0:16 Selamlar. Hoş geldiniz. Önemli bir konuyla beraberiz. Nedir? Süre problemi. Özellikle sınırınıza bu kadar az zaman kala. Hepinizin aslında içten içe en çok stres yaptığı şeylerden birisi de zamanı yetiştirememek. belki yetiştiremeyeceğinizi düşünmek veya bununla ilgili de nasıl bir aksiyom alacağınızı. Ya şeyi biliyoruz. Mesela ders çalışmalıyız. Evet. Şu konun eksikse, bu hatan varsa bunları çalış, bunları kapat diye söylüyoruz ama süre problemi genelde gündeme gelince hep ne olur? Sürene dikkat et olur. Havada kalır, geçilir. İşte süreyi idareli kullan. E tamam da ne yapacağım? İşte bazı teknikler vardır. Turlama yaparsınız vesaire vesaire. Ama yine söylüyorum süreyi iyi kullanmak ne demek veya süreye adapte olmak ne demek? Bununla ilgili çok fazla bir çalışma yapmıyorsunuz. Çok da bunu düşünmüyorsunuz. Çünkü ben de öğrencilik döneminde çok bunları düşünen birisi
1:02 değildim. Bana göre nedir? Çok fazla ben soru çözersem, çok fazla örnek tipi görürsem, çok fazla soru tipi görürsem zaten hızlanırım. Gerek yok bir şey yapmaya. Ne kadar çok çalışırsam zaten o kadar hızlanacağım. Hall olacak diye düşünüyordum. Hatta bununla ilgili şöyle bir örnek vereyim size. 11. senemde ben 11. sınıf senemde dershaneye gidiyordum ve dershanemizin karşısında bir kırtasiye vardı. Bu kırtasiyede senelerce bizim dershanedeki hocalar notlar bırakmış. İşte dershane ödev verirse oradan alırız. Dershane bir şey yaparsa oraya verilir hoca oradan alınır çıktı. O tarzda ilerliyor. Oradaki kırtasiyede de adam yani 1950 mi 60 mı artık neyse üssem ne SS'si hepsini böyle toplamış. Tüm seneleri toplamış ve KPSS'sini AL'sini
1:48 hepsini dahil edildi arkadaşlar. TYT tabii o zaman TYT yoktu. YGS'si, YGS'deki edebiyattaki, LYS edebiyattaki bazen o diğer sorular hepsinden bir klasör yapmış ve sadece paragraf klasörü. Bu 7.000 küsür sayfa böyle hatırlıyorum ben onu 11'de almıştım. Böyle bir kitaptı ve sürekli oradan her gün bir tane paragraf çözeceğim şöyle olacak. Her gün bir tane paragraf çözeceğim böyle olacak diye kendimi şartlıyordum. Bakın benim maalesef öğrenme modelim bu. Ya bu hatalı. Süre de az kaldığı için hatalı. O yüzden üstüne bastırıyorum. bir şeyi kendim hayatımda öğrenmek istiyorsam çok fazla kez o şeyi yapmam lazım. Çok fazla kez uygulamam. Çok fazla kez hata yapmam lazım. Bu da hep hayatımda beni zora sokuyor. Çünkü insan ilişkilerine de ben maalesef böyleyim. Hani aile bireyleriniz, anneniz babanız uyarırsa
2:34 oğlum şunla arkadaşlık etme. Oğlum şuna şu iyiliği yapma. Yaparsın. Bir ay sonra dilin yanar. Anne baban ben sana demiştim der. Tamam dedin de işte ben kendim yapacağım. O pisliği kendim yemeyince anlamıyorum. Benim yapmam lazım. Maalesef öğrenme modelim bu olduğu için ben hep kendime o 7.000 kitabı, 7.000 tane soruyu çözeceğim. İşte hızlanacağım, şu kadar soru görmüş olacağım. Daha kolay çözeceğim. Kendi YGS senemde Türkçede 30 net mi ne yapmıştım yalan olmasın. Hani tamam hepsi paragraf şey değil ama süre bakımından da aman aman bir süreyi geçebilmiş miydim? Hayır arkadaşlar geçememiştim. O kadar soruyu çözmek sadece bak paragraf anlamında. Ben bu videoyu bu arada paragraf için açmadım ama aklıma örnek geldiği için söylüyorum. Bu kadar soruyu görmek, bu kadar çözmek bana hız katmamış. Belki benim beceriksizliğim
