trene bindiği için aslında belki de orada şey vardı. E Recep Nuri Gültekin'in [kahkaha] aşkı memnusu. Daha da yeni bir mevzu. Neyse yani bütün olaylar birbirine karışmış vaziyette. Sadece olaylar dizide karışmıyor. Bunu söylerken de karışıyor. Ama bizim bileceğimiz Trabzon'la ilgili bir netlik var. Doğu Karadeniz'de demir yolu yok. Trabzon'a
43:36 trenine gidemezsin. Limanda demir yolu yok. Sadece bilinirse İran, transit, ticaret yolu. Şuraya geldiğimde 3 liman 3 numaralı liman bizim Kocaeli limanı. Zaten Marmara'da Kocaeli'ye, İstanbul'a direkt gördüğünüzde demir yolu hepsine var. gelişmişliği de bu sağlıyor. 4 numarayla görmüş olduğumuz Mersin limanıdır dostlar. Demir yolu buraya gider. 2 numarayla görmüş olduğumuz liman İskenderun limanıdır. Biraz aşağıda olacak. Bir tık aşağıda olacak. Bir de yeri kaymış birazcık. Burası İskenderun. Buraya da demir yolu vardır. Demir çelik fabrikasının olduğu yere demir yolu vardır şeklinde yorumlayınız. Hani Karabük Demirçelik o zaman demir yolu var. İskenderun demirçelik demir yolu var gibi. Bu anlamda buraların hepsine demir yolu gider. Peki 1 numaralı Antalya. Antalya'ya demir yolu var mı? Yok. İşte Trabzon'a tren yoktur, Antalya'ya tren yoktur. Yani 1 ve 5 numaralı limanlara demir yoluyla ulaşmak
44:22 mümkün değildir. Cevabımız B seçeneğidir. Evet, geldik 17 numaralı sorumuza. Bize demiş ki, "Türkiye'de yaklaşık 40.000 mağara bulunmaktadır. 30'un üzerinde mağara turizme açılmıştır. Bunlardan bazıları İn suyu, Ballıca, Karayin, Yarımburgaz mağaralarıdır. Aşağıdakilerden hangisi bu mağaraların yer aldığı illerden biri değildir? Hocam bunları ezberleyin mi? Bazı temel şeyleri bilmemiz gerekiyor dostlar. Ben ne diye anlatmıştım size hatırlarsanız? Mağaraları biz bir karstik oluşum olarak konuştuğumuzda aynı zamanda bir turizm değeri olarak da sorulur. İile eşleştirmesi yaparlar. En basitinden birkaç tane mağarayı bilin demiştim. Ya da bir şelale sorulduğunda birkaç tane meşhur şelaleyi bilin demiştim. Bunlar önemliydi. Peki o zaman ben bunlara baktığımda Yarımburgaz mağarası nerede? İstanbul'da bulunan ve 250.000 yıl
45:10 öncesinden kalma. Hani o Türk sinemasındaki filmlerin açıl, susama açıl mağaraları vardı ya demiştik İstanbul'a çekilmiştir. Onlar işte bunlar yarımburgaz mağaralarıdır. Karayın Mağarası deyince Antalya'da ilk insanın yaşadığı yerdir. Yani Anadolu'daki ilk insanın en eski kemiği mağara yaşamı. Ta paleolitik dediğimiz 500.000 yıl öncesinden itibaren Karayın Mağarasına yerleşim vardır. Ballıca mağarası dediğimiz hani bunu bilen demiştim yaşlıdır. Tokat tütünleriyle bilinir. Ballıca cığarası diye bir tane sigarası vardı. Böyle böylece yazılırdı. Ballıca diye. Heh. O Ballıca tütünleri yani Tokat tütünlerine bağlı Ballıca sigarasının adı Ballıca mağarasından gelmektedir. Oranı yerel değerini tanıtmak için o Tokatladır. İn suyu mağarası dediğimiz arkadaşlar Burdur'da bulunan mağaradır. Hocam Burdur İn suyuunun özelliği ne? Turizme açılan ilk mağara. Açılan ilk mağara. Bu
45:57 özelliğiyle sorulabilir. O yüzden unutma. Burdur suyuna artı bir yıldız koy. Karayine ilk insanın yaşadığı yer diye bir artı koy. Bunlar içerisinde İstanbul var. Tokat var, Antalya Burdur var. Peki Gümüşhane var mı? Yok. Peki Gümüşhanedeki mağarayı ben size ne diye anlattım? Gümüşhanedeki mağaranın adı Karaca. Ben de bunu şöyle anlattım. Karaca mağazalarını düşünün. Karaca markasını düşünün. Bunların çatalgaşık bıçak setini düşünün. Karaca mağarası yani Karaca demiştik. Mağazalarında. Mağaralarında. Mağazalarında çatal, kaşık bıçak. Ne takımlar? Gümüş takımlar. İşte gümüşhanedeki karaca takımları. Anladın mı? Bak oradaki ipucunu, Karaca markasını düşünüyorsun hemen. Karaca deyince gözünün önüne Karaca mağazası gelsin. İçeri girdim. Gümüş, çatal, kaçık bıçak alacağım