3:19 kabul. Ama şunu da söyleyeyim mesela yakın zamanda ALES'e girdiğimde ALES muhteşem bir hız sınavıdır. 50 Türkçe, 50 matematik sorusu çözmeniz beklenir. Ben bugün hiç çalışmamış tempa dahi yine 50 soruların ikisini de görüyorum. Yani 50 matematik, 50 Türkçeyi de görüp çözebiliyorum. Buna vaktim yetiyor. Bu evet o kadar soru çözdüğüm için o kadar fazla soru havuzunda biriktirip hani o artık çok fazla çözüp bir şeylere dair bir deneyim çıkardığım için veya bazı kendi içinde strateji geliştirdiğim için oluyor. Ama maalesef zaten az bir zamanınız var. Zaten bazılarınız hatta çoğunluğunuz son bir sene yoğun tempoda çalışıyor. Çok büyük bir soru havuzunu kafamın içine alayım. Çok fazla soru tipi göreyim. Çok fazla her şeyden çok çok göreyim. Çok konu çalışayım. Çok soru çözeyim. Çok yanlış yapayım, çok
4:05 yanlışın üstüne gideyim, çok deneme çözeyim. Mümkün değil arkadaşlar. Bu kadar vaktiniz de yok zaten. Ben o kitabı aldığımda 11'dim. 2 senede çözdüm ben o kitabı. Her gün bir test, iki test, bir test, iki test çöze çöze bitti. Ama bu örneği verirken bu kaydı yapmadan gece aklıma şey geldi. 2005 senesiydi sanırım ilk doğum günüm. İlk kez PlayStation 2 almıştı ailen bana. doğum günü hediyemdi 2005 senesinde. Bak düşünün bilmiyorum kaç yaşında oluyorsunuz 2005'te ama ben o zaman PlayStation'a hediye gelen ilk Amerika'dan gelen bir oyun vardı. O çekiçenli bir oyun vardı. Şahane bir oyundu arkadaşlar. Hala bazen bilgisayarıma eee kurup emülatör kurup oynamaya çalışıyorum. Bir tane de rallyi oyunu vardı. O ralli oyununda ben hiçbir zaman ikinci bölüme geçemedim. Hep farklı farklı arabalar vardı. Hep onları görürdüm. Oyunun adını da hatırlamıyorum
4:51 çok fazla ama o kadar fazla aynı haritayı defalarca oynadım ki harita evin içi gibi aklımın yerinde, her yerinde ama asla ikinci tura geçemedim. Çünkü orada şöyle bir şey vardı. Belli bir süre içerisinde o yarışı bitirmeniz gerekiyor. Toprak yarışlar olur ya hani ralliler. Öyle bir oyun düşünün. Ve ben çok da becerikli olmadığım, yeni yeni öğrendiğim için, yeni yeni oynadığım için geçememiştim. Nereye bağlayacağım konuyu? Aynı şey sizin bu YKS yarışınız için de geçerli. Sınavı bitirmeniz, bitirmekten kastım tüm soruları çözmek değil, günün sonunda sınavı bitirmenizden bahsediyorum. Ben günün sonunda arabayı bitiş noktasına götürüyordum ama diğer bölüme geçemedim. Sebep? Arabayı bitiş noktasına götürmem değil. Arabayı bitiş noktasına erken götürmem. Verilen sürenin altında götürmem gerekiyormuş. Şimdi düşünüyorum ben oyunu geçmek için belki yine tek
5:38 seferde geçemesem de birkaç kez deneyeceğim ama bu sefer neyi kırmaya çalışacağım? Zamanı kırmaya ve ya diğer yarış oyunlarında da böyledir. Süreyi kırmaya çalışırsınız. Şimdi bu zamana kadar soruyorum. Kaçınız süre için madem ben süreli bir sınava giriyorum o zaman demek ki süreyle yarışacağım o zaman süreyle alakalı bir çalışma yapayım gibi düşünceye girdi. Kaçınız bununla ilgili bir çalışma serg ediyor? Muhtemelen çoğunuz düşünmedi. Zaten diyorum ya kendi öğrencilimde de öyle de ben çok soru çözersem yeter. Deneme çözmeye çok ihtiyacım yok. Ben çok fazla YGS matematik soru bankası çözerim. LYS matematik soru bankası çözerim. 56 soru bankası çözerim. Çözdüm hepsini ama denemede istediğim gibi zaten yaparım. süremde yeter. Öyle bir dünya yok maalesef. Şu anda öyle bir dünya hiç yok. Sizin bol deneme çözmeniz lazım.