46:43 dedim. Gümüşlük alacağım dedim. İşte gümüşhane karaca. Tamam. Dolayısıyla sınavda da böyle sorulduğunda hangisi verilip verilmediğini eleyebilirsiniz. Neymiş? Kim o yokmuş? Burada cevap B'ymiş. Gümüşhane Karaca verilmemiş. Diğerlerinin illeri verilmiş. Evet, KPS'nin son sorusuna geldik dostlar. Hadi bakalım bize ne demiş. Çok eski çağlardan beri kullanılan yumuşak ve metalik bir madendir. Geçmişte şu şahsı yapımında ve silah yapımında faydalanan bu madenin kullanım alanı bugün çok fazladır. İyi bir iletken olan bu maden elektrik santrallerinde ve kablo yapımında kullanılır. Şimdi ne anlattı bize? İletkendir dedi. Kolay işlenir dedi. Anadolu'da ilk işlenen madenlerden biridir. Elektriklerde kablolarda falan diyorsa bu bakırdır dostlar. Bakır kablo çalarlar. Hurdacılar. He oradan biliriz. Hangisi
47:28 bu madenin çıkarma alanlarından biri değildir? Bakır deyince biz şunu söylüyorduk. Demiştim ki bakır en fazla Karadeniz bölgesinde bulunur. Bunlar içerisinde Kastamonu Küre. Neden hocam önemli Kastamonu Küre? Çünkü en fazla bakırın bulunduğu yer Kastamonu Küreydi. En çok rezerv yani bugün bizdeki rezervin en fazla olduğu yer burası. Bir diğeri neresiydi? Artvin Murgul. Aynı zamanda çıkarılan bakır işlenir. Bir de Rize Çayeli. Rize Çayelind'eki köyün adı da maden köydür. Zaten adını buradaki madenden alıyor. Rize Çayeli Madenköy. Hocam bu karı aldım o zaman. Murgul var. Bak aldım. Murgul var. Kürev var. Çayeli var. Bunun yanı sıra kimler var? Diyarbakır'da var mı hocam? Eyaten adı üstünde bakınız bakır diyarı demektir. Neresi Diyarbakır'da? Ergi. Diyarbakır'ın
48:15 Ergani ilçesinde bu Bakır madeni var. Ergani'de var. Peki Bergama'ya geldik. Bergama nerenin ilçesi? İzmir. Peki biz İzmir'de hiç bakır konuştuk mu? Hayır. Peki İzmir Bergama burada bulunan özel bir maden sahası vardı. Ovacık 2001 yılında açılan ilk altın madeni diye anlattım. Altın madeni işte Bergam Ovacık'ta bulunan şey altındır. Hani İzmir'in altın kızları falan vardır ya böyle he fönlü fönlü böyle [kahkaha] ha onlardan yola çıkın. İzmir'in altın kızları deyin. İzmir Bergama'yı görünce aklınıza altın gelsin. Tamam. Böyle de bir kodlama vermiş olayım. Şimdi beni şeylere takmayın. CK'nin kollarını [kahkaha] önler mönler İzmir'in altın kızları derken bir de oradan hiç yemeyim.
49:01 Yemediğim yer kalmadı zaten. Bir orası vardı diye. Bir de şurası. Neyse hadi bakalım. Evet dostlar ne yaptık böylelikle? Dur şimdi kendimi şöyle bir tam göstereyim. Ne yaptık? 18 soruluk KPS denememizi tamamlamış olduk. Şimdi gelin hadi 8 diyorum bak. Tövbe ya Rabbi. Vay rahmetli. 8 soru. Eskiden 6 soruluk AGS kısmımıza geldik. Bakalım AGS'de ne gibi sorular bekliyor bizi. Evet, geldik 3 Ocak 3. hafta AGS denememizin sorularına 6 tane hızlıca bitecek zaten. Delta ovaları akarsular tarafından taşınan malzemelerin akarsu ağzında biriktirmesiyle oluşmaktadır. Aşağıdaki ovalardan hangisinin oluşumu bu bilgiyle açıklanamaz. Bizim delta ovalarımızı görürken biz ne diye formülize etmiştik bunu? 2 x 2 = 4.