6:23 Şimdi süre konusunu konuşuyoruz ama bu denemeye de atıfta bulunmuş olayım. Çok fazla soru bankası çözmek artık sizleri deneme noktasında yeterince ileri taşımayabilir. O yüzden sizin denemelerinize ağırlık vermeniz gerekiyor. Peki bunun süre tutmakla ne alakası var? Öncelikle sınav anında sabit kalıyorsunuz ve sınav anı psikolojisi diye bir şey var. Ben o 7.000 sayfalık kitabı boşuna örnek vermedim. O kadar soru çözmüşsün. Sınavda yönetebiliyor musun? Demek ki yönetemedim. Sebep düşünün iki tane 3 tane soru geliyor arka arkaya. Üniversite sınavınızdasınız. İkisini de yapamıyorsunuz. Ne yapacağınızı bilmiyorsunuz. 4 3üncü ya da 4. soru çok basit bir soru bile olsa o iki soruluk demotivasyonunuzla dünyanın en dandik sorusunu bile belki çözemeyeceksiniz ve iyice yerde bir olacaksınız. Tamam bu en kötü şeydir. Belki denemenizde yaşamışsınızdır. Ya çözemiyorum deyip
7:09 diğer konuya geçip işte bir hani konu değiştirip sonra geri gelip kaldığınız yerden devam ederken yine o içsel motivasyonla o deneme bazen çöp olur. Yaşamışsınızdır mutlaka. Bunların olmaması için bir kere her soruya başladığınız zaman işte bu psikolojiye de hazır olmanız lazım. Sınavı iyi yönetmek diye buna deniyor. Bazen derste biz yaşıyoruz. Öğrencilerim soru soruyor. Ben o soruya eee bunu da eklemiş olayım. Benim mesela öğrencilerim bana soru sorduğu zaman beklentim nedir? Ya da beklentisi nedir öğrencinin benden? Soruyu ona doğruca çözüp anlatmam. Hızla ilgili bir şey var mı? Yok. Bazen ben bazı soruları çok kolay bir olsa 3-4 dakikada zor çözüyorum. Bunları hiç saklamaya, gocunmaya, çekime gerek yok arkadaşlar. Bazen uzun sürüyor. Sebep çünkü ben uzun süredir anlatıcı rolündeyim ve benim amacım bir şeyleri anlatmak, öğretmek.
7:55 Hız yapmak olmadığı için kendi başıma bile bazı soruları çözerken 5 10 soru bazen bir saatimi alıyor. Niye? Yaylanıyorum, düşünüyorum. Çok düşünüyorum. Çok üstüne yatıyorum. Tamam. Hani diyeceksiniz belki ben biraz daha öğretmen bakış açısıyla bakıp soruyu eşeliyor da olabilirim ama günün sonunda benim evrildiğim nokta burası. Neden böyle oldu? Çünkü benim sürat yapmak gibi bir amacım yok ve sürat yapmadığım biçe gittikçe yavaşladım. Sizde de aynı şey geçerli. Sizin amacınız sınavı doğru çözmek. Cepte kabul ama hızlı bir şekilde doğru çözmek. O yüzden bu oturma örneğine geri geleyim. Sınav örneğine de geri geleyim. Siz o psikolojiyle hatalı yapabileceklerinizi de göz önünde bulundurarak işte böyle esneyeyim, geriniyeyim bazen deneme çözerken yapıyorsunuz ya süre tutmadan mesela alan denemesi süre tutmadan çözeyim birkaç sorusuna bakayım bir laboya gideyim bir çay koyayım biraz daha
8:41 gerineyim esneyeyim bir müzik açayım telefonda yalnız bunlar olmamalı artık az zaman kaldı ne yapıyorsanız o sınava anındaki ciddiyetinizle yapmanız gerekiyor. Ben artık öğrencilerime şunu söylüyorum. Mesela Zeynep diye bir öğrencim var. Zeynep her biz 2 saatlik aralıksız kopuksuz ders yapıyoruz. Ben mola vermiyorum derslerimde. Benim derslerim 120 dakika sürüyor. Özel derslerim. O 120 dakikada Zeynep 1 saat 40 dakika tam 100 dakika 100 101 102 sayın hiç şaşmadı. Yaklaşık 30-40 kez Zeynep'le toplam ders yapmışızdır. 1 saat 40 dakikada Zeynep dağılıyor. Böyle bitiyor yani yoruluyor. Cevaplar çok saçmalaşıyor falan. Bunun sebebi o oradan sonra yoruluyor artık. Biz bunu biliyoruz ve o noktaya gelmeden önce birazcık S veriyoruz. Kendisi de artık bunun farkında. Çalışırken mutlaka 1 bu5