49:47 Deltalar bunlardı. İki tane Orta Karadeniz'de vardı. Bafra ve Çarşamba. Burada Kızılırmak tarafından oluşturulan Bafra'yı vermiş mi? Vermiş. Şuraya geldiğim zaman Çarşamba Yeşilırmak tarafından oluşulan Çarşambayı vermiş mi? Vermiş. Buradaki İliliden Çukurova var mı? Seyhan Ceyhan tarafından oluşulan var. Burada da Selçuk vermiş hocam. Selçuk nerede? İzmir'in ilçesi değil mi? Selçuk. He. Ya da diğer de Aydın'ın hemen Kuş Adası. Ya demiştik İzmir Selçuk diye sorabilir ya da Aydın Kuş Adası diye sorabilir. Bu Küçük Menderes Nehri tarafından oluşturulan bir delta. Ege'de bulunur. Peki hocam buradaki elmalı kim? Elmalı arkadaşlar bizim takkem diye kodladığımız kod içerisinde yer alan bir obadır. Kim? Burdur Tefenni. Denizli Acıpayam. Korkuteli Antalya. Kestel Burdur. Elmalı Antalya ve Muğla
50:33 ovalarıydı. Bunlar da takdem diye bildiğimiz. O zaman Elmalı bizim ne ovamız? Bir karstik ovamız. Ancak bu bize ne demişti? Hangisi bir delta değil demişti. Biz de o zaman karstik olanı bulduk. Cevap B seçeneğidir dedik. İlk sorumuzda attık Cebe. Geldik ikinci sorumuz. Bir iklim sorusu. Demiş ki, "Sıcaklık ortalamalarının durumlarına yol açan faktörler aşağıdakilerden hangisinde doğru eşleştirilmiştir? Ankara'da Erzurum'dan yüksek olmaz." Şimdi Ankara ile Erzurum'u düşündüğüm zaman şöyle Ankara burada, Erzurum burada. İkisi de karasal olduğuna göre Ankara ile Erzurum arasındaki sıcaklık farkında Erzurum'un daha soğuk, Ankara'nın daha sıcak olmasına yükselti etkili olmuş olabilir mi? Evet hocam olmuş olabilir. O zaman bir yükselti olacak. Bu Y yazdım. Çanakkale'den.
51:20 Çanakkale de Ankara'dan yüksek olması. Hemen gittim Çanakkale'ye. Çanakkale dediğim yer denizel bir yer değil mi? Ankara Karasal değil mi? Hocam bu ikisi arasında denizellik karasallık farkından kaynaklı bir durum söz konusu olabilir mi? Olabilir. O zaman buna denizellik, karasallık gibi bir şey yazayım. Fark ama Çanakkale'nin daha yüksek olması derse karasallık yazmayayım. Çünkü Çanakkale'yi yüksek sormuşsa denizel olduğu için diye alayım. Antalya'da Çanakkale'den yüksek olması. Şimdi Antalya'yı düşündüğüm zaman Antalya aşağıda, Çanakkale yukarıda. İkisi de deniz kenarında mı? Evet. O zaman yükselti farkı 0. İkisi de deniz kenarında olduğuna göre denizellilik nasıl? Eşit. E peki geriye tek ne kaldı burada? Enlem. O zaman 3üncü enlem. İlki yükselti olacak. Bunda var. Gitti.
52:07 Gitti. Bunda var. Gitti. İkincisi nemlilik olacak. Denizellik ya da diğer adıyla. O zaman baktım ikinci enlem demiş gitti zaten. Bu gitti bu gitti. İkinci nemlilik gördüm. Tamam o zaman bu gitti. Bu gitti üçüncü enlem olacak. O zaman geldim yükseltilmiş nemlilik burada enlem. O zaman 1 numarada yükselti farkı 2 numarada denizellik ya da nemlilik diğer adıyla 3üncü numarada enlem olanı seçtim. Cevabımız D seçeneği. Tamam. Böyle güzel sorular. Bunlar da sıklıkla en çok sorulan soru tipler olur dostlar. Şimdi geldim 3 numaralı sorumuz. Demiş ki bize, "Aşağıdaki haritada Türkiye'de yetiştirilen tarım ürünlerinden birinin dağılı gösterilmektedir. Bu tarım ürünü ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez? Öncelikle bu tarım ürünün kim olduğunu çözmem lazım ki onun ne
52:52 olduğunu söyleyeyim diye. Hemen yörelere dikkat edersem Edirne Meriç boylarında Meriç ırmağı boyunca bir yoğunlaşma görüyorum. Edirne Meriç boylarında bir yoğunlaşma varsa biz buna ne diyorduk arkadaşlar? Çeltik. Diğer adıyla pirinç. Aynı zamanda bakın Balıkesir Gönen çevresi demiştik. Aynı zamanda Kastamonu Tosya Osmancık aynı zamanda Bafra Çarşamba, Terme pirinci dediğimiz bu yöreleri zaten yoğun olarak taramış bize. Zaten benim en büyük ipucum Edirne'nin olduğu yerin verilmesi. Edirne verilmese zaten pirinci soruyordur Meriş'ten dolayı. O zaman bakıyorum pirincin özellikleriyle ilgili hangisi söylenemez? Akarsu boylarında yetiştirilir. Evet demiştik. Pirinç sulak ve bataklık alanlarda suyun içerisine yetişir. Yetişme döneminde bol su ister. Doğru. En çok yetişilen tahıldır. Bir dakika ya. Tahılları şöyle bir
53:37 hatırlayayım ben. Buğday, arpa, mısır, yulaf, çavdar, çeltik. Şimdi bunların içerisine baktığım zaman biz ne düşmanıydık? Ekmek düşmanıyız, değil mi? Ekmek ve makarna düşmanıyız. Hani pandemide demişti ya, "Makarna bitiyor diye hep saldırmıştık marketlere de. Makarnacılar Birliği şöyle bir açıklama yapmıştı. Don't panic. Sizi makarnaya boğarız." diye bir ifade vardı. En çok yediğimiz un ve makarna. Yaklaşık 20 milyon ton makarna ve ekmek yiyoruz. Pasta yiyoruz tabii ki de. O zaman en çok üretilen tahıl kim olsa gerek? Buğday olsa gerek. Değil mi? En çok yetiştirilen tahıl mısır şey pardon çeltik değil buğdaydır. Buna dikkat.
54:24 Üretimi devlet denetimindedir. Evet. Bataklık ve sulak alanlarda sıtma hastalığı yaydığı için demiştik. Bunun üretimi devlet kontrolündedir. İthalata konu olmaktadır. Bize de pirinç yetmiyor. Çünkü yapılan pilavlar lapuyor. O yüzden ne demiştik? Pilav yetmiyor, pirinç yetmiyor. Dışarıdan biz ithal pirinç aldığımızı görüyoruz. Dolayısıyla da yanlış olan cevabımız ne? C seçeneği dedik. Affedersiniz. Sona doğru geliyoruz. Az kaldı. Bir iki öksürükle ben bu işi tamamlarım. Türkiye ile Yunanistan arasında gerçekleştirilen nüfus mübadelesiyle yaklaşık 400.000 Türk Türkiye'ye göç etmiştir. Mübadeleyi hatırlarsınız. Yani katıldığınız anlamında hatır ben de hatırlamıyorum böyle bir şey. Şöyle hatırlarız. Nüfus mübadelesinde yani Yunanistan'la yapılan mübadele Lozan kapsamında denilmiştir ki
55:09 bize İstanbul'daki Rumlar ve Batı Trakya'daki Türkler hariç mübadele uygulanacaktır. Gelen gidenler olmuştur. 400.000 kadar da Türk Batı Trakya dışından Yunanistan, Bulgaristan bölgesinden çıkıp gelmiştir. Peki burada bu göç türünde aşağıdakilerden hangisi doğru eşleştirilmiştir? Şimdi buradaki olay süresine göre geçici miydi? Yani bir mevsimlik, işçi göçü şeklinde mi değerlendirelim? Yoksa bir artık geri dönüş olmayan bir süreklilik miydi? Süreklilikti değil mi? O zaman geçici olanları ele. Peki bu olay nedenine göre bir siyasi, ekonomik, sosyal, ekonomik, siyasi bunlardan hangisiydi? Ülkeler arasında yapılan mübadele gibi durumların hepsi arkadaşlar siyasi bir Lozan anlaşması var ortada. O zaman bu bir ekonomik geliş değildi. Bu bir sosyal olarak hani sıkıldım burada