9:27 saatten sonra bir mola koymaya çalışıyor ve çok daha verimli hale getirdik bunu. Sizin de bunları kendi noktanızı geldiğiniz yerde şeye mesela biraz karşıyayım ben. 50 dakika çalışıyorum, 20 dakika ara veriyorum, 10 dakika ara veriyorum. Sınav anında bu araları veremeyeceksiniz. Bu noktadan sonra illa yapın demiyorum ama sizin sürekli kaldığınız, masa başında kaldığınız ve masa başında odaklı kaldığınız süreyi de arttırmanız gerekiyor. Yani bu odaklı kalmaktan kastım şu: Ben 3 saattir oturuyorum böyle. Olay o değil. Sen 3 saattir otururken ne kadar verimle çalışabildin? Sen o 3 saatte ne kadar elini telefonunu atmadan, bir müzik açmadan, bir kuru yemişinden yemeden, çayından, kahvenden içmeden bunları yapmayın artık. Masanızı böyle doldurmayın. Sınav anındaymış gibi hiç dikkatinizi dağıtmadan götürebildiniz. İşte bu önemli. Ve artık kaç dakika çalışıyorsanız bence 50 dakika limit
10:12 koyuyorsanız bence bunu artık 55'e çıkarın ya da 60'a çıkarın önemli değil. Yavaş yavaş kaldığınız ve odaklı kaldığınız süreyi arttırmanız gerekiyor. Şimdi bu bana nasıl hız kazandıracak ya derseniz bu asıl hızı kazandıracak anahtar şey değil. Bu zaten yapmanız gereken şey. Yavaş yavaş bence çalışma sürelerinizi arttırıp tamam mı? Çünkü sınavında hep uzun kalacaksınız, sabit kalacaksınız. Yapamadığınız soruların psikolojisiyle boğuşacaksınız. Bunları deneyimli, bunların üzerine strateji geliştirmeniz lazım. Strateji derken şu değil ya. Hatal yaptım, ne yapayım işte şun ne bileyim böyle bir gerineyim modum değse öyle bir şey değil. Hatalı yapsanız da o psikolojiyi bozmadan devam etmek. Benim de ders oluyor. Öğrencilerim 2iü soru soruyor. Bazen çözemiyorum. Takılıyorum. Ulan 4üncü soru geliyor. Kıytır dandik bir soru ama o motivasyonsuzlukla ya diyorum
10:57 öğrencilerim soru soruyor. Hemen cevap veremedim biraz böyle moralim bozuluyor. Kendi içimde kavga ediyorum. Nasıl çözemiyorsun falan. E diğer soruyu da mahvediyorum. O yüzden bunları da yapmamamız lazım ve bunları deneye deneye öğrenmemiz lazım. Şimdi gelelim hızı asıl ne kazandıracak? Lisedeyken benim matematik hocam bu öneriyi vermişti fakat ben o zamanlarda çok fazla uygulamamıştım. Keşke uygulasaydım büyük bir pişmanlıktır. Çok soru bankası çözüp ilerleyerek ben çok soru görsem hallederim diyerek diyorum ya kendi öğrenme stilim bu hayatta fazla yapsın. Büyük bir veri verelim. Büyük veri üzerinden kendi çıkarımlarını elde edip devam etsin. Maalesef bu zeki insan işi değildir. Kendime burada iğneyi batırayım. Çünkü zeki bir insan başkalarının hatalarından da ders çıkarmayı bilmeli. Bende böyle bir çok fazla bir opsiyon yok demek ki. Ben birazcık aptalım. Ben biraz daha kendi
11:42 hatalarımı yapıp üzerine sonuçlar çıkarıp devam ediyorum. Ama bak direkt işte direktifi veriyorum. Burada siz akıllı olun. Bu hatayı ben yaptığım için doğrudan size söylüyorum. Siz bu araba yarışı oyunumdaki gibi belli bir sürede bitirecekseniz o zaman buna adapte olmaya başlamanız lazım. Nasıl oluruz? Ne çalışıyorsanız bugün alan denemesi de çözseniz, herhangi bir branştan test de çözseniz, ne yapıyorsanız yapın arkadaşlar mutlaka süre tutarak yapmanız gerekiyor. Neyi çözüyorsanız çözün. Ben bundan sonra çözeceğiniz her soru için 10 soru bile çözüyorsanız mutlaka bir süre tutup 10 dakika, 12 dakika, 15 dakika size kalmış. İstiyorsanız 20 dakika yapın. Yavaş yavaş süresini azaltmaya başlayın. Ama sürekli çözerken hadi hızlı süre azalıyor. Hep bu motivasyonda olmanız lazım. Bu yemin ederim size bakın ben bazı öğrencilerimle çalıştığımda bu konuyu söylediklerimde ocağın başıydı hatta
12:29 Ocak'ın ilk haftalarıydı. Aynı konuşmayı yaptık ve bir aydır süre tutarak çalışan bir aydır ders çalışmak eee esnasındaki süre tutmaktan bahsetmiyorum. Soru çözerken, deneme çözerken, test çözerken artık 10 soruluk paragraf bile çözerken, 15 soruluk bir matematik testi bile çözerken hepsinde süre tutarak ilerleyen öğrencilerim şu an çok daha rahatlar. Bir kere psikolojik olarak rahatlar. Çünkü buna adapte olmaya başladılar. Sizin için de ne çözüyorsanız çayımı kahvemi koyayım, bir yaylanayım, bir yudumu alayım, işte bir müziğimi değiştireyim, kulaklığımı takayım, bunları yaparken bu harcayacağınız dikkat dağınıklıklarını bir kenara koyup es geçip tamamen odaklı benim bir sürem var. Bu kadar sürede bu haltı bitirmeliyim. 10 soru biyolojim var. 10 sorusunun 10 dakikada bitirmeliyim diyerek sürekli kendinizi sıkıştırarak, hızlanarak çözmelisiniz. Bu size ciddi
13:15 söylüyorum. ik hafta sadece deneyin. 2 ya da 3 hafta deneyin. Yavaş yavaş o mentale girdiğinizi, hissettiğinizi anlayacaksınız zaten. İşlemleriniz hızlanacak. Yaptığınız, düşündüğünüz şeyler bile daha kestirme yolları bir şekilde gitmeye çalışacak. Nereden biliyorum? Çünkü ben kendim bir soruyu açıklamaya çalışırken çok fazla şey düşünüyorum ve çok ağır açıklamaya başlıyorum. Çok geç kalıyorum. Tamam hani bu benim mesleğim gereği ben öğretme amacıyla yaptığım için kabul ama sizde bunu kabul etmeye kalkarsak çok uzar. Ya ben kendim mesela en son üniversite sınağına girdiğimde de sorulara bakmak için orada tüm matematiği yine 60 dakikadan fazla çözmüştüm. Yaylana yaylana çözdüğüm için oluyor. Bu yanlış. Mesela bir öğrenci bu kadar çözerse az vakti kalır. O sebepten ötürü sizin bunları yaparken hep kendinizi bastırmanız, sıkıştırmanız ama bu strese sokacak kadar değil. Hadi
14:01 biraz daha hızlı baktığınız yetişmiyor. 5 dakika daha koyalım. 15 dakika değil de limit 20 dakika olsun gibi. Bunları deneyin ve dediğim gibi oturma sürenizi arttırmaya çalışarak, odak sürenizi ve sizin dikkatinizi dağıtan şeyleri azaltarak, buna da ek olarak ne çözüyorsanız çözün süre tutarak, kendinizi biraz daha psikolojik baskılayarak denediğinizde sadece 2 hafta, 3 hafta süre tanıyın ve görün bakalım fark nasıl oluyor. Benim paylaşacaklarım bu kadar. Sınava kadar yine sizlerle bu şekilde rehberlik videoları yapmayı, konuşmayı çok istiyorum. Bunlara çabalıyorum. Yorumlarınızın hepsini okuyorum. O yüzden herhangi bir konuyla alakalı yorumunuz varsa, düşüneceğiniz, konuşmamızı istediğiniz, tartışmamızı istediğiniz bir şey bunları yorum olarak belirtin. Videoyu beğenip paylaşmayı da lütfen unutmayın. Hala gayet güzel bir süre var. Çalışmalarınızı hiç moralinizi bozmadan, kafanızı atmadan, ne yapıyorsanız yapmaya daha sıkı bir
14:47 şekilde devam ederek götürün lütfen. Sizleri seviyorum. Güzel bir sene olacak. Hiç merak etmeyin.