55:56 duramıyorum geleyim değildi. Ekonomik değildi, siyasiydi. Peki istek durumuna göre buradaki bakın dikkat edin. Batı Trakya'daki Türkler ve İstanbul'daki Rumlar hariç mübadele uygulanacaktır. Toprağını bırak, evini bırak ve git. Bireylerin isteği dahilinde mi? Hayır. Bireylerin isteği dışında. O zaman isteğe bağlı değil. Zorunlu. Zorunlu. Ama diğerleri uymadığı için eledim. İsteğe bağlı değil. O zaman yapılma bakımından sürekli, yapılma nedenine göre siyasi, istek durumuna göre daimi zorunlu bir göç hareketidir. Göçlerle ilgili bu tip durumlara dikkat edin. Böyle bir soru sorulduğunda hani mesela şöyle deseydi bize. Çukurova'ya pamuk toplamaya çalışan işçi, giden işçi. Şimdi Çukurova'ya pamuğu at giden bir işçi düşün. Adıyaman'dan kalkmış
56:43 Çukurova'ya gitmiş. Şimdi bu kişi yapılma şekli bakımından hani zorunlu mu gönüllü mü? İşçi olduğu için gönüllü. Süresine göre daimi mi geçici mi? Pamuk toplamaya gitmişse mevsimlik geçici. E baktığın zaman istek durumuna göre dedik kendi ama nedenine göre sorarsak niye göç ettin dediğimde ekonomik diyor para kazanmak için. İşte böyle böyle ayır dediniz. O sorular karşımıza böyle çıkacaktı. Tamam mı dostlar? Geldim 5 numaralı sorumuza. Demiş ki, "Aşağıdaki haritada bazı alanlar numaralandırılarak koyu renkle gösterilmiştir. Hammaddeye yakınlık durumu dikkate alındığında bu alanlardan hangisinde şeker sanayisinin gelişmesi beklenmez? Şeker üretimi için biz şunu söylemiştik. Şeker iç bölgelerde olur dostlar. İç bölgelerde. Neden iç bölgelerde? Çünkü kıyı bölgelerinde
57:28 demiştik. Özellikle mesela Doğu Karadeniz'i hiç dikkate almayın. Doğu Karadeniz'de şeker üretecek kadar büyüklükte bir tarım arazi yoktur. Diğer kıyı bölgelerine baktığımızda mesela Batı Karadeniz'de şurada sadece Kastamonu istisna. O da iç bölgeleri. Büyük oranda Batı Karadeniz'i gördüğünüzde yani 1 numaralı Zonguldak çevresini falan gördüğünüzde Karabük Zonguldak buralarda tarla yok. Burada da zaten taş kömürü ön plana geçer. Burada 1 numaralı yerde şeker olmaz. Peki diğer yerlere baktığımda hocam 5 numaralı yer Erzurum Kars. Var mı hocam? Şeker var. Erzurum'da da Kars'ta da şeker fabrikası vardır. Şeker aslında soğuğa dayanıklı bir üründür. Soğuğu seven bir üründür. O yüzden yetişir. 2 numaralı Elazığ Malatya çevresi buralarda şeker vardır. 3 numaralı Konya çevresi en fazla şeker fabrikalarının olduğu yerdir. 4 numaralı Uşak Kütahya çevresi zaten ilk şeker fabrikası Uşak Alpulu'da başladı. Burada
58:15 vardır ama bir numaralı yer Batı Karadeniz dediğimiz gibi oralarda şeker fabrikası aramayın. Ha hocam bir de nerede aramayın? Güneydoğu'yu verirse burada da arama yine aklında bulunsun. Ve geldik son sorumuz dostlar. Bakalım bize ne diyor. Türkiye'de dağların doğu batı yönünde uzanması kuzey güney yönlü ulaşımda köprü, tünel ve geçitlerin daha çok kullanmasına neden olmuştur. Aşağıdaki şehir çiftlerinden hangileri arasındaki ulaşım bu duruma örnek gösterilemez? Antalya ile Isparta arasına geçerken biz haliyle geçit ihtiyaç duyar mıyız? Çünkü Antalya kıyı kuşağında, Isparta iç bölgede. Burada da Toroslar var, değil mi? O zaman geçit ve tünellere ihtiyaç duyulur. Adana'dan Niğde'ye geçerken Adana kıyıda, Niğde burada. Burada da
…